Ana Sayfa Blog Sayfa 2000

Kaftancıoğlu Kanal İstanbul itirazını sundu: İstanbul’u bir kez kurtardık, yine kurtaracağız

Kanal İstanbul projesinin alt yapısını hazırlayan ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca onaylanarak askıya çıkarılan 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planlarına itirazlar sürüyor.

29 Temmuz günü CHP İstanbul İl Başkanı Dr. Canan Kaftancıoğlu Ataşehir‘deki Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne giderek itiraz dilekçesini sundu.

Kaftancıoğlu’nun beraberinde ilçe başkanları, il yöneticileri, partililer ve Kadıköy Belediye Başkanı Şerdil Dara Odabaşı da itiraz edenler arasında yer aldı.

‘İstanbul’u bir kez daha kurtaracağız’

Burada Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu ile birlikte basın açıklaması düzenleyen Kaftancıoğlu, “Biz, 25 yıl aradan sonra İstanbul’u yeniden halka vererek kurtardık. Emin olun bir kez daha İstanbul’u kurtaracağız” dedi.

Açıklamanın devamında “Aradan yıllar geçtiğinde, İstanbul’un binlerce çocuğuna İstanbul’u ve sizlerin geleceğini kurtarmak adına mücadele ettik diyebilmek için böylesine kıymetli bir mücadeleyi toplumsallaştıran, yan yana mücadelenin imkanını oluşturan Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu’na teşekkür ediyorum” ifadeleri kullanıldı.

‘Amaç birilerini zengin etmek’

Pandemi sürecinde yurttaşın yoksulluk derdi içindeyken hükümetin böyle bir projeyle ilgilenmesini eleştiren Kaftancıoğlu, “Dünyada ve Türkiye’de ilk defa deneyimlediğimiz bir pandemi sürecinde yurttaşlar can, yokluk ve yoksulluk derdi içindeyken birileri tarafından böylesi bir süreçte vatandaşın ne açlığıyla ne sağlığıyla ne de eğitim sorunlarıyla ilgilenmeden, ÇED raporları doğru dürüst oluşturulmadan, 1/100 binlik planlara ettiğimiz itirazlarımıza henüz cevap verilmemişken, aceleci bir şekilde tek derdimiz buymuşçasına 1/100’lik ve 1/5000’lik planların nasıl askıya çıkarıldığına hep birlikte tanıklık ediyoruz” dedi.

Kaftancıoğlu konuşmasının devamında “Biz bu yapılanların amacının ne olduğunu biliyor, kimleri zengin etmek olduğunu görüyoruz. 6 yıl öncesinde sanki rüyalarında görmüşler gibi oralarda kimlerin arsa aldığını biliyoruz. Gördüklerimiz, 16 milyon İstanbullunun mücadelesi sayesinde kurtuluşun önünü açacaktır” şeklinde konuştu.

İtirazlar 4 Ağustos tarihine kadar ÇŞB İstanbul İl Müdürlüğü ya da Cimer üzerinden gerçekleştirebilecek.

Adli Tıp’ın ‘cezaevinde kalamazlar’ dediği Timtik ve Ünsal tahliye edilmedi

 

ÇHD: Tahliye kararı bekliyoruz

Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), kararı Twitter hesabından şu ifadelerle duyurmuştu:  

* Adli Tıp Kurumu az önce İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi’ne ölüm orucundaki avukat arkadaşlarımız Av. Ebru Timtik ve Av. Aytaç Ünsal’ın ‘hapishanede kalmalarının uygun olmadığı’ şeklinde düzenledikleri raporu sundu. Mahkemenin tahliye kararı vermesini bekliyoruz.

Bianet‘in aktardığına göre, Timtik ve Ünsal’ın avukatları, bu sabah raporun sonucu çıkar çıkmaz İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesine raporla birlikte tahliye dilekçelerini sundu. Yurtdışındaki avukatlardan gelen 152 dilekçe ile, Türkiye’den onlarca avukatın imzaladığı, tahliye edilmelerini taleplerini içeren dilekçeler de mahkemeye iletildi.  

Ancak talepleri değerlendiren mahkeme iki avukatın da tutukluluğunun devamına karar verdi.

Ne olmuştu?

2017 yılında aralarında Selçuk Kozağaçlı’nın da bulunduğu Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ve Halkın Hukuk Bürosu (HHB) üyesi avukatlar bürolarına yapılan polis baskını sonucu gözaltına alınarak tutuklanmıştı. Yargılama sonucunda mahkeme, 18 avukata “örgüt üyeliği” ve “örgüt yöneticiliği” iddialarıyla toplam 159 yıl 1 ay 30 gün hapis cezası vermişti. Avukat Ebru Timtik’e “örgüt üyeliği” suçlamasıyla 13 yıl 6 ay, avukat Aytaç Ünsal’a ise 10 yıl 6 ay hapis cezası verilmişti. İki avukat adil yargılanmadıklarını belirterek, adil yargılanma talebiyle ölüm orucuna başlamışlardı. Avukatların İstinaf Mahkemesi’nce onanan dosyası şu an Yargıtay’da. 

Munzur Kültür ve Doğa Festivali’ne koronavirüs engeli

Tunceli Belediyesi ve Dersim Dernekler Federasyonu, her yıl düzenlenen Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin bu yıl koronavirüs salgını nedeniyle yapılmayacağını duyurdu.

“Doğama, kültürüme, çevreme ve irademe dokunma” sloganıyla düzenlenen festival hem birçok atölyeye ve etkinliğe ev sahipliği yapıyor hem de Dersim‘de planlanan ekolojik yıkım projelerine karşı bir duruşu temsil ediyordu.

‘Alanlarda mücadele devam edecek’

Festivalin ertelenmesine ilişkin kurumlar tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

Müzikten ekolojiye, felsefeden güzel sanatlara, tiyatrodan sinemaya, kadın atölyesinden çocuk atölyesine kadar birçok etkinlikle 20’nci Munzur Kültür ve Doğa Festivali’yle sizlerle buluşmayı planlıyorduk.

Yakın zamanda Munzur Özgür Aksın Meclisi bileşenleriyle yapılan toplantıda, ortaya çıkan eğilim doğrultusunda bu yıl dünyayı etkisi altına alan pandemi koşullarından kaynaklı, festivalimizi halk sağlığını gözettiğimiz ve yeni risklerin ortaya çıkmasını engellemek adına bir yıl sonra 20’nci yılın coşkusuyla gerçekleştireceğimizi ilan ediyoruz.

Bu bağlamda festivalimiz bu sene zorunlu nedenlerden kaynaklı ertelense de Dersim’de planlanan yıkım projelerine karşı alanlarda olacağımızı belirtmek istiyoruz.

Gülistan Doku soruşturması: Şüpheli Abarakov ifade verecek

Tunceli’de kaybolan ve 5 Ocak’tan beri kendisinden haber alınamayan Munzur Üniversitesi öğrencisi 21 yaşındaki Gülistan Doku‘nun kaybolmasıyla ilgili hazırlanan bilirkişi raporu tamamlandı.

Dosyanın baş şüphelisi Zeynel Abakarov‘un tutuklanması talebi reddedildi, ancak ailenin avukatı Ali Çimen’in aktardığına göre, raporu inceleyen başsavcılık, HTS kayıtları ile şüpheli Abarakov’un ifadeleri arasında açık farklılık olduğunu tespit etti. Başsavcılık bunun üzerine Abarakov hakkında “mevcutlu olarak hazır edilmesi” kararı aldı. Abakarov mahkemeye gelerek ifade verecek.

En son Sarısaltuk Viyadüğü’nde görüldü

Kaybolan Doku hakkında ailesinin ihbarı üzerine başlatılan araştırmalar sonunda, Doku’nun cep telefonunun en son Uzunçayır Baraj Gölü üzerindeki Sarısaltuk Viyadüğü’nde sinyal verdiği belirlenmiş, görgü tanıkları da ifadelerinde, Doku’yu en son viyadükte gördüklerini anlatmıştı.

Bunun üzerine arama çalışmalarının başlatıldığı Uzunçayır Baraj Gölü ve Sarısaltuk Viyadüğü bölgesinde ekiplerin su yüzeyinde ve kıyı kesimlerinde botla arama çalışmaları sürerken, 6 Temmuz günü sualtı arama çalışmaları sonlandırıldı.

Goril Rafiki’nin katiline 11 yıl hapis cezası

Uganda’da, dünyaca ünlü gümüş sırtlı dağ gorillerinden Rafiki’yi öldüren  kaçak avcı Felix Byamukama 11 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme kararını soyu tükenmekte olan bir hayvanı öldürmek ve koruma altındaki bir alana izinsiz girmek gerekçeleriyle aldığını açıkladı. Karar, emsal niteliğini taşıması açısından önemli bulunuyor.   

Koruma altındaki parkta yaşıyorlardı

Koruma altındaki Bwindi Ulusal Parkı’nda yaşayan Rafiki, haziran başında öldürüldüğünde 25 yaşındaydı. 17 üyeli bir dağ gorili grubunun lideri olan hayvan, parkın ziyaretçileri arasında son derece popülerdi.

Rafiki 1 Haziran’da kaybolmuş, ertesi gün de cesedi bulunmuştu. Uganda Doğal Yaşam İdaresi (UWA) araştırmalar sonucunda, yakındaki bir köyde Felix Byamukama’ya ulaşmıştı. Av teçhizatıyla yakalanan Byamukama, ilk ifadesinde üç başka kişiyle birlikte daha küçük hayvanları avlamak için parka gittiğini ve Rafiki’yi kendisine saldırdığı için öldürdüğünü söylemişti.

‘Rafiki için adalet sağlandı’

İnsanlara alışkın olan ve onlarla sosyal iletişim kuran Rafiki’nin otopsisinde iç organlarına giren sivri bir obje ile öldürüldüğü sonucuna varılmıştı. Byamukama’ya 11 yıl hapis cezası verilmesi, UWA tarafından memnuniyetle karşılandı. Kurum, “Rafiki için adalet sağlandı” açıklaması yaptı. Byamukama’yla birlikte kaçak ava çıkan, ancak suçlamaları reddeden diğer üç kişi halen cezaevinde bulunuyor, ama onlarla ilgili karar açıklanmadı. Ülkedeki hukukçular, ömür boyu hapis cezası istenen Byamukama için 11 yıl ceza çıkmasının nedeni olarak özel bir “vahşi yaşam” mahkemesinde yargılanmamış olmasını gösteriyor. 

Nesli tükenmekte olan dağ gorillerinden dünyada sadece 1000 tane kaldığı sanılıyor. Bu hayvanlar, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Ruanda ve Uganda’da koruma altındaki alanlarda yaşıyor.

Rafiki’nin ölümüyle ülke topraklarında yaşamaya ve insanlarla temasa alıştırılmış en eski tür olan Nkruringo ailesinden geriye sadece 17 goril kaldı. Doğa ve vahşi yaşam korumacıları, grubun liderliğinin insanlarla temas kurmak istemeyen vahşi bir gümüş sırtlı gorile geçebileceğinden endişe ediyordu. Ancak UWA görevlileri, cinayetten bu yana grubun, aile içinden bir kara sırtlı gorile yöneldiğini ve şimdilik durumun istikrarlı olduğunu doğruladı. Örgüt, insanlarla sosyalleşmeye alışmış dağ gorillerini ziyaret ‘etkinliği’nin ülke turizmine katkıda bulunacağına ve yoksul ülkeye gelir getireceğine inanıyor.

Ancak koronavirüs pandemisi sırasında parkların kapatılmış olması, buralarda yaşayan hayvanlar için büyük bir risk oluşturuyor. UWA, bu durumun kaçak avcılık yapmak isteyenler için fırsat olarak görüldüğünü ve kaçak avcılık oranlarında artış olduğunu kaydetti. BBC’nin yayınladığı raporlara göre de kısıtlama uygulanan aylar boyunca 300’den fazla olay sayıldı.

Kadınlar İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyor, 5 Ağustos’ta sokağa çıkıyor

Hükümetin İstanbul Sözleşmesi’nden çıkma yönündeki açıklamaları üzerine 26 Temmuz Pazar günü Beşiktaş Barbaros Bulvarı’nda düzenlenen foruma katılan kadınlar bir açıklama yayınlayarak “Haklarımızdan Vazgeçmiyoruz, İstanbul Sözleşmesini Uygula!” kampanyasını başlattıklarını duyurdu.

Açıklamada sözleşmenin yürürlüğe girmesinin yıldönümü olan 1 Ağustos Cumartesi günü, Eşitlik İçin Kadın Platformu ve diğer illerdeki kampanyaların ortaklığında sosyal medyada kampanya düzenleneceği belirtildi.

‘Gelin, bu sesi birlikte büyütelim’

5 Ağustos günü AKP Merkez Yürütme Kurulu’nda İstanbul Sözleşmesi’nin iptalinin gündeme geleceği yönünde duyum aldıklarını belirten kadınlar “Bir parti MYK’sında ülkedeki tüm kadınları ilgilendiren bir kararın verilebiliyor olmasına itirazımız var!” ifadelerini kullandı.

Bunu protesto etmek için 5 Ağustos Çarşamba günü saat 19.00’da Kadıköy Beşiktaş İskelesi’nde buluşulacağını belirten kadınlar şu çağrıda bulundu:

Gelin; bu sesi birlikte büyütelim… Bir kişi daha eksilmemek için yan yana duralım… Haklarımızın gereklerinin yerine getirildiği, tehdit altında hissetmediğimiz bir yaşam için İstanbul Sözleşmesi’ni uygulatalım!

Barbaros Bulvarında forum gerçekleştiren kadınlar

İzmirli kadınlar 5 Ağustos’ta Alsancak’ta

İzmir’de kadınlar “İstanbul Sözleşmesi Yaşatır, Vazgeçmiyoruz” kampanyasıyla kazanılmış haklarının korunmasını ve uygulanmasını sağlamak için eylem ve etkinlikler yapacak.

Planlanan eylemlerin ilk adımı olarak kadınlar 5 Ağustos 2020’de saat 18:30’da Alsancak ÖSYM önünde toplanarak Türkan Saylan Kültür Merkezi önüne yürüyecek.

Antalya 4 Ağustos’ta eylemde

Antalya Kadın Meclisi ise yaptığı duyuruda İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanmasını isteyen kadınları 4 Ağustos Salı günü saat 19.00’da Attalos Heykeli önünde buluşmaya çağırdı.

 

 

 

Artan vakalar Rize’de bayram yasakları getirdi

Rize’de son günlerde artan vaka sayılarının ardından il genelinde bayram yasakları geldi. Son günlerde düğün ve yaş günü kutlamalarında tedbirlere uyulmaması nedeniyle kentteki vaka sayısı 220’ye ulaşırken, testi pozitif çıkan ve klinik hiçbir şikâyeti ya da belirtisi olmayanlar boş öğrenci yurtlarında gözetim altında tutuluyor.

İl Pandemi Kurulu, vaka artışları sebebiyle Kurban Bayramı’nda kurban eti kavurma ve toplu yeme geleneğine ve bayramlaşmalara yasak getirdi. Rize Valisi Kemal Çeber de artan vaka sayıları nedeniyle bazı tedbirleri uygulamaya koyduklarını belirtti: 

‘Vaka sayılarındaki artıştan endişeleniyoruz’

Kurban Bayramı’nda yöremize özgü bir gelenek olan toplu kavurma yemeyi bu bayram yapmayacağız, toplu bayramlaşma geleneğini de kaldıracağız. Bu bayramda da çok daha dikkatli davranacağız, konulan kurallara harfiyen uyarak hastalığın yayılmasının önüne geçeceğiz. Kontrollü sosyal hayata, normalleşmeye geçişi tam olarak rayına koyduk diyemiyoruz, çünkü vaka sayılarında artış var. Hatta son günlerde bize endişelendiren artışlar yaşanıyor. Rize’de vaka sayıları 220’ye ulaştı. Bugüne kadar il genelinde 500 küsur vaka görüldü. 390 küsuru şifa ile taburcu oldu. Şu anda da hastanelerimizde 220’ye yakın kişi yatıyor. Yoğun bakımda beş hasta var, bunlardan ikisi entübe durumunda. Diğer hastalarımızın genel sağlık durumları iyi.”

Köpük partisi yapıyorlar, kol kola horon oynuyorlar’

Salgın riskinin sürdüğüne dikkat çeken Vali Çeber şöyle konuştu:  “Bir jandarmanın, polisin, sağlıkçının yerine kendinizi koyun, akşama kadar bir mücadele veriyorsunuz eve gittiğinizde öğreniyorlar ki bir plajda insanlar köpük partisi yapıyor, herhangi bir organizasyonda insanlar kol kola horon oynuyor. Vatandaşlara büyük görev düşüyor. Maske, sosyal mesafe ve hijyen konusunda çok daha fazla özen ve çok daha fazla dikkat istiyoruz.” 

Lice’de orman yangını: Vatandaşlar yardım istiyor, yetkililer ‘manipülasyon’ diyor

Diyarbakır‘ın Lice ilçesinde çıkan yangın büyüyor. Sosyal medyada pek çok vatandaş #LiceYanıyor etiketiyle yangının söndürülmesi için yetkililere çağrıda bulunurken Orman Genel Müdürlüğü de geçtiğimiz günlerde bölgeden fotoğraflar paylaşarak ekiplerin yangına müdahale ettiğini savundu.

Ancak Mezopotamya Ajansı‘nın aktardığına göre yangın rüzgarın da etkisiyle yayılmaya devam ediyor.

‘Görüntülerin eski olması durumu değiştirmiyor’

Sosyal medyada konuyla ilgili çıkan tartışmalarda ise bazı hesaplardan paylaşılan görüntülerin 2013 ve 2016 yılında çekilen görüntüler olduğu anlaşıldı. Bunun üzerine bir takım sosyal medya hesapları, Twitter‘da yangın hakkında yapılan paylaşımları provokasyon olarak nitelendirdi.

Tartışmaya dahil olan Hewsel Koruma Platformu da “Görüntülerin eski olması meselenin gerçeğini değiştirmiyor, bunlar da son görüntüler” diyerek Twitter hesabından yeni görüntüleri paylaştı.

Bölgedeki ormanlık alanlarda  gerek çatışmalar gerekse kuraklık ve rüzgar nedeniyle sık sık yangınlar meydana geliyor ve yetkililer yangınlara gerekli müdahaleleri yapmamakla suçlanıyor. Son olarak geçtiğimiz günlerde Cudi Dağı’nda çıkan yangını HDP milletvekili Hüseyin Kaçmaz Meclis’e taşımıştı. 

Şule Çet davasında sahte rapor yazan doktor altı ay meslekten men edildi

Bir plazada tecavüz edildikten sonra boğularak öldürülen ve plazadan aşağı atılan Şule Çet’in ölümünün araştırıldığı davada, cinayeti ve tecavüzü meşrulaştırmak için sahte rapor yazan Adli Tıp Uzmanı Dr. Mehmet Nuri Aydın meslekten altı ay süreyle men edildi.

Karar, Ankara Tabip Odası (ATO) tarafından verildi.

Sahte rapordan sabıkalı

Aydın raporuna “Bir kadın bir erkekle tenha bir yerde içki içmeyi kabul etmişse cinsel ilişkiye rıza göstermiş sayılır” yazmıştı.

Daha sonra ise 1989 yılında Ankara Emniyet Müdürlüğü Siyasi Şubesi’nde (DAL) işkence gören Kutay Meriç‘e “sağlam” raporu veren Adli Tıp Kurumu doktorlarından olduğu ve bu sebeple 9 ay meslekten ihraç edildiği ortaya çıkmıştı.

Yıldırım: Bilime, hukuka, ahlaka aykırı

Aydın’ın bu kez de Şule Çet davası sebebiyle meslekten men edildiği haberini avukat Umur Yıldırım duyurdu. Yıldırım yaptığı paylaşımda “Şule’nin davasında; ‘Bir kadın bir erkekle tenha bir yerde alkol içmeyi kabul etmişse cinsel ilişkiye rıza göstermiştir’ şeklinde tıp bilimine, hukuka ve ahlaka aykırı mütalaa veren Dr. Mehmet Nuri Aydın’a Ankara Tabip Odası tarafından 6 AY MESLEKTEN MEN EDİLMİŞTİR” dedi.

 

 

Erzurum’da da vaka sayıları artıyor: Günde 200 tanı

Normalleşme süreciyle birlikte koronavirüs vaka sayısında yaşanan artış listesine Erzurum da katıldı. Erzurum Valisi Okay Memiş, günlük tanı konulan kişi sayısının 200’e kadar çıktığını açıkladı. 

Artışın sebebi olarak cenaze ve düğünleri gösteren Vali, günlük 40-50 bandından 200’e çıkan vaka sayısını düşürmek için gerekli tedbirlerin alındığını söyledi. Vali’nin açıklamasına göre, artışa neden olduğu düşünülen düğün salonu sahipleriyle toplantılar yapılarak gerekli önlemlerin alınması istendi. 

Son verilere göre kent genelinde bugüne kadar toplam 2511 koronavirüs vakası tespit edildi. Bu kişilerden 32’si hayatını kaybetti,  2300’ü ise iyileşti.