Ana Sayfa Blog Sayfa 1644

Beat Kuşağı’na ev sahipliği yapan Lawrence Ferlinghetti yaşamını yitirdi

“Şiir muhalif ve yıkıcı ve değişim için bir aracı olmalı.”
—Lawrence Ferlinghetti

Dünyaca ünlü şair, oyun ve roman yazarı, bağımsız yayıncı ve aktivist Lawrence Ferlinghetti yaşamını yitirdi.

San Francisco‘nun ilk Şair Ödülü sahibi ve ikonik City Lights Kitabevi‘nin kurucu ortağı olan Ferlinghetti 21 Şubat tarihinde hayata veda ettiğinde 101 yaşındaydı.

San Francisco Chronicle, Ferlinghetti’nin 40 yıl boyunca şehrin North Beach semtinde yaşadığı dairede akciğer rahatsızlığından öldüğünü bildirdi.

Common Dreams’in aktardığına göre New York Yonkers’ta doğan sanatçı, 2’nci Dünya Savaşı sırasında ABD Donanması’nda görev yapmış ve ardından Columbia Üniversitesi’nde İngiliz Edebiyatı alanında yüksek lisans derecesi almıştı.

Daha sonrasında San Francisco’ya taşınan Ferlinghetti burada bir kitapevi ve yayınevi açtı. 1951 yılında buraya gelişini anlatan sanatçı, “Tamamen açık bir şehirdi. Buraya gelip istediğiniz her şeye başlayabilirdiniz çünkü New York City’de çok paranız yoksa bir kitapçı kurmak imkânsız olurdu” demişti.

Fotoğraf: Shutterstock

Beat Kuşağı’nın merkezi oldu

Jack Kerouac ve Allen Ginsberg gibi Beat Kuşağı devlerinin eserlerini yayınlayan City Lights, San Francisco merkezli ve çalkantılı yirmi yıl boyunca dünyayı dönüştürecek bir karşı kültürün gök kubbesindeki yıldızdı.

Ginsberg’in Howl and Other Poems (1956) yayını, City Lights’ı Beat Kuşağı’nın en saygıdeğer edebiyat kurumu ve mekânı olarak tanıtacaktı.

Yargılanmasına neden oldu

Öte yandan yayınlanan bu kitap yasadışı uyuşturucu ve seks eylemlerine atıfta bulunması nedeniyle Ferlinghetti ve City Lights’ın yöneticisi Shig Murao’nun 1957 yılında tutuklanmasına neden oldu. Daha sonra yargıç kitabın ‘sosyal önemini telafi etmesiyle’ müstehcen olmadığına karar verdi.

San Francisco’lu romancı Herbert Gold, Chronicle’a verdiği demeçte “Lawrence Ferlinghetti, bu ülkede yayıncılığın serbest kalması için kapıyı tekmeledi. Şu anda klasik olarak kabul edilen birçok kitap için büyük bir risk aldı” ifadelerini kullanmıştı.

Kendisini bir Beat şairi olarak görmese de Ferlinghetti 1958’de ilk şiir koleksiyonu olan A Coney Island of the Mind‘ı yayınlamıştı. Kitapta Ferlinghetti’nin en ünlü eserlerinden ve daha sonra caz eşliğinde okunan I am Waiting ve Junkman’s Obbligato şiirleri yer alıyordu.

İkinci Dünya Savaşı’na dair

In Goya’s Greates Scenes We Seem to See isimli eserinde Napolyon Savaşları ve 2’nci Dünya Savaşı sonrası Amerika’yı karşılaştıran şair, şu dizeleri yazmıştı:

Onlar aynı insanlardı / sadece evden uzakta/ somut bir kıtada/ 50 şerit genişliğinde otoyollarda/ aptal mutluluk illüzyonlarını gösteren / reklam panolarıyla aralıklı

Savaş karşıtı hareketin önde gelen isimlerinden

Kendisini felsefi bir anarşist olarak tanımlayan Ferlinghetti 1960’lar ve sonrasındaki savaş karşıtı hareketin önde gelen isimlerinden biriydi. San Francisco’nun ünlü “Summer of Love” yılı olan 1967 yılında düzenlenen “Human Be-In” isimli etkinlikte öne çıkan sunuculardandı.

Ertesi yıl ise Vietnam Savaşı’na karşı Savaş Vergisi Protestosu yemininin önemli imzacılarından biriydi. 1968 yılında askeri giriş merkezi önünde yaptığı protesto nedeniyle 17 gün hapis cezasına çarptırıldı.

Aktivizmini eserlerinde de yaşatan Ferlinghetti, İsyan Sanatı Olarak Şiir (2007) isimli kitabında “Her şeyi sorgulayan Sokrates dahil her şeyi ve herkesi sorgulayın. Dünyayı, artık muhaliflere ihtiyaç duyulmayacak şekilde değiştirmeye çalışın. Devletin doğuştan şiddetsiz düşmanı” ifadelerine yer vermişti.

 

BM: İran uranyumu yüzde 20 oranında zenginleştirmeye başladı

Birleşmiş Milletler bünyesindeki Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), İran‘ın, uranyumu en az yüzde 20 oranında zenginleştirmeye başladığını teyit etti.

Yüzde 20’lik saflık oranı, İran’ın nükleer silaha teknik açıdan bir kaç adım uzaklıkta olduğu anlamına geliyor. Ajansın üye ülkelere gönderdiği raporda, İran’ın stokuna yüzde 20 oranında zenginleştirilmiş 17.6 kilogram uranyum eklendiği yazıldı.

2 bn 968 kilograma çıktı

Euronews Türkçe’nin haberine göre rapor, Tahran yönetiminin 2 Kasım’da 2 bin 443 kilogram olan zenginleştirilmiş uranyum miktarını 2 bin 968 kilograma çıkardığını belirtti.

İran, 2015’te imzalanan Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması (NPT) kapsamında uranyumdaki saflık oranını yüzde 3,67’nin, stokunu da 202.8 kilogramın altında tutmakla yükümlüydü.

Neler yaşandı?

İran Meclisi, nükleer fizikçi Muhsin Fahrizade Mahabadi’nin Tahran’da bir suikast sonucu öldürülmesinin ardından uranyumun yüzde 20 zenginleştirilmesi ve 2016 yılından bu yana gönüllü olarak uyguladığı NPT ek protokollerini durdurma kararı almıştı.

Tahran yönetimi, 5 Ocak tarihinde uranyumu yüzde 20 zenginleştirmeye başladığını açıklamış ve ABD yaptırımlarının kaldırılmaması halinde 23 Şubat tarihinde NPT ek protokollerini durduracağını duyurmuştu.

İran, Ek Protokol uyarınca, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) müfettişlerinin İran’ın nükleer tesislerini istedikleri anda aniden denetlemelerine izin vermişti. Tahran yönetiminin Ek Protokol’den çekilmesi, UAEA müfettişlerinin denetimlerinin sınırlandırılacağı anlamına geliyor.

İstanbul’da altı ilçe hava kirliliğinde hassas noktada: O bölgelerde daha az bulunmak lazım

İstanbul Büyükşehir Belediyesi‘nin (İBB) hava kalitesi haritasına göre; Sultangazi, Aksaray, Esenler, Bağcılar ve Kadıköy ilçelerinde hava kirliliği hassas seviyeye ulaştı.

İstanbul Teknik Üniversitesi Meteoroloji Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros, hava kalitesinin düşük olduğu yerlerde daha az bulunmak, vücudu yoracak sportif faaliyetlerden kaçınmak gerektiğini kaydetti.

‘Hava kalitesinin düşük olduğu yerlerde daha az bulunmak lazım’

DHA‘nın haberine göre, Prof. Dr. Hüseyin Toros, hava kalitesinin düşük olduğu zamanlar vücut hareketlerinin artması daha fazla solunum ve kirli havanın vücuda girmesi demek olduğu için bu tür faaliyetlerden kaçınmak gerektiğine vurgu yaparak, şu açıklamalarda bulundu:

Şu anda ülkemizde yüksek basınç alanı hakim. Yüksek basınç alanı olduğu zaman, havada genel olarak inici bir durum söz konusudur. Normal şartlarda hava yükselir ama yüksek basınç alanlarında genel olarak hava aşağı doğru çöker. Dolayısıyla gece boyunca ışınım yoluyla yeryüzünün hızlı bir şekilde soğuması, sabah güneşin doğması ile beraber havalar ısınınca buralarda buharlaşma oluyor, yere yakın seviyede pus oluşuyor.

Yüksek basınç alanlarında bir de hava hareket edemediği, yükselemediği için atmosfere saldığımız kirleticiler yükselemezler. Bu günlerde hava kalitesi diğer günlere göre daha düşüktür. Kirleticiler yere yakın olduğu için kalite düşmüş olur. Böyle günlerde mümkün mertebe kalitenin düşük olduğu yerlerde daha az bulunmak, vücudumuzu yoracak sportif faaliyetlerden kaçınmak lazım. Çünkü vücut hareketlerimizin artması daha fazla solunum ve kirli havanın vücuda geçmesi anlamına geliyor.”

‘Yeri geldiğinde dışarı çıkmamakta fayda var’

Prof. Dr. Toros, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı‘nın tüm illerde hava kalitesi ölçüm istasyonları olduğunu belirterek, orada turuncu, kırmızı, kahverengi renklerdeki bölgelere dikkat etmek gerektiğini kaydetti:

Onlara bakmak lazım. Orada renkler vardır, yeşil ve sarı renk görüyorsunuz sıkıntı yok. Ama turuncu, kırmızı, kahverengi gibi renkler varsa biraz daha dikkat etmek gerekiyor.

Yeri geldiğinde çıkmamakta fayda vardır diye düşünüyorum. İstanbul’a baktığımız zaman bazı bölgelerde sarı renkte, orta ama bazı yerlerde ise turuncu yani hassas seviyede bir hava kalitesi olduğunu görüyoruz. Bu durumun özellikle hassas grupları yaşlılar, çocukları olumsuz etkileyebileceğini söyleyebiliriz.

Aksaray, Esenler, Sultangazi gibi yerlerde hava kalitesinin diğer noktalara göre daha düşük olduğunu görüyoruz.”

Sultangazi, Aksaray, Esenler, Bağcılar ve Kadıköy hava kalitesi haritasında turuncu renkte.

‘Bu hafta sis ve pus etkili olacak’

Toros, Türkiye’de bu hafta sis ve pusun oluşacağı gibi, kirlilik değerlerinin de artacağını söyledi:

Normalde sıcaklık yükseklikle azalırken, bu günlerde yere yakın seviyeden yukarı çıktıkça daha sıcak oluyor. Dolayısıyla yere yakın seviyedeki hava üzerinde bir tabaka oluşmuş oluyor ve bundan dolayı yere yakın tabakada atmosfere saldığımız gazlar düşey yönde dağılamadığı için yer seviyesinde sis, pus oluşturuyor ve kirlilik değerleri artıyor. Verilere baktığımız zaman bu hafta, bu tabakanın ülkemizin pek çok yerinde etkili olacağını görüyoruz.”

Birleşik Krallık’ta rahim ağzı kanseri testleri evlere dağıtılacak

Birleşik Krallık Ulusal Sağlık Sistemi, evde yapılabilen rahim ağzı kanseri testlerini posta yoluyla kadınlara ulaştırmaya hazırlanıyor. Londra‘daki 31 bin kadın ile başlanacak denemelerde kanserin ilk belirtilerini erken teşhis etmek hedefleniyor.

Kültürel bariyerler, Covid-19 veya utangaçlık gibi çok farklı nedenler, kadınların aile hekimlerinde bu testleri yaptırmasının önüne geçebiliyor. Danimarka ve Avustralya gibi ülkeler de kadınların evlerine bu tür testler gönderiyor.

Posta yoluyla gönderebilecekler

Evde yapmaya uygun test kitlerinde rahimden örnek almak için pamuklu bir çubuk bulunuyor. Kadınlar aldıkları örneği postayla sağlık kuruluşlarına ulaştırabilecek.

BBC Türkçe’nin haberine göre test sonucunda insan papillom virüsü (HPV) tespit edilen kadınlar, rahim ağızlarındaki hücrelerin daha detaylı bir şekilde incelenebilmesi için aile hekimlerine davet edilecek.

Fotoğraf: Shutterstock

Erken teşhis hayati önemde

HPV enfeksiyonları söz konusu hücreleri değiştirerek kansere yol açabiliyor ve bu kanserin erken teşhisi hayatta kalma ihtimalini önemli ölçüde artırıyor.

Kanser araştırmaları yapan bir vakıf olan Cancer Research UK, evde yapılan testlerin ne kadar başarılı olduğunun henüz bilinmediğini belirtiyor.

Uzmanlara göre Birleşik Krallık’ta yalnızca 2020’nin Nisan ve Mayıs aylarında yapılamayan rahim ağzı kanseri testi sayısı 600 bin oldu.

‘Çığır açacak’

Evde test programının başında bulunan Londra’daki King’s College’dan Dr. Anita Lim, “Düzenli kontrollere gelmeyen kadınlar aynı zamanda en yüksek risk grubunda yer alan kadınlar” diyor ve ekliyor:

Bu yüzden testleri kolaylaştırmanın yolunu bulmalı ve önlemesi çok kolay olan bu kanseri erken teşhis etmeliyiz. Evde test imkanı bunun için çığır açacak.”

Termik santrallere atık muafiyeti getiren düzenlemeye yargı engeli

Termik santrallere atık muafiyeti getiren ve dip taraması sonucu elde edilen atıkların ikinci sınıf depolama tesislerinde depolanma imkanı veren yönetmelik değişikliklerine karşı açılan davada Danıştay İdare Davalar Kurulu yürütmenin durdurulmasına karar verildi.

Birgün’den Gökay Başcan’ın haberine göre TMMOB’un açtığı dava sonucu verilen kurul kararında, dava konusu düzenlemelerde hukuka uygunluk bulunmadığı, insan ve çevre sağlığı üzerinde telafisi imkânsız veya güç zararlara sebep olacağı belirtildi.

Ne olmuştu?

26 Aralık 2019’da ‘Atıkların düzenli depolanmasına dair yönetmelikte değişiklik yapılmasına dair yönetmelik’ Resmi Gazete’de yayımlanmıştı. Bu yönetmelikle birlikte yıl sonunda kapatılması beklenen termik santralların depolamaları gereken atıklar için uymak zorunda oldukları sınır değerler değiştirildi.

Kurumsal akademik rapor alan tesislere, düzenli depolama tesisi onay belgesi ve il müdürlüğü onayı olmaksızın “düzenli depolama” için çevre izin lisans başvurusu yapma hakkı verildi.

Danıştay reddetmişti

Öte yandan dip taramasına ilişkin ise yönetmelikte “Dip taraması faaliyeti sonucunda oluşan dip tarama malzemesi, karada bertarafının sağlanması durumunda ikinci sınıf depolama tesislerinde test edilmeksizin depolanabilir. Bu atıklar, belediye atıklarının depolandığı depolarda depolanamaz” maddesi yer aldı.

Termik santralların önünü açan ve teste tabi tutulmadan atıklarının depolanmasının insan ile çevre sağlığı açısından uygun olmadığını belirten TMMOB yürütmenin durdurulması talebiyle dava açtı. Danıştay yürütmenin durdurulması istemini reddetti. TMMOB’nin yaptığı itirazlar sonucunda İdari Dava Daireleri Kurulu’nca yürütmenin durdurulmasına karar verildi.

Gül: Zararların üzeri kapatılıyor

Süreci ve kararı değerlendiren TMMOB Genel Sekreteri Dersim Gül, “Çevre mevzuatı doğrultusunda oluşan yükümlülükler ya formalite süreçler ile kılıfına uyduruluyor ya da muafiyet sağlanarak ortadan kaldırılıyor. Santral yatırımcısı sermaye çevrelerin menfaatleri gözetilerek, insan sağlığına ve ekolojik sisteme verilen zararların üzeri kapatılıyor” dedi.

Mahkemenin kararını olumlu bir gelişme olduğuna dikkat çeken Gül, şu ifadeleri kullandı: Siyasal iktidar ve idareciler Anayasa’yı, sermaye çevrelerini korumak adına çiğniyorlar. Atanmış ya da seçilmiş yöneticilerin görevinin, santral yatırımcısı sermaye gruplarının çıkarlarını kollamak değil o bölgede yaşayan insanların, toplumun, çevrenin, doğanın ve ülkenin çıkarlarını korumak olduğunu yeniden hatırlatıyoruz.”

 

İstanbullular, kentteki imar planı değişikliklerini SMS yoluyla öğrenebilecek

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu, dün sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda, askıya çıkarılan imar planı değişikliklerinin İstanbullularla SMS yoluyla paylaşılacağını duyurdu. Bahsi geçen uygulama, Türkiye’de bir ilk olma özelliği de taşıyor.

İmamoğlu, konuyla ilgili “Artık gizli saklı imar planı değişikliği yok; her şey şeffaf, her şey erişilebilir” dedi.

Plan değişikliğinden haberdar olmak isteyen vatandaşlar, buradan  hangi bölgede imar değişikliğinin olduğu öğrenmek istiyorlarsa o bölgeyi işaretliyor. Ardından, cep telefonu numarası giriliyor ve bilgiler SMS olarak cep telefonuna gönderiliyor.

‘Artık gizli saklı imar planı değişikliği yok’

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, dün yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullanmıştı:

İstanbul’da imar plan değişikliğini yurttaşların anında öğreneceğini belirten İmamoğlu “Artık gizli saklı imar planı değişikliği yok; her şey şeffaf, her şey erişilebilir. Türkiye’de bir ilk olan bu hizmetle İstanbul’da alınan her karardan haberiniz olacak. Askıya çıkarılan tüm imar plan ve değişiklikleri anında SMS ile paylaşılacak.”

Gazeteci Abdurrahman Gök’ün yargılanmasına başlandı: 20 yıl hapis isteniyor

Diyarbakır’da Newroz alanına girmek isterken polis tarafından öldürülen Kemal Kurkut‘un fotoğrafıyla bilinen gazeteci Abdurrahman Gök hakkında “örgüt üyeliği” ve “örgüt propagandası” suçlamasıyla açılan davanın ilk duruşması bugün Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Duruşmayı Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Bölge temsilcisi Mahmut Oral ve gazeteciler izledi. Mezopotamya Kadın Gazeteciler (MKGP) Sözcüsü Ayşe Güney, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Eşbaşkanı Dicle Müftüoğlu, Mezopotamya Ajansı Kürtçe Editörü Kadri Esen ise koronavirüs tedbirleri gerekçe gösterilerek duruşma salonuna alınmadı. 

Habercilik faaliyeti ‘suç’ olarak gösterilmiş

Mezopotamya Ajansı’nın aktardığına göre haber kaynaklarıyla yaptığı telefon görüşmeleri, sosyal medya paylaşımları ve yaptığı haberler nedeniyle 7 yıldan 20 yıla kadar hapis istemiyle yargılanan Gök savunmasında, gazetecilik faaliyeti kapsamında yaptığı görüşmelerin suç unsuru olarak kendisine yöneltildiğini söyledi.

17 yıldır gazeteci olduğunu ifade eden Gök, “Meslek hayatım boyunca yaptığım haberler nedeniyle bu güne kadar ne tekzip aldım ne de hakkımda dava açıldı. Hakkımda açılan soruşturmalar ise takipsizlik kararıyla sonuçlandı. Gözaltına alınmadan bir hafta önce hakkımda açılan bir soruşturmada ifade verdikten sonra takipsizlikle sonuçlandı” dedi. 

Gök’ün tam vurulduğu anda çektiği fotoğraf, Kemal Kurkut davasında polislerin ceza almasına neden olmuştu.

Kendisine yönelik suçlamalarla ilgili iddia makamının gazetecilik faaliyetlerini suç unsuru olarak göstermeye çalıştığını kaydeden Gök, “İddianamedeki suçlamaların tamamı gazetecilik faaliyetlerimdir.  İddia makamı, yaptığım telefon görüşmelerin gazetecilik faaliyeti olduğunu kabul ediyor. Bu benim sevindirici bir şey” diye konuştu.

Bir sonraki duruşma 3 Haziran’da

Dosyadaki gizli tanığın beyanlarının gerçeği yansıtmadığını belirten Gök’ün avukatı Resul Tamur da, gizli tanık Sabır’ın bütün teşhis beyanlarının dosyaya alınmasını ve Gök’ün yurtdışı çıkış yasağının kaldırılmasını talep etti.

İddia makamı ise dava dosyasındaki eksik hususların giderilmesi yönünde görüş bildirdi.

Mahkeme, Gök’e yurt dışı yasağı ile adli kontrol tedbirinin kaldırılmasına, gizli tanık Sabır’ın gelecek celse dinlenmesine ve Gök’ün avukatının gizli tanığa sormak istediği soruları 14 gün içinde mahkemeye bildirmesine karar verdi.

Duruşmayı 3 Haziran’a ertelendi. 

 

Boris Johnson açıkladı: İngiltere’de koronavirüs kısıtlamaları 21 Haziran’da kalkıyor

Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson, İngiltere‘de tüm koronavirüs kısıtlamalarının 21 Haziran tarihinde kaldırılmasını hedeflediklerini duyurdu.

Koronavirüse karşı alınan önlemlerin dört aşamada gevşetileceğini açıklayan Johnson, 8 Mart’tan itibaren bütün okulların açılacağını ve iki kişinin açık havada buluşabileceğini kaydetti.

29 Mart’ta iki farklı haneden kişiler ya da en fazla altı kişi açık havada buluşabilecek. Açık hava sporlarına da izin verilecek.

İkinci aşamada restoran ve kafeler açılıyor

12 Nisan’dan itibaren geçilecek ikinci aşamada ise, kuaförler, dış mekanda hizmet veren restoran ve kafe gibi işletmeler açılacak. Söz konusu tarihten itibaren altı kişiye kadar bu tür yerlerde buluşmak mümkün hale gelecek.

Fotoğraf: Reuters

Vaka sayılarının beklendiği oranda düşmesi halinde de 17 Mayıs’ta üçüncü aşamaya geçilecek. Bu aşamada, iki farklı aileden kişilerin kapalı mekanlarda buluşmalarına izin verileceği gibi, sinemalar ve oteller de açılacak.

Konser ve spor müsabakalarında sosyal mesafe önlemlerinin alınması şartıyla seyirci alınabilecek.

21 Haziran son aşama

21 Haziran’da ise dördüncü aşamaya geçilecek. Bu tarihte sosyal temasla ilgili bütün yasal sınırlamaların kaldırılacağı gibi, kapalı olan gece kulüpleri gibi yerler de açılacak.

Seyahat yasakları ne zaman kalkacak?

Başbakan Boris Johnson, gerekli olmayan uluslararası seyahatlere yönelik kısıtlamaların da 17 Mayıs’a kadar yürürlülükte olacağını kaydetti.

Johnson, tatilcilere yaz tatiliyle ilgili plan yapabilmeleri için güvenli seyahat imkanlarına ilişkin değerlendirmelerin 12 Nisan’a kadar açıklanacağını belirtti. Hükümet, yapacağı açıklamada uluslararası seyahatlerin ne zaman ve ne ölçüde yeniden başlatılacağıyla ilgili bilgiler verecek.

Dört önemli kriter

Hükümet, her bir aşamaya geçmeden önce, dört kritere bakacak. O kriterler ise şöyle:

  • Koronavirüs aşılama takviminin planlandığı gibi işlemesi
  • Aşıların ölümler ve ağır hastalıkları yeterince azalttığının görülmesi
  • Bulaş hızının hastaneleri zorlayacak düzeyde olmaması
  • Virüsün yeni varyantlarında, sınırlamaların kaldırılmasını engelleyecek yeni özellikler görülmemesi

Kısıtlamaların kaldırılması sadece İngiltere için geçerli. İngiltere, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda’dan oluşan Birleşik Krallık’ta İngiltere dışındaki diğer bölgelerin kendi bölgesel hükümetleri var.

Koronavirüs salgınından en ağır etkilenen ülkeler arasında bulunan Birleşik Krallık’ta şimdi kadar salgın sebebiyle 120 bini aşkın kişi hayatını kaybetti.

İsrail’deki petrol sızıntısına dair soruşturmaya yayın yasağı getirildi

İsrail Çevre Koruma Bakanlığı, Akdeniz‘e 190 kilometrelik kıyı şeridinin katranla kaplanmasına yol açan çevre felaketiyle ilgili başlatılan soruşturma hakkında yayın yasağı getirdi.

Pazar günü yaşanan olayda öbek öbek katran sahillere vurmuş, birçok deniz canlısı petrol bulanırken sahiller halkın girişine engellenmişti. Pazartesi günü itibariyle petrol sızıntısı Lübnan’daki sahillere de ulaşmıştı.

Katranın 50 kilometre açıktan geçen bir gemiden 11 Şubat’taki fırtına sırasında boşalmış olabileceğini belirten yetkililer sorumlu gemiyi tespit etmek için çalışma başlatmıştı.

Gerekçe: Uluslararası soruşturmaya zarar verebilir

Benyamin Netanyahu hükümetinin İsrail tarihinin en büyük çevre felaketlerinden birinin kaynağı ve sorumlularını bulmak için Avrupa Deniz Emniyeti Kurumu (EMSA) ile ortak yürütülen soruşturma hakkında yayın yasağı getirmesi, tepki topladı.

Sputnik’in aktardığına göre Çevre Koruma Bakanlığı, yasağı, bu hassas aşamada yapılacak yayınların uluslararası boyutlu karmaşık soruşturmaya zarar vereceğiyle gerekçelendirdi.

Tepkiler üzerine yayın yasağı kısmen kaldırıldı. Hayfa’daki bir mahkeme, soruşturmanın bazı ayrıntılarının yayımlanmasına izin verirken, kirlenmeden sorumlu olabileceğinden şüphelenilen gemilerin adlarının -çarşamba 16.00’ya kadar bildirilenler hariç- yayımlanması üzerindeki yasağı korudu.

Hükümet daha önce uyarılmış

Kuzeyde Hayfa’dan başlayıp, Akka, Tel Aviv ve güneyde Aşkelon‘a kadar uzanan kıyı şeridinin tonlarca katranla öbek öbek kaplanması, kuş, balık ve kaplumbağa gibi pek çok canlı türünü öldürürken, ekolojik felakete yol açtı.

İsrail Doğa ve Parklar İdaresi’ne göre temizlenmesi aylar ve hatta yıllar alabilecek petrol sızıntısının kaynağı araştırılırken, ilkin çarşamba gözlenen sızıntıyla ilgili İsrail hükümetinin aslında günler öncesinden uyarıldığı anlaşılmıştı.

Çevre Koruma Bakanı Gila Gamliel petrol sızıntısından Akdeniz’de yasadışı şekilde ham petrol taşıyan gemileri sorumlu tuttu.

Greenpeace: Komplo teorilerine yol açar

Greenpeace’in İsrail kolunu yöneten Jonathan Aikhenbaum, “Yayın yasağı, Çevre Koruma Bakanlığı’nın kritik bilgileri kamuoyundan saklama siciline uyuyor” dedi.

Bunun komplo teorilerini beraberinde getirmesinin kaçınılmaz olduğunu belirten Direktör Aikhenbaum, çevre örgütlerinin, akademisyenlerin ve pek çok İsrail yurttaşının gidişatı çok yakından takip ettiğini, dolayısıyla eninde sonunda gerçeğin ortaya çıkacağını dile getirdi.

 

Facebook’tan geri adım: Avustralya’da haber içeriği engellenmeyecek

Facebook, Avustralya‘daki kullanıcılarının haber içeriğine erişimini engelleme kararından vazgeçeceğini açıkladı.

Avustralya Başbakanı Scott Morrison da “küstahlık” diye nitelediği bu kararın ardından yasa tasarısından geri adım atmayacaklarını söylemiş ve “Büyük teknoloji şirketleri dünyayı değiştiriyor olabilir ama dünyayı yönetemezler” demişti.

‘Yeniden arkadaş olduk’

Avustralya Maliye Bakanı Josh Frydenberg, Facebook CEO’su Mark Zuckerberg’in kendisine “önümüzdeki günlerde” erişim engelini kaldıracağını söylediğini açıkladı. “Facebook, Avustralya ile yeniden arkadaş oldu” sözleriyle duyuran Frydenberg, yasa tasarısında değişiklikler yapılacağını söyledi.

Geçen hafta Meclis’in alt kanadından onay alarak Senato’ya gelen yasa tasarısı emsal oluşturma potansiyeli nedeniyle tüm dünyada yakından izleniyordu.

Adil müzakere süreci

Hükümete göre yasa tasarısı, teknoloji devleriyle haber kuruluşlarının, haber içerikleri üzerinden elde edilen gelir konusunda “daha adil” bir müzakere sürecine kapı aralamayı hedefliyor.  Facebook ve Google ise yasa tasarısının internetin işleme biçimini “yanlış yorumladığını” öne sürüyordu. Facebook ayrıca haber içeriğinden çok az gelir elde ettiğini savunuyordu.

Facebook, müzakerelerde hükümetten güvenceler bazı güvenceler aldığını açıkladı. Şirketin küresel haber ortaklıklarından sorumlu başkan yardımcısı Campbell Brown, “Küçük ve yerel yayıncılar dahil, destekleyeceğimiz yayın kuruluşlarını bizim seçmemizi öngören bir anlaşmaya vardık” diye konuştu.

Facebook’un, platformda paylaştığı içerik için haber kuruluşlarına ödeme yaptığı bir uygulaması var. Google da aralarında Nine Entertainment, Seven West Media ve Rupert Murdoch‘a ait News Corporation‘ın da bulunduğu Avustralya merkezli yayıncılarla bir dizi anlaşma imzalamıştı.