Köşe Yazıları

Kongreye Doğru-3: Listenin Faydaları

Yeşiller Partisi ilk kez büyük kongre toplayacağı için seçimlerin nasıl yapılacağı ve adaylıkların nasıl açıklanacağı konusunda bir netlik yok. Bu kongre bu anlamda bir gelenek oluşturmaya da hizmet edecek.

Partinin delege sayısı fazla olmadığı için herkesin aşağı yukarı birbirini tanıdığı varsayılıyor (ki aslında bu da doğru değil). Bazı üyeler tarafından adayların tek tek ortaya çıkması, insanların birbirini önermesi ve bu şekilde bireysel inisiyatifin ön plana çıktığı daha demokratik bir yapının kurulması amaçlanıyor.

Oysa siyasi partilerde ve odalar gibi büyük kitle örgütlerinde genellikle liste yöntemi uygulanır. Aynı görüşü paylaşan bir grup üye bir liste altında bir araya gelir ve oy ister. Eğer parti içinde ciddi bir görüş ayrılığı yoksa zaten tek bir liste çıkar. Uzlaşabilecek bir gruplaşma varsa ve gruplar tek liste üzerinde anlaşabilirse yine tek bir liste çıkabilir. Uzlaşmaz gruplaşmalar varsa da birden fazla liste yarışır. Çoğu durumda isteyenler listeler dışında, bireysel olarak da aday olabilirler.

Zaten delegeler oylarını listenin bütününe değil (bu son derece antidemokratik olurdu), listelerin içindeki adaylara verdikleri için seçimi kazanan liste çoğu kez delinir. Yani başka bir listenin adayları ya da bireysel adaylar listedeki adayların bazılarından daha fazla oy alıp seçilebilir ve yönetime girebilirler.

Tabii bütün bunlar demokratik partilerde olabilecek şeyler. Türkiye’deki sistem partilerinde çoğu zaman tek liste çıkar, ama taban tek listede uzlaştığı için değil, tepedekiler öylesini münasip gördükleri için. Tayyip Erdoğan ya da Deniz Baykal gibi “genel başkanlar” ve “kurmayları” tarafından hazırlanan listeler yukarıdan dayatıldığında ortada demokrasinin tanımına uyacak bir şey kalmamış demektir. Bu nedenle demokratik bir örgüt listelerin tabanda, isteyen herkesin katılımıyla ve sorumluluk almasıyla belirlenmesini garanti etmelidir.

Peki o halde neden önceden liste hazırlamakla uğraşmak gerekir de, tabanın, yani üyelerin bireysel inisiyatifleriyle ortaya çıkması beklenmez? En antidemokratik parti ve örgütlerin bile kullandığı (daha doğrusu kullanırmış gibi yaptığı, ya da istismar ettiği) bir yöntemi biz niye kullanalım?

Bunun çeşitli nedenleri var. Ama önce bir listenin neye benzediğine bakalım.

Listeler belli isimleri bir araya getirmekten önce, belli fikirlerin ve önerilerin altına imza atmak demektir. Yani bir grup insan belli fikirleri benimsedikleri için birlikte davranmaktadırlar. Bu bir gruplaşma ve bölünme getirmez mi? Hayır. Tam tersine bu çoğulculuğu elle tutulur hale getirir.

İdeal çoğulculuk insanlara değil fikirlere dair bir çoğulculuktur. Avrupa’daki yeşil partilerde de daha ekolojist, daha sol, daha radikal, daha reel kanatlar kongrelerde listeler üzerinde ve savundukları politikalar temelinde vücut bulur. Türkiye’deki Yeşiller Partisi henüz bu kadar geniş fikri gruplaşmalar yaşamıyor olabilir. Ama bu hiçbir zaman yaşamayacağı anlamına da gelmez. Parti içi demokrasi zaten tam da bu farklı fikilerin ortaya çıkmasına ortam hazırlamak anlamına gelmez mi?

Listenin üzerinde fikirler varsa, altında da isimler vardır. Bu isimler hangi göreve aday oldukları belirtilerek listeye yazılır. Bizim örneğimizde her listenin maksimum 2 eş sözcü adayı, 40 PM adayı vb. olması gerekir. Eğer liste hazırlanırken aday adayı sayısı olması gereken sayıların üzerindeyse, liste üyeleri kendi aralarında anlaşır, ya da ön seçim yaparlar. Peki listedeki aday sayısı gereken sayının altında olabilir mi? Olabilir tabii. Ama o zaman liste olarak bütün koltukları doldurmayı hedeflemiyorsunuz demektir.

Gelelim listenin faydalarına:

– Adaylar bir liste altında ortaya çıktığı zaman ön planda olan isimler değil, fikirler olur. Ortaya çıkan fikirlere ya da isimlere karşı bir muhalefet varsa, bu da yine öncelikli olarak fikirler bazında yapılır.

– Bireysel adaylık koyma yöntemi çoğunlukla yenilerin, parti içinde daha az tanınanların, azınlıktaki görüşleri savunanların veya biraz aykırı olanların aleyhine işler. Delegelerin öncelikli olarak tanıdıkları, bildikleri isimlere oy vermeyi tercih etmeleri doğaldır. Toplamda 40-50 kişinin aday olduğu bir durumda herkesin kongrede çıkıp tek tek konuşması, kendini tanıtması ve soruları cevaplaması da beklenemez. Oysa seçilme konusunda dezavantajlı olan bu insanlar da bir liste altında yer aldıkları zaman alacakları oy sayısı artacaktır. Hem ön plana çıkan fikirler olduğu için, hem de insanlar bir liste içinde birbirlerinin yanında durdukları, bu anlamda da birbirlerine kefil oldukları için.

– Aynı dezavantaj partiye nispeten yeni katılmış delegeler için de söz konusudur. Adaylar bir liste olarak değil de tek tek ortaya çıktıkları zaman yeni üyeler (delegeler) kime oy vermeleri gerektiğini kestiremeyebilirler. Liste onlara da kolaylık sağlar ve katılımı arttırır. Hatta listeler kişi bazında değil fikir bazında ortaya çıktıkları için en yenilerin de eleştiri haklarını garanti altına alır.

– Eğer parti içinde çok ağırlıklı bir eğilim varsa, bu azınlıktaki kesimlerin kendilerini ifade etmelerini çeşitli şekillerde engelleyebilir. Örneğin kendilerini azınlıkta görenler her zaman ortaya çıkmaya cesaret edemeyebilirler. Oysa listeler farklı görüşlerin ister çoğunluk, ister azınlık olsunlar, aynı zeminde ve eşit bir biçimde görüşlerini duyurmalarını sağlar.

– Parti içinde birbirine yakın ağırlıkta iki grup olduğu durumlarda ortak bir liste hazırlanması sağlanabilir. Bazı konularda farklı görüşleri savunan (ama aynı partide olduklarına göre o kadar da farklı olmayan) iki grup bir araya gelip belli bir uzlaşma noktası yakalayıp parti içindeki ağırlıklarına göre belli aday sayılarında anlaşarak bir uzlaşma listesi çıkarabilirler. Böylece çekişme kongreye taşınmamış olur. Buna örnek olarak Alman Yeşiller Partisi’ndeki realo ve sol grupların çıkardıkları listeleri verebiliriz (örneğin milletvekili aday listelerinde realo ve sol gruplar adaylık sıralarını paylaşırlar, ya da eş sözcülüklerden biri realo, biri sol gruba bırakılır). Ama tabii kongre öncesi böyle bir uzlaşmanın ön şartı birbirine yakın büyüklükte ve ağırlıkta grupların var olmasıdır.

– Listelerin ortaya çıkması (tek bir liste bile olsa) kongreye heyecan ve canlılık katar. Tartışmaların da açık listeler üzerinden açıkça yapılmasını sağlar. Aksi takdirde insanların son dakikaya kadar adaylıklarını açıklayamadığı, tartışmaların kulislerde yapıldığı tatsız ve gergin bir süreç yaşanabilir. Bu da daha fazla değil, daha az demokrasi, daha fazla manipulasyon ve kargaşa anlamına gelebilir.

Liste yöntemi gruplaşmanın veya kliklerin değil, tam tersine çoğulculuğun ve açık sözlülüğün belirtisidir.

Liste yöntemi listelerden adaylığı zorunlu kılmadığı ve bireysel adaylığın önünü tıkamadığı için de savunulmalıdır. Böylece birbirinden farklı iki yöntemin aynı anda uygulanabilmesi sağlanır.

İnanıyorum ki çoğulcu, açık, herkesin sorumluluk aldığı, kurullarda çeşitliliğin sağlandığı bir Yeşiller Partisi için en doğru gelenekler zaman içinde yerli yerine oturacaktır.