Ana Sayfa Blog Sayfa 1336

Hasankeyf’ten Milas’a bir yangının orta yerinde [Fotoğraf öyküsü]

Haber: Metin YOKSU

*

İstanbul’dan Batman’a geleli üç yıldan fazla oldu. Bu süre zarfında dünyanın gözü önünde 12 bin yıllık tarihe sahip insanlık mirası Hasankeyf sulara gömüldü.

Elbette birdenbire olmadı. 2008 yılında başladığım gazetecilik mesleğimin ilk yıllarından itibaren Hasankeyf’i yakından takip eden bir muhabirim. Tarihi kentte ilk patlatmaların başlamasının ardından bir tesadüf üzerine mesleğim beni yaşadığım topraklara geri getirdi.

Geldiğim günden bu yana ekoloji haberleri başta olmak üzere hak odaklı bir habercilik anlayışında ısrarcı davranarak çalışmalarımı sürdürdüm. Son üç yılda Hasankeyf ve Mezopotamya’nın ilk liman kenti olan Tel-Fafan’daki insanların evlerinin, topraklarının ve canlıların sular altında boğulmasına şahitlik ettim.

Yangına 26 saatlik otobüs yolculuğu

Yaşanan felaketler karşısında gazetecilik yapmanın çeşitli zorluklarını hepimiz biliyoruz. İşte tam da bu duygularla daha önce ziyaret ettiğim Muğla, Milas, Marmaris, Antalya’nın en güzel ormanlarının yandığını gördüm.

Bir gazeteci olarak oturup uzaktan seyretmek olamazdı. Hele ki sene başından bu yana iklim krizinin etkilerini araştıran bir gazeteci olarak yaşananları yerinde izlemek ve belki yapabilecek bir şey vardır diyerek kendi imkanlarımla 26 saatlik bir otobüs yolculuğunun ardından Marmaris’e geçtim.

Üç aktarmalı otobüs yolculuğunun ardından 2 Ağustos’u 3 Ağustos’a bağlayan gece 02.30’da Marmaris otogarına vardığımda bir gönüllü dayanışma ağının içinde buldum kendimi.

Dayanışmanın güzelliği

Çeşitli şehirlerden yangın söndürme ekipmanları ve yiyecek ve içecekler ile dolu koliler birkaç gönüllü tarafından Marmaris İçmeler civarına götürülüyordu. Refleks ile biz de onlara katılarak sivillerin kendi imkanları ve belediyenin de desteği ile oluşturdukları koordinasyon merkezine ulaştık.

Buraya vardığımızda sabah için yapılan bir hazırlık olduğunu öğrendik. Herkes bir işin ucundan tutmuş kimisi sabah kahvaltılıklarını hazırlıyor, kimisi sabah yangın bölgelerine gidecek olan içecekleri de ayarlarken kimileri de kaos gibi görünen bir ortamda çok sıkı bir düzenlemenin yaşandığını gösteren planlamaları hazırlıyordu.

Dışarıdan baktığınızda herkesin sakin çalıştığını zannederken yaklaştıkça büyük hummalı ve en önemlisi de iyi organize olmuş bir çalışma düzenini görüyorsunuz.

Marmaris’teki koordinasyon alanında planlama yapan bir gönüllü

Çevik kuvvet ekiplerinden yardım teklifi

Yol yorgunu olmamıza rağmen meslek gereği olsa gerek yaklaşık bir saat boyunca yaşananları izlemek için her çadırın önüne gidip neler oluyor diye gözlemlerken buldum kendimi.

Bu sırada bir de baktım ki çevik kuvvet ekipleri de gönüllülerin çalışmasını seyrediyor. Bir ekip amirinin gönüllülere yaklaşarak “Eğer isterseniz bizim ekip de size yardım edebilir” dediğini duydum.

Ardından aynı ekip, gönüllülerin bir kamyonet dolusu şişe sularını indirmesine ve düzenlemesine yardım etti. “İşte olması gereken bu. Keşke Hasankeyf’te de böyle olsaydı” diye geçirdim içimden.

Gezi Parkı ile paralellikler

Kalacak yerimiz yoktu. Koordinasyon merkezinden bir gönüllü kaldıkları bir otele yerleştirerek bize yardımcı oldu.

Burada yaşananları ve bu hızlı organizasyonu Gezi Parkı Direnişi’nde de gördüğümü ifade etmek yanlış mıdır doğrudur bilmem ama takdir kamuoyunun diyeyim…

Çiçekleri yanmış bir bölge sakini yanan alanları gösteriyor

Sincap yavrusu ile karşılaşma

Sabahın ilk ışıklarıyla Marmaris’in bal üretimi ile meşhur Osmaniye, Bayır ve Turgut mevkiilerine gitmek için yola çıktık.  Yolumuzun üstünde bir sincap yavrusu sağa sola koşuşturuyordu. Bu görüntü akıllara bir soruyu getiriyordu:

“Bölgedeki canlıların yaşamı için herhangi bir önlem alındı mı? Yoksa onlar da kendi haline mi bırakıldı?”

Uzmanların belirttiğine göre bölgede toprağın sıcaklığı 50 dereceye ulaşmış durumdaydı. Ve biz yangının ulaşmadığı yerde dahi kalın tabanlı ayakkabı ile toprağa basmamıza rağmen ayaklarımızın yandığını hissediyorduk. Peki ya burada yaşam süren ve yangından kurtulan canlılar! Onlar ne yapıyordu?

Güneş öğlen 15.00 civarında yangın nedeniyle görünmez halde

‘Tek tesellim aileme zarar gelmemesi’

Yangın kimi yerlerde evleri, kimi yerlerde ise ahırları yakıp geçti. Evini yananlardan Mustafa Şahin evini alevler sardığında evde değilmiş fakat çocukları ve ailesi buradaymış.

Evinin yanmasının ardından çevreden yardım almış. Devletin güçlü olduğunu ama insanların kendi imkanları ile daha fazla dayanışma gösterdiğini ifade ederken tüm belleğinin sıfırlandığını ve evinin içinde en güzel anılarının ise küle döndüğünü anlattı.

Tek tesellisinin ailesinden herhangi birine bir şey olmaması olduğunu bize anlatırken 15 yaşındaki küçük kızı yanımıza geldi. Kız çoğunun sesini duyan ve yangından sağ kurtulan kedisi ise gelip ona sarıldı.

Yangındayken kedisini kaybettiğini anlatan kız çocuğu, kedinin bulduğu küçük bir su birikintisi sayesinde hayatta kaldığını anlattı.

Çevredeki birçok hayvan ise o kadar şanslı değilmiş. Bir komşuları yangından kaçmaya çalışırken 22 keçisini ahırı saran alevler yüzünden kaybetmiş.

Doğanın kendisini onarmasını istiyorlar

Burada bunlar yaşanırken bölge genelinde bundan sonra neler olacağı konuşmaya başlanmıştı bile… Bölge her ne kadar turizm ile anılsa da dünya çam balı üretiminde de birinci sırada yer alıyor.

Bölgedekiler yetkililerin fidan dikimine başlanacağı açıklamalarını endişeyle takip ediyor. Onlara göre doğanın kendisini onarmasına izin vermek en doğru yöntem.

Bir yandan çam balı üretmeye devam edip edemeyeceklerini merak eden köylülerin, şu anda kapkara olan ağaçların yeniden yeşillenme umutlarını taşımaları, doğaya olan saygılarını da gözler önüne seriyor.

Arıları yanmış bölge sakini yaşadıklarını telefonla bir akrabasına anlatıyor

Siyasetçiler ve şovlar

Köylüler ile görüşmemizin ardından ise Turgut mevkiine gidiyoruz. Burada yoğun bir söndürme çalışmasına şahit oluyoruz. Tabi alana vardığımızda birkaç siyasetçi de gözümüze çarpıyor.

Kısa bir süre de söndürme çalışmalarına şahit olurken İzmir’den Göztepe taraftarı olan Enes Sakal, Mardinli olduğunu da vurgulayarak üç gündür yangın söndürme çalışmalarında olduğunu ve kendilerini yönlendirecek olan profesyonellerin olmadığını belirtti.

Alana gelen siyasetçilerin sürekli arttığını belirten Sakal, “Bütün siyasileri buraya şovlarını yapmak için de davet ediyoruz” diyerek iğnelemede bulundu.

‘Nerede bizim uçaklarımız?’

Yangının başından bu yana alanda olan gönüller arasında bulunan Selin Süsoy’u ise kenarda yorgunluktan mola verirken buldum. Devasa çam ağaların arasında karşılaştığım Süsoy’a yaklaştığımda direk ilk tepkisi “Nerede bizim uçaklarımız? Gelseler de bizi de ağaçları da kurtarsalar” oldu.

‘Beş saattir aynı yeri söndürmeye çalışıyoruz’

Süsoy’un ardından ise Nijeryalı Karvin Alibayo ile karşılaştım. İtfaiye ekiplerinin dediklerini yapmaya özen gösterdiğini ifade eden Alibayo, “Burada tek eksiklik devletin eksiliğidir. Bir de insanlarda daha fazla bir farkındalık olması gerekiyor. Bu ormanın elde gitmemesi için herkesin yardımcı olması gerekiyor. Burası bizim ciğerimiz” dedi.

En ufak bir yangın yerini söndürdüklerinde sevindiklerini belirten Alibayo, yaklaşık beş saattir aynı yeri söndürmeye çalıştıklarını söyledi.

Yol kesme olayına şahit olduk

Akşam saatlerinde Marmaris Merkez’e geçtik ve gelen haberler daha da kötü. Çünkü Milas’ta yangın büyüdüğünü ve oradaki Kemerköy Termik Santrali’nin alevlere teslim olduğunu öğrendik. Kısa sürede Ören ve çevre mahalleleri tahliye edilmeye başlandı.

Gazeteciler olarak biz de hızlıca o alana gitmeye çalıştık. Muğla girişinde yolun sivil araçlarla kapatıldığını fark ettik. Önce ne olduğunu anlamadık ancak bize de kimlik sorulduğunda işin rengin belli oldu.

Tepki gösterince yabancı plakalı bir aracı kendilerine hedef alarak şüphelendiklerini ve bu yüzden arama yapmak istediklerini söylediler. Benim kameramı görünce de bu sefer polis çağıracağını ifade ederek bir kamu görevini usulsüz bir şekilde nasıl üstlendiklerine şahit olduk. Gazetecililer olarak belki orda oluşumuz yeni bir olayın da önüne geçmiş olabilir.

Ören hayalet şehri

Sonraki gün Ören’e giderek burada kenti dolaştık.  Kent adeta bir hayalet şehre dönmüştü. Bir açık lokantada ise önlerindeki biraları yudumlayan Örenlilerle karşılaştık. “Biz buralıyız. Ne olacaksa burada olsun. Bir yere gitmiyoruz” dediler.

Balkonda nöbet

Oradan ayrılıp farklı bir yangın bölgesine geçtik. Burada yolumuz kesildi ve içeriye alınmadık. İçeriye sadece “makul” olan gazeteciler alınıyormuş. Orada bir süre zaman kaybettikten sonra dağ köylerine doğru yola çıktık.

Günlerdir yanan alanlardan biri olan ve helikopterlerin az sayıda uğradığı Akçakaya Köyü’ne vardık. Burada insanlar günlerdir itfaiye ekipleri ile söndürme çalışmalarına katılıyordu.

Olası bir kozalak atmasına karşı evlerinin çatısına dahi hortum uzatan Yılmaz ailesi balkonda tedirgin bir şekilde bekliyordu. Sırayla nöbet tuttuklarını söylediler.

Habere giderken haber olmak!

Bu sırada yaptığım yol kapatma haberinin bir geri dönüşü olarak biz gazetecinin yaşayabileceği en zor anları yaşadım. Bir yandan haber Türkiye’nin gündemine gelirken bir yandan da hedef haline geldim.

Yalnız olmadığımı da biliyorum. Aynı gecede Halk TV’nin Marmaris’teki canlı yayını basıldı. Ören sahilinde iki meslektaşımın silahlı kişiler ile çantaları arandı ve hakarete maruz kaldılar.

Bunlar yaşanırken, arkamda bir basın yayın kuruluşunun olmaması ve Milas’tan Marmaris’e geçme imkânı bulamama nedeniyle alanı terk etmek zorunda kaldım. Bu satırlar da Hasankeyf’in hemen yanı başından yazılıyor zaten.

Hikayeler yolda da devam ediyor

Biz alanı terk ederken bile yoldaki hikayeler devam ediyordu. Marmaris’ten Batman’a gelecek olan otobüse bindiğimizde 24 saatten fazla sürecek yolculuğumuzun ilk dakikalarında Bursa’dan Marmaris’e bir otelde temizlik işçisi olarak çalışan Nedim Ateş ile tanıştık.

Çalıştığı otel yandığı için günler boyunca söndürme çalışmalarına katılmış. Yapacak bir şey kalmayınca kasım ayına kadar çalışması gereken Ateş de Denizli’deki nar hasadına yetişmek için yola çıkmış.

Üstündeki kıyafetlerin bile yangının izlerini taşıdığı Ateş, “Olan oldu biten bitti. Şimdi yolculuk Denizli’ye günde 120 TL yevmiye ile nar ağaçlarında hasada gideceğim. Üç ay sürer orası sonrası Allah Kerim” diyerek yangının bir başka boyutuna dikkat çekiyor.

Üniversite sınavında beklenen oldu, baraj puanı düşürüldü

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, üniversite sınavında baraj puanının düşürüldüğünü duyurdu. 

Erdoğan paylaşımında şunları kaydetti:

“Genç kardeşlerime bir müjde vermek istiyorum. Yüksek Öğretim Kurulumuz, 2021 YKS tercih sürecinde merkezi ve ek yerleştirmeye ilave bir ek yerleştirme yapılmasını kararlaştırmıştır. Bu ilave ek yerleştirmede baraj puanı TYT’de 140, AYT ve YDT’de 170 olarak uygulanacaktır. Yapılan bu önemli değişiklikle birlikte üniversite tercih sürecinin tüm kardeşlerimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Cumhur İttifakı olarak gençlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz.”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin üniversite sınavlarında baraj puanlarının düşürülmesini istemesinin ardından, Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) konuyla ilgili olarak çalışmalarını tamamlamıştı. Baraj puanı TYT’de 150, AYT ve YDT’de 180 olarak uygulanıyordu.

Prof. Sarı’dan uyarı: Marmara’da müsilaj yüzeyde temizlendi, derinlerde canlı yaşamı ölüyor

Milliyet’ten Önder Yılmaz‘ın aktardığına göre Sarı, TBMM Müsilaj Araştırma Komisyonu’na geçtiğimiz hafta yaptığı sunumda, müsilaj temizleme çalışmalarının iyi bir gelişme olduğunu, ancak deniz altında değişen bir şey olmadığını belirtti. Su altında bizzat kendisinin çektiği fotoğrafları komisyon üyesi milletvekillerine gösteren Sarı, deniz yüzeyinden üç metre aşağıda başlayıp, 30 metreye kadar müsilajın aldığı şekillere dikkati çekti.

‘Derinlerde yoğunluk artıyor’

Tavşan Adası’na yakın bölgede, aşağıya doğru indikçe müsilaj yoğunluğunun arttığına dikkat çeken Sarı, etraflarındaki müsilaj bulutunu “labirentler oluşturmuş tüller gibi” diye tanımladı. Komisyona çektiği fotoğrafları gösteren ve 15 metreden sonra müsilaj parçacıklarının iyice büyüdüğüne dikkat çeken Sarı, “30 metreye geldiğimizde zifiri karanlıkta kaldık. Normalde ışık görmemiz lazım. 0’la 30 metre arasında bir müsilaj yoğunluğunu görmüş olduk. Yani müsilaj sadece yüzeyde gördüklerimiz değil. Çok farklı formları var, müsilaj yapan alt grupları çok çok farklı” dedi.

‘Yüzeyden temizlendi ama deniz dibi yaşamı ölüyor’

Prof. Dr. Sarı, yüzeyden temizlense de çeşitli metrelerde müsilaj varlığının devam ettiğini söyledi:

“Bunlar şimdilik askıda duruyor, yüzeye çıkma şansları yok. Büyüdükten sonra önemli bir kısmı deniz dibine çökecek, denizin dibindeki yaşamı öldürecek. ‘Yüzeyi temizledik’, evet, bu memnuniyet verici, yapmamız gerekiyordu ama müsilaj denizin altında devam ediyor.” Marmara’nın her bölgesinin aynı olmadığını, gönüllü dalgıçlardan oluşan gözlem ağı aracılığıyla takip yaptıklarını aktaran Sarı, mevcut durumda, “Denizin dibinde değişen hiçbir şey yok” değerlendirmesini yaptı.

‘Marmara acil koruma alanı ilan edilmeli’

Sıcaklık artmaya devam ettiği için müsilajla bundan sonra daha çok karşı karşıya kalınacağına işaret eden Sarı, Marmara Denizi için bütüncül bir yaklaşımla yeni, iklim değişimini dikkate alan bir atık yönetim politikası oluşturulması gerektiğini vurguladı.

Prof. Dr. Mustafa Sarı, Marmara Denizi’nin hızlı restorasyonunun sağlanması, ekosistemin toparlanması zorunluluğuna işaret etti. Sarı, Marmara’nın acilen “koruma alanı” ilan edilmesi, endüstriyel atıkların ileri biyolojik arıtmaya tabi tutulması gerektiğini ifade etti: “Marmara denizinin  zamanı yok. Deniz ölüyor.”

Çevre aktivistleri: Bursa Yunuseli Havaalanı yangın söndürme üssü olsun

Bursa’da çevre aktivistleri, Yunuseli Havaalanı’nın yangın söndürme üssü olarak kullanılması çağrısında bulundu.

Basın açıklamasını okuyan Bursa Barosu Başkanı Avukat Gürkan Altun, geçtiğimiz yıllarda Bursa ve çevresinde meydana gelen orman yangınlarını da hatırlattı ve “Bursa yanmasın, kül olmasın istiyoruz. Orman yangınları başlamadan gerekli önlemlerin alınmasını ve bu önlemlerin alındığından emin olalım istiyoruz” dedi.

‘Merkezi hükümetin sorumluluğunda’

Eyleme Bursa Barosu, Bursa Tabip Odası, TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu, KESK Bursa, Nilüfer Kent Konseyi, Doğader, Bursa Çevre Platformu ve çevre aktivistleri katıldı.

Avukat Gürkan Altun basın açıklamasında, orman yangınlarına karşı koruma, önleme ve müdahalenin merkezi hükümetinin sorumluluğunda olduğunu kaydetti.

‘Hava gücü hayata geçirilmeli’

Bursa Barosu Başkanı, Manavgat, Bodrum ve Marmaris’teki orman yangınlarında havadan müdahale konusunda sorun yaşandığına işaret ederek, Bursa’da da olası bir yangına müdahale edebilecek bir hava gücünün ivedi olarak hayata geçirilmesi gerektiğini kaydetti:

Orman yangınlarına müdahale edebilecek bir hava gücü ivedi olarak hayata geçirilmelidir. Bu amaçla ilk atılması gereken adımlardan birisi, yangın söndürme filosunun genişletilmesi ve uçuşlara kapatılıp imara açılmak istenilen Yunuseli Havaalanı’nın yangın söndürme hava üssü olarak kullanılmasıdır.”

‘İmara açma yaklaşımından uzak durulmalı’

Altun, Yunuseli Havaalanı’nın yangın söndürme hava üssü olarak kullanılması konusunda uzmanların da aynı görüşte olduğunu kaydetti ve şöyle devam etti:

Bursa Büyükşehir Belediyesi’ni Yunuseli Havaalanı arazisini imara açma yaklaşımından uzak durmaya ve mevcut haliyle korumaya, Orman Genel Müdürlüğü’nü ve diğer yetkilileri de Bursa’da yangına karşı bir hava gücü oluşturmaya davet ediyoruz.”

Kazakistan’da iklim krizinin etkileri bini aşkın hayvanın hayatına mal oldu

Muğla Köyceğiz’de yangın tekrar büyüdü

Muğla’nın Köyceğiz ilçesinde başlayan yangını söndürme çalışmaları 13. gününde devam ederken, yangının tekrar alevlendiği öğrenildi.

Rüzgarın da etkisiyle Alibaba Dağı eteklerinde yangın büyüdü ve farklı noktalara sıçradı. Bölgede üç uçak ve dokuz helikopterle yangını söndürme çalışmaları devam ediyor.

Öte yandan, Yine Muğla’nın Bodrum ilçesinde bulunan otluk ve makilik alanda yangın çıktı. Yangını söndürme çalışmaları sürüyor.

Köyceğiz’de son durum

Çövmen Yaylası ile Çiçekbaba Dağı arasındaki vadide devam eden yangın, rüzgarın da şiddetini artırmasıyla Alibaba Dağı eteklerine ulaştı ve farklı noktalara sıçradı.

Bölgede yangının kontrol altına alınması için orman, itfaiye, polis, jandarma, Kızılay ve Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) ekiplerinin yanı sıra sivil toplum kuruluşları da yürütülen çalışmalara destek veriyor.

Bodrum’da yangın

Bodrum’un Dereköy Mahallesi‘ndeki otluk ve makilik alanda saat 15.00 sıralarında yangın çıktı. Yangının çıkış sebebi henüz belirlenemezken, ekiplerin yangını kontrol altına alma çalışmaları devam ediyor.

Urfalı çiftçilerin DEDAŞ protestosuna gazlı müdahale

Urfa’nın Haliliye ilçesine bağlı Çobanderesi mevkiinde bir araya gelen çiftçiler, Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin (DEDAŞ) kesintilerine karşı Urfa-Mardin karayolunu traktör ve araçlarıyla trafiğe kapatarak protesto etti.

Sabah erken saatlerde toplanan çiftçiler, sık sık yaşanan elektrik kesintileri yüzünden sulama yapamadıkları için ürünlerinin kuruduğunu, mağdur olduklarını ve sorunlarının çözülmesini istedi. Yol kapatma eylemi nedeniyle Urfa-Mardin Karayolu’nda uzun araç kuyruğu oluştu.

Eylemin yapıldığı alana gönderilen çok sayıda jandarma çiftçileri ablukaya alarak yolun açılmasını ve toplananların dağılmasını istedi. Köylüler eylemlerini sonlandırmayı kabul etmeyince, jandarma gaz bombalarıyla müdahale etti. Eylemde, gözaltına alınan çiftçilerin olduğu öğrenildi.

Haftalardır eylem yapıyorlar

Birçok çiftçi gazdan etkilenirken, çiftçilerin jandarma müdahalesi sonrası bekleyişi sürüyor. Çiftçilerin araçlarının yol ortasında kalması nedeniyle trafik akışı da bir süre durdu.

AKP il binası ve DEDAŞ binaları önünde toplanan çiftçiler, bir süredir sorunları çözülmediği için yolları trafiğe kapatarak seslerini duyurmaya çalışıyor. kesintilerine karşı daha önce de çiftçiler Siverek, Hilvan ve Viranşehir’de de aynı taleplerle eylemler düzenlemişti.  Dün Akçakale yolunu trafiğe kapatan köylüler, bugün de  Urfa-Mardin yolunu trafiğe kapattı.

Mardin ve Batman‘da da aynı konuyla ilgili köylüler çok sayıda eylem yapmıştı.

Yuvam Dünya iklim krizine dikkat çekmek için kitaplık oluşturdu

“Bir gün artık bugün” sloganıyla iklim krizi ile mücadele için kurulan Yuvam Dünya, iklim krizine dikkat çekmek ve iklim kriziyle mücadelede neslimizin hikâyesini değiştirmek için yola çıktı.

Toplumun her kesiminde dönüşüm başlatmayı amaçlayan dernek, iklim krizi hakkında yazılan yerli ve yabancı yayınlara ulaşabilmesi için kurduğu kitaplık ile kitapseverlerle buluşuyor.

Yeni İnsan işbirliğiyle

Yuvam Dünya Kitaplığı, ekolojik duyarlılıkla kitaplar hazırlayan Yeni İnsan Yayınevi iş birliğiyle meydana getirildi. İklim krizi, sürdürülebilirlik, atıksız yaşam ve hayvan hakları gibi konular üzerine kitaplar çıkaran yayınevi, Yuvam Dünya Kitaplığı ile bu çizgideki yayınlarına devam edecek.

Şimdilik iki esere sahip olan kitaplık, iklim krizine yönelik bir farkındalık yaratmayı hedefliyor.

Aylık olarak düzenlenen Yuvam Dünya Kitap Kulübü söyleşilerinde toplanan gelirle oluşturulan kitaplık ile iklim krizi hakkında dünyayı bilgilendiren önemli kaynaklar Türkçeye kazandırılıyor.

İki eser kitaplıkta yerini aldı

Dernek bu alanda ihtiyaç duyulan bilgiye dünya geneli ile eş değer düzeyde erişim sağlamayı amaçlıyor. Şimdilik Yoram Bauman & Grady Klein tarafından yazılan çizgi roman olarak iklim değişikliğine dikkat çeken The Cartoon Introduction to Climate Change ve karbon ayak izini anlatan Mike Berners-Lee tarafından yazılan How Bad Are Bananas? adlı kitapları Türkçeleştirdi.

“Muz ne kadar kötüdür?” haziran ayı itibariyle seçkin kitabevlerinde satışa sunuldu. Yuvam Dünya Kitaplığı dijital, sesli ve basılı seçeneklere de sahip olarak okuyucularla buluşuyor.

 

Şırnak Valiliği’nde 15 erkek bir kadınla, ‘kadına şiddetle mücadele’ toplantısı

Şırnak Valisi Ali Hamza Pehlivan, ‘Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Koordinasyon Planı’nı görüşmek üzere kentin yerel yöneticileriyle toplantı düzenledi.

Toplantıya, Şırnak Belediye Başkanı Mehmet Yarka, Cumhuriyet Başsavcı Vekili Selim Kuş, Şırnak Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Mehmet Şimşek, Vali Yardımcısı Tunahan Efendioğlu, İl Emniyet Müdürü Cemal Dalman, İl Jandarma Komutan Vekili Yarbay Serkan Karagöz, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Muzaffer Akçam ve komisyon üyeleri katıldı.

Adayların yarısı geçemeyince, YSK barajları düşürülüyor

ÖSYM tarafından düzenlenen Yükseköğretim Kurumları Sınavı‘nda (YKS) baraj puanının düşürülmesi için Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından yapılan çalışma, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘a sunuldu.

Bir süredir gündemde olan baraj puanının düşürülmesiyle ilgili Erdoğan, geçtiğimiz haftalarda üniversite sınavına giren ve 4 yıllık bir bölüm tercih etmek için gerekli olan 180 puan barajının altında kalan adaylar için bir çalışma yapılması istediğini açıklamıştı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de sosyal medya hesabından konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “TYT baraj puanının 140’a, AYT baraj puanının da 160’a çekilmesi teklif ve temennimizdir” demişti.

 Geçen yıl da 180 puandan 170’e düşürülmüştü

YKS 2021’in sonuç raporuna göre sınavın ilk oturumuna giren adayların yüzde 32’si barajın altında kaldı. İkinci oturumda ise sayısal puan türünde öğrencilerin yüzde 38’i, sözel puan türünde yüzde 40’ı, eşit ağırlık puan türünde ise yüzde 52’si barajı geçemedi.

Geçtiğimiz yıl da 4 yıllık 180 puan olan baraj benzeri gerekçelerle 170’e düşürülmüştü. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a YÖK tarafından sunulan teklifin içeriği ile ilgili bilgi paylaşılmazken konuyla ilgili kararın birkaç gün içerisinde verilmesi bekleniyor.