Gıdayı müşterekleştirmenin ve müşterek gıda politikaları oluşturmanın stratejisini dört ana taktik üzerinden tarif edebiliriz. Birinci taktik, gıda sisteminin eleştirelbilgisinin üretilmesidir. Şirketleşmiş gıda sisteminin eleştirisi, sağlıklı ve besleyici gıdanın ne olduğu ve bu gıdaya nasıl erişileceğine yönelik bilgi üretimini zorunlu kılar. Araştırmacılar, üreticiler ve gıda inisiyatifleri bir arada ve dayanışma içinde bu bilgi üretimine katkıda bulunur ve bu bilginin kamusallaşması için çaba gösterir. İkinci taktik, gıda inisiyatiflerinin örgütlenmesidir. Kırda mevcut sendikal çalışmalar ve kolektif çiftlik pratikleri bunun temelleridir. Kentte yukarıda andığımız gıda inisiyatifleri müşterek zeminler inşa edebildiği sürece birer alternatif olma potansiyeli kazanır.[17]Üçüncü taktik, kent ve kır temelli örgütlenmelerin ortak çalışmalar yapması ve gıda egemenliğini reel olarak inşa etmesidir. Örgütlü üreticiler ile tüketicilerin aracısız ve doğrudan bir sistem oluşturması, bu sistemi yaygınlaştırması ve toplumsallaştırması, dayanışma ilişkilerini pekiştirmesi bugün, burada, başka bir gıda sisteminin inşa edilmesi anlamına gelir. Bu sistem toplumsallaştığı ölçüde şirketleşmiş gıda sisteminin alternatifi olmaya aday olacaktır. Dördüncü taktik, müşterek gıda politikalarının kamusal düzeyde üretilmesidir. Bahsi geçen aktörlerin ve inisiyatiflerin bir araya gelerek inşa edecekleri bir “gıda politikası”, geniş toplumsal kesimlerin müşterek gıda programı olma özelliği kazanarak toplumsal mücadelenin bir parçası olma imkanı sağlayacaktır.[18]
Gıdayı müşterekleştirmenin siyaseti bir yandan gıdayı müşterek olarak tanımlayacak ve kamusal düzlemde bunun söylemini inşa edecek gıda inisiyatiflerinin kurulması ve örgütlenmesine, bir yandan da gıdayı doğrudan müşterekleştirerek gıda egemenliğini icra edecek ağların örgütlenmesine dayanıyor. Bu ağlar bugün İstanbul’da, Türkiye’nin çeşitli kentlerinde, farklı ülkelerde, bölgelerde ve nihayet küresel çapta bir hayalet gibi yayılıyor. Kimi son derece ön planda, kimisi ise son derece yavaş ve tökezleyerek, sabırsız ve sonsuz bir arama ve inşa etme ediminin içinde oluşuyor. Biz, elbette, gıdayı müşterekleştirecek bu hayaleti bir yerlerden tanıyoruz, öyle değil mi?
Dipnotlar
[1] Mevcut gıda sisteminin kapsamlı bir eleştirisi için bknz: Aysu (2015).
[2] Monokültürel tarım, bir bölgede ön plana çıkan ürünün baz alınarak o bölgenin bütün tarımsal üretimini bu belirgin ürün üzerinden şekillendirmektir. Böylece tarımsal üretim endüstri odaklı bir üretim biçimi haline gelir – ana amacı olan beslenme ihtiyacını gidermekten uzaklaşır.
[3] Bu sürecin genel yapısına burada girmemiz imkansız. Türkiye tarımının dönüşüm hikayesi şu kaynaklardan takip edilebilir: Aysu (2014), Köymen (1998), Keyder ve Yenal (2013), Pamuk ve Toprak (1988), Oral (2013), Aydın (2017).
[4] Günümüz Türkiye’sinde “organik” ifadesi kimyasal girdi kullanmayan ve belirli standartları yerine getiren tarımsal modele ve bu modelin ürünlerini tanımlamak için kullanılan sertifikaya verilen isimdir. Bir markete gittiğiniz zaman bir ürünün organik olup olmadığını anlamak için sertifikasına bakarsınız. Sertifika, üretici ile tüketicinin birbiriyle konuşmasının aracısı konumundadır. Ancak sertifikalama sürecinin kamu tarafından değil bir takım şirketler tarafından verildiğini, üreticilerin bu sertifikayı almak için ciddi masraflar yaptığını hatırlamak gerekir (Keyder ve Yenal, 2013). Dolayısıyla günümüz organik tarımının şirketleşmiş bir tarım modeli olduğunu akılda tutmakta fayda var.
[5] Küresel ve kurumsallaşmış bir toplumsal hareket olan La Via Campesina, 81 ülkeden, 182 örgütün üye olduğu, 200.000’den fazla çiftçiyi, topraksız kır işçisini, köylüyü, göçeri, yerli halk mensuplarını bir araya getirmektedir. La Via Campesina, tarla düzeyinden küresel kurumlara kadar bütün ölçeklerde şirketleşmiş gıda sistemi, kapitalizm ve patriarka karşıtı politikaları geliştirmeyi ve temsil ettiği kesimlerin çıkarlarını savunmayı ve geliştirmeyi önüne koymaktadır. Ayrıntılı bilgi için bknz: Kocagöz (2018); Kocagöz (2017a); La Via Campesina (2015); Aysu (2009).
[6] Forum sonucunda kamuoyuyla paylaşılan bildirge için bknz: https://www.karasaban.net/nyeleni-bildirgesi-ceviri-erhan-kelesoglu/
[7] Çiftçi-SEN’in kuruluş süreci ve çalışmalarına dair daha ayrıntılı bilgi için bknz: Aysu (2017).
[8] Bunlardan en köklüsü olan Buğday Derneği’nin tarihi 1990’lara kadar gidiyor. 2002 yılında dernekleşerek çalışmalarına devam eden Buğday Hareketi, Türkiye’de ekolojik farkındalığın ve farklı ekolojik çözümlerin temellerini atma noktasında önemli katkılar sunmuştur. Yine ekolojik pratikler ve gıda toplulukları konusunda öncü çalışmalar yapan Yeryüzü Derneği 2009 yılında kuruldu. Tüketim kooperatifleri alanında gıda egemenliği perspektifiyle yola çıkan Boğaziçi Mensupları Tüketim Kooperatifi – BÜKOOP’un kuruluşu da 2009 yılına dayanıyor.
[9] Çalışmanın bundan sonraki kısmında İstanbul temelli örgütlenmeleri temel alacağımı ifade etmeliyim. Ankara, İzmir, Eskişehir, Diyarbakır, Mersin, Antalya vd. başka illerde de bu tür inisiyatiflerin olduğunu ve yaygınlaştığını söyleyebilirim. Ayrıca, bahsettiğim inisiyatifler dışında farklı gıda egemenliği pratiklerinin -örneğin tohum takas ağları – olduğunu da hatırlatmak isterim. Bunların hepsini aktarmak ve detaylı bir tartışma yapmak bu yazının kapsamı dışında bulunuyor.
[10] Türkiye’deki çeşitli gıda toplulukları için bknz: http://gidatopluluklari.org Yukarıda adını andığımız BÜKOOP haricinde bugün aktif olarak çalışmalarını sürdüren Kadıköy Kooperatifi, Anadolu’da Yaşam Tüketim Kooperatifi, Yeni Hasat Tüketim Kooperatifi, Beşiktaş Kooperatifi Girişimi, Koşuyolu Kooperatifi Girişimi, Şişli Kooperatifi Girişimi sayılabilir.
[11]Direnen Üretici Tüketici Kolektifi – DÜRTÜK bunun en güncel örneklerinden bir tanesidir. DÜRTÜK, halihazırda yıkım tehditi altında bulunan kent bostanlarından doğrudan alışveriş yapan bir gıda inisiyatifidir. İnisiyatife katılanlar, gönüllülerin organize ettiği alışveriş günlerinde bostanlardan gelen ürünleri almak için buluşur, sohbet eder; bir yandan yıkıma direnen kent bostanlarının üretimi savunulur, bir yandan ise tüketicilerin gıda etrafında buluşarak örgütlenmesinin yolları açılır.
[12] Yeryüzü Derneği’nin yürüttüğü Kent Bahçeleri projesi buna bir örnek olarak gösterilebilir. Ayrıca, Gezi sonrası Kadıköy Caferağa mahallesinde yapılan Moda Gezi Bostanı da, şu an faaliyette olmasa dahi önemli bir örnektir.
[13] Silivri ve Şile’de düzenlenen Tohum Takas Şenlikleri buna örnek gösterilebilir. Bu türden tohum takası pratikleri, 2004 yılında çıkarılan ve çiftçilerin tohum satışını yasaklayan Tohumculuk Yasası’na karşı çiftçilerin yerel tohumları korumak ve paylaşmak için geliştirdikleri bir direniş stratejisidir. Kimi şenliklerde sadece takas yapılmakta, kimilerinde ise ilişkiler kurulmakta, takas yapılan grupların birbirini izlemesi ve desteklemesi için ağlar örgütlenmektedir.
[14] Bir aykırı örnek olarak burada İstanbul Zapatista Kahve Kolektifi’ni anmak gerekir. Meksika’da kahve üreten yerel Zapatista köylülerinin kooperatifleri ile doğrudan ilişki içerisinde olan bu kolektif, Türkiye’ye kahve getirmekte ve alternatif bir ağ inşa ederek bu kahvenin dağıtımını üstlenmektedir. Türkiye’de gıda inisiyatiflerinin arasında pek de yaygın olmayan fair trade vb. uluslararası ticaret pratikleri açısından Kahve Kolektifi’nin deneyimi son derece ilham verici. Kâr amacı gütmeyen bu kolektif, yalnızca verilen emeğin karşılanabilmesi için belirli bir fiyatlandırma yapmakta ve ürünlerin sabit fiyatta satılması koşulu ile dağıtım yapmaktadır.
[15] Fethiye’de bulunan Refikler Çiftliği, Zeytinli’de bulunan Zeytinli Ekolojik Ortak Yaşam Topluluğu, Pamukova’da bulunan Yeryüzü Ekoköyü, Menemen’de bulunan İmece Evi vb. çiftlikler başka türlü bir yaşam ve tarımsal pratik geliştirme konusunda önemli örnekler olarak düşünülebilir.
[16] Bu konuda ayrıntılı bir değerlendirme için bknz: Kocagöz (2017b).
[17] Müşterek gıda inisiyatiflerinin karakteristik özellikleri için bknz: Kocagöz (2017).
[18] Bu konuda güncel bir örnek için bknz: Kolektif (2018).
Bibliografya
Adaman, F., Akbulut, B. ve Kocagöz, U. (Haz.) (2017) Herkesin Herkes İçin: Müşterekler Üzerine Eleştirel Bir Antoloji. İstanbul: Metis.
Akbulut, B. (2015) “Sofradaki Yemeğin Ötesi: Gıda Müşterekleri ve Feminizm”. Kültür ve Siyasette Feminist Yaklaşımlar. Sayı 26.
Akçay, E. ve Kocagöz, U. (2018) “Bir Rasyonaliye Olarak Müşterekleştirme”. Umut Kocagöz (Ed.) Felsefelogos, sayı 68.
Allen, J. ve Smolski, A. (2016) “Gıda Adaleti Sınıf Savaşıdır”. Caner Murat Doğançayır (Çev.) Karasaban. https://www.karasaban.net/gida-adaleti-sinif-savasidir-jason-allen-ve-andrew-smolski/
Aysu, A. (2009). “Çiftçilerin Küresel Örgütü: La Via Campesina”. Bianet. http://bianet.org/bianet/bianet/118931-ciftcilerin-kuresel-orgutu-la-via-campesina
Aysu, A. (2014) “Osmanlı’dan Cumhuriyete Devlet ve Tarım: yıkılış-kuruluş-çözülüş”. Abdullah Aysu ve M. Serdar Kayaoğlu (Der.). Köylülükten Sonra Tarım. İstanbul: Epos.
Aysu, A. (2015). Gıda Krizi: Tarım, Ekoloji ve Egemenlik. İstanbul: Metis.
Aysu, A. (2016). “Brezilya, darbe, çiftçiler ve MST”. Karasaban. https://www.karasaban.net/brezilya-darbe-ciftciler-ve-mst/
Aysu, A. (2017). “ÇİFTÇİ-SEN: Sendikal örgüte doğru”. M. Serdar Kayaoğlu (Der.) 2000’li Yıllarda Türkiye’de Sendikacılık: Zorluklar, Eğilimler, Olanaklar. Ankara: Epos.
Aydın, Z. (2017). Çağdaş Tarım Sorunu. İstanbul: İmge.
Borras, J. S. ve Franco, J. (2013). “Global Land Grabbing and Political Reactions ‘From Below’”. Third World Quarterly. Vol 34.
Dardot, P. ve Laval, C. (2012). Dünyanın Yeni Aklı. Işık Ergüden (Çev.). İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları
Glassman, J. (2017) “İlk Birikim, Mülksüzleştirerek Birikim ve “Ekonomi-dışı Araçlarla Birikim””. Fikret Adaman, Bengi Akbulut ve Umut Kocagöz (Haz.) Herkesin Herkes İçin: Müşterekler Üzerine Eleştirel bir Antoloji. İstanbul: Metis.
Hobsbawm, E. (2006). Kısa 20. Yüzyıl: 1914-1991 Aşırılıklar Çağı. Yavuz Aloğan (Çev.). İstanbul: Everest.
Keyder, Ç. ve Yenal, Z. (2013). Bildiğimiz Tarımın Sonu: Küresel İktidar ve Köylülük. İstanbul: İletişim.
Kocagöz, U. (2016a). “Gıda Egemenliği: bir örgütlenme kavramı”. Karasaban. https://www.karasaban.net/gida-egemenligi-bir-orgutlenme-kavrami/
Kocagöz, U. (2016b). “Ohal’de gıda egemenliği nasıl örgütlenir”. Karasaban. https://www.karasaban.net/ohalde-gida-egemenligi-nasil-orgutlenebilir-umut-kocagoz/
Kocagöz, U. (2016c). “MST darbeye karşı toprak işgaline devam ediyor”. Karasaban. https://www.karasaban.net/mst-darbeye-karsi-toprak-isgaline-devam-ediyor/
Kocagöz, U. (2017a) “Gezegeni köylüler kurtarabilir mi?”. Gaia Dergi. https://gaiadergi.com/gezegeni-koyluler-kurtarabilir-mi/
Kocagöz, U. (2017b). ““Gıda sistemini biz değiştireceğiz”: 2. Gıda Toplulukları Çalıştayı üzerine”. Yeşil Gazete. https://yesilgazete.org/blog/2017/12/11/gida-sistemini-biz-degistirecegiz-2-gida-topluluklari-calistayi-uzerine-umut-kocagoz/
Kocagöz, U. (2018) “Gıda sistemi, aktörler ve mücadele olanakları”. Karasaban. https://www.karasaban.net/gida-sistemi-aktorler-ve-mucadele-olanaklari-umut-kocagoz/
Kolektif (2018). Halkın Gıda Politikası: Gıda Sistemimizi Dönüştürmek. Ekoloji Kolektifi Derneği (Çev.). Fevzi Özlüer ve Umut Kocagöz (haz). http://ekolojikolektifi.org/portfolio/halkin-gida-poiltikasi/
Köymen, O. (1998). “Cumhuriyet Döneminde Tarımsal Yapılar ve Tarım Politikaları”. Oya Baydar (ed.). 75. Yılda Köylerden Şehirlere. Istanbul: Tarih Vakfı Yayınları.
La Via Campesina (2015). La Via Campesina 20. Yaşında. Kolektif (çev.). Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu.
Martínez-Torres, M. ve Rosset, P. (2010). “La Via Campesina: the birth and evolution of a transnational social movement”. The Journal of Peasant Studies. Vol 37.
Oral, N. (ed.) (2013). Türkiye’de Tarımın Ekonomi Politiği. İstanbul: Notabene.
Pamuk, Ş. and Toprak, Z. (ed.) (1988). Türkiye’de Tarımsal Yapılar. Ankara: Yurt.
Ulukan, U. (2009). Türkiye Tarımında Sözleşmeli Çiftçilik: Bursa Örneği. İstanbul: SAV.