Ana Sayfa Blog Sayfa 1643

AB: HDP’ye yapılan baskılardan derin endişe duyuyoruz

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Türkiye’yi HDP ve parti üyelerine yönelik baskılar konusunda eleştirdi.

DW Türkçe‘nin aktardığına göre Borrell’in sözcüsü Peter Stano, “AB’nin HDP ve üyelerine yönelik süregelen baskılardan derin endişe duyduğunu” belirtti.

“Son dönemde tutuklamalar ve seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınması uygulamalarıyla siyasi yargılama görünümü veren hukuki süreçler ve TBMM üyelerinin parlamenter dokunulmazlıklarının kaldırılması girişimleri”ne dikkat çeken Stano, bu gelişmelerin, HDP’nin eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş‘ın serbest bırakılmasına yönelik Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararının uygulanmaması ve yüzlerce yerel politikacı, seçilmiş yetkili ve HDP üyelerinin terörle bağlantılı suçlar nedeniyle gözaltına alınması sonrasında yaşandığına işaret etti. 

‘Türkiye, demokratik sistemi teminat altına almak zorunda’

Sözcü, herhangi bir suç ve kusurlu davranış iddiasının hukuki süreçlerle kanıtlanması ve masumiyet karinesinin teminat altına alınması gerektiğini kaydetti. Açıklamada, “Avrupa Konseyi’nin uzun yıllardır üyesi ve AB üye adayı olan Türkiye, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve siyasi örgütlenme özgürlüğü dahil olmak üzere demokratik sistemini teminat altına almak zorundadır” ifadesini kullandı. 

Kalın’dan yanıt: PKK lobisi

Borrell’in sözcüsü Peter Stano’ya ilk cevabı ise Twitter’dan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın verdi. Açıklamaya tepki gösteren Kalın, “Belki bir kez olsun, Irak’ın Gara kentinde 13 kişiyi acımasızca idam eden ve AB listesinde yer alan terör örgütü PKK ile ilgili endişeleriniz olabilir. Yoksa bu, PKK lobisiyle başınızı belaya mı sokar?” mesajını paylaştı.

Çin’deki boşanma davasında ev işleri için tazminat kararı

Çin‘de tartışmalara yol açan bir boşanma davasında, Çinli bir adama, eski karısına yıllarca karşılığı ödenmeyen ev işi için yaklaşık 55 bin TL ödeme kararı çıktı.
 
Ülkenin bu yıl yürürlüğe giren yeni Medeni Kanunu‘na göre, boşanan eşler evde daha fazla sorumluluk alırlarsa ilk kez tazminat talep etme hakkına sahip olmuştu. Önceki medeni kanunda bu tür tazminatlara yalnızca evlilik sözleşmesinde yer verilmesi durumunda karar verilebiliyordu. Fakat Çin’de evlilik sözleşmesi nadiren yapılıyor.
 
AFP‘nin aktardığına göre, eski karısı Wang, Pekin Mahkemesi‘ne, beş yıllık evlilik boyunca “çocuğa baktığını ve ev işlerini yönetirken, (kocası) Chen’in işe gitmenin yanı sıra başka herhangi bir ev işini umursamadığını veya bunlara katılmadığını” söyledi.
 
4 Şubat’ta görülen duruşmada ev işi ve çocuk bakımı için ekstra tazminat talebinde bulunan Wang’ı haklı bulan mahkeme, kadının 50,000 yuan (55 bin TL) artı tek çocuk velayeti ve her ay fazladan 2.000 yuan nafaka alması gerektiğine karar verdi.
 
Çin yerel basınında ise Wang’ın başlangıçta 160.000 yuan tazminat talebinde bulunduğu gerekçesiyle temyize gittiğini açıklamasının,  kadınların ücretsiz ev içi emeğinin değeri konusunda yaygın çevrimiçi tartışmalara yol açtığı belirtiliyor. 

Tazminat düşük bulundu

Trend olan “evde oturan karısı 50,000 yuan ev işi tazminatı alıyor” hashtag’i Çarşamba günü Twitter benzeri Weibo platformunda 570 milyondan fazla görüntülendi.

Bazı sosyal medya kullanıcıları beş yıllık ev içi emek karşılığında verilen 50 bin yuanlık tazminatı düşük buldu. Bir kullanıcı “Pekin’de bir yıl boyunca bebek bakıcısı tutmanın maliyeti bile 50 bin yuandan fazla. Ev kadınlarının emeği hafife alınıyor” dedi.

Bazı kullanıcılar bekar kalmanın faydalarını vurgularken bazıları da kadınların kendilerini korumak için evlendikten sonra da kariyerlerine devam etmesi gerektiği yorumunda bulundu: “Hanımlar, her zaman bağımsız kalmayı unutmayın. Evlendikten sonra çalışmayı bırakmayın, kendi yolunuzu çizin.”

Çin’de kadınların eviçi emeği erkeğin 2.5, Türkiye’de 4.5 katı

Yargıçlardan birinin Pazartesi günü yerel basında aktardığına göre, miktar çiftin evli olduğu süre artı “Wang’ın ev işlerine harcadığı çaba, Chen’in geliri ve yerel yaşam maliyetini” yansıtıyor. 

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), Çinli kadınların günde yaklaşık dört saatini ücretsiz iş yaparak geçirdiğini tahmin ediyor, bu erkeklerinkinin 2,5 katı. 

Türkiye‘de ise kadınlar erkeklerin 4,5 katı ücretsiz hane içi emek harcıyor. Bu, Japonya‘nın ardından OECD içinde en büyük ikinci oran.

 

Boğaziçi’ndeki açık derslerin bugünkü konukları: Judith Butler ve Şebnem Korur Fincancı

Boğaziçi Üniversitesi‘ne AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Melih Bulu‘nun rektör olarak atanmasına karşı başlayan protestolar kapsamında hazırlanan Açık Dersler bu hafta da devam ediyor.

24 Şubat Çarşamba (bugün) yapılacak çevrimiçi etkinlikte konuşmacı olarak Berkeley Üniversitesi’nden feminist düşünür ve akademisyen Judith Butler yer alacak.

Çevrimiçi olarak takip edilebilecek

Saat 21.00’da düzenlenecek Açık Ders’te Butler, Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerine “Bölgelerarası Dayanışmalar” hakkında ders verecek.Çevrimiçi yapılacak ders, Youtube’dan da canlı izlenebilecek. Ayrıca, Butler, doğum gününü de canlı yayında öğrencilerle birlikte kutlayacak.

Yarınki diğer bir Açık Ders’te ise Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı yer alacak.Korur Fincancı, 14:00’te Güney Kampüs’e Zoom üzerinden konuk olacağı etkinlikte “Türkiye’de Akademi ve İnsan Hakları” başlığında konuşacak.

 

Mersin’de narenciye alanında yapılacak sanayi sitesine itiraz süreci başladı

Mersin Mezitli Belediyesi tarafından 17 Şubat tarihinde askıya çıkarılan 1/1000 ölçekli imar planına bir ay boyunca itiraz edilebilecek.

Askıya çıkarılan ilan planıyla Davultepe Mahallesi‘ndeki 360 dönüm narenciye alanında sanayi sitesi yapılmak isteniyor.

Bir ay askıda kalacak ilana yapılan itirazlar belediye meclisinde ele alınacak. Belediye meclisinin itirazları kabul etmesi durumunda imar planı iptal edilecek. Meclisin itirazları kabul etmeme durumunda ise narenciye alanları yapılaşmaya açılmış olacak.

Bölgedeki narenciye üretimi görmezden gelindi

Güney Gazetesi‘nden Abidin Yağmur‘un haberine göre, ilan askı tutanağında, Mezitli Küçük Sanayi Sitesi’nin yapılması için Davultepe’de bulunan narenciye alanlarını imara açan plan değişikliği 1 Aralık 2020 tarihinde Mezitli Belediye Meclisi tarafından kabul edilirken, 11 Ocak 2021 tarihinde de Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından onaylandı.

Narenciye bahçelerinin imara açılmasıyla ilgili evrak incelendiğinde, bölgedeki narenciye üretimi ve ağaç varlığını tamamen görmezden geldiği belirtildi.

Raporda, sanayi sitesi alanında patlayıcı, parlayıcı ve yanıcı madde içeren iş yerlerinin açılamayacağı vurgulanırken, bu alanda yapı yoğunluğunun 0,90 ve kat yüksekliğinin en fazla 8,5 metre olacağının açıklandığı kaydedildi.

İmar planı, 19 Mart’a kadar Mezitli Belediyesi’nin panolarında ve Mezitli Belediyesi’nin internet sitesinde askıda kalacak.

İzmir AKP İl Kongresi’nde pandemiye rağmen izdiham yaşandı: Yasaklar sadece bize mi?

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın da katılacağı koronavirüs pandemisine rağmen düzenlenen AKP İzmir İl Kongresi‘nde yine sosyal mesafe kurallarına dikkat edilmedi.

Salona girmek için sıra bekleyen binlerce yurttaş, kalabalık gruplar halinde turnikelerden geçiş yaptı. Üç ayrı polis noktasında aramaların yapıldığı ve üst düzey güvenlik önlemlerinin alındığı salonda, izdiham yaşandığını gösteren görüntüler büyük tepki topladı. 

Bizim iş yerlerimiz neden kapalı?

Beyoğlu Esnafı tarafından yapılan paylaşımda da “Bugün AK Parti İzmir İl Kongresinin girişinde çekilen görüntüler bunlar. Böyle kongreler yapılabiliyorsa neden bizim iş yerlerimiz kapalı? Böyle adaletsizlik olur mu! Yazık değil mi esnafa?” soruları yöneltildi.

‘Sizi farklı kılan ne?’

Üsküdar Üniversitesi‘nde öğretim üyesi Deniz Ülke Arıboğan ise paylaşımında “AK Parti’nin yükselen tepkilere rağmen hıncahınç dolu salonlarda Kongre yapmaya devam etmesi inanılmaz.  Milyonlarca çalışan, esnaf kan ağlıyor; çocuklar gençler okullarına gidemiyor; toplum ağır travma altında ve herkes pandemi yasaklarının bitmesini bekliyor. Sizi farklı kılan ne?” tepkisini gösterdi.

Karadeniz’de ‘lebalep’ kongreler

Daha önce de AKP’nin Karadeniz bölgesinde gerçekleştirdiği il kongreleri büyük tepki toplamıştı. Kapalı spor salonunda düzenlenen Rize AKP İl Kongresi‘nde konuşan Erdoğan “Salgının olduğu bir dönemde kongre yapıyoruz ve Rize’de salon lebalep (tıklım tıklım) dolu” demişti.

Gelen tepkilere rağmen Erdoğan, Trabzon AKP İl Kongresi’ne katılmış ve salonda yine sosyal mesafe kurallarına uyulmadığı görüntülenmişti.

Bu kongrelerin ardından açıklanan haftalık vaka sayılarında vaka sayısının özellikle Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon ve Rize gibi Karadeniz illerinde, İstanbul ve Ankara gibi kentlerin üç, dört katı fazla olduğu görüldü.

‘Kişilere kamu kaynaklarıyla test yapılıyor’

Öte yandan CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, pandemi döneminde devam eden AKP il kongreleri öncesinde katılımcılara kamu kaynakları kullanılarak Covid-19 testi yapıldığını söyledi.

Kalabalıklığıyla dikkat çeken AKP il kongrelerinde belirti aranmaksızın Covid-19 testi yapıldığını ifade eden Emir yaptığı açıklamada, “Ankara’daki kongre öncesinde yüzlerce kişinin testi Cumhurbaşkanlığında yapıldı. İki gün önce de İzmir kongresinin testi için pazar günü kamu hastaneleri seferber edildi. Sağlık Bakanlığı, söz konusu AKP kongresi olunca ne kriter dinliyor ne de algoritma” dedi.

‘AKP’li olma kriteri mi eklendi?’

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca‘nın yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi sunan CHP’li milletvekili şu soruların yanıtlanmasını talep etti:

AKP il kongresine katılan yönetici ve üyelerinin hangi semptomla kamu hastanelerinde PCR testi yapıldı? Yoksa test yaptırmak için belirlenen kriterler arasına AKP yöneticiliği ya da üyeliği mi eklendi?”

 
 

Öğretmenlere aşılama başladı

Covid-19 aşısının ilk dozunu olan Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, öğretmenlere yönelik başlatılan aşı programı kapsamında, eğitimcilerin sağlık kuruluşlarında aşılarını yaptırabileceklerini bildirdi.

Çorum‘da öğretmenlere aşı uygulaması programına katılan Selçuk, aşı tedarik sürecine bağlı olarak Sağlık Bakanlığı‘yla planlamaların yapıldığını söyledi:  

“Biz kendilerine 1 milyon 259 bin okul çalışanımızın listesini geçtiğimiz haftalarda iletmiştik. Tüm vatandaşlarımız gibi e-nabızda ya da 2023’e kısa mesaj göndererek kendilerine nasıl sıra geldiği konusunda bilgi alabilirler. Daha sonra da yine istedikleri şekilde randevu sistemi oluşuyor ve oraya bağlı olarak aşılarının ilk dozunu yaptırabilecekler. İkinci doz için de aynı şekilde bir uygulama söz konusu olacak.”

Bakan Selçuk, salgın sürecinin başından beri tüm okulların Türk Standartları Enstitüsünün belirlediği standartlara göre her türlü hazırlığını yaptığını belirtti. 

‘Tüm öğretmenlerin aşılanması söz konusu değil’

Selçuk şunları söyledi: 

“Meslek liselerimizin, halk eğitim merkezlerimizin üretimleri sayesinde de hiçbir malzeme sıkıntısı yaşamadan temizlik malzemesi ve diğer ihtiyaçlarla ilgili malzemeler konusunda hiçbir problem yaşamaksızın rahatlıkla bu süreci yürütebiliriz. Okullarımız hazır. Okulum Temiz Belgesi‘ni okullarımızın tamamına yakını almış durumda. Bu bildiğiniz gibi bir dış denetimle gerçekleştirilebiliyor. 

Biliyorsunuz dünyada da aşılama yeni başlıyor. Ama Dünyada hiçbir ülkede tüm ülkenin aşılandığı, dolayısıyla tüm öğretmenleri aşılandığı bir durumda söz konusu değil.”

 

AYM, İletişim Başkanlığı’nın AA üzerindeki denetim yetkisini iptal etti

Anayasa Mahkemesi (AYM) CHP’nin başvurusu üzerine Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın Anadolu Ajansı’nın (AA) “faaliyet” ve “örgütlenme ve insan kaynakları yönetimi” üzerindeki denetim yetkisini anayasaya aykırı bularak iptal etti.

Kararda, “Ajansın faaliyetlerinin yürütmenin içinde yer alan ve Cumhurbaşkanlığına bağlı olan başkanlıkça denetlenmesi, ajansın özerkliğiyle bağdaşmadığı gibi yayınlarının tarafsızlığını da etkileme ihtimalini barındırmaktadır” denildi. Cumhurbaşkanlığı’nın 33 No’lu kararnamesi ile 18 Nisan 2019’da İletişim Başkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nde değişiklik yapılmıştı. 

CHP’nin başvurusunda kamu yardımı almasına rağmen özel şirket niteliği bulunan Anadolu Ajansı Türk Anonim Şirketi’nin denetimine dair kanunlarda düzenlemelerin bulunduğunu anımsatıldı. CHP başvurusunda, harcamaların yıllık bütçelerle yapılması nedeniyle Ajans ile sözleşme yapılmasını öngören kuralın kanunla düzenlenmesi gerektiği, ayrıca kararname ile İletişim Başkanlığı’na verilen denetim yetkisinin kurumun özerkliği ve tarafsızlığıyla bağdaşmadığı” gerekçesiyle iptali talep edildi.

İkiye karşı 13 oyla 

 30 Aralık 202o’de CHP’li Engin Altay, Özgür Özel ve Engin Özkoç ile  137 milletvekilinin imzasıyla açtığı iptal davasını karara bağlayan AYM’nin kararının gerekçesi bugünkü Resmi Gazete’de yayımlandı. Gerekçede üyeler Rıdvan Güleç ve Recai Akyel’in karşı oyları nedeniyle iptal kararının ikiye karşı  karşı 13 oyla alındığı belirtildi. 

Yayımlanan gerekçeli kararla AYM, “Denetime ilişkin usul ve esaslar Başkanlıkça belirlenir” şeklindeki ikinci cümle ile “Yapılacak sözleşmede Anadolu Ajansı yöneticilerinin atanma yolları da belirlenir” ibareli üçüncü cümlenin de iptaline karar verdi.

AYM kararı özetle şöyle:

‘AA’nın özerkliğini, tarafsızlığını etkiler’

“Kuralın birinci cümlesinde ajansın bütçesinin yanı sıra faaliyeti, örgütlenmesi ve insan kaynakları yönetimi üzerindeki denetimin de merkezi idare tarafından yapılması öngörülmektedir. Ajansın şirket olarak temel amacı, yurt içinde ya yurt dışındaki olaylarla ilgili doğru, çabuk, tarafsız, çağdaş haber ve fotoğraf, görüntü ve multimedya istihbaratı yaparak bilgiyi basın ve yayın abonelerine ulaştırmaktır. Bu itibarla ajansın faaliyetlerinin yürütmenin içinde yer alan ve Cumhurbaşkanlığına bağlı olan başkanlıkça denetlenmesi, ajansın özerkliğiyle bağdaşmadığı gibi yayınlarının tarafsızlığını da etkileme ihtimalini barındırmaktadır.

Öte yandan Ajansın örgütlenmesi ve insan kaynakları yönetimi üzerinde Başkanlığın denetim yetkisine sahip olması da Ajansın kendi faaliyetlerine ilişkin kararları alma ve uygulama konusundaki serbestisini ortadan kaldırdığından Anayasanın 133. Maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kamu tüzel kişilerinden yardım gören haber ajanslarının özerkliği ilkesiyle bağdaşmamaktadır.”

CBK çıkarabilme yetkisinin bir sonucu olarak CBK ile düzenlenmesi gereken bir konuya ilişkin düzenleme yetkisinin Cumhurbaşkanı’nca CBK çıkarmak suretiyle kullanılması ve bu yetkinin idareye bırakılmaması gerekir. Anayasa koyucu tarafından CBK’ya tanınan asli bir yetkinin, başka bir idari işleme bırakılması mümkün değildir.

‘Sözleşme ile yönetici atanamaz’

Anayasanın 133. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen haber ajanslarının özerkliğinin, Ajansın kendi yönetim ve örgütlenmesine ilişkin kararları alma ve uygulama konusunda gerekli yetkiyle donatılmış olmasını ve Ajansın dış etkilere karşı korunmasını güvence altına aldığına işaret edilen kararda, “Bu itibarla Ajansın yöneticilerinin atama yollarının her yıl yenilenen sözleşme ile belirlenmesi, Ajansın, Anayasa’nın anılan maddesi gereğince sahip olduğu özerkliği anlamsız kılmaktadır.” 

 

Dünyada kişi başına düşen güneş enerjisi tüketimi ne durumda?

Güneş enerjisi kullanımı M.Ö 4.000 yılına kadar uzanıyor. Bu tarihte eski uygarlıklar yaz aylarında aşırı ısıyı azaltırken, kışın güneşin sıcaklığını daha fazla kullanacak konutlar tasarlamak için güneş mimarisi kullanıyordu.

Uzun geçmişine rağmen yenilenebilir bir güç kaynağı olarak güneş enerjisine daha yeni güvenmeye başladık. BP’nin Dünya Enerjisi İstatistiksel İncelemesi’nden yola çıkarak Our World in Data tarafından hazırlanan bu veri görselleştirme 54 yıldan uzun bir sürede güneş enerjisi tüketiminin dünya genelinde nasıl arttığını gösteriyor.

Avustralya güneş enerjisinde dünya lideri

Güneş enerjisi tüketimi kilovat saat (kWh) olarak ölçülür ve en son tahminlere göre Avustralya, 2019 yılında 1.764 kWh ile kişi başına en yüksek güneş enerjisi tüketimi açısından dünyanın lideri. Bu başarının arkasındaki kombinasyon ise şu şekilde:

  • Optimum hava koşulları
  • Kişi başına yüksek gayri safi yurtiçi hasıla (GSYİH)
  • Güneş enerjisine geçişi teşvik eden tarifeler

Kurulumda mali yardım ve tarife garantisi gibi devlet sübvansiyonları, konut tipi güneş enerjisi sistemlerinin maliyetlerini watt başına yalnızca 0,70 ABD dolarına düşürmeye yardımcı oluyor.

 

İkinci sırada yer alan Japonya, kişi başına toplam birincil enerji tüketimine kıyasla en yüksek güneş enerjisi payına (yüzde 3,59) sahip. Bunun sebebi ise 2011’deki Fukuşima nükleer felaketinden sonra, ülkenin 2030’a kadar yenilenebilir enerji kullanımını ikiye katlama planları yapması.

Japonya, terk edilmiş golf sahalarını yeniden düzenlemekten yüzen “güneş adaları” inşa etmeye kadar yaratıcı yollarla bugünkü yüksek güneş enerjisi kullanım oranlarına ulaştı.

Türkiye‘de 2019 yılında kişi başına düşen güneş enerjisi tüketimi ise 324 kWh olarak gösteriliyor.

Listenin en alt sırasındaki ülkeler

Öte yandan, güneş enerjisi kullanımında geride kalan birkaç ülke fosil yakıtlara büyük ölçüde bağımlı ülkelerden oluşuyor. Bunlar arasında Irak, İran ve Venezuela gibi birkaç OPEC üyesi ve eski üye ülke Endonezya bulunuyor.

Fosil yakıta dayalı ekonomi, dünyanın en çok yıllık güneşlenme saatini alan bölgelerinde bulunan bu ülkelerin güneş potansiyelini neden gerçekleştirmediğini açıklayabilir.İlginç bir şekilde İzlanda bu listede farklı bir nedenden dolayı yer alıyor. Ülke güneş enerjisi yerine hidroelektrik ve jeotermal enerjiden yararlanmayı tercih ediyor.

Solar enerjinin geleceği

Yukarıdaki görselleştirme, güneşin küresel enerji karışımı üzerindeki etkisinin daha yeni başladığını gösteriyor. Güneş enerjisi üretimiyle ilgili maliyetler düşmeye devam ettikçe, güneş enerjisini daha önemli bir güç üretim aracına dönüştürmek için istikrarlı bir yol izliyoruz.

Sonuç olarak, dünyanın toplam yenilenebilir kaynaklardan öngörülen enerji karışımının 2040 yılına kadar yüzde 300’ün üzerinde artması bekleniyor, güneş enerjisi de yükselen bir trend izliyor.

Resmi Gazete’de yayımlandı: Büyükelçilik ve DSİ’ye yeni atamalar

Resmi Gazete‘de Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın imzasıyla, bazı büyükelçilerin görev değişikliğine ilişkin atama kararları yayımlandı.

Söz konusu kararlara göre, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi Serdar Kılıç, İrlanda Cumhuriyeti nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi Levent Murat Burhan ve Sırbistan Cumhuriyeti nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi Tanju Bilgiç merkeze alınmış oldu.

Yeni atamalar

Bu kararla birlikte, ABD nezdinde Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği’ne Türkiye’nin Tokyo Büyükelçisi Hasan Murat Mercan, Japonya nezdinde Tokyo Büyükelçiliği‘ne Çok Taraflı Siyasi İşler Genel Müdürü Korkut Güngen, Sırbistan Cumhuriyeti nezdinde Belgrad Büyükelçiliği’ne Enformasyon Genel Müdür Yardımcısı Hami Aksoy ve İrlanda Cumhuriyeti nezdinde Dublin Büyükelçiliği‘ne Strateji Geliştirme Başkanı Mehmet Hakan Olcay atandı.

Devlet Su İşlerinde’de de yeni atamalar var

Öte yandan, diğer atamalar ise Devlet Su İşleri‘ne (DSİ) yapıldı.

Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu üyeliğine Prof. Dr. Ömer Özyılmaz atandı. 16 bölge müdürlüğüne yapılan atamalar da şu şekilde:

  • DSİ 3. Bölge Müdürlüğü’ne Kağan Şan,
  • 5. Bölge Müdürlüğü’ne 11. Bölge Müdürü Murat Alp,
  • 7. Bölge Müdürlüğü’ne Ahmet Ersin Gökçe,
  • 8. Bölge Müdürlüğü’ne 20. Bölge Müdürü Emrah Köleoğlu,
  • 9. Bölge Müdürlüğü’ne 5. Bölge Müdürü Mahmut Dündar,
  • 12. Bölge Müdürlüğü’ne 9. Bölge Müdürü Okan Bal,
  • 13. Bölge Müdürlüğü’ne 12. Bölge Müdürü Hayrullah Coşkun,
  • 14. Bölge Müdürlüğü’ne Celaleddin Ensar Şengül,
  • 17. Bölge Müdürlüğü’ne Ayhan Şahna,
  • 18. Bölge Müdürlüğü’ne Rahmi Şahin,
  • 20. Bölge Müdürlüğü’ne Sadullah Seven,
  • 21. Bölge Müdürlüğü’ne Göktuğ İlter,
  • 23. Bölge Müdürlüğü’ne İbrahim Yaroğlu,
  • 24. Bölge Müdürlüğü’ne Şükrü Baysal,
  • 25. Bölge Müdürlüğü’ne 1. Bölge Müdürü Nazmi Koçak,
  • 26. Bölge Müdürlüğü’ne Celal Tokalak getirildi.

Dardanel’den açıklama: Videoda gösterilen üretim kısmı butik olarak el yapımı üretilmektedir

Dün, sosyal medyada paketleme aşamasında çıplak elle dokunulan ton balıklarına dair görüntülerin ve haberlerin yayınlanmasından ardından, Dardanel konuyla ilgili bir açıklama yaptı.

Hijyen kurallarına uyulmadığına ilişkin söylenenlere cevap veren firma, “Videoda gösterilen üretim kısmı butik olarak tamamen ‘el yapımı’ üretilmektedir ve bu üretim modeli tüm dünyada bu şekilde uygulanmaktadır” dedi.

‘Plastik eldivenlerin risk taşıdığı bir gerçek’

Dardanel tarafından yapılan açıklamada, plastik eldivenlerin konserve üretimin sürecinde kullanılmamasının tüm dünyada kabul edilen bir uygulama olduğunun altı çizilerek, şu ifadelere yer verildi:

Bugün bazı sosyal medya mecralarında yayınlanan görüntülerle ilgili gelen eleştirileri üzülerek ve hassasiyetle takip etmekteyiz. Tesislerimizdeki eldiven kullanımı başta olmak üzere, yorumlara konu olan bazı yanlış bilgilendirmelere açıklık getirmek isteriz.

Günümüzün gıda güvenliği prensipleri içerisinde, plastik eldivenlerin konserve üretim süreçlerinde kullanılmaması tüm dünyada gıda otoriteleri tarafından kabul edilen bir uygulamadır. Plastik eldivenlerin büyük risk taşıdığı; kolay yırtılabilir ve parçalanabilir bir malzeme olmasından dolayı son üründe yabancı madde bulaşı riski oluşturduğu bir gerçektir. (Türk Gıda Kodeksi ve FDA)

Tüm çalışanlarımız el hijyeni konusunda çok önemli uygulamalardan geçmekte, ulusal ve uluslararası mevzuatlara göre ciddi şekilde kontrol edilmektedir. Periyodik olarak çalışanlarımızın el hijyeni gıda ile temasa uygun dezenfektanlar ile sağlanmaktadır.”

‘Hukuki süreç başlatılacak’

Yapılan açıklamada ürünlerin hijyenik bir şekilde üretildiği, hijyen dışı üretim yapıldığına dair algı oluşturmaya çalışan kişi, mecra ve hesaplara karşı hukuki süreç başlatılacağı da kaydedildi:

Ayrıca tuz, zeytinyağı ve balığın dışında hiçbir katkı malzemesi bulunmayan bu ürünlerimiz, en doğal ve hijyenik şekilde üretilirken, tuzun eşit bir şekilde dağılması için deniz tuzu ve su (salamura) kullanılmaktadır. Etiket bilgilendirmemiz yukarıda bahsi geçen açıklamalar ışığında Türk Gıda Kodeksi’nin yönetmeliğine uygundur.

Tüm ürünlerimiz koruyucu ve katkı maddesi kullanmaksızın, mikroorganizma riskini ortadan kaldıran 121 derecede sterilizasyon sürecinden geçirilmektedir.

FDA, European Comission, Türk Gıda Kodeksi, Codex Alimentarius gibi ulusal ve uluslararası tüm mevzuatları başarıyla uygulayan şirketimizin yine bu konuda ulusal referans olarak kabul edilen BRC A seviyesi Kalite Standardı Sertifikası bulunmaktadır.

Şunun altını hassasiyetle çizmek isteriz ki, videoda gösterilen üretim kısmı butik olarak tamamen “el yapımı” üretilmektedir ve bu üretim modeli tüm dünyada bu şekilde uygulanmaktadır. Burada hijyen dışı bir üretim algısı yaratmaya çalışan tüm kişi, mecra ve hesaplara karşı hukuki süreç başlatılacağını bildiririz.

37 yıldır sofralarınızdan sağlığı eksik etmeyen DARDANEL, değerli tüketicilerimizin güveniyle bugünlere gelmiş bir markadır. Bu güvene zarar verecek en ufak bir davranış sergileme ihtimalimizin olmadığını, DARDANEL’i var eden lezzet ve sağlık kavramlarının her koşulda tek önceliğimiz olduğunu kamuoyuna saygı ile duyururuz.”