Ana Sayfa Blog Sayfa 4054

Yeşil mutfak denemeleri- Isırgan otu ve polenta

Bundan iki yıl önce, şu anda yıllık iznini kullanan yazarımız Bora (şafak 72) bu kitabı okumalısın diye geldiğinde, o kitabın beni buralara getireceğini tahmin bile edemezdim. Victor Ananias’ın Yaşam Dönüşümdür kitabıydı elindeki. Ben, o sayfaların izinde tohumun, gerçek gıdanın, bütüncül bakış açısının ve en önemlisi niyetin, iyi niyetin izlerini sürmeye başladım.

Çok da yanlış yolda olmadığımı canım Çamtepe’nin güzelim mutfağında tarhana kaynatırken anladım. Bu yolculuk esnasında kendi alışkanlıklarımı gözden geçirmeye başladığımda doğdu esasen yeşil mutfak hikâyeleri. Ne nereden geliyordu, mevsiminde tüketme neydi, atalık tohum neden bu kadar önemliydi, ekseriyetle yan yemek olarak düşündüğümüz yiyecekler nasıl başrole gelirdi… Bunların olgunlaşıp söze dökebileceğim hale gelmesi için zaman lazım diyordum hep. Sonra o doğru an sen karar verinceye kadar asla gelmediğinden haydi bakalım deyip bu köşeyi hazırlamaya koyuldum.

Yazdığım denediğim her tarif bir sonrakinin telaşını düşüyor içime. Ama neyse ki kervan yolda düzülüyor. Haber toplantıları ve yazışmaları esnasında atılan bir fikir, sorulan bir soru, takılan bir lakap, pazar tezgâhında karşına çıkan bir sap ısırgan otu bir anda telaşı gideriveriyor.

Pek çok yerde duymuş ve okumuş olabileceğiniz gibi faydası çok olan (idrar söktürücü özelliğinin yanı sıra kanı temizlemesi, metabolizmayı uyarması, kabızlığı önlemesi gibi yararları sayılıyor) ısırgan, geçen hafta pazarda dolanırken tezgâhta karşıma çıkınca karamelize soğan kokusu geldi birden burnuma. Eve gelip de mutfağa girişince aşağıdaki tarif çıktı ortaya.

Afiyet ve muhabbetle!

 

Isırgan otu kavurma

 

Malzemeler:

Isırgan otu kavurması ve polenta
Isırgan otu kavurması ve polenta

 

1 sap ısırgan otu

1 veya 2 soğan (büyüklüğüne göre, bizdekiler ufakcanaydı 2 tane kullandım)

2 diş sarımsak

6-7 dilim haşlanmış kuru domates

Tuz, karabiber, zeytinyağı

 

Hazırlanışı:

Isırgan otu ve polenta hazırlık
Isırgan otu ve polenta hazırlık

Isırgan otlarını bir güzel yıkayıp temizliyoruz. Bunu yaparken eldiven giymenizi tavsiye ederim zira dokunduğunuz zaman canınızı yakan ve şifası içinde saklı olan sıvısı ve yaprakları var. Karpuz dilimi şeklinde doğradığımız soğanları sarımsakla birlikte zeytinyağında kavuruyoruz. Karamelize soğan kokusu dedim ya yukarıda, dilim damağım o tadı yakıştırdı nedense, fena da olmadı hani. Nasıl karamelize edeceğiz derseniz, kavururken tuzunu koyduktan sonra bir adet küp şeker koyuyoruz ve çevirmeye devam ettikçe rengi de dönmeye başlıyor zaten. Isırgan otunu ekleyip 5-6 dakika kadar soteliyoruz. Tuzunu, karabiberiyle birlikte uzun ince şeritler halinde (jülyen) kestiğimiz kurutulmuş domatesleri ekleyip bitiriyoruz.

Bitirdim bitirmesine ama yemek gözüme az geldi, yanına bir şey daha yapsam iyi olabilir diye düşündüm. Aşçılık okurken sıkça yaptığımız ve genelde kalıp gibi dondurarak tabakta yükseltici olarak kullandığımız polenta düştü aklıma. Polenta dediğimiz mısır unu ve suyla yapılan son derece pratik bir tarif yani esasen bulamaç. Tarifi severek takip ettiğim şu blogtan aldım, ben biraz daha koyu yaptım yani daha az su koydum. Bir de Bozcaada’dan getirdiğim adaçayı vardı, bir kısmını ayırıp kurutmuştum. Ufalayıp ondan ekledim, güzel oldu.

 

Örgü örmek sağlığınızı güçlendiriyor! – Katherine Martinko

Treehugger.com’da Katherine Martinko imzasıyla yayınlanan yazıyı, Yeşil Gazete gönüllü çevirmenlerinden Oya Yalçın‘ın çevirisiyle sunuyoruz.

***

Katherine Martinko
Katherine Martinko

Geçen ay “Neden atkı örmekle uğraşayım ki?” adlı bir yazı yazdım. Meğer benim el yapımı, yerel ve güzel “yavaş moda” nesnelere olan aşkımı paylaşan ne çok okuyucu varmış… Pek çok olumlu dönüş aldım bu konuyla ilgili. Şurası açık ki örgü her kesimden insanın huzur bulduğu, rahatlatıcı bir uğraş. Gerçekten merak ediyorum: Örgü örerken ne oluyor? Neden bu kadar popüler?

Ortaya çıkan şu ki örgü örmenin sağlığa inanılmaz katkısı var. İnsanları her yönden iyi hissettiriyor. Biraz araştırma, örgünün insanlara fiziksel ve ruhsal olarak başa çıkma yolları bulmasında nasıl yardımcı olduğunu meydana çıkarıyor.

1. Örgü terapide kullanılıyor. Örgü güçlü bir dikkat dağıtıcı ve insanlara uzun süreli ağrılarını gidermede yardımcı oluyor. Depresyondan muzdarip olanları dünyayla iletişim için motive ediyor. İnsanları göz teması kurmadan birbirleriyle nazikçe iletişime geçmelerinde yardımcı olan bir sohbet başlatıcı. Güven ve öz-saygı geliştirmeni sağlıyor.

2. Örgü fevkalade rahatlatıcı, ki bu da stres ve endişeyi azaltmada çok önemli. Harvard’da “Mind/Body Medicel Institute”ün kurucusu Dr. Herbert Benson, kitabı “The Relaxation Response”da “rahatlama yansıması” elde etmek için, bir kelimeyi, sesi, cümleyi, duayı ya da kassal bir aktiviteyi tekrarlamayı tavsiye ederek- kalp atış hızını, kas gerilimini ve kan basıncını azalttığını yazıyor. Örgü meditasyona benzetiliyor; bazen örgü örenler onu “ruhani” ve “Zen-benzeri” bir şey olarak tanımlıyor.

3. Örgü insanları birbirine bağlıyor. Bir örgü grubuna katılırsanız aslında yalnız başına yapılan bir etkinliği sosyal bir etkinliğe dönüştürmüş oluyorsunuz. “The Benefits of Knitting for Personal and Social Wellbeing in Adulthood” ( British Journal of Occupational Therapy’de yayımlanmış “Yetişkinlikte Kişisel ve Sosyal Refah için Örgünün Yararları”) adlı bir çalışmada söylendiğine göre “ bir grupta örgü örmek hissedilen mutluluğu gözle görülür bir şekilde etkileyip, diğerleriyle sosyal temas ve iletişimi geliştiriyor.

4. Örgü konsantrasyonu arttırıyor ve aşırı enerjiyi kanalize ediyor. Toronto’lu bir öğretmen olan Caleigh Murtaugh yedi ve sekiz yaş grubu öğrencileri için bir örgü kulübü başlatıyor. Projelerinde çalışmak için ara verip içeride kalan çocuklarda müthiş bir başarı sağladı. Bazıları çok fazla hiperdi ama elleriyle odaklanıp çalışmak onlara çok yardımcı oldu ve başarı duygusunu tatmalarını sağladı.

Örgü kafayı rahatlatıyor, orası kesin... (Foto: Treehugger.com)
Örgü kafayı rahatlatıyor, orası kesin… (Foto: Treehugger.com)

5. Örgü demans riskini azaltıyor. 2.000 üzerinde yaşlı (65 yaş ve üstü) ile yapılan bir çalışma “ seyahat, ufak-tefek işler, örgü ve bahçecilik gibi sosyal ve boş zaman aktivitelerine düzenli katılımın demans riskini azalttığını” tespit etmiş.

6. Örgü sürekli meşgul gündemlerden sıyrılmanız için ve teknoloji-doygunu dünyayı bünyenizden atıp tazelenmeniz için bir teklif sunuyor. Bir çoğumuza kendi düşüncelerimizle yalnız kalmak için eşsiz bir fırsat sağlıyor.

7. Örgü insanları mutlu ediyor. Örgü ören insandan, örülmüş bir şeyi hediye alan insana ve etrafında örgü nesneleri gören insana kadar herkes mutlu oluyor. “Yarn-bombing”in popülaritesini düşünün- kamusal alanları ipliği kullanarak süsleyen bu güzel grafiti/ sokak sanatı, buraları mutluluk veren renk ve sıcaklığa büründürüyor. Kimse örgü işiyle kaplanmış bir otobüsü veya ağacın görüntüsü karşısında gülümsemesine engel olamaz!

Profesyoneller bile durumun farkında. Stitchlinks, hastanelerde, okullarda, çalışma alanlarında bakım evlerinde örgü terapi grupları ağını oluşturmaya çalışan İngiltere’li bir grup. Web sitelerinde şöyle diyorlar: “Terapi amaçlı örgü, önde gelen klinikçiler ve akademisyenler tarafından ana akım sağlık hizmetlerine sağladığı yararlar açısından resmi olarak kabul gördü.”

Tüm örgücüler, örmeye devam edin! Sadece eğlendiğiniz için değil kendinize daha sağlıklı ve mutlu bir yaşam ördüğünüz için de!

Yeşil Gazete için çeviren: Oya Yalçın
(Treehugger.com, Yeşil Gazete)

 

Gerçek temizlik tarifleri 1: Krem Yüzey Temizleyici – Mercan Uluengin

“Kahve taştı, ocak battı”, şu tarifi yazmaya oturduğumdan beri bu reklam jingleını kafamın içinde çıkarıp atamıyorum. Hatırladınız, değil mi? Bu jingleın ait olduğu ürün, eminim birçoğunuzun evinde var – ya da bir zamanlar oldu.

Ovma kremi veya krem yüzey temizleyici adıyla anılan, beyaz, hafif kıvamlı sıvıdan söz ediyorum. Hani ocağı, lavaboyu, küveti temizlerken kullandığımız… Kâğıt mendili markasıyla söylediğimiz gibi, markasıyla andığımız, hatta markasından fiil türettiğimiz…

Krem temizleyici, benim Zehirsiz Ev yolculuğuma adım atarken evde yapmayı denediğim ilk üründü. Ne kadar kolay olduğunu ve nasıl iyi sonuç verdiğini gördükten sonra “Bunu yapabildiysem, kim bilir daha neler yapılabilir?” diye düşünmüştüm. O gün bugün, düşünmeye devam ediyorum.

krem-temizleyici...

Krem temizleyicilerin işe yaraması için, iki temel madde gerekiyor:

1-      Yüzeylere yapışmış kirleri sürtünme yoluyla sökecek bir mekanik temizleyici

2-      Yağı sökecek bir sürfaktan

Hazır mısınız? Dünyanın en basit tarifi geliyor:

Malzemeler:

  • 1 su bardağı karbonat
  • 2 yemek kaşığı arap sabunu
  • İsterseniz 5-10 damla uçucu yağ (Ben hep lavanta kullanıyorum) 

Hazırlanış:

  • Karbonatla arap sabununu karıştırıp macun kıvamına getirin. Arap sabununu artırdıkça daha akışkan bir kıvam elde edeceksiniz.
  • Uçucu yağ koyacaksanız ekleyin.
  • Kapaklı bir kavanozda saklayın.
  • Zamanla kurursa, gliserinle veya suyla yeniden akışkan hale getirebilirsiniz.

Tariflerin tümüne zehirsizev.com/ üzerinden ulaşabilirsiniz

 

12 Mercan Uluengin

 

Mercan Uluengin

www.zehirsizev.com

Bosna Hersek’te işsizlik protestoları büyüyor

Bosna Hersek’in Tuzla şehrinde başlayan ve diğer şehirlere de yayılan hükmet karşıtı protestolar üçüncü gününe girdi. Saraybosna Devlet Hastanesi yetkilileri şu ana kadar 34 kişinin hastaneye başvurduğunu bildirdi. Protesto gösterilerinde son olarak hükümet binası ateşe verildi.

bosnaaa-2

Neden kötü gidişat, işsizlik, yoksulluk 

Bosna Hersek’in en kalabalık nüfusuna sahip, maden ve sanayi bölgesi olarak bilinen Tuzla şehrinde fabrikaların özelleştirilmesi üzerine aylardır maaşlarını alamayan kamu görevlileri Çarşamba günü protestolar başladı. Eylemler kısa sürede Saraybosna, Zenitsa, Bihaç ve Sırp nüfusunun yoğun yaşadığı Banya Luka, Priyedor ve Doğu Saraybosna’ya sıçradı.  Eylemlerin kötü ekonomik gidişat, artan işsizlik ve yolsuzluk nedeniyle geniş bir toplumsal tepki haline geldiği düşünülüyor.

26 kişinin gözaltına alındığı gösterilerde Reuters muhabiri, polisin göstericileri dağıtmak için biber gazı ve plastik mermi kullandığını söyledi.

“Bu durum 17 yıldır devam ediyor”

Al Jazeera’ya konuşan eylemcilerden emekli Hido Bejanoviç, “40 yıldır madenci olarak çalıştım, 200 Euro emekli maaşı alıyorum, kızım üniversiteyi bitirdi hala iş bulamadı. Nasıl bulsun ki, herkes tanıdığına iş ayarlıyor. Bu durum 17 yıldır devam ediyor” diye konuştu.

30 yaşında Aida ise ” İnsanlar aç, hiç bir şeye hakkınız yok, tanıdık, akraba yoksa iş bulamıyorsunuz. Ben coğrafya öğretmeniyim ve iş bulamadım, herhangi bir iş bile olsa” dedi.

bosnaaaa-3

Savaştan sonra Tuzla’da 66 fabrika kapatıldı

Avrupa birliğinin işsizlik oranı en yüksek ülkenin sanayi ve maden bölgesi olarak bilinen Tuzla, savaştan sonra özellikle Srebrenitsa’da yoğun göç almıştı. Tuzla bölgesinde savaştan sonra 66 fabrika kapatıldı.Fabrika özelleştirmelerinin ardından bölgede çok sayıda insan işini kaybetmiş durumda. Tuzla Kantonu İstihdam Ofisi’nin verilerine göre, Tuzla Kantonu’nda yaklaşık 81 bin kişi çalışırken, yaklaşık 100 bin kişi ise iş arıyor.

Çalışanların birçoğu, sigortalarının yatırılmamasından dolayı ne emekli olabiliyor, ne de devlet hastanelerinde tedavi görebiliyor. Senelerdir seslerini duyurmaya çalışan vatandaşlar, sonuç alamayınca Şubat ayının başlangıcında eylemlerini sık aralıklarla yapmaya başlamıştı.

 (Ajanslar,Yeşil Gazete)

 

 

 

 

 

 

Bergama Ovacık Köyü’ne üçüncü siyanür çukuru

Yıllardır siyanürlü altın madenlerine karşı mücadeleye sahne olan Bergama Ovacık Köyü’nde, şimdi de üçüncü atık deposu projesi gündemde. Bölgedeki madende de çalışmış olan emekli maden mühendisi  Hasan Gökvardar, atık barajının deniz seviyesinin altına inmesinin çevre felaketine davetiye çıkaracağını belirtiyor.

Koza Altın Maden şirketinin ÇED başvuru dosyasından üçüncü atık deposunun konumu
Koza Altın Maden şirketinin ÇED başvuru dosyasından üçüncü atık deposunun konumu

Atık deposu nedir?

Atık depoları, çıkarılan altın cevherinin siyanürle ayrıştırılması işleminin ardından kalan siyanürlü ve ağır metalli sıvı ve çamurların biriktirildiği alan. Bu kimyasal atıkların bulunduğu depolar Bergama Ovacık, Çamköy, Narlıca köyleri bölgesinde zaten iki tane bulunuyordu. Maden şirketi, bölgede kurduğu iki atık barajının ardından üçüncü baraj projesini de hazırladı ve Çevresel Etki değerlendirme (ÇED) süreci başlatıldı.

Halkı bilgilendirme toplantısı halka haber verilmedi

ÇED toplantısının 6 Şubat günü yapılacağına dair duyuru İzmir Çevre ve Şehircilik ilk müdürlüğü internet sayfasında yayınlandı. Fakat ne Bergama belediye başkanı ne köylüler ne de Bergama Çevre Platfromu toplantının nerede kaçta yapıldığını blmiyor. Platform’dan Erol Engel, kendisini bir gece önce polisin “güvenlik önlemi” nedeniyle arayarak ÇED toplantısını haber verdiğini, aynı şekilde belediye başkanının da jandarma vasıtasıyla toplantıdan haberdar olduğunu söylüyor. “Altın Koza madencilik yangından mal kaçırır gibi toplantı yapmıştır” diyen Engel, halkı bilgilendirme toplantısının halka haber verilmeden yapılmasının garip olduğunu ekliyor.

Köyün tepesinde “cehennem çukuru”

Üçüncü atık deposu olması planlanan yer, köyün yakınındaki tepede yer alıyor. Şirket bu tepeden altın çıkarmak için, tepeyi kaza kaza büyük bir çukur oluşturdu. Atık deposunun asıl tehlikesi açılan çukurla birlikte deniz seviyesinin aşağısına inilmiş olması.

Evrensel Gazetesi’nden Özer Akdemir’e konuşan Emekli Maden Mühendisi Hasan Gökvardar’ın aktardığı kadarıyla,  atık deposu yapılacak alan yaklaşık -50 ile -100 kotlarında, deniz seviyesinin altına kadar indi. Ovacık yöresinde yer altı su tablası +40 ile +60 kotlarında. Madenin başlama noktası ise +900 kotlarında. Dolayısıyla 3. atık deposu, yer altı su tablası ve geçirimli alüvyon tabakalar üzerine yapılmış oluyor.

Madenin ilk dönemlerinde 10 yıl boyunca Kamu İlişkileri Müdürlüğü yapan Gökvardar,  kot farkının çok tehlikeli olduğunu belirterek “Bu bir ‘yeraltına yarı gömülü atık deposu tasarımı”dır dedi.

Yeşil Gazete’ye de konuşan Gökvardar, Ovacık altın madeniyle ilgili 2006 danuştay kararını hatırlatarak, “olası riskler göz önünde bulundurulduğundan kamu yararı yoktur” kararının bu atık deposu için de düşünülmesi gerektiğini, çünkü var olan risklerin 300 katına çıktığını hatırlatıyor; “herhangi bir kaçak durumunda siyanür doğrudan yeraltı suların karışır” diye ekliyor.

Bölgede bulunan ikinci atık deposu
Bölgede bulunan ikinci atık deposu

Üçüncü atık deposu burasının gözden çıkarıldığı anlamına gelir

Üçüncü atık deposu projesinin iptali konsunda Bergama Belediyesi itiraz dilekçesini gönderdi. Şimdi sıra, köylülerden gizli saklı yapılan ÇED toplantısının sonucunu beklemeye geldi. Erol Engel, ikinci atık deposu inşa edilirken ÇED toplantısında kendilerini konuşturmayan şirket yetkililerine inat bin kişiyle yaptıkları “alternatif ÇED Toplantısı”nı hatırlatıyor, “gerekirse yine yaparız” diyor.

“Çünkü üçüncü atık barajı bölgede tarımın, seracılığın sonu anlamına gelir. Çevre köylerde hasta sayısı gittikçe artıyor. Sonuçta ikinci artık deposu bile bölgede büyük riskti, üçüncüsünün yapılması buranın gözden çıkarıldığı anlamına gelir.”

(Yeşil Gazete)

Polonezköy için pazar günü eylem vakti

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından imara açılması planlanan, tabiat parkı statüsündeki Polonezköy’le ilgili “Diren Hayvan, Diren Ağaç, Diren Doğa” oluşumu pazar günü için eylem çağrısı yaptı.

Polonezkoy

 1994 yılından bu yana tabiat parkı olarak koruma altına alınan 172 yıllık Polonezköy, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından; düşük yoğunluklu konut, ticaret ve turizm alanı fonksiyonu gerekçesiyle imara açılma tehlikesiyle karşı karşıya.

Planlar askıya çıkınca dört meslek örgütü, Şehir Plancıları, Mimarlar, Peyzaj Mimarları ve Çevre Mühendisleri Odası ve ÇEKÜL, Kuzey Ormanları Savunması, Kent Hareketleri gibi sivil toplum örgütleri 24 Ocak itibariyle itiraz etmişti.

Bu pazar saat 14.00’te Polonezköy Parkı’nda

Hukuki süreç devam ederekn eylem çağrısında bulunan  “Diren Hayvan, Diren Ağaç, Diren Doğa” oluşumu “doğanın dengesinin alt üst edildiğini, sıranı Polonezköy’de olduğunu” belirtiyor. Çağrının devamı şöyle:

“Polonezköy Tabiat Parkı sınırı içinde kalan köy alanını kapsayan bu planın uygulanması; oradaki insanların var olan düzenlerinin olumsuz etkilenmesinin yanında hayvanların da yok olması demektir. Bu yüzden buna karşı çıkmak zorundayız. Ayrıca planla birlikte mevcut kaçak villalar vediğer kaçak yapılar da legal hale gelecek. 

Yıllardır Türkiye’nin ve İstanbul’un birçok yeşil alanı rant uğruna yok edildi. 3. köprü için kesilen binlerce ağacı hatırlayın. Ormandaki birçok hayvan türü yok oldu, birçoğunun yuvası dağıldı, doğanın dengesi alt üst edildi. Bugün Polonezköy için de yapılmak istenen budur. Buna tepkimizi dile getirmek için 9 Şubat Pazar günü saat 14.00’tePolonezköy Parkı’nda buluşuyoruz.”

(Yeşil Gazete) 

Arhavi merkeze HES ruhsatı!

Doğu Karadeniz’de 14 HES projesi yapılan Arhavi’de, şimdi de şehir içine Hes yapılması planlanıyor. HES’in planlarını ilçe halkı mahkemeye taşıdı. Mahkeme bitmeden belediye inşaata ruhsat verdi

İdris Emen’in Radikal’de yer alan haberine göre 2012 yılında yapımına başlanan Kavak HES projesine karşı dava açmış, bilirkişi incelemesinin kararı bekleniyordu. Ancak dava devam ederken Arhavi Belediyesi şehir içi HES projesine inşaat ruhsatı verdi.

İmar planında değişiklik yapıldı

HES projesinin tamamlanması için Arhavi Belediye Meclisi ilçenin imar planlarında 2013 yılında değişiklik yapılarak daha önce tarım alanı olan Cumhuriyet Mahallesi’nin bir kısmı ‘konut dışı kentsel çalışma alanı’ ilan edilip şehir merkezinde kurulması planlanan HES projesine imar izni verilmişti.

Projede, yaklaşık 5 kilometre uzaklıkta ‘Çifteköprü’ deresinin sularının 3,5 metre genişliğindeki su boruları ve su tünelleri yoluyla taşınarak şehir merkezinde kurulacak olan HES barajında enerjiye çevrilmesi planlanıyor.

İnşaat ruhsatını alan Arhavi Elektrik Üretimi ve Ticaret Anonim Şirketi ise HES kurulması planlanan bölgenin etrafını duvarla çevirdi. Şehrin merkezine kurulması planlanan elektrik santralının bölgeye zarar verileceğini, dolayısıyla mahkeme sonuçlanmadan HES için inşaat ruhsatı verilmesinin yanlış olduğunu söyleyen avukat Yakup Okumuşoğlu, Arhavi Belediyesi’nin HES projesine parça parça inşaat izni vererek tepkileri azaltmaya çalıştığını söyledi.

Okumuşoğlu: 14 HES projesini Arhavi kaldıramaz

Ruhsatla geri dönüşü olmayan yola girildiğini belirten Okumuşoğlu şunları söyledi: “Oysa ÇED olumlu raporu göz önüne alınarak projenin bir bütün olarak değerlendirilmesi lazım. Şu anda Arhavi’de uygulamaya konulmak istenen 14 tane HES projesi var. Bu kadar projeyi Arhavi bölgesi kaldıramaz. Özellikle şehir içine kurulması istenen Kavak HES projesi olmak üzere Arhavi’de kurulacak olan HES’lerin bölgenin ekolojik dengesine ciddi zararlar vereceğini düşünüyoruz. Kavak HES projesi için verilen ÇED olumlu raporunun iptal edilmesi için mahkemeye başvurduk. Mahkeme devam ederken firmaya inşaat ruhsatı verilmesi hukuka aykırıdır. Yapılacak inşaat faaliyetleri telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğuracaktır.”

(Radikal, Yeşil Gazete)

Greenpeace: Çevre suçlarıyla ilgili kampanyalar da tehdit altında

İnternet yasa tasarısıyla ilgili bir tepki de Greenpace’den geldi. Greenpeace adına konuşan online Kampanyalar Sorumlusu Yiğit Erçevik, ‘temel hakların ihlali anlamına gelen bu yasayla çevre suçlarına karşı yürütülen kampanyaların da tehdit altında olduğunu’ ifade etti. Erçevik’in açıklaması şöyle:

“Yeni yasayla, çevre suçlarına karşı milyonlarca insanla birlikte yürüttüğümüz kampanyaların geleceği de tehdit ediliyor. Gezi Parkı örneğinde de gördüğümüz gibi Türkiye’de bugün en büyük hak ihlalleri arasında çevre koruma konusu var. Düşüncelerimizi özgürce ifade edemediğimiz bir alanda, çevre hakları için mücadele giderek daha zor hale getiriliyor. Bu yasayla, çevre suçu işleyen şirket ve kurumlar, internet üzerinden yürüttüğümüz kampanyaları kolayca engelleyebilir, ortaya çıkardığımız skandalları rahatlıkla karartabilir. Kısacası kurumlar keyfi bir şekilde hem hakim ve savcı olabilecek, hem de ifade özgürlüğünü çiğneyebilecekler.

Greenpeace’in ve çevre suçlarına karşı mücadele eden kurumların ifade özgürlüklerinin ve bilgiye erişim hakkının engellenmesi, uzun vadede çevre suçlarının artması demek. Tüm bu nedenlerle, bugüne kadar attığı tweetlerden internetin sansürlenmesine karşı olduğunu anladığımız Sayın Abdullah Gül’den, bu yasayı onaylamamasını istiyoruz.”

Greenpeace’in internet yasaklarını durdurması için cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e hitaben hazırladığı imza kampanyasına buradan ulaşabilirsiniz.

(Hürrriyet)

İnternet yasasına yurtdışından tepki yağıyor

Yeni internet yasa tasarısı TBMM genel kurulunda kabul edildi. Avrupa Parlamentosu ve uluslararası insan hakkı örgütleri, cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e, tasarıyı imzalamaması konusunda çağrıda bulundu.

Türkiye’de şubat ayı itibariyle 40 bin 733 yasaklı site bulunuyor. 5571 sayılı internet düzenlemesi kanununun, ifade özgürlüğü ve bilgiye erişim hakkıyla olan münasebeti yıllardır konuşulurken, Cumhurbaşkanı imza atarsa yürürlüğe girecek olan yeni internet düzenleme yasa tasarısı eleştirilerin hedefine oturdu. Yasanın İnternetin denetimini kurumsallaştırdığı ve kontrolü yürütmeye vererek kuvvetler ayrılığı ilkesini çiğnediği düşünülüyor.

Avrupa Parlamentosu, uluslararası insan hakkı örgütleri ve uluslararası medya Türkiye’deki yeni internet düzenlemesi hakkında ardı ardına açıklamalar yaptı;

AB: Hükümet internet üzerindeki kontrolünü arttıyor

Avrupa Parlementosu’nun AB Komisyonu Sözcüsü Peter Stano, Türkiye ‘de gündeme gelen ‘internet yasası’nın vatandaşın bilgiye erişimini hükümetin kontrol edebileceğini ve bunun da ciddi endişe oluşturduğunu ifade etti ve kararın Avrupa standartları seviyesine çekilerek tekrar düzenlenmesi gerektiğini belirtti.

Avrupa Parlementosu başkanı Martin Schulz, konuyla ilgili attığı tweet’te “Hükümetin internet üzerindeki kontrolünü artıran kanunun Meclis’ten geçmiş olması zaten boğucu olan basın hürriyeti ortamı açısından bir geri adımdır.” dedi.

AB Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Stefan Füle ise , internet erişimiyle ilgili maddelerin TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilmesinin kendilerini ‘ciddi endişelere’ sevk ettiğini belirtti, kamuoyunun daha fazla şeffaflık ve bilgiye ihtiyacı olduğunu vurguladı.

internet-2

HRW: Savunmaya geçen hükümet eleştirileri susturmak için keyfi yetki kullanıyor

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) adına konuşan, örgütün Türkiye araştırmacısı Emma Sinclair-Webb “Şu anda Türkiye’nin en son ihtiyaç duyduğu şey, daha fazla sansür olacak”dedi. Webb, düzenlemenin zamanlaması dikkate alındığında ” savunmaya geçen bir hükümetin, eleştirileri susturmak ve siyasi açıdan zararlı olacak her tür malzemeyi keyfi olarak kısıtlamak için yetkilerini artırmaya çalışmasının” kaygı uyandırdığını kaydetti.

Örgüt, yeni kanunun, çok geniş kapsamlı olması nedeniyle, İletişim Başkanlığı’na, bazı durumlarda mahkeme kararı veya açık bir adli soruşturma olmaksızın içerik engelleme yetkisi tanımasının, “hükümet sansürüne hizmet etme ihtimali” kaygısını doğurduğunu bildirdi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü, yeni yasanın ayrıca “yer sağlayıcı” internet şirketlerine de veri saklama zorunluluğu getirerek, bu şirketlerin internet kullanıcılarıyla ilgili bilgileri toplayıp iki yıl kadar saklamasını şart koştuğunu hatırlattı ve internet şirketlerinin, talep üzerine bu bilgiyi hükümete teslim etmekle yükümlü olacaklarını belirtti.

RSF: Uluslararası sözleşmelere ve anayasaya aykırı

Merkezi Paris’te bulunan Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF), konuyla ilgili yaptığı yazılı açıklamada “düzenlemenin internet üzerinde bilgilenme özgürlüğü açısından felaket olduğunu” belirtti.

Açıklama, ” Türkiye ’nin imzaladığı uluslararası sözleşmelere ve anayasa aykırı olduğu gerekçesiyle Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e, bu yasal düzenlemeyi imzalamaması çağrısı yapıyoruz” denilmişti.

AGİT: Tüm internet kullanıcıların bilgileri elde edilecek 

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Basın Özgürlüğü Temsilcisi Dunja Mijatoviç de “Yeni önlemler, yönetimin internete kapsamlı şekilde müdahale etmesine ve Türkiye’deki tüm internet kullanıcılarının bilgilerini mahkeme gözetimi olmaksızın elde etmesine imkan tanıyor’ gözlemini paylaştı.

Jen Psaki: araştırma gazeteciliği, bilgiye erişimi etkileme potansiyeli var

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jen Psaki, Türkiye ‘deki internet kullanımına ilişkin yapılan yeni düzenleme ile ilgili soruya, ” Biz elbette Türkiye’nin internet kullanımına kısıtlama ve yasaklar getiren mevzuat durumunu izliyoruz. ABD olarak dünya genelinde ifade özgürlüğünü güçlü biçimde savunuyoruz ve savunmayı da sürdüreceğiz. Demokrasilerin, halkların farklı sesleriyle güçlendiğine inanıyoruz” şeklinde cevap verdi ve düzenlemenin  “ifade özgürlüğünü, araştırma gazeteciliği, gazetecilerin kaynaklarının korunmasını, internet üzerinden bilgiye erişim ve siyasi tartışmaları önemli ölçüde etkileme potansiyeline sahip” olduğunu belirtti.

AB büyükelçileri: Düzenleme AB standartlarının çok gerisinde

Türkiye’de görev yapan AB ülkelerinin büyükelçileri de internet sansürü olarak bilinen yasa tasarılarına tepki gösterdi. AB büyükelçileri dün öğle yemeğinde buluştukları AB Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’na, “Bu tasarı, ifade özgürlüğünü açık şekilde kısıtlıyor. Bu hiçbir şekilde kabul edilemez. Bu yasa AB standartlarının çok gerisinde.” uyarısında bulundu. Bakan Çavuşoğlu ise henüz yasama çalışmalarının neticelenmediğini söylemekle yetindi.

intert-3

“İnternet susturuldu”

Uluslararası medya kuruluşları ise İnternet düzenlemesiyle ilgili eleştirilere yer verdi;

İngiliz Reuters haber ajansı, yasanın ifade özgürlüğünü kısıtladığı eleştirilerine yol açtığını kaydetti. Ajans haberinde düzenlemenin, 17 Aralık’ta yolsuzluk operasyonu sonrasında soruşturma kapsamındaki konularla ilgili pek çok telefon kaydı ve görüntünün internette yer almasının ardından yapıldığına dikkat çekti. 

İngiliz yayın kuruluşu BBC, yasa ile hükümetin internet üzerindeki kontrolünü sıkılaştıracağını yazarken,  Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Twitter ve sosyal medya hakkında daha önce kullandığı ‘baş belası’ sözünü hatırlattı.

Fransız haber ajansı AFP de yasayı ‘Başbakan Erdoğan’ın ifade, bilgiye erişim özgürlüğü ve araştırmacı gazeteciliğe son saldırısı’ olarak nitelendirdi.

İtalyan Corriere Della Sera gazetesi ise haberi “Türkiye’de internet susturuldu” başlığıyla verirken sosyal medyada en aktif ülkeler arasında bulunan Türkiye’de bu tip bir yasayla muhalif seslerin susturulmaya çalışıldığını yazdı.

Bir başka İtalyan gazetesi Repubblica konuyu  “Türkiye’de internete darbe” başlığı ile duyurdu. Türkiye’nin internet ve basın özgürlüğünde yasakçı Çin rejimi ile aynı seviyeye gerilediğini yazdı.

(Ajanslar, Yeşil Gazete) 

 

 

7 Şubat 2014

Humus’taki sivillerin tahliyesi için anlaşma

Suriye Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Humus Valisi ve Birleşmiş Milletler arasında imzalanan anlaşma kapsamında, kadınların, çocukların, yaşlıların ve yaralıların bölgeyi terk etmesine izin verileceği belirtildi.

Pakistan-Taliban görüşmelerinde ateşkes çağrısı

Pakistan Taliban’ı ve İslamabad yönetimi arasında perşembe günü başlatılan barış görüşmelerinde, yıllardır beklenen bir adım atıldı. Müzakere heyetleri ortak bir açıklama yaparak, ülkedeki barış sürecine zarar verecek her türlü adımdan uzak durulması gerektiğini belirtterek ateşkes çağrısı yaptı.

İspanya sınırında göçmen dramı

Fas’taki İspanya toprağı Ceuta ve Melilla bölgesine yüzerek geçmeye çalışan yüzlerce Afrikalı mülteciden 11’i boğularak yaşamını yitirdi.

Irak’da kadın tutuklular ‘kötü muameleye maruz kalıyor’

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün (HRW) Irak’la ilgili yeni raporunda ülkedeki binlerce kadının güvenlik güçleri tarafından yasadışı bir şekilde alıkonduğu, işkence ve tacize maruz kaldığı belirtiliyor.

Amerikalı diplomat özür diledi

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Victoria Nuland ile ABD’nin Kiev Büyükelçisi Geoffrey Pyatt arasında geçen telefon görüşmesinde ABD Dışişleri Bakan Yardımcısının AB hakkında küfürlü bir ifade kullandığı iddia ediliyordu. Görüşmenin internete sızdırılması ardından Victoria Nuland AB yetkililerinden özür diledi.

Sisi’nin cumhurbaşkanlığı adaylığına yalanlama

Ordu sözcüsü Albay Ahmed Muhammed Ali, “Facebook” hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, Kuveyt’te yayımlanan “El Siyase” gazetesinde yer alan haberin, “doğru olmayan ifadeler taşıdığını özellikle başka medya organlarında çarptırılarak haberleştirildiğini” ifade ederek haberi yalanladı.

(Yeşil Gazete)