Mardin’de elektronik bölümü mezunu 38 yaşındaki Mehmet Şahin, sekiz dönümlük tarlada iki yıl önce 60 çeşide yakın biriktirdiği yerel tohumu ekerek çoğaltmaya başladı.
Yıllarca fotoğraf çektiği köylerde hibrit tohumun kullanıldığını gören Şahin, bunun üzerine yerel tohumun yaygınlaşması için mücadele etmeye başlıyor. Mehmet Şahin, ilk olarak köylülerden az da olsa bulabildiği yerel tohum toplamaya başladığını belirtiyor. Bu şekilde Mardin’de yetişen 60’a yakın tohum biriktiren Şahin, elindeki tohumlarla Diyarbakır Ekoloji Derneği ile bilgi alışverişinde bulunuyor ve ardından Mardin’de aldığı sekiz dönümlük tarlaya iki yıl önce 400’e yakın ağaç ekiyor. Tamamen organik üretim yaptığını söyleyen Şahin, suyu da tasarruflu kullanmak için damlama sulama sistemi kuruyor.
Elde ettiği tohumları çoğaltmaya çalışan Mehmet Şahin, arkadaşlarını da yerel tohum ekmeye teşvik ettiğini ifade ediyor. Bu sayede tarlasına, Mardin’e özgü mazrone üzüm, şarap üzümleri, nar, incir, ceviz, zeytin ağaçları eken Şahin, ayrıca yöreye ait domates, kavun ve bibertohumlarından da iyi sonuçlar aldığını söylüyor.
Şahin, yürüttüğü mücadele ile ilgili ise şunları dile getiriyor:
“İnsanların dışına çıkıp dışarıdan şehir hayatını izlemek istedim. İçinde değil de biraz dışına çıkıp ekolojik bir alan kurdum. Kendime edindiğim misyon ekolojik yerel çalışmalar oldu. İnsanlar doğaya bir ağaç eksin, bir tohum eksin, bir şeyler yapsın, her şey o. Dışarıdaki şehir hayatları bir yere kadar, sıkılacaksınız; bitecek yani.”
Depremin en büyük yıkım yarattığı bölgelerden İskenderun’daki Mustafa Kemal çadır alanında, Ekmek ve Gül, Rotary Kulübü ve sendikaların depremzedeler için kurduğu çadırlar, AFAD tarafından kaldırıldı.
Ekmek ve Gül’ün Kızkardeşlik Köprüsü adıyla kurduğu dayanışma organizasyonuyla topladığı hijyen, oyuncak, eğitim, sağlık malzemelerinin olduğu depolarına da el konarak gönüllüler alandan uzaklaştırıldı.
Çadır alanı, depremin ilk günlerinde pek çok gönüllü kuruluşun çabalarıyla oluşturulmuş; alanda depremzedelerin en temel ihtiyaçlarının karşılanması için tamamen gönüllü emekle barınma, beslenme, hijyen, sağlık, çocuklar için etkinlik alanları oluşturulmuştu.
İskenderun'da kurduğumuz kadın sağlık noktasında #KızKardeşlikKöprüsü çağrımıza ses veren kuaför kadınlar depremzede kadınların bakım ihtiyaçları için kolları sıvadı
Günler sonra AFAD aynı alana boş çadırlar kurdu ancak ihtiyaç duyulan malzemeler sağlanmadı ve gönüllüler çalışmalarına devam etti.
Dün sabah Rotary Kulübü’nün çadırlarını söküp yerine boş çadırlar kuran AFAD, Ekmek ve Gül’e de “Alanı boşaltın, kontrolü biz alacağız” dedi. Ekmek ve Gül’den kadınların ifadelerine göre, alanda ve çevre mahallelerdeki kadın ve çocuklara dağıtmak üzere içinde hijyen, oyuncak, eğitim, sağlık malzemelerinin olduğu depolara da el konularak gönüllüler alandan uzaklaştırıldı.
Bakırköy'de #KızKardeşlikKöprüsü'yle Hayatı Yeniden Kuruyoruz kampanyamızın çağrısına yanıt veren onlarca kadın hijyen setleri oluşturdu.
Ekmek ve Gül, AFAD’ın girişimiyle ilgili şu soruları sordu:
Depremden canlarını zor kurtaran, dondurucu soğukta çocuklarıyla açıkta kalan, yiyecek yemek, içecek su, temiz kıyafet, hijyen malzemesi bile sağlamadığınız insanlar için depremin ilk günlerinde kurulan bu alanda siz yoktunuz, biz vardık. Depremin ilk günlerinde neredeydiniz?
Neden depremin ikinci bomboş çadırları insani koşulları sağlamadan yan yana dizip gittiniz, neden insanların çadır koşullarını düzeltmediniz, neden banyo, temizlik, sağlık, hijyen ihtiyaçlarını gidermediniz, neden bütün bunları yapmak üzere alanda emek verenleri gönderiyorsunuz?
Neden insanlara halen konteyner sağlamadınız, neden kadınlar ve çocuklar için güvenli alanlar oluşturmadınız, neden bu ihtiyaçları gidermek üzere ülkenin dört bir yanından gelip dayanışma gösterenleri uzaklaştırıyorsunuz?
Şimdi bu alanda yaşayan depremzedelerin ihtiyaçları nasıl giderilecek, burada gönüllülerin desteğiyle kurulan ortak yaşamda söz ve karar sahibi olan kadınların ve çocukların ihtiyaçları nasıl giderilecek, AFAD tek yetkili dediğiniz yerde gönüllülerin yürüttüğü psikososyal destekleri kimlerle, nasıl gidereceksiniz?
Kadınlar, “Dayanışma, etkinlik, sağlık çadırlarına siz el koyarsınız, biz yenisini kurarız, ülkenin dört bir yanından kadınların depremzede kızkardeşleri için gönderdiği malzemeleri yine dağıtırız” dedi.
Tepkiler
Kadınlar ve kadın örgütleri AFAD’ın çadırlara el koymasına tepkili.
yurttaşın destek amaçlı topladıklarına izin vermeyip, toplatmak!? devletin haftalardır oluşturduğu açığı bizler karşılıyoruz, hangi hakla kaldırıyor, ayrıca malzemeleri nereye ve kimlerin yararına kaldırıyorsunuz acaba? #KızkardeşlikKöprüsü kaldırılamaz! https://t.co/gFXaydfQ7J
— BKD-Bodrum Kadın Dayanışma Derneği (@BodrumKadin) March 14, 2023
Adıyaman,Şanlıurfa ve Malatya‘yı etkisi altına alan sağanak yağmur sele neden oldu. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, sel felaketinde Şanlıurfa’da 11, Adıyaman’da ise iki kişi hayatını kaybettiğini açıkladı.
İklim krizinin beraberinde getirdiği aşırı hava olayları, bölgede 6 Şubat’ta meydana gelen depremler nedeniyle birçok kişinin çadır kentlerde veya konteynerlerde yaşaması nedeniyle derin etkilere neden oldu.
CNN Türk Meteoroloji Danışmanı Prof. Dr. Orhan Şen, yoğun yağışlar nedeniyle en riskli günün bugün (15 Mart) olduğunu vurguladı.
Meteoroloji Genel Müdürlüğü beklenen kuvvetli yağışlar nedeniyle Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Malatya, Mardin ve Şanlıurfa için turuncu kodlu uyarıda bulundu.
Adıyaman’da yağmur nedeniyle kentte depremzedelerin yaşadığı çadır kentlerde çadırları su bastı. Bu bölgelerdeki vatandaşlar, KYK yurtlarına yerleştirildi.
Cadde ve sokakların su altında kalmasıyla, araç sürücüleri yollarda ilerlemekte güçlük çekti, bazı araçlar ise suda mahsur kaldı.
Rant ve talan politikalarının sonucunu hayatlarımızla ödüyoruz! İklime, doğaya önem vermeyen, bilimsellikten uzak, kâr hırsı ile kurulan şehirler, afetlerde katliam alanlarına dönüşüyor. Depremde, selde yaşadığımız bu yıkım kaderimiz değil! #selfelaketipic.twitter.com/3i07jUhtiu
— İklim Adaleti Koalisyonu (@iklimadaleti_k) March 15, 2023
Sincik ilçesinde bağlı Subaşı ile Taşkale köyü arasında bulunan ilçenin tek bağlantı köprüsü derenin taşmasıyla araç trafiğine kapandı. Derenin taşması sonucu köprüde göçükler oluştu.
Depremzedelerin kaldığı bir konteynerin sele kapılması sonucu, bir kişi hayatını kaybetti.
Şanlıurfa’da birçok semte ulaşım sağlanamıyor
Şanlıurfa’da da sağanak yağış nedeniyle yüzlerce ev ve araç sel suları altında kaldı. Eyyübiye Eğitim ve Araştırma Hastanesi‘ni su basarken kentte eğitime bir gün ara verildi.
Kentte halen birçok semte ulaşım sağlanamıyor.
Kentte Tandoğan mahallesinde bulunan Yavuzlar Apartmanı’nın bodrum katındaki bir dairede, beş kişinin cansız bedenlerine ulaşıldı.
İhbarla bölgeye giden ekiplerce bodrum katından çıkarılan ve Suriye uyruklu olduğu belirtilen beş kişinin cansız bedenleri, otopsi için Adli Tıp Kurumu morguna götürüldü.
Şanlıurfa ve çevresindeki illerde yaşanan selden etkilenen tüm yurttaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Birbiri ardına yaşadığımız tüm bu felaketler, bilimin sözlerine kulak tıkayan ranta dayalı, çarpık bir kentleşme ve yapılaşma anlayışının ürünüdür. Halkımız bunu… pic.twitter.com/DJXFTgmBVY
Kentte sel felaketinde yaşamını yitirenlerin sayısı, 11’e yükselirken, Soylu hayatını kaybedenler arasında 1,5 yaşındaki bir çocuğun da yer aldığını açıkladı.
AFAD: İki ilde toplam beş kişi kayıp
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı‘ndan (AFAD) yapılan açıklamada, Adıyaman’ın Tut ilçesi ile Şanlıurfa’da aşırı yağışlar sonucu su baskınları meydana geldiği belirtilerek, “Adıyaman ili Tut ilçesine son 24 saatte metrekareye 136 milimetre yağış düşmüştür. Bir konteynerdeki su baskını sonucunda bir vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. Kayıp durumda olan üç vatandaşımızın arama kurtarma çalışmalarına devam edilmektedir” ifadelerine yer verildi.
AFAD, arama ve kurtarma faaliyetlerini yürütmek amacıyla Adıyaman merkezden Tut ilçesinde 15 araç, 14 profesyonel dalgıç, 140 arama kurtarma personeli ile birlikte toplam 346 personel görevlendirildiğini, ayrıca bölgedeki iş makinelerine ek olarak 10 vidanjör, 50 motopomp ve dalgıç pompa, 6 kurtarma botu görevlendirildiğini açıkladı.
Açıklamada Şanlıurfa’da da son 24 saatte metrekareye 111 milimetre yağış düştüğü kaydedilerek iki kişinin kayıp olduğu ihbarı alındığını belirtildi.
Adana, Bingöl, Mersin, Gaziantep İl AFAD Müdürlüklerinden Şanlıurfa’da sel felaketinin yaşandığı bölgeye arama kurtarma personeli sevk edildiğini açıklayan AFAD, arama kurtarma çalışmalarının devam ettiğini bildirdi.
Şanlıurfa’da halihazırda bulunan iş makinelerine ek olarak 270 adet iş makinesi sevk edildiğini ve bölgede beş vidanjör, 100 adet dalgıç pompa ve motopomp, 25 adet su botu, 23 arama kurtarma aracı, 17 profesyonel dalgıç, 162 arama kurtarma personelinin görev yaptığını belirten açıklama, diğer illerden takviyelerin devam ettiğini kaydetti. Bölgede aşırı yağışlardan kaynaklı 562 ihbar alındığını aktaran AFAD “Gelişmeler takip edilmektedir” dedi.
Koybolan itfaiyeciler kurtarıldı
Şanlıurfa’da Köprülü Abide Kavşağı‘nın alt geçidine dolan suda kalan iki itfaiye görevlisi, arama- kurtarma ekiplerince kurtarıldı. İtfaiyecilerin kurtarılması alkışlanırken, yakınları ise birbirlerine sarılarak gözyaşı döktü.
Sudan çıkarılan iki itfaiye eri, ambulansla hastaneye kaldırıldı. Bölgede dalgıç ekipleri de arama-kurtarma çalışmalarını sürdürüyor.
Boğaziçi Üniversitesi (BU) Hayvan Barınma Merkezine (BUPAWS) bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın talimatıyla el konuldu.
Üniversite yönetimi, söz konusu alanın Rumeli Hisarı Fethi Şehitlik Dergâhı‘na yakın olduğu ve başka bir “alana” dönüştürüleceğini gerekçe gösterdi.
Boğaziçi Üniversitesi yerleşkesi içerisinde yer alan ve bir barınaktan ziyade yaşam alanı olarak kurulan merkez, 22 yıldır kampüste yaşayan kedi ve köpeklerin evi niteliğindeydi.
Naci İnci’ye talimat verildi
Bianet‘ten Tuğçe Yılmaz‘ın aktardığına göre, BU Hayvan Barınma Merkezi gönüllüleri, bölgenin 22 yıllık tarihine dikkati çekerek “Burası bir hayvan barınağı olarak görülse de bundan ibaret değil” dedi. “Eğitim programları yapılıyor, birçok okulun öğrencisi ziyaret ediyor. Başka bir barınma merkezinin nasıl olabileceğini burada somut bir şekilde gösteriyoruz herkese.”
Barınma merkezinin tahliyesinin ise uzun zamandır gündeme gelmekte olduğunu aktaran gönüllüler, şunları söyledi:
Fakat biz bunun zamana yayılması, bir birim kurulması, hayvanların yatacak yeri ve güvenli alanları oluşunca gerçekleşmesi arzusundaydık ve yönetim de bunu kabul etmişti. Fakat ne olduysa, birden bire Cumhurbaşkanı, [Boğaziçi Üniversitesi Rektörü] Naci İnci‘ye talimat verdi. Bugün çadırlar sökülmeye başlandı ve şu an bizi apar topar aşağıya (mahalleye) göndermeye çalışıyorlar.
Yapılan müdahale ile hem hayvanların hem de gönüllülerin zor durumda bırakıldığına işaret eden hayvan hakları savunucuları, “Şu anda kapana kısılmış vaziyetteyiz. Ortada hiçbir düzenek yok, köpeklerin bakımını üstlenen arkadaşımızın yatacak yeri yok. Kedi odamız için bir yer yok” diye ekledi.
Barınma merkezinde yaşayan hayvanların sağlık sorunları olduğunu ve bu nedenle güvenli bir alana ve bakıma ihtiyaç duyduğunu ifade eden gönüllüler, “Köpeklerimiz çok yaşlı ve sirkülasyonu olan bir barınak değiliz. Kendi hayatlarını zor idame ettiren hayvanlar bunlar. Çoğu sağır, kör, yürüme güçlüğü olan hayvanlar ve yürüyüşlerini bile bu güvenli alanda yapıyorlar” dedi.
Gönüllüler, Hayvan Barınma Merkezinin tahliye edilmemesi için birçok çözüm önerisi getirdiklerini ve uzlaşmaya çalıştıklarını dile getirdi:
“Bizim asıl talebimiz oradan çıkmamak tabii. Fakat çıkmamız yönündeki baskılara dair pek çok çözüm önerisi de getirdik. Tamam aşağıya inelim, Şehitlik alanından uzaklaşalım, küçülelim dedik. Aklınıza gelebilecek her öneriyi sunduk; fakat buna rağmen yaka paça buradan gönderilmeye çalışılıyoruz şu an.”
Boğaziçi Üniversitesi Barınma Merkezi, hayvanların yaşam alanlarına el konulmasıyla ilgili kurumsal hesabından açıklamada bulundu.
Açıklamada, merkezin halihazırda yüze yakın bakıma muhtaç köpeğe alışılmış “barınak” anlayışından çok uzak, mutlu bir yuva kurduğu ancak “oldu bittiye getirilerek ve kimsenin umrunda olmadan” yuvasından kovulduğu belirtildi.
Barınma Merkezinin Bebek semtinde şartlı bağış karşılığında üniversiteye verilen bir alana taşınmak istendiğini aktaran açıklamada, bu alana kafesler dikildiği ve gerekli koşulların bulunmadığının altı çizildi:
Gönderildiğimiz yerde elektrik yok, altyapı yok, yangın önleyecek düzenek yok, kedilerimizin evi yok, yıllardır çalışan gönüllülerimizin malzemelerini koyacağı başlarını sokacağı alanlar yok, ellerimizle bağışlarla kurduğumuz yaşam alanı haline getirdiğimiz BUPAWS’a dair kafes dışında hiçbir şey yok. Çünkü amaç zaten yeni ve daha güzel bir yaşam alanı kurmak değil, birilerinin kim bilir hangi amaçlarla kullanacağı alandan bizi kovup ileride de istenmeyeceğimiz başka bir alana bizi tıkmak.
Üsküdar Amerikan Lisesi (ÜAL) ile Ulus Musevi Lisesi arasında 14 Mart günü gerçekleştirilen liselerarası futbol maçında Nazi selamı verildiği iddia edildi. İzzet Stamati adlı Twitter kullanıcısı, sosyal medya üzerinden iddiayı dile getirirken, Türkiye Yahudi Topluluğu, sosyal medya üzerinden iddiaları doğruladı.
Avlaremoz‘un aktardığına göre, konuyla ilgili Ulus Özel Musevi Okulları (UÖML) öğrencileri yorum yapmak istemezken, veliler olayın gerçekleştiğini söyledi. UÖML müdürü Funda Kara’nın öğrencilere çok üzgün olduklarını, ÜAL ve müsabakayı düzenleyen kurum ile iletişimde olduklarını bildirirken ayrıca UÖML öğrencilerinin olay sırasında tepkilerini doğru şekilde getirdikleri için öğrencilerle gurur duyduğunu açıkladığı öğrenildi.
Stamati paylaşımında “Bugün oynanan liseler arası futbol müsabakasında Üsküdar Amerikan Lisesi oyuncuları gol sevinçlerini, Ulus Musevi Lisesi oyuncularına gol sevinçlerini Nazi selamı vererek kutlamışlar hem de bir tanesi değil topluca yapmışlar” diyerek Milli Eğitim Bakanlığına ve vakıfa konuyla ilgili soru yöneltti.
Bugun oynanan liseler arası futbol müsabakasında üsküdar amerikan lisesi oyuncuları gol sevinclerini ulus musevi lisesi oyuncularına gol sevinçlerini nazi selamı vererek kutlamışlar hem de bir tanesi degil topluca yapmışlar @MilliEgitimBak@tyahuditoplumu
İddianın sosyal medyada gündeme gelmesi ve tepkilerin yükselmesinin ardından bir açıklama da Türkiye Yahudi Topluluğu tarafından yapıldı. Topluluk, olayın yaşandığını doğruladı.
Topluluk tarafından sosyal medyada yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:
Konu tarafımızca bilinmekte, gerek okul yönetimimiz, gerekse de Türk Yahudi Toplumu başkanlığınca hassasiyetle takip edilmekte ve gerekli girişimlerde bulunulmaktadır.
Konu tarafımızca bilinmekte, gerek okul yönetimimiz, gerekse de Türk Yahudi Toplumu başkanlığınca hassasiyetle takip edilmekte ve gerekli girişimlerde bulunulmaktadır.
Üsküdar Amerikan Lisesi ise sosyal medya üzerinden yaptığı açıklama ile yaşanan olaylar sebebiyle üzüntü içinde olduklarını ve soruşturma başlatıldığını duyurdu.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“1876 yılından bu yana nesiller yetiştiren Üsküdar Amerikan Lisesi olarak; Ulus Özel Musevi Lisesi ile gerçekleştirilen bir futbol maçında, bir takım oyuncumuzun yapmış olduğu yanlış hareketten dolayı derin üzüntü içindeyiz. Kurum ve eğitim felsefemiz gereği, her türlü ayrımcılığın karşısında durduğumuzu önemle vurgulamak isteriz. Ulus Özel Musevi Lisesi okul yetkilileri ile ivedilikle görüşüp üzüntülerimizi iletmiş ve gerekli soruşturmayı başlatmış bulunmaktayız. Konunun hassasiyet ve önemle tarafımızdan takip edileceği tüm kamuoyuna saygıyla duyurulur.”
Kahramanmaraş merkezli depremlerin bilançosunun en ağır hissediliği kentlerin başında gelen ve 20 binden fazla insanın hayatını kaybettiği Hatay ilinin valisi Rahmi Doğan, 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi‘nde aday adayı olmak için görevinden istifa etti.
İstifa kararını sosyal medya hesabından duyuran Doğan, “Beş yıldır yürüttüğüm Hatay Valiliği görevinden, devlet büyüklerimin de müsaadeleri ile 14 Mayıs 2023 tarihinde yapılacak olan milletvekili seçimlerinde memleketim Sivas‘tan aday adayı olmak üzere istifa etmiş bulunmaktayım” dedi.
Doğan, görev yaptığı dönemdeki tüm süreçleri “layıkıyla” yürüttüğünü dile getirerek, “Görev yaptığım süre içerisinde; sel baskınları, orman yangınları, pandemi, İdlib’deki çatışmalar gibi birçok zorlu olaya şahitlik ettim ve bu süreçleri layıkıyla yürüttüm” ifadelerini kullandı.
“Son olarak yaşadığımız deprem felaketi yüreğimde tarifi imkansız derin yaralar açtı. Ben de sizler gibi, eşimle beraber yaşadım bu felaketi. Dostlarımı, çalışma arkadaşlarımı ve bunca zaman hizmet ettiğim değerli hemşehrilerimi kaybettim. Bu hüzün ve derin kederi ömrüm boyunca unutamayacağım.”
Kahramanmaraş merkezli depremlerin üzerinden geçen bir ayda, devlet yetkilileri yardımların zamanında ve eksiksiz şekilde ulaştırılaması nedeniyle tepki çekiyor. Depremin vurduğu kentlerin başında gelen Hatay’a, yeterli miktarda çadır bile henüz ulaştırılabilmiş değil.
ABD‘de bulunan Johns Hopkins Üniversitesi, Harvard Üniversitesi ve Michigan Üniversitesi‘nden bilim insanları menüler üzerindeki olumlu ve olumsuz uyarı etiketlerinin faydalarını ölçebilmek için 2 bin 605’i erkek, 2 bin 444’ü kadın olmak üzere 5 bin 49 kişiyle bir çalışma gerçekleştirdi.
Katılımcılardan önce herhangi bir restoranda sipariş verdiklerini düşünmeleri istendi. Daha sonra fastfood menüler gösterilen katılımcılardan bu menülerden birini seçmeleri istendi.
ABD’deki birçok zincir fastfood restoranında karşılaşılabilecek şekilde dizayn edilen menülerin içeriğinde sığır eti, bitkilerden üretilen et ikamesi, tavuk ve balık sandviçleri, soslu tavuk parçaları ve salata gibi çeşitler yer aldı. Sipariş aşamasına gelindiğinde ise katılımcılar rastgele bir şekilde üç ayrı gruba ayrıldı ve kendilerine farklı şekillerde etiketlenmiş üç menüden biri gösterildi.
Kontrol grubu olarak kabul edilen birinci gruba tüm ürünlerin üzerinde sadece QR kodu olan menü; pozitif çerçeveleme yapılan ikinci gruba üzerinde “İklim değişikliğine etkisi düşük” yazılı yeşil renkli etiketlerle daha çok tavuk, balık ya da vejetaryen seçenekler sunan menü; negatif çerçeveleme yapılan son gruba ise “İklim değişikliğine etkisi yüksek” uyarısı ile kırmızı etiketli et ürünleri gösterildi. Menülerin fiyatları ise gerçek restoran fiyatlarıyla doğru orantılı şekilde belirlendi.
Her menünün üzerine etiketlerin ne anlama geldiğini gösteren açıklamalar da eklendi. “İklim değişikliğine etkisi düşük” yazılı yeşil etiketli menülerin açıklamasında, “Bu ürünün sera gazı emisyonu düşük ve iklim değişikliğine etkisi daha az”; “İklim değişikliğine etkisi yüksek” etiketli ürünlerin açıklamasında ise “Bu ürün çevresel olarak sürdürülebilir değil, sera gazı emisyonu oldukça yüksek ve iklim değişikliğine etkisi yüksek” gibi ifadeler yer aldı.
Negatif uyarıların yer aldığı ürünler daha az tercih edilme eğiliminde
Menü tercihlerini yaptıktan sonra ise katılımcılara, seçtikleri menünün sağlıklı olup olmadığı konusunda ne düşündükleri, ürünlerin üzerindeki etiketleri görüp görmedikleri ve iklim değişikliği konusundaki uyarıların, ürünleri tüketme motivasyonlarını etkileyip etkilemediği yönünde sorular yöneltildi.
Çalışmanın sonuçları, iklim krizine yönelik uyarılarda bulunulan negatif çerçeveleme yapılan grubun, kontrol grubu ve pozitif çerçeveleme yapılan gruba göre sürdürülebilir olmayan menüleri daha az tercih etme eğiliminde olduğunu gösterdi. Elde edilen verilere göre, kontrol grubu ile karşılaştırıldığında negatif etiketleme yapılan grubun yüzde 23,5’i, pozitif etiketleme yapılan grubun ise yüzde 9,9’u sürdürülebilir menüleri tercih etti.
Sonuçları değerlendiren Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kıvanç Nazlım TüzelUraltaş, çalışmanın yapıldığı ABD’nin fastfood ürünlerde kırmızı et tüketiminin en fazla olduğu ülke olduğunu belirtti. Sığır eti üretiminin küresel ısınmaya etkisine yönelik çalışmalar bulunduğunu vurgulayan Uraltaş, ABD’deki çalışmanın da bu kapsamda değerlendirilebileceğini söyledi.
Uraltaş çalışmanın sonucunda olumlu etiketlerin olumsuzlara kıyasla daha az etkili olduğunun görüldüğünü aktararak, “Olumlu olan her mesaj tabii ki kişiyi harekete geçirebilir, aksiyon almasını sağlayabilir. Öte yandan olumsuz mesajlar tüketiciler üzerinde daha etkili oluyor” dedi.
Bu durumun altında yatan temel sebeplerden birinin korku olduğuna değinen Uraltaş, şunları söyledi:
“Olumlu etiketlemeye kıyasla negatif etiketleme, kişilerde korku uyandırdığı için daha etkili oluyor. İnsanlar korktukları şeyi yapmaktan çekindikleri için bu tarz etiketlemeler insanların daha hızlı harekete geçmesini sağlıyor. Yani hem korkmuş oluyorsunuz hem de hızlı bir şekilde tepki vermek istiyorsunuz. Dolayısıyla bu menülerin üzerine yapıştırılacak etiketlerle hem insanların sebze, tavuk ve balık ağırlıklı, daha sağlıklı menüler tercih etmesi amaçlanıyor hem de kırmızı et tüketiminin azaltılması hedefleniyor.”
‘Etiketlerin standart hale getirilmesi gerekiyor’
Ürünlerin üzerine yapıştırılacak etiketlerin standartlaştırılması gerektiğini vurgulayan Uraltaş, “Çalışmanın sonucunda, her marka kendine özel bir etiket yapar ve bunları yapıştırırsa, bir standart yakalanamayacağı, bu durumun suistimale yol açabileceği belirtiliyor. Bunun önüne geçilebilmesi için devletin bu işaretlerin standartlaştırılması konusunda çalışmalar yapması gerekiyor” diye konuştu.
Sigara paketlerinin üzerine caydırıcılık amaçlı konulan etiketlerin tüketiciler üzerindeki etkilerinden örnekler veren Uraltaş, yapılan araştırmalara göre sigara etiketlerinin tiryaki olarak adlandırılan tüketiciler üzerindeki etkisinin daha önce hiç başlamamış olanlara oranla daha az olduğunu kaydetti:
“Tiryakilerin tamamen bırakması üzerinde çok etkili olmasa da içilen miktarı azaltmaları konusunda etkili olduğu söylenebilir. Yapılan araştırmalar, bu etiketlerin sigaraya hiç başlamamış genç neslin üzerinde ise çok etkili olduğunu gösteriyor.”
Çalışmadaki olumlu etiketlemenin sürdürülebilir menü tercihinde artış sağlamasının da göz ardı edilmemesi gerektiğinin altını çizen Uraltaş, “Hem küresel ısınma ve iklim krizi hem de daha sağlıklı beslenme açısından bunlar çok güzel sonuçlar. Çalışmanın sonuçları kapsamında daha sağlıklı bir dünyaya doğru gidişatın arttığını düşünüyorum” diye ekledi.
Kahramanmaraş depremlerinden en çok etkilenen Adıyaman ve Şanlıurfa‘da gerçekleşen sağanak yağış nedeniyle meydana gelen selde beş kişi hayatını kaybetti. Adıyaman’ın Tut ilçesinde bir bahçedeki konteynerin suya kapılması sonucu bir kişi hayatını kaybederken Şanlıurfa Valisi Salih Ayhan ise kentteki sel felaketinde 4 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu yaptığı açıklamada, selin etkili olduğu Şanlıurfa ve Adıyaman’da 5 kişinin hayatını kaybettiğini belirtti. Adıyaman’da 4 kişi kayboldu. İki şehirde toplamda 10 kişinin kaybolduğu belirtiliyor. Kayıplardan ikisi ise itfaiyeci.
Depremin ardından vatandaş zaten barınma sıkıntısı çekiyor, birçoğu toprak zemine kurulu çadır ve konteynerlerde kalıyordu.
Şanlıurfa’da depremzedelerin barındığı Haliliye ilçesindeki Ahmet Yesevi mahallesinde kurulan çadırlar da su altında kaldı. Kahramanmaraş merkezli yaşan depremlerden sonra devam eden artçıların verdiği kaygıyla evlerinden çadırlara sığınan depremzedeler bu sel baskınıyla ise çadırlardan evlere sığındı. Şanlıurfa Valiliği vatandaşlara evlerinden çıkmamaları ve güvenli alanlardan ayrılmamaları uyarısında bulundu.
Fotoğraf: Jiyan Erkılıç
Adıyaman’da bir kişi hayatını kaybetti, dört kişi kayıp
Adıyaman‘ın Gölbaşı ilçesine koordinatör olarak atanan Tokat Valisi Numan Hatipoğlu, sağanak nedeniyle tüm bölgeyi etkileyen afette bir konteynerin suya kapıldığını belirtti.
Fotoğraf: Jiyan Erkılıç
Bölgeye Adıyaman ile Gölbaşı ilçesinden destek ekiplerin sevk edildiğini vurgulayan Hatipoğlu, şöyle konuştu:
“Destek ekiplerimizin ve araçlarımızın bir kısmı burada bir kısmı da yolu temizleyerek geliyor. Olayda bir vatandaşımız vefat etti, dört vatandaşımız kayıp. Ekiplerimiz arama çalışmalarını sürdürüyor. Diğer vatandaşlarımıza da ulaşmaya çalışıyoruz. En kısa zamanda inşallah vatandaşlarımıza ulaşmayı ümit ediyoruz. Gerçekten tüm bölgeyi derinden etkileyen bir afet. Vatandaşlarımızın kendi imkanlarıyla temin ettiği konteynerin sulara kapılması sonucu böyle bir olay oldu.”
Şanlurfa’da dört kişi hayatını kaybetti, altı kişi kayıp
Şanlıurfa Valisi Salih Ayhan ise kentteki sel felaketinde 4 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. İlde kayıplar olduğu belirtiliyor.
Kentin merkezinde bulunan köprülü Abide Kavşağı‘nın altından araçlarıyla ilerlemeye çalışan vatandaşlar, sel sularına kapıldı. Can pazarının yaşandığı kavşakta bir kadın ile bir çocuk son anda vatandaşlar tarafından halat atılarak bulunduğu yerden kurtarıldı.
Şanlıurfa’da onlarca cadde ve sokağı sel altında kalırken, sosyal medyaya yansıyan görüntülerde bazı vatandaşların köprülerde mahsur kaldığı görüldü. Kent merkezinden geçen derelerin taşması sonucu ana yollar suyla kaplandığı için birçok yol trafiğe kapandı.
Fotoğraf: Jiyan Erkılıç
Sel sularıyla taşan kavşakta iki itfaiye eri ile dört vatandaşın sel sularına kapıldığı belirtilerken, su altı arama ve kurtarma dalgıç ekipleri arama kurtarmaya çalışması başlattı. Halen kent merkezinde sel sularına kapılan araçlar nedeniyle ulaşım güçlükle sağlanırken, ekiplerin çalışmaları devam ediyor.
Şanlıurfa’da etkili olan sağanak yağış hayatı olumsuz etkiledi. Siverek, Hilvan, Suruç ve Viranşehir ilçeleri ile kent merkezinde sağanak yağış sele dönüştü. Yağış dolayısıyla birçok ev ve işyeri su altında kaldı. Ev ve işyerlerine giren sular vatandaşlar ve belediye ekiplerince tahliye edildi.
Göle dönen cadde ve sokaklarda trafik akışında aksaklıklar yaşandı. Kent merkezi ve ilçelerinde etkili olan sağanak yağış nedeniyle ekili tarım arazileri de sular altında kaldı.
Etkili olan sağanak nedeniyle kentte okullara bir gün ara verildi. Şanlıurfa Valiliğinden yapılan açıklama, gece boyunca yağışların artarak devam etmesinin beklendiğini ve ertesi gün de devam edeceğini ifade ederek ildeki tüm okul kademelerinde eğitim öğretime bir gün ara verildiğini belirtti.
Valilik, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan, hamile ve engelli olan kamu görevlilerinin de 15 Mart’ta idari izinli sayılacağını açıkladı.
Şanlıurfa Valisi Salih Ayhan, Eyyübiye Eğitim ve Araştırma Hastanesi‘nin yoğun bakım servisinin su baskınına uğradığını belirterek “Hemen hızlı müdahale edilerek deplase edildi ve şu anda bodrum katları temizlenmekte. Orada 25 hastamız vardı, onların her birinin sağlıklı bir şekilde diğer hastanelere nakilleri gerçekleştirildi, şu an bir olumsuzluk yoktur” dedi.
Fotoğraf: Jiyan Erkılıç
Kentte etkili olan yağış sonrası sahada incelemelerde bulunan Vali Ayhan, daha sonra Güvenlik ve Acil Durumlar Koordinasyon Merkezi‘nde (GAMER) alınan tedbirler ve sahada yürütülen çalışmaların değerlendirildiği toplantıya katıldı.
Ayhan, şunları söyledi:
“Şanlıurfa son yılların en yoğun yağışını bugün aldı, yarın da bekliyoruz. Urfa’nın yıllık yağış ortalaması 450 kilogram, sadece iki gündeki toplam yağış miktarı neredeyse 150 kilogram. Mart ayında yıllık ortalama yaş miktarı 57 kilogram, sadece bugünkü yağış miktarı 77 kilogram, dolayısıyla büyük bir yağışın olduğunu ve genel hayata etkilerini de buradan görebilmekteyiz.
Söz konusu aşırı yağışların etkilerinin trafik akışında, bodrum katları su basmasında, kamu kurum ve kuruluşlarının yanı sıra tarım arazilerinin etkilenmesinde de görüldüğünü aktaran Ayhan, büyükşehir belediyesi, ilçe belediyeleri, karayolları, DSİ, emniyet ve jandarmanın kriz merkezinde durumu takip ettiğini ifade etti.
Ayhan, vatandaşlardan zorunlu olmadıkça evlerinden çıkmamalarını isteyerek, “Tabii bu yağış arttıkça da özellikle Harran bölgesindeki yerleşim yerlerinin olsun, tarımsal arazilerin de bir risk altında olduğunu da söyleyebilirim. Bu konuda DSİ’miz ve ilgili birimlerimiz teyakkuzda hazır beklemekte” diye konuştu.
Malatya’nın Doğanşehir ilçesinde su kanalı patladı
Malatya‘nın Doğanşehir ilçesinde etkili olan sağanak yağış ilçe merkezinde sele neden oldu. Bir derenin taşması ve su kanalının patlaması sonucu Vahap Küçük Meydanı’nda bulunan çadırları ve ilçe merkezindeki evleri su bastı.
Belediye ve AFAD ekipleri depremin ardından ilçe merkezinde kurulan çadırların etkilenmesi için iş makineleri ile su tahliyesi gerçekleştirdi.
Doğanşehir Belediye Başkanı Durali Zelyurt, sabah saatlerinde etkili olan aşırı yağış nedeniyle kanalın patladığını aktararak bölgede çalışmaların sürdüğünü ifade etti.
Zelyurt, “Akçadağ istikametine su taşıyan Sürgü Barajı‘nda ana kanalda patlama sonucu ilçe merkezi ile Çukur mahallelerimizi su bastı. Baskınlar sonra kanalın olduğu bölgeye gelerek patlayan yeri tespit ettik ve yolu yararak suyu dereye verdik. Yağışlar devam edeceğinden dolayı tüm ekipler sahada” dedi.
İlçede henüz sel felaketiyle ilişkili can kaybı veya kayıp bildirimi yapılmadı.
HDP ve CHP’nin depreme ilişkin TBMM‘ye sunduğu öneriler reddedildi. HDP’nin, “Olası depremlere karşı alınabilecek önlemlerin belirlenmesi” amacıyla verdiği Meclis Araştırma Önergesi, TBMM Genel Kurulu’nda AKP ve MHP milletvekillerinin oyları ile reddedildi. CHP’nin ise ‘Arama kurtarma faaliyetleri başta olmak üzere deprem sonrası yaşanan aksaklıklar’ hakkında genel görüşme açılmasına yönelik grup önerisi; TBMM Genel Kurulu’nda AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.
ANKA Haber Ajansı‘nın aktardığına göre; HDP’nin, “Olası depremlere karşı alınabilecek önlemlerin belirlenmesi” amacıyla TBMM Başkanlığına verdiği Meclis Araştırma Önergesi’nin gerekçesini açıklayan HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay şunları söyledi:
“Bu ülkeyi 20 yıldır yöneten AKP iktidarı, Erdoğan rejimi ne yazık ki önceliği insan ve yaşam olmayan bir anlayışla; önceliği rant, kar, kasaları doldurmak, sermaye biriktirmek olduğu için toplum, doğa, ekoloji bir kenara bırakıldı. Kentlerin güvenli kentler olması bir kenara bırakıldı ve rantsal bir dönüşüm için son dönemlerde harcandı. Yüz bini aşkın yurttaşımız ölüme sürüklendi, çok sayıda yurttaşımız yaralandı, evsiz, hiçbir şeysiz kaldı.
Nüfusun yüzde 98’i birinci ve ikinci derece deprem kuşağında yaşıyor. MTA’nın yaptığı çalışmalara göre 18 kent merkezi, 80’ini aşkın ilçe, 500’ü aşkın köy doğrudan fayın üzerinde bulunuyor. Marmara depremi eli kulağında, her an gelebilir. İstanbul’da iyimser bir beklentiyle 200 bine yakın bina yıkılacak. 20 yılda kaç bina kentsel dönüşüme uğratıldı? İstanbul depremi tehlike ve riski etüdü 2002’de yapıldı, İstanbul deprem master planı 2003’te yapıldı, İstanbul sismik mikro bölgelemesi 2011’de yapıldı. Bu araştırmalar İstanbul’un deprem tehlikesini, zemin hareketini, heyelan bölgelerini, sıvılaşmayı, tsunamiyi pek çok şeyi inceledi. Bu kağıtların üzerindeki hiçbir bilgi hayata geçirilmedi. Kıyılar dolduruldu, acil tahliye barınma alanları sel taşkın yerlerine imarlar verildi, kentsel dönüşüm rantsal dönüşüme çevrildi ve milyonlarca insanın hayatı risk altında.”
‘Adıyaman’ı unutanları, siz nasıl bir muameleyle ödüllendireceksiniz?’
CHP Adıyaman Milletvekili Abdurrahman Tutdere ise önergenin reddine ilişkin olarak “İçişleri Bakanlığı’nın, AFAD’ın hemen deprem sonrası yapmış olduğu iç yazışmasında şehirleri tek tek sayıyor. Adıyaman yok. Yine Ulaştırma Bakanlığı deprem sonrası hava araçları görevlendirme yazısını çıkarıyor. İlleri tek tek sayıyor, Adıyaman yok. Hükümet Adıyaman’ı afette de unuttu. Yani Adıyaman iki kere yıkıldı. Adıyaman’da insanlar iki kere öldü. Peki soruyorum size, bu ihmali yapanlar, bu cinayeti işleyenler hakkında siz hükümet olarak ne yaptınız? Adıyaman’ı unutanları, siz nasıl bir muameleyle ödüllendireceksiniz?” dedi.
‘Utanç verici bir tablo’
HDP’li Serpil Kemalbay “Yaşadığımız Kahramanmaraş merkezli korkunç depremin arkasından baktığımızda ne öncesinde önlendi ne esnasında yardım gönderildi ne sonrasında el uzatıldı. Bu asrın felaketi diye aktarılan şey asrın yüzsüzlüğüyle toplumda normalleştirilmeye çalışıldı. Utanç verici bir tablo. Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı’nın bu ölümlerde direk dahili olduğu halde, imzası olduğu halde önlem almayarak, çözüm üretmeyerek toplumu ölüme sürüklediği halde istifası da yok, yargılanması da yok” ifadelerini kullandı.
‘Felaketler bitmiyor, molozlar var, enkaz var, asbest tehlikesi var’
Mutlaka vakti geldiğinde bu önlemi almayan herkesin, bütün siyasi sorumluların da hesabını soracaklarını söyleyen Kemalbay, şunları aktardı:
“Bu bitmemiş gibi bir de depremin arkasından büyük bir sağlık felaketine imza atılıyor, Erciyes Dağı büyüklüğünde bir enkaz kalkacak depremin arkasından. Tabii ki felaketler bitmiyor, molozlar var, enkaz var, asbest tehlikesi var. Asbest minerali saçın binde 1’i büyüklüğünde, kıvrımlı, soluduğumuz zaman, 1 tanesi bile ciğerimize gittiği zaman o çeperde kanser yaratan, son derece tehlikeli bir atık ve bu asbest atığına karşı bakıyoruz hangi önlem alınmış? Hiçbir önlem alınmıyor.”
CHP’li milletvekili Tutdere ise “Yaşadığımız depremde TBMM’de 5 milletvekili ile temsil edilen 700 bin nüfusluk bir şehir unutuldu. Nasıl mı? Bakınız İçişleri Bakanlığı’nın, AFAD’ın hemen deprem sonrası yapmış olduğu iç yazışmasında şehirleri tek tek sayıyor. Adıyaman yok. Yine Ulaştırma Bakanlığı deprem sonrası hava araçları görevlendirme yazısını çıkarıyor. İlleri tek tek sayıyor, Adıyaman yok. Bakınız bu unutulan, yok sayılan Adıyaman sadece Pazarcık’a 10 kilometre mesafede Gölbaşı ilçemiz var. Komşu bir il, hükümet Adıyaman’ı afette de unuttu” şeklinde konuştu.
‘Üç gün boyunca, iki metre bir kefeni Türkiye Cumhuriyeti hükümeti vatandaşına veremedi’
Tutdere, depremden sonra yaşanan aksaklıkları ve ihmalleri ise yeniden hatırlattı:
“Türkiye Cumhuriyeti güçlü bir devlettir dedik. Kurumlarımız var dedik. Vatandaş, ‘başıma bir şey gelirse, devlet gelir’ dedi ama yoktu devlet. AFAD’ınız yoktu, Kızılay’ınız yoktu. 3 gün boyunca insanlar enkazlarının başında, cenazelerinin başında kaderiyle baş başa kaldılar. Aç, susuz ve enkaz altında binlerce insan donarak öldü. Görüntüleri var, fotoğrafları var. Kimse bu gerçekleri inkâr edemez. Enkaz altında kendi yakınlarını çıkaran insanlar, araba bagajlarında cansız bedenleri battaniyelere sararak gömdüler. Elbiseleriyle gömdüler. 150’şer kişiler halinde çukur mezarlıklar açıldı, toplu definler yapıldı. İnsanlar kendi yakınlarının peşinden bir Fatiha okuyamadılar. Hiçbir dini vecibesini yerine getiremediler. Bir ceset torbası veremediniz 3 gün boyunca, 2 metre bir kefeni Türkiye Cumhuriyeti hükümeti vatandaşına veremedi.
Bakınız, bu ülkenin AFAD’ı var. 2023 bütçesini burada konuşurken, İçişleri Bakanlığı aldı açıkladı; ‘81 bin çadırımız var, battaniyemiz var, arama kurtarma personel sayımızı yüzde 44 artırdık, şunu yaptık bunu yaptık’ Arkadaşlar, aradan 37 gün geçmiş hala vatandaşa bir çadır veremedik ya… Genel görüşme talebimizde gerçekten arama kurtarmanın bu tür ülkede yeniden masaya yatırılması gerekiyor. Adıyaman’da arama kurtarma merkezini, şehir merkezindeki hükümet binasının 5’inci katına taşımışlar düşünebiliyor musunuz? Depremler oluyor art arda, kent sallanıyor, koordinasyon merkezi şehrin en büyük yıkımının Atatürk Bulvarı’ndaki hükümet binasında… Millet oturduğu yerde sallanıyor. Peki bunu bile beceremeyen bir AFAD bir koordinasyon vatandaşı nasıl enkazdan kurtaracak? Oturup bunları düşünmemiz lazım. Birbirimize hamaset yapmamıza gerek yok ama bu ülkenin bir gerçekliği arama kurtarma, ekipman, araç gereç eksikliği vardır Türkiye’de…”