Ana Sayfa Blog Sayfa 1767

Buğday Derneği: Trans yağ ibaresinin kaldırılması tüketici için sakıncalı

Buğday Derneği, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın çikolata, bisküvi, cips gibi pek çok gıda maddesinin ambalajında yer alan “trans yağ yoktur” ibaresini etiketlerden çıkarma isteğine karşı bir açıklama yayınladı.

Bakanlık tarafından hazırlanan taslak kabul edilirse trans yağının kullanılmadığı veya yüzde 1’in altında kullanıldığı ürün etiketlerinde yer alan “trans yağ yoktur” logosu kaldırılacak.

‘Son derece sakıncalı’

Sektör görüşüne açılan “Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” kabul edilirse 1 Temmuz 2021’den itibaren uygulanmaya başlanacak.

Bakanlığın bu yeni yasa tasarısına gerekçe olarak yüzde 2’nin üzerindeki oranlara artık izin verilmeyeceği gerekçesini sunduğunu belirten Buğday Derneği, “Ancak bu tüketici sağlığı ve hakları açısından son derece sakıncalı” uyarısında bulunuldu.

‘Bilgi edinme hakkı korunmalı’

Kanada ve bazı Avrupa Birliği ülkelerinde tamamen yasaklanan yağın Türkiye’de hala bir miktar izin verildiği hatırlatılan açıklamada “Özellikle paketli ve hazır gıdaların çabuk bozulmasını engelleyerek raf ömrünü uzatmak için tercih edilen bu yağın aşırı tüketilmesi kalp damar hastalıkları ve kanser gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açtığı biliniyor” denildi.  Açıklamada şu taleplerde bulunuldu:

  • Tarım ve Orman Bakanlığı sağlıklı ve güvenilir gıdaya ulaşmak isteyen tüketicilerin bilgi edinme hakkını elinden alan, toplumun sağlığını riske atan; trans yağ kullanımını sonlandırmak için yatırım yapan ve kullanmayan üreticiler ile kullananlar arasında haksız rekabete yol açacak bu değişiklikten vazgeçmelidir.
  • Tüketicilerin sağlık açısından kritik konularda bilgi edinme ve tercih yapma hakkı koruma altına alınmalıdır.
  • Trans yağının kullanılıp kullanılmadığı; kullanıldıysa hangi oranda kullanıldığına dair bilgilerin gıda etiketlerinde belirtilme zorunluluğu devam etmelidir. Trans yağı kullanmayan firmaların ise bunu açık bir şekilde beyan etme hakları teslim edilmelidir.
  • Gıda ürünlerine yönelik denetimler artırılmalı ve elde edilen sonuçlar şeffaf bir şekilde kamuoyu ile paylaşılmalıdır.

Trans yağ nedir, hangi ürünlerde bulunuyor?

Trans yağlar ya da trans yağ asitleri, doymamış yağ grubunda yer alır. Trans yağlar hayvan vücudunda doğal olarak üretilebileceği gibi endüstriyel yollarla da üretilebilir. Doğal yolla üretilen trans yağlar, bazı hayvanların sindirim sistemindeki bakterilerce sentezlenir ve bu hayvanlardan yapılan hayvansal gıdalarda az miktarda trans yağ bulunabilir.

Süt ürünlerde bulunan toplam yağın yaklaşık yüzde 2-8’ini trans yağlar oluştururken et çeşitlerinde bu oran yüzde 3-9 arasında. Doğal yollarla üretilen ve hayvansal gıdalardan alınan trans yağ az miktardadır ve sağlık açısından ciddi bir risk oluşturmaz. Yapay yolla üretilen trans yağlar, sıvı haldeki bitkisel yağların hidrojenle doyurularak daha katı hale gelmesiyle elde edilir. Endüstriyel trans yağlar sağlık için oldukça zararlıdır. Pek çok farklı amaçla paketlenmiş ürünlerde, hazır gıdalarda bulunan bu yağın aşırı tüketiminin, ciddi sonuçları olabilecek hastalıklara yol açabileceği biliniyor.

Trans yağlar, ucuz, kullanımı kolay ve uzun süre bozulmadan bekleyebilen bir yağ çeşidi olduğu için üreticiler tarafından tercih ediliyor. Restoranlarda da özellikle kızartma yağı olarak sıklıkla ve tekrar tekrar kullanılıyor.

Gıda sektöründe trans yağ içeriği en yüksek besinler, margarin, ekmek, pasta gibi unlu mamuller, patlamış mısır, dondurma atıştırmalıklar, patates kızartması, çıtır tavuk gibi fast foodlar, kahve kreması…

Zararları neler?

Trans yağların, günlük alınan toplam yağ miktarı içindeki oranının fazla olması pek çok farklı hastalık açısından risk oluşturuyor. Aşırı trans yağ tüketimi kalp hastalıklarına yakalanma riskini artırıyor. Diyabete yakalanmada da artmış trans yağ tüketimi önemli bir etken.

Damarların en iç tabakasında hasara neden olarak damar yapısını bozabilen trans yağların bazı kanserlerin gelişimine neden olduğuna dair çalışmalar da mevcut.

Londra’da sıkı kısıtlamalar yeniden başlatıldı

Birleşik Krallık‘ta vaka sayısının en çok arttığı şehir olan Londra‘da, üçüncü aşama önlemler kapsamında tüm oteller, misafirhaneler, barlar ve paket servis yapanların haricinde tüm kafeler ve restoranlar kapatıldı. 

Barların kapatılmasının ardından gençler, şehrin eğlence merkezi Soho‘da sokaklarda eğlenmeye devam etti. Polis, kurallara uymaları için gençleri uyarırken kısa bir süre gerginlik yaşandı. Uyarıların ardından sokaklar büyük ölçüde boşalsa da bir grup genç, kentin meydanlarında eğlenmeyi sürdürdü.

Altıdan fazla kişinin bir araya gelmesi yasak

En sıkı kısıtlamaların yer aldığı üçüncü aşama önlemlerin uygulanacağı şehirler arasına dün dahil edilen Londra’da, kamusal alanlarda altıdan fazla kişinin bir araya gelerek sosyalleşmesi yasaklandı. Londralılar birlikte yaşamadıkları kişilerle kapalı mekanlarda ve evlerin bahçelerinde görüşemeyecek.

Tiyatrolar ve sinemaların, kapılarını bir kez daha kapatmak zorunda kaldığı kentte, futbol stadyumları taraftarlara tekrar kapatılacak, kapalı spor salonları hizmet veremeyecek. Londra’da, 2 Aralık’tan sonra, iki bin kişiyle sınırlı olmak üzere taraftar tribüne alınmaya başlanmıştı.

Başkentte, 15 kişiyle sınırlı olmak üzere düğün merasimi, 30 kişiyi geçmeyecek şekilde cenaze töreni yapılabilecek.

Tayland’da LGBTİ+lar hakları için sokaklarda

Bu yıl Tayland‘ın başkenti Bangkok’ta başlayan demokratikleşme eylemleri içerisinde LGBTİ+’lar da yerini aldı. Masala Bold olarak bilinen drag queen, ülkedeki LGBTİ+ topluluğunun görünür bir sembolü haline gelerek cinsiyet eşitliği için çağrı yapıyor.

Masala Bold, Chulalongkorn Üniversitesi‘nden 21 yaşındaki bir tiyatro öğrencisi.

‘Tayland’ın dünyadaki en gey dostu ülke olduğu söyleniyor, ama gerçekten değil!’ diyen Bold, demokrasi hareketinde kadınların ve LGBTİ+’ların protestoda bulunmaları veya sözlerini söylemeleri için fazla yer ayrılmadığını iddia ediyor.

Bold, temmuz ayından beri drag queen olarak sahneye çıkıyor. Ona göre bu politik bir sanat biçimi. Çünkü onu geleneksel cinsiyet rollerinden kurtarıyor.

The Diplomat‘ın haberine göre, Masala Bold, pek çok insanın toplumsal düzeyde daha fazla hak elde etmek için önce demokrasiyi talep etmesi gerektiğine inandığını söylüyor. Fakat kendisi onlarla aynı fikir değil. Bu yüzden Tayland’ın yaşadığı tarihi ana LGBTİ+’ların taleplerini eklemek için Özgür Cinsiyet TH grubunu yarattı.

‘Neşeli olmalıyız’

Özgür Cinsiyet TH grubu, LGBTİ+ aktivistleri ve müttefiklerinden oluşuyor. Renkli peruklar takarak, renkli kıyafetler giyerek ve gökkuşağı renginde bayraklar taşıyarak diğer genç protestoculardan ayrılıyorlar. Bold, bunun ilgili şunları söylüyor:

Biz palyaço ya da eğlenceli olduğumuz için insanları eğlendirip protestoları güçlendirmiyoruz. Öfkenin yeterli olmadığına ve zihni, ruhu yok ettiğine inanıyoruz. Kendi geleceğimizi yaratmak için umut etmek, hayal kurmak ve neşeli olmalıyız.”

Taleplerden biri eşit evliliğin yasalaşması

Özgür Cinsiyet TH’nin taleplerinden biri de geçen yıl onaylanan, ancak parlamentoda kabul görmeyen eşit evliliklerin yasallaşması.

İnsan Hakları İzleme Örgütü‘nün Asya Şubesi’nden Phil Robertson‘a göre, 2014’te darbeyle başbakan olan Prayut Çan-oça ve onun yönetimi, eşit evlilik konusunda kararlı bir duruş sergilemediği için yasallaşamadı. Eğer kabul edilseydi, Tayland Asya’da eşit evlilikleri yasallaştıran ikinci ülke olacaktı.

Oyuncu ve aktivist Bold’a göre, demokrasi Tayland’ta LGBTİ+ topluluğunun isteklerini dinleyen ve değer veren temsilcileri seçerek cinsiyet eşitliğinin ilerlemesine izin verecek.

Fotoğraf: REUTERS / Soe Zeya

Masala Bold, bir devrim gerçekleştirmediklerini, yalnızca demokrasi talep ettiklerini vurguluyor.

Protestocuların reform taleplerinde başarılı olmaları ve anayasanın yeniden yazılması halinde, Tayland’da LGBTİ+ haklarını önemli ölçüde ilerleten, geniş kapsamlı reformlar olması bekleniyor.

Terkos Gölü’nde sular çekilince tarihi Roma Yolu ortaya çıktı

İstanbul‘daki kuraklık sebebiyle şehre su sağlayan önemli barajlardan biri olan Terkos Gölü‘nde sular çekildi, tarihi yol ortaya çıktı. Yapılan ilk incelemede önce Balkan savaşı yıllarından kaldığı düşünülen yolun daha eski olduğu tespit edildi. Tarihi yolun Roma döneminden kalmış  bir kervan yolu olabileceği  düşünülüyor.

DHA’ya konuşan Çatalca Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Ahmet Rasim Yücel “Bu tarihi yolun tescillenmesini ve kültür varlıklarımız arasındaki yeri almasını istiyoruz” dedi.

Terkos Barajı İstanbul’a su sağlayan önemli barajlardan biri. Dört gündür süren yağışa rağmen barajdaki doluluk oranı yüzde 22.82 seviyesinde.

İklim krizine bağlı düzensizleşen yağış rejimleri kuraklık riskini de beraberinde getiriyor. Dünya Kaynakları Enstitüsü’nün raporuna göre dünya nüfusunun yaklaşık dörtte biri su kıtlığı riskiyle karşı karşıya. Türkiye ise su kıtlığı riski listesinde 164 ülke arasında 32’nci sırada.

 

TTB: Bir günde 11 sağlık çalışanını koronavirüs yüzünden kaybettik

TTB’nin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, Nevşehir’de görev yapan Eczacı Mustafa Kocatmaz, Samsun’da görev yapan Eczacı Zeki Gül, Bursa’da işyeri hekimi olarak çalışan Dr. Cumhur Toker, Adana Ceyhan İlçe Devlet Hastanesi’nde görev yapan Ebe Elif Özer, Ankara’da özel bir hastanede çalışan Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Kerim Çağlı, Kırıkkale İl Sağlık Müdürlüğü çalışanı Ali Ayvalık,  Antalya’da özel bir klinikte çalışan Dişhekimi Ragıp Hazar, Isparta Şehir Hastanesi’nde görev yapan Radyoloji Uzmanı Dr. Serdal Gül, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden emekli Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Güngör Nişli, Abdurrahman Ürkmez ve Dr. Nezih Aydoğan’ın salgından ötürü yaşamını yitirdiği kaydedildi.

“Yönetemiyorsunuz, ölüyoruz” notuyla yapılan açıklamada, yaşamını yitiren sağlıkçıların ailesine ve tüm sağlık camiasına başsağlığı mesajı iletildi.

Derin Yoksulluk Ağı’ndan acil eylem çağrısı

Kent yoksulluğu alanında hak temelli çalışmalar yürüten ve raporlar yayınlayan Derin Yoksulluk Ağı, pandemi koşullarında yoksulluğun daha da derinleştiği konusunda uyarıda bulunarak kamu kurumlarına çağrı yaptı.   

Acil Eylem Planı, Hemen Harekete Geçin” başlıklı çağrıda, Covid-19 döneminde daha fazla yoksullaşan, sürekli gıdaya, temel ihtiyaçlara erişememe ve evsizlik riskiyle karşı karşıya kalanların aynı zamanda elektrik, su ve doğalgaz kesintileri de yaşadığı belirtildi. 

‘Mahallelerde mutfaklar açılmalı


Önerilen Acil Eylem Planı şöyle:

  • Büyükşehir ve ilçe belediyelerin sosyal kart, gıda kartı vb. haklarından yararlananlara yatırılan miktarlar yükseltilmeli, sosyal destek başvurularının değerlendirilmesinde kriter temel ihtiyaçlara erişememek olmalı, başvurular hızlıca işleme alınmalı ve sonuçlandırmalıdır.
  • Sosyal hizmet mevzuatına uymayan, bürokrasiye takılan fakat aşırı yoksulluk ya da yeni yoksulluk kategorisinde yaşam koşullarına sahip her bireyin ve ailenin başvurusu yerinde incelenerek düzenli gıda desteği ulaştırılmalıdır.
  • Ekonomik sıkıntılar, yetersiz beslenme olan ailelere dağıtılan gıda kolileri, evdeki bireyin ihtiyacına göre hazırlanmalıdır. Hijyen kolisine bulaşık ve çamaşır deterjanı, bebekli aileler için bebek bezi, mama, kadınlar için hijyenik ped, hastalar için hasta bezi eklenmelidir.
  • Psikososyal destek ihtiyacı olan çocuklar ve yetişkinler için özel eğitim ve psikolojik destek uygulamaları uzaktan erişilebilir formatlarda uygulanmalıdır.

Günlük yemek, temizlik desteği

  • Evinde yemek yapamayan yaşlı, engelli veya özel ihtiyacı olan bireyler için aşevlerinden günde üç öğün sıcak yemek servisi yapılmalı veya uygun mahallelerde mahalle mutfakları açılarak sıcak yemek dağıtımı yapılmalıdır.
  • Kamu kurumlarındaki, Büyükşehir ve ilçe belediye sosyal destek hatlarını arayan her bireye çözüm odaklı ve uygulanabilir bilgilendirme yapılmalı. Çağrı merkezlerine yapılan başvurular kişileri umutsuzluk ve güvensizliğe düşürmeyecek şekilde yanıtlanmalı, acil işleme alınmalıdır.
  • Aşırı yoksulluk içinde yaşayan mahallelerde günlük temizlik yapılmalıdır.
  • Korona testi pozitif olan karantinadaki yoksul ailelere evlerdeki her bireyin ihtiyaçları düşünülerek bağışıklığını güçlendirici gıda, sıcak yemek, temizlik malzemesi desteği yapılmalıdır.

‘Elektrik kesintilerine gitmemeli’

  • Belediyeler ve devlet kurumları stratejik planlarında yer alsa dahi “erişilir, elzem olmayan açılışlardan” vazgeçmeli ve en az 6 ay, aşırı yoksulluk içinde yaşayanlar için daha gerçekçi projeleri, meslek çalışanları ve STÖ’lerle bir araya gelerek acilen hayata geçirilmelidir.
  • Evlerinde buzdolabı, çamaşır makinesi vb. eşyalar olmayan ve bu yönde talepleri olan ailelere, pandemi koşullarında bu eşyaların olmamasının pandemi için risk oluşturduğu göz önünde bulundurularak, bu eşyaların ulaştırılması sağlanmalıdır.
  • Evde yaşlı, bebek, hasta, engelli hatta elektriğe bağladığı hava makinesi olmadan yaşayamayacak olan bireylerin durumuna bakılmadan yapılan elektrik, su ve doğalgaz kesintileri bu dönemde kişilerin psikolojik ve fiziksel sağlıklarını riske atmaktadır.
  • Özelleştirilen elektrik şirketlerinin hukuki yollara başvurarak ailelere gönderdikleri mesajlarla “yakalanma, tutuklanma” tehditleri endişe ve korku yaratmaktadır. Pandemi koşullarında elektrik, su ve doğalgaz kesintisine gidilmemelidir.

‘Temiz suya ulaşım sağlanmalı’

  • – Uzaktan eğitime erişemeyen öğrenciler için mahallerde ücretsiz internet altyapısı ve teknolojik imkânlar sağlanmalıdır.
  • Evsizlik riski ile karşı karşıya kalan aileler tespit edilerek aile için uygun koşulların sağlandığı barınma merkezlerine yerleşme imkânı verilmelidir. Yıpranan konutların hızlıca yenilenmesi sağlanarak, düşük ücretli barınma imkânları yaratılmalıdır.
  • Temiz suya erişimi olmayan aileler için, acilen güvenli bir şekilde temiz suya ulaşabilecekleri temiz su tankerleri gibi çözümler bulunmalıdır.

En az bir yıl vatandaşlık geliri

  • Siyasi parti fark etmeksizin, Büyükşehir ve ilçe belediyeleri ihtiyaç duyulduğunda ihtiyaç sahiplerine destek olmak için ortak hareket etmelidir.
  • Yeşil Kart kullanan kişilerin borçlarına bakılmaksızın ilaçlara ve sağlık hizmetlerine ulaşımları sağlanmalıdır.
  • İhtiyaç duyan ailelere ısınma ihtiyaçları için soba vb. araçlar sağlanmalıdır.
  • Sokak hayvanlarına yönelik düzenli mama ve sağlık hizmeti verilmelidir.
  • Sonuç olarak: Derin yoksulluk koşullarında yaşayan yalnız ve çocuklu kadınlara, yaşlılara, hiçbir düzenli geliri olmayan ailelere en az bir yıl şartsız düzenli vatandaşlık geliri sağlanmalıdır ve Covid-19 krizi boyunca bu duruma engel olacak tüm şartlar askıya alınmalıdır.

Sağlık Bakanlığı Covid-19 takip merkezleri açıyor

Sağlık Bakanlığı, yeni kurulan takip merkezleriyle Covid-19 geçiren kişilerin hastaların sağlık durumlarını en az iki yıl kontrol etmeyi ve doğabilecek sağlık sorunlarına müdahale etmeyi planlıyor. Hastalığın uzun dönemli yan etkilerini tespit etmeyi planlayan servisler davet usulüyle gönüllülük esasına göre çalışacak.

Ankara ve Eskişehir pilot iller

Ankara ve Eskişehir’de pilot uygulamaları başlayan merkezlerin kısa sürede 24 ilde bulunan 30 sağlık bölgesine; daha sonra da Türkiye genelinde yaygınlaştırılması hedefleniyor. 

Takip merkezleri Covid-19 geçiren kişileri arayarak merkeze davet edecek ve kişinin sağlık durumu değerlendirilecek. Katılıp katılmamak kişinin kendi isteğine bağlı olacak. Katılmayı kabul eden kişiler, gerek duyulması halinde ilgili uzmanlık alanlarına yönlendirilecek. Takip merkezlerinde yapılan işlemler ücretsiz olacak. 

Pilot uygulama Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Dışkapı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 1 Aralık, Eskişehir Şehir Hastanesi’nde ise 8 Aralık tarihinde başladı. 

Biden ilk ABD yerlisi ve LGBTİ bakanı görevlendirmeye hazırlanıyor

ABD basınında yer alan haberlere göre Joe Biden, başkanlık yarışından çekilen ve kendisine destek veren eski South Bend Belediye Başkanı Pete Buttigieg‘i Ulaştırma Bakanlığı görevi için seçti. Buttigieg, ABD Senatosu’nda onaylanması durumunda ilk LGBTİ bakan olacak.

Kabinede yer almak istediği konuşulan Buttigieg, ABD’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliği görevine gelmek istiyordu ancak Biden, bu göreve 35 yıl boyunca ABD Dışişleri Bakanlığı’nda kariyer diplomatı olarak görev yapan siyah bir kadın olan,  Linda Thomas Greenfield‘i getireceğini açıklamıştı.

Haaland iklim değişikliğiyle savaşmak istediğini açıklamıştı

Reuters,  ABD’de 20 Ocak’ta görevi devralacak olan seçilmiş başkan Joe Biden’ın Deb Haaland’ı da İçişleri Bakanı olarak seçmeyi düşündüğünü duyurdu. Deb Haaland, Temsilciler Meclisi’nde New Mexico eyaletinin Demokrat temsilcilerinden biri. İçişleri bakanı olarak atanırsa,ilk kez bir Amerikan yerlisi ABD’de kabineye girmiş olacak.

Deb Haaland, Kasım 2018’deki ara seçimlerde New Mexico’da kazanarak Kansas’tan seçilen Sharica Davids‘le beraber Kongre’nin ilk iki Amerikan yerlisi kadınından biri olmuştu. 

Daha önce hedefleriyle ilgili açıklama yapan Haaland, iklim değişikliğiyle savaşmak için yenilenebilir enerji kaynakları üzerine çalışacağını söylemişti. 

Bakan olması durumunda Haaland ülke genelinde 70 binden fazla çalışanı olan bir devlet kurumunu ve yerli kabilelerin yaşadığı topraklarla Yellowstone ve Yosemite gibi ulusal parkları yönetecek.

Enerji Bakanı adayı Grangolm, yeşil dönüşüm yanlısı

Biden’a yakın kaynaklar, enerji bakanlığına ise Jennifer Granholm‘ün düşünüldüğünü söyledi. Michigan eyaletinin ilk kadın valisi olan 61 yaşındaki Granholm, eyalette yeşil teknolojilere dönüşüm için çalışmalar yapmıştı.

 

Palm yağının alternatifi yağmur ormanlarını kurtarabilir

Pek çok hayvanın yaşam alanı olan yağmur ormanının talanına ve hayvanların neslinin tükenmesine neden olan palm yağının alternatifi üzerinde çalıştıklarını kaydeden C16 Biosciences adlı biyoteknoloji firması, ürettikleri sentetik ürünün tercih edilmesi durumunda yağmur ormanlarının kurtarılabileceğini açıkladı.

Pek çok kozmetik ürünü ve hazır yiyecekte kullanılan palm yağının elde edilmesi için biyolojik çeşitliliğe sahip ormanlar tahrip ediliyor. Yok olan ormanlar orangutanlar, pigme filler ve Sumatra gergedanı gibi zaten pek çoğu tehlike altındaki türlerin doğal alanlarının da yok olmasına sebep oluyor. Şu anda orangutanların kritik olarak tehlikede olan bir tür olmasının başlıca sebebi palm yağı plantasyonları için yağmur ormanlarının talan edilmesi.

‘Yağmur ormanları kurtarılabilir’

Mezopotamya Ajansı’nın aktardığına göre biyoteknoloji endüstrisi, yağmur ormanlarının yakılmasını veya kesilmesini gerektirmeyen sentetik bir alternatif bulduğunu iddia etti. Araştırmanın tamamlanması sonucunda bu sentetik alternatifin şampuan, sabun, deterjan, ruj, paketlenmiş ekmek, bisküvi, margarin, dondurma ve çikolata gibi gıda ürünlerine kadar her şeyde doğal palm yağının yerini alabileceği belirtiliyor.

Sentetik bir alternatife öncülük eden biyoteknoloji firmalarından biri olan C16 Biosciences’ın kurucusu Shara Ticku, “Son 30 yılda palm yağı plantasyonlarındaki büyümenin yüzde 50’sinin tropikal ormanların ve turbalıkların ormansızlaştırılmasına neden oldu. Çözmeye çalıştığımız sorunun kaynağı tam olarak budur. Bu ormanlarda yaşayan hayvanlar doğal habitatlarından oldu, kimisi egzotik hayvan tüccarlarının eline geçerken, ne yazık ki fuhuş sektöründe kullanılan orangutanlar da oldu” dedi.

Ticku, hayvanların neslinin tükenmesine neden olan palm yağının alternatifinin kullanılmaya başlamasının yağmur ormanlarını kurtarabileceğini açıkladı.

Çalışmalar devam ediyor

Araştırmanın henüz ticarileşmediğini ve devam ettiğini söyleyen Ticku, pek çok yüksek profilli firmanın araştırma ile yakından ilgilendiğini dile getirdi. “Şu anda C16 Biosciences‘ın amacı bir prototip oluşturmak ve onu ürünlerinde kullanmayı seçebilecek şirketlerden geri bildirim almak” diyen Ticku, şimdiden Almanya merkezli uluslararası gıda toptancısı Metro Grup‘un yakında çıkacak olan ürünle ilgilendiğini bildirdiğini açıkladı.

C16 Biosciences sentetik palm yağı üzerinde çalışan tek firma olmasa da, şu anda sonuca en yaklaşmış olan. Araştırmacılar, Birleşik Krallık’taki Bath Üniversitesi’nde ve Kaliforniya merkezli Kiverdi’de benzer bir çözüm üzerinde çalışmalar yapılıyor.

Devasa buzdağı Güney Georgia adasına çarpmak üzere

Güney Atlantik‘te küresel ısıtma sonucunda buzuldan kopan ve üç yıldır sürüklenen buzdağı, Birleşik Krallık‘a ait Güney Georgia adasına çarpmak üzere.

3 bin 900 kilometrekare büyüklüğündeki A68a adlı devasa buzdağının, 3 bin 528 kilometrekare yüzölçümü olan adaya 90 kilometre kadar yaklaştığı belirtildi. Kraliyet Donanması, buzdağının bu ay içinde adaya çarpabileceğini söyledi.

Birleşik Krallık hükümeti ise buzdağının incelenmesi için bir keşif ekibi yollama kararı aldı. Ocak sonunda bölgede olması beklenen ekibin uzaktan kumanda edilen iki sualtı planörü ve diğer cihazlarla örnek toplayarak buzdağının çevresine etkilerini inceleyeceği belirtildi.

Penguenlerin üreme alanı

Güney Georgia’da kışın daimi yerleşim yok. Yaz aylarında adada 30 kadar kişi ikamet ediyor. Ancak ada, penguenler ve balıkçıllar için dünyanın en önemli üreme alanı.

BBC’de yer alan habere göre adada yedi milyon penguen dahil 30 milyon kadar kuş ve iki milyon fokun yaşadığı tahmin ediliyor.

Fotoğraf: NASA

Besin zinciri bozulacak

200 metre derinliğe sahip olan buzdağının erimesiyle deniz suyu sıcaklığının değişeceği, çok büyük miktarlarda tatlı su açığa çıkacağı için planktonik organizmalardan balinaya bölgedeki tüm deniz canlılarının yaşamının olumsuz etkileneceği belirtildi.

Uzmanlar, buzdağının adaya çarptıktan sonra kara oturmasıyla bölgedeki besin zincirinin bozulacağını, bunun sonucu olarak penguen ve fokların ana besin kaynağı olan balık ve kril bulmasının güçleşeceğini söylüyor.

Temmuz 2017’de Larsen C Kıta Sahanlığı‘ndan kopan A68a, yakın bir zamana kadar dünyanın en büyük buzdağıydı. Zaman içinde kütlesinin önemli bir bölümünü kaybeden buzdağı, kıta sahanlığından koptuğunda Lüksemburg‘un iki katı kadar bir yüzölçümüne (5.800 kilometre kare) sahipti.