Ana Sayfa Blog Sayfa 1111

Nesli tükenmekte olan kuşların seslerinden yapılan albüm ünlü şarkıcıları geride bıraktı

Tamamen nesli tükenmekte olan Avustralya kuşlarının ötüşlerinden oluşan “Songs of Disappearance” (Yok Oluşun Şarkıları) isimli albüm, ülkenin müzik listelerinde ilk beşe girdi.

Avustralya’nın ARIA (Avustralya Kayıt Endüstrisi Birliği) albüm listesinde Mariah Carey, Abba, Justin Bieber gibi isimleri geride bıraktı.

53 kuşun şarkıları var

NTV‘de yer alan habere göre, her altı kuş türünden birinin kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu ülkede farkındalığı artırmayı amaçlayan albüm, tehdit altındaki 53 kuşun şarkılarını içeriyor.

Albüme katkı sunan BirdLife Australia isimli çevre kuruluşu, seslerin 40 yıllık bir süre içinde kaydedildiğini belirtti ve bazı kuş seslerinin kaydedilmesi için araştırmacıların günler boyunca ormanda kaldığını söyledi.

Doğa kayıt uzmanı David Stewart, albümün Bowerbird Collective, BirdLife Australia, Charles Darwin Üniversitesi ve Mervyn Street of Mangkaja Arts‘ın işbirliğinden doğduğunu söyledi. Ses kayıtları ise New York’taki British Library, National Sound Archive ve Macaulay Ornitoloji Laboratuvarı‘nda derlendi.

Albüm açıklaması

Albüm açıklamasında, “Kuşların şarkıları, Avustralya doğasının inanılmaz çeşitliliğini gösteriyor ve harekete geçmeden kaybedeceğimiz değerleri ortaya koyuyor. İkonik kakadular korosuna, çardak kuşlarının vızıltısına, deniz kuşlarının tuhaf senfonisine ve kalan son gece papağanlarından birinin unutulmaz çağrısına kendinizi kaptırın” denildi.

 

AB Liderler Zirvesi’nde ’emisyon ticareti’ krizi

Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Charles Michel, liderlerin enerji konusunda farklı görüşlerinin olduğunu ve AB Liderler Zirvesi‘nde uzlaşı sağlanamadığını söyledi.

Brüksel‘de gerçekleştirilen zirvenin bitiminde basına açıklama yapan Michel, zirvede enerji fiyatlarındaki artışla ilgili oldukça uzun tartışmalar yaşandığını belirtti.

Enerji başlığı toplam 14 saatlik zirvede farklı oturumlarda iki defa ele alınmasına rağmen uzlaşma sağlanamadı. Michel, liderlerin bir sonraki zirvede enerji konusunu tekrar ele alacaklarını kaydetti.

Meselesinin Avrupa’da vatandaşların satın alma güçlerini ve işletmelerin rekabetçiliğini doğrudan etkilediğini anlatan Michel, bir önceki zirvede AB Komisyonu’ndan enerji alanında çeşitli çalışmalar yapmasını talep ettiklerini anımsatarak, toplantıda bu çalışmaların ilk sonuçlarını değerlendirdiklerini söyledi.

Charles Michel.

‘En büyük sorun emisyon ticareti sisteminin işleyişi’

Michel, enerji konusundaki tartışmalarla ilgili soru üzerine şunları söyledi:

“Açık olmam gerekirse enerjide iki konu liderler arasında son derece zordu. İlk konu elektrik piyasaları ve özellikle emisyon ticaret sisteminin işleyişiydi. Bazı liderlerin emisyon ticaret sisteminde spekülasyon yapıldığı yönünde şüpheleri var.

Diğer konu ise enerji yatırımlarının sınıflandırılması. Yatırım sınıflandırma AB Konseyi’nin değil, Komisyon’un sorumluluk alanına giriyor. Enerji yatırımlarının sınıflandırılması konusunda masada farklı görüşler bulunuyor. Bu gece bir anlaşmaya varmanın mümkün olmadığını gördük.”

Başını Polonya‘nın çektiği bir grup ülke, yüksek karbon fiyatlarından şikayet ediyor ve AB’nin emisyon ticaret sisteminde değişiklik yapılmasını talep ediyor.

Bu ülkeler, karbon fiyatlarındaki spekülasyonların sonlandırılmasını ve fiyatların düşürülmesini istiyor.

Almanya öncülüğündeki bir grup ülke ise söz konusu iddialara ilişkin hiçbir somut kanıt bulunmadığı görüşünü taşıyor. Bu ülkeler, karbon fiyat sisteminin değiştirilmesine karşı çıkıyor.

Enerji alanındaki bir başka tartışma ise yatırımların iklim hedefleriyle uyumlu olarak sınıflandırmasıyla ilgili gerçekleşiyor. Bu konuda yetkili olan AB Komisyonu, doğal gaz ve nükleer enerjiyi yeşil yatırımlar kategorisine dahil edip etmeme konusunda henüz karar vermedi.

Nükleer enerji ve doğal gaz tartışması

Komisyonun birkaç gün içinde yeşil yatırımları içeren son listesini açıklaması bekleniyor.

AB’nin yeşil sınıflandırmasına dahil olan enerji yatırımları, daha rahat finansmana erişim sağlıyor. Başını Fransa‘nın çektiği 10 kadar ülke, nükleer enerjinin iklim değişimi ile mücadelede etkili, güvenli ve rekabetçi bir kaynak olduğunu belirterek, yeşil yatırım sınıflandırma çerçevesine dahil edilmesini istiyor.

Buna ilave bir grup ülke de doğal gazın da geçici süre için AB yatırım sınıflandırma kurallarında sürdürülebilir olarak kabulünü talep ediyor.

 

Türkiye’den BM’nin yolsuzluğa karşı mücadele zirvesine katılacak STK’lere engelleme

Türkiye, Mısır‘ın Şarm el-Şeyh kentinde yürütülen BM Yolsuzluğa Karşı Sözleşme (UNCAC) 9. Taraflar Konferansı‘na (CosP), yedi sivil toplum kuruluşunun (STK) katılımını engelledi.

Uluslararası Şeffaflık Örgütü; aralarında Access Info Europe (İspanya) The Good Lobby (İtalya) ve Transparency International Georgia‘nın da bulunduğu sivil toplum örgütlerinin Türkiye’nin vetosu ile zirveye katılmasının engellenmesi şiddetle kınadı ve kararın geri alınması istendi. Ancak 15 Aralık 2021 sabahı yapılan CoSP Genel Kurulu’nda Türk hükümetinin itirazları engellenemedi.

CoSP, UNCAC’ın veya yasal olarak bağlayıcı tek küresel yolsuzlukla mücadele anlaşması olan BM Yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesi’nin ana karar alma organı olarak görev yapıyor.

‘İyiye işaret etmeyen çok tehlikeli bir eğilim’

Avrupa Birliği, Kanada, ABD ve birçok ülke, Türkiye’nin vetosundan etkilenen STK’ları desteklemek için açıklamalar yaptı.

UNCAC Koalisyonu Başkanı ve Türkiye’den veto yiyen kuruluşlardan Access Info Europe’un İcra Direktörü Helen Darbishire şunları söyledi:

Küresel yolsuzlukla mücadele topluluğu Şarm El-Şeyh’te toplanırken, bazı örgütlerin şeffaf olmayan iddialara dayalı olarak katılımının tek bir hükümet tarafından veto edilmesi kabul edilemez. Bu, UNCAC süreçlerinde sivil toplum için alanı büyük ölçüde daraltıyor ve yolsuzlukla mücadele eylemlerini ilerletmek için hayati önem taşıyan bir olayın etkinliğini baltalıyor.”

Uluslararası Şeffaflık Örgütü Başkanı Delia Ferreira Rubio da şöyle konuştu:

“Hem itirazlar hem de sonuçlar endişe verici ve alarm zillerini çalmalıdır. Burada, uluslararası yolsuzlukla mücadele çabaları için iyiye işaret etmeyen çok tehlikeli bir eğilim olan,  dünya çapında küçülen sivil alanın bir başka işaretini görüyoruz. Devletleri, bir sonraki CoSP’de aynı keyfi istisnaları önlemek için itiraz süreci için uygun kılavuzları acilen geliştirmeye çağırıyoruz.”

‘Tek bir ülkenin müdahalesine sessiz kalmayacağız’

The Good Lobby İtalya Direktörü Federico Anghelé  de tek bir ülkenin bu kadar ciddi müdahalesine sessiz sedasız tahammül edemeyecekleri kaydetti: “Sekiz  örgütün BM Yolsuzlukla Mücadele Zirvesi’nden dışlanması, sivil alan için hala kırılgan olan güvencelerin ve sıklıkla saldırıya uğrayan sivil toplumu savunmak için uluslararası düzeyde birleşmenin ne kadar gerekli olduğunun bir belirtisidir.”

Birkaç hafta önce, Uluslararası Şeffaflık Örgütü ve UNCAC Koalisyonu başkanları CoSP Başkanı Mısırlı Hassan Abdel-Shafi‘ye bir mektup yazmış ve yedi örgütü UNCAC CoSP’den dışlamak için kullanılan keyfi itiraz sürecinin BM Yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesi ve BM değer ve standartlarına aykırı olduğunu belirterek itirazların bozulmasını istemişti.

Ayrıca hükümetler de gelecekteki CoSP’ler için itiraz prosedürlerini gözden geçirmeye ve bunları geçerli uluslararası standartlar ve yasal süreç ilkelerine uygun hale getirmeye çağırıldı.

Türkiye’nin veto ettiği sivil toplum örgütleri şöyle:

  • Access Info Europe, Spain
  • Alliance on Civic Initiatives Promotion, Kyrgyzstan
  • Central Asia Research Institute on Corruption and Money Laundering, Kyrgyzstan
  • Expert Forum (EFOR), Romania
  • Integrity Initiatives International, USA
  • The Good Lobby, Italy
  • Transparency International Georgia 

 

Merkez Bankası’ndan dövize beşinci müdahale

Merkez Bankası rekor üstüne rekor kıran dövize beşinci kez doğrudan müdahale etti.

Bankadan yapılan açıklamada “Döviz kurlarında görülen sağlıksız fiyat oluşumları nedeniyle piyasaya satım yönünde doğrudan müdahale edilmektedir” denildi.

Haftanın son iş gününde dolar güne 15.71 lira ile başlarken euro ise 17,81 liradan açılışı yapımıştı. Öğle saatlerinde ise dolar 16,92’nin, euro ise 19,15’in üzerine çıktı.

TCMB, 1, 3, 10 ve 13 Aralık’ta da döviz kurlarına müdahale etmişti. Müdahale sonrası döviz kurlarındaki dalgalanma sürüyor.

 

‘2022’de azaltım hedeflerine rağmen kömürden elektrik üretimi rekor seviyeye ulaşacak’

Uluslararası Enerji Ajansının (IEA) yıllık raporu, “Kömür 2021’e göre,  salgın sonrası hızlı ekonomik toparlanma, düşük karbonlu kaynakların artan talebe yetişememesi ve doğal gaz fiyatlarındaki rekor artışlar kömür talebini artırdı.

Buna göre, kömürden elektrik üretiminin 2019 ve 2020’deki düşse de, bu yıl yüzde 9 artışla tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşması bekleniyor. Dünyadaki toplam kömür talebinin ise yüzde 6 büyüyeceği öngörülüyor.

IEA raporuna göre, kömür talebindeki artışın ekonomik büyüme ve hava şartlarına bağlı olarak 2022’de tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşacağı hesaplanıyor. Küresel kömür talebinin iki yıl boyunca bu seviyede kalması bekleniyor.

AB ve ABD’de de arttı 

Yıl sonu itibarıyla kömürden elektrik üretiminde Çin‘in payının yüzde 50 olacağı ve ülkenin üretiminin yüzde 9 artacağı; Hindistan‘da ise kömürden elektrik üretiminde yüzde 12 büyüme olacağı hesaplanmış. Söz konusu rakamlar, her iki ülkede de tüm zamanların en yüksek seviyesi.

Kömürden elektrik üretiminin ABD’de ve Avrupa Birliği’nde de yüzde 20 artacağı öngörülüyor, ancak bu piyasalarda gelecek yıldan itibaren üretimde düşüş bekleniyor.

IEA Başkanı Fatih Birol, rapora ilişkin değerlendirmesinde, kömürün küresel karbon emisyonlarının en büyük kaynağı olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Bu yıl kömürden elektrik üretimindeki tarihi yüksek seviyeler, dünyanın emisyonları düşürmek çabalarında yoldan ne kadar uzak olduğunun endişe verici bir göstergesi. Kömür kaynaklı emisyonları adil ve güvenli bir şekilde düşürmek için güçlü ve acil politikalar olmadan, küresel ısınmayı 1,5 dereceyle sınırlandırmak için çok küçük bir şansımız olacak. O şansımız da kaldıysa…”

Yeni yönetmelik hazırlığı: Evlerdeki hayvan sayısına sınırlama getiriliyor

Hayvanları Koruma Kanunu ve Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) değişiklik içeren yasanın meclisten geçerek yürürlüğe girmesinin ardından Tarım ve Orman Bakanlığı yasanın uygulama yönetmeliklerini hazırlamaya başladı.

Sivil toplum kuruluşları (STK) ile “ısrarla paylaşmak istemediği” belirtilen taslakta daha önce tartışmalara sebep olan evdeki hayvan sayısına sınırlama içeren düzenlemenin yer aldığı ortaya çıktı. Bakanlık hazırladığı uygulama yönetmeliği taslağının 12. maddesi e bendinde site ve apartmanlarda 3 köpek veya 5 kedi şeklinde sınırlama getiriyor.

Mobil kısırlaştırma üniteleri de öngörülmüş

Söz konusu metinde yasa hazırlık süreçlerinde tartışmalara konu olan mobil kısırlaştırma ünitelerine ilişkin bir düzenleme de yer alıyor.

Taslağa ulaşan Hayvanları Koruma Kurtarma ve Yaşatma Derneği (HAYKURDER) Başkanı Erman Paçalı açıklamasında şunları söyledi:

“Taslak metinde 20. Madde ve devamında genişçe yer bulan geçici kısırlaştırma üniteleri düzenlemesi var. Ne demek geçici kısırlaştırma ünitesi? Mobil kısırlaştırmayı yasaklayacaktık. Tekerleklisi mobil olan bu ünitelerin, tekerleksizini dizayn edince sorun çözülmüş mü olacak? Niyet hiç de iyi görünmüyor.”

Paçalı açıklamasının devamında hayvan sayısının kısıtlanmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu:

“Yasanın hazırlık süreçlerinde en çok tartışma yaratan konulardan biri de evdeki hayvan sayısına kısıtlama getirilmek istenmesi üzerine olmuştu. Kamuoyundaki tepkiler üzerine Özlem Zengin sayı sınırlamasının söz konusu olamayacağını açıklamıştı. Ancak ne yazık ki hükümet bu sözünü de tutmayacak, kamuoyunu kandıracak gibi görünüyor.

‘Taslak böyle çıkarsa infial yaratır’

Yönetmelik taslağında açıkça sayı sınırlamasına ilişkin düzenleme var. Ve üstelik evde üretime izin veren, üretimi kollayan bir düzenleme. Üretime, üreticiye her kolaylığı sağlarken hayvanlara yardımcı olmak için zor şartlarda kapılarını onlara açan, imkansızlıktan imkan yaratıp iki hayvana daha yuva olmaya çalışan iyi niyetli insanlara düşmanca düzenlemeler yapan bir bakanlık oldu iyice Tarım ve Orman Bakanlığı.” 

Taslağın bu şekli ile düzeltilmeden yayımlanması halinde infial yaratacağını söyleyen Paçalı; “Hiç kimse evindeki hayvanı bunların canı öyle istedi diye güle oynaya elleriyle teslim edeceğini sanmasınlar. Amaçları kriz üretmekse bilsinler ki asla hiçbir hayvan sever sırf yönetmelikle sayı sınırlaması getiriliyor diye hayvanını ölüme terk etmeyecek, elleriyle bunlara teslim etmeyecek. Akıllarını başlarına alsınlar. Bu kadarı da fazla artık” diye konuştu.

ABD: Türkiye’de terör suçlamasının geniş bir tanımı var

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanlığı tarafından her yıl yayımlanan ve her ülkenin tek tek incelendiği “Terörizm Raporu” yayımlandı.

Raporun Türkiye bölümünde, “PKK, DHKP/C ve IŞİD gibi terör örgütleriyle mücadele edildiği” belirtilirken, aynı zamanda “yabancı terörist savaşçılar için bir transit ve kaynak ülke olduğu” da kaydedildi.

Terörle Mücadele Forumu’nun bir parçası

Raporda Türkiye’nin IŞİD’le Mücadele Koalisyonu‘nun ve Küresel Terörle Mücadele Forumu‘nun bir parçası olduğu da hatırlatılarak, şu ifadelere yer verildi:

Türkiye, hem Suriye ve Irak’ta savaşan IŞİD ve diğer terörist gruplara katılmak isteyen hem de bu ülkelerden ayrılmak isteyen yabancı terörist savaşçılar için bir kaynak ve transit ülke. İçişleri Bakanlığı’na göre, Türkiye 2015’ten Aralık 2020’ye kadar Türkiye 8.143 kişiyi terörle bağları olduğu şüphesiyle sınır dışı etti; ülkeye giriş yasağı bulunan yaklaşık 100 bin isim var. Kamuya açık kaynaklara göre 2020 sonuna kadar Türkiye 2.343 IŞİD destekçisi şüphelisini gözaltına aldı; bunların 333’üne karşı yasal işlem başlattı.

Türkiye bazen, hedef ülkeyi önceden bilgilendirmeden yabancı terörist savaşçıları sınır dışı da ediyor; ancak 2019’da Avrupa ülkelerine vatandaşlarını geri alması konusunda verilen ultimatom sonrası bu ülkelerle olan koordinasyon geliştirildi.”

Raporda YPG ismi geçmedi

Raporda PKK’nin faaliyetlerine ve Türkiye’nin Kuzey Irak ile Kuzey Suriye‘de de PKK’ye yönelik operasyonlar düzenlediğine değinildi. Ancak, YPG’nin ismi geçmedi.

PKK ile ilgili bölümün sonunda da “Gazetecilerin, insan hakları aktivistlerinin, avukatların ve siyasetçilerin PKK’ya destek veya yardım verdiği suçlamasıyla yapılan siyasi maksatlı gözaltılar ve tutuklamalar 2020’de de devam etti” denildi.

FETÖ ile ilgili açıklamalar

Raporda Gülen yapılanmasına da değinildi. Gülen yapılanmasının ABD tarafından terör örgütü olarak kabul edilmediğinin bir kez daha altı çizilen raporda, Fetullah Gülen için, “Kendi rızasıyla sürgünde olan siyasi figür” ifadesi kullanıldı. “2016 darbe girişimi sonrası hükümet bu hareketi Fetullah Terör Örgütü – FETÖ olarak tanımladı” sözlerine de yer verildi.

Ayrıca, vatandaşların FETÖ ile bağlantılı oldukları gerekçesiyle gözaltına alınmaya ve tutuklanmasına devam edildiği kaydedildi:

Türk hükümeti hem Türkiye’de yerleşik yabancıları hem de -aralarında Türkiye’deki ABD diplomatik misyonlarındaki yerel çalışanların da olduğu- Türk vatandaşlarını, çoğunlukla yetersiz delil ve çok kısa bir yargı süreci sonrasında, FETÖ ile bağlantılı oldukları gerekçesiyle gözaltına almaya ve tutuklamaya devam ediyor. Hükümet, 2016’daki darbe girişiminden beri 125 binden fazla memuru kamu kurumlarındaki görevlerinden ihraç etti, 96 binden fazla vatandaşını tutukladı ve 1.500’den fazla STK’yı FETÖ ile bağlantılı olduğu gerekçesiyle kapattı.”

‘Türkiye’de terör suçlamasının geniş bir tanımı var’

Türkiye’de terör suçlamasının geniş bir tanımı olduğu da vurgulanan raporda, “Türkiye’de hükümetin terörü düzenli olarak ifade ve barışçıl toplanma özgürlüğünü suç saymak için kullandığı, anayasal düzene ve devletin iç ve dış güvenliğine karşı işlenen suçları da kapsayacak şekilde içeren bir geniş bir tanımı var” denildi.

Türkiye İçişleri Bakanlığı‘nın bu yılın ilk yedi ayında “terör örgütlerinin propagandasını yapmak, halkı düşmanlığa tahrik etmek veya devlet kurumlarına hakaretle suçladığı 14 bin 186 sosyal medya hesabını inceleyerek 6 bin 743’ten fazla sosyal medya kullanıcısı hakkında yasal işlem başlattığı” da kaydedilirken, “Türkiye tarafından sanıklara karşı başlatılan yasal işlemler, Türk yasalarına göre terörizm veya diğer suç faaliyetleriyle ilgili çeşitli suçlamaları içeriyordu” ifadesine yer verildi.

Sivas’ta termik santralde çıkan yangın 1,5 saatlik müdahalenin ardından söndürülebildi

Sivas‘ın Kangal ilçesinde bulunan termik santralde trafoda çıkan yangın, itfaiye ekiplerinin yaklaşık 1,5 saat süren müdahalesi sonucu söndürülebildi.

Yangının çıktığı trafonun içinde madeni yağ bulunduğu kaydedildi.

Can kaybı yok

AA‘da yer alan habere göre, termik santralin 3’üncü trafosunda henüz belirlenemeyen bir nedenle çıkan yangın üzerine bölgeye itfaiye, sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi.

Fotoğraf: AA

Kangal Kaymakamı Ahmet Fatih Sungur, yangının yağmur sonrası çıktığı ihtimali üzerinde durulduğunu kaydetti ve “Yangın söndürüldü, şu anda soğutma çalışmaları devam ediyor. Herhangi bir sıkıntı yok, çok şükür herhangi bir yaralanma ve can kaybımız da yok” dedi.

Irak’ta sel felaketi: Sekiz kişi hayatını kaybetti

Erbil Valisi Omid Hoşnav‘in yerel basına yaptığı açıklamada, dün gece itibariyle şiddetli yağışlardan dolayı vilayet sınırlarındaki birçok mahalle ve bölgede su taşkınları ve sel meydana geldiğini aktardı.

Hoşnav, Erbil kentinde meydana gelen sel nedeniyle ilk belirlemelere göre aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu sekiz kişinin öldüğünü duyurdu.

Vali Hoşnav, vatandaşların uykudayken evlerinin su altında kaldığını ve bu sebeple de can kaybının yüksek olduğunu ifade etti.

CHP’li belediyelerde en düşük ücret 4 bin 500 TL olacak

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin belediyelerinde asgari ücretin 4 bin 500 TL olacağını duyurdu.

CHP lideri, CHP’li belediyelerle kara kış fonunu da konuşacaklarını ve bu fonu kendilerinin kuracağını da belirtti.

‘Akıl tutulması’

Sosyal medya hesabından bir video yayımlayan CHP lideri, ilk önce Merkez Bankası‘nın kararını değerlendirdi:

Sevgili halkım, bugün Merkez Bankası ‘şahsın’ emriyle akla mantığa sığmayan kararlara yeniden imza attı. Bakın biz 128 milyar dolar konusunu halkımıza söyleyince bu sorumsuz saray avaneleri pankart indirme derdindeydi. En büyük dertleri, çevirdikleri alavere dalavereleri kimse bilmesin, duymasındı. Açıkça arka kapıdan dolar sattılar. Birilerini çok ama çok zengin ettiler. Halkımızı da açlık sınırına ittirdiler. Siz de şahitsiniz bugün Merkez Bankası TL’ye değer kaybettirmeye devam ediyor. Sonra da kasasında olmayan parayla müdahale ettiğini söylüyor. Böyle bir akıl tutulması…”

Kılıçdaroğlu ayrıca, “Bir ekonomik intihar trenin lokomotifi olmuş durumda. Bakın bu rezaletler dünyada ilk kez yaşanmıyor. Mesela; TÜİK rakamlarla oynuyor ya bu geçmişte Yunanistan!da da yapıldı. Avaneler gitsinler bir baksınlar. Bu rakamlarla oynayanların sonu nice oldu? Ey avaneler, ey şüreka açlığı algı ile yönetemezsiniz. Karnı aç insanları algı ile doyuramazsınız. Artık kendinize geliniz” ifadelerini de kullandı.

‘Kara kış fonunu konuşacağız’

CHP’li belediyelerde en düşük asgari ücretin 4 bin 500 TL olacağını kaydeden Kılıçdaroğlu, belediyelerle kara kış fonunu da konuşacaklarını söyledi:

“Kendinizi bile bile bu kötülüğe alet etmeyin. Erdoğan, kendisi imza atsın bütün bunlara, o akıl dışı ekonomik kararlara, zaten onun kararları. Ayrıca saray ve şürekasının yıkımın üzerine kurmaylarımla birlikte yoğun çalıştık. CHP belediyelerinde, yani sosyal demokrat belediyelerde en düşük ücret yani asgari ücret 4500 lira olacaktır. Milletimize hayırlı olsun. Belediyelerimizle kara kış fonunu konuşacağız biz kuracağız o fonu. Yalnız değilsin sevgili halkım müsterih olun. Allah’ın izniyle kurtulacağız bunlardan. Geliyor gelmekte olan.”