EkolojiEkolojik YaşamGünün Manşeti

Plastik adası’na bariyer ‘yüzer ekosistemi’ yok edebilir

Pasifik Okyanusu’nda büyük bir alana yayılan plastik atık yığınının olduğu bölgeye bırakılan 600 metrelik bariyer, tonlarca atık topladı. Ancak ‘başarı’ olarak gösterilen projeyle ilgili uzmanlar endişeli.

Pasifik Okyanusu‘ndaki devasa plastik atık yığınının, bölgeye bırakılan bariyerlerle ‘toplanması’ sanıldığı kadar masum olmayabilir. Uzmanlar toplananların sadece plastik değil, canlı yaşamlar olduğu, bunun da ekolojik dengeyi olumsuz etkileyebileceği uyarısı yapıyor.

Geçtiğimiz günlerde ingiliz Guardian menşeili bir haberde, Pasifik Okyanusu’nda Türkiye’nin üç katına yakın bir alana yayılan plastik yığınının olduğu bölgeye bırakılan 600 metrelik bariyerin, tonlarca atık topladığına yer verildi. Aralarında Yeşil Gazete’nin de bulunduğu pek çok mecranın alıntıladığı bu habere göre, bariyeri geliştiren Ocean Cleanup projesi sayesinde bir tonluk balık ağlarından kamyon lastiklerine ve mikro plastiklere kadar çok sayıda atık bertaraf edildi.

İlk bakışta ‘başarı’ gibi görünen projenin yaratıcısı Boyan Slat, bariyeri birkaç ayda bir ziyaret edecek bir geminin toplanan plastikleri geri dönüşüm için karaya çıkaracağını söylemişti. Slat, toplanan plastiklerin satışıyla projenin bir kaç yıl içinde kendini finanse edebilir duruma geleceğini, bu plastikleri kullanarak proje yapmak isteyen kişiler yoluyla özel bir pazarın oluşabileceğini de eklemişti.

Gündoğdu: Sonuçlarla boğuşmak yerine nedenleri ortadan kaldırmalı

Ancak Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi, Su Ürünleri Temel Bilimleri Bölümü öğretim üyesi, Yeşil Gazete yazarı Doç. Dr. Sedat Gündoğdu, söz konusu projenin bir ‘başarı’ olarak yansıtılmasını doğru bulmadığını  söylüyor.

Yedinci Kıta ya da Büyük Pasifik Çöp Yaması adıyla bilinen alanda başlatılan yüzer çöp meselesinin deniz bilimleri camiasında ciddi tartışmalara neden olduğunu belirten Gündoğdu, enerjiyi sonuçlarla boğuşmak yerine nedenlerini ortadan kaldırmak için harcamanın çok daha faydalı olacağını kaydediyor.

Gündoğdu, ‘yüzer çöpler’in oluşma sürecini şöyle anlatıyor: “Yüzer deniz çöpleri,karasal ortamdan, balıkçılık faaliyetlerinden, gemi taşımacılığından kaynaklı,  denizel ortama giren her türlü malzemeye verilen isim. Ağaçtan tutun da pet şişeye, poşetten balık ağına kadar herşeyi içeriyor. Bir noktadan denize girdikten sonra denizel akıntı sisteminden kaynaklı olarak çok uzak noktalara kadar taşınabiliyor. Birçoğu kıyıya tekrar vururken, bazıları yüzmeye devam ediyor, bazıları da deniz dibine çöküyor. Yüzmeye devam edenler ise bazı alanlarda, akıntı sistemlerinin oluşturduğu girdap bölgelerinde toplanabiliyor. Dünya okyanuslarında böyle bilinen beş  büyük girdap alanı var. Bunlardan biri de Pasifik’te. Buna 7. Kıta deniyor. Asıl bilinen adı da Büyük Pasifik Çöp Yaması.”

Bu tarz toplanma alanlarına çöplerin ulaşmasının uzun zaman alacağına dikkat çeken Gündoğdu, bu süre içinde de çöplerin çok sayıda canlı için rafting yapabilecekleri ya da tutunabilecekleri bir ortam oluşturduğunu belirtiyor: “Bu canlıların sayısı artarsa çöp ağırlaşır ve dibe çöker. Bazıları ise çökmeyebilir. Çökmeyenler yüzeye yakın akmaya devam ederler.” Ocean Cleanup projesi ile bu çöp yamasındaki yüzeye yakın olarak akan çöplerin toplanmasının hedeflendiğini anlatan Gündoğdu, çöplerle birlikte yüzen canlıların da bu esnada toplanmış olacağına dikkat çekerek şunları söylüyor:

“Nöston diye adlandırılan ve denizlerin yüzey tabakasında bulunan çok çeşitli canlılar grubu da bu temizleme esnasında tahrip edilecek. Üstelik okyanusların en verimli canlı grubu. Tüm tartışma burada kilitleniyor.  Sonuç üzerinde debelenmek olumsuz durumlar yaratıp kaş yaparken göz çıkarmaya neden olabiliyor. Halbuki bu sistemler daha nehirlerin denize yeni döküldükleri alanlarda uygulansa canlılığa vereceği zarar minimum olur.”

Helm: Sadece plastik adası değil, ekosistem

North Karolina Üniversitesi’nden denizanası biyolojisti Doç. Rebecca R. Helm de Gündoğdu ile aynı fikirde. Çok sayıda canlıya ev sahipliği yapan okyanusta yüzen ekosistemlere sadece ‘çöp’ muamelesi yapmanın doğru olmadığını kaydeden Helm, şöyle konuşuyor: “Plastik olduğunu düşündüğünüz şey, aslında çeşitli hayvan topluluklarını barındıran, yaşayan bir ada. Yüzer çöplerin oluşturduğu adanın altında, ona bağlı olarak yaşayan mavi denizanaları, mor salyangozlar, mavi deniz ejderhaları, anemonlar,  kopepodlar, renk değiştiren yengeçler, özel bakteri, hatta böcekler gibi yüzlerce türün oluşturduğu nöstron, okyanusun yüzeyinde yaşayan bütün bir ekosistem.” Helm, binlerce küçük canlının başaşağı bir mercan resifi görevi görebileceğini de vurguluyor.

Mavi deniz ejderi.

Pasifik’teki plastik adayı ‘cahilce’ temizlemeye çalışarak bu eşsiz ekosistemin tehlikeye atıldığı uyarısında bulunan Helm’in açıklamaları şöyle: “Tıpkı deniz tabanındaki resifler gibi, bu ‘ters çevrilmiş resiflerdeki ekosistem, etrafındaki açık okyanustan ayrı değildir. Nöstron, birçok larva balığı türü için bir kreş ve nautilus ahtapotları için bir avlanma yeridir. Pervane balıklarını, kösele sırtlı deniz  kaplumbağalarını ve bu plastik adalara sıkça rastlanan ve yiyecek kaynağı olarak onlara güven veren çeşitli okyanus otçullarını destekler. Geceleri yumuşak gövdeli deniz anaları ateş böcekleri gibi parıldayan nöstonlara katılmak için yükselir. Ancak bunların hepsi;  mavi deniz ejderhalarından, vellellalara kadar (deniz yüzeyine yakın yaşayan bir tür denizanası-ed) tehlike altında.”

Neuston ekosistemlerinin nerede bulunduğunu gösteren harita. Rebecca Helm / Ulusal Okyanus ve Atmosfer Yönetimi

Ocean Cleanup’ın dünya okyanuslarındaki plastik miktarını 2040’a kadar en az yüzde 90 oranında azaltmayı planladığını anlatan Helm, Büyük Pasifik çöp yamasıyla işe başladıklarını ancak diğerlerini de hedeflediklerini anlatıyor: “Ocean Cleanup başarılı olursa ne olacağını hayal etmek kolaydır. Nöston ve plastik birlikte oluşuyor: Aynı noktadalar. Mevcut yöntemi kullanarak plastiğin yüzde 90’ını temizlemek, nöstonun yüzde 90’ını potansiyel olarak imha etmek anlamına gelir. Rüzgar ve okyanus akıntıları nöston’u bariyerden geçirdiğinde, mavi deniz ejderhaları gibi hayvanlar çok büyük bir tuzakta yakalanacak ve sınırlanacak, kırılgan bedenleri sert ve pürüzlü yüzeylerle çarpışacaktır. Aşağıya batamazlar ya da yüzemezler. Boğulacaklar, ezilecekler ve çöp alanlarına çekilecekler.”

Helm, nöston ekosisteminin henüz tam olarak anlaşılmadığını, bu nedenle de Ocean Cleanup’un etkisini karşılaştırmak için, öncesine ilişkin elde çok az veri olacağına dikkat çekiyor: “Proje,  okyanusun yüzeyindeki hayvanları plastikten korumak istediğini söylüyor, ancak nöston okyanusun yüzeyinin ekosistemi. Nöstona rağmen plastik toplamak için bu duvar benzeri engellerin kullanılması, bir ormana yardım edilmesi adına en yüksek bitki örtüsünde traşlama kesimi yapılması gibidir. Sonunda korunacak hiçbir şey kalmazsa, plastik toplamanın bir anlamı yoktur.

Helm’in çözüm önerisi ise şöyle: Açık okyanusa girmeden önce plastiği yakalamak için plastik kaynaklarına – nehir ağızlarına ve bölmelere – yakın bir modifiye tasarım yerleştirin. Çevresel etki için izlenebileceği ve düzeltilebileceği bir yer seçin. Tüm yüzey okyanus ekosistemini çok ciddi bir şekilde bozma riski çok fazla görünüyor, aynı zamanda çok az şey biliyoruz. Neuston, uzaylı bir dünya, güzel olduğu kadar tuhaf. Deniz ve gökyüzü arasında sıkışmış bu garip ekosistemi yıkmaktan kaçınmak hala mümkün.”

Günümüzde okyanuslarda 1,8 trilyon plastik parçası olduğu tahmin ediliyor. Her yıl yaklaşık 8 milyon ton plastik karadan denize karışıyor, 800 bin ton balıkçılık ekipmanı da bunlara ek olarak okyanuslara düşüyor ya da bırakılıyor.

Kategori: Ekoloji