Ana Sayfa Blog Sayfa 1112

Meteoroloji, 47 il için kar uyarısında bulundu

Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından hafta sonunu da kapsayan hava durumu tahmin raporu açıklandı. Buna göre, bugün başlayacak olan kar yağışı hafta sonunda İstanbul ve Ankara‘nın da yer aldığı 47 ilde etkili olacak.

Kar geliyor

Bugün Batı Karadeniz’in doğusunda (Kocaeli-Sinop arasında) günün ilk saatlerinden itibaren batı ve güneybatı yönlerden 6 ile 8 kuvvetinde (50-75 km/sa) fırtına bekleniyor. Fırtınanın yarın öğle saatlerinde etkisini kaybedeceği tahmin ediliyor.

İstanbul, Kırklareli, Tekirdağ, Yalova da dahil 12 ilde de sağanak yağış, aralarında Ankara, Kırıkkale ve Bolu’nun bulunduğu 34 ilde ise kar yağışı bekleniyor.

Bugün başlayacak kar yağışının cumartesi ve pazar günü de etkisini sürdürmesi tahmin ediliyor. Aralarında İstanbul ve Ankara’nın da olduğu 47 ilde kar yağışı etkili olacak. Kar yağışı beklenen diğer illerse şöyle;

Erzurum, Ardahan, Konya, Kocaeli, Yozgat, Bursa, Kastamonu, Balıkesir, Sakarya, Bilecik, Burdur, Kütahya, Eskişehir, Uşak, Afyonkarahisar, Kars, Isparta, Dersim, Bolu, Karabük, Kırıkkale, Nevşehir, Muş, Aksaray, Karaman, Çorum, Amasya, Sivas, Malatya, Gümüşhane, Bayburt, Kırşehir, Elazığ, Bingöl, Bitlis, Tokat, Şırnak, Hakkari, Van, Çankırı, Ağrı, Amasya, Iğdır, Niğde, Kayseri.

Sağanak yağış nedeniyle Bartın Irmağı taşma noktasına geldi

Bartın‘da iki gündür etkili olan sağanak yağış nedeniyle Bartın Irmağı’nda su seviyesi yükselerek, taşma noktasına geldi.

Sekiz köye ulaşım sağlayan köprü de kapatıldı.

Gece boyunca kontroller yapıldı

DHA‘da yer alan habere göre, taşma noktasına gelen Bartın Irmağı’nın Çağlayan piknik alanı yolunun bir kısmı su altında kaldı. Irmağın yükselmesi sonucu Kabagöz, Akçalı, Tabanözü, Epçiler, Hasanlar, Alibaş, Fırınlı ve Sipahiler köylerinin Bartın ile bağlantısını sağlayan köprü ulaşıma kapatıldı.

Irmağın taşma riskine karşı İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü, polis ve belediye ekipleri gece boyunca kontrollerde bulundu.

Konuyla ilgili açıklama yapan Bartın Belediye Başkanı Cemal Akın, “Bartın’da 2 gündür etkili olan sağanak yağışın ardından Bartın Irmağı’nın yükselmesine neden oldu. Şu anda da yağış ara ara devam ediyor. Belediye olarak muhtemel sel riskine karşı bütün ekiplerimizi hazır tutuyoruz. Gerekli tedbirlerimizi aldık” dedi.

Tarım arazileri sular altında kaldı

Metrekareye 50 kilogram yağışın düştüğü Kurucaşile ilçesinde de Ovatekkeönü, Yeniköy, İlyasgeçidi ve Hacıköy‘deki derelerin taşması sonucu tarım arazileri ve yollar sular altında kaldı.

Özel İdare ekipleri köylerde çalışma başlattı.

Amasra ilçesinde Çakrazova köyündeki yoğun yağış nedeniyle derenin taşması sonucunda bazı evlerin alt katları sular altında kalırken, Bartın-Kurucaşile yoluna taşan suyun temizlenmesi için karayolları ekipleri çalışma yaptı.

Erdoğan açıkladı: 2022 yılı asgari ücreti 4 bin 250 TL oldu

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2022 yılında uygulanacak yeni asgari ücreti açıkladı. Buna göre, asgari ücret 4 bin 250 TL oldu.

Cumhurbaşkanı, asgari ücretin üzerindeki gelir ve damga vergisinin kaldırılacağını da söyleyerek, bunun işverenleri 450 TL’lik bir yükten kurtaracağını belirtti.

Karar, işçi, işveren ve hükümet temsilcilerinden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından 2022’de geçerli olacak asgari ücreti belirleme çalışmaları kapsamında yapılan dördüncü ve son toplantısının ardından açıklandı.

Çocuk sayısına göre rakam yükselebilir

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde, asgari ücretle ilgili açıklama yapan Erdoğan, “2022 yılında asgari ücretin en alt rakamı 4 bin 250 lira olarak uygulanacak. Çalışanın evli olmasına ve çocuk sayısına göre bu rakam daha da yükselmektedir” dedi. Erdoğan ayrıca, şu ifadeleri de kullandı:

Ülkemizin içinden geçtiği şu zor dönemde elbette çalışanlarımız elbette çok daha fazlasını hak ediyor. Çalışan olmadan tabii ki işveren de olmaz. İşveren olmadan bu sefer de çalışan olmaz. Hepsi birbirinin adeta mütemmimi. Bu ülkenin kalkınması noktasında taraflar olarak bizim sırtımızı dayadığımız iki önemli unsurdur. Türkiye büyüdükçe güçlendikçe imkanları arttıkça bundan çalışanlarımız da hak ettikleri payı alacaklardır.”

‘İşverenleri 450 liralık ilave yükten kurtardık’

Agari ücrette tarihi bir artış gerçekleştirdiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı, aynı zamanda işverenin üzerindeki yükü hafifletecek adımlar attıklarını da kaydetti:

Asgari ücrette tarihi bir artışı gerçekleştirirken bunun işveren üzerindeki yükü azaltacak adımları da ihmal etmedik. Ülkemizde onlarca yıldır asgari ücretin vergiden muaf tutulması tartışmaları yaşanmıştır. Yeni asgari ücret düzenlemesiyle birlikte on yıllardır konuşulan işte bu özlemi de hayata geçiriyoruz. Asgari ücretten alınan gelir vergisi ile damga vergisini kaldırıyoruz. İşverenleri 450 liralık ilave yükten kurtarmış bulunuyoruz.”

Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun toplantısı ardından konuşan Türk-İş Genel Sekreteri Nazmi Irgat, “Kamuoyunun beklentisi yakalandı sayılır” dedi.

Açıkladığı zam oranı, TÜİK’in öne sürdüğü enflasyon oranının üzerine çıksa da uzmanlar gerçek enflasyonun açıklanandan çok daha fazla olduğuna vurgu yapıyor.

Torba Yasa’da yer alıyor: Antalya Limanı 2047’ye kadar QTerminals tarafından işletilecek

AKP tarafından daha önce geri çekilen ancak ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi‘ne (TBMM) sunulan torba teklife, Katarlı QTerminals şirketinin Antalya Limanı’nı 2047 yılına kadar işletebilmesine olanak sağlayan madde de eklendi.

Ayrıca teklifle, 2022 sonuna kadar özelleştirilmesi öngörülen TEİAŞ’a mülk aktarımı da yapılacak. Tapuda kapatılan Etibank ile Türkiye Elektrik Kurumu’na (TEK) ait olan bazıları denize sıfır mülkler ve tesisler bedelsiz olarak TEİAŞ ve TEDAŞ’a devredilecek. TEİAŞ mülk yüklemesi sonrasında özelleştirilecek.

Davalar geri çekilecek

Cumhuriyet‘te yer alan habere göre, Meclise sunulan torba teklifle, özelleştirilen Türkiye Denizcilik İşletmeleri (TDİ) A.Ş ile TCDD’ye ait limanların 30, 36 ve 39 yıl olan sözleşme süreleri 49 yıla tamamlanacak. Bunun için de limanları alan şirketler Özelleştirme İdaresi, TDİ ve TCDD’ye açtıkları davaları geri çekecek.

Şirketlerle ek sözleşme imzalanacakken, yeni bir ihale ise yapılamayacak.

Ek sözleşme bedelinin tespitinde Sermaye Piyasası Yasası’na göre değerleme yapmaya yetkili en az iki kuruluş danışman olarak görevlendirilecek. Bu kapsamda Tekirdağ, Hopa, Giresun, Ordu, Sinop, Rize, Antalya, Marmaris, Alanya, Çeşme, Kuşadası, Trabzon, Dikili, Mersin, İskenderun, Derince, Samsun ve Bandırma’da toplam 18 liman bulunuyor. Bu limanlardan Antalya Limanı’nı 140 milyon dolar karşılığında Katarlı QTerminals şirketi devralmıştı. Liman 2028 yılına kadar Katarlı şirket tarafından işletilecekti. Ancak, bu yasa ile süre 19 yıl daha uzatılmış olacak. Böylece şirket 2047 yılına kadar bu limanı işletebilecek.

Özelleştirme öncesinde TEİAŞ’a yeni mülk

Teklifte yer alan bir başka madde ile kapatılan Etibank, TEK, Türkiye Elektrik Üretim İletim A.Ş ve özelleştirilen elektrik dağıtım şirketleri adına tapuda tescil edilmiş olan mülkler ve tesisler, faaliyet alanlarına göre TEİAŞ veya TEDAŞ’a bedelsiz devredilecek.

Bu devir işlemleri harç ve döner sermaye hizmet bedelinden muaf tutulacak. Resmi Gazete’de 3 Temmuz’da yayımlanan Cumhurbaşkanı kararı ile TEİAŞ, özelleştirme kapsamına alınmıştı.

Kararla birlikte halka arza yönelik özelleştirmeye hazırlık işlemleri başlatıldı. Bu işlemler Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yürütülürken, TEİAŞ’ın özelleştirilmesine yönelik hazırlık işlemleri 31 Aralık 2022 tarihine kadar tamamlanacak.

Teklif ile özelleştirme öncesinde TEİAŞ’a yeni mülk kazandırılmış olacak. Ayrıca Etibank’ın denize sıfır noktalarda tesisleri de bulunuyor. Teklif ile bu tesisler de ya TEDAŞ’a ya da özelleştirilecek olan TEİAŞ’a devredilecek.

2021 yılı basın özgürlüğü bilançosu: 488 gazeteci hapiste, 46’sı öldürüldü

Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütünün 2021 yıllık raporuna göre, dünya genelinde 488 gazeteci 2021 yılını hapiste geçirdi.  46 medya mensubu ise meslekleri nedeniyle öldürüldü. 

Tutuklu gazetecilerin yaklaşık yarısının Çin, Myanmar ve Belarus‘ta olduğuna dikkat çeken RSF sözcüsü Katja Gloger, “Bu üç ülkede keyfi şekilde tutuklanan gazetecilerin sayısının aşırı derecede yüksek olması, diktatörlük rejimlerinin işidir” dedi. Gloger, rakamların otoriter yöneticilerin acımasızlığını yansıttığına dikkat çekti.

RSF’in raporuna göre Hong Kong‘da 127, Myanmar’da 53,  Vietnam‘da 43, Belarus’ta 32 ve Suudi Arabistan‘da ise 31 gazeteci cezaevinde. Örgütün açıklamasında Myanmar, Belarus ve Hong Kong’da medyaya yönelik baskılar nedeniyle sayının geçen yıla göre yüzde 20 artış gösterdiğine dikkat çekildi.

Gazeteciler için en tehlikeli ülkeler ise Meksika ve Afganistan. Raporda, bu yıl Meksika’da 7, Afganistan’da ise 6 gazetecinin öldürüldüğü kaydedildi. RSF, dünya genelinde öldürülen gazetecilerin yüzde 65’inin doğrudan hedef alınarak cinayete kurban gittiklerine de işaret etti.

Türkiye’de medyanın yüzde 90’ı hükümetin kontrolünde

Türkiye ise RSF’in 180 ülkeye yer verdiği 2021 basın özgürlüğü listesinde 153’üncü sırada bulunuyor. Raporda, Türkiye’nin artık en fazla gazetecinin hapsedildiği ülke olmasa bile hapsedilme riski, adli kontrole tabi tutulma veya pasaportun elinden alınması korkusunun her zaman bulunduğu vurgulandı.

Raporda ayrıca Türkiye’de medyanın yaklaşık yüzde 90’ının hükümet kontrolünde olduğuna da işaret edildi.

Tutuklu kadın gazeteci sayısı üçte bir oranında arttı

Açıklamada, 2021 yılında basın özgürlüğü verilerinin tutulmaya başlandığı 1995’ten bu yana en yüksek tutuklu gazeteci sayısının kaydedildiği de vurgulandı. Öte yandan açıklamada tutuklu olanların 103’ünün profesyonel gazeteci olmadığı, sosyal medya ağlarında aktif ya da aktivist oldukları  ifade ediliyor. Tutuklu profesyonel gazeteci sayısı ise 363 olduğu belirtildi.

RSF, daha önce hiç bu kadar çok sayıda kadın medya çalışanının da hapsedilmediğini, bu yıl 2020’ye göre cezaevinde olan kadın medya çalışanı sayısının üçte bir oranında artarak 60’a yükseldiğini kaydetti.

2020’de su kaynaklarından çekilen 18,2 milyar metreküp suyun yarısı termik santrallere

Türkiye‘de belediyeler, köyler, imalat sanayisi iş yerleri, termik santraller, organize sanayi bölgeleri (OSB) ve maden işletmelerince 2020’de 18,2 milyar metreküp su, doğrudan su kaynaklarından çekildi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2020 yılına ilişkin su ve atık su istatistiklerini açıkladı.

Buna göre, ülkede geçen yıl su kaynaklarından 9,8 milyar metreküpü soğutma amaçlı olmak üzere toplam 18,2 milyar metreküp su alındı.

Çekilen suyun 2018’de yüzde 56,2’si denizden, yüzde 22,9’u yer altı ve yüzde 20,9’u yüzey suları olmak üzere toplam yüzde 43,8’i tatlı su kaynaklarından temin edilirken, 2020’de ise yüzde 56’sı denizden, yüzde 22,5’i yer altı ve yüzde 21,5’i yüzey suları olmak üzere toplam yüzde 44’ü tatlı su kaynaklarından sağlandı. Geçen yıl denizden çekilen suyun yüzde 93,9’u soğutma amaçlı temin edildi.

Atık su deşarjı da arttı

Su kaynaklarından 2018’de çekilen toplam suyun yüzde 44,9’u termik santraller, yüzde 35,3’ü belediyeler, yüzde 15,3’ü imalat sanayisi iş yerleri, yüzde 2,2’si köyler, yüzde 1,4’ü maden işletmeleri ve yüzde 0,9’u OSB’ler tarafından alındı. 2020 yılında ise çekilen toplam suyun yüzde 45,4’ü termik santraller, yüzde 35,6’sı belediyeler, yüzde 14,2’si imalat sanayi iş yerleri, yüzde 2,3’ü köyler, yüzde 1,5’i maden işletmeleri ve yüzde 1’i OSB’lerce kullanıldı.

Tatlı su kaynaklarından çekilen suyun 2020 yılında yüzde 80,9’u belediyeler, yüzde 7,8’i imalat sanayisi iş yerleri, yüzde 5,2’si köyler, yüzde 4,7’si maden işletmeleri ile OSB’ler ve yüzde 1,4’ü termik santrallerce kullanıldı.

Alıcı ortamlara 15,3 milyar metreküp atık su deşarj edildi. Doğrudan alıcı ortamlara geçen yıl 9,5 milyar metreküpü soğutma suyu olmak üzere 15,3 milyar metreküp atık su deşarj edildi.

Söz konusu atık suyun yüzde 76,6’sı denizlere, yüzde 19,3’ü akarsulara, yüzde 1,1’i barajlara, yüzde 1’i foseptiklere, yüzde 0,4’ü göl/göletlere, yüzde 0,2’si araziye, yüzde 1,4’ü ise diğer alıcı ortamlara bırakıldı. Denize deşarj edilen atık suyun yüzde 80,5’i soğutma suyundan oluştu.

2018 yılında toplam atık suyun yüzde 51’i termik santraller, yüzde 30,8’i belediyeler, yüzde 14,7’si imalat sanayisi iş yerleri, yüzde 1,6’sı OSB’ler ve yüzde 1,1’i maden işletmeleri, yüzde 0,8’i köyler tarafından doğrudan alıcı ortamlara deşarj edilmişti.

2020’de ise toplam atık suyun yüzde 52,2’sinin termik santraller, yüzde 30,9’unun belediyeler, yüzde 13,4’ünün imalat sanayisi iş yerleri, yüzde 1,6’sının OSB’ler ve yüzde 1,1’inin maden işletmeleri, yüzde 0,8’inin köyler tarafından doğrudan alıcı ortamlara deşarjı gerçekleştirildi.

Kanalizasyon arıtmalarının sadece yüzde 6.7’si gelişmiş

TÜİK, soğutma suyu hariç deşarj edilen atık suyun yüzde 79,7’sinin ise arıtıldığını açıkladı. Açıklamaya göre, geçen yıl deşarj edilen atık suyun yüzde 62’sini soğutma suları, yüzde 38’ini ise soğutma suları dışındaki atık sular oluşturdu. Soğutma suları hariç doğrudan alıcı ortamlara deşarj edilen atık suyun yüzde 79,7’si arıtıldı.

Araştırmaya konu olan  1389 belediyenin 1362’sine kanalizasyon şebekesi ile hizmet verildiği belirtilen açıklamaya göre, kanalizasyon şebekesi ile toplanan 5 milyar metreküp atık suyun yüzde 49,2’si akarsuya, yüzde 38,5’i denize, yüzde 3,1’i baraja, yüzde 1,3’ü göl-gölete, yüzde 0,4’ü araziye ve yüzde 7,5’i diğer alıcı ortamlara deşarj edildi.

Kaynaklardan çekilen toplam 6,5 milyar metreküp suyun 3,9 milyar metreküpü içme ve kullanma suyu arıtma tesislerinde arıtıldı. Bu suyun yüzde 93,1’ine konvansiyonel, yüzde 6,7’sine gelişmiş, yüzde 0,2’sine ise fiziksel arıtma uygulandı.

Kanalizasyon şebekesinden deşarj edilen 5 milyar metreküp atık suyun 4,4 milyar metreküpü atık su arıtma tesislerinde arıtıldı. Bunun yüzde 50,7’sine gelişmiş, yüzde 27,1’ine biyolojik, yüzde 21,9’una fiziksel ve yüzde 0,3’üne doğal arıtma yapıldı.

Arıtılan atık suyun yüzde 46,4’ü akarsuya, yüzde 42,8’i denize, yüzde 3’ü baraja, yüzde 1,2’si göl-gölete, yüzde 0,3’ü araziye ve yüzde 6,2’si diğer alıcı ortamlara deşarj edildi. Belediyelerce arıtılan atık suyun yüzde 1,6’sı sanayi, tarımsal sulama gibi alanlarda yeniden kullanıldı.

Belediyeler tarafından kanalizasyon şebekesi ile deşarj edilen kişi başı günlük ortalama atık su miktarı ise 189 litre olarak hesaplandı. Üç büyük şehirde ise günlük kişi başı ortalama atık su miktarı İstanbul için 248 litre, Ankara için 151 litre ve İzmir için 174 litre olarak kayıtlara geçti.

İçme ve kullanma suyu, kanalizasyon şebekesi

TÜİK’in açıklamasına göre, nüfusun yüzde 98,8’ine ise içme ve kullanma suyu şebekesi ile hizmet verildi. Buna göre, 2018’de belediye nüfusunun yüzde 98,6’sına, köy nüfusunun ise yüzde 99,4’üne olmak üzere toplam nüfusun yüzde 98,6’sına içme ve kullanma suyu şebekesiyle hizmet verildi. 2020’de ise belediye nüfusunun yüzde 98,7’sine, köy nüfusunun ise yüzde 99,3’üne olmak üzere toplam nüfusun yüzde 98,8’ine içme ve kullanma suyu şebekesiyle hizmet ulaştı.

Nüfusun yüzde 89,3’üne kanalizasyon şebekesi ile hizmet sunuldu.  2018’de belediye nüfusunun yüzde 90,7’sine, köy nüfusunun ise yüzde 55,5’ine olmak üzere toplam nüfusun yüzde 88,5’ine kanalizasyon şebekesiyle hizmet verilirken, geçen yıl belediye nüfusunun yüzde 91,1’ine, köy nüfusunun ise yüzde 59,1’ine olmak üzere toplam nüfusun yüzde 89,3’üne kanalizasyon şebekesiyle hizmet ulaştığı açıklandı.

Tüm belediyelere uygulanan 2020 Belediye Su İstatistikleri Anketi sonuçlarına göre, toplam 1389 belediyenin 1387’sinde içme ve kullanma suyu şebekesiyle hizmet sunuldu. Belediyeler tarafından su kaynaklarından içme ve kullanma suyu şebekelerine 6,5 milyar metreküp su çekildi. Çekilen suyun yüzde 40,9’u barajlardan, yüzde 29,3’ü kuyulardan, yüzde 15,6’sı kaynaklardan, yüzde 10,1’i akarsulardan ve yüzde 4’ü göl, gölet veya denizlerden sağlandı.

Türkiye’de 2018’de belediye nüfusunun yüzde 78,7’sinin, köy nüfusunun ise yüzde 10,2’sinin olmak üzere toplam nüfusun yüzde 74,5’inin atık suları arıtıldı. 2020’de ise belediye nüfusunun yüzde 77,7’sinin, köy nüfusunun ise yüzde 13,1’inin olmak üzere toplam nüfusun yüzde 74’ünün atık suları arıtılma işlemine tabi tutuldu.

Kişi başı çekilen ortalama su miktarı 228 litre

Belediyelerce içme ve kullanma suyu şebekesine çekilen kişi başı günlük ortalama su miktarı ise 228 litre oldu. Üç büyük şehirde ise çekilen kişi başı günlük ortalama su miktarının İstanbul için 190 litre, Ankara için 246 litre ve İzmir için 221 litre olduğu tespit edildi.

 

Aslı Alpar’dan ‘Olay Yeri’ sergisi

Çizer Aslı Alpar‘ın “Olay Yeri” adlı kişisel sergisi yarın (17 Aralık Cuma) Ankara Çağdaş Sanatlar Merkezi‘nde açılıyor. Olay Yeri’nde Alpar’ın Türkiye’nin son yirmi yılındaki hak ihlallerini hicvettiği işlerinin yanı sıra kişisel çalışmaları da yer alıyor.  Çankaya Belediyesi‘nin beş sanatçının eserlerinden oluşan “Buluşmalar” projesi kapsamındaki sergi, 9 Ocak’a kadar görülebilecek.

“Buluşmalar” projesinde Alpar’ın yanı sıra, Hasan Doğan Yılmaz, Beyza Durhan, Mehmet Sıddık Turan ve Maze Sürer’in eserleri de yer alıyor.

Olay yeri neresidir?

Alpar, sergisini şöyle tanıtıyor:

“Neresidir olay yeri?

Olayın işlendiği yer mi? Failin ya da mağdur edilenin takip ettiği yol mu? İz bıraktıkları yerler mi? Saklandıkları ya da bulundukları alan mı? Bu yerlerin hepsi mi?

Son yirmi yılda birlikte eğlendiğimiz, yürüdüğümüz, dövüldüğümüz, gözaltına alındığımız, öldürüldüğümüz sokaklar. Evler, arabalar, uçaklar, inşaatlar, fabrikalar, meydanlar, parklar, bankalar. Dokunduğumuz, iz bıraktığımız her yer.

Olayın aydınlatılması için gereken tüm deliller burada, olay yerinde: Leke, iz, emare, bulgu.

Olay Yeri’nde bizi buluşturan; bizi yeniden, yeniden olay yerine getiren… Deliller karartılır korkusuyla olay yerini korumaya çalışan bizler.

Yine buradayız işte, olay yerindeyiz. Yirmi yılın tanığı çizgiler sizin tanıklığınızla burada.”

 

Merkez Bankası’nda 1 puan faiz indirimi daha: Dolar 16 TL’ye yaklaştı

Merkez Bankası Para Politikası Kurulu (PPK), politika faizine ilişkin yılın son kararını açıkladı. Politika faizi yüzde 15’ten yüzde 14’e indirildi.

Banka, faiz indirimi sürecine eylül ayında başlamış, politika faizini yüzde 19’dan yüzde 18’e çekmişti. Ekim ve kasımdaki 3 puanlık indirimin ardından ise faiz yüzde 15 olarak belirlenmişti. TÜİK’in açıkladığı resmi enflasyon rakamıysa yüzde 21.

Kararın açıklanmasının hemen ardından, sabah saatlerinde 15.20 seviyelerinde işlem gören dolar, çok hızlı bir yükselişle 15.72 TL’ye yükseldi. Euro ise 17 TL’yi aştı.

Kurul, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“… Politika faizinin 100 baz puan indirilerek, arz yönlü ve para politikası etki alanı dışındaki arızi faktörlerin fiyat artışları üzerinde oluşturduğu geçici etkilerin ima ettiği alanın kullanımının tamamlanmasına karar vermiştir. Alınmış olan kararların birikimli etkileri 2022 yılının ilk çeyreğinde yakından takip edilecek ve bu dönemde fiyat istikrarının sürdürülebilir bir zeminde yeniden şekillenmesi amacıyla geniş kapsamlı politika çerçevesi gözden geçirme süreci yürütülecektir.

TCMB, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda enflasyonda kalıcı düşüşe işaret eden güçlü göstergeler oluşana ve orta vadeli yüzde 5 hedefine ulaşıncaya kadar elindeki tüm araçları kararlılıkla kullanmaya devam edecektir. Fiyatlar genel düzeyinde sağlanacak istikrar, ülke risk primlerindeki düşüş, ters para ikamesinin ve Döviz rezervlerindeki artış eğiliminin sürmesi ve finansman maliyetlerinin kalıcı olarak gerilemesi yoluyla makroekonomik istikrarı ve finansal istikrarı olumlu etkileyecektir. Böylelikle, yatırım, üretim ve istihdam artışının sağlıklı ve sürdürülebilir bir şekilde devamı için uygun zemin oluşacaktır.”

Para Politikası Kurulu toplantısına ilişkin beklenti anketine katılan ekonomistlerin büyük çoğunluğu, politika faizinin 100 baz puan (1 puan) indirilerek yüzde 14’e çekileceğini tahmin ediyordu.

FED’den üç faiz artırımı sinyali

Merkez Bankası faiz indirimine giderken, dünkü toplantısında faizi yüzde 0-0,25 aralığında sabit bırakan ABD Merkez Bankası (Fed), enflasyonla etkin mücadele edilerek düşürülmediği takdirde önümüzdeki yıl içinde üç kez faiz artırımına gideceğini açıklamıştı. .

Kayyım yönetimindeki Diyarbakır Belediyesi’nin imar planına iptal

Kayyım yönetimindeki Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin (DBB), “gecekondu ve kaçak yapılaşmanın önüne geçmek, yerinde dönüşüm sağlamak” gerekçeleriyle Kayapınar ilçesine bağlı Peyas Mahallesi için hazırladığı “Nazım İmar Planı” İdare Mahkemesi tarafından iptal edildi.

‘Planlama standartların altında, mahalle bütünlüğünü bozar’

Mahkeme, imar planının iptaline dair başvuruyu da karara bağladı. Kararda, bilirkişi raporuna işaret edilerek, nazım ve uygulama imar planları arasında uyumsuzluk olduğunun tespit edildiği, artan nüfusun sosyal-teknik altyapı alanlarının az bırakıldığı ve yetersiz olduğu kaydedildi. İdare Mahkemesi’nin kararında planlama bölgesinin teknik-sosyal altyapı dengesi ve imar planının bütünlüğünün de bozulacağı tespitine yer verildi.

Belediyenin itirazların yerinde olmadığı ve bilirkişi raporunun mahkemece benimsendiği ifade edilen kararda şu ifadeler kullanıldı:

“Bu durumda, yukarıda özetlenen bilirkişi raporu ve dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; dava konusu 1/5000 ölçekli revizyon nazım imar planı ile planlama alanında nüfus artışı öngörülmekle birlikte sosyal ve teknik altyapı alanları, eğitim tesis alanı, sağlık tesis alanı ve park alanının mevzuatla belirtilen standartların altında ve yetersiz olarak planlandığı ve ortaya çıkan bu durumun revizyon yapılacak plan sahası dışında tüm planlama bölgesinin teknik-sosyal altyapı dengesi ile plan bütünlüğünü bozacağı hususları dikkate alındığında, dava konusu revizyon nazım imar planının imar mevzuatına, şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına uygun olmadığı kanaatine varıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.”

Kararda, söz konusu nedenler gerekçe gösterilerek dava konusu işlemin iptaline karar verildiği belirtildi.

 

AB 2030’a, New York 2027’ye kadar binaları fosil yakıtla ısıtmayı bırakıyor

Avrupa Birliği dün (15 Aralık), binalardan kaynaklanan sera gazı emisyonlarını azaltmak için Binalarda Enerji Performansı Direktifi’ni değiştirmek için yasa teklifi verdi.  Evler, okullar, hastaneler ve ofisler AB CO2 emisyonlarının %36’sından sorumlu ve bloğun enerji tüketiminin %40’ını oluşturuyor.

Yasa teklifi şunları içeriyor:

  • En kötü performans gösteren binaları yenileme gerekliliği: AB ilk kez binalar için minimum enerji standartları getiriyor. Bina stokunun %30’unu oluşturan en enerji verimsiz binaların veya en düşük enerji derecesine (F veya G) sahip yaklaşık 60 milyon binanın – 2033 yılına kadar yenilenmesi
  • Tüm yeni binalarda 2030 yılına kadar sıfır işletme emisyonu olacak: Yani iyi yalıtımlı ve yalnızca yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik kullanacak. Yeni kamu binaları 2027 yılına kadar sıfır emisyonlu olacak
  • Fosil yakıtla ısınmaya yasak: AB ülkelerinin 2027’den itibaren fosil yakıtlı kazan kurulumları için sübvansiyon sağlamasına artık izin verilmeyecek ve binalarda fosil yakıt kullanımını yasaklanabilecek. Ülkelerin en geç 2040 yılına kadar ısınma ve soğutmada fosil yakıtların kullanımdan kaldırılması için yol haritaları geliştirmeleri gerekiyor.
    • Binaların yaşam döngüsü boyunca karbon emisyonları hesaplanacak: Bir binanın tüm ömrü boyunca malzemelerinden, yapımından ve kullanımından kaynaklanan karbon emisyonlarının 2030’dan itibaren tüm yeni binalar için hesaplanması ve açıklanması gerekecek.

Gazın yüzde 40’ı evleri ısıtmak için kullanılıyor

Araştırmalar, ev tadilatlarını artırmanın enerji faturalarını düşüreceğini, doğal gaz ithalatına olan bağımlılığı azaltacağını ve enerji yoksulluğuyla mücadeleye yardımcı olacağını gösteriyor. Doğal gaz fiyatları bu kış rekor seviyeye ulaşmadan önce bile AB, sera gazı emisyonu azaltma hedefini tutturmak için 2030 yılına kadar gaz kullanımını üçte bir oranında azaltmayı planlıyordu. Avrupa’da gaz tüketiminin %40’ı evleri ısıtmak için kullanıldığından, Avrupa’daki binaların enerji verimliliğinin iyileştirilmesi ve yenilenebilir ısıtmaya geçişin hızlandırılması kilit bir öncelik olarak ortaya çıkıyor.

Teklif, yasalaşmadan ve üye ülkeler tarafından uygulanmadan önce gelecek yıl Avrupa Parlamentosu ve AB üye devletleriyle müzakere edilecek.

New York doğal gazı bırakıyor

ABD‘nin New York şehri de yeni binaların tamamen elektrikli olacağı ABD’deki 65 kente katılma kararı aldı. New York Belediye Meclisi tarafından dün kabul edilen yasa tasarısı2024’ten itibaren yedi katlı binalar için ve 2027’den itibaren daha yüksek binalar için fosil yakıt kullanımını, özellikle de doğal gaz bağlantılarını ortadan kaldıran yeni karbon emisyon limitleriyle, yeni binalardan kaynaklanan kirliliği azaltacak.

New York kentinin sera gazı emisyonlarının yaklaşık %70’i binalardan geliyor. Düşünce kuruluşu RMI tarafından yakın zamanda yapılan bir araştırmaya göre, bu tasarının 2040 yılına kadar 450.000 otomobilin yıllık emisyonuna eşdeğer olan yaklaşık 2,1 milyon ton karbon emisyonu tasarrufu sağlayacağını ortaya koyuyor. Tasarı ayrıca, yeni binalara maliyetli yeni doğal gaz hatlarının inşasını önleyerek, vergi mükelleflerinin faturalarında yüz milyonlarca tasarruf sağlayacak.