Ben Bir Türk'üm

Ben bir Türk’üm.

1000 yıldır Anadolu ve Mezopotamya’da, dünyanın etnik, kültürel, folklorik ve tarihi olarak hemen hemen en zengin cografyasında, bu coğrafyanın öteki halklarıyla barış içinde yaşadım.

Bana kapılarını açtılar..

Ortaasya’da yaşayamaz hale gelmiştim ve zor koşullar beni göç etmeye zorladı.

Horasan’a oradan da Anadolu’ya, Kafkaslara ve Balkanlara yayıldım. Gittiğim her yerin dilini öğrendim, yemeklerini oyunlarını danslarını öğrendim. Onlar da benimkileri öğrendiler.

Birlikteliiin ve paylaşımın en güzelini sundular bana.

Kapılarını açtılar.

Ermeniler, Kürtler…

Yardımcı oldular ve Bizans’a karşı Malazgirt Savaşı’nda Türklerin yanında yer aldılar.

26 Agustos 1071 idi.

Malazgirt Ovasından (Kürtçesi MILAZGIR) Anadolu’ya açıldım.

Yörük idim tarlayı sürmesini bilmez idim hayvancılık yapardım ekseri.

Öğretti bana Ermeni öğretti bana Rum öğretti bana Kürt.

Elbiseyi dikmesini, toprağı işlemesini, kümeste hayvan yetiştirmesini, duvar örmesini öğretti bana.

Ne varsa bildiği sundu hiç gücenmeden sıkılmadan.

Dilimi öğrendi, kültürümü öğrendi

Dilini öğrendim, kültürünü öğrendim.

Dinlerini de öğrendim.

Hrıstiyan da oldum Müslüman da oldum.

İslam’i seçtigimde Aleviliği kendime yakın buldum.

HAK MUHAMMED ALİ dedim.

Enel HAK dedim.

Adalete inandim, doğruluktan yana tavır koydum.

Selçuklu beni ezdi, Osmanli beni ezdi, sürdü, dışladı.

Yeri geldi isyan ettim Baba Iİshak, Baba İlyas oldum.

Bektaşi Veli’de, Ahi Evran’da YAHUDİLERLE RUMLARLA ERMENİLERLE KÜRTLERLE SÜRYANİLERLE LAZLARLA verdim elele. Dergâhlarımda insan eğittim insan yetiştirdim. Birlikte ürettim, birlikte yarattim birlikte paylaştim. Ve birlikte yedim ekmeği…

Pir Sultanda Hızır Paşa’ya başkaldırdım.

Zalime direnirken Şeyh Bedreddin de, din dil ırk cinsiyet ayrımı olmadan geldim bir araya, BÖRKLÜCE ile oturdum Torlak Kemal’le yürüdüm

ADALET İÇİN, HAK İÇİN, ÖZGÜRLÜK İÇİN, EŞİTLİK İÇİN…

Kadınım da erkeğim de birdi.

Rumum da Ermenim de Kürdüm de birdi.

Hrıstiyan, Müslüman, Yahudi, ayrımı yoktu bende.

Alevi-Sünni ayrımı da yoktu.

Özüm de sözüm de birdi.

Bir dilim ekmeğim vardi paylaşırdim. Yoksuldum belki biraz da yoksundum ama paylaşacak suyum paylaşacak ekmeğim paylaşacak yüreğim vardı hepsiyle…

Kalender Çelebi de Celali isyanlarında başkaldırdım benim ekmeğimle oynayana.

Zulmedene…

İnsan ayırana.

‘BI-IDRAK’ derdi bana Osmanlı. Saray hizmetine bile almazdı.

Savaşlarda en öne sürer, en ağır vergiyi benden alırdı.

Avsardım, Kozanoğluydum ,Dadaloğluydum.

Karacaoğlandım. Nesimi idim. Hallac-i Mansur idim.

Yunus’ un dizelerinde ‘YARADILANI HOŞGÖR YARADANDAN ÖTÜRÜ’ diyen dil benim dilimdi.

Sevgiyle doğrulukla birlikle yoğurdum özümü.

Hallac-ı  Mansurken derimi yüzdüler.

Nesimiyken dirim dirim doğradılar.

HAKKI İNSANDAN ayrı görmedim.

İnsanı insandan ayrı görmedim.

Üstüme üstüme geldi karanlığı egemenlerin, kıyıldım, katledildim, sürüldüm.

Yine sığındığım  kapılar, bana Anadolu’yu açanlardı.

Yüzyıllarca aynı mahallede aynı köyde aynı sokakta yaşadım onca milletle.

Dili, dini, rengi farklı da olsa

o benden ben ondandım.

Bir ağaçta yetişen meyveler gibi renk renk, çesit çesittik.

Aşılandıkça çeşitliliği, bereketi, verimi, meyvesinin güzel tadı artan bir ağaç gibiydik beraber…

Türkülerimde ne savaşa, ne Osmanlıya, ne ayrimcılığa övgü dizmedim.

Ne Kürdü kınadım, ne Ermeni’yi ne de Rum’u.

Sitem ettim bazen kızını vermeyen nineye…

Sitem ettim aşkıma karsılık vermeyen o güzel ‘GAVUR’ kızına…

Kız aldım, erkek aldım, kız verdim, erkek verdim.

Karıştım kaynaştım.

Egemenler kaynatırken ortalığı ben direndim barışta ısrar ettim.

zaman geldi Çanakkale’de siperimin gerisinde omuz omuza çarpıştım Kürtle, Ermeniyle, Rumla, Arapla, Süryaniyle, Çerkesle, Lazla, Hristiyanla, Müslümanla, Aleviyle, Sünniyle…

Ermeni kardeşimle aramı açtılar.

Savaşın, açlıgın ve sefaletin ortasında bana Ermeni’nin malını yağmalattı İTTIHAT VE TERAKKIİ cemiyeti.

Sürdüler kardeşlerimi.

Kanlarımızla boğmaya kalktık bir avuç sömürücü için birbirimizi. Hem Anadolu’da hem Balkanlarda. Çok çok sonraları da KIBRIS’ta…

Yeri geldi biraraya geldik işgal edilen yurdumuzu savunmak için.

Elele verdik

Emperyalizmin ordularına karşı direndik.

Kürt Maras’ı ‘kahraman’ yaparken yanındaydım.

Kürt Antep’i ‘gazi’ yaparken yanındaydım

Kürt Urfayi ‘şanli’ yaparken yanındaydım.

Erzincan’ dan kovarken Rusları Dersimli Seyit Riza, yanındaydım.

Erzurumda savaşırken Kazım Karabekir, askeriydim.

Hep beraberdik. Aclıkta, yoklukta, savaşta, ölümlerde, acılarda, sevinçlerde ve mutluluklarda…

Zor koşullarda direndik.

Ve bir ülke kurduk.

Sonra benim adımı kullanarak TÜRKLÜGÜMÜ zırh yaprak KÜRT KARDEŞİME ayrımcılık uygulandı.

İlk mecliste KÜRTÇE konuşabiliyordu KÜRDİSTAN MEBUSLARI.

İngilizlerin oyununa gelmediler, azınlık statüsünü kabul etmediler ve benimle beraber Lozan’da bu ülkeyi ASLI UNSUR olarak kurdular.

Ama ırkçı güçler ülke kurulduktan sonra onları yoksaydı, benim de kültürümü, müziğimi, bağlamamı yasakladığı gibi onun da dilini, kültürünü, kimliğini VE VARLIĞINI yoksaydı.

Ceza kesti KÜRTÇE konuşuyor diye.

Ermeni ögretmenleri okullardan attılar, Lazları sürdüler Rumları kovdular.

Beni yalnızlaştırdılar.

Ben onlarla anlamlıydım.

Balkanlarda onlarla beraberdim et ve tırnak gibiydim.

Beni ayırdılar.

Yunanistan’ da onlarla beraberdim.

Rumcam çok iyiydi onların da Türkçesi.

Ermenicem vardı doguda Kürtçem vardı onların da Türkçesi.

Arapça ve Farsça da öğrenmiştim.

Yediğim yemek adları kokladıgım çiçek adları hep onların dilinden girdi dilime.

Ben de ona öğrettim bendekileri.

Ama parçaladılar beni kopardılar. yalnızlaştırdılar.

Adına TURANCILIK dediler benim etnik kökenim üzerinden olmadık yanlışlar yaptılar.

Kırdılar gururumu.

Oysa ben onların farklılıklarını zenginlik olarak görüyordum.

Ama bana HAYIR ONLAR TEHDİT dediler.

BÖLÜCÜ YIKICI HAİN diye ögrettiler bana onları.

1000 yıllık tarihim boyunca içiçe olduğum insanlarla aram aşılmaz duvarlar ördüler.

Araya kan girdi.

Mübadelelerle zorunlu tehcirlerle sürdüler onlari mallarına el koydular ağalara aşiret reislerine pay ettiler mallarını.

1940′ larda AŞKALE ye çalışma kamplarında ölümlere gönderdiler GAYRIMÜSLİM komşularımı, mallarını VARLIK VERGİSİ adi altında yağmaladılar.

Süryani kardeşlerime Mardin’i Urfa’yı yaşanmaz hale getirdiler.

Kürt kardeşlerimi kıyımlarla, katliamlarla, yasaklarla, sürgünlerle, inkar politikalarıyla ezdiler.

Beni bir ucubeye çevirmeye kalktılar özümden değerlerimden kültürümden arındırarak.

6-7 eylül olaylarında binlerce Rum ve Ermeninin evlerini yağmalattılar bana.

Bu ülkenin vatandaşı olan gayrimüslimlere AZINLIK HAKLARINI vermemek için onları ANAYSAL düzenlemelerle binlerce yıllık sahiplerini bu cografyanın, YABANCI ilan ettiler..

Mal mülk edinme haklarini kısıtladilar. Kurdukları vakıflari kapattılar. 30 bin e yakın gayrimenkulüne el koydular.

Beni ona karsı düşmanlaştırdılar.

Korkar oldum 1000 yıllık kardeşimden.

Düşmanlik besler ve kin tutar oldum.

Hrant Dink’i öldürttüler bana. Ortak ettiler bu katliama.

Alevi kardeşlerimle aramı açtılar.

Maraş’ta, Sivas’ta, Çorum’da, Malatya’da, Yozgat’ta, Dersim’de, Gazi mahallesinde kah yaktırdılar kah kestirdiler kah baltalarla doğrattılar Alevi diye Kürt diye.

Askere alıp savaşlara götürdüler PKK’li diye Kürt çobanları Kürt muhtarları Kürt çocukları öldürttüler. Masum köylüleri bindikleri dolmuşlara kilitleyip ateşe vererek öldürdüler. Ormanlarını tarlalarını TERÖRİSTE DESTEK VEREMESİN diye yaktırdılar. Köylerini boşalttılar, işkencelerden geçirdiler yeri geldi DIŞKI yedirdiler…

Sürdüler 5 milyonunu zorla batıya.

Issiz egitimsiz feodal bir halktilar çogunlukla ve uyum saglayamadilar ellerini yurtlarini birakip geldiklerinde metropollere.

Birbirimize koydular her fırsatta.

Böldüler, parçaladılar, ayırdılar.

Ve hep de benim adımı kullandılar tüm bu acıları yaşatırken.

TÜRK OL YA DA ÖL dediler çoğu kez.

NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE demeyenleri CUMHURIYETİN İLELEBET EZELİ VE EBEDİ DÜŞMANI ilan ettiler.

Halbuki ben de mutlu değildim diğer kardeşlerim gibi.

Evsizdim, yolsuzdum, susuzdum, okulsuzdum, işsizdim…

Yolsuzluklardan, hortumlamalardan, vergi kaçırmalardan sefil düşürülmüş bir halktım.

Onları, farklılıklarından ötürü ayrıca zulme uğrattılar ve benim gözümü köretmek için, yoksulluğuma geleceksizliğime karşı başkaldırmayayım diye BÖLÜCÜLÜK veya ŞERİAT teraneleriyle uyuttular…

Halbuki ben de KÜRTTÜM ben de LAZDIM ben de ARAPTIM ben de RUMDUM ben de ERMENİYDİM ben de ÇERKEZDİM.

Onlarla beslenmiş onları beslemiş öyle varolmustum. Kendimi onlarla anlamlandırmıstım.

Dilimle kimliğimle kültürümle herşeyimle…

TÜRK OLACAKSIN dediler onlara YA SEV YA TERKET dediler.

Utandırdılar beni TÜRKLÜĞÜMDEN.

Utandırdılar beni…

Ve şimdi.

Kan savaş kin intikam ölüm çiğlıkları attırıyorlar bana.

Terör bahanesiyle hepsine karşı.

Malatya’da Hrıstiyanlari öldürtüyorlar bana.

Trabzonda rahipleri. İnsanlarimi linç ettirmeye uğrasıyorlar bana.

‘Kana kan… intikam’ sesleri yükseliyor dumanlar arasında.

Barışı UNUTTURARAK ESİR ALIYORLAR benliğimi.

Ben TÜRK’ÜM…

Tarihim KÜRTLERSİZ RUMLARSIZ ERMENİLERSİZ ARAPLARSIZ LAZLARSIZ ÇERKESLERSİZ GÜRCÜLERSİZ SÜRYANİLERSİZ ALEVİLERSIZ SÜNNİLERSIZ HRİSTIYANLARSIZ YAHUDİLERSİZ silik bir defter gibidir.

içinde hiçbirsey yazmayan içi boş bir kitap gibidir.

Benim tarihim onlardır onların tarihi ben.

BENİ ONLARA ONLARI BANA DÜŞMAN ETMEYİN…

GELİN BARIŞI ARAYALIM…

SEVGİYİ KARDEŞLİĞİ BİRLİKTELİĞİ…

FARKLILIKLARIMIZLA BİR BÜTÜN OLALIM AHENK IÇINDE YAŞAYALIM.

VAR MI BUNDAN DAHA GÜZELİ?

TÜRK’üm…

Daha fazla utanmak istemiyorum…

Ve TÜRKLÜGÜMÜNÜN zalim sömürücülerin ellerinde daha fazla bir oyuncak gibi kullanılmasını ve 1000 yıllık komşularıma karsı kullanılmasını artık KALDIRAMIYORUM…

BARIŞ istiyorum…

Eski günlerdeki gibi.

Bir Bektaşi dergahında, aynı sofrada oturmuş ortaklasa ürettikleri ve hazırladıkları yemeği yiyen, sohbet eden her inançtan, her düşünceden, her etnik kökenden, her renkten, her cinsten, her dilden ve her dinden insanlar GÖRMEK istiyorum…

Çok mu şey istiyorum?

Belki evet.

Ama hakkım…

Çünkü bir TÜRK’ten önce onlar ve herkes gibi,

ben de bir İNSANım…

Sevgiler….