Ana Sayfa Blog Sayfa 1376

Johnson& Johnson’ın bazı güneş kremlerinde ‘benzen’ tespit edilince piyasadan çekildi

Benzen nedir? 

Benzen, aren veya aromatik hidrokarbonlar olarak adlandırılan organik bileşikler sınıfının en basit üyesi.  Renksiz, alevlenebilen bir yapıya sahip.

Otomobil tamiri, baskı ve boya sektöründe çalışan dünya çapında milyonlarca işçinin maruz kaldığı bir kimyasal olan benzene, zayıf havalandırılan fabrikalarda, atölyelerde yapıştırıcı, çözücü ve temizlik maddeleri nedeni ile pek çok işçi maruz kalıyor.

Pek çok Avrupa ülkesi, firmanın geliştirdiği Covid-19 aşısının uygulanmasından da yan etkilerinin fazlalılığı nedeniyle vazgeçmişti. 

Dinozorları yok eden asteroid ve dev tsunaminin izleri 66 milyon yıl sonra belgelendi

66 milyon yıl önce dinozorları yok eden asteroidin Kuzey Amerika‘da neden olduğu 1.5 kilometre yüksekliğinde tsunaminin fosilleşmiş kalıntıları ilk kez görüntülendi. 

AB Adalet Divanı’ndan ‘başörtüsü’ kararı

Avrupa Birliği‘nin (AB) en üst yargı organı olan Avrupa Adalet Divanı, iş yerinde başörtüsü gibi dini sembollerin yasaklanıp yasaklanamayacağı konusundaki başvuruyla ilgili kararını açıkladı.

Divan, işverenin iş yerinde “siyasi, dini ya da dünya görüşünü yansıtan” ve dışarıdan açıkça görülebilir şekildeki sembolleri belli şartlar altında yasaklayabileceğine hükmetti. Ancak bunun için işverenin müşterilerine karşı tarafsız görünüm sergileme ya da sosyal huzursuzlukların önüne geçme ihtiyacını kanıtlaması gerekiyor.

Almanya‘da biri çocuk yuvası, diğeri kişisel bakım malzemeleri satan bir zincirin çalışanı olan iki kadın başörtüsüyle çalışmalarına izin vermeyen işverenlerine karşı dava açmış, Alman mahkemeleri de Avrupa Adalet Divanı’ndan görüş istemişti.

Tüm dini semboller için geçerli

Kararda, işverenin koyduğu yasağın tüm dini semboller için geçerli olmasının önemine de işaret edildi. Bu durumda başörtüsünün yanı sıra haç kolye ya da Yahudi kipasının da işveren tarafından aynı şekilde değerlendirilmesi gerekiyor.

Söz konusu davada adı geçen çocuk yuvasında, bir kadın çalışanın haç kolye takması da yasaklanmıştı.

Adalet Divanı’nın kararında ulusal mahkemelerin ve üye ülkelerdeki yasal düzenlemelerin de kararlarda hareket alanı yarattığına da dikkat çekildi. Kararda, dini özgürlüklerin korunması konusunda güçlü düzenlemelere sahip ülkelerde, mahkemelerin verecekleri kararda bunu göz önünde bulundurmaları gerekeceğine işaret edildi.

 

Türkiye’de koronavirüs: Vaka sayısı yeniden yedi bine dayandı

Toplam can kaybı ise 51 bin 35’e ulaştı.

Yeni vaka sayısı dün de 6 bin 285, vefat sayısı 46 olarak açıklanmıştı.

Bakan Koca:  Vaka sayılarında yükselme eğilimine dikkat

Bilim Kurulu toplantısının ardından açıklamalarda bulunan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, son bir haftada vaka sayısında yükselme eğilimi olduğuna dikkat çekerek,  “Eski ve acı tecrübelerimiz bunu kontrol etmenin çok maliyetli olduğunu gösteriyor. Bayramda bir araya gelirken kesinlikle tedbirlerden taviz vermemeliyiz, tedbir güvencemizdir” dedi.

Koca’nın dünkü açıklamalarından satır başları şöyle:

  • Maalesef vaka sayısı artan illerimizle aşılanma oranı arasında benzerlik var. Birkaç istisna dışında aşı olma oranı düşük olan illerimizde vaka sayıları bir önceki haftaya oranla birkaç kat yükseliyor.
  • Önümüzde bir İngiltere örneği var. Salgın bitme noktasına gelmişken bir anda onbinlerce vaka ile karşılaştılar. Sevindirici olan artan vaka sayıları vefat sayılarını şimdilik artırmıyor.
  •  Tedbirlere uyarak varyantlardan da korunabiliriz.
  • Bayramda bir araya gelirken kesinlikle tedbirlerden taviz vermemeliyiz. Tedbirsizlik elimizdeki silahları etkisiz kılabilir.
  • Aşı programımızın başarısına rağmen vaka sayılarındaki artış eğilimi, salgının henüz bitmediğinin göstergesidir. Yeniden kısıtlamalara ihtiyaç olacak bir gündemde değiliz, ancak tedbirlere uymaz ve aşımızı olmazsak telafisi güç günlerle karşılaşabiliriz. 

Almanya ve Belçika sele teslim: Ölü ve kayıplar var

Almanya ve Belçika da sel felaketine teslim oldu. Almanya’da yakın tarihin en büyük sel felaketi yaşanırken, 103 kişinin hayatını kaybettiği, onlarca kişinin de kaybolduğu bilgisi paylaşıldı. Çok sayıda kişiden hala haber alınamıyor ve ölü sayısının artmasından endişe ediliyor.

Belçika’da da şiddetli yağış sebebiyle 14 kişi öldü, yüzlerce kişi bulundukları bölgeden tahliye edildi.

Bazı evler yıkıldı

Almanya’nın Kuzey Ren-Vesfalya ile Rheinland Pfalz eyaletlerini etkisi altına alan şiddetli yağış çarşamba gününden beri etkisini sürdürüyor. Rheinland-Pfalz eyaletinde 60, Kuzey Ren-Vestfalya’da 43 kişi yaşamını yitirdi.

Yağışlar sebebiyle pek çok yerleşimde su baskınları yaşanırken; nehirler taştı, bazı evler ise yıkıldı.

Rheinland Pfalz eyaletine bağlı Ahrweiler’da bin 300 kadar kişiden haber alınamadığı duyuruldu.

Köln kentinin yakınındaki Erftstadt-Blessem bölgesinde de sular altında kalan ya da toprak kayması nedeniyle çöken evlerin bulunduğu, evlerden polisin acil hatlarına hala çok sayıda arama yapıldığı kaydedildi.

Mahsur kalanlar tahliye edilmeye çalışılıyor

Bölgedeki felakete Ahr Nehri‘nin taşmasının neden olduğu bildirilirken, nehrin kenarında yer alan altı evin de taşkında yıkıldığı kaydedildi.

Bir yandan orduya air araçlar toprak kayması sonucu kapanan yolları açmaya çalışıyor, bir yandan da helikopterler evlerinin çatılarında mahsur kalanları tahliye etmeye çalışıyor.

Selden en fazla etkilenen bölgelerin başında gelen Schuld bölgesinde 25 evin tamamen çökmek üzere olduğu bilgisi paylaşıldı.

Leverkusen‘de sel riskiyle bir hastaneden 400 kişi tahliye edildi.

Yüzlerce kişi tahliye edildi

Belçika’da ise sağanak yağış sebebiyle şu ana kadar 14 kişi hayatını kaybetti.

Ülkenin Liège bölgesinde yüzlerce kişi tahliye edildi, mahsur kalanları kurtarma çalışmaları da devam ediyor. Bölgedeki nehirlerin taşması nedeniyle de bazı kentler boşaltıldı.

Yetkililer, halka “Evlerinizden çıkmayın, mümkünse evden çalışın” uyarısı bulundu.

AB’den iklim krizine karşı geniş kapsamlı önlemler paketi

Avrupa Birliği (AB) 2050’de karbon nötr hale gelme hedefine yönelik bir dizi iklim değişikliği yasası çıkarılacağını ilan etti. AB Komisyonu tarafından kararlaştırılan önlemler kapsamında önümüzdeki dokuz yıl içinde, karbon emisyonunun yüzde 31 azaltılması hedefleniyor.

AB üyesi 27 ülke ve Avrupa Parlamentosu‘nun onayına sunulacak, 12 aşamada gerçekleştirilecek 10’dan fazla yasa tasarısı kapsamında uçak yakıtlarının vergilendirilmesi, petrol ve dizel arabaların satışının 20 yıl içinde yasaklanması gibi tedbirler bulunuyor.

Ayrıca 2035’ten itibaren yeni petrol ve dizel araç satışları olmayacak. Nakliye ve uçaklarda fosil yakıt kullanımına vergi artışı ile Avrupa’daki emisyon alım satımının ısınma ve karayolu ulaşımını içerecek şekilde yenilenmesi söz konusu.

Düzenlemede, çelik, çimento ve gübre gibi ürünlerin ithalatında karbon sınır vergisi getirilmesi de yer alıyor.  Ancak bu önerilerin nihai şeklini alması için müzakerelerin aylarca sürmesi bekleniyor.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu:

 “Şimdi harekete geçerek bazı şeyleri farklı yapabilir, daha iyi, daha sağlıklı ve daha müreffeh bir gelecek seçebiliriz. Sadece kendi kuşağımızın değil çocuklarımızın ve torunlarımızın da iyiliğini güvenceye almak bizim kuşağa düşen bir görev. Avrupa bu konuda liderliğe hazır.” 

‘İnsanlığa mücadele şansı vermek için’

Önlemlerin AB içindeki uçuşların fiyatının yanı sıra konutların doğal gaz faturalarının da artmasına neden olacağı gerekçesiyle konutların ısı yalıtımı konusunda vatandaşlara maddi yardım yapılması da gündemde.

AB iklim politikalarından sorumlu Frans Timmermans, bu konuda hem yurttaşlara hem de sanayicilere görev düştüğünü belirterek “Bunu, insanlığa mücadele şansı vermek için yapıyoruz” dedi.

Ancak söz konusu planlara havayolu şirketleri, otomotiv imalatçılarının yanı sıra, sanayide kömürün önemli bir yer tuttuğu Doğu Avrupa ülkeleri ile  gelişmekte olan ülkelerin tepki göstermesi bekleniyor.

Reuters‘a konuşan bir AB diplomatı da paketin başarısının gerçekçi ve sosyal bakımdan adil olmasına, ekonomik dengeleri de bozmamasına bağlı olduğunu belirterek, “Amaç, ekonomiyi durdurmak değil yeni bir seviyeye çıkarmak” dedi.

Pakette yer alan bazı öneriler şöyle:

  • Otomobiller için emisyon sınırlarının daha da sıkılaştırılması (petrol ve dizelle çalışan yeni araç satışlarının 2035’te son bulması bekleniyor)
  • Uçak yakıtlarına vergi uygulanması, düşük karbon alternatiflere 10 yıl vergiden muafiyet
  • Karbon sınır vergisi adıyla, çelik ve beton gibi ürünlerin ithalatı için AB dışındaki imalatçılara daha fazla vergi uygulanması
  • AB içerisinde yenilenebilir enerjinin artırılması yönünde daha yüksek hedefler belirlenmesi
  • Enerji tasarrufu bakımından sorunlu binaların daha hızlı yenilenmesi konusunda ülkelerin adım atması

AB’nin iklim değişikliğine karşı sunduğu en kapsamlı önlemler olarak nitelenen paket, karbon salımının 2030’a kadar 1990 seviyesinden yüzde 55 aşağı çekilmesi hedefine istinaden ‘Fit for 55’ (55 için uygun) adıyla anılıyor.

“Karbon nötr olmak” ise bir kişi veya kurumun saldığı sera gazlarını dengelemek ve net olarak sıfır sera gazına ulaşabilmek için, salınan sera gazı miktarına eşdeğer sera gaz salımına engel olacak projeler gerçekleştirmesi anlamına geliyor.

AB Komisyonu, 2030’a kadar karbon emisyonunu yüzde 55 azaltma hedefine dair yol haritasını geçen Eylül ayında açıklamış, AB’nin 1,8 trilyon Euro tutarındaki uzun vadeli bütçesinin en az yüzde 30’unun iklimle ilgili önlemlere harcanacağını açıklamıştı.

Hapsedildiği kafesten kaçan aslanın özgürlüğü kısa sürdü

Gaziantep Hayvanat Bahçesi‘nde bir kafeste esaret altında tutulan aslanın kafesten kaçması, çevredeki insanların büyük panik yaratmasına sebep oldu. Hayvanın kafesten çıkmasına şaşıran insanlar korkuya kapıldı.

Olay üzerine ziyaretçiler bölgeden çıkarıldı. Hayvanat bahçesinin giriş ve çıkışları kapatılırken, bölgeye çok sayıda sağlık, polis ve itfaiye ekibi yönlendirildi.

Tekrar hapsedildi

Bakıcısını yaraladıktan sonra kafesten dışarı çıktığı belirtilen aslan, uyuşturucu iğneyle uyutulduktan sonra tekrar kafesine götürüldü.

Hayvanın tekrar kafese hapsedilmesi üzerine, yine ziyaretçi kabul edilmeye başlandı.

Tedavisi Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi‘nde süren bakıcının hayati tehlikesinin olmadığı ifade edildi.

CHP’li Ali Öztunç: Rize’de ihmal değil kasıt aramak gerekiyor

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Maraş Milletvekili Ali Öztunç, Rize’de yaşanan sel felaketiyle ilgili açıklamalarda bulundu ve tam bir yıl önce de benzer bir felaketin yaşandığını ifade etti.

Öztunç, halen bu konuda eyleme geçilmediği için ihmal değil kasıt aramak gerektiğine işaret etti.

‘Yağışların bu kadar yoğun olması sürpriz değil’

2001 ile 2020 yıllarında Rize genelinde yaşanan sel felaketleri nedeniyle 76 kişinin hayatını kaybettiğini vurgulayan CHP’li Öztunç, yağışın zararlarını yok etmenin bilimsel olarak mümkün olduğunu vurguladı:

İklim krizi yaşadığımız acı bir gerçek. Yağışların bu kadar yoğun ve şiddetli olması, sürpriz değil. Yağışın zararlarını azaltmak, yok etmek bilimsel olarak mümkün. İnsan kaynaklı doğa tahribatları, yanlış imar ve yapılaşma politikaları, yanlış su yönetimi politikaları, ormansızlaşma, HES’ler, dere ıslah çalışmaları vb. etkenler bu felaketleri tetikliyor. Halen bu konuda bir eyleme geçmiyor ve eski davranışlarda devam ediyorsak, burada ihmal değil kasıt aramak gerekiyor.”

‘Kağıt üzerinden bu kadar oluyor’

Ali Öztunç, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı‘nın hazırladığı Karadeniz İklim Eylem Planı’nın uygulanmamasını eleştirerek şunları söyledi:

Plan var, eylem yok. Şu ana kadar herhangi bir biçimde uygulamasına şahit olamadık. TOKİ halen, dere yataklarında rant peşinde koşuyor. DSİ bütün dereleri beton kanalına çeviriyor. Orman Genel Müdürlüğü ağaçların kesilmesi için izin üzerine izin veriyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı HES’lere, taş ocaklarına onay veriyor. Kağıt üzerinden bu kadar oluyor bu işler.”

‘Afet bölgesi kararı alınmalı’

Ali Öztunç, Rize ili genelinde acilen afet bölgesi kararı alınması gerektiğini de kaydetti:

Mağdur olan yurttaşların kamusal yardım ve hizmetlerden eşit faydalanmalarını sağlayacak koşullar sağlanmalı, bu bağlamda gerekli kanun değişiklikleri yapılmalıdır.”

Cezaevlerinde açık bayram görüşü yasak, gerekçe ‘pandemi var’

Cezaevinde tutuklu bulunanlar ve çalışanların da aşılanma programına dahil edilmesine rağmen, Kurban Bayramı’nda yüz yüze görüş yapılmasına sınırlama getirildi.

Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonu’nda konuyu gündeme getiren CHP Ankara Milletvekili Ali Haydar Hakverdi, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdür Yardımcısı’yla yaptığı görüşmede, mahkumların aşılanmasının cezaevlerinde olmayanlar gibi sırası geldiğinde, periyodik yapıldığı bilgisini öğrendiğini belirtti.

Hakverdi şunları söyledi:

“İnfaz koruma memurlarının ve cezaevi görevlilerinin de hepsi aşılandı. 1 Temmuz itibarıyla madem eski uygulamaya geçtik, normale geçtik, her taraf açıldı. O zaman bayramda niye açık görüş yaptırmıyoruz? İnsanlar da aşılandı, çok uzunca süredir açık görüş yapılmıyordu, açık görüş bu bayramda uygulanabilirdi, yapılabilirdi”

Gerekçe: Pandemi henüz bitmedi

Hakverdi’nin sorusunu yanıtlayan Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Yılmaz ise pandeminin henüz bitmediğini söyledi.

Sağlık Bakanlığı’nın aşılama takvimiyle doğru orantılı olarak cezaevlerinde aşılama çalışmalarına devam edildi bilgisini veren Yılmaz, “Şu an birinci doz yüzde 75 oranında gerçekleştirildi” dedi.

Başak Demirtaş’tan bakana çağrı

Edirne’de tutuklu bulunan HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın eşi Başak Demirtaş da, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla bayramda görüşlerin yapılmasını talep etti.

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e seslenen Demirtaş şunları söyledi:  “Pandemi öncesi her hafta olan kapalı görüş hakkını bile kullanamıyoruz. Bir ay içerisinde sadece toplamda iki defa kapalı görüş yapabileceğiz. Normalde bayramlarda ek açık görüş olurdu. Oysa bu bayramda yine olmayacak. Bırakın açık görüşü kapalı görüş bile yok. Bayram vesilesiyle ek telefon hakkı bile tanınmadı. Maalesef cezaevlerine bayram gelmiyor. Oysa ki Adalet Bakanı bundan tam 13 ay önce, kısa sürede görüntülü görüşme yapılabileceğini söylemişti. Buradan Adalet Bakanı’na sormak istiyorum: Cezaevlerinde bayram görüşü yapmanın kime ne zararı olabilir ki? Cezaevlerinde normalleşme ne zaman başlayacak?”

Başak Demirtaş’ın paylaşımının ardından, çok sayıda mahkum yakını sosyal medyadan videolar paylaşarak, bayramda açık görüş yapılmasını talep etti:

https://twitter.com/sabihatemizkan/status/1415271192768942086

AYM: İçişleri Bakanlığı’nın pasaport konusunda takdir hakkı yok

Anayasa Mahkemesi (AYM) pasaportu milli güvenliğe tehdit oluşturduğu belirtilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyelikleri, iltisakları gerekçesiyle iptal edilen ancak kanunda belirtilen kriterleri sağladıktan sonra pasaport başvurusu yapanlar hakkındaki son kararın İçişleri Bakanlığı’nca verilmesini öngören düzenlemeyi iptal etti.

Düzenlemenin seyahat özgürlüğünü kısıtlayıcı nitelikte olduğu, “hakim kararı” güvencesine aykırılık oluşturduğu belirtilen kararda, bu nitelikteki bir kısıtlamanın ancak hakim kararıyla olabileceği belirtildi.

CHP’nin açtığı davada, Pasaport Kanunu‘na eklenen 7. maddenin bazı bölümlerinin anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, yetki devrinin iptali talep edilmişti.

‘İdare’nin kısıtlamaları Anayasa’ya aykırı’

AYM’nin kararında şu ifadeler yer aldı:

“Dava konusu kurallarda Anayasa’nın anılan maddesinde yer almayan sınırlama sebepleriyle de söz konusu hürriyetin sınırlandırıldığı ve kuralların yurt dışına çıkış yapabilmesini idarenin yetkisine bırakarak Anayasa’da belirtilen sınırlama sebeplerine bağlanan hakim kararı güvencesini ihlal ettiği görülmektedir. Bu itibarla kuralların yurt dışına çıkma hürriyetini Anayasa’ya aykırı olarak sınırladığı sonucuna varılmıştır.”

 

Yüksek Mahkeme, kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasından bir yıl sonra yürürlüğe girmesini kararlaştırdı. Bu sürede, idarenin karara uygun yeni düzenleme yapması gerekecek.

Avukatlarla ilgili başvuruya ret

AYM, haklarında Terörle Mücadele Kanunu‘ndaki suçlara ilişkin soruşturma veya kovuşturma bulunan avukatlara hususi damgalı pasaport verilmemesinin anayasaya aykırı olduğu iddiasını ise yerinde bulmadı.

Kararda şöyle denildi: “… Kural kapsamında yer alan avukatların hususi damgalı pasaport alamamalarının sürekli nitelikte olmayıp haklarındaki anılan suçlardan yürütülen soruşturma veya kovuşturmaların devamı süresiyle sınırlı olduğu gözetildiğinde hususi damgalı pasaport edinme imkanının kazanılmasına ilişkin koşullarda anılan farklılığın öngörülmesiyle güdülen amaç ile kuralla öngörülen araç arasında uygun bir dengenin kurulduğu, bu bağlamda kuralla getirilen söz konusu farklılığın öngörülme amacına göre kural kapsamındaki avukatlara aşırı bir külfet yüklemediği anlaşılmaktadır. Bu itibarla kuralda eşitlik ilkesine aykırı bir yönün bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.”