Ana Sayfa Blog Sayfa 444

Rapor: Avrupa geçen yıl iklim krizinden en fazla etkilenen kıta oldu

Dünya Meteoroloji Örgütü ve Avrupa Birliği‘nin Copernicus İklim Değişikliği Servisi tarafından ortak hazırlanan bir raporda, “Avrupa’nın küresel ısınmadan geçen yıl an fazla etkilenen kıta olduğu” uyarısı yapıldı.

Avrupa’da 2022 yılında, sıcaklığın endüstri öncesi dönemin 2,3 derece üzerinde olduğu kaydedilen raporda, yaşlı kıtanın fosil yakıt kullanımı gibi insan faatliyetleri kaynaklı iklim değişikliğinin yol açtığı daha ölümcül sıcak dalgalarına karşı gerekli hazırlıkları yapması gerektiği belirtildi.

Rapora göre geçen yıl Avrupa’da 16 bin kişi hayatını kaybederken, seller ve fırtınalar 2 milyar dolar maddi hasara yol açtı.

Bilim insanları, ekinleri kurutan kuraklık, rekor deniz yüzeyi sıcaklıkları ve benzeri görülmemiş buzul erimesini aşırı sıcak havanın en belirgin sonuçları arasında gösterdi.

euronews Türkçe‘nin aktardığına göre, 1980’lerden bu yana küresel ortalamanın iki katı kadar ısınan Avrupa kıtası rapora göre, geçen yıl rekor düzeydeki en sıcak yazı yaşadı.

Fransa, Almanya, İtalya, Portekiz, İspanya ve İngiltere geçen yıl rekor düzeyde en sıcak yılını yaşayan ülkeler arasında yer aldı.

‘Yangınlar nedeniyle en büyük ikinci yeşil alan kaybı yaşandı’

Küresel sıcaklığın ise geçen yıl endüstri öncesi döneme göre 1,2 derece üzerinde olduğunu tespiti yinelenen raporda, sıcaklıkları artıran fosil yakıt emisyonlarına düşürmek için fazla katkıda bulunmayan fakir ülkeler de yine küresel iklim değişikliğinin en fazla zarar görenleri olarak gösterildi.

Dünya Meteoroloji Örgütü Genel Sekreteri Petteri Taalas, raporun yayınlanması dolayısıyla yaptığı açıklamada, “Avrupa’da, yüksek sıcaklıklar şiddetli ve yaygın kuraklık koşullarını artırırken, orman yangınlarını körükledi. Resmi kayıtlara göre geçen yıl yangınlar yüzünden ikinci en büyük yeşil alan kaybı yaşandı. Binlerce kişi ise aşırı ısıyla ilişkili olarak hayatını kaybetti.” dedi.

‘Daha sık ye yoğun bir şekilde yaşanacak’

Yer izni beşinci kez iptal edilen Kazdağı Ekofest Hacıkayyum Yeşil Park’ta yapılacak

Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği tarafından ‘Haklarımızla varız’ sloganıyla düzenlenen Kazdağı Ekofest‘in yeni yeri belli oldu.

Daha önce Edremit Darıdere Tabiat Parkı’nda yapılması planlanan ancak orman yangını tehdidi gerekçesiyle alan izni iptal edilen ekolojik festivalin Çanakkale‘nin Bayramiç ilçesinde bulunan Hacıkayyum Yeşil Park’da yapılacağı açıklandı.

Ayrıca festivalin daha önce 21-25 Haziran olarak belirlenen tarih aralığı 22-24 Haziran olarak güncellendi.

Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği tarafından yapılan konuya ilişkin basın açıklamasında “Yangına karşı çok hassas olan ve doğayı korumak amacıyla yıllardır mücadele eden derneğimiz, daha önceki tüm festival organizasyonlarımızda olduğu gibi tüm önlemleri alacaktır.  Bayramiç Belediyesi tarafından festival süresince alanda 24 saat bir itfaiye aracı bulundurulacaktır” ifadelerine yer verildi.

Çadır konaklamalı festival kapsamında çocuklar, gençler ve yetişkinler için spor etkinlikleri, atölyeler, paneller, forumlar, standlar, müzik ve belgesel gösterimi yer alacak.

‣ Bakanlıktan Kazdağları Ekofest’e beşinci iptal kararı: Bir araya gelmemiz rahatsızlık yaratıyor

Ne olmuştu?

İlki 2014 yılında düzenlenen Kazdağı Ekofest, 2016’da darbe girişimi, 2020 ve 2021 yıllarında pandemi, 2022 yılında ise yangın gerekçe gösterilerek iptal edilmişti.

Bu yıl festivalin Edremit Darıdere Tabiat Parkı’nda düzenlenmesi için Tarım ve Orman Bakanlığı 2’nci Bölge Müdürlüğü‘nden gerekli izinler alınmasına rağmen, alan izni bir kez daha yangın gerekçesiyle iptal edilmişti.

Karar, Kazdağı Ekofest için verilen toplamda beşinci, üst üste ise dördüncü iptal kararı olma özelliğini taşıyordu.

Mersin Yenişehir’de çocuklar ekolojik seralarda ata tohumlarına hayat verdi

Video haber: Abidin Yağmur

*

Mersin‘in Yenişehir ilçesinde düzenlenen Ata Tohum Üretim Projesi kapsamında Barbaros Ortaokulu’nda ekolojik sera kuruldu.

Yenişehir Belediyesi tarafından yürütülen proje ile çocukların ata tohumlarını koruması, yetiştirmesi ve geleceğe taşıması hedefleniyor.

Belediye, endüstriyel tarımın yaygınlaşmasıyla birlikte kaybolmaya yüz tutmuş ata tohumlarının korunması ve yeniden canlandırılması için başlatılan projede çocuklarla birlikte çalışıyor.

Mart ayında ata tohumlarını toprakla buluşturan Barbaros Ortaokulu öğrencileri, ekolojik seralarda domates, salatalık, patlıcan ve biberden oluşan yetiştirdikleri ilk ürünleri topladı.

Çocuklar proje kapsamında üretim yaparken, ata tohumlarının önemi ve geleceğe taşınması konusunda da bilgilendirildi. Böylelikle çocukların ata tohumları konusunda farkındalık sahibi olarak geçmişe ve tarımsal çeşitliliğe sahip çıkmaları hedefleniyor.

tohum

‘Ata tohumları çocukların ellerinde hayat buluyor’

Çukurova Üniversitesi Eğitim Bilimleri Ana Bilim Dalı’nda doktora yapan ve teziyle projeye de ilham veren Burcu Demirokları, projede çocuklara ilk olarak tohumun ne olduğunu aktararak tohumları tanımalarını sağlandığını belirtti.

Demirokları, Barbaros Ortaokulu’nda yürütülen proje sürecini şöyle anlattı:

“Biz bu bahçemize domates, salatalık, biber ve patlıcan ektik. Çocuklara bu tohumları anlattık. Ve bunları biz bir kitapçığa dönüştürdük. Bundan sonraki yaşantılarında o kitapçık onlara bir rehber olsun ve bu şekilde sürece devam etsinler.”

tohum

Demiroklar, seranın kurulmasıyla başlayan üretim sürecine değinerek “İlk önce serada tohumu yeşerttik, fideye dönüştükten sonra bunları toprağa indirmek için şaşırtma işlemi yaptık” dedi.

Üretim sürecine dahil olan çocukların tarım ürünleri için oldukça sahiplenici davrandığını aktaran Demiroklar, şunları ekledi:

“Çocuklarda öyle bir sahiplenme oldu ki; az önce de çocuklarımızla yaptığımız etkinlikte hasatta herkes ‘bu domates benim, bu biber benim, benim biberim çıkmış, benim domatesim çıkmış’ şeklinde sahiplendiler bahçeyi. Umarım bundan sonraki süreçte de ata tohumları yüzyıllardır gelen tohumlarımız ve bundan sonraki nesile de aktarılabilecektir.”

tohum

‘Her aşamada öğrencilerimizi dahil ettik’

Yaklaşık 19 yıldır Barbaros Ortaokulu’nda Sosyal Bilgiler öğretmeni olarak görev yapan Ebru Bibar ise ilk kez bu kadar verimli ve keyifli bir projenin içerisinde yer aldığını belirterek “Ekim aşamasında da, tohumların fideye dönüştürme aşamasında, fidenin tarlayla buluşma aşamasında öğrencilerimizi işin içerisine kattık. Gerçekten çok keyif aldılar” diye belirtti.

Bibar, şunları ekledi:

“Yenişehir Belediyesi gerçekten çok güzel bir iş birliği içerisinde bize seranın yapımında, stantlarımızın kurulmasında ve bu alanın yapılmasında çok büyük desteği olduğu, destek olmaya da devam ediyor. Belediye Başkanımız Abdullah Özyiğit’e ve Yenişehir Belediyesi ekiplerine teşekkür ediyoruz.”

Brezilya’nın güneyini vuran kasırgada ölü sayısı 13’e yükseldi

Brezilya‘nın Rio Grande do Sol Eyalet Valisi Eduardo Leite, açıklamasında ülkenin güneyini vuran şiddetli kasırganın 40 kasabada etkili olduğunu, sel ve heyelana yol açtığını bildirdi.

Sputnik Türkiye‘nin aktardığına göre yetkililer, 13 kişinin öldüğünü, 20 kişinin kaybolduğunu ve 3 bin 700 kişinin tahliye edildiğini duyurdu.

Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva‘nın talimatıyla bölgeye iki bakanın gönderildiğini belirten yetkililer, arama kurtarma çalışmalarının aralıksız sürdüğünü kaydetti.

Sel ve heyelan nedeniyle bazı uçuşlar iptal edildi; otoyol ve caddeler trafiğe kapatıldı.

Enerji hatlarının zarar görmesi nedeniyle bazı kasabalara halen elektrik verilemiyor.

Arjantin ve Uruguay da yıkımlara yol açan kasırga nedeniyle önlemlerini artırma kararı aldı.

Termik santrale karşı tek kişilik barikat: Tayyibe Teyze

Video haber: Hakan TOSUN

*

Dünyada termik santrallerin kapatılması için ciddi adımlar atılırken Türkiye’de termik santrallere büyük bir hızla yenileri ekleniyor. Aynı bölgede üç veya daha fazla santralin olduğu düşünüldüğünde durumun ne kadar vahim olduğu görülüyor. İkizköylüler 2018 yılında köylerinin bir mahallesini Yeniköy-Kemer Termik Santrali‘ne kaptırdıktan sonra hem Akbelen Ormanı’nı hem de köylerinin kalan mahallelerini korumak için 700 gündür direniyor.

Santral, bacalardan çıkan zehirli gazın insan sağlığını tehdit emesiyle birlikte doğaya da geri dönüşü telafisi zor zararlar veriyor. Diğer bir önemli bir sorun ise kömür yatakları biten şirketlerin yeni rezerv alanları için kendilerine yeni yerler aramaları. İkizköy’deki direnişin merkezinde bu isteğe karşı duruş yatıyor. Yeniköy-Kemerköy Termik Santrali İkizköy’e bağlı Işıkdere mahallesini bunun için almış. Köylülerin deyişiyle; İkizköy burada bir baraj işlevi de görüyor. İkizköy’ü aşmaları halinde kilometrelerce uzunlukta ve onlarca köyü içine alan devasa büyüklükte bir alanı ele geçirmiş olacaklar. Bu bir bölgenin tamamen bitmesi anlamına geliyor. Zira 41 yıldır çalışır durumda olan Yatağan Termik Santrali kuruluşundan bugüne kadar geçen 42 yıl içinde rezerv alanları için 10 köyü yutmuş.

Türkiye’nin ilk termik santrallerinden biri olma özelliği taşıyan Yatağan Termik Santrali Yeniköy-Kemerköy Santrali’ne sadece 45 km uzaklıkta. Rezerv alanları için kendilerine yeni alanlar arayan şirketi Tayyibe Teyze durdurmuş. Babasından kalma zeytinliklere el koymak isteyen şirketi mahkeme kararları ve kararlı direnişiyle durdurmayı başarmış.

Tam dokuz yıldır büyük bir inatla direnişine devam eden Tayyibe Demirel ne olursa olsun babadan kalma zeytin ağaçlarını termik santrale vermeyeceğini ifade ediyor. Tayyibe Demirel’e göre adım adım ilerleyen maden, zeytinliklere zarar verdikçe köylüler arazilerini satmak zorunda kalıyor.

Kendi arazisini almak içinde farklı yollar denendiğini söyleyen Demirel şirket görevlisinin “Ne yapıp edip alacağım senin bu arazini” dediğini belirtiyor. Ayrıca Demirel, 3773 sayılı yasaya göre zeytinliklerin kamulaştırılmasının engellendiğini bunu yapmasının kanunsuz olduğunu vurguluyor.

Demirel, Turgut köyünün verimli tütün bahçelerine sahip olduğunu köylünün arazilerini satmak zorunda kalmasıyla köylünün şehir merkezlerinde çalışmak zorunda kaldığını söylüyor. Tütüncülüğün bitme noktasına gelmesiyle şimdi ise sıranın zeytinliklere geldiğini ifade eden ve dokuz yıldır büyük bir özveriyle mücadelesine devam eden Tayyibe Demirel zeytinliklerini şirkete satmamakta kararlı.

İklim krizi: Aşırı sıcaklar Hindistan ve Meksika’da 100’den fazla can aldı

Bu yıl El Nino hava durumunun da etkisinin yaşanacağı yaz aylarıyla birlikte sıcak dalgaları da yeniden etkili olmaya başladı. Dünya genelinde etkili olan sıcak hava Hindistan‘ın kalabalık eyaletlerinde ve Meksika‘da çok sayıda can kaybına yol açtı. Uzmanlar, can kayıplarına neden olan aşırı sıcaklıkların daha önceden var olan sağlık sorunlarının da ağırlaşmasına yol açtığı ve özellikle yaşlıların ve hipertansiyon gibi rahatsızlığı olanların büyük risk altında olduğu konusunda uyarıyor.

‣ Araştırma: Hayal dahi edemeyeceğimiz sıcak dalgalarına karşı hazırlık yapmalıyız
‣ İklim krizi: Avrupa’da aşırı hava olayları 40 yılda 195 bin can aldı

Hindistan’da sıcaklığa bağlı 96 ölüm

Fotoğraf: AP

Hindistan’da sıcaklık mevsim normallerinin 5 derece üzerine çıkarak 43 santigrat dereceye ulaştı. Kuzeydeki Uttar Pradesh ve doğudaki Bihar eyaletlerinde etkili olan aşırı sıcaklar 96 kişinin yaşamını yitirmesine neden oldu.

İki eyalette yaşamını yitiren 54 kişinin çoğunluğunun 60 yaş ve üzeri olduğu belirtilirken, yetkililer 60 yaş üstü veya sağlık sorunu bulunan kişilerin gündüzleri dışarı çıkmamaları için uyarılar yayımlandı.

Ballia‘da görev yapan sağlık yetkilisi S. K. Yadav, son üç gün içinde yaklaşık 300 hastanın sıcaktan ağırlaşan çeşitli rahatsızlıklar nedeniyle bölge hastanesine kaldırıldığını aktardı.

Ballia’daki yetkililer, durumun daha da kötüleşmesinden endişe ederek sağlık personelinin izin başvurularını iptal etti ve olası hasta akınına karşı acil servis kapasitesini artırdı.

‣ El Niño zamanı geliyor: Benzeri görülmemiş sıcak dalgaları görülebilir
‣ Güney Asya’daki ‘erken sıcak dalgaları’, tüm dünya için alarm işareti

Meksika’da sıcak dalgası: Son yılların en bunaltıcı günleri

Fotoğraf: AFP

Meksika’da nisanın ortasından bu yana etkili olan üçüncü sıcak dalgası nedeniyle sekiz kişi yaşamını yitirdi.

Başkent Mexico City’de sıcaklıklar 35 dereceye ulaşarak rekor kırdı.

Meksika yerel basınının aktardığına göre, sıcaklıklar ülkenin kuzeybatısı ile güneydoğusunda mevsim normallerinin birkaç derece üzerinde seyrederken, aşırı sıcaklıklar can kayıplarına yol açıyor.

Sağlık Bakanlığı, yoğun sıcak dalgası nedeniyle hastaneye onlarca kişinin güneş çarpması şikayetiyle başvurduğunu, bunlardan sekiz kişinin ise aşırı sıcaklıklara bağlı nedenlerle hayatını kaybettiğini açıkladı.

Sıcak dalgası ülkenin Sonora, Veracruz, Quintana Roo ve Oaxaca eyaletlerinde etkisini gösterirken, yüksek sıcaklıkların birkaç gün daha süreceği tahmin ediliyor.

Ülkede sıcaklıklar 40 dereceyi aşarken, son yılların en bunaltıcı günlerinin yaşandığı kaydedildi. Ülkenin meteoroloji servisi vatandaşlara, özellikle öğle saatlerinde mecbur kalmadıkça dışarı çıkmamaları tavsiyesinde bulundu.

İnsan faaliyetleri birinci derecede sorumlu

Fosil yakıt kullanımına bağlı insan faaliyetleri sonucu yaşanan küresel ısınma, doğanın döngülerini pek çok yönden etkiliyor. İklim bilimi ve meteoroloji uzmanları her yıl, iklim krizinin aşırı hava olaylarının sıklığını ve şiddetini artıracağı konusunda uyarılarda bulunuyor.

Küresel hava düzenlerindeki değişiklikler nedeniyle doğal iklim değişikliği içinde aşırı ısı olayları meydana geliyor. Bilim insanları, bu olayların son on yıllardaki sıklığı, süresi ve yoğunluğundaki artışın gezegenin gözlemlenen ısınmasıyla açık bir şekilde bağlantılı olduğuna ve insan faaliyetlerine atfedilebileceğine vurgu yapıyor.

‣ Aşırı sıcak dalgaları, hava kirliliğiyle birleştiğinde ölüm riski önemli ölçüde artıyor
‣ İklim krizi: Avrupa’da erken sıcak dalgası, orman yangınları; Asya’da sel
Aşırı sıcaklar iklim kriziyle mi ilgili?

İklim Bilimci Prof. Kurnaz: Şiddetli yağışlar iklim değişikliğinin beklenen, doğal sonuçları

Türkiye’de sel felaketleri mayıs ayında artışa geçerek haziran ayında zirve noktasına ulaşıyor.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü‘nün Türkiye genelinde meteorolojik afet verilerine göre, bu yıl en fazla afet haziran ayında görüldü.

DHA‘nın aktardığına göre, Boğaziçi Üniversitesi İklim Politikaları Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz, ağustos ayına kadar beklenmedik yağışların olacağını belirterek, bu durumun insan faaliyetlerinden kaynaklanan iklim değişikliğinin doğal ve beklenen bir sonucu olduğunu ifade etti:

“Bu yoğun yağışların olması için havada biraz toz olması gerekiyor. Normalde yağışlı olan bir ortamda havadaki toz yere iniyor. Yazın gerek orman yangınlarından gerek, gerek anız yakmaktan doğan toz havada çok fazla toz olmasına neden oluyor. Bundan dolayı da yağışlar çok şiddetleniyor bu dönemlerde. Yani bugünden başlayarak ağustos sonuna kadar aynı şeyleri yaşayacağız. İklim değişikliği dediğimiz şey bu. Gittikçe bir kriz ortamına gireceğiz. Bu kriz ortamında da daha fazla yağış göreceğiz. Bu gayet doğal. Beklediğimiz şey bu zaten. Çünkü uzun süren kuraklıkların ardından, sağanak yağışlar diyoruz. Her zaman her noktada yağışlar fazlalaştı. Ankara‘da sadece geçtiğimiz haftalardaki sel değil. Haritadan baktığımda her gün bir sağanak yağış o noktalarda bir yere geliyor. Bu yazı böyle geçireceğiz. ağustostun ortasında başlar, temmuzda başlar. Genel olarak baktığımızda her an bu yağışları bekliyoruz. Çünkü havadaki toz miktarı fazla. Havadaki nemin artması bu yağmurların ana sebebini oluşturuyor.”

‣ Türkiye’de sel felaketi neden en çok haziran ayında görülüyor?

‘Doğa artık hatalarımızı affetmiyor’

Sele karşı altyapıların güçlendirilmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Levent Kurnaz, belediye politikaları için önerilerde bulunarak şunları aktardı:

Türkiye‘de partiden bağımsız olarak söylüyorum, hangi belediye olursa olsun kaldırım yapmayı ve çiçek dikmeyi tercih ediyor; çünkü bunlar görülüyor. Dolayısıyla yapılması gerekmesine rağmen çoğu belediye bu ciddi altyapı yatırımlarını nispeten daha sona bırakıyor. Bir basit örnek vereyim: Şanlıurfa‘da kaç can kaybettik o battı-çıktının içinde? Başka belediye yetkilileri ile konuştum, ‘Yine de battı çıktı yapacak mısınız?’ diye sordum. ‘Yapmak zorundayız, başka yolumuz’ yok diyorlar. Bu hangi partinin belediyesi olduğundan bağımsız olarak yaptığımız bir hata ve bu hatalardan vazgeçmek zorundayız. Doğa artık bizim yaptığımız hataları affetmiyor. O yüzden bizim yanlış alt yapı yatırımlarından uzak durmamız gerekiyor şehirlerde.”

‣ Araştırma: İklim değiştikçe sel ve kuraklıklar daha sık olacak, daha uzun sürecek

‘Ölümcül sellerin yüzde 40’ı yazın meydana geliyor’

Almanya‘da Karlsruhe Teknoloji Enstitüsü‘nde Meteoroloji ve İklim Araştırmaları alanında çalışan Dr. Gamze Koç ise ölümcül sellerin yaz aylarında arttığını belirterek, “Ölümcül olan sellerin yüzde 40’ı yaz aylarında oluyor. Yüzde 24’ü ilkbahar aylarında oluyor. Bu verileri Meteoroloji Genel Müdürlüğü verileri ile de karşılaştırdığımız zaman sellerin en çok haziran ayında olduğu görülüyor” dedi.

‣ Gelişmiş ülkeler bile güvende değil: İklim krizi Batı Avrupa’da sel ihtimalini dokuz kat artırdı

‘Mevsimlerin süreleri kısalıyor’

Dr. Gamze Koç, mevsimlerin tanımının değiştiğini belirterek, “Türkiye hâlâ dört mevsimi yaşıyor ama mevsimlerin tanımı değişiyor. Bununla ilgili yapılan bilimsel çalışmalar var. Artık mevsimlerin süreleri kısalıyor. Artık mevsimleri matematiksel ve eşit olarak bölmek yerine, bunların süreleri kısalıyor” diye konuştu.

Mevsimlerin sürelerinin bölgeler özelindeki değişimine dikkati çeken Koç, şunları söyledi:

“Özellikle İç Anadolu‘da Ege‘de Akdeniz‘de daha kısa sonbahar yaşanıyor ya da Karadeniz‘de daha kısa bir ilkbahar yaşanıyor. Bunlar iklim değişikliğine bağlı olarak mevsimlerin ortalama yağış ve sıcaklık değerleri değişiyor sadece. Hâlâ dört mevsim diyebiliriz ama özellikleri değişiyor. 60 sene önce ortalama sıcaklık 20 dereceyse, 25 derece oluyor. Daha sıcak bir ilkbahar olabiliyor, daha sıcak bir yaz olabiliyor. Daha kısa oluyor ya da ortalama yağışı artıyor ya da azalıyor.”

İklim krizi sel riskini nasıl artırıyor?

Gazeteci Sinan Aygül’e saldırı Meclis gündeminde: Basın özgürlüğünü teminat altına almaya niyetiniz var mı?

Bitlis Gazeteciler Cemiyeti Başkanı, Gazeteci Sinan Aygül‘ün, belediyedeki usulsüzlük haberleri sonrası Tatvan Belediye Başkanı Mehmet Emin Geylani‘nin koruma polisi ve bir belediye çalışanı tarafından uğradığı saldırı Meclis gündemine taşındı.

Aygün’ün 17 Haziran’da uğradığı saldırıyı Meclis gündemine taşıyan Yeşil Sol Parti Diyarbakır Milletvekili Cengiz Çandar, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya‘nın yanıtlaması istemiyle soru önergeleri verdi.

“Gazeteci Aygül, saldırganların ‘Bir daha başkan hakkında yazarsan geberirsin’ diye tehditte bulunduklarını da ifade etmiştir. Sinan Aygül’e yönelik saldırı, dış dünyada da yankı bulmuş ve Türkiye’de basın özgürlüğü ve gazetecilerin güvenliği üzerinde zaten süregelmekte olan tartışmaları tetiklemiştir” ifadelerine yer verdiği soru önergesinde Yılmaz’a şu soruları yöneltti:

  • “Türkiye’nin Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde, kaçıncı sırada yer aldığının farkında mısınız?
  • Gazetecilere yönelik saldırıların sonlanmasını sağlayacak ve basın özgürlüğünü teminat altına alacak etkili adımlar atmaya ilişkin niyetiniz ve bu konularda bir planınız var mıdır?
  • Gazetecileri şiddete açık hale getiren nefret iklimi ve cezasızlık kültürüyle mücadele etmek adına kapsamlı ve kararlı politikalar ortaya koyacak mısınız?

Çandar, Yerlikaya’ya ise şu soruları yöneltti:

  • Gazetecileri hedef alan böylesi bir saldırının bir daha tekrarlanmaması için ne yapmayı tasarlıyorsunuz?
  • Gazetecileri hedef alan saldırı ve şiddet suçlarıyla mücadele etmek adına kapsamlı bir eylem planı ortaya koyacak mısınız?
  • Basın mensuplarını şiddete açık hale getiren nefret iklimi ve cezasızlık kültürüne son vermek için çalışacak mısınız?
  • Kolluk güçlerinin basın mensuplarına dönük şiddet eylemlerinin ve bu konudaki cezasızlık vakalarının son bulması için ne yapacaksınız?
  • Sinan Aygül’e yönelik saldırının azmettiricisi olduğu yolunda hakkında yaygın kanaat bulunan Tatvan Belediye Başkanı’na ilişkin bir soruşturma başlatmayı düşünüyor musunuz?
  • Tatvan Belediyesi’ndeki esaslı yolsuzluk iddiaları hakkında gerekli tahkikatı başlatacak mısınız?

Yeşil Sol Parti Bitlis milletvekilleri Semra Çağlar Gökalp ve Hüseyin Olan ise Yerlikaya’ya şunları sordu:

  • Sinan Aygül’e saldırı sonrası, bakanlığınız tarafından olayla ilgili olmadığını söyleyen Tatvan Belediye Başkanı Mehmet Emin Geylani’yle ilgili herhangi bir soruşturma başlatıldı mı? Başlatıldıysa soruşturma hangi aşamadadır ve kamuoyuyla paylaşmayı düşünüyor musunuz?
  • Olayda şiddet uygulayan failler dışında azmettiriciler var mıdır? Varsa bu kişiler kimlerdir?
  • Saldırının yaşandığı bölgede iki veya üç güvenlik görevlisinin daha olayla ilgili olduğu iddia edilmektedir. İddialar doğruysa bu kişiler kimlerdir?
  • Bitlis ve Tatvan belediyelerinin taşınmaz satışlarıyla ilgili usulsüzlük iddiaları karşısında bakanlığınızın herhangi bir inceleme/soruşturması var mıdır? Varsa hangi aşamadadır?
  • Anayasa, düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünü garanti altına alıyorken; basın hürriyeti başlığı altında ‘basın hürdür ve sansür edilemez’ hükmüne yer vermektedir. Yaşanan pratik ile Anayasal haklar çelişmektedir. Gazetecilere yönelik şidddet olaylarının engellenmesi konusunda hangi çalışmalarınız ve yaptırımlarınız vardır?
  • Türkiye, Basın Özgürlüğü Endeksi olarak tariflenen sıralamada 2023’de daha da geriye giderek 180 ülke içinde 165’inci sırada yer almıştır. Bu gerilemeyi gidermeye yönelik bakanlığınızın çalışmaları var mıdır?

Ne olmuştu?

Tatvan Belediyesi ile ilgili yolsuzluk ve arazi satışları haberleri yapan Gazeteci Sinan Aygül, 17 Haziran’da AKP’li Tatvan Belediye Başkanı Mehmet Emin Geylani’nin koruma polisi Engin Kaplan ve belediye çalışanı Yücel Baysalı‘nın saldırısına uğramıştı.

Darp sırasında başından ve birçok yerinden yaralanan Sinan Aygül, hastaneye kaldırılmıştı.

Tepkiler üzerine saldırganlar gözaltına alınıp dün “silahla kasten yaralama” suçundan tutuklanmıştı.

Bitlis Valiliği, iki ismin de görevden uzaklaştırıldığını duyurmuştu.

Sosyal medyadaki fotoğraflarda iki ismin de Geylani’yle yakın çalıştığı görülüyor. Geylani ise olaydan haberi olmadığını iddia ediyor.  

Viyana’da Onur Yürüyüşü’ne saldırı planlayan üç kişi tutuklandı: Toplumumuzda nefret ve teröre yer yok

Avusturya, Viyana’da gerçekleştirilen Onur Yürüyüşü öncesinde yürüyüşe yönelik düzenlenmesi planlanan saldırı polis tarafından engellendi. IŞİD’e sempati duyduğu iddia edilen üç genç olası saldırı öncesi tutuklandı.

Cumartesi gerçekleştirilen (17 Haziran) Onur Yürüyüşü’ne yönelik olası saldırıya ilişkin açıklamada bulunan Avusturya iç istihbarat servisi başkanı Omar Haijawi-Pirchner, 14, 17 ve 20 yaşındaki zanlıların, 300 bin kişinin katıldığı Onur Yürüyüşü başlamadan önce tutuklandığını bildirdi. Omar Haijawi-Pirchner, şu ifadeleri kullandı:

“Demokratik toplumumuzda nefret ve teröre yer yoktur.”

Haijawi-Pirchner’e göre, kimlikleri tam olarak açıklanmayan üç zanlı, Boşnak ve Çeçen kökenli Avusturya vatandaşları. Ayrıca açıklamaya göre zanlıların internet üzerinden radikalleştikleri tespit edildi ve IŞİD’e sempati duyuyorlardı.

Öte yandan yetkili, zanlılardan birinin zaten polis tarafından tanındığını da sözlerine ekledi.

Açıklamaya göre; istihbarat servisi, şüphelilerin iddia edilen planları hakkında önceden bilgi almış, onları “sürekli kontrol altında” tutmuş ve yürüyüş başlamadan önce St. Poelten savcılığının emriyle Avusturya’nın Cobra özel kuvvetleri tarafından ev aramalarının yapılmasının ardından tutuklamıştı.

Aramalarda olası saldırıya dair kanıtların yanı sıra silahların da bulunduğu bildirildi.

Onur Yürüyüşü’nün organizatörü ise olaylardan dün (18 Haziran) haberdar edildi.

Polisin açıklamasına göre; polis baskını çoktan gerçekleşmiş olduğundan, katılımcılar arasında panik yaratmak istenmediği için Onur Yürüyüşü Komitesi’ne geç bir bilgilendirme yapıldı.

Sağlık Bakanı Koca, kızamık vakalarındaki artışı doğruladı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca artış gösteren kızamın vakalarına ilişkin açıklamada bulunarak “Kaygı uyandıran ‘kızamığa bağlı ölüm’ iddiaları asılsızdır” dedi.

“Ülkemizde kızamık vakalarına bağlı ölümler olduğu yönünde medyada yer alan haberler gerçeği yansıtmamaktadır. Konuyla ilgili kaygı uyandıran iddialar asılsızdır. Bu açıklama, kamuoyunu doğru bilgilendirme ihtiyacından doğmuştur” ifadelerini kullanan Koca, şunları aktardı:

“Öncelikle şu önemli bilgiye dikkat çekmek istiyoruz: Kızamığa bağlı bir ölüm söz konusu değildir. Kızamığa bağlı olduğu veya olabileceği iddia edilen ölümün nedeni HIV/AIDS hastalığı kaynaklı multiorgan yetmezliğidir. Hasta 2015 doğumlu, yabancı uyrukludur.”

‣İTO’dan kızamık için ‘artış endişe verici’ uyarısı: Aşıyla önlenebilecekken çocukları kaybetmeye tahammülümüz yok 

‘Yurtdışından gelen vakalara bağlı olarak kızamık vakalarında bir artış var’

Koca şu açıklamalarda bulundu:

“Bilindiği gibi, sağlık çalışanlarımızın ilgili programa bağlı olarak sürdürdüğü çalışmalar sonucunda ülkemizde kızamık hastalığı tamamen kontrol altına alınmıştı. Ancak, son yıllarda birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de yurtdışından gelen vakalara bağlı olarak kızamık vakalarında bir artış olduğu gerçektir.

COVID-19 pandemisi döneminde maalesef artış gösteren aşı reddi kampanyalarına rağmen, sağlık çalışanlarımızın çabaları sonucunda çocuklarımızın KKK-I aşı kapsayıcılığının ülke genelinde yüzde 95’in üzerinde tutulması sağlanmıştır. Aşılarının, aşı reddi nedeniyle yapılamadığı İzlem/Aşı Durumu Bilgilendirme Onam Formu ile bildirilen çocuk sayısının gittikçe azalması sevindiricidir. Türkiye’de bulunan yabancılar içinse ayrı aşı kapsayıcılığı hesaplanmaktadır. Bu oran KKK aşısı için yüzde 87 ile 92 arasında seyretmektedir.

Bağışıklama Danışma Kurulumuzun önerisiyle 2019 yılından itibaren çocuklarımıza bir yaşından önce başlayarak üç doz kızamık aşısı uygulamaktayız. Bilimsel veriler, kızamık vakalarının görüldüğü dönemlerde aşı takvimine titizlikle uyulmasının yararına işaret etmektedir. Bu vesileyle vatandaşlarımızı çocuklarının sağlığı için aşı konusunda titiz davranmaya davet ediyoruz.

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kızamık vakalarında artış olması üzerine ülkemizin çeşitli üniversitelerinde görevli bilim adamlarımızdan oluşan Bağışıklama Danışma Kurulu ve Kızamık Doğrulama Komitesinin aldığı kararlar doğrultusunda, İstanbul’dan başlayarak tüm illerimizde 2023 yılının Ocak ayından itibaren yoğun kontrol stratejileri uygulamaya konmuştur. Bu kontrol stratejileri çerçevesinde:

  • Tüm vakaların temaslıları (ev, okul, işyeri ve hastane) tespit edilmekte, temas sonrası profilaksi çalışmaları yürütülmekte ve temaslılar en uzun kuluçka süresi boyunca izlenmektedir.
  • Vaka görülen yerlerde saha çalışmaları ile aktif vaka aranmakta, tespit edilen eksik aşılı ve aşısız çocuklar saha ekiplerince aşılanmaktadır.
  • Özellikle toplu halde yaşanan yerlerde (geçici barınma merkezleri, geri gönderme merkezleri, yurtlar vb) güçlendirilmiş sürveyans çalışmaları ile gerekli taramalarla aktif vaka araştırması yapılmakta, aşısız ya da yaşına göre eksik aşılı kişilerin aşılanması sağlanmaktadır.
  • Sağlık kurumlarına şüpheli bir vaka başvurusu olması halinde triyaj ve izolasyon önlemlerinin güçlendirilmesi azami düzeye çıkartılmıştır. Sağlık çalışanlarının kızamığa karşı bağışık oldukları kanıtlanamıyorsa aşılanmaları sağlanmaktadır.
  • İl Sağlık Müdürlükleri tarafından belirlenen riskli bölgelerde evlere giderek aşılama çalışmaları yürütülmektedir.
  • Benzer şekilde asker aşılaması, turizm sektörü çalışanlarının ve havalimanlarında görev yapan personelin aşılaması çalışmaları yürütülmektedir.
  • Aile hekimlerimiz, kendilerine kayıtlı olan çocukların aşılanma durumlarını gözden geçirerek yaşına göre eksik aşılı olan tüm çocukların ivedilikle aşılanması konusunda uyarılmıştır.
  • Göçmen sağlığı merkezleri ve yabancı uyruklular polikliniğinden hizmet alan kişiler acilen değerlendirilip, yaşına göre eksik aşılı olan tüm çocukların ivedilikle aşılaması yapılmaktadır.

Bağışıklama Danışma Kurulu’nun bu ay içinde yaptığı son toplantıda mevcut durum değerlendirilmiş, durumun stabil olduğu tespit edilmiş, buna rağmen çalışmaların aynı ciddiyet ile devam etmesi yönünde karar alınmıştır.

Sağlık teşkilatımız bu konuda uluslararası normlar çerçevesinde gerekli tüm çalışmaları yapmaktadır. Kamuoyu yapılan açıklamanın vereceği emniyet duygusu içinde olmalı ve aşılanma için gerekli hassasiyet gösterilmelidir.”