Ana Sayfa Blog Sayfa 3672

Kamp Armen direnişi 10. gününde

Aralarında Hrant Dink, Rakel Dink’in de bulunduğu 1500’den fazla Ermeni çocuğu yetiştiren Tuzla’daki Ermeni Yetimhanesi olan “Kamp Armen”in yıkımı üzerine kampta toplanan insanlar on gündür direniyor. Kampın yeniden hayata geçirilmesi, canlandırılması ve yıkılmaması için kampta nöbet tutan yurttaşlar, kampın mülkiyetinin, kampın asıl sahibi olan Gedikpaşa Ermeni Protestan Kilisesi Vakfı’na iadesini istiyor.

62

Yıllarca birçok Ermeni yetim çocuğa bir yuva, eğitimhane ve sosyal merkez olan Kamp Armen’in yıkımına, 6 Mayıs’ta başlanmış, mahallelinin ve duyarlı insanların tepkileri ile yıkım, aynı gün durdurulmuştu. Üçte bir oranında yıkılan kampın yıkımına devam edilmemesi için Kamp Armen’de toplanan yurttaşlar, on gündür bekleyişini sürdürüyor ve kampın tüm işlerini birlikte yaparak hem dayanışmayı esas alan ortak bir yaşam örüyor hem de kampın yeniden hayata geçirilmesi için çalışıyor.

“Kampın iadesi yapılana dek buradan ayrılmayacağız”

63

Birincil taleplerinin kampın Ermenilere iadesi olduğunu ifade eden Nor Zartonk üyesi Norayr Olgar, “Ermeni yetim çocuklarının kendi emekleriyle inşa ettiği bu kampın yıkılmaması için on günden beri Kamp Armen’deyiz. Burada birçok kesimden insan, bu kampın yıkılmaması için nöbet tutuyor, yine birçok insan buraya gelemese bile ihtiyaçları karşılayarak dayanışıyor. Kampın akıbeti ile ilgili müzakereler sürüyor. Kampın tapusu, Ermeni halkına şartsız koşulsuz iade edilene dek buradan ayrılmayacağız” açıklamasında bulundu.

Cumartesi basın açıklaması, Pazar Kardeş Türküler konseri…

On günden beri çeşitli etkinlikler, atölyeler ve söyleşilerin düzenlendiği Kamp Armen’de yarın (16 Mayıs 2015 Cumartesi) saat 14:00’da basın açıklaması yapılarak kampın güncel durumu hakkında bilgilendirme yapılacağını, Pazar günü de kampta Kardeş Türküler konseri olacağını duyuran Nor Zartonk, tüm duyarlı yurttaşları kampa davet ederek hak gasbı olarak ortaya çıkan bu adaletsizliğin ortadan kaldırılması için dayanışma çağrısında bulundu.

Kamp Armen hakkında bilgi alabileceğiniz adresler

kamparmen.org/tr/

facebook.com/Kamp-Armen-Yıkılmasın

twitter.com/Camparmen

instagram.com/kamp.armen/

 

(Yeşil Gazete)

Cihangir’de HDP’ye destek şenliği

Cihangir Gönüllüleri, Cumartesi günü düzenleyecekleri HDP’ye destek şenliği için herkesi Cihangir Parkı’na davet ediyor.

14:00 – 19:00 saatleri arasında gerçekleşecek şenlikle ilgili Cihangir Gönüllüleri’nin açıklaması şu şekilde, “Yazar, Aydın, Sanatçı konuklarımızla yemeli,içmeli,halaylı,horonlu bir şenlikte buluşuyoruz”

61.cihangir etkinlik

Şenlikte ayrıca Tatavla keyfi, Velvele,Koma Candar,Hemşin  Horon ekibi , tiyatro grubunun gösterilerine  Eraslan sağlam Büyük İnsanlık şiiri ile destek verecek. .

Program:

Tarih: 16 .05-2015 – Cumartesi

Saat : 14:00-19:30

Yer: Cihangir Parkı ( güneşli sokak )

 

(Yeşil Gazete)

Engelliler Haftası: Dushenne Muskuler Distrofi

Bu hafta Engelliler Haftası… Bununla ilgili bir haber yapacakken,  ‘engelli’(bizler tarafından engellenen desek daha doğru gibi) çocuklarla çalışan bir fizyoterapist olarak birkaç şeyden bahsetmek istedim. Başta siyasetçiler olmak üzere bizler/hepimiz, farklarıyla güzel ve özel insanları sadece 3 Aralık’ta ya da Engelliler Haftası’nda düşünüyoruz(!) sanki… Ben de sizlerden biriyim sanırım; keza bisikleti şehir içinde kullanmaya başladığımdan beri rampalar önüne çekilmiş arabaları fark ediyorum ve onları kullananlardan nefret ediyorum. Kimbilir başka fark etmediğim, fark etmediğimiz neler var. Bizler önümüze engeller konmadıkça yaşadıkları sorunları ne kadar bildiğimizi, anladığımızı iddia etsek de bilmiyoruz kabul edelim.

Seçim zamanı geldi, Engelliler Haftası da… Eyvah ki ne eyvah!  Özel Eğitim Merkezleri’ne ve Engelli Koordinasyon Merkezleri’ne gelen İlçe Başkanlarından tutun Milletvekili Adaylarına her yer de bir koşturma, bir kalabalık. Peki ne değişiyor?  Değişecek mi? Keşke değişse…

Bugün fizyoterapist heyecanıyla, aslında kendi çalıştığım çocuklar için güzel olan bir haberi yazmak için oturmuştum bilgisayar başına…  Dushenne Muskuler  Distrofi (duchenne muscular dystrophy) adında bir hastalık var. Duyanınız var mı bilmem. Kalıtsal bir hastalık, genelde erkeklerde görülüyor. Bu hastalık; kalça ve bacak kaslarından başlayarak tüm vücutta kasların yavaş yavaş güçsüzleşmesine yol açıyor. Bu çocuklar 12-13 yaşlarında sadece tekerlekli sandalyeyle hareketlerine devam edebiliyorlar. Solunum kaslarının zayıflamasıyla birlikte 18-21 yaş arası ölüme sebebiyet veren bu hastalıkla ilgili olarak, Amerika’da üretilen Ataluren isimli ilacın kasın zayıflama sürecini yavaşlattığı iddia ediliyor. Bu çocuklar ve onların aileleri için Kök Hücre Nakli’nden sonra çok büyük bir umut. Aileler üç bin dolar civarında olan bu ilacın SGK tarafından karşılanmasını uzun zamandır dört gözle bekliyorlardı.

60

Peki ne oldu? Enzimlerle ilgili başka bir genetik hastalık olan, MPS Hastası bir çocuğun babası benzer ilaç Vimizim’i SGK’nın karşılaması için change.org ‘da bir imza kampanyası başlattı. Uzun bir süre yılmadan bu kampanyayı sürdürdü. Kimseden ses çıkmadı, seçim yaklaştı. Siyasiler yavaş yavaş bu işin peşine düştü/düşmek zorunda kaldı.  Sonuç olarak imza kampanyası sayesinde  iki ilaç da reçetelendirildikleri sürece SGK tarafından karşılanacak. Onay aldı. Bu ‘göreceli güzel haber’ kısmıydı. Kötü haber ise; bizlerin önüne engeller çıkmadıkça, dünyanın en güçlü ve özel insanlarını anlamamız mümkün görünmüyor…

Hadi bir güzel SON olsun;  biz anlamasak da oluyor sanırım. Şu anda da olduğu gibi bizler tökezlerken onlar kendi yollarında sağlam bir şekilde yürümeye devam edecekler.

59.Özgecan Aşlamacı Şahin

 

Özgecan Aşlamacı Şahin

B.B. King hayatını kaybetti

Cazın efsaneleşmiş isimlerinden, 15 Grammy Ödülü’ne sahip B.B. King 89 yaşında Las Vegas’ta hayatını kaybetti. Uzun yıllardır diyabet hastası olan sanatçı, geçtiğimiz ay şikayetlerinin artması üzerine hastaneye kaldırılmıştı.

58

Gerçek adı Riley B. King olan ABD’li sanatçı 16 Eylül 192’te, ABD’nin Mississippi eyaletinde bir pamuk tarlasında dünyaya geldi. Çocukluğunda kilise korolarında görev aldı. Gitar çalmayı bir papaz olan amcasından öğrendi.

1947’de caz müziğinin önemli merkezlerinden Memphis’e geldikten sonra kendini geliştirdi. Müzik dünyasındaki büyük çıkışını 1960’lı yılların sonunda seslendirdiği “The Thrill Is Gone” şarkısıyla yaptı.

https://youtu.be/FMEzFgCLv8c

Cazseverler arasında “Cazın kralı” olarak anılan B.B. King rock ve blues müziğinin birçok ismini etkiledi. 15 kez Grammy Ödülü’ne layık görüldü.

İlerleyen yaşına rağmen sahneye çıkmaya devam etti. Hayranlarıyla sahnede son olarak 2014’te buluşmuştu.

(Bianet)

Parka gelsenize! Toprağa değelim…

Dostlardan çağrı var! “Bu pazar günü buluşalım, Roma Bostanı‘nı doğa ile uyumlu bir sistem tasarımı olan ‘permakültür tasarım’ ilke ve prensiplerine göre yapalım dedik.” diyorlar. Güzel şeyler oluyor.

bagagelbostanagel

Kim bu dostlar?

Sen, ben, bizim oğlan, mahalle sakinleri, ‘bahçem terasım olaydı ne güzel olurdu’ diyenler, güle oynaya, toprakla çalışa çalışa Roma Parkı’na sahip çıkmak isteyenler.

Peki, nasıl şeyler yapmayı planlıyorlar?

Bostanda kendine yeten bir sistemin ilk basamakları oluşturulmak isteniyor. Terasların bazılarına ağaç, ağaçcık, çalı, yer örtücü dikilecek. Bitkiler ağırlıklı olarak yenilebilir ve çok yıllık türlerden seçilecek; böylece 4 mevsim kullanılabilir, az bakım isteyen bir ekosistem yolunda ilk adımlar olacak bunlar.

Akıllarda biberiye, lavanta gibi küçük boylu çalılardan, meyve ağaçlarına, destek türlere, sebze fidelerine kadar geniş bir yelpaze var.

Bostan sınırlarını belirginleştirmek, alanda koku olmasını ve çöp atılmasını engellemek için de doğal çit oluşturacak şekilde bitkilendirme yapılacak.

“Neyse işte, gelin konuşalım, işe koyulalım.” diyorlar.

Az laf, çok iş!

Bilenler bilmeyenlere anlatıyor olacak, Pazar günü yapılacak işlerin listesi şöyle:

Alanı temizlemece, fitilliyatak
Toprağı dikim koşullarına göre düzeltmece,
Fitilli yatak sistemi ile yükseltilmiş yatakları oluşturmaca,
Fideleri sebze yataklarına dikmece,
Fidanları toprağa dikmece,
Kompost kutularını hazırlamaca,
Kompost yapmaca,
Tohum topu yapmaca,
Bir dahaki buluşmada ‘ne yapmalı?’ diye düşünmece.

Tamam, detayları alalım:

17 Mayıs Pazar sabahı, saat 10’da Roma Parkı’nda buluşulacak, çalışmaya başlanacak.
İş eldiveni, şapka, rahat ve kirlenebilir kıyafetle gelin.
İlla ‘bir şeyler getirelim’ derseniz; piknik malzemesi olabilir.

Daha çok bilgi için nereye baksam?

Şöyle bir site var: http://romabostani.org, sosyal medya hesabı da burası.
Bir de kafanızı karıştıran bir durum varsa, email atabilirsiniz tabii: [email protected] info@romabostanı

“Ama bizce gelin işte, orada her şey açık ve güneşli olur nasılsa.”

 

(Yeşil Gazete)

Seçim Bildirgelerinin Sayısal Analizi: MHP

Seçim bildirgelerindeki kelime sıklık analizlerinde parti özelindeki son çalışmayı MHP için yürütüyoruz. MHP, 44203 kelimelik bir “beyanname” hazırlamış. AK Parti’nin beyannamesine kıyasla kısa ancak HDP ve CHP’ninkilerden uzun bir belge.

Yeni bir medeniyet sağlanacaktır

Sözcük grupları analiz edildiğinde “Türkiye merkezli yeni bir medeniyet” kavramı tam 6 kez kullanılmış. Cümlede kullanılışı bağlamını değiştirecektir ancak tek başına okunduğunda, “üniter” devlet yapısının ön plana çıkartıldığı bir yeni bir değerler zincirinin vaadi var gibi duruyor. İdeolojik duruşların değil topluma sunulan vaatlerin yarıştığı bir seçim atmosferi için MHP de kendi dünya görüşü ekseninde önermelerini bir çerçeve kurguya oturtmuşa benziyor.

Seçim beyannamesinin bir diğer sık karşılaşılan kelime grubu ise daha aşina olduğumuz cinsten. “Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez” tabiri 5 sözcükten oluşuyor ve metinde tam 5 kez kullanılmış. Tek devlet ve tek millet vurgusunu bu söylemde de hissediyoruz.

MHP tekil sözcük analizinde en üst sırayı “sağlanacaktır” tabiri alıyor. Tam 286 cümle ya da ara cümle bu yüklemle sonlanmış. Beyannamede vaat sunan ve bunları garanti eden bir ruh yakalamanın tercih edildiği anlaşılıyor. Hem topluma sağlanacaklar üzerinden iletişim yapılırken hem de partinin bunları yerine getirecek yetkinliğinin bulunduğu vurgulanıyor.

Sosyal öneriler ve eğitim konusu, diğer partilere benzer şekilde en üst sıralarda göze çarpıyor. Metinde “sosyal” kelimesi 183, “eğitim” ise 128 kez kullanılmış.

MHP önerilerini merkezden ve milli meseleden sunan çizgisini sürdürmeye devam ediyor. “Kamu” kelimesi 157 kez tercih edilirken, “milli124, “Türk” ise “123” kez yinelenmiş. Bu veriler, diğer partilere nazaran ayrışan bir söylem önceliğini yansıtıyor. “Türkiye” tanımı 111 defa zikredilmişken “devlet” kavramı 66 tekrar ile görece orta sıralarda yer alıyor.

MHP ile restorasyon

Temel sosyal meselelere verilen atfın hemen ardından öncelik ekonomi kategorisindeki sözcüklere geliyor. “Ekonomi” veya “ekonomik” ifadeleri toplam 147 kez kullanılmış. “Teşvik” ve “istihdam” ise 78’er kez tercih edilmiş kelimeler. “Uluslararası” kelimesi bu üst sıklık grubunun içinde 91 kez tekrar etmiş olarak yer alıyor. Ancak bu kavramın piyasalarla olan ilgisi üzerinden değil daha çok siyasi düzlemde kullanıldığını düşünüyoruz. Nitekim “piyasa” kelimesinin tüm farklı varyasyonlarıyla toplamı 20‘den az kullanılmış.

MHP 2015 Seçim Beyannamesi’ndeki sıklığı üst sıralarda olmasına karşın, siyasi literatürün popüler kelimeleri içinde yer almadığı için göze çarpan bir başka kavram ise, “yeniden”. Bu kelimeye tam 90 kez rastlıyoruz. Uzun ve kesintisiz Ak Parti iktidarından sonra MHP’nin bir “restorasyon” arayış ve vaadinde olduğuna işaret ediyor bu kullanım.

MHP’nin kelime sıklıkları yukarıdan aşağıya sıralandığında belli konu başlıklarındaki kelimelerin yakın nicel yoğunluklarda öbekleştiğini görüyoruz. Sayısal veriler incelendiğinde, değinilmek istenen kavramların eşit bir ağırlıkta sıralanmasından ziyade, vurgulanma önceliklerine göre daha uzun ya da daha kısa sunuldukları izlenimi oluşuyor. Buna göre sosyal konular ve ekonomiden sonra üçüncü sıklık grubunda teknik nitelikli dikey konuların ele alındığı dikkat çekiyor. Sıklık sıralamasında birbirinin peşi sıra gelen bu kavramlar arasında “sağlık77, “enerji76, “teknoloji68, “bilgi66 kez yer almış. Bu teknik başlıkları denk ağırlıklarda tartışırken, MHP, söylemsel çizgisiyle tutarlı olarak “güvenlik” konusunu da yakın frekansta incelemiş. Beyannamede bu kavram tam 71 defa kullanılmış.

Kadın olmak mı zor engelli olmak mı?

CHP’nin en yüksek sıklıkta kullandığı “” kavramı MHP için 65 tekrar ile orta sıralarının üstlerinde yer alıyor. “İşçi” terimi ise 14 defa tercih edilmiş olarak listenin altlarında kalıyor. MHP, yukarıda da değindiğimiz gibi emek konusunu, daha çok “istihdam” kavramı üzerinden dile getirerek, ekonometrik bir bakışla ele alıyor gibi görünüyor.

Demokratik” ve “demokrasi” kelimelerinin sıklık toplamı ancak 61 adede ulaşıyor. “Kültür” ve “Kültürel” ifadeleri toplam 88 kez kullanılmasına rağmen bunu daha çok partinin milliyetçi ve gelenekçi niteliklerinin bir uzantısı olarak yorumlamak daha akla yatkın düşüyor. Kadın adaylarının azlığı ile eleştirilen Milliyetçi Hareket Partisi’nin seçim beyannamesinde “kadın” ve “kadınların” tabirlerinin kullanılma sıklığının toplamı bile ancak 21 adet. Öyle ki, “engelli” ve “engellilerin” sözcükleri 32 kez görülürken, kadın konusundan 1,5 kat daha fazla vurgulanmış görünüyor. Bu veriyi, engellilerin sorunlarına verilen önceliklendirme üzerinden olumlu okumak ile kadın sorunlarının geriye itilmesi açısından olumsuz algılamak arasında kaldı iseniz, işinizi daha da zorlaştıralım: 44 binden fazla kelimenin yer aldığı beyannamede “özgür” kelimesi 5 kez yer almış.

MHP Sözcük Sıklık Analizi
MHP Sözcük Sıklık Analizi

Nükleer vurgusu

MHP’nin nükleer enerji açısından olumlu ya da olumsuz pozisyon alıp almadığı bu çalışmanın konusu olamıyor çünkü bunu sayısal olarak ölçemiyoruz. Ancak bu konuya yer verdiği açık: tam 8 kez “nükleer” ifadesi kullanılmış. “Doğa” tabiri 1 kez kullanılırken, sosyo-ekonomi ile akraba kavramlar “tarım39 kez, “kırsal17 kez yer almış. MHP, “Diyarbakır” ilinin adını 1 kez anarken “barış” sözcüğünü metninde 25 kez kullanmış.

Gençler ve çocuklar odak listelerinde yine son sıralarda yer alıyor. Toplamda 16 kez yer alan “genç” ve “çocuk” kavramlarına kıyasla “din” tabirinin kullanım sıklığı ise 14. “Sanat” kelimesi beş binde birden daha az oranda yer almış. Daha iyi algılanması için şu şekilde de ifade edilebilir: 9 A4 sayfası yazı okuyor ama sadece 1 kez bu kelimeyi görüyorsunuz… Ancak bu önceliklendirmede daha iyi bir performans sergilese de HDP’nin, MHP ile yakın duruş sergilediğini söyleyebiliriz.

Yazı dizimizin sonunda tüm siyasi partileri bir arada incelemek üzere…

Not: Sayısal çalışma, partilerin kamuoyuna online paylaştıkları dijital dokümanlar baz alınarak ve metinlerin kelime sıklıklarının istatistiksel olarak analiz edilmesine imkan veren ücretsiz bir web sitesinin ürettiği sayısal veriler yorumlanarak standart bir metotla yürütülmüştür. Yorumsal çalışmada ise, sayısal veriler, metinlerin içeriklerinden bağımsız şekilde değerlendirilmiş, partilerin kamuoyundaki genel algıları ile mukayese edilerek öznel çıkarım yapılmıştır.

Birleşik Krallık genel seçimlerinde Yeşil Parti – James Connelly

7 Mayıs 2015’te Birleşik Krallık’ta yapılan genel seçimlerin ve özellikle de Yeşil Parti’nin aldığı sonucun değerlendirmesini İngiltere’den, Hull Üniversitesi Siyaset, Felsefe ve Uluslararası Çalışmalar Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. James Connelly Yeşil Gazete için yazdı. Prof. Connelly siyaset teorisi, çağdaş siyaset felsefeleri ve çevre siyaseti alanlarında çalışan bir akademisyen. Ayrıca International Journal of Social Economics dergisinin eş-editörü.

Yeşil Gazete çeviri editörü Ayşe Ceren Sarı tarafından Türkçe’ye çevrilen yazının İngilizce orjinaline buradan ulaşabilirsiniz. James Connelly’den Yeşil Gazete için bu yazıyı isteyen Doç. Dr. Semra Cerit Mazlum’a teşekkür ederiz.

Birleşik Krallık’ta yapılan 7 Mayıs 2015 genel seçimlerinde Yeşil Parti

Seçim Sonuçları

Prof. James Connely
Prof. James Connelly

Muhafazakar Parti %36,7 ile seçimlerden birinci olarak çıktı (2010 yılında aldığı oy oranı %36,1 idi). Bu durum zafer olarak nitelendirildi. Bu nitelemenin öncelikli nedeni böyle bir sonucun beklenmiyor olmasıydı. Seçimler kapandıktan sonra ilan edilen sandık çıkış anketlerinden önceki beklentiler, Muhafazakar Parti ve İşçi Partisi‘nin hemen hemen eşit oy oranına ve sandalyeye sahip olacağı bir koalisyon hükümeti kurulması yönündeydi. Bu beklentiler ülkedeki seçim anketlerinin verdiği sonuçlara dayanıyordu. Anketler açıkça yanıldı ve İşçi Partisi öngörülenin %3 ile %4 altında oy aldı. Anketlerin SNP (İskoçya Ulusal Partisi), UKIP (Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi) ve Yeşil Parti‘nin performansları hakkındaki tahminleri ise isabetliydi.

Küçük Muhafazakar çoğunluk, Parti’nin AB’ye muhalif olan sağ kanadına önemli bir avantaj ve potansiyel veto gücü sağlayacak. Önümüzdeki birkaç sene David Cameron için muhtamelen zor geçecek. Bunun nedeni geçmiş dönemdeki Koalisyon boyunca uygun bir tampon görevi gören Liberal Demokratlar‘ın eksikliğinde AB muhaliflerinin oluşturduğu tehdit.

Seçimlerde İşçi Partisi’nin aldığı oy oranı arttı, ancak yalnızca %29’dan %30,4’e. Başka bir büyük mağlup ise Liberal Demokratlar oldu. Oyları %23’den %7,9’a gerilerken milletvekili sayısı 57’den 8’e düştü. UKIP, oy oranını ülke bazında %12,6’ya yükselterek genel seçimlerden üçüncü parti olarak çıktı. Ancak sahip oldukları iki sandalyeden yalnızca birini koruyabildiler ve Nigel Farage Güney Thanet bölgesini kaybetti. Kazanılan sandalye sayısı ve partiye olan desteğin artmasında en büyük galip ise 59 İskoç sandalyesinin 56’sını garantileyen SNP oldu. Kalan üç sandalye ise İşçi Partisi, Liberal Demokratlar ve Muhafazakarlar arasında paylaşıldı. SNP’nin genel seçimler bazındaki oy oranı yalnızca %4,7 iken, İskoçya’da %50 oldu. Seçime adaylıklarını koymalarının tek nedeni de buydu. Yani SNP, Yeşiller ve UKIP gibi ülke çapında daha çok destek gören partilere karşı sert bir şekilde ayrımcılık yapan tek üyeli çoğunlukçu seçim sisteminden faydalanmış oldu.

Yeşil Parti

Caroline Lucas
Caroline Lucas

Seçim zamanından aylar önce Yeşil Parti’nin önceki seçimlere kıyasla, eğer göreceli başarıyı sandalye sayısından ziyade oyları göz önünde bulundurarak ölçülüyorsak, daha iyi performans göstereceği ortaya çıkmıştı. Son altı ay boyunca Birleşik Krallık’taki Yeşil Parti üye sayısı ortalama 70.000’e yükseldi. Bu sayı UKIP veya Liberal Demokratlar’ın üye sayısından daha fazla. Son zamanlara kadar partinin bir lideri değil bir ‘sözcüler grubu’ vardı. 2008 yılında tek lider sistemine geçilmesi kararlaştırıldığında bunun için Caroline Lucas seçildi. Caroline Lucas, 2010 seçimlerinde de Brighton Pavilion bölgesi için milletvekili oldu. 2010 yılında parlamenter görevlerine daha fazla vakit ayırabilmek için partideki görevinden istifa etti ve yerine Avustralya doğumlu Natalie Bennett geçti.

Lucas’ın 2010 yılındaki genel seçimlerde seçilmesinden sonra Yeşil Parti çalışmalarını Cambridge, Norwich South, Bristol West bölgeleri ve bazı Londra bölgesi sandalyelerine yoğunlaştırdı. 2015 genel seçimlerinde Caroline Lucas Brighton bölgesindeki sandalyesini artan çoğunlukla korudu*. Ancak Yeşil Parti başka bir sandalye kazanamadı. Batı Bristol bölgesinde kazanılan oy oranı %23’ten %26,8’e çıktı. Yeşil Parti bu bölgede %35,7’yle birinci olan İşçi Partisi’nden sonra en çok oyu alarak ikinci oldu. Bristol’daki diğer bölgelerdeki performansı dağınık ama çoğunlukla övgüye değerdi ve dört sandalyede ikinci gelindi. Parti’nin genel seçimlerdeki oy oranı 2010 seçimlerindeki %1’den %3,8’e çıktı. Yeşil Parti için bu sonuçlar olağanüstü değil, ancak su götürmez bir mesafe kaydedildiğini gösteriyor ve Parti’nin ilk defa genel seçimlerde ciddi bir rakip olarak ortaya çıkması özelliğini taşıyor.

Yeşil Parti Liderliği

Natalie Bennett
Natalie Bennett

Natalie Bennett‘in seçim süreci boyuncaki liderliği oldukça eleştirildi. Kampanyanın başlarındaki süreçteki bir röportajda ‘tutulup kaldı’ ve özellikle Caroline Lucas ile karşılaştırıldığında donuk ve ruhsuz olarak nitelendirildi. Ancak televizyonda yayımlanan seçim kampanyası açık oturumlarındaki performansı oldukça doyurucuydu. Londra’daki Holborn ve St Pancras bölgelerindeki sandalyesinde %12,8 oyla üçüncü geldi. Bu 2010 ile karşılaştırıldığında %10’luk bir artışa tekabül ediyor.

Caroline Lucas yalnızca Avamlar Kamarası’nda değil ülke çapında kaydedeğer derecede saygı kazandı ve yakın gelecekte Brighton Pavilion bölgesi için milletvekilliğine devam edecek gibi görünüyor. Ancak aynı çıkarımı Brighton ve Hove bölgeleri yerel meclisleri için yapmak mümkün değil. Yeşil Parti bu bölgelerdeki meclisin azınlık kontrolünü kaybetti. Artık azınlık yönetimini İşçi Partisi sürdürecek. Dokuz Yeşil konsey üyesi sandalyesini kaybetti. Yeşillerin yönettiği bu konsey bağlangıçtan beri sıkıntılıydı. Ancak bunu söylerken, bu sıkıntıların bazılarının azınlık statülerinden ve İşçi Partisi ve Muhafazakar Parti’den miras kalan problemlerden kaynaklandığını belirtmekte fayda var. Yine de birçokları tarafından yetersiz, tecrübesiz ve yerel yeşil hükümetin kötü bir reklamı olarak görülüyorlardı.

Sonuç

Yeşil Parti seçimlerde iyi bir performans gösterdi. Liderliği ilham verici değildi, ancak yetkindi ve oy oranları tahminlerle uygunluk göstererek açıkça yükseldi. Parti yalnızca bir sandalye kazandı. Yine de bu sandalye İngiliz seçim sisteminin oluşturduğu engel göz önüne alındığında başarıyı temsil ediyor. Bir Yeşil Parti Milletvekili seçmek için 1.000.000 oy gerekirken bir SNP Milletvekili 26.000, bir Muhafazakar Parti Milletvekili ise 34.000 oyla seçilebiliyor. Orantılı bir temsil sisteminde Yeşil Parti 24 sandalye kazanabilirdi.

Asıl zorlu iş bu ivmeyi koruyabilmek. Bu özellikle Liberal Demokrat oylarının daha fazla azalamayacağı (daha fazla düşmesinin imkanı yok) 2020 seçimleri için geçerli. Yani Yeşil Parti’nin hoşnutsuz Liberal Demokratlar’ın oyunu kazanması kolay olmayacak.

* Birleşik Krallık seçimlerinde dar bölge seçim sistemi uygulandığı için Meclis’teki her sandalye için tek bir dar seçim bölgesi bulunuyor. Dolayısıyla seçmenler tek bir sandalye için adaylardan birini seçiyorlar. Bu nedenle her bölgede en çok oyu alan seçiliyor. Bu sistem ülke barajına benzer bir şekilde küçük partileri Meclis dışında bırakıyor. Yazıda bu nedenle her seçim bölgesi “sandalye” olarak adlandırılıyor.

 

James Connelly – Hull Üniversitesi

Çeviren: Ayşe Ceren Sarı – Yeşil Gazete

(Yeşil Gazete)

The Green Party in the UK General Election of 7th May 2015 – James Connelly

0

James Connelly wrote this article about the last general elections in UK for Yeşil Gazete. James Connelly is a proffesor in Hull University School of Politics, Philosophy & International Studies. Prof. Connelly teaches political theory, contemporary political philosophy and environmental politics. James Connelly is also co-editor of the International Journal of Social Economics. You can find the Turkish translation of this article here, translated by Ayşe Ceren Sarı, the translation editor of Yeşil Gazete. We also thank to Assoc. Prof. Semra Cerit Mazlum for her help and support.

The Green Party in the UK General Election of 7th May 2015

The results

Prof. James Connely
Prof. James Connelly

The Conservative party won a majority of twelve with 36.7% of the vote (by comparison with 36.1% in 2010). This was regarded as a triumph, primarily because it was so unexpected. Prior to the exit poll (announced as soon as the polls closed) the expectation had been, based on the unanimous verdict of all the polls, that there would be a hung parliament with the Conservatives and Labour on roughly equal shares of votes and seats. The polls were clearly wrong about that, with Labour performing 3 or 4 percent below their predicted vote; the polls, however, accurately predicted the SNP[1], UKIP[2] and Green performances. The small Conservative majority will give the party’s euro-sceptic right wing considerable leverage and potential veto power: David Cameron will probably find the next few years difficult because of the threat posed by the euro-sceptics in the absence of the Liberal Democrats who, during the Coalition, had acted as a convenient buffer.

The Labour vote increased, but only from 29% to 30.4%. The other big losers were the Liberal Democrats, whose vote declined from 23% to 7.9% and their total number of MPs from 57 to 8. UKIP increased its national share of the vote to 12.6%, coming third in the national vote, but they retained only one of their two seats and Nigel Farage failed to win Thanet South. The biggest winner, in seats won and a dramatic shift in party support, was the SNP, who secured 56 out of the 59 Scottish seats, leaving Labour, Liberal Democrats and Conservatives with only one seat apiece in Scotland. Their national share of the vote was only 4.7%, but it was 50% in Scotland, which is the only place they stood for election: hence they benefitted from the single member plurality electoral system which discriminates harshly against parties such as the Greens or UKIP whose support is more evenly spread across the country.

The Green Party

Caroline Lucas
Caroline Lucas

By the time of the election it had been evident for several months that the Green Party would do a lot better at this election than at any previous one, at least if relative success is measured in votes rather than seats. Over the past six months combined membership of the Green Party in the UK has grown to around 70, 000, which is higher than UKIP or the Liberal Democrats. Until recently the party did not have a leader but rather a group of ‘speakers.’ When they decided to switch to a single leader in 2008, Caroline Lucas (elected as MP for Brighton Pavilion in 2010) was chosen. She resigned the post in 2012 to spend more time on her parliamentary duties and was replaced by the Australian born Natalie Bennett.

Following Lucas’s election in 2010, the party focused its efforts in constituencies such as Cambridge, Norwich South, Bristol West and some of the London seats. In the 2015 general election they retained Caroline Lucas’s seat in Brighton with an increased majority, but won no others; in Bristol West they increased their share of the vote by 23% to 26.8%, coming second to Labour (35.7%). Performance elsewhere was patchy, but often creditable, and they were second in four seats. Their total share of the national vote rose to 3.8% from 1% in 2010. The results for the Green Party were not spectacular but they marked definite progress and their first real emergence as serious contenders in a national election.

Green Party Leadership

Natalie Bennett
Natalie Bennett

Natalie Bennett’s performance as leader throughout the election was widely criticized. In one interview early in the campaign she had a moment of ‘brain fade’ and she was regarded as lacklustre and wooden, especially by comparison with Caroline Lucas. However, her performance on the televised debates was competent. In her own seat, Holborn and St Pancras, in London, she came third with 12.8% of the vote, an increase of 10% by comparison with 2010.

Caroline Lucas has gained considerable respect not only in the House of Commons but in the country at large, and is likely to continue as MP for Brighton Pavilion for the foreseeable future. The same cannot be said for the local council, Brighton and Hove, where the Green Party lost its minority control of the council to Labour, who will now run a minority administration: nine Green councillors lost their seats. The Green-led council had been troubled from its beginning – although it should be noted that some, at least, of those troubles were caused by their minority status and intractable problems inherited from their Labour and Conservative predecessors. However, they were seen by many as incompetent, naïve, and a poor advertisement for local green government.

Conclusion

The Green Party performed well in the election. Their leadership was not inspired, but it was competent and their vote rose broadly in line with predictions. They won only one seat: but faced with the obstacle of the British electoral system that already represents success, because it takes one million votes to elect a Green MP by comparison with 26,000 for an SNP MP or 34, 000 for a Conservative MP. In a proportional system they would have won around 24 seats. The challenge is to maintain the momentum – especially as at the next election in 2020 the Liberal Democrat vote will not be collapsing (it cannot collapse much further) and hence the Green Party will not find it easy to gain votes from disgruntled Liberal Democrats.

[1] Scottish National Party

[2] United Kingdom Independence Party

James Connelly – Hull University

(Yeşil Gazete)

Yeşil Gazete gönüllü çevirmenler arıyor!

YGlogo3cerceveli

Anaakım medyanın görmediği, vermediği, bilmediği önemli dünya haberlerini da okuyucularımızla paylaşabiliyor olmak, Yeşil Gazete ekibinin önem verdiği konulardan biri. 

Bu nedenle önemli yazarların köşelerinden çarpıcı araştırma verilerine, dosya konularından güncel tartışmalara, ekoloji gündeminden insan hakları ve demokrasi haberlerine kadar bir çok yazıyı gönüllü çevirmenlerimizin pek kıymetli desteğiyle yayınladık.

Ama yetişemiyoruz =) Yapacak çok şey, verecek çok haber var, biliyoruz.

Bu yüzden “katılımcılık” ve “her okur bir muhabir” düsturlarımızın da ışığında, desteğinizi istiyoruz.

Siz de “Yeşil Gazete’ye gönüllü çeviri desteği veririm, imzalı çevirilerimi Yeşil Gazete’de görmek isterim” diyorsanız [email protected] adresine

  • Ad soyad ve sosyal medya adresleriniz/rumuzlarınız
  • Hangi dillerde çeviri yapabileceğiniz ve çeviri deneyiminiz,
  • Özel ilgi alanınıza giren, güncel tartışmalarını takip ettiğiniz, jargonuna hakim olduğunuz (veya olmaya çabaladığınız/niyetli olduğunuz) alanlar,
  • Yeşil Gazete haberlerine haftada ortalama kaç saat ayırabileceğiniz,

bilgilerini gönderin, sizle iletişime geçelim.

Sistem nasıl işleyecek?

Ekibimizin çeviri editörü Ayşe, sizlerden gelen mailler üzerinden sizi “özel” çevirmen havuzuna ekleyecek. Yeşil Gazete yayın ekibinin çevrilmesinde yarar gördüğü yazılar, havuzda uygun durumda olan çevirmenlerle paylaşılıp “Çevirmeye vaktiniz var mı?” denecek. Her çevirmenin yetkinliği, ilgi duyduğu konular vb. gibi geribildirimler üzerinden havuz giderek güzelleşecek, çevirmenlere “tam da istedikleri” gibi yazılar düşmeye başlayacak.

Aynı zamanda, gönüllü çevirmenler çeviri editörüyle iletişime geçerek “bu yazıyı çevirmek istiyorum, Yeşil Gazete de yayınlamak ister mi acaba?” diyebilecek.

Gönüllü çevirilerin düzelti ve yayına hazırlanma süreçlerini çeviri editörü yürütecek. Editör, yapılan çevirilerde değişiklik yapabilecek, uygun bulmadığı çevirileri yayınlamama hakkını unutmak istese de unutamayacak.

Gönüllü çevirmenler istedikleri zaman havuzdan çıkabilecek, ne zaman isterlerse o zaman çevirecekler, kimse kimseye trip atmayacak, “çeviriyi yarına yetiştiriyorum, merak etme” denip de 2 ay boyunca haber gelmeyen çevirmenden umudu kesmek dışında bir yaptırım uygulanmayacak.

Yine de “verilen vaadin tutulması” gibi bir beklentimiz ve umudumuzun olduğunu not düşmüş olalım.

“Yeşil Gazete Gönüllü Çevirmen Havuzu”na katılmak için yukarıdaki bilgilerle donanmış bir e-postayı göndereceğiniz adres, bir kez daha: [email protected]

Sevgiler,

Yeşil Gazete Yayın Ekibi

Monsanto için bilimi baskı altına almak?

Sarah Lazare tarafından Common Dreams‘de yayınlanan yazıyı Yeşil Gazete gönüllü çevirmeni Tuba Bucak‘ın çevirisiyle sunuyoruz.

***

Çiftçi birlikleri ve çevre ve gıda güvenlik örgütleri, ABD Tarım Bakanlığı’na gönderdikleri açık mektupta bakanlığın bilimsel güvenilirliğini sürdürmesi ve endüstrinin çıkarlarıyla çelişen sonuçların baskılanmasına, sansürlenmesine izin vermemesi gerektiğini belirttiler.

ABD Tarım Bakanlığı Güney Binası  (Fotoğraf: AgnosticPreachersKid/Wikimedia/cc)
ABD Tarım Bakanlığı Güney Binası (Fotoğraf: AgnosticPreachersKid/Wikimedia/cc)

Çiftçi birlikleri, gıda-güvenliği ve çevre örgütlerini içine alan 25 farklı kurum geçen hafta ABD Tarım Bakanlığı’na açık mektup yolladı. Bu mektupta bakanlıkta insan sağlığı ve polen taşıyıcıları tehdit eden neonikotinoid grubu böcek ilaçları üzerine çalışan bilim insanlarının uğradığı baskı ve tacizlerin araştırılmasını talep ettiler.

İmzacılar arasında Çiftçi Adalet Örgütü, Gıda ve Su Gözlem Örgütü ve Biyoçeşitlilik Merkezi’nin buluduğu açık mektupta Amerikan Tarım Bakanlığı’nın bilimsel güvenilirliğini sürdürmek zorunda olduğu ve endüstrinin menfaatleriyle çelişen bulguların baskılanmasına ve sansürlenmesine izin vermemesi gerektiği belirtildi.

Açık mektup mart ayında Kamu Çalışanları ve Çevre Sorumluluk Örgütü (PEER) tarafından başlatılan ve araştırmalarının sonuçları bakanlık paydaş şirketlerinin çıkarlarına ters düşen bilim insanlarının düzenli olarak baskı ve tacize maruz kaldıklarını belirttikleri imza kampanyasını takiben yayınlandı.

PEER yönetici müdürü Jeff Ruch Common Dreams’e verdiği demeçte bu imza kampanyasının temelini bakanlıkta neonikotinoid grubu böcek ilaçları, Monsanto’nun Roundup Herbisitlerinin de içinde yer alan glifosat ve genetiği değiştilmiş ürünler üzerine çalışan ve açıkça baskı gören ve cezalandırılan 10 bilim insanının deneyimlerinin oluşturduğunu belirtti.

İmza kampanyası metninde, bilim insanlarının ücretsiz açığa alınma, rütbe indirimi, kınama ve kariyerlerine onarılamaz zararlar verilme tehdidi aldıkları belirtildi.

Araştırmacılara karşı olan bu baskıcı tutumu bakanlığın endüstri ile olan samimi ilişkilerine bağlayan Ruch, bütün bu icraatlerin bütün meslektaşlarına çok önemli bir mesaj verdiğini söylüyor. Ne yazık ki, Tarım Bakanlığının şimdiye kadar dahil olmadığı hiçbir biyoteknolojik süreç bulunmuyor.

Salı günü yayınlanan açık mektup polen taşıyıcılar ve insan sağlığı için acil önlemler alınması için bir uyarı niteliği taşıyor.

Açık mektupta, arılar, kelebekler, kuşlar ve diğer önemli polen taşıyıcıların büyük tehlike altında olduğu ve dünya çapında popülasyonlarında ciddi azalmalar olduğu belirtildi. Arı popülasyonlarının azalmasında neonikonitoidlerin en önemli etken olduğuyla ilgili kanıtlar bilim dünyasında artarken, glifosatların da kral kelebeklerinin tek besin kaynağı olan ipekotunun yok olmasında çok önemli rol oynadığı biliniyor.

Kısa süre önce Dünya Sağlık Örgütü’nün araştırma kolu olan Uluslararası Kanser Araştırmaları Dairesi, 11 ülkeden 17 alanında uzman onkoloğun araştırmaları ışığında glifosatla ilgili değerlendirmesini güncelledi ve glifosatın değerlendirme kategorisini “muhtemelen kansorejen” olarak değiştirdi.

Mektupta, Barack Obama başkanlığındaki ABD yönetiminin henüz bu zararlı pestisitlerinin kullanımını kısıtlamaya yönelik bir adım atmadığı da belirtildi.

Açık mektuptaki asıl talep, Tarım Bakanlığının bu konu hakkında derinlemesine bir soruşturma yapması ve bunun sonuçlarını halkla paylaşması. Aynı zamanda PEER, bilim insanlarını baskılardan korumak için bakanlığın belirli politikalar geliştirmesini ve uygulamasını talep ediyor. Eleştirmenler bilim insanlarının ABD Tarım Bakanlığı tarafından baskılanması iddialarının insan haklarına geniş etkileri olabileceği konusunda da uyarıyorlar.

Biz arıları korumak için bilim insanlarına güvenemiyorsak, çiftçiler kendilerinin sağlık ve güvenliğini korumak yerine şirketlerin çıkarlarına hizmet eden bilimsel çevrelerin tehlikesine karşı sağlık ve güvenliklerini nasıl güvence altına alabilir, diye soruyor Jeannie, Florida Çiftçi Birliği basın bildirisinde. “Bu konu sadece arıların korunmasının ötesinde, özellikle çok hassas bir konu olan halk sağlığını korumak için de çok önemli.”

Yazının İngilizce Orjinali

Yazar: Sarah Lazare

Yeşil Gazete için çeviren: Tuba Bucak

(Yeşil Gazete, Common Dreams)