Ana Sayfa Blog Sayfa 4059

Ali İsmail ve bir hayal – Ezgi Özcan

Ne zaman internette, gazetede Ali İsmail’le ilgili bir şey görsem gözlerim öfkeyle dalıyor, düşünüyorum.

Sokak lambalarının aydınlattığı gece karanlığında, soluk soluğa kaçan 19 yaşında bir çocuk var. Arkasından eli sopalı, yüzü gaz maskeli bir sürü adam onu kovalıyor. Çocuk, korkuyla kaçarken arkasındakiler ne kadar yaklaştı bakmak için sürekli kafasını çeviriyor. Arkadaki eli sopalı adamların adımları, 19 yaşındaki çocuğun adımlarından daha büyük olduğu için arayı kapatıyorlar. 19 yaşındaki çocuk arkasına son bir kez daha bakmak isterken ayağı tökezleyip yere düşüyor. Adamlar, çocuğun kalkıp kaçmasına fırsat bile kalmadan yetişip ellerindeki sopayı üstüne indiriyorlar.

Ali İsmail KorkmazÇocuk yüzüne gelen darbelerin acısından kurtulabilme umuduyla, kollarını üstüne kapatıp “Yapmayın!” diye acıyla bağırıyor. Bağırırsa belki etraftan yardıma gelenler olur diye ufacık bir umut beliriyor içinde. Sonra gerçekten çevreden gelenlerin ayak seslerini duyuyor. Üstüne inen sopa darbelerinin, karnına yediği tekmelerin arasından, esnafın da eline sopa alıp kendini dövenlere katıldığını görüyor. Onlar da vurmaya başlıyor. Çocuğun acısı iki kat artıyor. Yediği dayak yüzünden neye uğradığını şaşırmış, kendini bile hissetmiyor.

Sonra birden döven adamların arkasından bir kalabalık beliriyor. Yüzü kumaştan maskelerle, ameliyat maskeleriyle kapalı, ellerinde biber gazı için solüsyon fıs fısı olan insanlar… Surat ifadeleri görünmese de gözlerinden öfkeli oldukları belli olan, arkadaşlarını kurtarmak için gelmiş insanlar… O insanların arasında ben de varım. “Bırakın lan çocuğu! Şerefsizler! ” diye bağırıyorum. Kalabalığın içinden diğer insanlar da bağırmaya başlıyorlar. “Koşun! Kurtaralım!”

Yerde yatan 19 yaşındaki çocuğu döven, sopalı ve gaz maskeli adamlar birden bize dönüyorlar.

Onların dönmesiyle birlikte bütün kalabalık olarak öfkeyle, bağırarak üstlerine koşuyoruz. Yanlarına varınca bir kısmımız yerden çocuğu kaldırıyor. Diğer kısmımız da adamların ellerinden sopaları alıyoruz. Kovalayıp dövüyoruz. Ben dövenlerin arasındayım. “Siz bu çocuğu sahipsiz mi sandınız lan! İtler! …tir olun gidin!” diye bağırıyorum. Daha sonra çocuğun dövülmesine yardım eden esnafın camlarını indiriyoruz hep birlikte.

Ali İsmail Korkmaz 2İşimizi bitirince dönüp yara bere içinde kalmış 19 yaşındaki o çocuğun yanına gidiyoruz. İnsanların bir kısmı ilk müdahaleyi yapmış; ilgilenmişler. Ambulans çağırmışlar. Adamlara binbir küfür salladıktan sonra çocuğa dönüp “Adın ne?” diye soruyoruz. “Ali İsmail” diyor. “İyi misin?” diye soruyoruz. “Her tarafım ağrıyor.” diyor. “ Şimdi ambulans gelir hastaneye götürürüz seni. Korkma biz yanındayız.” diyoruz. O acıdan yorgun haliyle gülümseyip “Benim soyadım Korkmaz zaten.” diyor. Hep birlikte gülümsüyoruz.

Arkadaşımızı insanlıktan çıkmışların elinden alabildiğimiz için mutluyuz. Miğferdibi Savaşı’nın son anında yetişen Rohirrim Süvarileri gibi hissediyoruz kendimizi. Sonra ambulans geliyor. Ali İsmail’i alıp hastaneye götürüyoruz.

Yediğin korkunç dayağı öğrendiğimden beri hep bu hayali kuruyorum Ali. Keşke o itlerin elinden seni kurtarabilseydik. Keşke sana yaptıklarını fitil fitil burunlarından getirebilseydik.

Adını her duyduğumda gözlerim doluyor. İçim acıyor be Ali…

Bu yazı ilk olarak firtinaagaci.blogspot.com.tr/ de yayınlanmıştır

ezgi özcan

 

 

Ezgi Özcan

Soçi 2014, mücadele edenleri tanıyor muyuz?

Soğuk savaş yıllarında meğer her şey ne kadar kolaymış. İki kutuplu dünyada sorunlar da cevabı iki şıklı bir soru kadar sochi 2014olabiliyormuş.1976 Montreal Olimpiyatları Yeni Zelanda rugby takımının apartheid rejiminin devam ettiği Güney Afrika’yı ziyaret etmesini protesto eden 22 kara Afrika ülkesi tarafından boykot edilmişti. 1980’de düzenlenen Moskova Olimpiyatlarına ABD’nin çağrısı üzerine Türkiye’nin de dahil olduğu 65 ülke katılmamıştı. Bu geniş katılımlı boykot için bir tek sebep öne sürülmüştü: 1979’da Sovyetler Birliğinin Afganistan’ı işgal etmesi. Hemen ardından yapılan 1984 Los Angeles Olimpiyat oyunlarını boykot eden SSCB ve 14 yandaş ülke inandırıcı bir boykot gerekçesine bile ihtiyaç duymamıştı.

7 Şubatta başlayacak Soçi Kış Olimpiyatları için de yoğun protesto kampanyaları düzenlense bile geniş katılımlı bir boykotun gerçekleşeceğine ihtimal verilmiyor. İşin ilginci boykot çağrısı yapan birden fazla grup var ve gruplar birbirlerine sırtlarını dönmüş ve sadece kendi seslerini duyurma çabası içinde görünüyorlar. Tüm modern zaman olimpiyatlarında olduğu gibi oyunları politik bir güç gösterisine çevirmek isteyen Rus yetkililer boykotu etkisiz kılmak için dünya kamuoyuna jest üstüne jest yapmaya çalışıyorlar. Putin’in başını ağrıtan muhalif Rus oligarklar ve punk müzik grubu Pussy Riot’un iki üyesi, Kuzey denizinde petrol aramasını engellemeye çalıştıkları için hapse atılan Greenpeace eylemcileri bir halkla ilişkiler operasyonunun parçası olarak salıverildiler.

soçi çevreHapishane kapıları açılmışken sessiz sedasız yeni bir mahkûmiyet gerçekleşti. Kafkas Çevre Gözlem Ağı (EWNC) aktivistlerinden Evgeny Vitishko kendini demir parmaklıkların ardında buldu. Vitishko Sochi’de doğa haklarını savunurken göz altına alınan, ülkeyi terk etmek zorunda bırakılan, tehdit edilen onlarca aktivistten sadece biri. Kış olimpiyatlarının planlandığı günlerden başlayarak Vitishko ve bir grup aktivist Soçi Olimpiyat oyunlarını lüzumsuz mega proje olarak görüyorlar ve 51 milyar dolara mal olan organizasyonun kamu maliyesini bozmakla kalmayıp doğaya da büyük tahribat yapacağını söylüyorlar. Olimpiyatlar bahanesiyle başlatılan yapılaşmanın oyunlar sonrasında da süreceğinden ve Karadeniz kıyısında yeni bir turizm merkezi planlandığından söz ediliyor. Yapılaşmanın en fazla bozduğu Mzymta nehri vadisi boyunca 2 000 hektar büyüklüğünde bir alanın ekosisteminin tamamen tahrip edildiği, bakir ormanların, varlığı tehdit altındaki bazı bitki ve Karadeniz somonu gibi canlı türlerinin yok olduğu rapor ediliyor. Yetkililer itirazlara yok edilen ormanlara karşı yeni ağaçlandırmalar ve yabani hayvanların ormanlara bırakılmaları vaadiyle cevap veriyorlar. Üstelik bütün bu doğa katliamı UNESCO ve BM Çevre Komisyonu gibi saygın uluslararası kuruluşların çekincelerine rağmen gerçekleşmiş. Olimpiyatların açılış günü yaklaşırken EWNC aktivistleri üzerindeki baskılar artarak sürüyor, telefon dinlemeler, örtülü ve açık tehditler ve göz korkutma çabaları sürüyor. Ne yazık ki sadece Soçi şehrinin değil tüm Kafkasya bölgesinin ve Karadeniz havzasının ekosistemini tehdit eden olimpiyatlar için boykot çağrısı başka itirazlar arasında kaybolup gidiyor.

Anti-Putin protestUluslararası camia Soçi Olimpiyatlarını Rusya’nın insan haklarını hiçe sayan antidemokratik politikalarını teşhir etmek için bir fırsat olarak kullanmaya çalışıyor. İnsan hakları ihlallerinin en görünür yüzü ise cinsel yönelim ve kimliklere yönelik resmi devlet politikaları. Eşcinselliği bir suç olarak göstermeye çalışan Putin ve şürekası baskılar sonucunda biraz yumuşama emareleri göstermeye başladılar. Putin benim de eşcinsel arkadaşlarım var diyerek ne kadar hoşgörülü, ne kadar yüce gönüllü olduğunu ispatlamaya çalışıyor. Yine de bu konuda henüz her şey sütliman değil. Aralarında Af Örgütü, İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) gibi 40 uluslararası insan hakları savunucusu örgüt Olimpiyatların Coca Cola, Mc Donalds gibi dev sponsorlarına bir çağrı yayınlayarak LGBT’lere yönelik ayrımcı yasa ve uygulamalara karşı bir şeyler yapmalarını talep ettiler. Putin rızasız bir şekilde Olimpiyatlar sırasında atletlerin cinsel hayatlarına karışmayacaklarına dair güvence verdi. Rus yetkililer bu müsamahanın sadece Soçi ile sınırlı olduğunu hatırlattılar ve Uluslararası Olimpiyat Komitesini de arkalarına alarak oyunlar sırasında her tür gösteriye karşı duracaklarını belirtme gereği duydular. Yine de çok sayıda aktivistin Rusya’daki LGBT hak ihlallerini protesto için Soçi’ye gelmesi kimse için sürpriz olmayacak ve 2014 Soçi Kış Olimpiyatlarının en çok homofobi karşıtı protestolarla hatırlanacağı tahmin ediliyor.

Soçi’yi boykot çağrısında bulunan üçüncü grubun sesi en çok Türkiye’de duyuluyor. Dünyanın pek çok bölgesinde ama en çok Türkiye’de Soçi Kış Olimpiyatlarını boykota çağıran gösteriler yapıyorlar. No Sochi sloganı etrafında bir araya gelen grubun dikkate çekmeye çalıştığı husus tarihi bir trajedi. Soçi Kış olimpiyatlarının yapılacağı 2014 senesi Çerkes kıyımının 150. yıldönümü aynı zamanda. Çerkesler 100 yıl süren Rus – Kafkas savaşının son muharebelerinden birinin gerçekleştiği Soçi’nin sembolik önemine işaret ediyorlar. 1864’te savaşın sonuyla beraber hayatta kalmayı başaran bir milyonu aşkın Çerkes anayurtlarını Soçi limanından terk etmek zorunda bırakılmışlar.

no sochi çerkesNo Sochi adıyla örgütlenen gruba (http://www.nosochi2014.com/campaign/soci-2014-olimpiyatlarina-karsi-durmak-icin-14-sebep.php) göre Soçi’de inşa edilen olimpik stadyumlar ve olimpik köy soykırım sırasında acımasızca katledilen Çerkeslerin toplu mezarları üzerinde yükseliyor. Olimpiyatların merkezi olarak seçilen“Kızıl Çayır” (Krasnaya Polyana) 21 Mayıs 1864 tarihinde o zamanki tüm Çerkes nüfusunun yarısı, yani 1.5 milyon erkek, kadın, çocuğun hayatını kaybettiği ve savaşın sonunda Rusların zaferlerini kutladıkları yermiş. Nüfusunun yaklaşık %90’ı anavatanından uzakta yaşayan Çerkesler, dünyanın en büyük oransal diasporasına sahip milleti. Çerkeslerin anavatanlarına dönüş hakkı yok. Kuzey Kafkasya’da yaşayan Çerkesler etnik olarak Ruslarla aynı haklara sahip değiller. Rusya Federasyonu sınırları içinde ve diaspora’da yaşayan Çerkeslerin hiçbiri istedikleri zaman Soçi kentini özgürce ziyaret edemiyor.

No Sochi grubunun 2014 Kış Olimpiyatlarına neden karşı olduklarını açıklayan deklarasyonunda sıralanan 14 maddenin sadece birisinde çevre tahribatından bahsediliyor, LGBT haklarına ise hiç değinilmiyor. Bu durum diğer protestocular için de geçerli. Gruplar diğer protestocuların mücadelelerine destek vermek şöyle dursun, ilgi dağılmasından rahatsız gibi görünüyorlar.

2014 Soçi Kış Olimpiyatları sürerken oyunların heyecanı protestocuların seslerini bastırabilecek mi? Protestocular birbirlerinin mücadelesine omuz vermedikçe ve birbirlerinin haklarını kendi hakları gibi savunmadıkça işleri biraz zor gibi görünüyor.

MahmutBoynudelik

 

İzmir’de sokak sanatçılarından, Belediye baskıya son versin eylemi

İzmir Müzisyenler Derneği ve Sokak Sanatçılarının çağrısıyla belediye ve zabıtaların sokak sanatçılarına karşı uyguladıkları baskı ve cezaları protesto etmek için 2 Şubat Pazar günü Kıbrıs Şehitleri Caddesinde gerçekleşen eylemde İzmir Müzisyenler Derneği Başkanı Oktay Çapanoğlu, son 1 aydır üyelerine karşı baskıların arttığını söyledi.

7 izmir sokak sanatçıları...
Basın açıklamasını İzmir Müzisyenler Derneği Başkanı Oktay Çapanoğlu okudu

İzmir’de Belediye Zabıtaları tarafından baskı gören, müzik aletlerine el konan ve para cezasına çarptırılan sokak sanatçıları uğradıkları haksız uygulamaları protesto etmek amacıyla Pazar günü sokaktaydı. Saat 16.00’da başlayan protesto eyleminde Sokak Sanatçıları ve İzmir Müzisyenler Derneği üyeleriyle sanatçıları destekleyenler Kıbrıs Şehitleri boyunca yürüdü ve ardından bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Müzik aletleri, düdükler, ıslıklar, alkışlarla yürüyen grup, ortak basın açıklaması yaptı.

İzmir Müzisyenler Derneği Başkanı Oktay Çapanoğlu tarafından yapılan açıklamada “yaklaşık 1 aydır Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde müzik yapan ya da performans sergileyen sanatçılara yönelik giderek artan oranda baskı, şiddet, yasaklama ve cezalandırmalarla ilgili olarak üyelerin şikayetleri üzerine bir araştırma başlattıklarını ve Büyükşehir Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ile görüşme yaptıklarını” belirtildi. 

Sanatçıya destek veren esnefa da yer işgaliyesi cezası

8 izmir sokak sanatçıları

Son olarak geçen hafta bir sokak sanatçısının kemanına el koyan zabıtanın 1500 TL.’e para cezası kestiğini belirten Çapanoğlu, bir süredir artarak devam eden saldırılarda şiddet gören üyelerinin müzik aletlerine el konduğunu ve geri verilmediğini ifade etti. Kendilerine destek olan esnafın da “yer işgaliyesi” adı altında para cezasına çarptırılarak sindirilmeye çalışıldığını belirten Çapanoğlu, performanslarını neden sokakta yaptıklarını açıkladığı konuşmasını yaptıkları araştırma ve görüşmeler sonucunda yaşananlardan Zabıta Müdürlüğü Daire Başkanı’nın birinci dereceden sorumlu olduğunu ifade etti.

Oktay Çapanoğlu, “İzmir’de böylesi bir tabloyla karşılaşmanın şaşkınlığı içerisindeyiz”

9 izmir sokak sanatçıları

“Bir Kültür ve Sanat Başkenti olarak gördüğümüz İzmir’de yaşanan bu utancın kentimizin saygınlığına zarar vereceği kanaatindeyiz” diyen Çağanoğlu. Dünyanın her şehrinde sokak sanatçıları, sanatlarını özgürce icra ettiklerini belierterek, “Kentin kültürel dokusuna kattığı değer ve güzellik ile sokakların vazgeçilmezi iken İzmir’de böylesi bir tabloyla karşılaşmanın şaşkınlığı içerisindeyiz” şeklinde konuştu.

Çapanoğlu, basın açıklamasını İzmir Büyükşehir Zabıta Müdürlüğü, Belediye Başkanlığı ve İzmir Valiliği’nin baskı ve yasaklara karşı acil bir tavır almalarını, bu haksız ve keyfi uygulamaların son bulmasını talep ettiklerini belirterek sonlandırdı. Basın açıklamasının ardından sokak sanatçıları canlı müzik ve performanslarla eylemlerini bir süre daha devam ettirdiler.

 

Haber ve Fotoğraflar: Türkan Karagöz

(Yeşil Gazete)

Güney Kore’de denize 164 ton petrol sızdı

Başkent Seul’un 300 kilometre güneyindeki sahile, geçen hafta bir tankerden 164 bin litre petrol sızdı. Yetkililer, denizdeki temizlik çalışmalarının gün içerisinde biteceğini ifade ediyor. Ancak kıyı bölgelere yönelik müdahalenin iki hafta kadar sürmesi bekleniyor.

Başbakanlık ofisi, sızıntıyı temizlemek için beş uçak ve 201 deniz aracının çalıştığını duyurdu.

Kazanın sebebi ise henüz net olarak bilinmiyor. Ancak tankerin kıyıya yaklaşırken hız limitini aştığı şüphesi üzerinde duruluyor.

Daha önce de sızıntı olmuştu

Ülke tarihindeki en büyük sızıntı olayı, 2007 yılında gerçekleşmişti. Bir petrol tankerinin yük gemisiyle çarpışmasının ardından denize 10 bin ton ham petrol denize sızmıştı. 17 kilometrelik kıyı şeridi kirlenmişti.

Benzer bir kaza 2013 yılının Kasım ayında gerçekleşmiş ancak az miktardaki sızıntıya hızlı bir şekilde müdahalede bulunulmuştu.

(Al Jazeera Turk)

3 Şubat 2014

Ukrayna’ da gösteriler devam ediyor

Ukrayna’da protestolar devam ederken, hareketinin önde gelen liderlerinden olan ve kaçırıldıktan sonra darp edilmiş halde bulunan Dmytro Bulatov’un tedavi görmek için Litvanya’ya gideceği belirtiliyor. Ayrıca şiddetli baş ağrısı ve nefes alma sorunları nedeniyle dört gündür dinlenen Cumhurbaşkan Yanukoviç’in bugün işine geri döneceği belirtiliyor.

Tayland’da bazı bölgelerde seçim yenilenecek

Tayland’da pazar günü yapılan genel seçimlerde hükümet karşıtlarının eylemleri nedeniyle 333 bölgeden 42’sinde seçim iptal edildi. Halkın oy kullanamadığı bölgelerde 23 Şubat’ta yeniden seçimler yapılacağı bildirildi.

Endonezya’da volkan patlaması

Endonezya’da Sinabung volkanının patlamasıyla civar köylerde yaşayan 14 kişi hayatını kaybetti.

Atina sokakları karıştı

Aşırı sağcı Altın Şafak Partisi üyelerinin Başkent Atina’da toplanmasına tepki gösteren sol görüşlü grup polisle çatıştı. Çatışmalarda yaralananlar oldu.

Halep’e varil bombası

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne göre Cumartesi günü kentte helikopterlerden atılan varil bombalarıyla çoğu sivil 90 civarında kişi hayatını kaybetti.

Woody Allen’dan cinsel tacize yanıt

Amerikalı sinemacı Woody Allen, evlatlık kızı tarafından kendisine yöneltilen cinsel taciz suçlamaları “gerçek dışı ve utanç verici” olarak tanımladı. Allen’ın kızı Dylan Farrow 7 yaşında taciz edildiğini açıklamıştı.

Philip Seymour Hoffman evinde ölü bulundu

ABD’li ünlü aktör Philip Seymour Hoffman, New York Manhattan’daki evinde ölü bulundu. Aşırı doz uyuşturucudan öldüğü tahmin edilen 1967 doğumlu Hoffman, 2005 tarihli Capote filmiyle En İyi Erkek Oyuncu dalında Oscar kazanmıştı.

 

(Yeşil Gazete)

Çevre ve Şehircilik Bakanı: Çevre Müslümanların helal malı

Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce, “Çevre, Müslümanların özbeöz anasının ak sütü kadar helal, kendi mallarıdır. Kimse Müslümanlara, Türkiye’deki insanlara ne çevreciliği öğretmeye kalksın ne de çevrecilik edebiyatı yapsın” dedi.

İstanbul Topkapı Eresin Hotel’de Mimar ve Mühendisler Grubu’nun toplantısına katılan Güllüce, her şeyin fanatikliğinin kötü olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Bazı ülkeler, Türkiye gibi kendilerine rakip gördükleri ülkelerde, çevre bilincini oranın gelişmesiyle ilgili bir kırbaç olarak kullanıyor. O ülkeler kendilerini geliştirmeyle ilgili hangi projeyi atarsa atsın, eğer öbürleri o ülkenin ilerlemesini, o noktaya sahip olmasını istemiyorsa, hemen bu enstrümanı kullanıyor ve o projeyi engellemeye çalışıyor. “

“Çevreyle ilgili kimsenin kendilerinden daha iddialı olmasının mümkün olmayacağını” iddia eden Güllüce “Dünyanın anasını ağlatacaksın, nükleer atıklarını getirip korsan korsan atacaksın, Afrika’yı çöplük haline getireceksin, şunu edeceksin bunu edeceksin… Bize çevreciliği öğretme.” dedi.

(Hürriyet)

Soçi’de yetkililer Kış Olimpiyatları için hayvanları öldürecek bir şirket kiraladı

7 Şubat’ta başlayacak Soçi kış olimpiyatlarına farklı kesimlerden tepkiler devam ederken, hayvan haklarıyla ilgili skandal bir haber geldi. Özel bir şirket, “olabildiğince fazla” sokak köpeğini öldürmekle görevlendirilmiş.

sochi-dogs-chilling

Olimpiyatların ülkede yapılacağının açıklanmasının ardından yetkililer iki binden fazla kedi ve köpeğin 2013-2015 arasında“imha edileceğini” açıklamıştı. Hayvan hakları savunucuları geceleri sokaklarda köpeklerin öldürüldüğünü filme çekmiş ve yayınlamıştı.

Basia İmha Servisleri adlı şirketin başkanı Alexei Sorokin, ABC News’e yaptığı açıklamada şehir yetkilileri tarafından işe alındığını söyledi. “Olimpiyat oyunları sırasında bir kayakçı saatte 130 km hızla yol alırken piste başı boş bir köpeğin çıktığını düşünün! Böyle bir olay sporcunun da köpeğin de ölmesine neden olacaktır. Sokakların başıboş köpeklerden temizlenmesi gerekiyor. Bu onları uyutmak anlamına gelse bile ” dedi. Sokak hayvanlarını “biyolojik atık” olarak tanımlayan Sorokin, yaptıklarının kamu hizmeti olduğunu iddia etti.

Hayvanlar için ucuz barınak kampanyası

Rusya’da köpek saldırıları sıklıkla rapor ediliyor. Evcil hayvan olarak evlere alınan, sonra bakımı pahalı geldiği için sokağa bırakılan köpeklerin sayısında artış var. Bu hayvanların çoğu “köpek avcıları” denen insanlar tarafından zehirleniyor, bıçaklanıyor ve ölümüne dövülüyor.

Hayvan hakları savunucuları, köpekleri “insani” yollarla sokaktan ayırmak için ucuz barınak yapımı konusunda bir kampanya başlatmış durumda.

(Independent/Yeşil Gazete)

İspanya’da kürtaj tasarısına büyük protesto

_72694966_020866336-2İspanya’da kürtaj hakkını kısıtlayan yasa tasarısı sebebiyle halk sokaklara dökülerek hükümeti protesto etti.

CNN’in haberine göre; İspanya’nın başkenti Madrid’de on binlerce kişi, hükumetin desteklediği ve kürtaj hakkını sınırlayan yeni yasa tasarısını protesto etti. Göstericilerin taşıdıkları pankartlarda “annelerin karar almasına izin verin” ve “karar verebilmek bizi özgürleştiriyor” sloganları yer aldı.
Yeni tasarıda, kürtaj hakkı, tecavüz olayları ve anne sağlığının büyük tehlike altında olduğu durumlarla sınırlanıyor. Mevcut yasa uyarınca ise, her kadın, hamileliğinin ilk 14 haftasında kürtaj yaptırabiliyor. Ceninde anormallik görülmesi durumunda 22 haftaya kadar kürtaja izin veriliyor.

2010 yılında eski Sosyalist hükumet tarafından yürürlüğe sokulan mevcut yasaya, Katolik kilisesi ve muhafazakâr gruplar karşı çıkıyor. Bugünkü protesto eyleminin, ülkedeki merkez sağ hükumetin yasa tasarısına destek verdiği Aralık ayından bu yana gerçekleştirilen en büyük gösterilerden biri olduğu bildiriliyor. Muhalefet partilerinden birçoğunun da desteğini alan protestocular, yasa tasarısını hazırlayan Adalet Bakanı Alberto Ruiz-Gallardon’u istifaya çağırdı. Gösteriye katılanlardan Ana Alonso, “Bu yasa, ülkemizi kadın hakları konusunda yıllarca geriye götüreceği ve suç olmaması gereken bir şeyi suç eylemi haline sokacağı için yürüyüşe geldim. Biz bu mücadeleyi uzun zaman önce verdik. Kadınların hayatı ve sağlıkları tehlikeye sokulmadan, gerektiği gibi kürtaj yaptırma hakkına sahibiz.” dedi.

Yeni yasa hamileliliğin ilk devresinde kürtajı bir hak olmaktan çıkarıyor; yalnızca kadın tecavüze uğradığında ya da iki doktor, kadının sağlığının büyük tehlike altında olduğuna karar verdiğinde kürtaja izin çıkıyor. Kürtaj yasasının sıkılaştırılması, İspanya’da halen iktidarda olan Halk Partisi’nin, 2011’deki seçim kampanyasında verdiği başlıca sözler arasındaydı.

Muhalefetteki Sosyalist Parti ise, getirilecek kısıtlamaların kadınları gizli kliniklerde tehlikeli koşullarda kürtaj yaptırmaya iteceğini vurguluyor. Yasa taslağı henüz parlamentodan geçmedi ama, Halk Partisinin büyük çoğunluğa sahip olması nedeniyle onaylanması bekleniyor.

(Sol)

Soçi’yi tanıyın !

7 Şubatta Rusya’nın karadeniz sahilindeki Soçi kentinde düzenlenecek Kış Olimpiyatları öncesinde tepkiler büyüyor. No Sochi sloganıyla sochi olimpiyatlarını boykot çağrısında bulunan gruplardan Türkiye Çerkesleri  İstanbul’da yaptıkları eyulemle No Sochi sloganına ilave olarak Know Sochi (Soçi’yi Tanıyın) dediler ve 150 yıl önce Çerkes halkına yapılan soykırıma dikkat çektiler.

beyoğlu no sochiÇerkes STK’larının organize ettiği ‘Soçi’yi Tanıyın’ (Know Sochi) eylemi 2 Şubat Pazar günü İstanbul Rusya Konsolosluğu önünde gerçekleştirildi. İstiklal Caddesi’inde toplanan yüzlerce kişi, Soçi’ye götürülen ‘Olimpiyat Meşalesi’ne atfen taşıdıkları ‘Soykırım Meşalesi’ni Rusya Konsolosluğu’na bıraktı.

İstiklal Caddesi’nde oluşturulan insan koridoru boyunca kültürel kıyafetleri ile ‘Soykırım Meşalesi’ni taşıyan ve Rusya Konsolosluğu’na kadar sessiz bir yürüyüş gerçekleştiren grup meşalenin tesliminden sonra bir bildiri okudu.

Bildiride Putin’in Soçi ve olimpiyatları hoş gösterme çabalarına ve açıklamalarına cevaplar sıralandı. Soçi’nin bir Çerkes şehri olduğu ve Çerkes Soykırımının son durağı olduğu vurgulandı. Barışı simgeleyen olimpiyatların soykırım topraklarında yapılacak olmasının bir çelişki olduğu, meşale gösterisinin de yalandan ibaret olduğu haykırıldı.

(Demokrat Haber – Yeşil Gazete)

Ali İsmail Korkmaz’ın davası bugün 09.15’te Kayseri’de başladı

Haziran ayında, Gezi Parkı eylemleri sırasında, Eskişehir’de dövülerek öldürülen Ali İsmail Korkmaz’ın sanıklarının yargılanacağı dava bugün Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. Güvenlik gerekçesiyle Eskişehir’den Kayseri’ye taşınan dava için valilik toplantı ve gösteri yürüyüşlerini yasakladı, yolları trafiğe kapadı.

Güncelleme (16.45)

Sanık Y.A.’nın  savunmasında “Ali İsmail olduğu iddia edilen şahısı kovaladım, sonra sivil şahıslar önünü kesti, ufak bir müdahale oldu, ben ayrıldım. O kişi Ali İsmail değil başkasıydı” dediği iddia ediliyor.

Güncelleme (16.00)

Gezi eylemlerinden ölen Ethem Sarısülük, Abdullah Cömert ve Mehmet Ayvalıtaş’ın babaları Mustafa Sarısülük, Zafer Cömert, Muharrem Ayvalıtaş’ın ve ÇHD ‘nin davaya müdahil olma talebinde kabul edilmezken Ali İsmail Korkmaz’ın ailesinin katılma talebi kabul edildi.

Sanık polis: Olay günü orada değildim, hatırlamıyorum

İlk olarak sanıklardan polis memuru Ş.G.’nin savunması alındı. Sanık “Aradan zaman geçtiği için tam hatırlamıyorum. Ali İsmail diye tabir edilen şahsı görmedim. Ben orada bile değildim.” dedi. Ş.G., olay günü orada olmadığını iddia etti ve iddiasını polis ve bilirkişilerce silinen kamera görüntülerine dayandırdı. Ş.G.’ye ara sokaktaki görevlendirmelerinin yazılı bir emir doğrultusunda olup olmadığı soruldu. Ş.G. , yazılı bir emir olmadığını dile getirdi. “Amiriniz Kim?” sorusuna, Hatırlamıyorum” cevabını verdi. Ş.G. , elinde coplu anın kameralarda olduğunu belirtmesi üzerine ise yeniden “Ben orada değildim” savunusuna geçti.

Sıra sanık polis H.E.’ye geçti. H.E. de savunmasına iddiaları reddederek başladı.

Güncelleme (14.20)

Duruşmaya verilen öğle arasından sonra ikinci yarısı başladı. Duruşma sanık savunmalarıyla devam ediyor.

Duruşmanın ilk yarısında Savcı iddianameyi okudu. İddianamede sanıkların Ali İsmail’in onlara küfrettiği iddiası yer alıyor. Tanıkların ifadesine göre ise Ali İsmail “Yapmayın etmeyin” diye yalvarıyordu. Tanıkların iddianamedeki ifadelerine göre Ali İsmail’i döven polisler “İyi strest attık” dediler.

Güncelleme (12.00)

Duruşmaya farklı şehirlerden yaklaşık beş bin kişi katıldı. Eski adliye binasındaki duruşmaya girmek isteyen 300’e yakın avukatla güvenlik görevlileri arasında zaman zaman tartışma yaşandı. Duruşma öncesi avukatlar yaptıkları ortak açıklamada, “Ali’yi aramızdan aldılar. Adaleti hangi deliğe girerse girsin oradan çıkaracağız’’ dedi. Bu arada tutuklu beş sanık, jandarma tarafından adliye binasına mahkum girişinden alındı.

“Kendi çocuklarınıza nasıl bakıyorsunuz?”

Ali İsmail Korkmaz’ın ailesi de duruşmaya geldi. Oğlunu yitiren anne duruşmanın başlamasını beklerken adliye koridorlarında gözyaşlarıyla oğlunun resimlerini göstererek ”Nasıl kıydınız çocuğuma? Ne yaptı çocuğum size? Kendi çocuklarınıza nasıl bakıyorsunuz” diye isyan etti.

CHP’li vekiller Hüseyin Aygün, Sezgin Tanrıkulu, Veli Ağbaba, Süheyl Batum, Musa Çam ve Tufan Köse de duruşmayı izliyor.

Sanık yakınında silah iddiası

Duruşma salonunun izleyici bölümündeki sivil giyimli iki kişi, jandarma olduğunu söyledi. Kişilerin silahı olduğu anlaşılınca yaka paça dışarı çıkarıldı. Avukatlar kimlik tespiti istedi, arbede yaşandı. Duruşma salonunda sivil giyimli iki kişinin üzerinde silah çıktı, salon gerildi. Sivil giyimli bir kişinin tutuklu polisin yakını olduğu ortaya çıktı. Kayseri Valisi, olayla ilgili twitter’dan yaptığı açıklamada, “avukatların duruşmayı izlmeye gelen birinin cebindeki sert cismi (cep telefonunu) silah sandığını’ iddia etti.

“Cezasızlığa son” eylemi

Uluslararası Af Örgütü, Ali İsmail Korkmaz için twitter ve fotoğraf eylemi başlattı. “Cezasızlığa Son” başlıklı fotoğraf eylemine katılmak için fotoğrafları Facebook veya Twitter (@aforgutu) üzerinden gönderebilirsiniz.

Kayseri İl Emniyet Müdürlüğü sayfasından yapılan duyuruda:

“Gezi Parkı eylemleri sırasında yaşamını yitiren Ali İsmail KORKMAZ’ın Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesinde açılan kamu davasının duruşması, 03 Şubat 2014 Pazartesi günü saat: 09.15’de Eski Adliye Binasında yapılacaktır.

Bahse Konu dava ile ilgili olarak 03.02.2014 Pazartesi günü Eski Adliye Binası önünde protesto eyleminin yapılacağı yönünde alınan duyumlar nedeniyle, bu alanın toplantı gösteri yürüyüş alan ve güzergahlarından olmadığından, milli güvenlik, kamu düzeni ve kamu güvenliğinin sağlanması, suç işlenmesinin önlenmesi, başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla; Eski Adliye binası önünde düzenlenmesi planlanan toplantının ve bu konuyla alakalı ilimiz dahilinde muhtelif yerlerde yapılabilecek tüm açık hava toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin; 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 11/C maddesi ile 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 6,10,17 ve 23. Maddelerine istinaden Kayseri Valiliğinin 31.01.2014 tarih ve 212 sayılı kararı ile YASAKLANMIŞTIR.

Kamuoyu ve basına duyurulur.”

denildi.

Kayseri İl Emniyet Müdürlüğü’nce duruşma için alınan güvenlik önlemleri kapsamında

  • 3,4 ve 5 Şubat tarihlerinde eski Adliye Binası civarında bulunan caddelerin ve bu caddelere birleşik sokakların Eski Adliye Binasına yakın kesimlerin taşıt trafiğine kapatılacağı
  • Belirtilen cadde ve sokaklarda sadece acil vakalarda görevlilerin denetim ve gözetiminde taşıt trafiği için izin verileceği

açıklandı. Mağduriyet yaşanmaması için zorunluluk halleri dışında bu tarihlerde bu mekanların kullanılmaması uyarısında bulundu.

İki bin polis, iki TOMA, bir polis helikopteri

Duruşma için çevre illerden yapılan takviyelerle birlikte iki bin polis, iki TOMA ve bir polis helikopterinin görevlendirildiği ve tüm polislerin fazla mesai yaparak 12 saat mesai 12 saat izinle çalışacakları söyleniyor. Duruşma için Adana, Kahramanmaraş ve Kırşehir’den 500 çevik kuvvet polisi Kayseri’ye getirildi.

Biri polis dört tutuklu ve üç tutuksuz polis yargılanıyor

Korkmaz’ın öldürülmesine ilişkin davada polis memuru İ.K., R.K., M.V. ve E.H. ile polis memuru M.S. tutuklu, Ş.G., H.E. ve Y.A. adlı polisler ise tutuksuz olmak üzere toplam sekiz sanık bulunuyor.

Sanıklardan sadece tutuklu polis M.S. “suç kastıyla kasten insan öldürmek” suçundan müebbet hapis istemiyle yargılanacakken, tutuklu İ.K., R..K., M.V. ve E.H. ile tutuksuz polisler Ş.G., H.E. ve Y.A. hakkında da “öldürmeye iştirak” suçundan 10 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Hem döven hem dövülen tanık

Radikal’den İsmail Saymaz’ın haberine göre davada tanık sıfatıyla yer alan D.B., Korkmaz’la aynı dakikalarda Sanayi Sokak’ta polisler ve sivillerce dövülmüş, dayak anına ait görüntüler ortaya çıkmıştı. D.B’yi dövenler arasında, Korkmaz’a vurduğu anlaşılan ve bu yüzden hakkında dava açılan polis H.E.’nin yanı sıra polis S.B. de vardı. Polis S.B.’nin sonradan Korkmaz’ı kovaladığı görüldüğü halde, sanık olması gerekirken, dövdüğü tanık D.B. ile birlikte dava tanığı oldu.

Korkmaz’ın ölümünden sonra Ankara ’ya tayin edilen polis S.B. hakkında, D.B.’nin dövülmesine ilişkin soruşturmada işlem yapılmadığı ortaya çıktı. Halen Eskişehir Savcılığı’nda yürütülen soruşturma dosyasına beş şikâyetin daha eklendiği ve mağdur sayısının 21’e ulaştığı, fakat şüpheli polisin belirlenip ifadesinin alınmadığı anlaşıldı.

Ne olmuştu?

Ali İsmail Korkmaz Eskişehir Anadolu Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği 1. Sınıf öğrencisiydi. 3 Haziran günü Gezi Parkı’na destek için Eskişehir’de yapılan yürüyüşe katıldı. Polisin gaz bombaları ile saldırması üzerine kaçtığında ise sivil giyimli eli sopalı kişilerin saldırısına uğradı.

Saldırı sonrası gittiği Yunus Emre Devlet Hastanesi’nde “ifadeni ver öyle gel” yanıtını aldı. Ertesi sabah yinelenen cevap üzerine karakol karakol dolaşarak ifade veren Korkmaz, ifade sonrası gittiği Eskişehir Devlet Hastanesi’nden “beyin kanaması” teşhisiyle Osmangazi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne sevk edildi.

Burada ameliyata alınan Korkmaz’ın 4 Haziran’dan itibaren bilinci kapalıydı, 10 Temmuz 2013’te hayatını kaybetti.

Dava dörde bölündü

20 Kasım’da Eskişehir’de görülecek dava güvenlik gerekçesi ile duruşmaya iki gün kala Kayseri’ye taşındı, duruşma tarihi 3 Şubat 2014’e ertelendi. Tanıkların Eskişehir’de, müşteki olan Korkmaz ailesinin ise Antakya’da dinlenmesine karar verildi. Tanık polis S.B.’nin Ankara’ya tayini çıkmasıyla, burada dinlenmesine karar verildi ve dava dörde bölünmüş oldu.

Davanın 24 tanığının dinlenmesi için Eskişehir’de 6 Ocak’ta görülen duruşmada avukatların sanıklardan önce tanıkların dinlenmesine yönelik itirazı üzerine tanıklar dinlenmedi, duruşma 28 Şubat’a ertelendi. Korkmaz ailesi 13 Ocak’ta Antakya 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada ifade vererek şikayetçi oldu.

Avukatların itirazı üzerine Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi de tanık polis S.B.’nin sanıkların ifadesinden sonra dinlenmesine karar verdi. Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi, sanıkların yargılandığı Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ne tanığın Ankara’da mı yoksa Kayseri’de mi dinleneceğine dair soru da yöneltti.

(Yeşil Gazete, Bianet, Radikal)