Ana Sayfa Blog Sayfa 1206

Kayseri’de ilk kez nesli tehdit altındaki saz horozu görüntülendi

Türkiye’nin önemli sulak alanlarından olan Kayseri‘deki Sultan Sazlığı Milli Parkı‘nda saz horozu ilk kez görüntülendi.

Kayseri Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü‘nden yapılan yazılı açıklamada milli parkın yaklaşık 300 çeşit kuş türüne ev sahipliği yaptığı ancak daha önce saz horozunun kaydının tutulmadığı ve görüntüsünün alınamadığı belirtildi.

Yüksek sazlar arasına yuva yapıyor

AA’nın aktardığına göre nesli tehdit altında olan saz horozu, kırmızı kafası ve parlak mavi tüyleriyle göçmen kuşlar arasında yer alıyor.

Yuvasını yüksek sazların arasına yapmayı tercih eden saz horozu, otçul olmasının yanı sıra küçük balık ve kurbağalarla da besleniyor.

Munzur Çayı’nda kuraklık: Türkiyenin en uzun rotasında artık rafting yapılamıyor

Türkiye’nin debisi en yüksek akarsularından olan Dersim’deki Munzur Çayı, bölgede yaşanan kuraklık nedeniyle yarı yarıya düştü.

Ekim aylarında ortalama saniyede 30 metreküp olan çayın debisi, bu yıl 14 metreküpe düştü. Karşıya geçişlerin güçlükle yapıldığı çaydaki su seviyesi tarihinin dip seviyesini gördü.

Şimdilerde rahatlıkla çayda karşıya yürüyerek geçilebiliyor.

Türkiye’nin en uzun rafting parkuru

Munzur Vadisi Milli Parkı‘ndan geçen Munzur Çayı‘nın 36 kilometrelik bölümü, çalışmalar sonrası uluslararası rafting parkuru ilan edilerek Türkiye’nin en uzun rafting parkuru olmuştu. Kent, geçen yıllarda Türkiye ve dünya rafting şampiyonalarına ev sahipliği yaptı.

Ancak bu yıl iklim krizinin etkisiyle yaşanan kuraklık Dersim’de de etkisini gösterdi. Ülkenin en fazla yağış alan bölgelerinden olan Dersim’e, geçen yıllara göre bu sene az yağış düştü.

DHA’nın aktardığına göre Uzunçayır ve Keban Baraj göllerine dökülen Munzur Çayı’nın da su seviyesi düştü. Çayı besleyen dereler de kurudu. Munzur Çayı’nın su seviyesinin en son 1934 yılının kış aylarında bu kadar azaldığı belirtildi.

Artık rafting yapılamıyor

Çayda su seviyesi düşünce rafting de yapılamaz oldu. Başta çevre iller olmak üzere ülkenin dört bir yanından günübirlik gezi için kente gelip rafting yapan ziyaretçiler, bu yıl bu etkinliği yapamadan geri döndü.

Munzur Çayı’nda rafting organizasyonları yapan Ali Gündoğan, nehir debisinin ilk kez bu kadar düştüğünü söyleyerek, “2013 yılından beri Tunceli’de rafting organizasyonluğu yapıyorum. Debinin bu kadar düştüğünü ilk defa görüyorum. Geçen sene kasım ayının sonuna kadar rafting yapıyorduk fakat şu anda yapamıyoruz. Gün geçtikçe daha kötü olmaya başlıyor. Kuraklık da inşallah bundan sonra devam etmez. Önümüzdeki yılların suyun daha bol olup, rafting ve adrenalinin yüksek olabileceğini umut ediyoruz. Suyun debisinin düşmesiyle kayaların ortaya çıkması ve botların da suyun altındaki küçük kayalara sürtmesinden dolayı botlarımıza zarar veriyor” dedi.

‘1934’ten bu yana ilk kez bu kadar düştü’

Kentte oturan Hüseyin Tanrıverdi, Munzur Çayı’nın debisinin uzun yıllardır bu seviyeye düşmesini şaşkınlıkla karşıladığını belirterek, “1934 yıllarında Munzur bu seviyeye düşmüş, bir de içinde bulunduğumuz yıl bu hale geldi. Çünkü eskiden karşıdan karşıya akıntıdan dolayı geçemiyorduk. Genelde yüzerek zorla geçiliyordu, şimdi insanlar karşıdan karşıya yürüyerek geçebiliyor” dedi.

Şu anda 52 yaşında olduğunu belirten Tanrıverdi, “Bunun 45 senesini çok iyi hatırlıyorum. Munzur’un seviyesinin ilk kez bu kadar düştüğüne şahit oldum. Çünkü eskiden öyle hırçın bir akıntısı vardı ki karşıdan karşıya geçince su insanları alıp götürüyordu. Çoğu insanda bu durumdan dolayı boğularak yaşamını yitiriyordu. Yani Munzur, her sene birçok can alıyordu. Munzur’un bu sene kuraklıktan dolayı bu kadar düşmesi bizi kaygılandırdı. Biz yıllardır burada oturuyoruz, bu suyun böyle sessiz ve sakin akmasına alışamadık” açıklamasını yaptı.

Nükleer karşıtlarının engellenen basın açıklamasına karşı açılan dava başlıyor

Mersin‘de inşaatı hala devam eden Akkuyu Nükleer Güç Santrali‘ne karşı basın açıklaması yapmak isteyen ancak açıklama yapmaları engellenen Nükleer Karşıtı Platform üyesi 30 kişiye açılan davada ilk duruşma 25 Ekim saat 10.00’da Mersin Adliyesi‘nde görülecek.

Platform üyeleri hem Fukuşima nükleer felaketinin 10’uncu yıl dönümünü anmak ve nükleer santralin zararlarına dikkat çekmek amacıyla Akkuyu NGS’nin yapıldığı yerde basın açıklaması yapmak istemişti.

Güvenlik görevlilerinin müdahalesi ile karşılaşan eylemciler açıklamayı gerçekleştirememiş, üzerine haklarında dava açılmıştı.

Yapılmayan eyleme iddianame

Mersin Nükleer Karşıtı Platformu 25 Ekim Pazartesi günü gerçekleşecek ilk duruşma öncesinde Mersin Tabip Odası‘nda basın açıklaması gerçekleştirdi.

NKP Yürütme Kurulu Üyesi Dr. Ful Uğurhan, güvenlik güçlerinin baskısı sonucu gerçekleştiremedikleri açıklamaya dava açılmasını, “Öyle bir iddianame hazırlanmış ki muhtemelen önümüzdeki zamanlarda hukuk fakültelerinde ders olarak okutulacak. Ama hukuk nasıl olmaz temelli bir ders olacak bu. Bu nasıl bir iddianamedir anlayabilmiş değiliz” sözleriyle nitelendirdi.

‘Mücadelemiz sürecek’

Halkın büyük çoğunluğunun istememesine rağmen Akkuyu’da ısrarla inşaatı sürdürülen nükleer santrale karşı, 1976 yılında yer lisansının verilmesinden bu yana 45 yıldır kararlılıkla mücadele ettiklerini belirten Dr. Uğurhan şunları söyledi:

“Bugünümüzü ve geleceğimizi büyük bir riske atanların çok iyi bildiği gibi mücadelemiz nükleer santrallar ve nükleer silahlar yer yüzünden temizlenene kadar da sürecek. Çünkü bizler geçmişte yaşanan büyük nükleer felaketlerden ders çıkarıyoruz. Çünkü inşaatın daha en başında zeminde iki kez çatlak oluşmasına rağmen son sürat ilerlemesini, bölgede yaşayan insanların sağlığı ve huzuru gözetilmeksizin yapılan patlatmaları, Covid’e rağmen kalabalık ortamda güvensiz şartlarda çalışan işçilerin durumunu gördükçe, başta insanlar olmak üzere canlıların yaşamına nasıl da değer vermediklerini çok iyi idrak ediyor ve kamuoyu ile paylaşıyoruz.”

‘Araçtan iner inmez müdahale’

11 Mart 2011 yılında Fukuşima’da meydana gelen nükleer felaketin 10’uncu yıldönümü nedeniyle Akkuyu’ya giderek farkındalık yaratmayı hedeflediklerini vurgulayan Uğurhan, o gün yaşananları şu sözlerle anlattı:

“Havaya on adet balon bırakarak felaketten zarar görmüş insanları anacak, bölgedeki yaşayan hemşerilerimizle sohbet edecektik. Ama öyle olamadı. Daha aracımızdan iner inmez kolluk kuvvetlerinin yoğun baskısına maruz kaldık. Sorumluluk duygularımız gereği iyi niyetle çıktığımız yolda jandarmanın psikolojik şiddetine maruz bırakıldık.

‘Adreslerimize tebligat gönderildi’

Açıklamada “Hal böyle olmasına rağmen sonradan adreslerimize gönderilen tebligatlardan gördük ki bizim hakkımızda dava açılmış” ifadeleri kullanıldı. “Öyle bir iddianame hazırlanmış ki muhtemelen önümüzdeki zamanlarda hukuk fakültelerinde ders olarak okutulacak. Ama hukuk nasıl olmaz temelli bir ders olacak bu. ‘Hakkın, hukukun, adaletin esamesinin okunmadığı zamanlarda yaşayanlar’ olarak bu duruma pek de şaşırmadık” ifadelerinin kullanıldığı açıklama şöyle devam etti:

“Ama sormadan da edemiyoruz; Biz niye Akkuyu’ya gitmeyelim ki? Hemen yanı başımızda sadece bölgeyi değil bütün Akdeniz havzasını yaşanmaz hale getirecek bir nükleer santral inşa ediliyor. Biz tabi ki hem kendimizin hem de gelecek kuşakların yaşam hakkını savunacağız. Biz tabi ki tarım alanlarımızı, ormanlarımızı bizim dışımızdaki canlıların yaşamını savunacağız.”

‘Nükleer karşıtları yargılanamaz’

Nükleer karşıtlarının yargılanamayacağı belirtilen açıklamada “Eğer yargılanma olacaksa; yaşamı, doğayı ekolojik dengeyi bozanlar yargılanmalıdır. Ülkemizi nükleer çöplük yapmak isteyenler, suyumuzu, havamızı kirletenler, ülkemizi betona boğanlar yargılanmalıdır” denildi.

Açıklama “Her kesimden herkese çağrımızdır; Gelin hep birlikte yaşamı savunalım. 25 Ekim’de saat 10.00’da Mersin Adliyesi’nde mahkememiz var. Gelin dayanışma nasıl olur gösterelim ve hep birlikte haykıralım; Nükleer Karşıtları Yargılanamaz!” çağrısıyla sona erdi.

 

Assos Antik Limanı’ndaki kaya ıslahatı tahribatına üç ayrı dava

Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği ile Assos Dostları, düzenledikleri basın toplantısında Assos antik limanındaki kaya ıslahı çalışması adı altında yapılan tahribat ile ilgili açıklama yaptı.

İstanbul TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası’nda düzenlenen açıklamada Assos Dostları Sözcüsü Cem Tüzün, Assos’ta sürdürülen inşaatın amacını aşan bir tahribata dönüştüğünü ve şeffaflıktan uzak yapıldığını söyledi.

Üç ayrı dava açılacak

Avukat Pervin Çelik, Koruma Kurulu’nun ihmali, Çanakkale Valiliği Afet İşleri Müdürlüğü’nün rapor hazırlama ihalesi ve Ayvacık Kaymakamlığı Köylere Hizmet Götürme Birliği’nin uygulama işindeki yanlış ve eksiklikleriyle ilgili üç ayrı dava açılacağını açıkladı.

Doğal ve kültürel mirasın korunmasıyla ilgili farklı meslek ve uzmanlık alanlarından 23 ismin imzaladığı “Assos İçin Çağrı” bildirisinde, doğa ve tarih katliamının derhal durdurulması, yamacın doğal peyzajının uzmanların gözetiminde yeniden oluşturulması ve Assos’un tescilli kültür ve doğa mirası alanlarında bilimsel, saydam, bağımsız, hukuksal süreçlerin geliştirilmesi çağrısı yapıldı.

İmza kampanyası başlayacak

Kamuoyunun imzasına change.org’da imzaya açılacak bildiride Assos Antik Limanı’nın arkeolojik kalıntılarıyla önemli bir kültürel peyzaj alanı olduğu vurgulandı. Kaya ıslahı adı altında yapılan çalışmaların bölgeye zarar verdiği vurgulandı.

Duvar’ın haberine göre bildiride projenin uygulamam ihalesinin ilgili bakanlıklar yerine bu konudaki yetkinliği tartışmalı olan Ayvacık Kaymakamlığı Köylere Hizmet Götürme Birliği tarafından yapıldığına dikkat çekildi.

“Bilimselliği zaten soru işareti olan projenin uygulama aşamasında da proje dışına çıkıldığı konusunda ciddi endişe ve kaygılarımız vardır” denilen metinde, sürecin en başından beri şeffaf olmadığı ve kamuoyuna yapılan açıklamaların yetersiz olduğu belirtildi.

‘Katliamı durdurun’

Bildiride “Assos’ta limanın gerisindeki yamacın iş makineleri ile hunharca oyularak yok edilmesi koruma ilkelerine tamamen aykırı bir uygulamadır. Bu tahribatı yapanlara en kısa zamanda ‘dur’ demek, yurdunu, doğayı ve kültürel mirası seven herkes için önemli bir yurttaşlık, dünya ölçeğinde ise bir insanlık görevi ve sorumluluğudur” denildi.

Bildiride tarih katliamının hemen durdurulması, yamacın doğal peyzajının uzmanların gözetiminde yeniden oluşturulması, Assos’ta ve tüm tescilli kültür ve doğa mirası alanlarında kamu yöneticilerinin verebileceği zararların önlenmesi için bilimsel ve hukuksal süreçlerin başlatılması çağrısı yapıldı.

AİHM, ifade özgürlüğünü ihlal ettiği için Türkiye’yi tazminat ödemeye mahkum etti

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Vedat Şorli’ye Facebook’tan paylaştığı bir fotoğraf ve bir karikatür nedeniyle 2017’de Cumhurbaşkanına hakaretten (TCK 299) 11 ay 20 gün hapis cezası verilmesinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi‘nce kayıt altına alınan ifade özgürlüğünün ihlali olduğunu açıkladı.

Mahkeme, Türkiye’yi Şorli’ye 7 bin 500 Euro tazminat ödemeye mahkum etti.

AİHM, Türk Ceza Kanunu’nun Cumhurbaşkanına hakaretin cezalandırılmasıyla ilgili 299’uncu maddesinin ne Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’yle ne de ifade özgürlüyle bağdaşamayacağını belirtti ve Türkiye’den TCK 299’u AİHM içtihatlarıyla uyumlu hale getirmesini de istedi.

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin tavsiye kararları

bianet‘te yer alan habere göre AİHM, kararında Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 2004’teki “Siyasi şahsiyetler ile kamu görevlilerinin itibarı” başlıklı tavsiye kararını hatırlattı ve şu maddelere atıfta bulundu:

“…Bazı ulusal hukuk sistemlerinin, siyasi şahsiyetlere veya yetkililere, medyada kendileri ile ilgili bilgi ve görüşlerin yayılmasına karşı, Sözleşme’nin 10. Maddesi ile güvence altına alınan ifade özgürlüğü ve bilgi edinme hakkı ile bağdaşmayan yasal ayrıcalıklar tanıdığının bilincinde olarak;

  • Devleti veya kamu kurumlarını eleştirme özgürlüğü
    “Devlet, hükümet veya herhangi bir yürütme, yasama, yargı organı, medyada eleştiri konusu olabilir. Hakim konumları nedeniyle bu kurumlar, karalayıcı veya aşağılayıcı ifadelere karşı ceza hukuku tarafından korunmamalıdır. Koruma, her durumda eleştiri özgürlüğünü kısıtlamak için kullanılabileceğinden kaçınarak çok kısıtlayıcı bir şekilde uygulanmalıdır.
  • Politikacıların ve yetkililerin itibarı                                                                “Politikacılar, itibarlarının ve diğer haklarının korunmasından, diğer kişilerden daha fazla yararlanmamalıdır ve bu nedenle medya, siyasi kişileri eleştirdiğinde medyaya karşı iç hukukta daha ağır yaptırımlar uygulanmamalıdır. Bu ilke memurlar için de geçerlidir. Derogasyonlara, yalnızca yetkililerin görevlerini gerektiği gibi yerine getirebilmeleri için kesinlikle gerekli olduğu durumlarda izin verilmelidir.
  • Medya ihlallerine karşı çareler                                                                            Politikacılar ve memurlar, yalnızca medya tarafından haklarının ihlal edilmesi durumunda bireylere sunulan yasal yollara erişebilmelidir. (…) Medya tarafından iftira veya hakaret, özellikle diğer temel haklar ciddi şekilde ihlal edilmişse, başkalarının haklarının veya itibarının ihlalinin ciddiyeti açısından bu ceza gerekli ve orantılı olmadıkça hapis cezasına yol açmamalıdır.”

Ayrıca AİHM, “Devlet, Cumhurbaşkanı’nın itibarını savunmayı amaçladığında ona özel bir koruma ayrıcalığı geliştiremez” dedi.

‘Birçok devlet hakaret için hapis cezasını kaldırdı’

AİHM, Avrupa Konseyi’ne üye birçok devletin hakaret için hapis cezasını kaldırdığını da dile getirdi. Azerbaycan ve Türkiye gibi devletlerin buna devam ettiğini hatırlatarak, Parlamenterler Meclisi’nin bundan endişe duyduğunu da aktardı. Ayrıca, Parlamenterler Meclisi’nin hakaret nedeniyle verilen hapis cezalarının daha fazla gecikmeden kaldırılmasını istediği de eklendi.

Avrupa Konseyi’nin anayasal konulardaki uzman organı olan Venedik Komisyonu’nun 2016’da TCK’nın 216, 299, 301 ve 314’üncü maddelerinin mevcut hali ve pratikte uygulanışının Avrupa normları ile bağdaşmadığına dair görüşüne de yer verildi.

Birleşik Krallık Bilim Müzesi’ndeki iklim sergisinin sponsoru kömür devi Adani oldu

Birleşik Krallık Bilim Müzesi’nin gerçekleştireceği bir iklim sergisinin sponsorluğunu uluslararası maden şirketi Adani’nin üstlenmesi tepkilere yol açtı.

2023 yılında açılacak Enerji Devrimi galerisi dev ölçekli kömür madeni projeleriyle bilinen Adani’nin Yeşil Enerji Kolu tarafından desteklenecek.

Bilim Müzesi: Adani’ye minnettarız

The Guardian’ın haberine göre müze tarafından yapılan açıklamada galerinin “fosil yakıtlara küresel bağımlılığı azaltmak için gereken en son iklim bilimini ve enerji devrimini göstereceği” belirtildi.

Bilim Müzesi Grubu Başkanı Dame Mary Archer şunları söyledi: “Bu galeri, dünyanın en acil sorununa gerçekten küresel bir bakış açısı getirecek. Adani Yeşil Enerji’ye önemli finansal destek için çok minnettarız” ifadelerini kullandı.

Fotoğraf: Shutterstock

Fosil şirketlerle işbirlikleri

Kampanyacılar ise kararı “şaşırtıcı” ve “pervasız” olarak nitelendirdi. Bilim Müzesi daha önce de petrol ve doğal gaz devleri Shell, BP ve Equinor ile yaptığı sponsorluk anlaşmaları nedeniyle ağır eleştiriler almıştı.

Shell ile yapılan anlaşma, müzenin petrol şirketinin “iyi niyetine veya itibarına zarar vermemesini” taahhüt eden bir madde içeriyordu.

Müzenin eski müdürü iklim bilimci Prof. Chris Rapley, tepkilerin ardından 2 Ekim tarihinde danışma kurulundan istifa etti.

Kömür projeleri devam ediyor

Müze, 31 Ekim-12 Kasım tarihlerinde Glasgow’da gerçekleştirilecek COP24 İklim Konferansının bir parçası olarak salı günü hükümetin Küresel Yatırım Zirvesi’ne ev sahipliği yapacak.

Adani 2030 yılına kadar dünyanın en büyük yenilenebilir enerji şirketi olmak istediğini açıkladı. Ancak Hindistan ve Avustralya’da ısrarla genişletmek istediği kömür projeleri nedeniyle ağır eleştiri alıyor.

‘Güvenilirlik krizi’

Culture Unstained’dan Jess Worth “Şaşırtıcı bir şekilde, müzenin yönetimi enerji geçişi hakkında bir galeriye fosil endüstrisi tarafından yapılan sponsorluğu iki katına çıkardı ve Adani ile anlaşma imzaladı” dedi.

Worth, “Fosil yakıt ortaklıklarına duydukları coşku, tartışmaları bir güvenilirlik krizine dönüştürdü ve pervasız kararlarından dolayı hesap vermeleri gerekiyor” tepkisini gösterdi.

‘Suç ortağı olacak’

Adani’nin Avustralya’da devasa bir kömür madeni için hedeflediği toprakların yerli geleneksel sahibi Adrian Burragubba ise “Bilim Müzesi, Adani’nin insan haklarımızı ihlal etmesine ve atalarımızın topraklarını yok etmesine suç ortaklığı ediyor” eleştirisini yöneltti.

Shell’in müzenin şu anki iklim sergisi Our Future Planet‘e sponsorluğu bilim insanları, sergiye katkıda bulunanlar ve İsveçli iklim aktivisti Greta Thunberg tarafından eleştirilmişti.

Pazar günü protestocular, müzenin fosil ile bağlantısını protesto etmek için müzeye devasa bir çöp torbası yığını teslim etti.

IMF: Afganistan ekonomisi bu yıl yüzde 30’a varan bir küçülme yaşayabilir

Uluslararası Para Fonu (IMF), Ortadoğu ve Orta Asya’ya ilişkin Bölgesel Ekonomik Görünüm Raporu‘nda Afganistan ekonomisinin bu yıl yüzde 30’a varan bir küçülme yaşayacağı tahmininde bulundu.

Ayrıca bu durumun da komşu ülkeler, Türkiye ve Avrupa‘yı etkileyecek bir mülteci krizine neden olabileceğini de ekledi.

‘Bölgenin ötesinde de ciddi sonuçlar doğabilir’

IMF, Taliban‘ın yönetimi ele geçirmesiyle zor günler geçiren Afganistan’daki karışıklığın ekonomik açıdan ve güvenlik bakımından etkilerinin sadece bu bölgede değil, bu bölgenin ötesinde de ciddi sonuçlar doğurmasının muhtemel olduğunu duyurdu.

Raporda, Afganistan’daki durumun komşu ülkeler, Türkiye ve Avrupa’ya yönelik sığınmacı sayısında artışa neden olabileceği ifade edilirken, “Büyük çaptaki bir sığınmacı akını, sığınmacıları ağırlayan ülkelerde kamu kaynaklarına ağır bir yük getirebileceği gibi işgücü piyasalarındaki baskıyı artırabilir ve sosyal gerilimlere neden olabilir” de denildi. Uluslararası toplumun da söz konusu ülkelere yardımcı olması gerektiği belirtildi.

‘İnsani krize neden olabilir’

Taliban’ın iktidara gelmesinin ardından ülkeye insani yardım dışındaki yardımların kesildiği ve yabancı varlıkların da büyük oranda dondurulduğu hatırlatılarak,  Afganistan’ın yardıma dayalı ekonomisinin “ciddi mali ve ödemeler dengesi krizleriyle” de karşı karşıya olduğu kaydedildi.

Raporda, “Düşen yaşam standartlarının milyonlarca insanı yoksulluğa itme tehdidi” bulunduğu ve bunun da bir insani krize neden olabileceği kaydedildi.

Kenya’da pandemi boyunca nesli tükenmekte olan orman filinin sayısı arttı

Kenya Yaban Hayatı Araştırma ve Eğitim Enstitüsü (KWRI) yeni tip koronavirüs salgınına (Covid-19) karşı alınan tedbirlerin fil nüfusuna olumlu etki ettiğini söyledi.

Yapılan açıklamada geçtiğimiz sene 200 filin dünyaya geldiği bilgisi paylaşıldı. Böylece yeni doğanlarla birlikte fil sayısının 36 bin 280’e ulaştığı belirtildi.

Ziyaretçi sayısı azaldı

Açıklamada, fil sayısındaki artışta turistlerin park ziyaretinin azalması, kaçak avlanmadaki düşüş ve fillerle turistler arasındaki etkileşimin azalmasının etkili olduğu ifade edildi.

AA’nın aktardığına göre Kenyalı yetkililer, fil sayısının 2020’de artmasını “Covid-19’un hediyesi” olarak nitelendirdi.

Fildişi ticareti, kaçak avlanma ve yaşam alanlarının kaybı nedeniyle sayısı kritik seviyeye inen Afrika orman filleri, nesli tükenme tehlikesi altında olan türler listesine alınmıştı.

İkizköy’de madene verilen ÇED muafiyetine karşı açılan davada bilirkişi incelemesi yarın

Muğla İkizköy’de yer alan ve termik santrale yakıt sağlayan linyit madeni sahasının genişletilmesi için YK Enerji‘ye verilen Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) muafiyetine karşı açılan davanın bilirkişi heyeti incelemesi 20 Ekim Çarşamba (yarın) günü gerçekleştirilecek.

İkizköy Çevre Komitesi tarafından yapılan açıklamada “İkizköy’de Akbelen Ormanı‘nı da içine alacak şekilde genişletme istenen maden sahasının ÇED muafiyetinin iptali davasında bilirkişi keşfi için bir aradayız” denilerek sabah saat 09.30 için buluşma çağrısı yapıldı.

Neler yaşandı?

Akbelen Ormanı yaklaşık iki yıldır Orman Genel Müdürlüğü tarafından kesilmek isteniyor. 2019 yılındaki ilk girişimde idare tarafından alanın endüstriyel plantasyon olduğu söylenmiş; ancak İkizköylülerin ısrarlı eylemleri sonucu, orman kesim programından çıkarılmıştı.

Bu yıl başlatılan kesim çalışmalarının dayanağı olarak ise Kasım 2020 tarihinde Tarım ve Orman Bakanı tarafından bizzat imzalanmış ve 740 dönümlük ormanlık alanda YK Enerji’ye kömür madeni işletme izni veren bir karar olduğu ortaya çıkmıştı. YK Enerji’ye tahsis kararının iptal edilmesi için Muğla 1’inci İdare Mahkemesi’ne dava açıldı. Bu davanın bilirkişi incelemesi 7 Eylül tarihinde gerçekleştirildi.

Muğla 3. İdare Mahkemesi’nde süren Entegre Tesis ÇED Muafiyeti iptal ve Muğla 1’inci İdare Mahkemesi’ndeki orman kesimi iptal davalarında ise daha önce yürütmeyi durdurma kararı verilmişti.

Boris Johnson: Bill Gates ile 400 milyon sterlinlik iklim yatırımı ortaklığı kurulacak

Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson, teknoloji şirketi Microsoft‘un kurucusu Bill Gates’in de katıldığı başkent Londra‘daki Bilim Müzesi‘nde düzenlenen “Küresel Yatırım Zirvesi”nde iş dünyasının liderlerine hitap etti.

Johnson, burada yaptığı konuşmada, özel sektörün iklim kriziyle mücadele için “trilyonlar” harcaması gerektiğini belirterek yeşil teknoloji pazarını yönlendirmek için hükümetin özel sektör ve uluslararası kuruluşlarla çalışmasının önemine işaret etti.

400 milyon sterlinlik ortaklık

Başbakan, Birleşik Krallık genelinde iklim kriziyle mücadelede yeşil teknolojinin maliyetini düşürmek ve yatırım için Bill Gates’in kar amacı gütmeyen kuruluşu Breakthrough Energy 400 milyon sterlin değerinde bir ortaklık yapılacağını duyurdu.

Bill Gates, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “İngiltere’yle olan ortaklığımız, bu kritik iklim çözümlerinin dağıtımını hızlandıracak ve onları daha uygun fiyatlı ve erişilebilir hale getirmeye yardımcı olacak. Net sıfır emisyon elde etmek, bugün kullandığımız yüksek emisyonlu ürünlerle rekabet edebilmeleri ve onların yerini alabilmeleri için temiz teknolojilerin maliyetlerini düşürmemiz gerekiyor” dedi.

‘Pandemiden daha büyük bir tehdit’

AA’nın aktardığına göre Covid-19 salgınının, hükümetlerin ve özel sektörün küresel sorunların üstesinden gelmek için nasıl birlikte çalışması gerektiğini gösterdiğini söyleyen Johnson, bunun iklim değişikliğine karşı mücadelede de uygulanması gereken bir ders olduğunu ifade etti:

“İnsanlık için daha da büyük bir zorlukla karşı karşıyayız, (iklim değişikliği) yaşam tarzımızı tehdit ediyor ve sonuçta Kovid-19’dan çok daha kötü. Sadece birkaç hafta içinde dünya Glasgow’da (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 26. Taraflar Konferansı’nda) toplanacak. Umarım hepiniz orada olursunuz çünkü Kovid-19’dan alınan ders kesinlikle çok açık. Bilim adamlarını dinlemeliyiz. Acil hükümet müdahalesine ihtiyacımız var ama piyasaları da harekete geçirmeliyiz. Özel sektörü dahil etmeliyiz. Şansölye’nin (İngiltere Maliye Bakanı Rishi Sunak) onayıyla milyarlar ayırabilirim. Ancak sizler, bu odadakiler trilyonları buna ayırabilirsiniz.”