Ana Sayfa Blog Sayfa 1377

Ankara’da köylüler bölgelerinde maden ocağı istemiyor: Gelecek kuşakların hakları da yok sayılıyor

Ankara’nın Beypazarı İlçesi’ne bağlı Uruş Mahallesi sınırları içindeki Güdül İlçesi’nin tarımsal üretim alanlarının yakınında açık maden ocağı yapılması planlanıyor.

Bölge halkı, sivil toplum kuruluşları ve çeşitli kurumlar bölgelerinde maden ocağı istemediklerini ifade ediyor.

Dava açıldı

Köylüler, Güdül İlçesi’ne bağlı Kırkkavak, Tahtacıörencik, Kayı, Kavaközü, Karacaören, Taşören, Adalıkuzu, Garipçe, Özköy mahallerinin yakınında hayata geçirilmesi planlanan bu projenin bölgedeki tarım ve hayvancılığı etkileyeceği gibi, insanların sağlığına da tehdit oluşturacağını ifade ediyor.

Öte yandan, Uruşlular Derneği, Tahtacıörencik Köyü Güzelleştirme Yardımlaşma ve Kalkındırma Derneği, Uruş muhtarı Murat Uz ve Tahtacıörencik muhtarı Sebahattin Araç, Ankara İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü’nün proje için verdiği “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir” kararına karşı, Ankara İdare Mahkemesi’nde, kararın iptali ve yürütmesinin durdurulması için ortak bir dava açtı.

‘Eşsiz bir doğal zenginlik barındırıyor’

Maden ocağı projesiyle ilgili yapılan basın açıklamasında, projenin yapılması planlanan alanla ilgili şu bilgilere yer verildi:

Tesisin planlandığı alan, DSİ’nin tarımsal yatırımlarının sulama alanlarının ortasında kalıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından arazi toplulaştırma çalışması da yapılmış olan bu bölgede fiilen tarımsal üretim gerçekleştiriliyor, yakındaki meralarda büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar otluyor. Planlanan tesisin etki alanı içinde birçok arı kovanı da var.
Kayaköz deresi yatağı ve çevresi birçok canlı türünü barındıran bir orman ekosistemi oluşturuyor. Alanın yakınındaki bölgelerin ayı, kurt, geyik, domuz, çakal, porsuk, tilki, kara akbaba gibi birçok hayvanın doğal yaşam alanı olduğu da biliniyor. Üstelik, planlanan tesis alanının 70 metre yakınında bir arkeolojik sit alanı da bulunuyor. Kısacası alan ve çevresi eşsiz bir doğal zenginlik, çok büyük bir tarım-hayvancılık potansiyeli ve kırsal turizm için
önemli değerler barındırıyor.”

‘Geri dönüşü olmayan zararlar verecek’

Açıklamada, projenin hayata geçmesi durumunda yaşanacaklardan şöyle bahsedildi:

Planlanan açık maden ocağın ve kırma eleme tesisinin gerçekleşmesi durumunda; doğal çevre ve tarım arazileri geri dönüşü olmayacak şekilde zarar görecek; rüzgarlarla yayılacak olan toz çevre mahallelerinin tamamında tarımsal faaliyetleri, hayvancılığı ve arıcılığı olumsuz etkileyecek; toz dışında yüksek gürültü düzeyi ve ağır tonajlı araç trafiği de çevre mahallelerdeki kişi ve halk sağlığını kötü etkileyecek, zengin yaban hayatını bölgeden tamamen uzaklaştıracak ve yakındaki arkeolojik sit alanına zarar verip ziyaret
edilemez hale gelecektir.

Tahtacıörencik Mahallesi’nde ortaya çıkmış olan ve Uruş Mahallesi’nde hazırlıkları yapılan ekolojik tarım ve doğa-dostu üretime dayalı kırsal
kalkınma faaliyetlerinin önü kapanacak; Uruş beldesi ve Sakin Şehir ünvanlı Güdül’ün mahallelerindeki huzurlu hayat ve kırsal turizm imkanları ortadan kalkacaktır.

Covid-19 pandemisi vesilesiyle yerli ve yerel üretime dayalı gıda güvencemizin ne kadar önemli olduğunun anlaşıldığı bu günlerde bu proje, Tarım ve Orman Bakanı Sayın Dr. Bekir Pakdemirli’nin ‘Bu salgın bir kez daha tarım ve gıdanın önemini gösterdi. Daha da önemlisi kendi kendine yeterliliğin önemi bir kez daha kanıtlanmış oldu. Bu felaketi atlatmak için birçok ihtiyaçtan vazgeçebilir, ancak gıdadan vazgeçilemez” sözlerine de aykırılık teşkil etmektedir.”

‘Gelecek kuşakların haklarını da yok sayıyor’

Projenin kamu yararına olmadığının vurgulandığı açıklamada, ayrıca gelecek kuşakların haklarının da yok sayıldığı belirtildi:

Söz konusu projenin kamu yararı olmadığı gibi gelecek kuşakların haklarını da yok saymaktadır. Gerçekleşmesi durumunda doğal çevre, kırsal yaşam ve yerel halkın geçim kaynakları açısından geri dönüşü olmayan olumsuz sonuçlar doğuracağı aşikardır.

İstihdam edileceği söylenen 12 kişi için halkın sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını, çevredeki doğal varlıkları ve üretim imkanlarını feda etmek akıl ve vicdan işi değildir. Bölgedeki doğal, ekonomik ve sosyal dengeleri alt üst edebilecek olan bu maden projesinin gerçekleşmemesi için, yöre halkının girişimiyle başlayan bu hak ve hukuk mücadelesinde kamu kurumlarının, yerel yönetimlerin, siyasi partilerin, sivil toplum kuruluşlarının, basın- yayın kuruluşlarının ve sorumlu vatandaşların duyarlılığı belirleyici olacaktır.”

Polonya’dan ‘AB yargı önlemlerinin’ anayasaya aykırı olduğu kararı

Polonya Anayasa Mahkemesi, Avrupa Birliği‘nin ülkede yapılması kararlaştırılan yargı reformlarına karşı aldığı kararların anayasaya aykırı olduğuna karar verdi. Kararın, AB’nin yasal düzeni üzerinde ciddi etkileri olabilir.

Hakim Stanislaw Piotrowicz çarşamba günü, AB’nin Polonya mahkemelerinin “sistemi, prensipleri ve prosedürleri” ile ilgili önlemlerinin Polonya Anayasası’na uygun olmadığı sonucuna varıldığını duyurdu.

Karar, AB’nin yasama kurumu Avrupa Adalet Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi’ni denetlemesi için Polonya’da kurulan kurulun kapatılması çağrısı yaptıktan sonra duyuruldu. Yeni kurulun Polonyalı Anayasa Mahkemesi hakimlerinin dokunulmazlığını kaldırma veya maaşını düşürme yetkisi bulunuyor.

‘Yasal bir Polexit süreci içindeyiz’

AB mahkemesinin bugün konuyla ilgili bir karar daha yayımlaması bekleniyor. Polonya Anayasa Mahkemesi’nin de Polonya yasalarının AB yasalarından daha öncelikli olup olmadığına dair bir davayı karara bağlayabileceği belirtiliyor.

Polonya’nin bağımsız insan hakları ombudsmanı Adam Bodnar, “Yasal bir Polexit sürecinin içerisindeyiz. Adım adım ilerliyor süreç” dedi.

Eski Avrupa Komisyonu başkanlarından, Polonya Sivil Platform Partisi lideri Donald Tusk ise iktidardaki sağcı popülist Hukuk ve Adalet (PiS) partisini “AB’den ayrılmaya çalışmakla” suçladı.

Yaptırım uygulanabilir, fonlar kesilir

Polonya’nın bilinçli olarak AB’den çekilmesinin ‘siyasi intihar olacağını kaydeden Middlesex Üniversitesi‘nden Avrupa hukuku uzmanı Laurent Pech de daha çok “AB’nin yasal sisteminden Polexit” beklediğini söyledi. Pech, Polonya yasalarının AB yasalarından öncelikli olduğu sonucuna varılırsa ülkeye günlük yaptırımlar uygulanacağını ve AB fonlarının kesileceğini söyledi.

Hayvan Hakları Yasası’na İstanbul Barosu da tepkili: Hukuken ve vicdanen kabul edilemez

Hayvan hakları savunucularının hafta başı TBMM Genel Kurulu‘nda tüm partilerin oybirliğiyle yasalaşan Hayvanları Koruma Kanunu’na yönelik tepkisi devam ediyor.

Resmi Gazete’de yayımlandı: Borç yapılandırma süresi iki yıl daha uzatıldı

Resmi Gazete‘de 5411 sayılı Bankacılık Kanununun geçici 32’nci maddesinin uygulama süresinin iki yıl uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı yayımlandı.

Karara göre, finansal yeniden yapılandırmanın süresi iki yıl uzadı.

Borçların yeniden yapılandırılması

Türkiye Bankalar Birliği, (TBB) banka ve diğer mali kurumlara 25 milyon TL ve üzerinde kredi borcu bulunan şirketler için uygulanan Finansal Yeniden Yapılandırma Çerçeve Anlaşması (FYYÇA) Büyük Ölçekli Uygulama kapsamına 202 firma (55 grup) alındığını ve söz konusu firmalar ile bağıtlanan Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmeleri (FYYS) ile 55,6 milyar TL’lik borcun yeniden yapılandırıldığını açıklamıştı.

Banka ve diğer mali kurumlara 25 milyon TL’den az kredi borcu bulunan şirketler için uygulanan FYYÇA Küçük Ölçekli Uygulama kapsamına 28 firma (11 grup) alınırken, söz konusu firmalar ile bağıtlanan FYYS ile 323 milyon TL’lik borç yeniden yapılandırılmıştı.

Kanunun amacı

Kanunun geçici 32. maddesiyle, Türkiye’de faaliyette bulunan bankalar, finansal kiralama şirketleri, faktoring şirketleri ve finansman şirketleri ile bu maddede tanımlanan diğer finansal kuruluşlarla kredi ilişkisinde bulunan ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından çıkarılan yönetmeliğe göre hazırlanan Çerçeve Anlaşmalarda belirlenen borçlular, bu kuruluşlar tarafından kullandırılmış olan kredilere ilişkin olarak alınacak tedbirlerle, geri ödeme yükümlülüklerini yerine getirebilmeleri ve istihdama katkıda bulunmaya devam etmelerine imkan verilmesini sağlamak amaçlanmıştı.

Söz konusu kurum ve kuruluşlar, dahil oldukları risk grubundaki diğer borçlularla bir bütün olarak veya kısmen yeniden yapılandırmaya tabi tutulabilirken, bu madde uyarınca yapılacak finansal yeniden yapılandırmalara ilişkin usul ve esaslar Kurum tarafından çıkarılan yönetmelik hükümleri çerçevesinde hazırlanan Çerçeve Anlaşmalar ile belirleniyor.

Puro ve sigarillo gibi ürünlerin ÖTV oranı yüzde 45 oldu

Resmi Gazete‘de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı‘na göre, puro ve sigarillolar gibi ürünler için geçerli olacak Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) oranı belirlendi.

Karara göre, bu ürünlerde ÖTV oranı yüzde 45 olacak.

Asgari maktu vergi tutarı 0,4386

Bazı Mallara Uygulanacak Özel Tüketim Vergisi Oran ve Tutarlarının Yeniden Belirlenmesi Hakkındaki Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete’de yayımlandı ve yürürlüğe girdi.

Karara göre, tütün içeren purolar, uçları açık purolar, sigarillolar, diğerleri (Tütün yerine geçen maddelerden yapılmış purolar, uçları açık purolar, sigarillolar ve sigaralar) için ÖTV oranı yüzde 45 olarak açıklandı.

Bu ürünler için asgari maktu vergi tutarı 0,4386, maktu vergi tutarı da 0,5863 olarak uygulanacak.

Rize’de sağanak yağış: 6 kişi hayatını kaybettti, 2 kişi kayıp

Rize’de dün öğleden sonra meydana gelen sağanak yağış, hayatı olumsuz yönde etkiledi. Şiddetli yağış, bazı köy yollarının kapanmasına ve heyelana neden oldu.

Yağış sebebiyle bazı yolların ulaşıma kapanmasıyla birlikte insanlar bulundukları yerde mahsur kaldı.

Konuyla ilgili yapılan açıklamada altı kişinin hayatını kaybettiği, iki kişinin de kayıp olduğu duyuruldu.

Dereler taştı

Kentte etkili olağan sağanak, derelerdeki su seviyesinin yükselmesine sebep olurken, Ardeşen ilçesinde bazı dereler taştı. Armağan köyünde yollar, ulaşıma kapandı.

Karadeniz Sahil Yolu Işıklı mevkisinde ise ulaşımda aksama yaşandı. Yetkililer, dere yataklarından uzak durulması çağrısı yaptı.

Çayeli ilçesi Madenli beldesi Merkez Mahallesi’nde de menfezler tıkandı. Ekipler, beldede çalışma başlattı.

Yağışın etkili olduğu Güneysu ilçesi İslahiye köyü ile Hemşin ilçesi Levent köyündeki bazı yollar da yaşanan heyelanlar nedeniyle ulaşıma kapandı.

Bölgede yaşanan bir heyelan kameralara böyle yansıdı:

Rize’de incelemeler

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu ile Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum Rize’nin Güneysu ilçesinde sel ve heyelandan etkilenen bölgede incelemelerde bulundu.

CHP’den yapılan açıklamaya göre, Genel Başkan Yardımcısı ve Ordu Milletvekili Seyit Torun, YDK Başkanı ve Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan ile Trabzon Milletvekili Ahmet Kaya Rize’de yaşanan sel nedeniyle bölgeye gidecek.

Soylu’dan açıklama

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, ilde yaşanan son gelişmelerle ilgili şu bilgileri paylaştı:

Enkaz altında kaldığını değerlendirdiğimiz 2 vatandaşımızla ilgili arama kurtarma çalışmaları devam etmektedir. Güneysu’daki kaybolan vatandaşımızla ilgili arama kurtarma çalışmaları devam ediyor. Dün akşamdan itibaren toplam arama kurtarma yaptığımız sayısı sekize çıktı.

Güneysu’ya bağlı bir köyümüzde bir evin selle karşı karşıya kaldığı ihbarı gelince ekiplerimiz oraya ulaştılar. Maalesef orada da üç vatandaşımızın hayatını kaybettiği bilgisini aldık. Toplam sekiz vatandaşımızda ilgili yapılan arama kurtarma çalışmalarında beşini kaybettik.”

‘Hasar tespit çalışmaları yapıyoruz’

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum ise, hasar tespit çalışmalarının yapıldığını kaydetti:

Hasar tespit çalışmalarını gerek merkez Rize’den gerek çevre illerden getirdiğimiz ekiplerle yapıyoruz. Bir taraftan da hem heyelan riski altında kalmış binaların tespitlerinin yapılmasına müteakip burada da konutlarımızı yapacağız. Taşkın riski altında olmayan alanlara yapacağız. Çay alım merkezlerini TOKİ başkanlığımızın eliyle yapıp vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız. Hızlı bir şekilde konutlarımızın inşaatını yapıyor olacağız. Milletimizin başı sağolsun.”

Kuran Kursu’nda asılı halde bulunmuştu: 12 yaşındaki çocuk hayatını kaybetti

Muş’ta bulunan Karşıyaka Kuran Kursu‘nun tuvaletinde kapı koluna asılmış halde bulunan 12 yaşındaki Mehmet Halil Yavuz, tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.

Yavuz’un ailesi intihar iddialarını reddetti.

Aile, çocuklarının intihar etmediğini söylüyor

Duvar‘da yer alan habere göre, Diyarbakır’dan Muş’taki Karşıyaka Kuran Kursu’na gönderilen 12 yaşındaki Mehmet Halit Yavuz, 3 Temmuz günü kursun tuvaletinin kapısına kemerle asılı olarak bulundu.

Kaldırıldığı hastanede yaşam mücadelesini kaybeden Yavuz’un dün hayatını kaybettiği öğrenildi.

Mehmet Halit Yavuz’un Muş’a gittikten üç gün sonra ailesine ‘Ben imam olacağım’ dediği belirtildi. Dört gün sonra ise 12 yaşındaki çocuğun intihar ettiği ailesine söylendi.

Yavuz’un ailesi ise çocuklarının intihar etmediğini ve ölümünden şüphe duyduklarını kaydetti.

Olayla ilgili henüz resmi bir açıklama yapılmazken, soruşturma devam ediyor.

Erdoğan’dan Kanal İstanbul çıkışı: Vizyon projesini boğmak için ellerinden geleni yapıyorlar

Bartın – Kurucaşile Yolu Açılış Töreni‘ne canlı bağlantı ile katılan AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bağlantıda yaptığı açıklamalarda Kanal İstanbul projesine tepki gösterenleri hedef aldı.

Erdoğan projeye karşı çıkanlarla ilgili, “Çapsızların irademizi kırmasına müsaade etmeden doğru bildiğimiz yoldan ilerlemeyi sürdürüyoruz” açıklamasında bulundu.

‘Çağ atlatacak her projemizi sabote etmeye kalktılar’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’ye çağ atlatacak her projelerinin sabote edilmeye kalktığını ileri sürüp açıklamalarını şöyle sürdürdü:

Erdoğan, tüm projeleri muhalefetin engellemelerine rağmen hayata geçirdiklerini savunarak, ‘Vatan Caddesi’ne ‘buraya uçak mı indireceksiniz’ diye karşı çıkanlar GAP Projesini ‘milletin hakkını yiyecek’ diye eleştirenler, Keban Barajı için ‘kurbağalara göl yapıyorsunuz’ diyenler, 15 Temmuz Şehitler Köprüsünü ‘azınlık geçecek’ diye yaftalayanlar, rahmetli Özal’ın inşa ettiği ikinci köprüyü engellemek için her yola başvuranlar, ‘Uçağın inmediği yere havalimanı yapılır mı’ diyerek güya dalga geçenler, bu zihniyetin günümüzdeki temsilcileri geride bıraktığımız 19 yıllık dönemde bizim de karşımızdaydı. Kimi zaman mahkemeler yoluyla, kimi zaman yalan furyasıyla kimi zaman sokak olaylarıyla ülkemize çağ atlatacak her projemizi sabote etmeye kalktılar.”

Kanal İstanbul projesine de değinen Cumhurbaşkanı, projeye karşı çıkanlar için “Hayırdan başka laf, kargadan başka kuş bilmeyen bu kifayetsizlerin bugün de Kanal İstanbul projesine aynı saiklerle karşı çıktığını görüyoruz” ifadelerini kullandı.

‘Vizyon projesi’

Kanal İstanbul için vizyon projesi ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, doğru bildikleri yolda ilerlemeyi sürdürdüklerini söyledi:

Müjdesini 11 yıl önce milletimizle paylaştığımız, ciddi hazırlık yaptığımız, emek verdiğimiz, bilim insanlarının katkısını alarak tekemmül ettirdiğimiz bu vizyon projesini boğmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Biz bunlara aldırmıyor çapsızların irademizi kırmasına müsaade etmeden doğru bildiğimiz yoldan ilerlemeyi sürdürüyoruz. Çünkü biz dertliyiz, bu ülkeye ve millete sevdalıyız. Biz her akşam yastığa başımızı koyduğumuzda bugün halk için hak için ne yaptık, ne yapıyoruz diye kendimizi hesaba çekiyoruz. Biz, merhum Neşet Ertaş’ın o güzel ifadesiyle aşkınan çalışanın yorulmayacağına inanıyoruz. Biz sebat ettiği zaman Türkiye ve Türk milletinin neler başaracağını gayet iyi biliyoruz. Allah ömür, milletimiz de destek verdikçe ülkemize aşkla şevkle hizmet etmeye devam edeceğiz. Son 19 yıldır olduğu gibi eserlerimizle yollar, köprüler, hastaneler, tünellerle ülkemizin dört bir yanına mührümüzü vurmayı sürdüreceğiz. Bugün açılışını yaptığımız yolu eser ve hizmet ve eser siyasetimizin en son nişanesini olarak görüyoruz.”

Kararnameyle Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör olarak atanan Melih Bulu görevinden alındı

2 Ocak 2021 tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın Resmi Gazete‘de yayımlanan kararnamesiyle Boğaziçi Üniversitesi‘ne rektör olarak atanan Melih Bulu, yine bir Cumhurbaşkanı kararnamesiyle görevinden alındı.

195 gün sonra görevinden alınan Melih Bulu’nun yerine vekaleten üniversitenin öğretim üyelerinden Prof. Dr. Mehmet Naci İnci atandı.

Uzun süredir devam eden protestolar

Üniversitenin atanmış rektörü Melih Bulu, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ve 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi gereğince görevinden alındı.

Üniversitenin öğrencileri ve akademisyenleri Melih Bulu’nun rektör olarak atanmasını altı aydan fazla süredir protesto ederken, yüzlerce öğrenci gözaltına alınmış, çok sayıda öğrencinin evine de gece polis baskınları yapılmıştı. Çok sayıda öğrenciye de dava açılmıştı.

Protestolar sırasında polisin öğrencilere uyguladığı orantısız güç de oldukça tepki çekmişti.

Her gün kampüste bir araya gelen akademisyenler de rektörlüğe sırtlarını dönerek, açıklamalarına aylar boyunca devam etti. Akademisyenler, üniversitedeki tüm yöneticilerin seçimle göreve gelmesi çağrısında bulunmuştu.

Melih Bulu görevden alındığına inanmadı

Melih Bulu, sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşımla görevden alınma haberinin yalan olduğunu iddia etti.

Bulu, paylaşımında “Hakkımda şu an Twitter gündeminde olan konuya cevabım yine eskiden çıkan asılsız haberle aynıdır; Peki bundan şeyin haberi var mı? Mesela benim:)” ifadelerini kullandı.

Ancak, Melih Bulu kısa bir süre sonra bu paylaşımını sildi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın fotoğrafını paylaştı.

Başvuru ilanı

Bulu’nun yerine vekaleten üniversitenin öğretim üyelerinden Prof. Dr. Mehmet Naci İnci atanırken, rektörlük adaylığı için başvuru ilanı açıldı.

Akbelen Ormanı’nı kesmeyi planlayan OGM yetkilileri hakkında suç duyurusu

Karadam ve Karacahisar Mahalleleri Doğayı ve Doğal Hayatı Koruma Güzelleştirme ve Dayanışma Derneği (KARDOK), Milas İkizöy’deki Akbelen ormanlarında maden işletme izni verilmesi hakkında Orman Genel Müdürü ve Genel Müdür Yardımcıları hakkında suç duyurusunda bulundu.

Milas Cumhuriyet Başsavcılığı’na verilen dilekçede, orman kesimi ile ilgili idari prosedürün devam ettirilmesinin TCK 305 ve 257 maddelerine aykırı olduğu belirtildi.

Ayrıca bu işlemin 2872 Sayılı Çevre Kanunu’na muhalefet ettiği söylendi. Dilekçede Orman Genel Müdürlüğü yetkilileri hakkında kamu davası açılması talep edildi.

‘Pandemi riskini artırıyor’

Davanın gönüllü avukatlığını üstlenen İsmail Hakkı Atal dünya genelinde yürütülen pek çok bilimsel çalışmanın orman ekosistemlerinin tahrip edildiği bölgelerde koronavirüsün insanlara bulaşma riskini yüzde 70 artırdığına dikkat çeker şunları söyledi:

“Bugün artık ormansızlaşmanın bir halk sağlığı sorunu olduğu her zamankinden daha yakıcı biçimde deneyimlemekteyiz. Elimizdeki tüm bilimsel deliller gösteriyor ki Akbelen Ormanı’nın kesilmesi koronavirüs salgınının artmasına yol açarak halk sağlığı sorununa neden olacaktır. Ayrıca, yine bilim insanları yaptıkları çalışmalarla termik santraller gibi sanayi tesislerinden ve maden ocaklarından atmosfere salınan partikül maddelerin, yani tozların üstlerine yapışan virüsü kilometrelerce uzağa taşıyarak hastalığın yaygınlaşmasına neden olduklarını ispatlamışlardır.”

Dava sürüyor

Avukat Atal örnek olarak İtalya’yı gösterdi. İtalya’nın endüstrileşmiş havası kirli kuzeyinde Covid-19 ölüm oranı yüzde 12 iken, İtalya’nın geri kalanında yüzde 4,5 olmuştu.

Atal, bütün bu bilimsel çalışmaların delil olarak sunulduğu ve ormanın YK Enerji’ye tahsis kararının iptal edilmesi için Muğla 1’inci İdare Mahkemesi’ne açılan bir dava daha olduğunu hatırlattı.

‘Yaparken bize sorulmadı’

KARDOK Derneği Başkanı Hasan Yorulmaz ise, “Tam 40 yıldır termik santrallerin ve kömür madeninin zehirli gazı, tozu yüzünden zaten Milas halkı olarak sağlığımızdan istemeye istemeye feragat ettik. Kimse bize ‘kömürden elektrik mi istersiniz, sağlıklı bir yaşam mı’ diye sormadı bu santralleri, madenleri açarken” dedi.

Bunun üzerine hava kirliliğinin koronavirüsü daha da kötüleştireceğini öğrendiklerini belirten Yorulmaz, “Milas zaten Covid-19’un çok ağır yaşandığı bir yer oldu. Çok sayıda kaybımız var. Bu salgın bizimki gibi orman içi köylerde bir nebze daha az yayılmıştı. Ama şimdi Akbelen Ormanımızı kaybedersek, kömürün tozu ile hastalık hızla İkizköy ve çevre köylerimize de yayılacak. Ne için, kimin faydasına sağlığımızdan oluyoruz, ölüyoruz? Artık yeter. Bu ölümcül kararları alanların kanun önünde hesap vermesini istiyoruz” tepkisini gösterdi.

‘Tatilde yine gelecekleri duyumunu aldık’

İkizköy Çevre Komitesi adına konuşan Nejla Işık ise, “YK Enerji’nin ve Orman İşletmesinin kesim için 15 Temmuz Perşembe günü Akbelen Ormanına kesim için geleceğinin duyumunu aldık. Çok sıkıntılıyız, çok stresliyiz. Bu kadar haykırmamıza rağmen, bu kadar sitem etmemize rağmen, ‘Burası bizim akciğerimiz, kesemezsiniz’ dememize rağmen, halen daha bunların planları yapılıyor” dedi.

Dava sürecinin hala sonuçlanmadığını hatırlatan Işık, “Biz buraya bilirkişinin gelmesini beklerken, bayram tatilini fırsata çevirmeyi planlıyorlar. Kesinlikle köylü olarak yine bunun önünde duracağız. Kesinlikle kestirmeyeceğiz. Artık, ellerinizi Akbelen Ormanı’ndan çekin. Dünyayı, Türkiye’yi talan ettiğiniz yeter. Artık yeter!” diyerek İkizköylülerin duygularını özetledi.

İkizköy Çevre Komitesi geçen ay Akbelen Ormanı’nın kesim kararının iptali ve maden genişletilmesi çalışmasının ÇED’e tabi tutulması için internet üzerinden imza kampanyası başlatmıştı. Kampanyada bugüne kadar 19 bin 175 kişi imza verdi.