Ana Sayfa Blog Sayfa 2842

Adıyaman Samsat’ta 5.4 büyüklüğünde deprem

Adıyaman’ın Samsat ilçesinde saat 03.34’te şiddetli bir deprem meydana geldi.

Merkez üssü Samsat ilçesine bağlı Kırmacık Köyü olan depremin büyüklüğünü Richter ölçeğine göre Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) 5.1, Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü ise 5.4 olarak açıkladı.

Deprem yerin AFAD’a göre 7, Kandilli Rasathanesi’ne göre ise 14 kilometre altında meydana geldi.

Samsat Kaymakamı: 13 kişi yaralandı

Samsat Kaymakamı Sedat Sezik, ilçede ve köylerinde can kaybı yaşanmadığını ve 13 hafif yaralı olduğunu söyledi.

Samsat Belediye Başkanı Yusuf Fırat ise eski evlerin yanı sıra bazı sağlam yapıların da yıkıldığını belirtti.

İlçede AFAD, 112, UMKE ve itfaiye ekipleri bulunuyor.

AFAD’ın çevre 4 ilden takviye ekibin yola çıktığı öğrenildi.

Samsat ilçesinde artçı depremler devam ederken, ekipler alan taramasını sürdürüyor.

Deprem Şanlıurfa, Diyarbakır, Gaziantep, Malatya, Kilis ve Kahramanmaraş’ta da hissedildi

Deprem, Adıyaman’ın merkezi ve çevre ilçelerinin yanı sıra Şanlıurfa, Diyarbakır, Gaziantep, Malatya, Kilis ve Kahramanmaraş dahil birçok ilde de hissedildi.

Adıyaman’ın merkezinde ise kısa süreli paniğe neden oldu.

Sarsıntının ardından birçok kişi evlerini terk ederek sokaklara çıktı.

Artçı depremler de aralıklı olarak sürerken birçok kişi geceyi sokakta geçirdi.

Tüm ilk ve orta dereceli okullar bir gün süreyle tatil edildi.

 

(Hürriyet, BBC Türkçe)

Manisa Salihli’de JES tepkisi: Kükürt solumak istemiyoruz!

Manisa Salihli’deki Barış Mahallesi sakinleri, kurulmak istenen jeotermal enerji santraline tepki göstererek, ‘Kükürt solumak istemiyoruz’ dediler.

Evrensel’den Özer Akdemir’in haberine göre Manisa Salihli’ye iki kilometre uzaklıktaki Barış Mahallesine kurulmak istenen jeotermal enerji santraline (JES) karşı mahalleli bir araya geldi. Yeşilçam Düğün Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıya Barışkentlilerin yanı sıra, Caferbey köylüleri ve Salihliler de katıldı.

Toplantıda konuşan Barış mahallesinde oturan emekli öğretmen Hakkı Uysal, JES kuyularının konutların yanı başına, birinci sınıf tarım arazilerine açıldığını belirterek, “Belediye imarda park alanı olarak gösterdiği yeri SANKO şirketine JES için kiralamış durumda. Bu usulsüz bir işlem. Şirket hiçbir önlem almadan, doğayı kirleterek kuyu açma çalışmalarını bir yıldır sürdürüyor. Caferbey Köyü’nden aldığı araziye kuracağı JES’te bizim evlerimizin yanı başındaki kuyulardan çektiği suyu kullanacak. SANKO sondaj sırasında çıkan içinde ağır metallerin olduğu çamurun üzerini bir gece de toprakla örttü. Eğer bu JES çalışmalarını durduramazsak çok yakın bir gelecekte bu güzel mahallede kokudan, pislikten oturamaz hale gelebiliriz” dedi.

EGEÇEP Yürütme Kurulu üyesi Özer Akdemir ise, geçmiş yıllarda “temiz-yenilenebilir enerji kaynakları” diye termik ve nükleer santrallere karşı alternatif olarak öneriler RES, JES, GES gibi enerji üretim yöntemlerinin yarattığı çevresel-sağlık sorunlarının zaman içerisinde ortaya çıkmaya başladığını belirtti.

Ülkenin en güzel köşelerine, halkın iznini, görüşünü almadan kurulmak istenen bu tür enerji üretim tesislerine karşı halkın yaşam alanlarını koruma mücadelesi vermesinin Anayasal dayanakları olduğunu ve son derece meşru bir zeminde bulunduğunu aktaran Akdemir, “Siz izin vermediğiniz sürece buraya JES yapamazlar. Bunun için öncelikle bir araya gelmek ve  örgütlenmek gerekiyor” dedi. Gediz havzasında jeotermal ve madencilik faaliyetlerinin yeraltı sularını kirlettiğine dair resmi raporları gösteren Akdemir, konuşmasında yeni kurulan Ekoloji Birliği hakkında da bilgiler verdi.

Turgutlu ilçesinden gelen TURÇEP ve EGEÇEP Yürütme Kurulu üyesi Metin Sert de Salihli halkının geçtiğimiz yıllarda çevresel sorunlara karşı gösterdiği duyarlılığın bir benzerinin Barışkent’teki JES’lere karşı ortaya çıkmasının sevindirici olduğunu ifade etti. Örgütlenmenin en acil görev olduğunu belirten Sert, Turgutlu’daki Çaldağı mücadelesi deneyiminden yola çıkarak ekoloji mücadelesinin toplumsallaştırılmasının önemine dikkat çekti.
Toplantıda söz alan Barışkent ve Caferbey mahalleleri sakinleri de JES’lere karşşı düşüncelerini ifade ettiler.

Toplantının ardından toplu olarak JES kuyularının olduğu bölgeye giden vatandaşlar, kuyuların çevreye verdiği zararı gazetecilere anlattılar. En yakın eve 20-30 metre uzaklıktaki kuyuların hemen yanı başı üzüm bağı ve sebze tarlaları olduğu görülürken, kuyunun yanı başındaki altında plastik örtü bulunan havuzdaki sudan kükürt kokusuna benzer bir kokunun yayıldığı dikkat çekti. Kuyunun ve havuzun mahallelilerin ısrarlı çabaları sonrası tel örgü ile çevrildiği dile getirildi.

 

(Evrensel)

Ermenistan’da Başbakan Sarkisyan protestolar sonunda istifa etti

Erivan’da eski Devlet Başkanı Sarkisyan’ın Başbakan olmasının ardından başlayan protestoların 11. gününde eski Devlet Başkanı ve yeni Başbakan Serj Sarkisyan görevinden istifa etti. Protestolara bugün bir grup asker de katılmıştı.

Serj Sarkisyan

Sarkisyan, Ermenistan Başbakanlık Sözcülüğü’nden yapılan açıklamada, “Sizlere devletin başı olarak son kez hitap ediyorum. (Protestoların lideri) Nikol Paşinyan haklıydı. Ben hata yaptım. Bu zor durumda birkaç çözüm yolu var ancak ben bu yolların hiçbirine başvurmayacağım. Bu benim tarzım değil. Görevi bırakıyorum” ifadelerini kullandı.

Protestoların kendisine karşı olduğunu kabul eden Sarkisyan, göstericilere hitap ederek, “Talebinizi yerine getiriyorum. Ülkemize barış, ahenk ve mantık diliyorum” ifadelerini kullandı.

Askerler de sokağa inmişti

Erivan’daki gösterilerde son olarak bir grup asker de protestocuların saflarına katılmıştı.

Ermenistan Savunma Bakanlığı askerlerin gösterilere katılmasını kınarken, bu askerlerle ilgili yasal işlem yapılacağını söylemiş ve askerlere protestolardan uzak durmaları uyarısı yapmıştı ancak askerler geri adım atmamıştı.

Protestoların lideri serbest bırakıldı

Dün, Sarkisyan ile görüşmesinin ardından diğer muhalif liderler Nikol Paşinyan, Ararat Mirzoyan ve Sasun Mikaelyan ile birlikte gözaltına alınan Paşinyan birkaç saat önce serbest bırakıldı.

Uzlaşma sağlamak için ʺToplum Sözleşmesi Partisiʺ (TSP) Genel Başkanı Nikol Paşinyan ile Serj Sarkisyan dün bir otelde bir araya gelmişti.

Paşinyan buluşmada “Yanlış anlama olduğunu sanıyorum, Sayın Sarkisyan’la konuştuğumda net bir şekilde söz konusu olanın diyalog değil, aksine bizim önerdiğimiz gündeme ilişkin olduğunu kaydettim. Ben buraya sizin istifa koşullarınızı ve iktidarı sarsıntısız teslim koşullarını görüşmeye geldim, öyle ki size diyalog terimini kullanmama çağrısında bulunuyorumʺ ifadelerini kullanmıştı.

İkinci “Kadife Devrim” benzetmesi

Paşinyan, Ermenistan’daki gösterileri 1989’da Çekoslavakya’da komünist iktidarı deviren ‘Kadife Devrim’e benzeterek kendisinin de ‘kadife devrim’e önderlik ettiğini söylemişti.

Sarkisyan’a karşı 2008’de düzenlenen gösterilerdeki rolü nedeniyle gözaltına alınıp serbest bırakılan Paşinyan, destekçilerine ‘tüm devlet sisteminin işleyişine engel olun’ çağrısında bulunmuş, “Çünkü iktidar halka geçmeli” demişti.

 

(Bianet, BBC Türkçe, Euro News)

Ermenistan’da ‘Kadife Devrim’ protestoları devam ediyor

0

Ermenistan’ın başkenti Erivan’da askeri üniformalı yüzlerce kişi hükümet karşıtı protestolara katıldı. Ermenistan Savunma Bakanlığı ise, Erivan’daki hükümet karşıtı gösterilere katılan askerleri kınadıklarını ve sert yasal tedbirler alacaklarını açıkladı.

Ayrıca dün (22 Nisan) hükümet karşıtı gösterilerin sona ermesini görüşmek üzere muhalif lider Nikol Paşinyan’la bir araya gelen Başbakan Serj Sarkisyan, muhalefeti ‘şantaj yapmakla’ suçlayıp toplantıyı terk etti. Program sonunda Paşinyan gözaltına alındı.

Ermenistan’ın başkenti Erivan’da Serj Sarkisyan’ın başbakan olarak aday gösterilmesine karşı başlayan ve  10 günü aşkındır devam eden protestolarda yüzlerce kişi gözaltına alındı. Protestocuların lideri ve muhalif milletvekili Nikol Paşinyan, başsavcılık ve yargıtay binalarının ablukaya alınması çağrısı yaparken ‘Kadife Devrim’ de ilan etmişti.

Sarkisyan ile Paşinyan’ın televizyon ekranlarından da gösterilen görüşmesi yalnızca 3 dakika sürdü. Sarkisyan ile Paşinyan’ın görüşmesi sırasında muhalifler de sokaklardaydı. Gösteriye polis müdahale etti.

Erivan’daki bir otelde gerçekleşen görüşmede, Başbakan Sarkisyan rakibinin ‘müzakere çağrılarına olumlu yanıt vermesinden duyduğu memnuniyeti’ dile getirirken Paşinyan ise müdahale edip “Sanırım bir yanlış anlama var” dedi.

Paşinyan, “Buraya istifanızın ve iktidarın barışçıl ve yumuşak bir şekilde geçişinin sağlanması için koşulları görüşmeye geldim” yanıtını verdi.

Sarkisyan da “Bu bir diyalog değil, bu şantajdır” diyerek programı terk etti.
Görüşme sonrası toplanan destekçilerine seslenen Paşinyan göstericilere bir haftadır süren protestolarına devam etmeleri çağrısında bulundu.

Polis Erivan’daki gösterileri dağıtmak için müdahale ederken Paşinyan da gözaltına alındı.

 

(T24, Reuters)

OHAL düzeninde seçimler ve yasanın gücü – Fikret İlkiz

Bu yazı bianet.org/ dan alınmıştır

Anayasa değişikliğinin ömrü çok kısa oldu. Anayasa, siyasete dayanamadı.

Meclis önce olağanüstü hali uzattı, sonra erken seçim kararı verdi.

Erken seçim kararı TBMM kararıdır. Erken seçim için kabul edilmiş bir yasa yoktur.

Yasanın gücü nedir? OHAL düzeninde yasaların gücü var mıdır?

Aslında kendisi de bir yasa olan Anayasaları değiştiren yasalara biçilen ömürler çok kısaldı.

Anayasa, 21 Ocak 2017 kabul tarihli 6771 sayılı Kanunla değiştirildi. “Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” 11 Şubat 2017 tarihli Resmî Gazetede yayımlandı. 6771 sayılı Anayasa değişiklikleri hakkındaki Kanun 16 Nisan 2017 Pazar günü halkoyuna sunuldu.

Yüksek Seçim kurulu tarafından kayıtlı 58 milyon 291 bin 898 seçmenden 49 milyon 798 bin 855’i oy kullandığı ve kullanılan oylardan 48 milyon 936 bin 604 oy geçerli sayıldığı, geçerli oylardan 25 milyon 157 bin 463 oyun “Evet” oyu, 23 milyon 779 milyon 141 oyun “Hayır” oyu olduğu tespit edildi ve bu sonuçlar 27 Nisan 2017 tarihli Resmî gazetede yayımlandı.

Anayasayı değiştiren 6771 sayılı Kanunla Anayasaya Geçici 21. Madde eklenmişti.

Eklenen 21. Maddenin (A) bendine göre; “Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27’nci Yasama Dönemi milletvekili genel seçimi ve Cumhurbaşkanlığı seçimi 3/11/2019 tarihinde birlikte yapılır. Seçimin yapılacağı tarihe kadar Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ve Cumhurbaşkanının görevi devam eder. Meclisin seçim kararı alması halinde, 27’nci Yasama Dönemi milletvekili genel seçimi ve Cumhurbaşkanlığı seçimi birlikte yapılır.” 

Cumhurbaşkanı tarafından 18 Nisan 2018 tarihinde yapılan açıklamayla Anayasa ile belirlenmiş “seçim” tarihi 24 Haziran 2018 olarak değiştirilerek kamuoyuna duyuruldu.

Oysa Anayasa Geçici Madde 21’e göre “genel seçim ve Cumhurbaşkanı seçimi” 3 Kasım 2019 tarihinde yapılacaktı. Anayasada böyle bir hükmü vardı!

Ardından seçim düzenlemesinin “Türkiye Büyük Millet Meclisi kararı”biçiminde yapılmasını öngören (4/147) sayılı önerge Meclis Genel Kurul gündemine alındı.

TBMM; AKP Grup Başkanı İzmir Milletvekili Binali Yıldırım ve MHP Grup Başkanı Osmaniye Milletvekili Devlet Bahçeli ile 7 Milletvekilinin Milletvekili Genel Seçiminin Yenilenmesi ve Seçimin 24 Haziran 2018 Tarihinde Yapılması Hakkındaki Önergesi ve Anayasa Komisyonu Raporu’nu Meclis Gene Kuruluna katılan 386 milletvekilinin oyuyla kabul edildi (26 Dönem. Genel Kurul 89. Birleşim. 20.04.2018). TBMM’nin 1183 Nolu Kararı 20 Nisan 2018 Cuma günlü Resmî Gazetenin mükerrer 30397 sayılı nüshasında yayımlandı.

Anayasayı değiştiren 6771 sayılı Kanunun Geçici 21. Maddesinin (A) fıkrasının son cümlesinde yazılı olan yetki düzenlemesine uygun olarak Meclis karar almış oldu.

Böylece Meclis kendi kabul etmiş olduğu Anayasayı değiştiren kanundaki yetkiye dayanarak kanunen halk oylaması ile kabul edilen seçim tarihini “kararla” değiştirdi, yasa ile değil…

Anayasadaki seçim tarihi Cumhurbaşkanı ve sonra Meclis kararı ile değiştirilmiş oldu.

Ama önce Meclis, 18 Nisan 2018 tarihli 1182 sayılı kararıyla Olağanüstü Hal uzatıldı.

Ülke genelinde devam etmekte olan olağanüstü halin, 19 Nisan 2018 den geçerli olmak üzere 3 ay süre ile uzatılması hakkında Bakanlar Kurulunca 17 Nisan 2018 tarihinde alınan kararı, TBMM 18 Nisan 2018 tarihli 87’nci Birleşiminde onayladı.

Olağanüstü Halin uzatılması hakkındaki kararının onaylandığı gün seçim tarihi değiştirildi.

TBMM, 20 Nisan 2018 tarihli 1183 sayılı kararıyla seçimlerin 24 Haziran 2018’de yapılmasına karar verdi.

Anayasayı değiştiren 6771 sayılı Kanunun 11 Şubat 2017 tarihinde Resmî Gazetede yayınlanmasından 1 yıl 2 ay 11 gün sonra ve halk oylamasının yapıldığı 16 Nisan 2017 tarihinden itibaren 1 yıl 2 gün sonra Anayasanın Geçici Madde 21 inci maddesinde belirlenmiş olan seçim tarihi “karar” verilerek değiştirilmiş oldu.

Acaba yasaların gücü, yasalar yüzünden mi güçsüzleşir?

Özellikle “düzenlerin egemen hukukunu” egemen olmak isteyenler için kuramsal hale getirmekle ünlü Alman hukukçu Carl Schmitt “Siyasal İlahiyat” adlı eserinde olağanüstü hâl ile “egemenlik” arasında temel bir yakınlık olduğu fikrindedir. Olağanüstü hâli, gerçek bir “hukuksal sorun” olmaktan çok, olgusal ve siyasal bir sorun olarak görür. Carl Schmitt’in meşhur “egemen” tanımı; “olağanüstü hâl ilan edebilen kişi”dir.

Olağanüstü hâl tanımı karmaşıktır. Hukukla siyasetin sınırındadır. Kamu hukuku ile siyasal olgular arasında “dengesizlik” oluşturur. İşin aslı olağanüstü hâl kendisini “yasal bir” halde sürdürmek için yasalara gereksinim duyar.

Herkes tarafından pekâlâ bilinmektedir ki; olağanüstü hâl nedeniyle “yasalar askıya alındığı oranda”, her türlü yasal düzenlemeden kaçınılmaktadır. Bu olgulara rağmen olağanüstü hâl kendi içinde yasal anlamda bir düzenbarındırır, her ne kadar yasal bir düzen olmasa da…

Bu nedenle C. Schmitt “Siyasal İlahiyat” eserinde açıkladığı gibi; olağanüstü hâl yasalara bir “kuralsızlık alanı” sokar ve böylece siyasal olguların gerçekliğinin etkili bir şekilde düzenlenmesini mümkün kılar. Bu yüzden C. Schmitt olağanüstü hâl kuramını aslında egemenlik öğretisi olarak sunar (Agamben, Giorgio. Olağanüstü Hal. Şiddetin Eleştirisi Üzerine. Metis yay. Ekim 2019. Sayfa 165 vd).

Gelelim yasaların gücüne ve/veyayasaların yok edilemez olarak nitelendirilen gücünün ne olduğuna… Fransız 1791 Anayasasına göre halkı temsil eden bir meclisin ifade ettiği yasaların yok edilemez niteliği demek, yasaların; hükmedenin ne ortadan kaldırabileceği ne de değiştirebileceği niteliği demektir.

Yasanın gücünü elinden alan kararlar alınabilir mi? Olağanüstü hâl düzeninde sık rastlanır.

Sonradan Parlamentonun onayladığı hükümet kararnameleri ile yasalar oluşturmak Parlamentoların rutin faaliyetine dönüşebilir. Alışılır ve içselleşir.

Yürütme organı olağanüstü hâl düzeninde vermeye yetkili olduğu kararlarla yasanın gücünü elinden alabilir ve yasaların gücünü azaltır. Olağanüstü hâl; normun geçerli olduğu ama gücü olmadığı için uygulanamadığı ve yasa değerine sahip olmayan kararların yasa gücünü elde ettiği hukuki rejimdir (Age).

Olağanüstü hâl kural haline gelmemeli ve olağanlaştırılmamalıdır.

TBMM’nin birinci kararı Olağanüstü halin uzatılmasıdır, ikinci kararı erken seçimdir.

24 Haziran 2018 seçimleri Olağanüstü Hal düzeninde gerçekleşecek.

Erken seçim kararının yasa gücünden yoksun olduğu bilinmelidir. Kararların, yasa gücünü elde ettiği OHAL düzeninde; var olan ve üretilen yasaların gücü yanıltıcıdır.

Belki şu anlatım daha uygun olabilir; olağanüstü hâl yasasız bir yasa gücünün söz konusu olduğu kuralsız bir alandır.

Bu yazı bianet.org/ dan alınmıştır

 

Fikret İlkiz

YSK’dan 24 Haziran seçimlerine dair açıklama

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) 24 Haziran’da seçime girebilecek partileri açıkladı. Buna göre İYİ Parti seçime katılabilecek.

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) 24 Haziran’da yapılacak seçime girebilecek siyasi partileri açıkladı. Anadolu Ajansı’nın haberine göre YSK seçimlere girebilecek siyasi partileri şöyle sıraladı: Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), Bağımsız Türkiye Partisi (BTP), Büyük Birlik Partisi (BBP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Demokrat Parti (DP), Halkların Demokratik Partisi (HDP), İYİ Parti, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), Saadet Partisi (SP) ve Vatan Partisi.

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Sadi Güven bu karar öncesinde basın mensuplarının sorularını yanıtlamış ve İYİ Parti’nin 24 Haziran’da yapılacak olan seçimlere girip giremeyeceğine ilişkin bir soru üzerine, “O tür konu benim işim değil. Normal yasal süreç içerisinde çalışmalarımızı yürürütüyoruz. Hangi siyasi partinin seçime gireceği hususunu biz takvim yayınlandığı günün normalde birinci günü açıklayacağız. Mümkün olsa daha kısa sürede açıklayacağız. Ancak herhangi bir siyasi parti ile ilgili bugüne kadar tespitimiz olmadı. Kayıtları tutma yetkisi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na ait. Ancak bunları değerlendirmek ve yasaların yorumunu yapıp açıklamak ise YSK’ya ait. Bugünkü çalışmalarımız içinde bu yok. Ama ne zaman olacağı ile ilgili de kurul ile görüşmeden bir şey söylemem mümkün değil” diye konuşmuştu.

 

(DW)

CHP’den 15 milletvekili istifa edip İYİ Parti’ye katıldı

CHP heyeti ile İYİ Parti heyeti arasında 22 Nisan Pazar günü yapılan görüşme sonunda CHP’nin 15 milletvekilinin İYİ Parti’ye geçmesi kararı alındı.

Kararı, CHP Grup Başkanvekili Engin Altay açıkladı. Altay, “15 milletvekilimiz bugün CHP’den istifa edip İYİ Parti’ye katıldılar. Demokrasinin kazanması için yargının bu siyasi tasarrufunun ortadan kaldırılması için siyasi değil ama demokratik bir tasarruf ile CHP’ye mensup 15 sayın milletvekili bugün partimizden istifa ettiler İYİ Parti’ye katıldılar” dedi.

Karara AKP’den “Siyasi onursuzluk”, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den “Çatırdama ve siyasi çürüme hali” tepkileri gelirken İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ise “Kılıçdaroğlu’nun tavrı her türlü takdirin üzerinde” açıklaması yaptı.

CHP’nin bu adımı ile TBMM’de beş milletvekili olan İYİ Parti’nin grup kurabilmesi ve dolayısıyla 24 Haziran’a alınan seçimlere katılmasının önündeki engel de kalkmış oluyor.

Böylelikle TBMM’de grubu olan İYİ Parti, 100 bin imzaya gerek kalmadan Meral Akşener’i cumhurbaşkanı adayı gösterebilecek.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener “Kılıçdaroğlu’nun tavrı her türlü takdirin üzerinde” dedi

Engin Altay basın toplantısında yaptığı konuşmada, “YSK’nın bir demokrasi ayıbına zorlanması, bir demokrasi ayıbına imza atmaması ve atamasına da fırsat ve imkan sağlamak istiyoruz” dedi ve “Demokrasi herkes için. Demokrasinin kazanması için yargının bu siyasi tasarrufunun ortadan kaldırılması için siyasi değil ama demokratik bir tasarruf ile CHP’ye mensup 15 sayın milletvekili bugün partimizden istifa ettiler İYİ Parti’ye katıldılar” diye ekledi.

Bülent Tezcan: Demokrasi önündeki tuzağı temizleme adımı

Karar sonrası açıklama yapan CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan da, “15 arkadaşımız bir parti göreviyle CHP’den istifa edip İYİ Parti’ye geçmişlerdir. Bu, tarihi bir sorumluluk tarihi bir görevdir. tarih onları partilerinden ayrılan değil partisinin verdiği görev nedeniyle demokrasiyi kurtaran kahramanlar olarak yazacaktır” dedi.

Tezcan, “Bu zor bir görevdir, bu attığımız adım demokrasinin önünde kurulan tuzağı temizleme adımıdır” diye konuştu.

 

(BBC Türkçe)

Bir ‘Nükleer santral istemiyoruz!’ isyanı da Beşiktaş’tan yükseldi

“Sinop Nükleer Santral İstemiyor” mitingine koyulan yasağa karşı nükleer karşıtları Pazar günü (22 Nisan) saat 13.00’te İstanbul Beşiktaş’ta “Nükleere hayır!” protestosu. gerçekleştirdi.

Sinop Nükleer Karşıtı Platform (NKP), Çernobil’in 32. ve Fukuşima’nın 7. yılı nedeniyle 22 Nisan Pazar günü düzenlenecek olan “Sinop Nükleer Santral İstemiyor” mitinginin İçişleri Bakanlığı talimatıyla, OHAL koşulları gerekçe gösterilerek yasaklanmasının ardından nükleer karşıtları ve yaşam savunucuları Beşiktaş’ta Kartal Heykeli önünde buluştu. Gerçekleştirilen basın açıklamasında İstanbul NKP adına Fatoş Sezer konuştu. Basın açıklamasında ayrıca İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal ve NKP üyesi, enerji analisti Özgür Gürbüz de bir konuşma yaptı.

Basın açıklamasında “Cerattape’den Kuzey Ormanları’na, Fatsa’dan Alakır’a, Munzur’dan Fırtına’ya, Çanakkale’den Bartın’a doğa ve yaşam alanlarımızı tehdit eden uygulamalara, yaşam alanlarımızı, kamusal alanları şirketlere peşkeş çekmek için çıkarılmak istenilen yasalara, Çernobil’in 32.yılında, “enerji ve kalkınma” yalanına, doğanın talanına izin vermeyeceğiz. Tüm haklılığımızdan aldığımız güçle, Akkuyu’da, Sinop’ta ve İğneada’da nükleer güç santrallarına izin vermeyeceğiz.” dendi.

Platform adına basın açıklamasını okuyan Fatoş Sezer, Çernobil’in 32’nci yıldönümü nedeniyle miting ve panel düzenlemek istediklerini, bunun yasaklandığını anımsattı. Sezer, Türkiye’nin her bölgesinden Sinop’a gitmek isteyenlerin engellendiğini belirterek yasaklama kararının kabul edilebilir olmadığını ifade etti.

İstanbul NKP adına konuşan Fatoş Sezer, şöyle devam etti: “26 Nisan 1986’dan bu yana Çernobil nükleer santral kazası zehirlemeye, can almaya, yıkıma devam etmektedir. Bugün burada halen süren ve daha nesillerce sürecek olan bir felakete ve değişmeyen bir zihniyete karşı hep birlikte direnmek için bir araya geldik. Tüm haklılığımızdan aldığımız güçle, Akkuyu’da, Sinop’ta ve İğneada’da nükleer güç santrallarına izin vermeyeceğiz.”

Nükleer karşıtları eylem boyunca sıklıkla ‘Nükleer Santral istemiyoruz’ sloganlarını attı.

 

(Yeşil Gazete, Diken)

 

OHAL yasağı Çernobil anmasını engelleyemedi: Sinop’tan yine nükleere hayır!

Çernobil Nükleer Felaketi’nin devam ettiği on yıllar içerisinde Sinop’ta yapılması gelenek halini almış olan anma mitingine  üç gün kala OHAL nedeniyle konan yasak etkinlik açısından yalnızca bir şekil değişikliği yapabildi, zihinleri ve yürekleri  dönüştüremedi.

Halk hep bir ağızdan Sinop’ta ve Türkiye’nin dört bir yerinde ‘Nükleere hayır!‘ dedi.

Dün, Sinop’ta yurttaşlar şehrin en işlek meydanında toplanarak şehirlerine kurulmak istenen nükleer santrale karşı bir araya gelmek suretiyle sivil toplum temsilcilerinin  konuşmalarını dinledi, slogan ve alkışlarla nükleer santral konusundaki endişelerini dile getirdi.

Sinop Nükleer Karşıtı Platform’un (SNKP) organizasyonuyla 22 Nisan Pazar günü 13 :00’da Şehir Kulübü önünde bir araya gelen Sinoplular,   “Yasaklardan korkmuyoruz ve yılmayacağız. Yine bugün, burada dostlarımızla alanlardayız” dedi. Sinop NKP Dönem Sözcüsü Kayhan Konukçu’nun yaptığı konuşmacıları tanıtıp basın açıklamasını okumasıyla başlayan etkinlik 1,5 saat sürdü.

Basın açıklamasını Sinop NKP Dönem Sözcüsü Kayhan Konukçu okudu

Konukçu, Sinop NKP adına okuduğu basın açıklamasında  6 Şubat’ta Sinop Nükleer Güç Santrali (NGS) için Çevre Etki Değerlendirme(ÇED)’sine yönelik gerçekleştirilen Halkın Katılım toplantısı’nda yaşananları hatırlattı . Nitekim ÇED toplantısına halkın katılmasının önlenmesinin üstüne bu kez de Çernobil Anma mitingi  ve bir gün öncesinde yapılması planlanan panel de yasaklanmıştı. Konukçu, Fukuşima tanığı Masumi Kowata’nın da konuşmacı olduğu panele  de izin verilmemesi nedeniyle farklı bir şekilde  bir araya gelindiğine dikkat çekti. Konuşmasında yasaklamaya ilişkin olarak da “OHAL koşulları gerekçe gösterilerek mitingin yasaklanmasına karşın, Sinop NKP’nin yanındayız, Türkiye’nin dört bir yayında ortak ses veriyoruz. Biliyoruz ki Nükleer santral seviciler önümüze engeller koymak istiyor. Yasaklar, baskılar bizlerin Nükleere Karşı yaşamı savunmasına engel olamayacak  Nükleere karşı yaşamı savunduğumuz için sokaktayız.” dedi. Sinop NKP açıklamasında nükleer santralin taşıdığı çevresel, ekonomik ve güvenlik risklerine, uzman görüşlerine de yer verildi.

Sinop NKP basın açıklamasını CHP Sinop Milletvekili Barış Karadeniz’in konuşması takip etti. Sinop Milletvekili Karadeniz  halkın tepkisinden çekinildiği için mitingin engellendiğini fakat korkunun buradaki paylaşım ortamını bozamadığını söyleyerek nükleer santral politikasını sürdüren AKP iktidarının nükleerden daha büyük bir risk olduğunu ifade etti. Dünyanın artık yenilenebilir enerjilere yöneldiğini de aktaran Karadeniz, sözlerini, “Rüzgarın güneşin olduğu bir ülkede nükleer santral kurmak vatana ihanettir. Türkiye’de  nükleer santral kadar gereksiz bir enerji olamaz. 24 Haziran’da nükleerden daha üyük bir beladan kurtulacak ve nükleeri de kurdurtmayacağız. Tüm varlığımızla nükleer santrale karşı durmak zorundayız” diyerek bitirdi.

Etkinlikte, CHP Denizli Milletvekili Kazım Arslan artık nükler santralin sonu gelmiştir derken CHP Genel Başkan Yardımcısı Gülizar Biçer  nükleer santral projesinin siyasi bir karar olduğunu söyleyerek bunun aynı zamanda iktisadi çıkarlara da hizmet edeceği üzerinde durdu .İstanbul ‘dan Elektrik Mühendisleri Odası(EMO)adına konuşan Gazi İpek ise nükleer santral planlarının nedeninin elektrik üretimi olmadığını, bu yatırımın karlı olmadığı gibi iktisadi zarara yol açacağını ifade etti.

Etkinlik için davet edilen konuşmacılardan olan Nükleer Fizikçi Prof. Dr Hayrettin Kılıç  konuşmasında Akkuyu ve Sinop nükleer santralleriyle dünyada ilk kez bir ülkede başka bir ülkeye ait olan bir nükleer santralin kurulmasına çalışıldığına, bu durumun ulusal güvenlik açısından kabul edilemez olduğuna dikkat çekti. Kılıç, nükleer santral reklamında oynayan Aziz Sancar’a da gönderme yaparak bilim insanları adına özür diledi. Günlerdir Türkiye medyasında konuşulan muz efsanesine de değinen Kılıç nükleer santrallerdeki endüstriyel radyoaktif izotop olarak Sezyum 137’nin muzdaki potasyumdan 10 milyon kat daha fazla olduğunu belirtti. Daha detaylı bilgiyi ilgili yazımızda bulabilirsiniz.

Sinop’taki anmaya Fukuşima tanığı Masumi Kowata da (ortada) katıldı

Nükleersiz.org temsilcisi olarak ben de konuşmamda nükleer santrallerin Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) tarafından tayin edilen sınır dozun yükseltilmesi nedeniyle kadın ve çocukların bu sistemde daha da korunmasız  kaldığını paylaştım. Bu bağlamda Nükleer felaketlerin siyasi iktidarın davranış reflekslerini görme imkanı sunduğuna ve sivil toplumun tehlikeler karşısında tek başına bırakıldığına dikkat çekmeye çalıştım. Nitekim benden sonra ,Sinop’taki Çernobil anmasına çok uzaklardan, Japonya’dan gelerek Fukuşima nükleer felaketinin kendisine yaşattıklarını anlatan Masumi Kowata ise felaketten önce söze yaşamakta olduğu Fukuşima nükleer santralinin bulunduğu Okuma kasabasını terk edip 100 kilometre ötede Aizuwakamatsu şehrine taşınmak zorunda kaldığını anlattı. Sinop’u bir gün önce gezen ve bir balıkçı kenti olduğunu bizzat gören Kowata, Okuma’da balıkçılığın bittiğini ve  radyoaktif temizliğin yapılsa da radyasyondan arınmanın mümkün olmadığını aktardı. Kowata, “Bir kez toprağa karıştığında onu çıkarmak mümkün değil. Sinop’a geldiğimde gördüm ki tam bir balıkçı kasabası. Cıvıl cıvıl bir yaşam var. Ama benim balıkçı kasabam artık öldü. Ben bundan sonra ne kadar yaşarım bilmiyorum ama balıkçılığın düzeleceğini göremeyeceğim için çok üzülüyorum.” dedi

Masumi Kowata 23 Nisan Pazartesi (bugün) Samsun’da , 25 Nisan Çarşamba günü de İstanbul’da Elektrik Mühendisleri Odası  (EMO)’nın ev sahipliğinde  konuşmalar yapacak. Kowata’nın Türkiye’de nükleer santral planları yapılırken deneyimlerini paylaşma çabasına Sinop’taki bu konuşmasında olduğu da gibi yardımcı olmaya çalışacağım.

Çernobil anması belki bu kez Türkiye’nin dört bir yanından akıp gelen nükleer karşıtlarıyla gerçekleştirilemedi ama  ülkenin dört bir yanında eş zamanlı olarak basın açıklamaları okundu, farklı şehirlerde nükleere hayır denirken OHAL engellemesi nedeniyle yasaklar da  protesto edildi .

Artvin, İstanbul, Mersin ve daha pek çok şehirde Çernobil’in 32. yıl anmasıyla beraber Türkiye’deki nükleer santral planlarına karşı da basın açıklamaları yapıldı .

 

Haber: Pınar Demircan

(Yeşil Gazete)

 

‘Çocuklar ölmesin’ dediği için mahkumiyet alan Ayşe öğretmen altı aylık kızı ile cezaevinde

Bir televizyon programına canlı bağlantı kurup telefonda “Çocuklar ölmesin” dediği için ceza alan öğretmen Ayşe Çelik, altı aylık kızıyla cezaevine konuldu.

Kanal D’de yayınlanan Beyaz Show’daki sözleri nedeniyle, ‘Ayşe öğretmen’ diye anılan Çelik hakkında ‘terör örgütü propagandası yapma’ iddiasıyla dava açılmıştı. Çelik’e verilen bir yıl üç ay hapis cezası 2 Ekim 2017’de onanmıştı.

Çelik, bebeğine hayatının ilk altı ayında evinde anne sütü verebilmek için infaz erteleme istemişti. Çelik’in avukatı Mahsuni Karaman, infazının ertelenmesi savcılığa başvuru yapmıştı. Başvuru üzerine Çelik’in cezasının infazı bugüne ertelenmişti.

Çelik’in avukatı Mahsuni Karaman AYM’ye Çelik’in hapse girmemesi için hak ihlali ve infaz durdurma başvurusu yapmıştı. AYM Çelik için herhangi bir karar vermedi.

Ayşe Çelik ve kızı Deran

Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre Çelik ve avukatı Karaman, bugün Diyarbakır adliyesine giderek savcılığa 10 günlük infaz erteleme talebinde bulundu. Ancak savcılık başvuruyu reddetti.

Ne adliye girişinde ne de çıkışında öğretmenin açıklama yapmasına izin verilmedi. Çelik, HDP’li vekil Feleknas Uca ve CHP’li vekil Zeynep Altıok’la evine gitti.

Ayşe Öğretmen daha sonra Deran ve eşyalarıyla birlikte tekrar adliyeye gitti. Adliyede evrak işlemleri tamamlanan Çelik, burada bekleyen polis ekibine teslim edilerek cezaevine gönderildi.

Öğretmen Ayşe Çelik, Cuma günü (20 Nisan) saat 17.45’te polis aracıyla Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi’ne getirildi. Çelik, hakkındaki hapis cezasının infazı için cezaevi görevlilerine teslim edildi.

 

(Diken)