Ana Sayfa Blog Sayfa 3998

İztuzu’ndaki tartışmalı proje iptal edildi

0

Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce, İztuzu’nda yapılmak istenen caretta caretta hastanesinin iptal edildiğini açıkladı.  Bakan Güllüce  “vatandaşa rağmen yapacak halimiz yok, madem ki istenmiyor, projeyi iptal ettik” dedi.

Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce, İlbank Sosyal ve Eğitim Tesislerinde basın mensuplarıyla yaptığı toplantıda İztuzu’nda uzun süredir tartışma yaratan bir projenin iptal edildiğini açıkladı.

Buraya yapılmak istenen caretta caretta hastanesi projesinin iptal edildiğini belirten Güllüce, İztuzu’nda deniz kaplumbağalarıyla ilgili yaşananları anlamakta zorlandığını söyledi.

İztuzu’nda caretta carettaları incelemek, tedavi etmek, bilimsel çalışmalar yapmak için bir mekan bulunduğunu dile getiren Güllüce, şöyle dedi:
“Fakat çok gayrisıhhi şartları varmış. Bunun üzerine üniversite ile Bakanlık ‘Orada doğru dürüst hastane yapalım, kaplumbağaları tedavi edelim’ diye yola çıkmışlar. Peki niye başka yerde değil de orada? Çünkü başka yere götürmeye kalktığınızda yarım saatlik mesafe var, yol alınacak. Bunu temin için bir bina yapılacaktı. Fakat vatandaşa rağmen yapacak halimiz yok, madem ki istenmiyor, projeyi iptal ettik. Çevreci arkadaşlarımızın rahatsız olmasına gerek yok, hastaneyi yapmıyoruz, mevcut haliyle kalıyor orası.”

Ne olmuştu?

Caretta Caretta’ların üreme alanlarından olan İztuzu Plajı’nda deniz kaplumbağaları bakım merkezinin yapılmasına doğa korumacılar ve bölge sakinleri karşı çıkmış, ‘bu tesisin deniz kenarında olmasına gerek yok, dünyada benzer bir çok projede deniz kaplumbağalarına suni tuzlu su ile bakılıyor. Hastane plajı yapılaşmaya açacak’ açıklamasını yapmışlardı.

(Radikal / Yeşil Gazete)

 

AYM’den BTK ve Adalet Bakanlığı yetkilerine sınırlandırma

Anayasa Mahkemesi, Adalet Bakanlığı’na verilen HSYK’nın yapısına ilişkin yetkilerini ve BTK’nın kişisel verilerin işlenmesi gizliliğinin korunmasına ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisi veren hükmü iptal etti.

BTK’nın kişisel verilerin işlenmesi yetkisi Anayasa’ya aykırı

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 51. maddesinin iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle AYM’ye başvurmuştu.

Başvuruyu inceleyen AYM, kanunun Bilgi Teknolojileri Kurumu (BTK) elektronik haberleşme sektörüyle ilgili kişisel verilerin işlenmesi ve gizliliğinin korunmasına ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisi veren bu maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline hükmetti.

İptal hükmü, kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasından 6 ay sonra yürürlüğe girecek.

Adalet Bakanlığı’nın yetkilerine iptal

AYM, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) konusundaki son yasa değişikliği ile Adalet Bakanı’na verilen tüm ek yetkilerin iptal edilmesine karar verdi. Kanunun Adalet Akademisi ile ilgili bölümlerinin iptal istemini ise reddetti.

Meclisten geçen ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün de onayıyla yürürlüğe giren yasa ile HSYK’nın 22 üye dışındaki tüm çalışanlarının görevleri sonlandırılmıştı. Adalet Bakanı’na da görevi sonlanan bürokratların atamasına ilişkin geniş yetkiler tanınmıştı. Aynı şekilde, Adalet Akademisi’nde çalışanların da görevleri sonlanmış, kendisine verilen yeni yetkiler çerçevesinde Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, bu kurumda da atamalara imza atmıştı.

CHP Mart ayında Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) yapısını değiştiren 6524 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un bazı maddelerinin iptali ve yürürlüğünün durdurulması talebiyle AYM’ye başvurmuştu.

(Hürriyet/ Bianet)

’21. yüzyılda en büyük sosyal eşitsizlik kaynaklarından biri iklim değişikliği olacak’

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) tarafından hazırlanan “İklim Değişikliği 2014: Etkiler, Uyum ve Kırılganlık Raporu”na göre iklim krizinden en çok etkilenecek grup, krize en az katkısı olan alt gelir grubu olacak.

Türkiye’de iklim değişikliği konusunda çalışmalar yürüten sivil toplum kuruluşlarının oluşturduğu ‘İklim Ağı’, bugün Boğaziçi Üniversitesi Albert Long Hall’de yeni 5.IPCC raporunun 2. çalışma grubu raporunu değerlendirmek üzere bir panel düzenledi. İklim Ağı’ndan Levent Kurnaz ve Deniz Ataç’ın konuşmacı olarak katıldığı panelde, IPCC’nin başyazarlarından olan Greenwich Üniversitesi hocası Prof. Dr. John Morton ve Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden Doç. Dr. Barış Karapınar, iklim değişikliğinin sosyal ve ekonomik etkilerinin araştırıldığı raporu değerlendirdi.

300’ü aşkın bağımsız bilim insanının hazırladığı rapor iklim değişikliğinin insan ürünü olduğunu ortaya koyuyor.

John Morton, eylül sonunda yayınlanan ve iklim değişikliğiyle ilgili gelecek öngörülerini içeren 1. raporu hatırlatarak önümüzdeki dönemde seragazı emisyonlarının devam etmesi ya da şu anki düzeyin üstüne çıkması durumunda bu yüzyılın ikinci yarısında büyük iklim değişiklikleri olacağını belirtti. Deniz seviyesindeki ısınma ise seragazı emisyonları istikrarlı bir seviyeye çekilse bile devam edecek.

Morton, Türkiye’de 2035 yılına gelindiğinde ortalama 1 ile 2 derece arasında ısınma artışı olacağını, 2100 yılında bu rakamın 4 -7 dereceye çıkacağını belirtti. IPCC’nin ekstrem hava olaylarıyla ilgil raporuna göreyse 21. Yüzyıl sonlarına doğru Türkiye’de sıcak hava dalgalarında büyük artışlar ve yoğun yaz yağmurları bekleniyor.

Toplantının temel konusunu oluşturan 2. Çalışma grubu raporu, iklim değişkliğinin farklı sosyo ekonomik faktörlere göre insanları nasıl etkileyeceğini ortaya koyuyor. Buna göre, ekonomik sosyal ya da kültürel sebeplerden dolayı marjinalize olmuş gruplar iklim değişikliği konusunda daha kırılgan ve yaşamacak kriz en çok onları vuracak. Yanı sıra şiddetli çatışmaların bulunduğu bölgelerde de iklim değişikliğinin etkileri daha yoğun olarak görülecek.

Özellikle balıkçlığın ve çiftçiliğin iklim değişikliğinden etkileneceğini belirten John Morton, 2109 yılına kadar toplam gıda üretiminde azalma beklediklerini vurguladı. Buna göre, dünyanın pek çok bölgesinde mahsül oranında yüzden 15 ten fazla azalma görülecek.

5. IPCC raporunun kırsal kalkınma etkileri bölümünün yazarlarından Barış Karapınar da iklim değişikliğinin dünya ölçeğinde sosyal eşitsizliği arttıracağına değindi: ‘ sosyal,siyasal eknomik olarak dışlanmış gruplar, beşeri sermayesi düşük gruplar iklim değişikliğine en az katkı sağlayanlar olmasına rağmen en çok onlar etkilenecek. Bu yüzden 21. Yüzyılda en büyük sosyal eşitsizlik kaynaklarından birinin ikim değişikliği olacağını söyleyebiliriz’

2050’de Gıda fiyatlarında %85’e varan artış 

Karapınar’ın belirttiğine göre yapış rejimi değişiklikleriyle dünyanın bazı bölgelerinde gıda fiyatlarında düşüklük görülebilir ama 3-4 derecelik ısınmanın yaşanacağı 2050’den sonra gıda fiyatlarında yüzde 85’e varan artış görülecek. ‘Buğday gibi bazı ürünlerde bu oran yüzde 100’ü de geçecek. Türkiye’de zaten dünya piyasasının üstünde seyrediyor gıda fiyatları, daha da artacak. Mesela bu seneki kuraklıktan sonra ben buğday ithalatında artış bekliyorum’

 25 milyon çocuk daha beslenme yetersizliği yaşayacak

Peki 21. yüzyıl açlık ve gıda krizi çağı mı olacak? ‘Yoksul katmanlar gelirlerinin büyük bölümünü gıdaya harcamak zorunda. Örneği Afrika’da insanlar gelirinin yüzde 70’ini gıdaya harcıyor. Türkiye’de bu sayı yüzde 20-30 arasında. Dolayısıyla alt gelir grupları etkilenecek. ‘ Karapınar, beslenme yetersizliği olan çocuk sayısının 20-25 milyon artabileceğini; gıda yardımlarıyla yaşayan insan sayısında da artış görüleceğini belirtti.

Köyde tarım üretimi krizi, kentte seller ve kuraklık 

Kırsal alanda tarım üretiminin azalmasına ve kente göçe neden olabilecek iklim değişikliğinin şehirlerdeki etkisi ise seller ve kuraklık olacak. Karapınar, Orta Doğu ve Kuzey Afrika başta olmak üzere ciddi su sıkıntısı yaşanacağını aktardı.

‘İklim değişikliğine adaptasyon için su verimliliği’

Karapınar, iklim değişikliğine adaptasyon için yapılması gerekenin su kullanımında verimliliğin göz önüne alınmaı gerektiğini vurguluyor.

‘Yenilenebilir enerji kaynakları için harekete geçmemiz gerekiyor’

İklim Ağı adına konuşan Deniz Ataç ise ise Türkiye’nin iklim değişikliği uyum eylem planı hazırlığı ve seragazı salınım envanterlerinin hazırlanmasının olumlu gelişmeler olduğunu, fakat son yayınlanan seragazı salınım envanterinin endişe verici olduğunu vurguladı: ‘2012 yılında seragazı salınımını 1990’a göre yüzde 133 arttı.Kişi başına 5.9 ton seragazı emisyonundan bahsediyoruz. Seragazı salınımlarını azatacak önlemler iklim değişimene uyumu kolaylaştıracaktor. Artık fosil yakıtlar yerine yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı enerji altyapısını oluşturmak için harekete geçmemiz gerekiyor.’

Proje aşamasında olan 80 kömür santralini ve Konya’da yapılmak istenen linyit termik santrali projesini hatırlatan Ataç, ‘Türkiye’de bunlar faaliyete başlarsa senelik seragazı salınımını arttırmakla kalmayıp gelecek kuşakların kırılganlığını arttıracağız’ dedi.

İklşim değişikliğinin insan yaşamına etkilerini inceleyen 2.çalışma grubu raporunun ardından iklim değişikliğiyle mücadelede neler yapılması gerektiğini araştıran üçüncü rapor da haftaya yayınlanacak. Önümüzdeki ekim ayında da bu üç rapordan oluşturulan sentez raporun yayınlanması bekleniyor.

2. çalışma grubu raporuna göre, iklim değişikliğinin gelecekte en az %95 ihtimalle görülmesi beklenen diğer etkileri şöyle:

• Kasırga, sel ve deniz seviyesindeki yükselmeye bağlı olarak, Küçük Ada Devletleri, diğer küçük adalar ve kıyı bölgelerinde ölüm, yaralanma ve yerleşim yerlerinin zarar görme riski,
• Karasal bazı bölgelerde ani sellere bağlı olarak yerleşim yerlerinin zarar görmesi, şehirlerde yaşayan nüfusun ciddi hastalık tehditleriyle karşı karşıya kalması riski,
• Aşırı hava olaylarına bağlı olarak altyapı sistemlerinin büyük ölçüde zarar görmesi ve/veya ortadan kalkmasıyla elektrik ve su temini ile sağlık ve acil yardım hizmetlerinin düzenli sürdürülememesinden kaynaklanacak sistemik riskler,
Sıcak hava dalgalarının yaşanacağı dönemlerde kentsel ve kırsal alanlarda, dışarıda çalışanlar ile kentli nüfusun kırılgan kesimlerinde (yaşlılar, solunum zorluğu çekenler vb.) ölüm ve hastalık oranlarının artması riski,
• Sıcaklık artışı, kuraklık, seller ve yağış rejimindeki değişiklik ve aşırılıklara bağlı olarak, özellikle yoksul kesimler için gıda temin sisteminin işlemez hale gelmesi ve gıda güvenliğinin tehlikeye girmesi riski,
• İçme ve sulama suyuna yetersiz erişim ve tarımsal üretimde düşüşe bağlı olarak, özellikle yarı kurak bölgelerde yaşayan geçimlik çiftçi ve köylülerin geçim kaynaklarının azalması riski,
• Özellikle tropik ve Kuzey Kutup bölgelerinde deniz ve kıyı ekosistemleri ile bu sistemlerin kıyı alanlarında yaşayan nüfusa sağladıkları biyolojik çeşitlilik ve ekosistem hizmetlerinin yok olması riski.

(Gözde Kazaz/Yeşil Gazete)

‘Rakı içmekle’ suçlanan öğretmenlere bu sefer de Gezi soruşturması

Antalya’da piknik yaparken rakı içtikleri fotoğrafları kullanarak haklarında bir gazetede yalan haber yapılan beş öğretmenin de dahil olduğu sekiz öğretmene, Gezi eylemlerine katıldıkları gerekçesiyle inceleme başlatıldı.

İl Milli Eğitim Müfettişleri tarafından Antalya Lisesi Müdürü N.Ö. ile öğretmenler M.K., S.E, C.Ö, D.Ö, T.Ç., Ö.Ü. ve M.B.Ö hakkında yürütülen incelemede, öğrencilerini Gezi eylemlerine katılmaya yönlendirdikleri, AKP il binasını taşlamaya teşvik ettikleri, bu süre zarfında okula gelmeyen öğrencilerin devamsızlıklarını izne çevirerek sorun olmaktan çıkardıkları suçlamaları yöneltildi.

İnceleme kapsamında bazı öğretmenlerin Facebook sayfalarındaki paylaşım ve fotoğrafları da kullanıldı.

EĞİTİM- SEN: ‘arkadaşlarımıza yönelik yeni saldırı’

Eğitim- Sen Antalya Şubesi Başkanı Kadir Öztürk, haklarında inceleme başlatılan öğretmenlerin, bu incelemenin rakı olayında üzerlerine atılan haksız iftiraları hukuk yoluyla bertaraf etmelerinin ardından ve Gezi olaylarının üzerinden 10 ay geçtikten sonra başlatılmasını, rakı olayının rövanşı ve kasıtlı bir durum olduğunu söyledi. Öztürk, “Arkadaşlarımıza yönelik yeni bir saldırı başlatılmıştır. Bu saldırılara karşı direnç göstereceğimiz bilinmelidir” dedi.

Ne olmuştu?

Haklarında Gezi incelemesi başlatılan 5 öğretmenin de aralarında bulunduğu Antalya Lisesi’nde görev yapan 11 öğretmen, 3.5 yıl önce aileleriyle birlikte düzenledikleri piknikte mangal yapıp, rakı içti. Öğretmenler, tatil gününde düzenledikleri bu etkinliğe ilişkin de Facebook sayfalarında fotoğraf paylaştı. Aradan 2.5 yıl geçtikten sonra ise bir gazetede öğretmenlerin fotoğrafıyla ‘Lisede Ahlaksızlık‘ başlığıyla bir haber yayınlandı. Öğretmenlerin öğrencilerle birlikte alkol aldıkları iddiası üzerine Milli Eğitim Müdürlüğü de inceleme başlattı.
İl Eğitim Denetmenleri tarafından yapılan inceleme sonucunda, öğretmenlerin 12 Haziran 2010 tarihindeki pikniğe okul öğrencilerini kesinlikle götürmedikleri, olayın okul öğrencileri ile hiçbir ilgisinin olmadığı anlaşılmış olup, yapılan bu araştırma ve inceleme sonucunda öğretmenler hakkında herhangi bir soruşturmaya gerek olmadığı kararı verildi.
Öğretmenlerin kişilik haklarına saldırı gerekçesiyle açtıkları tazminat davasında Antalya 7’nci Asliye Hukuk Mahkemesi, Yeni Akit Gazetesi’ni, 5 öğretmene kişilik haklarına saldırı olarak 1500’er TL’den toplam 7 bin 500 TL tazminat ödemeye mahkum etti.

(Radikal/Yeşil Gazete)

CHP Ankara için AYM’ye gidiyor

CHP’nin Ankara adayı Mansur Yavaş, kentte seçimlerin iptali için yaptıkları başvurunun YSK tarafından reddedilmesinin ardından bugün yaptığı açıklamada, Anayasa Mahkemesi’ne bir hafta içinde başvuru yapacaklarını söyledi.

‘YSK sınıfta kaldı’

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Ankara için yaptığı itirazı reddedilmesinin ardından açıklama yapan Mansur Yavaş, Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) sınıfta kaldığını söyledi.

YSK, CHP’nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerine ilişkin yaptığı tüm itirazları “yerinde bulmayarak” reddetmişti.

Yavaş, YSK’nın siyasi baskı altında kalarak karar verdiği görüşünü bir kez daha tekrarladı. Yavaş, kurulu istifaya çağırdı.

“En büyük gerekçelerinden bir tanesi yeterli eğitimi vermemiş olmamasıdır. Farkındaysanız Türkiye’nin her yerinde muhtarlık pusulaları zarfların içine girmiştir. Hal böyle iken YSK, seçim günü bu durumu fark etmiş öğlen vakti bütün sandık başkanlarına mesaj çekmek zorunda kalmıştır. Mesaj atılana kadar vatandaşlar muhtarlık pusularını oy pusularının içine koymak suretiyle oy kullanmışlardır. Bu yüzden oylarını geçersiz hale getirmişlerdir.”

AYM’ye başvuru 1 haftaya

Anayasa Mahkemesi’ne bir hafta içinde başvuru yapacaklarını vurgulayan Yavaş, “Başvuruyu geciktirmeyi düşünmüyoruz” diye konuştu.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç ve AKP’nin adayı Melih Gökçek arasındaki görüşmeden duyduğu rahatsızlığı da ifade eden Yavaş, “Hakim, davanın taraflarıyla görüşemez” dedi.

Yavaş, bir soru üzerine, Haşim Kılıç’ın davada mahkemeye başkanlık etmemesini gerektiğini söyledi. Yavaş, “Melih Gökçek’in YSK üyeleriyle görüşüp görüşmediğini de araştırıyoruz” diye konuştu.

(Yeşil Gazete)

TÜMTİS: Gözaltına alınan işçiler serbest bırakılsın

0

Tüm Taşıma İşçileri Sendikası (TÜMTİS) bugün polisin fabrikaya girerek gözaltına aldığı greif işçileriyle ilgili bir basın açıklaması yayınladı; saldırıyı kınayarak işçilerin serbest bırakılmasını talep etti.

‘Sermaye işçilerin yaşanabilir ücret talebine karşı kaba kuvvet kullandı’

Açıklama şöyle:

‘Taşeronluğa ve kölelik düzenine karşı başlattıkları direnişlerini yaklaşık 2 aydır sürdüren Greif işçileri, bu sabah polis operasyonu ile karşı karşıya kalmışlardır. Jandarma ve polis tarafından yürütülen, onlarca iş makinası, toma ve robokop kıyafetli çevik kuvvet ekiplerinin gerçekleştirdiği baskın sonucunda onlarca işçi darp edilerek gözaltına alınmıştır. Savaş görüntülerini andıran baskın sırasında onlarca işçi yaralanmıştır.
İşçilere kölelik koşullarında çalışmayı dayatan sermaye, onların güvenceli çalışma, insanca ve yaşanabilir bir ücret talebine karşı kaba kuvette başvurmuştur. Taşeron zulmüne karşı mücadele eden işçilerin talepleri sermayenin kolluk güçleri tarafından şiddetle bastırılmıştır.

Greif işçilerine yapılan saldırıyı şiddetle kınıyor; gözaltına alınan işçilerin derhal serbest bırakılmasını istiyoruz!’

İfade verme işlemi tamamlandı 

Çağdaş Hukukçular Derneği’nin  (ÇHD) verdiği bilgiye göre, biri çocuk 91 kişi gözaltında. Gözaltında bulunan işçiler susma haklarını kullandı. İfade alma işlemi tamamlandı.  60 kişinin serbest bırakılacağı, kalanların ise savcılığa sevk edileceği söyleniyor.

(Yeşil Gazete)

İnternet şifreleriniz tehlike altında olabilir

İnternet kullanıcılarının kişisel bilgileri Heartbleed Bug adı verilen güvenlik açığı nedeniyle tehlike altında olduğu düşünülüyor.

İnternet trafiğinin önemli bir kısmının güvenliğini sağlayan kriptografik yazılım kütüphanesi OpenSSL’de ciddi bir güvenlik açığı tespit edildi. Heartbleed Bug adı verilen bu güvenlik açığıyla, kullanıcı mesajlarının şifrelendiğini düşünürken aslında mesajın şifresini çözecek anahtarı üçüncü kişiler de görebiliyor. Örneğin, kullanıcının kişisel bilgileri, e-mail şifreleri, kredi kartı ve banka bilgilerine üçüncü bir kişi erişebiliyor.

Google’ın güvenlik bölümü ve Codenomicon adlı bir şirketin ortaya çıkardığı bu güvenlik açığının ortadan kaldırılması için servis sağlayıcılar harekete geçti. Zira internetin yaklaşık yüzde 66’sını çalıştıran Apache web sunucusu Open SSL kullanıyor.

Ne yapmalı?

Facebook, Twitter, Tumblr, Instagram, Google, Gmail bu şifreleme sistemini kullandığı için tehlike altında olduğu belirtiliyor.

Codenomicon sözcüsü, bu sitelere giriş yapan kullancıların acilen şifrelerini değiştirmelerini vurguladı. Uzmanlar, kullanıcılara harfler ve rakamlardan oluşan karmaşık şifreler kullanmalarını tavsiye etti.

Ancak korkulan bir diğer konu, şifre değiştirilse dahi hackerların bilgiler ulaşmaya devam edebileceği. Hacker’ların iz bırakmadan bu açığı 2 yılı aşkın süredir kullandığı da iddialar arasında.

(Yeşil Gazete)

Kitle örgütleri 1 Mayıs’ta Taksim’e çağırdı

0

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB ortak basın açıklaması yaparak 1 Mayıs için Taksim Meydanı’na çağrı yaptı.

1 Mayıs için Taksim Meydanı’na çağrıyı DİSK Genel Başkanı Kani Beko yaptı. Beko’ya KESK Genel Başkanı Lami Özgen, TMMOB Başkanı Mehmet Soğancı ve TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr.Özdemir Aktan eşlik etti.

Kani Beko, “Biz bu ülkenin değerlerini yaratanlar, biz işçiler, kamu emekçileri, hekimler, mimarlar, mühendisler 1 Mayıs’ta Taksim’de olacağımızı ilan etmek için buradayız” dedi.

‘Dileriz bu sefer sıkıyönetim ilan edilmez’

Beko, “Dileriz 1 Mayıs günü, geçmişte yaşanan 1 Mayıs’larda olduğu gibi sıkıyönetim ilan edilmez. İşçiler özgür iradeleriyle birlik, mücadele, dayanışma günlerini Taksim alanında yerine getirirler”diye ekledi.

Vali ve Emniyet henüz açıklama yapmadı 

Beko, bu yılki 1 Mayıs’ta Gezi Parkı direnişinde yer alanlarla birlikte olacaklarını da sözlerine ekledi. Beko, Vali Hüseyin Avni Mutlu‘ya randevu taleplerinin olduğunu ancak henüz kendilerine bir geri dönüş olmadığını da belirtti.

Mutlu henüz randevu talebine cevap vermezken, İstanbul Emniyet Müdürü Selami Altınok 1 Mayıs’la ilgili ‘henüz bir değerlendirme yapmadıklarını’ söyledi.

Polis müdahalesi nedeniyle olaylı geçen 1 Mayıs’lar 

2011 ve 2012 yıllarında Taksim Meydan’ında kitlesel olarak kutlanan 1 Mayıs’larda herhangi bir sorun yaşanmazken, 2013 1 Mayıs’ında Taksim dalış tünelleri inşaatı gerekçe gösterilerek meydan kapatılmıştı.

Kentin farklı bölgelerinde gerçekleşen polis müdahalesinde pek çok kişi yaralanmış ve gözaltına alınmıştı.

1 Mayıs 2013’de polisin müdahalesi sonucu çıkan olaylarda gözaltına alınan ve tutuksuz yargılanan 33 kişinin yargılandığı davanın ilk duruşması dün İstanbul 20. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmüştü.

“İzinsiz toplantı ve gösteri yapmak” iddiasıyla tutuksuz yargılanan 33 kişinin ilk duruşmasında mahkeme, ifadesi alınmayan sanıkların zorla getirilmelerine ve 2911 sayılı yasanın Anayasa’ya aykırı olup olmadığının değerlendirilmesine karar vererek, duruşmayı 18 Haziran’a erteledi.

(Hürriyet/Evrensel/Yeşil Gazete)

11 Nisan 2014

İspanya parlamentosundan Katalonya oylamasına red
İspanya parlamentosu, Katalonya Özerk Bölgesi’nin kasımda İspanya’dan ayrılarak bağımsız devlet olmak için düzenlemeyi planladığı referandumu reddetti. Katalonya parlamentosunun ocakta kabul edip ulusal parlamentoya gönderdiği referandum önergesinin ret kararıyla ilgili Katalonya Başkanı Artur Mas, “Katalan halkının oy kullanmasından korkuyorlar. Bazıları bunu son gibi görebilir ama Katalan başkanı olarak onlara bunun son olmadığını söylüyorum. Katalan kurumları bu konuda yasal çerçeve bulacak” dedi.

Dünyanın en kalabalık seçimi devam ediyor
Hindistan’da 814 milyondan fazla seçmenin katıldığı oylamada bugün ülke siyaseti için büyük öneme sahip vilayetlerde sandık başına gidiliyor.Seçim çekişmesinin, iktidardaki Kongre Partisi ile muhalif Hindu milliyetçi BJP arasında geçeceği tahmin ediliyor.Dokuz aşamalı genel seçim oylaması 7 Nisan’da başladı ve son tur da 12 Mayıs’ta tamamlanacak. Oylar, 16 Mayıs’ta sayılacak.

Tutuklu Al Jazeera muhabirleri için eylem
Mısır’da gözaltına alınan üç Al Jazeera muhabiri için tutukluluklarının 100. gününde meslektaşları, bir sosyal medya kampanyası daha başlattı. Al Jazeera’nın İngilizce yayın yapan kanalında çalışan muhabir Peter Greste, Kahire büro şefi Muhammed Adil Fehmi ve Mısırlı prodüktör Bahir Muhammed geçen aralıkta gözaltına alınmıştı. Pazartesi günü gazeteciler Twitter’dan ağızlarında siyah bantlar bulunan fotoğraflarını “#freejournalism,” “gazeteciliği serbest bırakın” etiketliyle paylaşarak bir kampanya başlattı. Bu şekilde dünya çapında meslektaşlarına yönelik artan tehditlere dikkat çekmek istiyorlar. BBC personeli de BBC’nin Londra’daki merkez binası önünde bir protesto gerçekleştirdi.

Yunanistan Merkez Bankası’na bombalı saldırı
Bombayı yerleştiren kişinin bir televizyon kanalına ihbarı üzerine binanın boşaltılması sonucu ölen ya da yaralanan olmadı.Bankanın, kent merkezindeki Panepistimiyu caddesi üzerinde bulunan binasının önüne bırakılan patlayıcı yüklü otomobilin infilak etmesi üzerine banka ve çevredeki binalarda büyük hasar meydana geldi.

Yine liseli öğrenci saldırısı
ABD’nin Pensilvanya eyaletindeki bir lisede, 16 yaşındaki bir öğrenci elindeki iki bıçakla etrafa saldırarak 20 kişiyi yaraladı. Pittsburgh kentinin banliyölerinden biri olan Murrysville’deki Franklin Bölge Lisesi’nde düzenlenen saldırıda 14 yaş civarındaki 19 öğrenci ve bir güvenlik görevlisi yaralandı.

Füle: Son gelişmeler Türkiye’nin AB değerlerine bağlılığı konusunda şüphe uyandırıyor

0

Brüksel’de yapılan ve AB Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun da katıldığı AB-Türkiye Karma Parlamento Komisyonu toplantısında konuşan yapan Avrupa Komisyonu’nun genişlemeden sorumlu üyesi Stefan Füle Türkiye’nin AB sürecine ilişkin endişelerini dile getirdi.

Füle, son üç ayda yaşanan olayların Türkiye’nin Avrupa değerlerine ve standartlarına bağlılığı konusunda şüphelere neden olduğunu belirterek, Türkiye’nin önümüzdeki dönemde yeniden reform sürecine ağırlık vermesini umut ettiğini söyledi.

‘katılım müzakereleri konusunda işbirliği’

Füle konuşmasında özellikle son aylarda kabul edilen yasaların ve Twitter ile Youtube gibi sosyal medya platformlarına yönelik erişim engelleme kararlarının neden olduğu endişelere dikkat çekti.

“Katılım müzakereleri konusundaki işbirliği şeklimizi gerçekten değiştirmeliyiz” diyen Füle, “Bu özellikle hukukun üstünlüğü ve temel haklar alanları için büyük önem taşıyor… Bu konular kesinlikle tartışmasız bir öncelik olarak görülmeli” dedi.

Füle, geçen yıl bazı müzakere başlıklarının açılması ve vize muafiyeti diyaloğunun başlatılması ile Türkiye-AB ilişkilerine önemli bir ivme kazandırıldığına dikkat çekerken, başta enerji olmak üzere pekçok alanda bu işbirliğinin ilerletilmesi gerektiğine dikkat çekti.

‘Yeni internet yasası üzüntü verici’

Ancak konuşmasında AB’nin özellikle Türkiye’deki ifade özgürlüğü konusundaki endişelerini dile getirdi. Bu çerçevede HSYK’nın yapısında değişiklikleri öngören yasa ile internet erişimi ile ilgili düzenlemeleri içeren yasaya dikkat çeken Füle “İfade özgürlüğü alanında yeni internet yasasının Telekomünikasyon İletişim başkanlığı’na keyfi yetkiler vermesinden üzüntü duyuyorum” dedi.

TİB’in taleplere rağmen bazı kullanıcılara yönelik erişimi engellememesi üzerine geçtiğimiz haftalarda Twitter ve Youtube’a erişimi engellemesi AB’nin ciddi tepkisine yol açmıştı.

Füle, Türkiye’deki bu gelişmeleri dikkatle takip ederek sonbaharda yayınlanacak İlerleme Raporu’nda bu gelişmeleri dile getireceklerini ifade etti.

(Reuters/Zete/Yeşil Gazete)