Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, emisyonları azaltma politikasının bir parçası olarak 2030’a kadar ülkede satılan otomobillerin yarısının elektrikli olmasını hedeflediklerini açıkladı.
Beyaz Saray tarafından yapılan açıklamada, bu gelişmenin yanında Biden’ın yakıt tüketimini sınırlama ve karbon salımıyla ilgili başka düzenlemelere gideceği belirtildi. Ancak, konuyla ilgili detay verilmedi.
Markalar destekledi
ABD’nin üç otomotiv devi Ford, General Motors ve Stellantis, Biden’ın açıkladığı hedefe sıcak bakıyor.
Markalar, 2030’a kadar akülü, yakıt hücreli ve hibrit araçlar da dahil olmak üzere satışların yüzde 40-50’sinin elektrikli araçlardan oluşması hedefini paylaştıklarını açıkladı. Fakat, bu hedefe ulaşma konusunda herhangi bir yasal zorunluluk bulunmuyor.
ABD’nin Otomobil İşçileri Sendikası, (UAW) BMW, Honda, Volkswagen ve Volvo da Biden’ın girişimine destek verdiğini duyurdu.
İllüstrasyon sanatçısı Hakan Keleş, iklim krizinin neden olduğu sıcak dalgaları ve kuraklığın etkisiyle 28 Temmuz’da başlayan ve hala kontrol altına alınamayan orman yangınlarının özetini illüstrasyonlarıyla anlattı.
Keleş, hazırladığı illüstrasyon çalışmalarını “Son birkaç günümün özeti. Ne olur bitsin artık” sözleriyle paylaştı.
Muğla‘ya bağlı Milas Belediyesi, il sınırlarında devam eden orman yangınları hakkında yazılı bir açıklama yaptı.
Açıklamada Milas’taki yangınlarda 5 Ağustos tarihine kadar 16 bin 8 hektarlık alanın yandığı belirtildi. Bu alan yaklaşık 22 bin 500 futbol sahası büyüklüğüne denk geliyor.
Alevler Bakırköy Mahallesi’ne ilerliyor
Yangının güncel durumuna ilişkin bilgilerin de paylaşıldığı açıklamada “Saat 09.44 itibariyle, yangın, Gürceğiz ve Akçakaya Mahallelerini de içine aldı. Şu an Gürceğiz’de yangın kontrol altına alındı ve soğutma çalışmaları yapılıyor. Alevler, Bayırköy Mahallesi’ne doğru ilerliyor” denildi.
Yangının Bayırköy Mahallesi’ne yaklaşmasıyla birlikte termik santral çevresindeki çalışmaların hızlandırıldığı belirtilen açıklamada “Sabah saatleri itibariyle mahalle halkının yoğun çabasıyla Bayırköy’de insanlar önlemlerini almaya başladı. Milas Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü’ne bağlı ekipler yardım noktalarının ve toplanma noktalarının temizlik çalışmalarını aralıksız sürdürüyor” bilgisi paylaşıldı.
— T.C. Milas Belediyesi (@MilasBelediyesi) August 6, 2021
Havadan müdahale yapılıyor
Ayrıca Gürceğiz ve Bayırköy Mahallelerinin ormanlık alanında devam eden yangına iki helikopter ile havadan müdahale edildiği belirtildi.
Milas Belediyesi Zabıta Müdürlüğü’ne bağlı ekiplerin dün Gürceğiz’de çıkan yangından kaçan bir köpeği kurtardığı belirtilen açıklamada “Ayakları alevlerden dolayı yanmış olan köpeğe ilk müdahalesi yapılarak su ve mama ihtiyacı karşılandı. Daha sonra alevlerden kaçan köpek, tedavisinin yapılması için Milas Belediyesi Hayvan Barınağı’na götürüldü” ifadelerine yer verildi.
Açıklamada “Milas Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü’ne bağlı ekipler yangın söndürme çalışmalarında aktif rol alıyor. Ekipler, kırsalda bulunan yerleşim yerlerine yangının ulaşmaması için çeşitli önlemler alıyor” denildi.
Muğla’da günlerdir devam eden orman yangınının Kemerköy Termik Santrali‘ne de ulaşması büyük korku yaratırken, bölgedeki yangının kontrol altına alındığının açıklanması rahat bir nefes aldırdı.
Dün Yeşil Gazete‘ye yangının termik santrale yaklaşmasının insan sağlığına etkileri hakkında röportaj verenHEAL-Sağlık ve Çevre Birliği sağlık ve enerji politikaları danışmanı Funda Gacal, bugün yaptığı açıklamada bölgede korkulduğu kadar büyük bir facia olmadığını ancak insanların tedbirlere uymaları gerektiğine vurgu yaptı.
‘Rezerv kömür yanmadı’
Funda Gacal, termik santraldeki kömürün kontrollü bir şekilde yakıldığı ve daha büyük bir yangının önüne geçildiğini şöyle anlattı:
İşletmeci dün bir bilgilendirme notu yayımladı. ‘Burada rezerv kömür yanmadı’ dedi.
Rezerv kömür yanmadı ifadesinden anladığımız şu: Santral yangının sonuna kadar çalışarak birkaç gün içinde yakılması istenen madenden çıkartılan kömürün kontrollü bir şekilde yakıldığı, böylece daha büyük bir yangının aslında olmasının önüne geçtiği ve zaten etrafındaki linyit madenine de hiç gelmediğini anlıyoruz.”
‘Bölgedeki hava kirliliği çok kötü’
Ancak, Gacal bölgedeki hava kirliliğinin Dünya Sağlık Örgütü‘nün insan sağlığını korumak için gerekli olarak koyduğu sınır değerinin neredeyse 10 kat daha fazlası olduğunu söyledi:
Bölgede korktuğumuz kadar büyük bir facia olmadı. Umarım da olmaz. Maden alanları bir kere yanmadı. İkincisi de içeride elektrik üretmek için bekletilen kömür yanmadı, olsaydı büyük bir facia olurdu.
Öte yandan, zaten bölgedeki hava kirliliği çok kötü. Uydu görüntülerine göre şu anda Dünya Sağlık Örgütü’nün insan sağlığını korumak için gerekli olarak koyduğu sınır değerin neredeyse 10 kat daha fazlası bir toz kirliliği yani hava kirliliği görüyoruz. “
‘Uyarılara uyulmalı’
Funda Gacal, bölge halkı için yapılan uyarıların hala geçerli olduğunu da ekledi.
Halk Sağlığı Uzmanları Derneği (HASUDER) ve Türk Tabipleri Birliği‘nin (TTB) açıklamalarına göre, bölgede yaşayan kişilerin alması tavsiye edilen bazı önlemler şöyle:
N-95 ya da P-100 gibi karbon filtreli maskeler takılmalı,
Evde bir temiz oda yaratılmalı, yatak odası gibi boş ve mümkün olduğunca az pencere ve kapı bulunan bir oda seçilmeli,
Tozun ve dumanın içeriye girmemesi için kapı, pencere kapalı tutulmalı,
Mümkünse bulunulan alan tahliye edilmeli,
Araç içindeyse camlar ve havalandırmalar kapatılıp, klimayı devridaim modunda çalıştırarak aracın içindeki duman azaltılmalı.
Antalya‘nın Manavgat ilçesinde 28 Temmuz’da başlayan ve hala devam eden yangınlarla mücadele eden bir arazöz ekibinin alevlerin arasında yaşadıkları zor anlar telsiz konuşmasına yansıdı.
Helikopter gelmeden arazözü terk etmek istemeyen ormancının “güvenli bölgeye geç” anonsuna yanıtı “Bunda 80 milyonun hakkı var. Bırakmam…” oldu.
Yangının ortasında kalmış bir ormancı! Bulunduğu aracı terk etmesi için telsizle uyarılıyor. Gelen Cevap: “Terk edemem 80 Milyonun hakkı var!” Helikopter üstüne su atması için yönlendiriliyor! Hakkımız helal olsun 😔👇https://t.co/u1rfhZgBcr
AA’nın kamerasına yansıyan olay, Kızıldağ Mahallesi‘nde gerçekleşti. Yerleşim yerlerini de tehdit eden ormanlık alandaki yangına müdahale eden S30 kodlu bir arazöz ekibi, birden yükselen alevlerin arasında kaldı.
Arazözü alevlere teslim etmek istemeyen orman işçisi merkeze anons geçti. Ekip arkadaşları güvenli bölgeye geçen ormancının arazözün içinde yaptığı konuşma şu şekilde gerçekleşti:
-Yangın yönetim merkezi: Yangın yönetim aracı! Acil olarak S-30’un olduğu yere helikopterin su atması gerekiyor. Araç yanacak arkadaş var içinde…
(Araçtaki bir ormancı: Araba yansın)
-Yangın yönetim merkezi: Tehlikedeysen aracı terk et. Helikopter gelecek su atacak!
-Özgür: Onlar gelmeden gitmem ben buradan, helikopter gelsin su atsın…
-Yangın yönetim merkezi: Özgür, Özgür helikopter geliyor, helikopter geliyor… Sen aracı terk et… Boşalt… Güvenli bölgeye kaç…
Özgür: Ben anlamam ağabey güvenli bölgeden. Bunda 80 milyonun hakkı var… Ben bunu bırakmam son dakikaya kadar…
Haberde anonsun ardından alana kısa sürede helikopterle müdahale edildiği, büyük tehlike atlatan işçilerin yangına müdahaleye devam ettiği belirtildi.
Mersin Nükleer Karşıtı Platform, Japonya’nın Hiroşima ve Nagasaki kentlerine atılan atom bombasının 76’ıncı yıldönümünde yazılı bir açıklama yaptı.
Yapılan açıklamada “76 yıl önce insanlık o zamana değin görülmemiş bir kitle kırım silahının hedefi oldu” ifadeleri kullanıldı.
Üç gün arayla iki şehir yok edildi
2’inci Dünya Savaşı’nın sonuna doğru, Birleşik Krallık’ın onayını alan Amerika Birleşik Devletleri (ABD), 6 Ağustos 1945 günü Hiroşima’ya atılan 4 ton ağırlığında ve 15 kiloton etkisindeki taktik atom bombası ile 70 bin kişiyi öldürmüş, bir o kadarını da yaralamıştı.
Üç gün sonra Nagazaki’ye atılan 20 kilotonluk taktik atom bombasıyla da 74 bin kişi ölmüş ve 75 bin kişi yaralanmıştı.
‘Etkileri bugün de devam ediyor’
Atom bombasının olumsuz etkilerinin günümüzde devam ettiği belirtilen açıklamada “Daha etkili olması amacıyla havada patlatılan bombalarla her iki şehir tamamen tahrip edilmiş, doğal çevrede yaşam olanaksız hale gelmişti. Radyoaktivite yıllar boyu yaşamı tehdit etmiş, hayatta kalabilen insanlardan yüz binlercesi sakatlıklar, yanıklar, sistemik hastalıklar ve kanserlerle yaşamlarını sonlandırmıştır. Olumsuz etkileri günümüzde hâlâ devam etmektedir” denildi.
O tarihten bu yana dünyada irili ufaklı yüzlerce nükleer felaket yaşandığı belirtilen açıklamada “Basit bir insan hatasından kaynaklanan Çernobil Nükleer Santral kazası ile deprem gibi bir doğal afet sonrasında meydana gelen Fukişima Nükleer Santral kazasında da gördüğümüz gibi bu tesisler böylesi durumlarda kendileri adeta nükleer bombalara dönüşüverdi” hatırlatması yapıldı.
Yangınlar nükleer riskini bir kez daha hatırlattı
Muğla Kemerköy Termik Santrali’ne sıçrayan orman yangınlarının hepimize “Söz konusu bir nükleer santral olsaydı başımıza gelecek felaket ne olurdu?” sorusunu sordurduğu belirtilen açıklamada şu ifadeler yer aldı:
“Tıpkı topraklarının yüzde 92 si deprem bölgesinde olan ülkemizde her depremden sonra ‘Ya nükleer santralımız olsaydı?’ sorusunu sorduğumuz gibi. Fukuşima benzeri bir felaketin yaşanmayacağına hiç kimse garanti vermez. Çoğu büyük felaketin, çok küçük ihmaller ya da dikkatsizlikler sonucu ortaya çıktığı unutulmamalıdır. Hiroşima’da, Nagazaki’de Çernobil`de, Fukuşima`da yakılan ağıtlarla dökülen gözyaşına, Akkuyu için dökülecek gözyaşları eklenmesin…”
Milas’taki orman yangını Kemerköy Termik Santrali’ne sıçramış, santralde çalışan işçiler ve çevre mahalleler tahliye edilmek zorunda kalmıştı.
‘Güvenliğimiz tehditlere açık hale geliyor’
“Nükleer enerji santrallerinin gereksizliği, yanlışlığı konusunda konuşmaktan, anlatmaktan, sesimizi duymayan iki adım ötemizdeki ‘karar vericilerin’ etkili ve yetkili insanların aymazlığını deşifre etmekten asla yorulmayacağız” denilen açıklama şöyle sürdürüldü:
“Nükleer güce sahip olmayı ulusal bir itibar meselesine dönüştüren siyasi iktidar, milli güvenlik ve enerji ihtiyacı bahanesiyle, yarattığı çok yönlü tehlikelere rağmen, nükleer silahlara geçiş birikimi oluşturduğu kabul edilen; Mersin Akkuyu’da, Sinop İnceburun’da kurulması planlanan santrallar ile olası nükleer silah üretimine kapı aralamıştır.
Kapitalizmin sömürü hırsıyla, ulusal çıkarlar konusunda her an karşı karşıya gelebileceğimiz Akkuyu Nükleer Güç Santralı ve kurulması planlanan diğer nükleer santralleri inşa ederek faaliyete geçirecek ülkelerle, ulusal güvenliğimiz tehditlere açık hale getirilmiş, santrallerde yaşanacak olası bir kaza ya da düzenlenecek bir saldırı sonucunda kaybedilecek hayatlar, ulusal kaynaklar dikkate alınmamıştır.”
Mersin iklim krizi karşısında kırılgan
Kırılgan Akdeniz coğrafyasında yer alan Mersin’in iklim krizi karşısındaki kaderinin ülkemizin diğer coğrafyalarından farklı olmayacağı belirtilen açıklamada orman yangınlarının seyri hakkında şunlar söylendi:
“İlk olarak, 28 Temmuz 2021 tarihinde Antalya Manavgat’ta başlayan, bir haftadır Osmaniye, Adana, Muğla ve Mersin’de devam etmekte olan ve afet boyutuna ulaşmış orman yangınları ne yazık ki iklim krizinin en acı sonuçlarındadır. İklim krizinin etkilerini her gün daha çok ve daha vurucu şekilde yaşadığımız bugünlerde Mersin Akkuyu mevkiinde inşaası devam eden Akkuyu Nükleer Santrali, olası bir afetle bütün coğrafyayı yok olma tehlikesi ile karşı karşıya bırakmaktadır. Bu kapsamda, başta Akkuyu Mevkiinde yapımı süren ayrıca Sinop ve İğneada’da yapılması planlanan nükleer enerji santrallerinden ivedilikle vazgeçilmelidir”
Akkuyu Nükleer Santrali inşaatı.
‘Bu kirli teknoloji ile zaman kaybetmeyelim’
Açıklamada “Ülkemizin bu kirli ve geri kalmış teknoloji ile zaman kaybetmemesi, enerji planlamasını yapması, mevcut alt yapısını çevresel sorunları gözeterek yapılandırması ve hiç kuşkusuz enerjinin kim için ne için sorusuna kamu yararı gözetir bir biçimde cevaplayarak enerji politikasını bu kapsamda belirlemesi gerekmektedir” ifadeleri kullanıldı.
Ekonomik kriz sırasında yatırımların nükleer santrale yapılmasının kınandığı açıklamada “Bizler; Ülkemizde yaşanan derin krize rağmen, yoksulluğun önlenemez bir hızla büyüdüğü bir ortamda; insanlar ve diğer canlılarla birlikte doğayı yok etme pahasına, etkileri yüzyıllar süren nükleer teknolojilerin hayatlarımıza sokulmasını kabul etmiyoruz. Salgın, işsizlik, ekonomik kriz, temel insani ihtiyaçlara ulaşma güçlükleri gibi ciddi toplumsal sorunlarla yüz yüze olduğumuz bu günlerde, halkın acil sorunlarına çözüm üretmek yerine nükleer santral çalışmalarına hız verilmesini, kaynakların silahlara yatırılmasını kınıyoruz” denildi.
‘Tüm nükleer santraller kapatılsın’
“Mersin Nükleer Karşıtı Platform (NKP) olarak, Hiroşima ve Nagazaki’ye düzenlenen saldırıların 76. yıldönümünde uluslararası nükleer silahsızlanma kampanyasını destekliyoruz” denilen açıklama şu ifadelerle son buldu:
“Ülkemiz ve dünya hükümetlerine sorumluluklarını hatırlatıyor, Nükleer Silahların Yasaklanması Anlaşması`nı samimiyetle destekleyerek onaylamalarını talep ediyor sadece Akkuyu’da değil tüm dünyada nükleer santrallerin kapatılmasını istiyoruz.”
NKP: Hiroşima ve Nagazaki’yi unutturmayacağız
Nükleer Karşıtı Platform (NKP) tarafından da Hiroşima ve Nagazaki katliamlarının 76’ıncı yıldönümünde ortak bir açıklama yayınlandı.
“Hiroşima ve Nagazaki saldırısını unutmadık, unutturmayacağız” ifadelerinin kullanıldığı açıklamada “Hiroşima ve Nagazaki’de hayatını kaybedenleri saygı ile anıyor; Japon halkının 76 yıldır dinmeyen acısını paylaşıyoruz. Başta ülke topraklarımızda muhafaza edilen nükleer silahlar olmak üzere, tüm dünyada var olan nükleer silahlar, nükleer santrallar ve insanlığın ‘yok etme’ kültürüyle ürettiği bütün hayallerden vazgeçilmesi çağrımızı yineliyoruz” çağrısı yapıldı.
İstanbul Adalar’da orman yangınlarının önlenmesi için tabiat parkları ve mesire yerlerinde piknik yapmak ay sonuna kadar yasaklandı.
Öte yandan, düzenli tarifeli seferler dışında, Adalar’a yönelik günübirlik turistik gezi yapan deniz araçlarının Adalardaki iskelelere yanaşmasına ve bağlanmasına 7-8, 14-15 ve 30 Ağustos’ta izin verilmeyecek.
İlave kararlar
Adalar Kaymakamlığı tarafından yapılan açıklamada, orman yangınlarının riskini azaltmak amacıyla İstanbul Valiliği‘nin almış olduğu 30.07.2021 tarih ve 2021 sayılı “Orman Yangınlarının Önlenmesi Amacıyla Ormanlık Alanlara Girişlerin Yasaklanması Hakkındaki Kararı”na ilave kararlar alındığı duyuruldu.
Alınan ilave kararlar da şöyle sıralandı:
Düzenli tarifeli seferler dışında, Adalara yönelik günübirlik turistik gezi yapan deniz araçlarının Adalardaki iskelelere yanaşmasına ve bağlanmasına 7-8/08/2021 günleri ile 14-15/08/2021 (Cumartesi/Pazar) günleri ve 30 Ağustos 2021 Pazartesi günü izin verilmemesine, iskele amirliklerince ve zabıta marifetiyle denetlenmesine,
Adalar ilçesinde tabiat parkları ve mesire yerlerinin orman içerisinde ve bitişiğinde olması nedeniyle, mesire alanlarında piknik yapılmasının yasaklanmasına, uyarı ve ikaz levhalarının konulmasına,
Adalar içerisinde elektrikli araçlarla yapılan toplu ulaşım seferlerinin, ormanlık alanlarda kontrollü, durmaksızın, inme ve binmeye izin verilmeksizin yapılmasına,
Plaj ve mesire yerlerine ulaşımın sadece deniz ulaşım araçları ile yapılmasına,
Plaj ve mesire yerlerinden ormana çıkış yollarının ve çevresinin ilgili işletmeler ve orman teşkilatınca ilave tedbirler alınarak kontrol altında tutularak denetlenmesine,
İskelelerde, orman yangınlarına sebebiyet verecek maddelere yönelik olarak güvenlik güçlerince ve zabıta birimlerince düzenli denetim yapılmasına,
Ormana giriş yollarında ve orman içerisinde Emniyet, Zabıta (İBB ve Adalar), Orman İşletme Teşkilatı, İtfaiye personeli ve gönüllü vatandaşlar ile düzenli kontrol ve denetleme faaliyetlerinin yürütülmesine,
Sahil Güvenlik Komutanlığı ve deniz polisi tarafından deniz araçlarıyla Adalar çevresinde denetim faaliyeti yürütülmesine,
Adalara lojistik ve yük taşıyan deniz araçlarının, yanıcı, parlayıcı ve risk oluşturan maddeler yönünden Zabıta ve Sahil Güvenlik Komutanlığı unsurları marifetiyle denetlenmesine,
Yapılacak denetimlerde tespit edilen aykırılıklar karşısında 6831 sayılı Orman Kanunu, Türk Ceza Kanunu ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu uyarınca adli-idari işlem yapılmasına;
Bu karar hükümleri 04.08.2021-31.08.2021 tarihleri arasında uygulanır.
Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı, (TEMA) Türkiye’deki orman yangınlarıyla nedeniyle başlattığı fidan kampanyasında çevreye verdiği zararlarla ismini duyuran Cengiz Holding‘in bağışını reddetti.
Geçen hafta başlatılan bağış kampanyasına çok sayıda kişi destek olmuştu.
500 bin TL’lik bağış kabul edilmedi
DW Türkçe‘de yer alan habere göre, TEMA’ya bireysel bağışların yanında kurumsal bağışlar da alınırken, kurum bazı şirketlerin bağışlarını geri çevirdi. Bu kurumlar biri olan Cengiz Holding’in 50 bin fidanlık yani 500 bin TL’lik bağışı TEMA tarafından iade edildi.
Bağış kabul edilirken şirketlerin doğaya verdiği etkinin dikkate alındığını kaydeden TEMA, ticari sır gerekçesiyle de bağışını reddettikleri şirketin ismini açıklamadı.
Cengiz Holding’in icraatları
Çevreye verdiği zararlarla adından sıkça söz ettiren Cengiz Holding’in hayata geçirdiği ve geçirmek istediği bazı projeler şöyle:
Holding, İstanbul’un ekolojisine ciddi zararlar veren İstanbul 3. Havalimanı projesinin ihalesini Mapa, Limak, Kolin ve Kalyon ile beraber alan şirketlerden biri.
Holding, Artvin Cerattepe‘de 2016’da maden arama ve çıkarma çalışmalarına başladı. Maden arama çalışmaları için holdinge yeni ruhsatlar verildi.
Cengiz Holding, Kazdağları‘nda yıllardır arama faaliyetleri sürdüren Truva Bakır İşletmeleri A.Ş maden işletmesini, Liberty Gold ve Teck Resorurces’dan satın aldı. Alamos Gold‘un yerli ortağı Doğu Biga Madencilik, Kazdağları’nda 2019 yılında biten inşaat ruhsatının yenilenmemesinden dolayı bölgedeki çalışmalarına son vermişti.
Holding, Rize İyidere’de İyidere Lojistik Liman Projesi‘nin yapımını üstlenmiş, projeye taş temin etmek için İkizdere’de taş ocağı yapımına başlamıştı. İkizderelilerin taş ocağına karşı mücadelesi 100 günü aşkın süredir sürüyor.
Holding, Çanakkale Bayramiç’te faaliyete geçirilmek istenen Halilağa Bakır Madeni Projesi‘ni yapmak için de çalışmalarını tüm hızıyla sürdürüyor.
Cengiz Holding’e bağlı Cengiz Elektrik Şirketi, Diyanet İşleri Başkanlığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın ardından İçişleri Bakanlığı’nın da milyonlarca liralık elektrik enerjisi ihalesini aldı.
Holding, bunların yanında Akkuyu Nükleer Santral Limanı, Ordu-Giresun Havalimanı Rize-Artvin Havalimanı, Ankara Hızlı Tren Garı, Hüseyin Avni Paşa Korusu gibi birçok projenin yapım işlerinde de yer aldı.
Yangın sonrası fidan dikmek gerekir mi?
Türkiye’de yangınlar henüz kontrol altına alınmamışken, TEMA’nın yanında bazı kurum ve kişiler fidan bağışı çağrıları yapmaya başladı. Ancak, bazı uzmanlar yangın sonrası fidan dikmenin biyoçeşitliliğe yangından daha çok zarar verebileceğini kaydetmişti.
Yeşil Gazete‘ye konuşan Hacettepe Üniversitesi’nden Yangın Ekologu Prof. Dr. Çağatay Tavşanoğlu, alanın kendini yenileme potansiyeli olmasına rağmen insanların bölgenin hızlı bir şekilde ağaçlandırılması için Bakanlıklara ve kurumlara baskı yapmasının çok büyük bir problem olduğunu ifade etmişti.
İklim krizinin neden olduğu sıcak dalgaları ve kuraklığın etkisiyle Türkiye’nin başta Ege ve Akdeniz bölgeleri olmak üzere birçok noktasında çıkan orman yangınlarının kontrol altına alınamamasına tepki gösteren kent, doğa ve ekoloji örgütleri dün akşam İstanbul Kadıköy‘de eylem düzenledi.
“Türkiye yanıyor, yönetemiyorsunuz” diyen örgütler Süreyya Operası önünde bir araya geldi. Eyleme CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker de destek verdi.
‘Önlem çağrısında bulunmuştuk’
Burada konuşan Şeker, daha önce Meclis’te olası yangınlara karşı önlem alınması gerektiğini gündeme getirdiklerini belirterek “Yangın söndürme uçağı sayısını artırmayı düşünüp düşünmediklerini sorduk” dedi.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli‘nin soru önergesine bir yıl sonra “Yeterli aracımız var” yanıtı verdiğini söyleyen Şeker, hükümetin rantçı politikalarının işlediği sürece bu yangınların devam edeceğini ifade etti.
Fotoğraf: Elif Eltutar
Şahin: Halk ‘artık yeter’ diyor
Basın açıklamasını okuyan Utku Şahin, Türkiyenin dört bir yanının sel ve orman yangınlarına teslim olduğunu söyledi. Hükümetin müdahalelerinin yetersiz olduğunu dile getiren Şahin, “Bu ülkeye verdiğiniz tahribatı fidan dikerek aklayabileceğinizi sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Halk, ‘artık yeter’ sesini yükseltiyor” dedi. Açıklamanın devamında örgütlerin talepleri dile getirildi:
Acil bir şekilde, tüm imkanlar kullanılarak devam etmekte olan yangınlar söndürülmelidir.
Ağustos ayı boyunca devam etmesi beklenen yangınlar için daha fazla vakit kaybetmeden gerekli önlemler alınmalıdır. Yangın ekologları, Orman mühendisleri ve ekoloji örgütlerinden temsilcilerin içerisinde olduğu bir afet koordinasyonu kurularak, olası yangınlara karşı önleyici tedbirler alınmalıdır. Orman yangınlarını önleme ve söndürme çalışmaları için kiralık değil, devletin kendi filosunda gerektiği kadar uçak, helikopter, yangın söndürme aracı, arazöz, diğer makine ve ekipman hazır bulundurulmalı ve yeterince nitelikli personel istihdam edilmelidir.
Fotoğraf: Elif Eltutar
‘Turizm teşvik yasası geri çekilsin’
Turizm teşvik yasası geri çekilmelidir.
Yanan yerlerin rehabilitasyonu konusunda “fidan dikme seferberliği” yerine bilim insanlarının önerileri doğrultusunda bölgenin ekosistemine uygun doğal bilimsel rehabilitasyon yöntemleri uygulanmalıdır.
Yanan yerlerin asla enerji, maden, turizm, konut projeleri için kullanımına izin verilmemelidir.
Yangından zarar gören vatandaşların maddi tüm kayıpları, geri ödemesiz biçimde devlet tarafından karşılanmalıdır.
Yangınların kontrol altına alınmamasındaki sorumlular derhal istifa etmeli ve yargılanmalıdırlar.
Hazine ve Maliye Bakanlığı, Türkiye’de bir haftayı aşkın süredir orman yangınlarıyla mücadele eden yangın bölgeleri için ‘mücbir sebep hali’ ilan etti.
Mücbir sebep halinin ilan edilmesiyle yangın bölgelerinde çok sayıda beyanname vermenin ve ödemenin süresi uzatıldı. Vergi borçlarına da faizsiz 24 taksit imkanı geldiği bildirildi.
Söz konusu yerlerde yangın tarihi itibarıyla mükellefiyet kaydı bulunan mükelleflerin, bu mükellefiyetleri nedeniyle vergi kanunlarının uygulanması bakımından yangının başlangıç tarihi ile 1 Kasım 2021 tarihleri arasında mücbir sebep halinde olduğu kabul edildi.
Vergi ödemeleri ertelendi
Mücbir sebep hali süresince, verilmesi gereken vergi beyannameleri ve bildirimlerin verilme süreleri, bu beyanname ve bildirimler üzerine tahakkuk eden vergilerin ödeme süreleri, yangın tarihinden önce tahakkuk etmiş ödeme süresi mücbir sebep hali ilan edilen süreye rastlayan her türlü vergi, ceza ve gecikme faizinin ödeme süresi, yangın tarihinden önce ikmalen, re’sen veya idarece tarh edilen ve vadesi mücbir sebep halinin başladığı tarihten sonrasına rastlayan her türlü vergi, ceza ve gecikme faizinin ödeme süresi 2021 yılı motorlu taşıtlar vergisinin ikinci taksit ödeme süresi
uzatıldı.
Buna göre, mücbir sebep halinin geçerli olduğu dönemde verilmesi gereken beyanname ve bildirimler 16 Kasım 2021 Salı günü sonuna kadar verilebilecek, bu beyanname ve bildirimler üzerine tahakkuk eden vergiler, yukarıda ifade edilen diğer vergi, ceza ve gecikme faizleri ile 2021 yılı motorlu taşıtlar vergisinin ikinci taksiti 30 Kasım 2021 Salı günü sonuna kadar ödenebilecek.
24 aya kadar taksit imkanı
Bununla birlikte söz konusu yerlerde bulunan mükellefler tarafından, mücbir sebep hali süresi içerisinde verilmesi gereken 2021 yılı 2. geçici vergi beyannamesi verilmeyecek.
Ayrıca bu yerlerde bulunan vergi mükelleflerinin vergi borçları 16 Aralık 2021 Perşembe günü sonuna kadar başvuru yapmaları ve gerekli şartları da taşımaları kaydıyla faiz alınmaksızın 24 aya kadar taksitlendirilecek.