Ana Sayfa Blog Sayfa 1035

Ayşenur Arslan hakkında AKP, MHP ve BBP’den suç duyurusu

Kanal İstanbul’daki malikler gizlendi

Kanal İstanbul manzaralı Yenişehir Rezerv Yapı Alanı ilk üç etap planlama sahası imar uygulaması askı tutanağı, 17 Ocak’ta İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından yayımlandı. 3194 sayılı İmar Yasası’nın 18. maddesi yoluyla imar uygulaması yapılmasına Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nden itiraz geldi.

İmar Yasası’nın 18. maddesi gereği imar uygulamasına alınan parsellerden yüzde 45’e kadar “Düzenleme Ortaklık Payı” (DOP) kesilebileceğini belirten Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi, “Kanal İstanbul imar uygulamasında DOP yüzde 45 olarak belirlenmiş. DOP oranının nasıl hesaplandığı askıya çıkarılan belgeler arasında yer almadığından, hesabın doğruluğu, hukuka uygunluğu kontrol edilemiyor. Askı ilanındaki eksik bilgiler nedeniyle gerçek DOP oranı bilinmiyor” diyerek askı tutanağına itiraz etti.

Cumhuriyet’ten Dilan Ayırkan’ın aktardığına göre; kadastro parseli sıralı dağıtım cetvellerinde “malik” kısmının askıdaki belgelerde bulunmadığına dikkat çeken Oda, “Askıdaki cetvellerde maliklerin gizlenmesi uygulamasına, ülkemizde ilk kez rastlanmaktadır. Bu da kuşkuyu artırıyor. Bazı maliklere avantaj sağlanmış olması olasılığını gündeme getiriyor. İmar mevzuatı gereği herkese açık olması gereken bilgiler neden gizleniyor? Malik bilgileri saklanarak, Kanal İstanbul’da arazi toplayan uluslararası ve ulusal sermaye grupları ile siyasilerin deşifre olması mı engellenmektedir?” uyarısı yaptı.

‘Ayrıcalıklı adalar kimlerin?’

Kanal İstanbul’da 2, 4, 5, 6 kat imar hakları yanında bazı adalara 15 kat imar izni verildiğini belirten Oda, “ayrıcalıklı adaların” kimlere ait olduğunun açıklanmasını istedi. 18. madde uygulamasının iptal edilmesini gerektiğini ifade eden Oda, “Hukuk, mühendislik ve etik ilkelerine aykırı şekilde hazırlanmış Kanal İstanbul 18. madde uygulaması, anayasanın hukuk devleti ve eşitlik, temel haklardan sayılan mülkiyet hakkına yapılan ölçüsüz müdahale ilkelerine; AİHM kararlarına, Danıştay’ın yerleşik içtihatlarına açıkça aykırıdır” açıklaması yaptı.

‘Askıya çıkarılan bilgiler kişisel bilgiler değil miydi?’

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi, “Mülkiyet bilgilerinin gizlenmesi, ‘kişisel verilerin gizliliği kuralına’ dayandırılmaktadır. Ülkemizde 1972 yılından beri uygulanan arsa düzenlemelerinde askıya çıkarılan bilgiler kişisel bilgiler değil miydi” diye sordu.

Kanal İstanbul’dan 44 dönümlük arazi

Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed el-Sani’nin annesi Şeyha Moza’nın, talan ve ranta sebep olacağı gerekçesiyle tepki çeken Kanal İstanbul güzergâhından 44 dönüm arazi satın aldığı ortaya çıkmıştı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Katar emirinin annesinin arsa almasıyla ilgili, “Katar Emiri’nin annesinin ülkemizden gayrimenkul satın almasına mani yasal olarak herhangi bir şey söz konusu mu?” demişti.
Kanal İstanbul güzergâhında arsa alan isimler arasında Hazine ve Maliye eski Bakanı Berat Albayrak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imam hatip lisesinden arkadaşı Aziz Torun, 17/25 Aralık operasyonlarında tartışılan eski Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Erdoğan Bayraktar gibi isimler bulunuyor.

Tuvalet tabusu: İnsan atıklarının geri dönüştürülmesini düşünmenin vakti gelmedi mi?

Tuvaletler söz konusu olduğunda çoğu kişi, insan dışkısını atık bir ürün olarak görülmesine soğuk bakıyor; “sifonu çek ve unut” yaklaşımını benimsiyor.

Barolardan ortak açıklama: Kademeli elektrik tarifesi Anayasa’ya aykırı

Elektrik zamlarına ilişkin ortak açıklama yapan 76 baro kademeli elektrik tarifesinin Anayasa’nın 2., 10. ve 167. maddelerine ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 14. maddesine aykırı olduğunu söyledi.

Barolar tarafından yapılan açıklamada söz konusu düzenlemenin hakkaniyet ve adalet ilkeleriyle bağdaşmadığının altı çizildi.

‘Hesaplamalar hiçbir bilimsel veri ve analiz içermiyor’

Açıklamada, “Dört kişilik bir aile için en az aylık 230 kilovatlık bir elektrik tüketim miktarının düzenlenmesi yine özellikle çoğu kentlerimizdeki ailelerin geniş aile kategorisinde yer aldıkları da göz önünde bulundurulduğunda bu hususta da bilimsel ve teknik çalışmalar sonucu kademeli geçişlerin yapılması elzemdir. EPDK tarafından yapılmış olan tablolardaki hesaplamalar hiçbir bilimsel veri ve analiz içermeksizin hazırlanmış olup bu hesaplama tablolarına dayanılarak kademeli elektrik tarifelerinin düzenlemesi hakkaniyet ve adalet ilkeleriyle bağdaşmamaktadır” ifadelerine yer verildi.

‘Enerjinin ulaşılabilir ve insani yaşam koşullarında ödenebilir olması temel insan hakkıdır’

Enerjinin ulaşılabilir ve insani yaşam koşullarında ödenebilir olmasının temel bir insan hakkı olduğunun hatırlatıldığı açıklamada, enerjinin adil ve herkese ucuz bir şekilde ulaştırılmasının da Sosyal Devletin en temel görevi olduğuna dikkat çekildi. Açıklamada ayrıca şu ifadelere yer verildi:

“Barolar hizmet üreten, hiçbir ekonomik çıkarı olmayan ve Anayasa’nın 129. maddesinde kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu olarak belirtilen; avukatlar ise Avukatlık Kanunu’nun 1. maddesi uyarınca kamu hizmeti gören, Ceza Kanunu tanımıyla da yargı görevini yürüten kişilerdir. Yapılan zam sonrası avukatlık bürolarına; barolarımızın tesislerine, yerleşke ve binalarına gelen elektrik faturalarının fahiş olduğunu da açıkça belirtmek isteriz.

Biz aşağıda imzası bulunan barolar olarak elektrik enerjisine yapılan fahiş orandaki bu zam miktarının karşısında yer aldığımızı, zammın vatandaşlarımız için daha hakkaniyetli bir seviyeye indirilmesinin takipçisi olacağımızı ve bu süreçte tüm hukuki yollara başvuracağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz.”

Ortak metne imza atan barolar:

1. Adana Barosu
2. Adıyaman Barosu
3. Afyonkarahisar Barosu
4. Ağrı Barosu
5. Aksaray Barosu
6. Amasya Barosu
7. Ankara Barosu
8. Antalya Barosu
9. Ardahan Barosu
10. Artvin Barosu
11. Aydın Barosu
12. Balıkesir Barosu
13. Bartın Barosu
14. Batman Barosu
15. Bayburt Barosu
16. Bilecik Barosu
17. Bingöl Barosu
18. Bitlis Barosu
19. Bolu Barosu
20. Burdur Barosu
21. Bursa Barosu
22. Çanakkale Barosu
23. Çankırı Barosu
24. Çorum Barosu
25. Denizli Barosu
26. Diyarbakır Barosu
27. Düzce Barosu
28. Edirne Barosu
29. Elazığ Barosu
30. Erzincan Barosu
31. Erzurum Barosu
32. Eskişehir Barosu
33. Gaziantep Barosu
34. Giresun Barosu
35. Hakkari Barosu
36. Hatay Barosu
37. Iğdır Barosu
38. Isparta Barosu
39. İstanbul Barosu
40. İzmir Barosu
41. Kahramanmaraş Barosu
42. Kars Barosu
43. Kastamonu Barosu
44. Kayseri Barosu
45. Kırıkkale Barosu
46. Kırklareli Barosu
47. Kırşehir Barosu
48. Kilis Barosu
49. Kocaeli Barosu
50. Konya Barosu
51. Kütahya Barosu
52. Malatya Barosu
53. Manisa Barosu
54. Mardin Barosu
55. Mersin Barosu
56. Muğla Barosu
57. Muş Barosu
58. Nevşehir Barosu
59. Niğde Barosu
60. Ordu Barosu
61. Sakarya Barosu
62. Samsun Barosu
63. Siirt Barosu
64. Sinop Barosu
65. Sivas Barosu
66. Şanlıurfa Barosu
67. Şırnak Barosu
68. Tekirdağ Barosu
69. Tokat Barosu
70. Tunceli Barosu
71. Trabzon Barosu
72. Uşak Barosu
73. Van Barosu
74. Yalova Barosu
75. Yozgat Barosu
76. Zonguldak Barosu

ABD’den Türkiye’ye basın özgürlüğü çağrısı

ABD Dışişleri Bakanlığı, Radyo Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK) uluslararası medya kuruluşları Amerika’nın Sesi (VOA), Deutsche Welle ve Euronews‘in sitelerine, lisans başvurusu yapma şartı getirmesi sonrasında Türkiye’ye basın özgürlüğünü güvence altına alma çağrısını tekrarladı.

VOA Türkçe’den Dilge Timoçin’in aktardığına göre; ABD‘den bir bakanlık sözcüsü, RTÜK ile ilgili gelişmelerden haberdar olduklarını kaydetti. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü yazılı açıklamasında, ‘’Türkiye’deki basın özgürlüklerine ilişkin endişelerimiz ayrıntılı kanıtlara dayanıyor. Türkiye’yi basın özgürlüğüne saygı duyması ve bunu güvence altına alması için uyarmaya devam ediyoruz’’ ifadelerini kullandı.

‘Karar teknik kriterlerin bir parçası’

RTÜK 9 Şubat’ta, VOA, Deutsche Welle ve Euronews’un Türkçe yayın bölümlerinin lisans başvurusu yapması, aksi takdirde internet yayınlarının engellenmesi için mahkemeye başvuru yapma kararı almıştı.

RTÜK Başkan Yardımcısı İbrahim Uslu, Alman haber ajansı dpa’ya yaptığı açıklamada RTÜK kararının 7 ila 10 gün içinde kurulun internet sitesinde yayınlanacağını, bunun ardından yayıncı kuruluşların lisans başvurusunda bulunması için tanınan 72 saatlik sürenin başlayacağını söylemişti.

Uslu telefonda yaptığı açıklamada, sansür eleştirilerini reddetmiş ve kararın teknik kriterlerin bir parçası olduğunu kaydetmişti.

‘Erişim engellenirse hedef kitlemizin erişimi sürdürmesi için her türlü çabayı gösteririz’

Öte yandan Amerika’nın Sesi de bir açıklama yaparak, RTÜK’ün VOA gibi uluslararası yayıncılar için işletme lisansı alma şartı getirdiğinden haberdar olduklarını belirtmişti. Yazılı açıklamada, “Türk hükümeti internet sitelerimizi resmi olarak engellerse, VOA, Türkçe konuşan hedef kitlesinin mevcut tüm yöntemleri kullanarak ücretsiz ve açık internete erişimini sürdürmesini sağlamak için her türlü çabayı gösterecektir’’ denilmişti.

VOA, Türk hükümetinin haber kuruluşlarını susturma çabalarının, tüm demokratik toplumların temel değeri olan basın özgürlüğünü ihlal ettiğine dikkat çekmişti.

2018 yılı Mart ayında çıkan kanuni düzenleme ve daha sonra 1 Ağustos 2019’da Resmi Gazete’de yayınlanan genişletilmiş ‘‘Radyo, Televizyon ve İsteğe Bağlı Yayınların İnternet Ortamından Sunumu Hakkında Yönetmelik’’ RTÜK’e internet ortamını denetleme yetkisi veriyor.

Avustralya’da koalalar ‘nesli tükenmekte olan hayvanlar listesi’ne alındı

Avustralya’da sayıları son yıllarda önemli ölçüde azalan koalalar,  ülkenin güney bölgelerinde nesli tükenmekte olan hayvanlar listesine dahil edildi.

Koalaların sayıları, ağaç kesimleri, tarla açma, orman yangınları, kuraklık, hastalık ve diğer bazı nedenlerden dolayı son yıllarda düşüş gösterdi. Federal hükümet, bu hayvanların Queensland, New South Wales ve Avustralya Başkent Bölgesi‘nde söz konusu listeye eklendiğini söyledi.

Yapılan çağrıda, bölgelerdeki koalaların hızla değişen yaşam alanları ve iklim değişikliğinden korunması istendi.

10 yıl önce koalalar bu bölge ve eyaletlerde “savunmasız” türler olarak listelenmişti. Hızlı bozulmaya karşın, bölge yönetimleri harekete geçmemekle suçlanıyor.

2019-2020’de kıtada çıkan dev orman yangınlarında  en az beş bin civarında koalanın öldüğü tahmin ediliyor. Aynı yangınlarda yalnızca New South Wales’teki yaşam alanlarının en az yüzde 24’ünü etkilediği belirtiliyor.

Avustralya Koala Vakfı, geçen yıl son üç yılda ülkedeki koala nüfusunun üçte bir oranda azaldığını açıklamış; bunda kuraklık, sıcak dalgaları ve orman yangınlarının payı olduğunu söylemişti. Vakfa göre ülkede en fazla 58 bin koala yaşıyor.  Bu, 2018’deki 80 binle karşılaştırıldığında yüzde 30’luk bir düşüş anlamına geliyor.

Yine geçen yıl gerçekleştirilen bir Meclis araştırması, New South Wales eyaletindeki koalaların neslinin hükümet gerekli koruma adımlarını atmadığı taktirde 2050 yılına kadar tükenebileceğini ortaya koymuş; Güney Galler başbakanı Gladys Berejiklian‘ın sözcüsü yaptığı açıklamada hükümetin raporu “zamanı geldiğinde” ciddiye alacağını söylemişti.

Geçen yıl da Victoria eyaletinde, kereste için çok sayıda mavi okaliptüs ağacının buldozerlerle yıkılması sonucu onlarca koala hayatını kaybetmişti.

Kurtarma planı hazırlanıyor

BBC’nin aktardığına göre, Çevre Bakanı Sussan Ley, “Bu liste koalaların korunmasına öncelik veriyor” dedi.

Yetkililerin bir kurtarma planı tasarladıklarını belirten Ley, arazi geliştirme uygulamalarının artık türler üzerindeki etkileri açısından değerlendirileceğini de sözlerine ekledi.

‘Kaçak’ maden için ÇED Raporu gerekli görülmedi

Manisa’nın Gördes ilçesinden Meta Nikel Kobalt madeninin ruhsatı olmadığı ortaya çıktı. Üstelik Zorlu Holding’e bağlı olan ve sekiz yıldır ‘kaçak’ bir şekilde işletilen bu madende kapasite artışı için Manisa ValiliğiÇevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Raporu gerekli değildir” kararı da aldı.

Ayrıca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bu maden alanında sülfürik asit fabrikası kurabilmesi için ‘ÇED olumlu’ raporu da verdi.

‘Göz yumuluyor’

Diken’den Ayşegül Kasap’ın aktardığına göre; konuya ilişkin olarak Salihli Çevre Derneği Başkanı Seçil Ege Değerli, şunları söyledi:

“İşletme izni olmayan bir tesise bunlar verilebilmiş ona da hayret ediyorum. ÇED dosyası dediğimiz dosyaya zaten bütün bu evrakların girmesi lazım. Demek ki göz yumuluyor, görmemezlikten geliniyor.”

Fotoğraf: Diken

Gördes’teki Meta Nikel Kobalt Madencilik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi 2012’de kurulmuş ve 2014’te üretim yapmaya başlamıştı. 2017’de bu tesise sülfürik asit taşıyan 30 tonluk tanker devrilmiş ve Akhisar ile Gördes arasındaki tarım topraklarına ve yer altı sularına tonlarca sülfürik asit dökülmüştü. Şirketin tesisinde nikel açık işletme ocağı, kireçtaşı ocağı, yüksek basınç altında liç tesisi ve yardımcı tesisler olmak üzere dört ana bölümden oluşuyor.

Başarmış Deresi kimyasal atın nedeniyle kırmızıya bürünmüştü. Fotoğraf: Ekoloji Birliği

2020’de ise madenin atık havuzunda sızıntılar ve taşma meydana gelmişti. Bu nedenle Akhisar ve Gördes sınırları içinden geçen Başlamış Deresi, kimyasal kirlenme nedeniyle kıpkırmızı akmaya başlamıştı. Manisa Valiliği çevreye geri dönülmez tahribatlar veren bu maden şirketi için faaliyet kapasitesini artırmasıyla ilgili “ÇED gerekli değildir” kararı verdi.

‘Tesisin elinde ne geçici işletme izni var ne de daimi bir işletme izni var’

Bu kapasite artışı nedeniyle Manisa İdare Mahkemesi’ne iptal davası açtıklarını belirten avukat Değerli “Bu iptal davası kapsamında geçtiğimiz aylarda yapılan bilirkişi incelemesi için yapılan keşif neticesinde rapor elimize geçti. Rapor taraflara tebliğ edildi. Ve bu raporda, maden mühendisliği alanında rapor düzenleyen bilirkişi tesisin hiçbir şekilde işletilme iznin olmadığını tespit etmiş. Yani bu şu demek oluyor; bu maden ocağının bulunduğu ruhsat sahasının işletilebilmesi için tesisin elinde ne geçici işletme izni var ne de daimi bir işletme izni var. Yani hukuken kaçak olarak çalışan bir tesis bu” dedi.

 Ekolojik olarak hassas olan bölgeye bir de sülfürik asit fabrikası

Bunun ‘yeterli ve gerekli denetimlerin yapılmadığının bir göstergesi’ olduğunu belirten Değerli şunları söyledi:

“Üstüne bir de kapasite artışı için valilik ÇED kararı verebilmiş. Ondan daha vahimi bu kapasite artışından bir süre sonra firma ayrıca sülfürik asit fabrikası kurmak üzere de bir izin istiyor. Aynı alana. Bu proje gerçekleşirse zaten Türkiye’nin en büyük sülfürik asit fabrikası olacak. Bu zaten hassas bir konu. Bölgenin zaten ekolojik olarak hassas bir bölge olduğunu da söylüyoruz. Bu sülfürik asit fabrikası için de Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı ‘ÇED olumlu’ kararı vermiş. Biz bu ‘ÇED olumlu’ kararına karşı da dava açmıştık.”

Tesisin sadece Gördes’i, Demirci’yi, oradaki köyleri değil tüm etrafındaki ilçeleri ve İzmir ilini de etkilediğini belirten Değerle, “Gediz nehrini besleyen kollar Gördes’ten doğru da geliyor. Çok yönlü olumsuz etkileri olan ekolojik olarak çok hassas bir bölge. Burada bu kadar ağır risk taşıyan bir tesisin kaçak olarak çalıştırılması çok vahim bir durum” dedi.

Tesisle ilgili suç duyurusu

Değerli ve derneği önümüzdeki hafta içinde bu tesisin kapatılması ve faaliyetinin durdurulmasıyla ilgili olarak bir başvuru yapacak. Ayrıca hem yeterli denetimlerin yapılmadığı hem de bu mevcut duruma rağmen hala izinlerin verildiği için kamu yetkilileri hakkında suç duyurusunda da bulunacak.

Biden: Amerikalılar Ukrayna’yı hemen terk etsin

ABD Başkanı Joe Biden, Rusya‘nın Ukrayna‘yı işgal etmesi durumunda ABD birliklerinin tahliye operasyonu düzenlemesinin mümkün olamayacağına dikkat çekerek Ukrayna’da bulunan ABD vatandaşlarına ülkeyi hemen terk etmeleri çağrısında bulundu.

“Amerikalılar ve Ruslar birbirini vurmaya başlarsa bu dünya savaşı olur” ifadelerini kullanan Biden, Rusya’nın dünyanın en güçlü ordularından birine sahip olduğuna dikkat çekti.

Rusya-Ukrayna sınırındaki durumun hızlı bir şekilde kontrolden çıkabileceğine dikkat çeken ABD Başkanı, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin‘i de ABD vatandaşlarına zarar verilmemesi konusunda uyardı. Biden, “Putin, eğer Ukrayna’yı işgal edecek kadar budala ise umarım ABD vatandaşlarına olumsuz etkisi olacak bir şey yapmama konusunda yeterince akıllıdır” dedi.

Biden, bir Rus işgali durumunda ABD vatandaşlarının kurtarılması için Ukrayna’ya askeri birlik göndermeyeceklerini de vurguladı.

ABD askerleri Polonya ve Romanya’da

ABD ordusu, bu hafta başında askerlerini Ukrayna’nın komşuları Polonya ve Romanya‘ya konuşlandırmıştı. ABD Savunma Bakanlığı sözcüsü John Kirby, ihtiyaç halinde Polonya’daki ABD askerlerinin muhtemel tahliye operasyonlarına yardım edebileceğini söylemişti.

Amerikan hükümeti, geçen ay da vatandaşlarına ülkeyi terk etmeleri tavsiyesinde bulunmuş,  Ukrayna’daki diplomatik varlığını da azaltmıştı.

Rus ve Ukraynalı temsilcilerin Berlin buluşmasından uzlaşma çıkmadı

AFP‘nin aktardığına göre, krizi yatıştırmak için diplomatik temaslar da devam ediyor. Ukraynalı ve Rus temsilciler, dün Berlin‘de bir araya geldi. Almanya ve Fransa’nın arabuluculuğunda gerçekleşen ve yaklaşık 10 saat süren buluşmanın kayda değer bir ilerleme sağlanamadan sona erdiği açıklandı.

Almanya Başbakanı Olaf Scholz’un önümüzdeki günlerde Rusya ve Ukrayna’ya ziyaretler düzenlemesi bekleniyor.

Ukrayna sınırına 100 binden fazla asker konuşlandıran Rusya, gerginliğin azaltılması için “güvenlik garantisi” olarak NATO’nun doğuya doğru genişleme planından vazgeçerek Ukrayna’yı ittifak üyesi olarak kabul etmemesini istiyor.

Üç partiden ortak açıklama: Erzincan’da çöplükte bulunan onlarca hayvan trafik kazasında ölmüş!

Erzincan’daki şehir çöplüğünde besleme yapmak isteyen hayvan severlerin poşetler içinde çukurlara atılmış kedi ve köpeklerin cansız bedenlerini bulmasının ardından Erzincan Belediyesi Başkanı Bekir Aksun ile AKP, MHP, CHP belediye meclis üyeleri kentteki hayvan barınağını ziyaret etti.

Ajanimo‘dan Büşranur Çakır‘ın aktardığına göre, burada yapılan basın açıklamasında, barınakta katliam yapılmadığı, hayvanların trafik kazası ve bir kısmının da hastalıkları neticesinde öldüğü öne sürüldü; belediye personelleri tarafından defin işlemlerinin itina ile yapılmadığının tespit edildiği, bundan sonra defin işlemlerinin daha dikkat edilerek yapılacağı belirtildi.

5 Ocak’ta yaşanan korkunç olayın görüntüleri sosyal medyada yayıldıktan sonra büyük tepki oluşmuş; ilgili kurumlardan açıklama istenmişti. Erzincan Belediyesi’nden yapılan ilk açıklamada ise olayın kontrolleri dışında gerçekleştiği iddia edilmişti: “Sosyal medyada sokak hayvanlarımızın kabul edilmesi mümkün olmayan görüntüleri bizleri derinden üzmüştür. Kurumumuz konu ile ilgili ivedi bir şekilde tahkikat ve araştırma işlemlerine başlamış olup konu bilgi ve kontrolümüz dışında gerçekleşmiş ve gerekli müdahaleler yapılmaktadır.”

Yapılan paylaşımlar ise yorumlara kapatılmıştı.

AKP, MHP ve CHP bir arada

Olaydan günler sonra Veteriner İşleri Müdürlüğü Geçici Hayvan Bakım Evini ziyaret ederek incelemelerde bulunan AKP, MHP ve CHP belediye meclis üyeleri  ortak açıklama yaptı.

Burada konuşan Belediye Başkanı Aksun katliam haberlerinin asılsız olduğunu iddia etti:

“Sosyal medya paylaşımlarının bir katliamdan bahsettiğini bunun gerçekle alakası olmadığı konusunda arkadaşlarımızla yapmış olduğumuz istişareler neticesinde böyle bir şeyin söz konusu olamadığı anlaşılmıştır. Herkes tarafından bilinir ki her canlı bir gün ölümle karşı karşıyadır. Bir kısmı trafik kazasıyla bir kısmı kendi hastalıkları nedeniyle ölümle neticelenmiş defin işlemleri yapılırken alanda, görevine erken davranmayan personelin ihmali olduğu anlaşılmıştır. Defin işlemlerinin itina ile yapılmadığı daha dikkat edilmesi gereken bir durum olduğu sonucuna varılmıştır. Onun için sosyal medya üzerinden katliam talimatı verilmişçesine yapılan açıklamaların asılsız olduğunu gözlemledik.”

‘Hayvanlar söz konusu olunca örtbas telaşı başlıyor’

Hayvan hakları aktivistleri ve vatandaşlarsa açıklamaları inandırıcı bulmadı.

Paw Guards | Pati Koruyucuları topluluğu İnstagram hesapları üzerinde yaptığı paylaşımda şunları kaydetti:

“Neden söz konusu hayvanlar olunca, bizim ülkemizde ortada bir hata, suç olduğunda, hatayı düzeltmek için veya suçluyu cezalandırmak için çaba sarf edilmiyor da “Suç örtbas” edilme telaşına giriliyor. Açıklamayı yapan ve ortak konuda anlaşan 3 partinin Meclis üyesi. Biz kime güveneceğiz. Çok mu zordu evet burada kusur var ve gerekeni yaptık, barınak çalışanlarını, müdürünü açığa aldık, görevden aldık, soruşturma başlattık demek. Erzincan Belediye başkanının ve Meclis üyelerinin yaptığı açıklamaya inanmıyoruz. Sayın Valimize sesleniyoruz. Yitip gidenler candır. Bu konunun üzeri kapatılmamalıdır.”

Yapılan paylaşıma binlerce destek yorumu gelirken,  paylaşılan basın açıklamasının da yorumlara kapatıldığı görüldü.

Bir yanda millet bahçesi, öbür yanda Mars araştırması

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) bilim insanlarınca Salda Gölü‘nün mikrobiyal ekolojisinin belirlenmesine yönelik yürütülen proje tamamlandı. Proje de Salda Gölü’nün korunması gerektiğini teyit etti. Ancak Salda’ya korunmanın dışında çoğu şey yapıldı.

Fotoğraf: Mesut Madan/DHA

AA’dan Yıldız Nevin Gündoğmuş’un haberine göre; NASA‘nın (Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi), Burdur‘daki Salda Gölü’ne ilişkin geçen yıl resmi Instagram hesabında yapılan paylaşımda, gölün içindeki kayalar Mars gezegeninin milyarlarca yıl önceki görüntüsüne benzetilmişti. Gölün Mars’a benzerliğine ilişkin Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü ile İTÜ Maden Fakültesi Jeoloji Mühendisliği ile İnşaat Fakültesi Çevre Mühendisliği bölümleri arasında geçen yıl haziran ayında yapılan iş birliğiyle “Salda Gölü’nün Mikrobiyal Ekolojisinin İleri Moleküler Yöntemlerle (Metabarkodlama) Belirlenmesi ve Jeomikrobiyolojik Karakteristiklerinin Haritalanması Araştırma ve Geliştirme Projesi” başlatılmıştı.

‘Salda Gölü’nün korunması gerek’

Projede, Salda Gölü’nde Jeomikrobiyoloji, Jeokimya, Stromatolit oluşumuna ve Mars’ta yaşamın izlerini taşıyacak biyoiz potansiyeline yönelik çalışmalar İTÜ Maden Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Jeomikrobiyoloji Başkanı Prof. Dr. Nurgül Balcı; Mikrobiyal Ekolojisinin İleri Moleküler Yöntemlerle belirlenmesiyle ilgili çalışmalar ise ITU-BOUN Mikrobiyal Ekoloji Grup Başkanı Prof. Dr. Orhan İnce yürütücülüğünde tamamlandı. Projeyle, Salda Gölü’ne ait tür çalışmaları ilk kez ileri moleküler yöntemlerle detaylandırılıp, patentlenmesine imkan sağlayacak veriler üretildi.

Öte yandan, gölün mikrobiyolojik yapısının çok zengin olduğu ve mikrobiyel olarak çok önemli ipuçlarını barındıran mikroorganizmaların yaşadığı Salda Gölü’nün mutlak korunması gerektiği de bu proje ile teyit edildi.

Peki Salda Gölü gerçekten korunuyor mu?

Mart 2021’de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı‘na bağlı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’nün yürüttüğü ‘Salda Gölü ziyaretçi taşıma kapasitesinin belirlenmesi’ çalışması sonuçlarına göre yılda 1.5 milyon olan ziyaretçi sayısının 570 bine düşürüleceği duyurulmuştu.

Salda’nın başına gelmeyen kalmadı

Bakanlık tarafından 1 Ağustos 2020’den itibaren dumansız hava sahası ilan edilen ve çevresinde sigara içilmesinin yasaklandığı Salda Gölü halk plajı sahiline nargilelerle girilmişti.

Bayram tatilinde sigara içmenin ve çamur banyosu yapmanın yasaklandığı Salda Gölü’ne gelen ziyaretçilerden nargile içenler oldu.

Ekolojik olarak oldukça hassas bir yapıda olan Salda Gölü bayram tatilinde gelen ziyaretçi yoğunluğunu kaldıramamıştı ve bazı bölümlerinde sular 50 metre çekilirken kıyılarda ise balçık oluşmuştu.

Fotoğraf: Salda Gölü Koruma Derneği

Ancak Temmuz 2021’de bayram tatilinde sigara içmenin ve çamur banyosu yapmanın yasaklandığı Salda Gölü’ne gelen ziyaretçilerden nargile içenler oldu. Halk plajına gelen yüzlerce ziyaretçi çamur banyosu yaptı.

Millet Bahçesi inşaat alanı

Mayıs 2021’de Burdur Yeşilova‘da yer alan ve eşsiz bir güzelliği bulunan Salda Gölü‘nde Millet Bahçesi projesinin inşaatına tam karantina dönemine girilmesiyle birlikte hız verilmişti.

Salda Gölü’nün son durumunu, yapım çalışmaları süren Millet Bahçesi’ni ve bungalov evleri ANKA görüntülemiş, gölün Millet Bahçesi yapılan bölümündeki beyaz renkli kumların renginin değiştiği, Milli Park kıyılarındaki kumların ise doğal rengini koruduğu görülmüştü.

Bakanlık Salda Gölü’ndeki renk değişiminin ‘polenlerden kaynaklandığını’ iddia etmişti. Haziran 2021’de ise kanalizasyon atıklarının Salda Gölü’ne karıştığı iddiası üzerine bölgede inceleme yapan Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdür Yardımcısı, atık karışmasının mümkün olmadığını, gölü ineklerin kirlettiğini öne sürmüştü.

Son olarak geçen ay Salda Gölü‘nün Kayadibi-Doğanbaba arasında kalan, İl Özel İdare‘ye ait misafirhane ve plajın bulunduğu alanında kepçelerle su kuyusu kazılmış ve valilik, inceleme başlatmıştı. Salda Gölü Koruma Derneği Başkanı Gazi Osman Şakar, göl bölgesine çivi bile çakılmayacağının belirtilmesine rağmen kenarında kepçelerle kuyu kazılıp, kanal açıldığını söylemişti. Şakar, Kayadibi Mahallesi ile Doğanbaba köyü arasında yer alan, tadilat yapılarak turizme açılan eski orman binasına, Karaoluk pınarının suyunun bir kısmının taşındığını kaydettmişti.