Ana Sayfa Blog Sayfa 1768

Ankara’da sokakta yaşayan altı köpek zehirlenerek öldürüldü

Ankara Çankaya‘da Eymir Gölü yakınlarındaki boş bir arazide mahalle sakinleri tarafından beslenen, sokakta yaşayan altı köpek zehirlenerek öldürüldü.

Köpeklerin cansız vücutlarını fark eden Güven Ateş, çevresindeki kişilere haber verdi. Ölen köpeklerden birinin yaklaşık bir ay önce doğurduğu dört yavru köpek, kaldıkları eski kanalizasyon borusu içinde canlı bulundu.

‘Anneleri zehirlenmiş yanlarında yatıyor’

Samet Ulu, köpeklerin kan ve köpük kusarak öldüğünü belirterek, “Bu yavrular ne olacak burada? Kan kusmuşlar, köpük kusmuşlar, zehirlenerek ölmüşler. Biz mağaranın içinden 4 yavruyu aldık. Anneleri zehirlenmiş yanlarında yatıyor. Ben İç Anadolu yöresinde yetişen bir insanım. Kapımın önünde köpek beslemişim, kedi beslemişim. Yine benim kapımda 40 tane köpek, kedi vardır. Bu mudur yani, sana ne zararı var bunların” ifadelerini kullandı.

‘Ben soğukta onları sarılarak ısıtıyordum’

Köpeklerle düzenli olarak ilgilendiğini belirten Aysel Cengaver, “Ben 15 günde bir buraya beslemeye geliyorum. Şu anda 6 köpek ölmüş ama bu gruptan benim beslediğim ve ölüsünü bulamadığım köpeklerim var. Ben burada korna çaldığım zaman hepsi yanıma geliyorlardı. Hepsi kan kusarak ölmüş” dedi.

Cengaver, sözlerinin devamında gözyaşlarına hakim olamayarak, “O kadar çok emek verdim ki onlara ben. Ben soğukta onlara sarılarak ısıtıyorum, biliyor musunuz?” ifadesini kullandı.

‘Hapis cezasının gelmesi lazım’

Hayvanların Yaşam Hakları Konfederasyonu Başkan Yardımcısı Haydar Özkan ise “TBMM vicdanını ortaya koyup da artık hapis cezasını çıkarmadığı sürece bu zehirlenmelerin önü arkası kesilmeyecek. Bunları zehirleyenleri yakaladınız, alacağı ceza ne kadar biliyor musunuz? 947 lira. Artık hapis cezasının gelmesi lazım. Bıçak kemiğe dayandı, insanlarda tahammül sınırı bitti” dedi.

Özkan konuşmasının devamında “Hayvan Hakları Yasası’yla bir an önce hapis cezası kararı çıkarılmalı. Yoksa bu vahşetler bitmez arkadaşlar. Suç duyurusunda bulunacağız, lakin suçluyu bulduğunuzda alacağı ceza 947 lira. Bu ne kadar caydırıcı olacak. Daha neyi bekliyorlar” açıklamasında bulundu.

İhbar üzerine alana gelen Emniyet Genel Müdürlüğü Çevre, Doğa, Hayvan Koruma Şube Müdürlüğü ekipleri ile Ankara Büyükşehir Belediyesi ekipleri incelemede bulundu. Zehirlenen hayvanlar, belediye yetkililerince alandan toplandı. Köpeklerin kesin ölüm nedenleri, yapılacak otopsi ile belirlenecek.

 

Aile hekimleri yeni sözleşme dönemindeki 30 maddelik taleplerini açıkladı

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Aile Hekimliği Kolu, 2021-2022 sözleşme dönemi taleplerini çevrimiçi basın toplantısı ile kamuoyuna duyurdu.

Toplantıya TTB Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, 2’nci Başkanı Doç. Dr. Ali İhsan Ökten ve Merkez Konseyi üyesi Dr. Kazım Doğan Eroğulları ile Aile Hekimliği Kolu üyeleri katıldı.

‘Aşı aile hekimleri üzerindeki baskıyı artıracak’

Toplantıda, aile sağlığı merkezlerindeki (ASM) sağlık çalışanlarının koruyucu ekipman eksikliği çektiği ve merkezlerin salgın koşullarına uygun olmadığı yönündeki şikayetleri dikkat çekerken aşılama sürecinin bu meslek grubu üzerinde daha fazla baskı yaratacağı belirtildi.

Ökten konuşmasında “Aşı konusu da aile hekimlerimizi zora sokacak çünkü orada da kaos yaşanacak. Size her gün 15-20 kişilik bir planlama yapılsa da kapınıza ‘Bana da aşı yap’ diye birçok kişi gelecek ve bu var olan şiddeti daha da artıracak” dedi.

Aile hekimlerinin talepleri

TTB Aile Hekimliği Kolu, 2021-2022 sözleşme dönemi taleplerini şöyle sıraladı:

  • Birinci basamak sağlık hizmetleri; ‘koruyucu hizmetlerin’ temel alındığı, toplumun tümüne, ihtiyacı kadarıyla, bölge ve nüfus tabanlı, eşit, ulaşılabilir, tamamen ücretsiz, yeterli ve nitelikli insan gücüyle, birinci ve ikinci basamak kurumlarıyla karşılıklı iş birliği içinde, talep koşulu olmadan sunulmalıdır.
  • Topluma yönelik birinci basamak koruyucu sağlık hizmetlerinin yeterli düzeyde sunulması için, bulaşıcı hastalıklar, salgın kontrolü, adli tıbbi hizmetleri ve ölüm kayıt hizmetleri, çevre sağlığı hizmetleri, evde sağlık hizmetleri, ağız ve diş sağlığı hizmetleri veren kurum ve birimler özendirilerek kadroları güçlendirilmeli, çalışanların temel hakları yeterli düzeyde karşılanmalıdır.
  • Aile hekimlerinin, kendi Aile Sağlığı Merkezlerinin (ASM) çalışma programlarını -tanımlanmış görev, yetki ve sorumluluklar çerçevesinde -günlük çalışma saatleri içerisinde yeterli bir sürede, salgın kontrol hizmetleri, izlem, değerlendirme, eğitim, saha çalışması gibi koruyucu sağlık hizmetlerini etkin – kesintisiz, nitelikli olarak yapabileceği, poliklinik başvuru saatlerini kendilerinin planlayacağı düzenlemelerin yapılmasını istiyoruz.

‘Hekim başına düşen kişi azaltılsın’

  • Birinci basamak sağlık hizmetinin; çeşitli nedenlerden dolayı Aile Hekimlerine kayıtlı olmayan kişilere (sığınmacı, mevsimlik işçi, kimliksizlere vs.) misafir nüfusa da, çalışanların emeğinin karşılanması koşuluyla sunulmasını; hekim başına düşen nüfusun, hekimin aldığı ücreti değiştirmeyecek biçimde azaltılmasını talep ediyoruz.
  • Son dönemlerde başta suçiçeği aşısı ile risk grubu ve 65 yaş üstü erişkinlere uygulanan Kpa aşılarının yeterince temin edilemediğini biliyoruz. Covid-19 salgınına karşı en etkili yöntemin aşı olduğu toplum tarafından da anlaşılması sevindirici olmakla birlikte uygulanan rutin aşıların zamanında ve yeteli dozlarda karşılanması, ülkemizde bu aşıların üretilmesini istiyoruz.

‘Binalar güçlendirilsin’

  • Pandemi sürecinde yaşadığımız en önemli sorunlardan biri hizmet verilen ASM mekânlarımızın, binalarımızın uygunsuzluğu olmuştur. Bu durum hem sağlık çalışanlarının hem de hizmet alan halkın sağlığını oldukça olumsuz etkilemektedir. ASM’lerin standart projeler dâhilinde, A sınıfı statüsünde kamu binalarında hizmet vermesi, ortak kullanılacak demirbaş ve tıbbı malzemelerin sağlanması, yenilenmesi, binaların her türlü bakım onarım ihtiyacının zamanında ve tam olarak sağlanmasını istiyoruz. Sağlık Bakanlığı tarafından bu talebimizin karşılanması amacıyla gerekli yasal düzenlenmelerin ivedilikle yapılmasını, ayrıca depreme karşı bina güvenliği tespit edilmiş veya edilecek olan deprem riskli ASM binalarının güçlendirilmesi, güçlendirilemiyorsa güvenli yerlere taşınmasını acilen talep ediyoruz.
  • ASM’lerde çalışan hekim ve diğer sağlık çalışanlarına, kamu görevlisi statüsünde, toplu sözleşme ve grev hakkı içeren güvenceli/güvenli iş, güvenli çalışma koşulları ve çalışma hakkı; mesleki özerklik ve bağımsızlığı koruyan, dayanışmaya dayalı çalışma ortamının sağlanmasını talep ediyoruz.
  • Aile Sağlığı Birimlerinin bazılarında aile hekimleri tek başına çalışmakta, başta aşılama, izlem ve salgın kontrol hizmetleri olmak üzere hizmetin bütününde aksamalar olduğu bilinmelidir. Aile hekimlerinin tümü aile sağlığı çalışanları ile birlikte çalışacak şekilde yeterli insan gücü sağlanmalıdır.

‘Performans değerlendirmesi kaldırılsın’

  • Aile hekimliği hizmetine olumlu katkısı olmayan, keyfiliğe açık nitelikteki ceza puanı ve negatif ya da pozitif performans uygulamalarının tamamen kaldırılmasını talep ediyoruz. Aşı-izlem-tarama gibi işlemlere katılma konusunda hem işveren durumunda olan Sağlık Bakanlığına hem de vatandaşlara, anne-babalara da yasal sorumluluklar verilmesini talep ediyoruz.
  • Haftalık çalışma süresinin en fazla 40 saat olduğu ve bu süreyi aşacak şekilde düzenleme yapılmasından kaçınılması, nöbet adı altında veya başka isimlerle esnek ve fazla mesai uygulamalarının bir daha gündeme getirilememesini talep ediyoruz. Salgın sürecinde dönüşümlü çalışmanın tüm sağlık çalışanlarına ayrımsız uygulanmasıyla sağlık çalışanlarının tükenmişliği, yorgunluğu azaltıp, viral yüke daha az maruz kalması bakımından önemli olduğunu düşünüyoruz.
  • Pandemi sürecinde yaşadığımız hastalık hallerinde dahi sağlık çalışanlarının ücretleri kesilerek mağdur edilmiştir. ASM çalışanlarına ücretli izin haklarının hiçbir koşulda kısıtlanmamasını, yıllık izinlerin 657 sayılı yasada da yer aldığı gibi ertesi yıla devredilebilmesini, sözleşme feshine neden olacak istirahat izin sürelerini kısıtlayan düzenlemelerin kaldırılmasını, eğitim amaçlı ve idari izinler dâhil kazanılmış evrensel hakların tam olarak yaşama geçirilmesini talep ediyoruz.
Fotoğraf: DHA

‘Rehber hazırlansın’

  • ASM çalışanlarına, (yasalarda tarif edilmiş olağanüstü durumlar hariç) kendisine bağlı nüfusa birinci basamak sağlık hizmet sunumunu içeren görev ve sorumluluklar dışında, nöbet, mevzuatı olmayan rapor düzenlemeleri, filyason, öncelikli izlem ve benzeri isimler altında ek görev ve sorumluklar verilmemesini talep ediyoruz. Birinci basamak sağlık hizmetlerinin görev ve sorumluluk alanına giren her rapor düzenlemeleri için TTB ve diğer sağlık örgütlerinin katkılarıyla hazırlanacak kılavuz/rehber yayınlanmasını istiyoruz.
  • Cezaevleri, kreş, bakımevleri ve askeri birlikler gibi özel hizmet gerektiren gruplara sunulacak birinci basamak sağlık hizmetlerinin, ihtiyaca uygun düzenlenmiş kurum hekimlikleri tarafından verilmesini talep ediyoruz.
  • Bebek-çocuk aşıları ile bebek-çocuk ve okul izlemleri, gebe ve 15-49 izlemlerinin tam yapılabilmesi, 2020 Temmuz ayı itibariyle okul aşılamalarının tamamının aile hekimliği tarafından yapılmasının başlaması, toplum tabanlı kanser taramaları, gerekli eğitim ve bilgilendirmelere yeterli zaman ayrılabilmesi için birim başına ek hemşire kadrosunun sağlanmasını talep ediyoruz.
  • Sağlık hizmetinin sürekliliğinin sağlanması ve niteliğinin arttırılabilmesi için mobil hizmetlerde; ulaşımın, sağlık hizmeti verilecek mekânın, yardımcı personel, donanım ve benzeri ihtiyaçların, hekimlerin aldıkları ücretlerde kısıtlama yapılmaksızın Sağlık Bakanlığı tarafından karşılanmasını talep ediyoruz.

Yoksulluk sınırı rakamının en az iki katı ücret

  • ASM’de çalışan hekimlere her altı ayda bir sendikalar tarafından belirlenen yoksulluk sınırı rakamlarının en az 2 katının altında olmamak kaydıyla, net temel ücret ödenmesini talep ediyoruz.
  • Sağlık Bakanlığı’nın pandemi döneminde sağlık çalışanlarının kullanması amacıyla standartlarına uygun yeterli düzeyde kişisel koruyucu ekipmanların koşulsuz ve zamanında sağlamasını talep ediyoruz.
  • Aile hekimlerinin, mevzuatta tanımlanan “hastayı reddetme” ve “tedaviyi bitirmeden bırakma” haklarını kullanabilmesinin önündeki engellerin kaldırılmasını ve konunun ivedilikle değerlendirilip yerine getirilmesini talep ediyoruz.
  • E-devlet veya ilçe Sağlık Müdürlükleri üzerinden yapılacak hasta atamalarının sona erdirilmesini, aile hekimi inisiyatifinde kesin kayıtlarının yapılmasının salgın sürecinde hastalarımıza ulaşmada yaşadığımız zorlukları azaltması, çalışma düzeni bakımından yararlı olacağını düşünüyoruz.
  • Aile hekimliği sistemine ilişkin eski ve yeni düzenleyici işlemler ve/veya değişiklikler yapılması aşamalarında TTB ve ilgili dernek temsilcilerinin, sendikaların görüşlerinin alınmasını, düzenlemelerin/değişikliklerin bu görüşler dikkate alınarak yapılmasını, bu işleyişin yasal güvenceye kavuşturulmasını talep ediyoruz.
  • Kısa vadede AHBS şirketlerinin bilgi güvenliği politikaları ve pratikleri çok sıkı denetlenmelidir. Uzun vadede bakanlık düzeyinde, dünyadaki iyi örnekler göz önüne alınarak bir AHBS yazılımı ve ekibi oluşturulmalı ve tüm birinci basamakta aynı sistem kullanılmalıdır. Bu sistem birinci basamakta koordinasyon görevini yerine getirebilmesi için ikinci ve üçüncü basamakla da entegre hale getirilmelidir.
  • Pandemi sürecinde onlarca hekim ve sağlık çalışanı mesleklerini yaptıkları sürede Covid-19 nedeniyle yaşamlarını yitirdi, yitirmeye devam etmektedir. Covid-19 meslek hastalığı olarak değerlendirilip, bunun için yasal düzenleme yapılmalıdır. Hekimlik mesleğinin riskli meslek grubu içinde değerlendirilerek, mesleki yıpranma ve görev tazminatının ödenmesi için gerekli yasal düzenlemelerin geriye dönükte yapılmasını talep ediyoruz. Kıdem tazminatı ödemelerinin özelden aile hekimliğine geçen meslektaşlarımıza ve aile sağlığı çalışanlarına da ödenmesi eşitlik ilkesi gereğidir.

Mesleki eğitimler

  • Mesleki eğitimlerin planlamasında ve uygulamasında; TTB’nin belirleyici bir görev alabilmesinin sağlanması ve bu eğitim süreçlerinde ilgili sendika ve dernek temsilcileri ile ASM çalışanlarının aktif olarak yer alacağı çalışma gruplarının oluşturulabilmesi için gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasını talep ediyoruz.
  • Ayrıca, aile hekimliği uzmanlık eğitimi süresinin, birinci basamak sağlık hizmetinde geçirilmiş süre ve deneyimlerin dikkate alınarak TTB Genel Pratisyenlik Enstitüsü’nün (GPE) oluşturup uyguladığı birikimleri temel alınarak tamamlayıcı bir programın ivedilikle yaşama geçirilmesini talep ediyoruz.
  • Aile hekimi asistanlarının saha eğitimlerinin standardize edilmesi, aile hekimi uzmanlarının aile hekimi olarak sadece birinci basamak birimlerinde istihdam edilmesini öneriyoruz.
  • Aile Hekimliği Sistemine geçilmesiyle kapatılan “Adli Tıp Birimlerinin, illerin nüfuslarına göre yeniden oluşturularak adli raporların ve defin ruhsatlarının verilmesi işinin bu konuda eğitim almış, bilgi, beceri ve deneyim sahibi hekimlerce yapılması için gerekli düzenlemelerin yapılmasını talep ediyoruz.

Şiddete karşı güvenlik elemanı sağlansın

  • Tüm kanser taramalarının bilimsel geçerliliği, toplum sağlığına sağladığı fayda ve uygulama şeklinin titizlikle gözden geçirilmesini talep ediyoruz.
  • Aile hekimlerinin denetim kriterlerinin belirlenmesinde ve uygulanmasında, TTB’yle ilgili derneklerin, sendikaların görüş ve önerilerinin alınmasını, ayrıca denetleme mekanizmasında yer almalarının sağlanması için gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasını talep ediyoruz.
  • Sağlık çalışanlarına yönelik artan şiddet olaylarına karşı ASM düzeyinde önleyici, caydırıcı tedbirlerin alınmasını, TTB’nin sağlık çalışanlarına şiddeti önlemeye yönelik yasa tasarısı önerisinin eksiksiz olarak hayata geçirilmesini, ASM’lerin güvenliğinin Sağlık Bakanlık tarafından ivedilikle sağlanmasını, her ASM’ye bir güvenlik elemanı kadrosunun sağlanmasını talep ediyoruz.
  • Emekli hekimlerin almakta oldukları emekli aylıklarının artan enflasyon ve satın alma gücünün azalmasıyla birlikte yapılan artışın oldukça yetersiz kaldığı açıktır. Emekli hekimlerin gelirlerinde insanca yaşayabilecekleri adaletli bir iyileştirme sağlanmasını, bu amaçla TTB tarafından, emeklilik ücretinin artırılması için hazırlanan “emekli hekim acil ücret artışı önerisinin bir an önce hayata geçirilmesini, bu artışın emeklilik sonrası çalışsın çalışmasın değişik sigorta kurumlarına kayıtlı tüm emekli hekimlere ayrımsız uygulanmasını talep ediyoruz.

Sendikaların etkinlikleri 1 Mart’a kadar ertelendi

İçişleri Bakanlığı 81 il valiliğine Covid-19 tedbirlerine yönelik ek genelge gönderdi. Genelgede sendikaların yapacağı etkinliklerin 1 Mart 2021 tarihine kadar ertelendiği belirtildi.

Sendikalarla ilgili, “Daha önce illere gönderilen genelge ile 1 Mart 2021 tarihine kadar sivil toplum kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları, birlikler ve kooperatiflerde genel kurul dahil etkinlikler ertelenmişti. Bu kapsama sendikaların yapacağı genel kurul dahil etkinlikler de eklendi” denildi.

Yılbaşına ilişkin alınan sokağa çıkma yasağı kararının hatırlatıldığı genelgede yasağın 31 Aralık Perşembe akşamı saat 21.00’den 4 Ocak Pazartesi sabahı saat 05.00’e kadar süreceği ve bu sürede hafta sonu uygulanan kuralların geçerli olacağı aktarıldı.

Balıkçılara yönelik düzenleme

Genelgede yeni alınan tedbir kararları da paylaşıldı. Buna göre hafta sonları balıkçı/balık tezgahları 10.00 ve 17.00 saatleri arasında açık olabilecek.

Yeni bir karar alınıncaya kadar hafta sonları uygulanan sokağa kısıtlaması süresince balıkçı/balık tezgahı şeklindeki işyerlerinin de Cumartesi ve Pazar günleri 10.00-17.00 saatleri arasında vatandaşlara hizmet sunabilecek.

Anaokulları yüz yüze eğitime geçebilecek

Sokağa çıkma kısıtlaması uygulanan süre ve günlerde müdafi/vekil, duruşma, ifade gibi yargısal görevlerin icrasıyla sınırlı kalmak kaydıyla avukatlar ve yaklaşan yıl sonu işlemlerindeki yoğunluğun ticari hayatı olumsuz etkilememesi amacıyla noterler, belirtilen görevlere dair zaman ve güzergahla sınırlı olacak şekilde istisna kapsamındaki kişiler ve yerler arasına eklendi.

Yargısal görevlerin icrası gereği avukatların özel araçlarıyla şehirlerarası seyahatlerine de izin verilecek. Yeni bir karar alınıncaya kadar faaliyetlerine ara verilen ana sınıfları ile ilgili uygulamanın devamı sağlanacak. Tam gün hizmet veren resmi ve özel tüm anaokulları ise bugünden itibaren yüz yüze eğitime geçebilecek.

Fotoğraf: AA

HEPA filtre zorunluluğu

Konaklamayla ilgili alınan kararlara göre havalandırma/klima sistemi bulunmayan konaklama tesislerinin kapalı genel mahallerinde, mahallin metreküpüne uygun sayıda ve güçte mobil HEPA filtreler kullanılacak.

Bakımları düzenli olarak yapılacak ve filtreleri sık sık değiştirilecek. Umumi Hıfzıssıhha Kanununun 27’nci ve 72’nci maddeleri uyarınca İl/İlçe Umumi Hıfzıssıhha Kurullarınca bu kararlar ivedilikle alınacak”

Uymayanlara adli işlem

Uygulamada herhangi bir aksaklığa meydan verilmeyecek ve mağduriyete neden olunmayacak. Alınan kararlara uymayanlara Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun ilgili maddeleri gereğince idari işlem tesis edilecek.

Konusu suç teşkil eden davranışlara ilişkin Türk Ceza Kanunu’nun 195’inci maddesi kapsamında gerekli adli işlemler başlatılacak.

 

Belçika’da, Noel Baba 118 kişiye koronavirüs bulaştırdı

Belçika‘da Noel Baba kılığına girerek yaşlı bakımevine ziyarette bulunan kişi, bakımevindeki 118 kişiye koronavirüs bulaştırdı.

Belçika’nın Anvers kenti yakınlarında bulunan yaşlı bakımevinde kalan kişilerden birinin oğlu, Noel Baba kılığına girip birkaç yakınıyla birlikte Noel öncesinde bakımevini ziyaret etti.

Gün geçtikçe sayı arttı

AA‘nın aktardığına göre, geçen hafta yapılan ziyaret sonrasında bu ziyaretçilerle temasta bulunan bakımevi sakinlerinin bazılarında koronavirüs belirtileri görüldü.

İlk olarak 45 kişinin virüs kaptığı açılanırken, bu sayı gün geçtikçe arttı.

Yetkililer, şu ana kadar bakımevi sakini 98 kişi ve burada çalışan 20 kişi olmak üzere toplam 118 kişinin koronavirüs hastalığına yakalandığını açıkladı. Bakımevinde bu tür ziyaretler salgınla mücadele tedbirleri kapsamında yasaklandı.

Bakımevinde vakaların artması üzerine ortaya çıkan ziyaret gününe ait fotoğraflarda birçok kişinin maskesiz olduğu görüldü.

 

Exxon’un ‘emisyon azaltma’ planı, şirketin toplamdaki emisyonlarını azaltmasını gerektirmiyor

*Emily Pontecorvo‘nun The Grist için kaleme aldığı yazı Yeşil Gazete tarafından çevrildi. 

ExxonMobil pazartesi günü yeni bir “emisyon azaltma planı” duyurdu. Bu konuda bilmeniz gereken tek bir şey var: Exxon aslında emisyonlarını azaltma sözü vermedi.

ABD’li petrol devi, yatırımcıların şirketin zayıf finansal performansına ve iklim değişikliği konusunda harekete geçememesine yönelik eleştirilerinin ardından, işinin petrol ve doğalgaz bulma ve çıkarmayı içeren kısmı olan yukarı havza operasyonlarının sera gazı yoğunluğunu 2025 itibariyle 2016 seviyesine kıyasla yüzde 20 azaltma sözü verdi.

Ancak Exxon, genel karbon ayak izini yüzde 15 ile 20 oranında azaltma sözü vermiyor. Sadece her bir varil petrolün üretimi sırasında ortaya çıkan sera gazı miktarını azaltacağını söylüyor. Yani eğer Exxon işini büyütmeye ve şu anda yaptığı gibi gittikçe daha fazla petrol bulmaya ve çıkarmaya devam ederse, şirketin genel emisyonlara etkisi de artmaya devam edebilir.

‘Önümüzdeki beş yılda üretimi artırmayı planlıyor’

Finansal düşünce kuruluşu Carbon Tracker‘da Petrol, Doğalgaz ve Madencilik Araştırma Başkanı Andrew Grant, Grist’e yaptığı açıklamada, “Exxon önümüzdeki beş yıl içinde üretimini günde bir milyon varil artırmayı planlıyor” dedi.

Exxon’un taahhüt ettiği tek kesin önlem, 2030 yılına kadar sondaj sırasında atmosfere sızan doğalgazı yakma veya salma uygulaması olan alevlenmeyi ve havalandırmayı ortadan kaldırmak.

Şirketin sera gazı ve iklim değişikliği direktörü Peter Trelenberg, gazetecilerle yaptığı bir telefon görüşmesinde “Yapmaya çalıştığımız şey, kuruluşumuzu emisyonlarda sürekli iyileştirme sağlamak için sorumlu tutabileceğimiz belirli planlar geliştirmek” dedi.

Diğer şirketlerden daha da kötü

Ancak Exon’un “kılıfı” endüstrinin genel normundan da farklı. BP, Shell ve Total bu yıl net emisyonlarının 2050’ye kadar sıfıra indirmeyi taahhüt etti. Üstelik bu şirketler sadece faaliyetlerinden kaynaklanan emisyonları azaltma sorumluluğu üstlenmedi aynı zamanda ürünlerinin yakılması veya “kapsam 3” emisyonları için de sorumluluk üstlendi.

Exxon ise pazartesi günü yaptığı açıklamada önümüzdeki yıl kapsam 3 emisyonlarını kamuya açıklamaya başlayacağını ama bunları azaltma konusunda kontrolü olmadığını belirtti.

Sürdürülebilir yatırım savunuculuğu yürüten kâr amacı gütmeyen Ceres’te Petrol ve Doğalgaz Kıdemli Müdürü Andrew Logan yaptığı açıklamada “Occidental ve ConocoPhillips gibi ABD’li meslektaşlarının bile operasyonel emisyonları için net sıfır hedefler belirledikleri ve ürün emisyonlarını ele almaya kararlı oldukları bir zamanda, Exxon’un bu çabası yetersiz kalıyor” dedi.

‘Güzellik yarışması’

Exxon CEO’su Darren Woods, diğer şirketlerin net sıfır planlarını bir “güzellik yarışması” olarak eleştirmişti ve bu, tamamen yanlış da değil. Hiçbir petrol şirketi net sıfırdaki “net” kelimesinin ne kadar işe yarayacağını netleştirmedi.

Emisyonlarının yüzde kaçını ortadan kaldırmayı planladıklarını ve ne kadarını doğal veya teknolojik karbon yutucularla dengelemeyi beklediklerini de belirtmediler. Ve hepsi kapsam 3 emisyonlarının en azından bir kısmını azaltma sözü vermiş olsalar da bu taahhütler ne kadar ileri gittiklerine göre değişecek.

Değişime yönelik küçük göstergeler

Örneğin Shell, kapsam 3 emisyonlarının karbon yoğunluğunu azaltmayı hedefliyor, bu da toplamın artmaya devam edebileceği anlamına geliyor.

Öte yandan bu şirketlerin büyük bir değişikliğe hazırlandığına dair küçük göstergeler de var. BP, 2030’de 2019 yılına kıyasla yüzde 40 daha az petrol ve doğalgaz üretmeyi planladıklarını söyledi.  Hem BP, hem de Shell toplam işlerinin sadece küçük bir yüzdesi olsa da yenilenebilir enerjiye yatırım yapmaya başladı.

Bloomberg Green’in son raporu ise Exxon’un emisyonlarını yakalama planlarını ertelediğini ve salgın öncesinde toplam emisyonlarını 2025 yılına kadar yüzde 17 artırmayı beklediğini ortaya koydu.

 

 

Nevşehir Belediyesi’nde bir koç, bir keçi, üç koyun…

Nevşehir‘e bağlı Göre beldesinde Hasan Ünbulan‘a ait koç, keçi ve üç adet koyun, sürülerinden ayrılarak kent merkezine geldi. Burada belediye binası önüne gelen küçükbaş hayvanlar binadan içeri girmeye çalıştı. Bu anlar ise güvenlik kameraları tarafından görüntülendi. Görüntülerde güvenlik görevlilerinin belediyeye girmeye çalışan hayvanları uzaklaştırmaya çalıştığı da görülüyor.

Güvenlik görevlilerinin haber vermesinin ardından Hasan Ünbulan’a ulaşan ekipler, hayvanları sahibine teslim etti.

31 hayvan ve bitki türünün nesli tükendi

Güncellenen listeye göre, Güney Çin Denizi’ne özgü bir köpek balığı, Orta Amerika’ya özgü üç kurbağa türünün neslinin tükendiği belirtilirken Filipinler’e özgü 15 tatlı subalığı türü ve Lanao Gölü ve Filipinler’de yaşayan 17 tatlı su balık türünden 15’inin neslinin tükendiği, diğer ikisinin kritik tehlike altında olduğu veya muhtemelen neslinin tükendiği duyuruldu.

Sebepleri iklim değişikliği, aşırı avlanma, habitat harabiyeti

Uluslararası Doğayı Koruma Birliği, köpekbalığı ve balık türlerinin aşırı avlanma ile yok edildiğini, kurbağaların ise mantarlarda bulunan bulaşıcı bir hastalıkla neslinin tükendiğini kaydetti. Birliğe göre, Orta ve Güney Amerika‘daki 22 kurbağa türü de tehlike altında, hatta bir bölümünün muhtemelen soyları tükendi. 

Uluslararası Doğayı Koruma Birliği Biyoçeşitliliği Koruma Grubu’nun küresel direktörü Dr. Jane Smart, Amazon Nehri’nde bulunan bir tatlı su yunusu türü olan Tucuxi‘nin, aşırı avlanma, iklim değişikliği ve kirlilik nedeniyle soyunun tükendiğini belirtirken dünya çapında canlı türlerinden en az 35 bin 765 türün ise yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunun altını çizdi.

Kapsamlı bir şekilde değerlendirilen ve çoğunlukla Güney Yarımküre’de bulunan, Protea bitkisi ailesinin yüzde 45’i de (1. 464 türün 637’si) Hassas, Tehlike Altında veya Kritik Olarak Tehlike Altında olarak sınıflandırıldı.  Birlikten yapılan açıklamada türlerin birçoğu, istilacı yabancı türlerin yayılmasına, insanların neden olduğu etkilere ve iklim değişikliğiyle bağlantılı sıcaklık döngülerindeki değişikliklerle yoğun tarım nedeniyle habitat kaybına karşı son derece savunmasız. 

Meşe ağaçları da risk altında

Başta Çin, Meksika, Vietnam, ABD ve Malezya olmak üzere dünyadaki farklı yerlerde yetişen meşe ağaçlarının yüzde 30’undan fazlasının iklim değişikliği ve aşırı ağaç kesimi sebebiyle soylarının tükenme riski altında olduğu belirtilirken rapordaki tek olumlu haber Avrupa Bizonu’ndan geldi.

Avrupa Kıtası’nın en büyük kara memelisi olan ve özellikle Rusya, Polonya ve Beyaz Rusya’da yaşayan Avrupa Bizonu’nun sayısı yaklaşık 4 katına çıktı. 17 yıl önce yaklaşık bin 800 Avrupa Bizonu tespit edilirken 2020 yılındaki raporda bu sayı 6 bin 200’e çıktı

 

TGC Hasan Ali Toptaş’a verilen ödülü iptal etti

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Yönetim Kurulu, cinsel taciz iddialarıyla gündemde olan yazar Hasan Ali Toptaş‘a 2013 yılında verilen Sedat Simavi Edebiyat Ödülü‘nün iptal edildiğini duyurdu.

Her türlü şiddet ve tacizin karşısında olduğunu belirten TGC Yönetim Kurulu’nun açıklaması şöyle: 

Kadınlar çalışma yaşamının her kademesinde başarıyla yer almaktadır. Karşılarındaki en önemli engellerden birinin işin zorluğu değil, iş hayatında karşılaştıkları cinsel tacizler olduğu ortadadır ve bunun her gün birçok örneği kamuoyuna yansımaktadır. Kadınlara, erkeklere, çocuklara yönelik şiddet, cinsel içerikli, bedensel, sözlü saldırı ve bezdiri içeren her türlü davranış taciz ve suçtur. Günümüzde yasal düzenlemelerle engellenmeye çalışılan cinsel tacize karşı toplumun her bireyi ve kurumu karşı çıkmakla sorumludur.

TGC Kadın Gazeteciler Komisyonu bu konuda yıllardır bir çalışma yürütmektedir. Hazırlanan Toplumsal Cinsiyet Eşitlikçi Haber Kılavuzu ile hem kadın habercilerin yaşadıkları sorunlar gündeme taşınmış, hem de kadın haberlerinin nasıl hazırlanması ve medyada nasıl yer alması gerektiği ile ilgili ilkeler ortaya konulmuştur.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu, son günlerde edebiyat alanında gündeme gelen bazı yazarların isimlerinin geçtiği cinsel taciz iddialarını gündemine alarak değerlendirmiştir. Bu yazarlardan biri olan Hasan Ali Toptaş 2013 Sedat Simavi Edebiyat Ödülü’nü almıştı.

Hasan Ali Toptaş’ın kamuoyuna yaptığı açıklamalar da dikkate alınarak konu değerlendirilmiştir. Yönetim Kurulu TGC internet sitesindeki 2013 TGC Sedat Simavi Ödülleri’ni kazananlar listesinden Hasan Ali Toptaş’ın adının kaldırılarak verilen Edebiyat Ödülü’nün iptal edilmesine karar vermiştir. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti olarak her türlü şiddet ve tacizin karşısında olduğumuzu bir kez daha kamuoyunun bilgisine sunarız.”

Ne olmuştu? 

Geçtiğimiz haftalarda edebiyat dünyasında yaşanan kadına karşı taciz vakaları yeniden gündeme gelmiş ve çok sayıda kadın kendilerini taciz eden ünlü erkek yazarları ifşa etmeye başlamıştı.

Yazar Pelin Buzluk ile Aslı Şahin de Hasan Ali Toptaş tarafından taciz edildiğini açıkladı. Açıklamanın ardından Everest ve İletişim yayınları Hasan Ali Toptaş ile yollarını ayırdı. yapımcı Müge Büyüktala,ş Toptaş’ın romanından uyarlanan ‘Kuşlar Yasına Gider’ film projesini iptal ettiklerini duyurdu.

Çok sayıda kadının taciz beyanları üzerine konuşmak için Milliyet Gazetesi‘ni arayan yazar Toptaş, açıklamalarıyla yaptıklarını savununca, konuştuğu kadın gazetecilerden de tepki gördü. Toptaş, kendisini tacizle suçlayan kadınlara dava açacağını söyledi. 

Kavala Dosyası AYM Genel Kurulu’na sevk edildi

Anayasa Mahkemesi (AYM), hak savunucusu ve iş insanı Osman Kavala‘nın hak ihlali ile ilgili bireysel başvuru dosyasını Genel Kurul‘a sevk etti.
 
Kavala, hakkındaki tutukluluk kararının hukuki olmadığı, kişi hürriyetini ve güvenliğini ihlal ettiği gerekçesiyle AYM’ye başvuruda bulunmuştu. AYM Birinci Bölümü, bugünkü gündem toplantısında söz konusu başvuruyu görüştü. Birinci Bölüm tarafından “başvurunun niteliği itibarıyla Genel Kurul tarafından karara bağlanması gerekli görüldüğünden, Anayasa Mahkemesi İç Tüzüğü’nün 28. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca Genel Kurula sevki”ne karar verildi.
 
Bu karar gereğince AYM Genel Kurulu, bireysel başvuruyu daha sonra ele alacak. Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, dosyayı 29 Eylül’de gündemine almış ancak bu kez de hakkında yeni iddianame hazırlandığı gerekçesiyle görüşmeyi ertelemişti.

Yeni davanın ilk duruşması cuma günü

Kavala, Gezi Parkı davasındaki tutukluluğuna karşı da AYM’ye başvurmuş ancak bu başvuru 22 Mayıs 2019’da reddedilmişti. Bu arada Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Kavala’nın haksız biçimde tutuklandığı gerekçesiyle Türkiye’yi mahkum etti. Kavala’nın, tutuklanmasına gerekçe gösterilen Gezi olaylarını finanse ettiği iddiasıyla yargılandığı davada da beraatine karar verildi. Anayasa Mahkemesi, bu gelişmelere rağmen üç yıldır başvuruyu karara bağlamadı.
 
1 Kasım 2017’den beri cezaevinde bulunan Kavala, 18 Aralık cuma günü tekrar hakim karşısına çıkacak.
 

Ne olmuştu?

Kavala’nın Gezi Parkı davasında “cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs” suçlamasıyla yargılandığı davada mahkeme 18 Şubat 2020’de, “suçların işlendiğine dair mahkumiyete yeter derecede hukuka uygun somut ve kesin delil bulunmadığı gerekçesiyle” beraat ve tahliye kararı vermişti. Ancak aynı gün, 15 Temmuz darbe girişimi soruşturması kapsamında henüz cezaevinden çıkmadan hakkında gözaltı kararı çıkarılan Kavala, bir gün sonra sevk edildiği mahkemece “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan tutuklanmıştı.

Kavala hakkında aynı soruşturma kapsamında 9 Mart 2020’de “devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme” suçundan da tutuklanma kararı verildi. “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan iki yıllık tutukluluk süresinin dolduğu gerekçesiyle 20 Mart’ta tahliyesine karar verilen Kavala, casusluk suçundan tutuklu bulunduğu için cezaevinden çıkamadı.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) 10 Aralık 2019’da Osman Kavala’nın haksız yere cezaevinde tutulduğuna hükmederek serbest bırakılmasına karar vermişti.

Türkiye’nin karara uymaması üzerine de AİHM kararlarının uygulanmasını denetleyen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, denetim süreci başlatmıştı.

ABD ve Kanada’da ilk koronavirüs aşıları yapıldı

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) ilk koronavirüs aşısı New York‘ta Sandra Lindsay isimli bir hemşireye yapılırken, Kanada‘da ise ilk aşı Toronto kentine Anita Quigangen adlı bir sağlık çalışanına yapıldı.

New York’un Queens bölgesinde Long Island Yahudi Tıp Merkezi‘nde yoğun bakım hemşiresi olarak çalışan Sandra Lindsay aşılama sonrası ilk açıklamasında şunları söyledi:

Diğer aşılardan pek farklı bir şey hissetmedim. Kendimi çok iyi hissediyorum.”

Trump’tan tebrik

ABD Başkanı Donald Trump, ülkede ilk aşının vurulmasını Twitter hesabından kutladı. Trump, ‘İlk aşı vuruldu. Tebrikler Amerika. Tebrikler dünya” dedi.

ABD’de de sevkiyatı yapılmaya başlanan aşılar öncelikle sağlık çalışanlarına ve bakım evi sakinlerine yapılacak. Aşının yıl ortasına kadar hastalığın yayılmasını önleyecek miktarda kişiye vurulması amaçlanıyor. Aşının dağıtımını ise Pfizer firması yapıyor.

İlk etapta 3 milyon doz aşı

Dağıtım merkezlerine başlangıç olarak üç milyon doz civarında aşı gönderilecek. Altı milyon 400 bin doz aşının yarısı ise, aşı iki doz gerektirdiği için dağıtıma sunulmadı.

ABD’nin aşı dağıtım programı Warp Speed Operasyonu’nun baş sorumlusu General Gus Perna, olağanüstü bir durum için 500 bin doz aşının yedekte tutulduğunu söyledi.

ABD’li yetkililer, aralık ayı sonuna kadar 20 milyon kişiye ilk dozlarını vermek için yeterli aşının sağlanacağını düşünüyor.

Moderna onay bekliyor

Öte yandan, ABD’nin koronavirüse karşı kullanma kararı aldığı ve Moderna firmasının geliştirdiği aşının da onayı için Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) Danışma Kurulu 17 Aralık’ta toplanacak. Moderna’nın da onaylanmasıyla ocak ayında 30 milyon ve şubat ayında 50 milyondan fazla kişinin aşılanması bekleniyor.

ABD’de koronavirüs salgını sebebiyle şimdiye kadar hayatını kaybedenlerin sayısı 306 bin 464’e yükselirken, vaka sayısı 16 milyon 741 bin 470 olarak açıklandı.

Kanada’da ilk koronavirüs aşısı

Kanada’da dün koronavirüs aşısı ilk defa bir sağlık çalışanına uygulandı. Ontario eyaletine bağlı Toronto kentinde bulunan Heath Network Üniversitesi’ne ulaştırılan altı bin dozluk aşıdan ilk doz Rekei Bakım Merkezi’nde görevli sağlık çalışanı Anita Quigangene yapıldı. Sağlık çalışanlarının ardından aşılama için uzun süreli bakım evi sakinleri ve bakıcılara öncelik tanınacak.

Frank Gunn/The Canadian Press/AP

‘Sonun başlangıcı’

Ontario Başbakanı Doug Ford konuyla ilgili yaptığı açıklamada “Bu bir dönüm noktası, bu korkunç salgının sonunun başlangıcı. Tünelin sonundaki ışık her gün daha da parlıyor, ancak tetikte kalmalıyız” ifadelerini kullandı. 

Ayrıca, Ford hastanelerdeki ve uzun süreli bakım evlerindeki iki bin 500’den fazla sağlık çalışanının önümüzdeki günlerde aşılanacağını, yeni sevkiyatların geldikçe de daha fazla insana ulaşılacağını ifade etti.

Kanada’da toplam vaka sayısı 464 bin 312’e, toplam can kaybı ise 13 bin 479’a ulaştı.