Ana Sayfa Blog Sayfa 2841

Avrupa’dan Türkiye’ye “24 Haziran erken seçimi” erteleyin çağrısı

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM), mevcut koşullarda düzenlenecek seçimlerin “Avrupa kriterlerine uygun olmayacağı” gerekçesiyle Türk hükümetine 24 Haziran seçimlerini erteleme çağrısında bulundu.

AKPM Denetim Komisyonu adına bu sabah Strasbourg’da alınan kararda, seçim kanununun seçim kararından sadece bir ay önce değiştirilmiş olması, OHAL uygulamasına devam edilmesi, seçimlerin güvenliği ve saydamlığı konusundaki şüpheler ve tartışmalı mühürsüz oy pusulası kararının “seçimlerin demokratik bir ortamda düzenlenemeyeceğini” gösterdiği belirtildi.

Kayhan Karaca’nın Deutsche Welle Türkçe’de çıkan haberine göre kararda, yeni seçim kanunu ile seçimlerin düzenleneceği tarih arasındaki kısa sürenin siyasi partilere adapte olma ve hazırlanma süresi bırakmadığı not edildi.

Seçim kurallarının seçim tarihinden üç ay önce değiştirilmesinin Venedik Komisyonu tarafından belirlenmiş ilkelere aykırı olduğu hatırlatıldı. Seçim barajının yüzde 10’da kaldığı ve bu durumun siyasi çoğulculuk anlayışıyla bağdaşmadığı kaydedildi.

“Gerçek anlamda demokratik seçimler düzenlenemeyecek”

Denetim Komisyonu, yeni seçim sistemine göre polisin seçim bürolarına girebilecek olmasını da “kaygı verici” olarak değerlendirdi.

Bir önceki seçimlerden sonra AKPM ve AGİT’in medyanın seçimlerle ilgili haberleri ve siyasi partilerin finansmanına dair tavsiyelerinin de yerine getirilmemiş olduğu hatırlatıldı.

Bu tespitlerden yola çıkan Denetim Komisyonu, mevcut koşullarda “gerçek anlamda demokratik seçimler düzenlenemeyeceği” ve seçimlerin “meşruluğunun sorgulanacağı” mesajı verdi. Seçimlerin ertelenmesi tavsiyesinde bulundu.

Kararın şu aşamada herhangi bir yaptırımı bulunmuyor. Ancak AKPM Denetim Komisyonu demokratik standartlar konusunda Avrupa genelinde referans olduğundan, aldığı karar diğer Avrupa kurumları tarafından da destekleniyor.

AKPM Nisan 2016’da Türkiye’yi denetim sürecine almıştı.

Denetim Komisyonu’nun bu karar sonrası 24 Haziran seçimleri için gözlemci heyeti gönderip göndermeyeceği henüz bilinmiyor.

Bir Avrupa Konseyi üyesi olan Türkiye AKPM’de 18 parlamenterle temsil ediliyor.

 

(DW Türkçe)

Çinli sanatçı Ai Weiwei sergisi İstanbul’dan sonra Mardin’de

Dünyanın en önemli çağdaş sanatçılarından Ai Weiwei’nin, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi’nde 12 Eylül 2017 tarihinde açılan “Ai Weiwei Porselene Dair” sergisindeki eserlerden oluşan özel bir seçkiyle, 4 Mayıs’ta Mardin’de.

“Ai Weiwei Mardin’de” isimli sergi, 4. Uluslararası Mardin Bienali ile de eş zamanlı olarak kentte yapılacak sanat aktivitelerinin içinde yer alacak.

Sergi Mardin Kent Müzesi’nde gezilebilecek.

Sanatçı ayrıca Hapisteki Yazarlar Günü dolayısıyla tutuklu gazeteci ve ressam Zehra Doğan’a destek mektubu kaleme almıştı.

 

(Gazete Karınca)

Michael Bloomberg’den iklim değişikliği için 4.5 milyon dolarlık çek

Paris İklim Anlaşması’ndan çekilen ABD’nin bu yıl kaçındığı finansal yükümlülüğünü ünlü iş adamı ve New York eski Belediye Başkanı Michael Bloomberg telafi ediyor.

22 Nisan Dünya Günü vesilesiyle konuk olduğu American CBS televizyonunda konuşan milyarder iş insanı Michael Bloomberg, “Amerika bir söz verdi ve hükümet bunu yapmıyorsa bir Amerikalı olarak hepimizin sorumluluğu var. Bu yüzden onlara bir çek göndereceğim. ” ifadelerini kullandı.

ABD Başkanı Donald Trump, geçtiğimiz yıl, selefi Barack Obama’nın imzacılarından biri olduğu ve 2015 yılında Fransa’nın başkenti Paris’te varılan, 147 ülkenin taraf olduğu iklim değişikliği anlaşmasından ülkesini çektiğini açıklamıştı.

Anlaşmada, küresel sıcaklık artışının yüzyılın sonuna kadar 2 derecenin altında tutulması konusunda uzlaşılmıştı.

Anlaşma, fosil yakıtlarının kullanımının ve sera gazı emisyonlarının azaltılmasıyla bu hedefe varılmasını öngörüyordu.

ABD anlaşma uyarınca karbon emisyonlarını 2025 yılı itibarıyla 2005 seviyesinden yüzde 26-28 azaltacaktı.

Anlaşmadan imzasını çeken ABD, Çin’den sonra dünyada karbondioksit emisyonunda ikinci sırada yer alıyor.

 

(Euronews, İklim Haber)

Sultanahmet’de yapılması planlanan soykırım anması iptal edildi

İstanbul Valiliği 1915 anması’ndaki açıklama metninde “soykırım” gibi kelimelerin geçmemesini talep etti. 16 Avrupalı parlamenter ve İHD İstanbul şubesi yöneticileri bu talebi reddetmesi üzerine Sultanahmet’te yapılması planlanan soykırım anması iptal edildi.

24 Nisan 1915 anma etkinliği saat 12.00’de İHD İstanbul Şubesi Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyonu ve EGAM tarafından yapılacaktı. İptal nedeni İstanbul Valiliğinin etkinlikte yapılacak konuşma metninden “soykırım” kelimesinin çıkarılmasının talep etmesi olarak açıklandı.

16 Avrupalı parlamenter ve İHD İstanbul şubesi yöneticileri İstanbul Valiliği’nin metnin “soykırım” gibi belli kelimeler olmaksızın okunabileceğine ilişkin talebini reddetti. Anma konuşmasının saat 13:30’da Taksim İHD’de yapılmasına karar verildi.

24 Nisan 1915’de yaşananları Rober Koptaş, bu haftaki Agos gazetesinde şu şekilde anlatıyor:

24 Nisan 1915’te, İstanbul’da zaptiyelerin ellerindeki listelere göre tutukladığı iki yüzden fazla Ermeni aydının pek çoğu, hayatları boyunca ellerinde kalemle fikir mücadelesi vermişlerdi.

 Gazeteci, yazar, öğretmen, siyasetçi, tüccar ve din adamı olan bu insanların pek çoğu, sürüldükleri Çankırı ve Ayaş’ta katledildi. İlk sürgün grubuna dahil edilmeyip bir süre daha İstanbul’da kalmasına göz yumulan Krikor Zohrab, Vartkes Serengülyan gibi bazı tanınmış isimlerse, sonraki aylarda onlarla aynı kaderi paylaştı.

 O ilk büyük kafileyle sürülenler arasında, isim benzerliği nedeniyle yanlışlıkla sürgün edilenler, kaçıp canını kurtaranlar, özel bir izinle geri dönenler de vardı. Rahip Gomidas gibi, İstanbul’a dönmesine izin verildiği halde, yaşadıkları ve gördükleri nedeniyle akıl sağlığını yitiren ve 20 yıl sonra hastane köşelerinde can verenler de…

 24 Nisan, Anadolu’nun çeşitli yerlerinde ‘çart’ (kesim, kırım), ‘ağed, yeğern’ (felaket), ‘aksor’ (sürgün), kafle, seferberlik gibi adlarla anılan ve yüz binlerce insanın ölümüyle sonuçlanan büyük felaketin başlangıcı değil ama, en önemli dönemeçlerinden biriydi. Bir halkın kültür hayatını şekillendiren seçkin tabakanın ortadan kaldırılmasının acısı ve etkisi çok büyük oldu ve bu durum sonraki bütün kuşakları etkisi altına alacak bir çoraklaşmaya yol açtı.

 Ermeniler, bu büyük yaratıcılar grubuna duydukları saygının sonucu olarak 24 Nisan’ı milat kabul ettiler. Onları anmak, bu kadim halkın bütün masum kayıplarını anmak anlamına geliyor.

 

(Bianet)

Cumhuriyet Gazetesi davasında son duruşma

Cumhuriyet Gazetesi davasında son duruşma maratonu başlıyor. Silivri’de devam edilecek davadan bu hafta karar çıkması bekleniyor. Savcı Cumhuriyet çalışanları için 15 yıla kadar hapis cezası istemişti.

DW Türkçe’den Burcu Karakaş’ın haberine göre İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde her perşembe günü tutulan Adalet Nöbeti, 18 Nisan’da 55. haftasını doldurdu. Dışarıdaki Gazeteciler inisiyatifi tarafından 18 Nisan’da okunan açıklamada, hem 24 Nisan’da başlayacak Cumhuriyet davasına çağrı yapıldı hem de davanın ilk duruşmasından beri yaşanan hukuksuzluklara dikkat çekildi. Cumhuriyet çalışanları, “silahlı terör örgütlerine üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme”, “silahlı terör örgütü üyesi olma”, “silahlı terör örgütü yöneticisi olma” suçlamalarıyla yargılanıyor.

Cumhuriyet gazetesi yazar ve yöneticileri dahil 20 kişinin yargılandığı davaya salı günü Silivri’de görülmeye devam edilecek. Dava kapsamında tutuklanan gazeteciler Murat Sabuncu ve Ahmet Şık, 9 Mart’ta görülen altıncı duruşmada tahliye edilmişti. Dava kapsamında Cumhuriyet Vakfı İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay ile “JeansBiri” adlı Twitter hesabının sahibi olduğu iddia edilen Ahmet Kemal Aydoğdu halen tutuklu bulunuyor. Mahkeme başkanı 9 Mart’taki duruşmada ara kararını açıklarken Akın Atalay için “Kaptanlar en son gemiyi terk eder” demişti.

Başlatılan soruşturma kapsamında, Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu, Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu üyeleri Önder Çelik, karikatürist Musa Kart, okur temsilcisi Güray Öz, avukatlar Mustafa Kemal Güngör ve Bülent Utku, yazar Hakan Kara, Cumhuriyet Kitap Genel Yayın Yönetmeni Turhan Günay ile gazetenin yayın danışmanı gazeteci Kadri Gürsel 5 Kasım 2016 tarihinde tutuklanmıştı. Gazetenin İcra Kurulu Başkanı avukat Akın Atalay 12 Kasım 2016’da, Cumhuriyet muhabiri Ahmet Şık ise 30 Aralık 2016’da tutuklanarak cezaevine gönderildi. İddianame ise tutuklamalardan yaklaşık beş ay sonra hazırlandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Mehmet Akif Ekinci ve Cumhuriyet Savcısı Yasemin Baba tarafından hazırlanan iddianame, İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 18 Nisan 2017 tarihinde kabul edildi. İddianamede, Cumhuriyet gazetesinin kuruluş felsefesinin aksi yönünde değişime uğradığı, gazetenin “yıkıcı ve bölücü manipülasyonlara yönelik haberler” yaptığı, terör örgütlerini “sevimli ve meşru” gösterdiği şeklinde suçlamalar yer alıyordu.

Dava, “Basın Bayramı” olarak kutlanan 24 Temmuz 2017 tarihinde Çağlayan Adliyesi’nde görülmeye başlandı. Tutuklu gazeteciler Güray Öz, Musa Kart, Bülent Utku, Hakan Kara, Önder Çelik, Mustafa Kemal Güngör ve Turhan Günay 28 Temmuz’da tahliye edildi.

“Akın Atalay daha fazla tutuklu kalmasın”

Avukatlar, bugün başlayan ve dört gün sürecek davada karar çıkmasını bekliyor. Cumhuriyet davası avukatlarından Gülendam Şan Karabulutlar, savcının bir önceki duruşmada esas hakkında mütalaasını verdiğini hatırlatarak, “Duruşmada hem bu davada yargılanan arkadaşlarımız hem de avukatlar da esas hakkında savunmalarını yapacaklar. Dört gün verildi ama daha kısa da sürebilir” diyor. Cumhuriyet duruşmalarına bugüne kadar en az 200 avukat katıldığını söyleyerek avukat sayısının sınırlandırılmasına rağmen bu hafta da yüzlerce avukatın Silivri’de hazır bulunacağını dile getiriyor.

Mütalaanın iddianamenin özeti olduğunu ve bir farkı olmadığını belirten avukata göre cuma gününden önce de karar çıkabilir. “Tahliye bekliyoruz” diyen avukat Karabulutlar, meslektaşı Atalay’ın tutukluluk durumuna dikkati çekiyor:

“Bu davada artık her şey konuşuldu. Akın Atalay daha fazla tutuklu kalmasın.”

 

(DW Türkçe)

Ömür boyu hapsi istenen Bosnalı Sırpların eski lideri Karadziç’ten temyiz başvurusu

Dün Lahey’de Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’nde Bosnalı Sırpların eski lideri Radovan Karadziç‘in temyiz duruşması vardı.

Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi savcıları, verilen 40 yıl hapis cezasını az bularak, 10 ayrı konuda suçlu bulunan Sırp liderin ömür boyu hapse mahkum edilmesini istedi.

Radovan Karadziç, karara itiraz etti.

Karadziç avukatı aracığılıyla yaptığı başvuruda, adil bir şekilde yargılanmadığını ve savunma hakkının ihlal edildiğini ileri sürererek, tekrar yargılanmayı talep etti.

Karadziç’in avukatı Gate Gipson, temyiz başvurusuyla ilgili şunları söyledi: “Başkan Karadziç bu davada kendisini temsil etmek ile kendi savunmasına tanıklık etmek arasında seçim yapmaya zorlandı, bu tür bir konuma zorlanarak, Başbakan Karadziç’in kendini temsil etme hakkı ihlal edildi.”

Uluslararası Ceza Mahkemesi 2016 yılında, Radovan Karadziç’i 1995’te Srebrenitsa’da 8 bin Müslüman erkek ve çocuğun öldürülmesi, savaş suçları ve insanlığa karşı suçtan 40 yıl hapis cezasına çarptırmıştı.

Srebrenitsa’daki kurbanların ailelerinin kurduğu derneğin üyes Munira Subasiç, Karadziç’in cezasını hiç bir şekilde indirilmemesinden yana: “Ömür boy hapis ve soykırımla suçlanmazsa, o ceza almış sayılmaz.”

Davaya bakan savcılar ise Karadziç’in daha fazla ceza alması gerektiğini belirterek itirazda bulundu. Uluslararası Ceza Mahkemesi, iki tarafın da itirazlarını bugün değerlendirecek.

 

(Euronews)

Evde yoğurt yaparken nelere dikkat edilmeli? – Bülent Şık

Bu yazı bianet.org/ dan alınmıştır

Evde yoğurt yaparken nelere dikkat edilmesi gerekir? Yoğurt mayası nedir? Yoğurttaki bakteriler ne işe yarar? Süt kaç derecede kaynatılmalı? Mayalanma kaç derecede ve kaç dakikada olur?

Yoğurt dünya genelinde tüketilen en eski fermente süt ürünlerinden biri. Sütteki proteinlerin laktik asit fermantasyonu ile pıhtılaşması sonucu oluşan ve bünyesinde canlı bakterileri içeren bir süt ürünü.

Yoğurdun binlerce yıl önce göçebelerin hayvan derilerinde sakladığı sütün doğal olarak pıhtılaşması ile elde edilmiş olabileceği sıkça dile getirilir. Ama bu yazıda yoğurdun tarihçesine, hayvan refahına, endüstriyel gıda üretiminin sorunlarına ya da yoğurdun ne kadar besleyici bir gıda olduğuna değil de evde yoğurt yaparken nelere dikkat edilmesi gerektiğine değineceğim. Yoğurt yaparken sıklıkla yaşanan bazı sorunları ve çözümlerini ise bir sonraki yazıda ele alacağım. Öncelikle sütten yoğurt yapmayı mümkün kılan ve yoğurt mayası olarak bilinen bakteriler hakkında kısa bir bilgi verelim.

Yoğurt mayası

Yoğurt mayası ortak yaşam ilişkisi kurmuş 2 bakteriden oluşur. Bu bakteriler çubuk şekilli “Lactobacillus d. s. bulgaricus” ve birbirine bağlı zincirler şeklinde bulunan, yuvarlak şekilli “Streptococcus thermophilus” olarak adlandırılır. Her iki bakteride sütte bulunan ana şeker olan laktozu enerji kaynağı olarak kullanarak laktik asite dönüştürür. Laktik asit seviyesinin belli bir miktara ulaşması ile de sütte bulunan proteinler pıhtılaşmaya başlar. Yoğurt yapmak laktik asit fermentasyonu olarak da nitelenir.

Fermentasyon süreci sonunda sütte bulunan büyük protein ve yağ molekülleri daha küçük birimlere parçalanır ve proteinlerden amino asitler; yağlardan ise çeşitli yağ asitleri oluşur. Bu dönüşüm yoğurdun kolay sindirilebilen bir besin olmasını sağlar.

Sütte bulunan laktoz bazı kişilerde laktoz intolerans adı verilen bağırsak sorunlarına yol açar. Yoğurt yapımı esnasında laktozun büyük bir kısmı laktik asite dönüştürüldüğü için süt içen kişilerde görülen bağırsak rahatsızlıkları da büyük oranda ortadan kalkar.

Fermentasyon ile yoğurda karakteristik aromasını veren asetaldehit gibi çeşitli bileşikler de oluşur.

Yoğurt canlı bakteri içerir

Yeni yapılmış bir yoğurdun bir gramında bir milyar civarında canlı bakteri bulunur; ancak yoğurt bekletildikçe bu sayı azalır.

Düzenli yoğurt yemenin bu canlı bakterilerin bağırsak ortamına yerleşmesini sağladığı ve böylece hastalık yapan bakterilerin bağırsak ortamına yerleşmesinin zorlaştığı çeşitli yayınlarda dile getiriliyor.

Ancak bu konunun hala tam olarak netleşmediğini de belirtmeliyim.

Bağırsaklarımızda 1000’den fazla çeşit bakteri bulunur. Bu bakterilerin büyük bir çoğunluğu doğum esnasında ve emzirme döneminde anneden geçmektedir. Yiyecek ve içeceklerin bağırsaklardaki bakteriyel ortam üzerindeki etkileri henüz bütünüyle anlaşılabilmiş bir konu değil. Dolayısıyla yoğurt ve sağlık arasında kurulan ilişkiyi abartmamakta yarar var.

Yoğurt hakkındaki bu kısa bilgilerden sonra evde yoğurt yapma konusuna girebiliriz.

Evde yoğurt yapmanın ilk adımı süt temin etmektir.

Süt hırsızlığı

İnekler, koyunlar ya da keçiler ürettikleri sütü insanlar için değil kendi yavruları için üretirler. İnsanların yaptığı bu sütü çalmaktır. Süt ve süt ürünleri üretimi ne kadar bilimsel, teknolojik ve endüstriyel bir jargona sahip olsa da yapılan şey özünde hırsızlıktır. Bunu hiçbir zaman unutmamalı.

Sütün temizliği kritik önem taşır

Gıda maddelerini satın almak ya da değiş tokuş etmek güvene dayalı en eski alışveriş biçimi. Güven duyulan kişilerden süt alınmalı.

Evde yoğurt yaparken ilk dikkate alınacak kural yoğurt yapmakta kullandığımız sütün temizliğinden ve katkısız olduğundan emin olmaktır çünkü. Sütün kendine özgü, hoş bir kokusu vardır. Hayvan kokusu, ahır ya da dışkı kokusu ve kan pıhtısı içeren sütler sağlıksız bir ortama, sağıldıktan sonra ahırda bekletilmiş sütlere ya da hasta hayvanlardan elde edilmiş sütlere işaret eder. Bu tip sütler alınmamalıdır. Çiğ sütün temin edilemediği durumlarda piyasada satılan pastörize şişe sütleri yoğurt yapmak için rahatlıkla kullanılabilir.

Sütün kaynatılması

Sütün içinde bulunması muhtemel mikroplardan kurtulmak ve yoğurdun kıvamlı olmasını sağlamak için ısıl işlem şarttır. Sütte iki ana protein bulunur. Bunlardan biri kazein diğeri albümin ve globülin yapıdaki serum proteinleridir. Sütten mayalama ile yoğurt elde etmek için serum proteinlerinin yapısının açılması ve kazein ile bağ oluşturacak bir forma dönüşmesi gerekir. Bu dönüşüm ancak ısıtma işlemi ile sağlanır.

Evde yapılabilecek tek ısıl işlem yöntemi sütü kaynatmaktır.

En sağlam ve katı pıhtı 90 derecede 10 dakika kaynatılmış sütlerden elde edilir. Ama ev koşullarında bu sıcaklık ve süre normunu ayarlamak çok zordur; o nedenle kaynama sıcaklığına ulaşıldığında en az 5 dakika kaynatmak yeterli olacaktır.

Kaynama sıcaklığına çıkan sütün kısık ateşte ve üstte toplanan köpük kısmı birkaç kez sütün içine karıştırılarak 5 dakika kaynatılmalıdır.

Harlı ısıda ve uzun süre kaynatmak besin kaybına neden olur; kaçınılmalıdır.

Kıvamlı ve daha katı bir yoğurt elde edilmek isteniyorsa sütü 10-15 dakika kaynatmak gerekmektedir. Ancak evde yapılan yoğurtlarda kaynama sıcaklığında uzun süre kaynatma işlemi yapmanın besin kaybını artıracağı dikkate alınmalıdır. Besin kaybının göstergesi tencerenin dibine yapışan ve rengi açık sarıdan kahverengiye kadar değişebilen tabakadır. Kaynatma süresi uzadıkça bu tabakanın rengi koyulaşır ve sütteki bazı besin öğeleri de dibe çökerek bu tabakanın kalınlığını arttırır. Bu tabakanın rengi ne kadar koyulaşmış ve kalınlığı ne kadar artmışsa besin kaybı da o kadar çok demektir.

Sütün mayalanması

Kaynatılmış süt mayalama sıcaklığında kadar soğutulduktan sonra içine bir miktar yoğurt katılması işlemine mayalama adı verilir. Maya için yine yoğurt kullanılır. İdeal mayalama sıcaklığı 43-45 derecedir. Sıcaklık yüksek olursa yoğurt ekşi, düşük olursa tatlımsı ve cıvık olur.

Katılan maya miktarı toplam süt miktarının yüzde 2-3’ü kadardır. Ev koşullarında bu bir litre süt için bir tatlı kaşığına denk gelir.

Maya süte karıştırılmadan önce temiz bir su bardağına alınmış bir miktar sütün içine karıştırılıp 15-20 dakika bekletilmesi iyi olur. Süre bitiminde bardaktaki maya-süt karışımının üzerine yine bir miktar süt ilave edilip, temiz bir kaşıkla karıştırıldıktan sonra tamamının mayalanacak süte yavaşça karıştırılması yoğurt bakterilerinin daha homojen çalışmasını sağlar.

Mayalama sıcaklığını muhafaza etmek

Yapılan yoğurdun tadı ve kıvamı üzerinde en etkili olan faktörler mayalama sıcaklığı ve fermantasyon süresi boyunca mayalama sıcaklığını muhafaza edebilmektir. Sıcaklığı muhafaza edebilmek için yoğurt tenceresinin üzeri örtülebilir ya da tencere önceden 50 dereceye ısıtılmış fırına konulabilir. Mayalama süresi en az 3-4 saattir. Bu süre bitiminde yoğurt buzdolabına konmalıdır.

Pıhtılaşma sonrası soğutma

Mayalama süresi bitiminde pıhtılaşan yoğurt hızla soğutulmalıdır. Pıhtılaşan yoğurt sarsılmadan, karıştırılmadan soğutucuya konulmalıdır. Ne kadar hızlı soğutulabilirse pıhtı yapısı da o kadar iyi olur.

Soğutucuya konulan yoğurt yenmeden önce pıhtı yapısının stabil bir hale gelmesi için bir gün bekletilmelidir.

Evde yoğurt yaparken en çok dikkat edilecek hususlar bunlardır. Yoğurt yapımı esnasında sıklıkla karşımıza çıkan görünüş, tat, lezzet ve kıvamlılık ile ilgili çeşitli sorunları ve çözüm yollarını ise başka bir yazıda ele alacağım.

Bu yazı bianet.org/ dan alınmıştır

 

Bülent Şık

Alpu Termik Santrali ihalesi 3. kez ertelendi

Eskişehir kamuoyunun dikkati bir süredir Alpu Ovası‘na yapılması planlanan kömürlü termik santral projesinde…

Eylem Nazlıer’in Evrensel’de çıkan haberine göre, kentte tarım arazisine kurulmak istenen Alpu Termik Santrali’nin 26 Nisan’da yapılması planlanan ihalesi üçüncü kez ertelendi.

Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın yayımladığı süre uzatım ilanına göre özelleştirme ihalesinin ön yeterlilik ve son teklif verme tarihi 15 Ağustos’a uzatıldı.

Konuyla ilgili konuşan Greenpeace Akdeniz Kampanyalar Hukuk Danışmanı Deniz Bayram, projenin iptal edilmesi gerektiğini söyledi.

“Ölü doğmuş bir proje”

“Mevcut ekonomik, çevresel ve toplumsal koşullar altında, Alpu Termik Santrali ölü doğmuş bir proje” diyen Bayram, “İhalesi yaklaşık 3 ay daha ertelenen proje alım garantisi ile özel sektöre ihale edilirse, ihtiyacımız olmayan bir elektrik üretimi için cebimizden milyarlarca lira boşa harcanacak. Tükettiğimizin yaklaşık iki kati kurulu gücümüz var ve yenilenebilir enerji üretim politikaları hızla gelişiyor. Bizim pahalı Alpu santraline değil, Eskişehir’deki tarım üretiminin zenginliğine ihtiyacımız var. Terazinin bir tarafında ihtiyacımız olmayan pahalı ve kirli enerji, diğer tarafında sağlıklı bir hayat, tarımsal üretim zenginliği ve gıda güvenliği. Projenin sahibi EÜAŞ, terazinin kamu yararı tarafını seçmeli, projeyi iptal etmeli” diye konuştu.

“Santralin yaratacağı hava kirliliği 3200 erken ölüme neden olacak”

Greenpeace Akdeniz’in, “Kömürü ES geç”  kampanyası kapsamında hazırladığı hava modellemesi raporuna göre söz konusu santralin yaratacağı hava kirliliği 3200 erken ölüme neden olacak. Yeşil Barış Hukuk Derneği ve Eskişehirliler, planlanan kömürlü termik santralin “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu” kararının iptal edilmesi için dava açmıştı.

Eskişehirli gençlerden Alpu Ovası’ndaki termik santral projesine gaz maskeli protesto

 

(Evrensel)

Avrupa İstatistik Kurumu: Türkiye’de kitap okumaya ayrılan günlük vakit 7 dakika

Türkiye’de yurttaşların kitapla olan ilişkisine dair yeni bir araştırma raporu paylaşıldı.

Avrupa İstatistik Kurumu (Eurostat) tarafından hazırlanan rapor 23 Nisan Dünya Kitap Günü’nde yayımlandı.

2008-2015 yılları arasında yapılan araştırma 15 ülkeyi kapsıyor.

Araştırma sonuçlarında Türkiye’de kitap okumaya ayrılan günlük vaktin pek çok Avrupa ülkesinin önüne geçtiği belirtildi.

Estonyalılar, günde 13 dakika kitap okuyarak ilk sırada yer aldı.

Onları 12 dakikayla Polonyalılar ve Finlandiyalılar izledi.

Macarların günde 10 dakika, Yunanistan vatandaşlarının ise günde 9 dakika kitap okuduğu kaydedildi.

Türkiye’de kitap okumaya ayrılan günlük vakit 7 dakika

Lüksemburglular ve Almanlarla aynı oranda kitap okuyan Türkler ise günde 7 dakika kitap okuyarak aralarında İngilizler, İspanyollar ve Hollandalılar olmak üzere birçok Avrupa ülkesini geride bıraktı.

Avrupa’da en az kitap okuyanlar 2 dakikayla Fransızlar, 5 dakikayla Avusturyalılar, İtalyanlar ve Romenler oldu.

Diğer yandan Türklerin yaklaşık yüzde 10’u temel kültürel aktivitelerinin kitap okumak olduğunu aktarırken, bu oran Finlilerde yüzde 16,8’i ve Polonyalılar’da yüzde 16,4’ü buldu.

 

(Habertürk)

Kanada’da kamyonet kalabalığa daldı: 10 ölü, 15 yaralı

Kanada’nın Toronto kentinde beyaz bir kamyonet, kaldırımda yürüyen yayaların arasına daldı. 10 kişi ölürken, 15 kişi de yaralandı. Yaralılardan bazılarının durumları ağır. Kiralanan kamyonetin sürücüsü araçtan inmesinin ardından birkaç sokak ötede yakalanarak gözaltına alındı.

Toronto Emniyet Müdürü Mark Saunders, 25 yaşındaki zanlının adının Alek Minassian olduğunu açıkladı. Mark Saunders, Minassian’ın Richmond Hill kasabasından Toronto’ya geldiğini, poliste daha önce bir kaydı olmadığını söyledi. Minassian’ın amacının ne olduğunu bilmediklerini belirten Saunders, “Görgü tanıklarının ifadelerine bakıldığında, çok net bir şekilde kesinlikle planlı hareket ettiği açık” dedi.

CBC Televizyonu hükümet yetkililerine dayandırdığı haberinde, “Minassian’ın herhangi bir terör örgütüyle bağlantısı olmadığını” duyurdu. Kanada Kamu Güvenliği Bakanı Ralph Goodale de ilk belirlemelere göre olayın “ulusal güvenlik bağlantısı” olmadığını söyledi. Goodale daha önce “çok ciddi” olarak nitelendirdiği olayla ilgili olarak herhangi bir spekülasyon yapmayacağını söylemiş, acil servis personeline Twitter üzerinden teşekkür ederken ise olayı “korkunç bir saldırı” olarak nitelendirmişti.

Polis yetkilileri, şoförun Yonge Caddesi ile Finch Bulvarı’nın kesiştiği nokta yakınlarında aracı kasıtlı olarak yayaların üzerine sürmüş göründüğünü kaydetti. Yerel medyaya konuşan bir görgü tanığı da, sürücünün insanlara çarpmak amacıyla hızlı araç kullandığını söyledi.

Çevredeki bir kişi tarafından çekilen videoda, sürücü yaklaşan polislere birşeyler atarken görülüyor. Polisler ise ona yere yatması çağrısı yapıyor.

Birçok kişinin olaya tanıklık ettiğini açıklayan Kanada polisi, görgü tanıklarının bilgilerini emniyetle paylaşmalarını istiyor.

G7 Dışişleri Bakanları Toronto’da

Yerel saatle 13:30’da meydana gelen olay sırasında, Toronto’nun merkezinden yaklaşık 30 kilometre uzakta sanayileşmiş ülkeler (Kanada, ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya ve Japonya) grubu G7’nin dışişleri bakanları ikili görüşmeler yapıyorlardı.

ABD ve Avrupa’da son dönemde kamyonetlerle birçok saldırı düzenlenmişti. Bu saldırılardan sonuncusunda geçen yıl Ekim ayında bir kamyonetin sürücüsü aracını bisiklet yolundakilere sürmüş, 8 kişi ölmüştü.

Kanada’da ise yine geçen yıl Ekim ayında, ülkenin batısındaki Edmonton kentinde bir polisi bıçaklayan saldırgan daha sonra aracını yayaların üzerine sürmüş ve 4 kişiyi yaralamıştı.

 

(BBC Türkçe)