Editörün SeçtikleriEkolojiİklim KriziManşet

Yangın sonrası fidan dikmek biyoçeşitliliğe yangından daha çok zarar verebilir

İklim krizinin yol açtığı sıcak dalgalarıyla birlikte ortaya çıkan ve Türkiye’nin özellikle güney kıyılarını etkisi altını alan yangınlar devam ederken birçok siyasi parti, kurum ve kişi fidan bağışı çağrıları yapmaya başladı.

Her ne kadar ormanları korumak için yapılan bu çağrılar iyi niyet gösterse de yanan ormanlara yapılan ağaç dikimi günün sonunda biyoçeşitliliğe yangınlardan daha fazla zarar verme potansiyelinde olabilir.

Amaç ağaç dikmek mi ekosistemi korumak mı?

Hacettepe Üniversitesi’nden Yangın Ekologu Prof. Dr. Çağatay Tavşanoğlu Yeşil Gazete’ye yaptığı açıklamada “Aslında fidan dikimini nereye yaptığınıza bağlı” ifadelerini kullandı.

Özellikle Akdeniz ormanlarına yangından sonra fidan dikmenin uygun olmadığını dile getiren Tavşanoğlu, “Amaç sadece ağaç dikmek değil ekosistemi korumaksa doğanın kendini yenileme kapasitesini göz önünde bulundurmak lazım” dedi.

Marmaris’te çıkan orman yangınında binlerce çam ağacı yandı. Fotoğraf: DHA

‘Akdeniz ormanları milyonlarca yıldır yanıyor’

“Akdeniz ormanları milyonlarca yıldır yanıyor” ifadelerine yer veren Prof. Dr. Tavşanoğlu, bu sebeple Akdeniz’de yer alan çam ormanları ve makilerin yangına karşı adaptasyon geliştirdiklerini söyledi.

Yani buradaki doğa yangın sonrasında kendisini toparlamak için yöntemler geliştirmiş durumda. Bu yöntemler ise türlere göre farklılık gösteriyor.

‘Yangın sayesinde filizlenen tohumlar var’

Makiler üzerine bilgi paylaşan Tavşanoğlu, “Maki çalılarının üst tarafları yanar toprak altı ise canlı kalır. Depo organları vardır toprak altında. Yangından iki ay sonra yaşamaya devam ettiklerini ve sürgün verdiklerini görebilirsiniz” dedi.

Bazı türlerin ise tohumlar yoluyla kendini koruduğunu belirten Tavşanoğlu, “Bazı tohumlar ancak belirli bir sıcakta ve dumanın etkisiyle uyarılır ve sonrasında yeşillenmeye başlar” bilgisini paylaştı.

Manavgat’ta yangın üçüncü gününe girdi. Fotoğraf: AA

‘Doğanın dinamizmini anlayamıyoruz’

Çam ağaçlarının da yangın sırasında kozalaklarını kapattığını ifade eden Tavşanoğlu, bu şekilde kozalakların kendilerini koruduğunu ve yangının bir hafta sonrasında kozalakların yeniden açıldığını söyledi.

“Uzun süre yangın olmazsa kaybolacak türler var” diyen Tavşanoğlu, doğanın bir dinamizmi olduğunu ancak insanların bunu anlayamadığını dile getirdi.

‘İnsanlar ağaçlandırma için baskı yapıyor’

Alanın kendini yenileme potansiyeli olmasına rağmen insanların bölgenin hızlı bir şekilde ağaçlandırılması için Bakanlıklara ve kurumlara baskı yaptığını belirten Tavşanoğlu’na göre bu çok büyük bir problem.

Bakanlık’ın da “insanlara iyi görünmek için” bölgeyi ağaçlandırmak için çalışmalar yürüttüğünü dile getiren Çağatay Tavşanoğlu, “Biz oralara dozerle girip, düzleyip, fidan dikip düzelteceğimizi düşünüyoruz. Ancak bunu yaparken biyoçeşitliliği kaybediyoruz. Doğanın restorasyonunu sağlamalıyız. Bana kalırsa bir ormanı madene vermek ile dışarıdan ağaç dikip biyoçeşitliliği öldürmek arasında çok az fark var” dedi.

İnsanlar yapılaşmaya açılmasından korkuyor

İnsanların yanan bölgeleri hızlıca ağaçlandırmak için baskı yapmasının sebebi ise çoğunlukla yanan alanların yapılaşmaya açılacağına dair duyulan korku.

Bu korkunun da yersiz olduğuna değinen Prof. Dr. Tavşanoğlu, “Elbette ben de bir ekolog olarak ormanlarda maden yapılmasına, otel yapılmasına karşıyım. Ancak şöyle bir gerçek var ki yanan alanlar çok daha iyi korunuyor” dedi.

Fotoğraf: DHA

‘Yanan ormanlar daha iyi korunuyor’

Ormanlar, Orman Koruma Kanunları ile korunuyor. Yangın alanları ise Anayasa’nın koruması altında. Kısacası ormanlar yandığında daha iyi korunuyor. Yanmadıkları durumda ise yeni çıkan düzenlemelerle birlikte herhangi bir yere tahsis edilmelerinin önünde çok fazla engel yok.

Yangın alanının daha sonradan inşaata açıldığı bir iki örnek olduğunu belirten Tavşanoğlu, “Onlarda da orman alanı daha öncesinde otele tahsis edilmiş. Yangın ise sonrasında çıkmış. Yangın çıkmasaydı da orada inşaat yapılacaktı. Ancak bu örnekleri gören kişilerde yanan yer inşaata açılacak algısı oluşuyor” dedi.

‘Doğaya saygı duymak lazım’

Yanan ormanların teorik olarak yeniden orman haline gelebilmesi için en az 10-15 yıl süre gerektiğini belirten Tavşanoğlu, şu ifadelere yer verdi:

“Doğaya saygı duymak lazım. Doğayı biz şekillendiririz diyoruz ama doğa biz ateşi bulmadan çok daha önce de ateşle haşır neşirdi. Doğaya kendini restore etmesi için fırsat vermeliyiz.”

İklim krizi etkisiyle yangınlar artıyor

İnsan kaynaklı iklim krizi etkisiyle sıcak dalgaları yaşadığımızı ve bu durumun yaşanan orman yangınlarının sıklığını ve şiddetini artırdığını ifade eden Tavşanoğlu, “Yangınlar İzmir’den başlıyor, Hatay’a kadar uzanıyor. Tüm Doğu Akdeniz ve hatta dünya kavruluyor” dedi.

Yeni bakış açılarıyla planlamalar yapılmasına ihtiyaç duyulduğunu belirten Tavşanoğlu’na göre hem artan yangınlara karşı hazırlıklı olmalı hem de yangınlar sonrasında neler yapmamız gerektiğini şimdiden konuşmaya başlamalıyız.