Ana Sayfa Blog Sayfa 1559

ÇAYKUR, Ayasofya için özel çay üretiyor

Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü, (ÇAYKUR) camiye dönüştürülen Ayasofya Müzesi için özel çay üretildiğini açıkladı.

ÇAYKUR Genel Müdürü Yusuf Ziya Alim, Ayasofya çayını önümüzdeki günlerde piyasaya çıkartmak için çalıştıklarını ifade etti.

Turizm alanlarının isimlerini alan çaylar üretilecek

Alim, yeni projeyle önemli turizm alanları ve marka yerlerin isimlerini alan çaylar üretileceğini kaydetti:

Bazı markalarımızı bu yer adlarıyla isimlendirdik. Bunların arasında sırasıyla Ovit, Ayder, Trabzon Uzungöl, Erzurum Palandöken, Artvin Kafkasör, Kemalpaşa Elekaltı, Tirebolu Elekaltı, İstanbul Ayasofya, Farabi ve Keyif çayları var. Bu yeni ürünlerimiz piyasaya çıkmak üzere.”

Ticari partner aranıyor

ÇAYKUR Genel Müdürü Yusuf Ziya Alim, yurt dışındaki büyükelçilik, konsolosluk, ticari ataşelik ve müşavirlik gibi 223 farklı noktaya, bulundukları ülkelerdeki ticari partnerlerle bir araya gelebilmek için iletişim desteği istediklerini aktardı:

Bulundukları ülkelerde çalışabileceğimiz yerli, yabancı fark etmeksizin ulaşabileceğimiz ticari partner, temsilcilerle bağlantı kurabilme veya bir araya gelebilmek için iletişim ve irtibat destekleri istedik.”

Alim, Sri Lanka ve Kenya’dan 200 bin tona yakın çay ithal eden Pakistan’a dökme ya da paketli çay satışı için çalışma yaptıklarından da bahsetti.

2017 yılında Varlık Fonu‘na devredilen ÇAYKUR’un zararının 547 milyon TL’ye ulaştığı, kredi borcunun ise 2,5 milyar TL olduğu tahmin ediliyor.

İtalya Başbakanı Draghi, Erdoğan’a ‘diktatör’ dedi

İtalya Başbakanı Mario Draghi, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında konuşurken ‘diktatör‘ ifadesini kullandı.

Bunun üzerine İtalya’nın Ankara Büyükelçisi Massimo Gaiani, Dışişleri Bakanlığı‘na çağrıldı. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da bu ifadelere tepki göstererek “Atanmış İtalya Başbakanı Draghi‘nin kabul edilemez, popülist söylemini ve seçimle göreve gelmiş Cumhurbaşkanımız hakkındaki çirkin ve hadsiz ifadelerini kuvvetle kınıyor, kendisine iade ediyoruz” dedi.

Draghi ne demişti?

Draghi, AB Konseyi Başkanı Charles Michel ile Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Erdoğan’ı ziyareti sırasında, Ursula von der Leyen’e eşit temsil koltuğu verilmemesiyle ilgili konuştu.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi‘nde gerçekleştirilen buluşmada salona önce giren Michel, Erdoğan’ın yanındaki koltuğa oturunca protokolde eşit statüde olan Ursula von der Leyen bir süre ayakta kalmıştı.

 

‘Bu diktatörlere ihtiyacımız var’

“Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın davranış şekline kesinlikle katılmıyorum, uygun olmadığını düşünüyorum” diyen Draghi, olay hakında şu yorumda bulundu:

Komisyon Başkanı Von der Leyen’ın maruz kaldığı aşağılama beni çok üzdü. Fakat burada üzerinde durmamız gereken bir şey var: adını koyalım, bu ‘diktatör’ diyebileceğimiz kişilere ihtiyacımız da var. Görüş, fikir, davranış ve toplum vizyonu açısından farklılıklarımızı dile getirmekte açık olmalıyız, ama ülkemizin çıkarları için iş birliğine de hazır olmalıyız. Doğru dengeyi bulmalıyız.”

Çelik: İkiyüzlülük

Bu açıklamaya AKP Sözcüsü Ömer Çelik de tepki gösterdi. Twitter hesabından Draghi’ye tepki gösteren Çelik, “Kendi tarihini unutanlar başkalarını tarif etmeye kalkmasınlar. Cumhurbaşkanımız hakkında kullanılan ifadeleri aynen iade ediyoruz”dedi.

 

Çelik konuşmasına “Cumhurbaşkanımıza utanmadan ‘diktatör’ diyorlar. Sonra da ‘ama göçmenler konusunda Erdoğan’la işbirliği yapmalıyız’ diye ekliyorlar. İkiyüzlülüğün zirvesi budur” dedi ve şu sözlerle devam etti:

Göçmenlere diktatörce ve ahlaksızca davrananlar, hala demokrasi dersi vereceğini zannediyor. Avrupa’nın faşistlerine selam duranlar hala demokrasi adına herkesi yargılayacaklarını zannediyorlar. Demokrasinizi önce Akdeniz’in sularından çıkarın sonra konuşun!

Sedat Peker’in lideri olduğu söylenen suç örgütüne operasyon

İstanbul Emniyet Müdürlüğü, İstanbul merkezli beş ilde Sedat Peker’in lideri olduğu söylenen organize suç örgütüne yönelik operasyon yaptı.

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, Sedat Peker‘in lideri olduğu suç örgütüne üye 63 kişi hakkında “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak”, “nitelikli yağma”, “gasp”, “rüşvet”, “yaralama”, “tehdit” ve “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” gibi birçok suçlamayla yakalanmaları için 121 adrese eş zamanlı operasyon düzenledi.

İstanbul’da 74 adrese yapılan operasyonda 43 kişi gözaltına alındı.

Operasyona özel harekat da destek verdi

İstanbul Emniyet Müdürlüğü operasyonla ilgili bir açıklama yaptı. Açıklamada, “Sedat Peker suç örgütüne yönelik gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonda çok sayıda şüpheli suç unsurlarıyla birlikte yakalanarak gözaltına alınmıştır” ifadeleri kullanıldı.

Operasyonda insansız hava araçlarıyla keşif yapılırken, özel harekat ekipleri de operasyona destek verdi. Yapılan aramalarda çok sayıda silah, mermi ve çelik yelek ele geçirildi.

Sedat Peker’in yurt dışında olduğu bilgisi paylaşılırken, adreslerde aramaların devam ettiği söylendi.

Operasyonlar sırasında elde edilen yeni deliller sonucunda Sakarya ve Konya’da da bazı adreslere operasyon yapıldığı kaydedildi.

Barış Akademisyenlerini tehdit etmişti

Sedat Peker, 2007 yılında “organize suç örgütü liderliğinde” hüküm giymiş ve 2014’te cezaevinden tahliye edilmişti.

Peker, 2016 yılında ise “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisine imza atan Barış Akademisyenlerine yönelik “Oluk oluk kanlarınızı akıtacağız ve kanlarınızla duş alacağız” sözlerini sarf etmişti.

Peker hakkında İstanbul Anadolu Adliyesi 20. Asliye Ceza Mahkemesi‘nde dava açılmış, Peker’in tehditleri ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmiş ve davadan beraat etmişti.

Starbucks Güney Kore’de tek kullanımlık bardakları kaldıracak

Dünyanın en büyük kahve zinciri Starbucks, 2025 yılına kadar Güney Kore’deki mağazalarında tek kullanımlık bardakları kaldırmayı planladığını açıkladı. Eğer yapılırsa Güney Kore bu konuda ilk olma özelliği taşıyacak.

Şirket yaptığı açıklamada bu yazdan itibaren bazı mağazalarda müşterilerin bardaklar için bir depozito ödeyeceği ve daha sonrasında bardakları geri aldıklarında bu depozitoyu geri alabilecekleri bir “fincan döngüsü programı” başlattığını söyledi.

‘Anlamlı bir değişim’

New York Times’ın aktardığına göre Düzenlemenin dört yıl içerisinde ise ülke çapındaki bütün şubelerde uygulanması planlanıyor.

Yapılan açıklamada “Starbucks Coffee Kore, küresel olarak şirket için sürdürülebilirlik alanında bir lider. Mağazalarımızda anlamlı bir değişim sağlamaktan ve öğrendiklerimizi bölgesel ve küreseli bilgilendirebilmek kullanacak olmaktan dolayı heyecan duyuyoruz” denildi.

Güney Kore’de atık düzenlemeleri

Güney Kore son yıllarda kafelerde tek kullanımlık atıkları azaltmak için büyük bir uğraş veriyor. Çevre Bakanlığı geçen yıl ülkenin plastik atıklarını 2025 yılına kadar beşte bir oranında azaltmayı planladığını açıkladı.

2018’de yemek yiyen müşteriler için plastik bardak kullanımını yasaklandı. Geçtiğimiz yıl yürürlüğe giren mevzuat ile de kahve zincirleri ve fast food lokantaları için tek kullanımlık bardaklar yerine depozito alma uygulaması getirildi.

Ancak koronavirüs salgını sırasında artan plastik ambalaj ve kap kullanımı, tek kullanımlık plastik atıkları azaltmayı amaçlayan girişimler için bir aksilik oldu. Mart 2020’de Starbucks ve diğer zincirler, virüsün yayılmasını önlemeye yardımcı olmak için artık yıkanabilir kupalarda veya müşteriye ait bardaklarda içecek sunmayacaklarını açıkladı.

HAKİM Raporu: 2020’de en az 1 milyar 211 milyon 375 bin 950 hayvanın yaşam hakkı gasp edildi

Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM), bugün 2020 yılında yaşanan hayvan hakları ihlalleri raporunu çevrimiçi düzenlediği basın toplantısında açıkladı.

Toplantıya, HAKİM’den Fatma Biltekin, Hayvan Hakları ve Etiği Derneği‘nden Avukat Zeynep Betül Koçaklı, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz ve Öğretim Üyesi Dr. Barika Göncü katıldı.

Fatma Biltekin, bu raporu açıklamaktaki amacın en temel hakları alınan ve yaşadıkları görünmez kılınan hayvanların, yaşadıklarının görünür kılmak olduğunu ifade etti.

En az 22 milyon 735 bin 267 hayvana işkence

Fatma Biltekin, Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu Raporu‘nun üzerinden bir buçuk sene geçmesine rağmen, yasanın hala çıkarılmadığını ifade ederken, yasayla ilgili gelen bilgilerin de yaşam hakkı savunucularını tatmin etmediğini söyledi.

Rapordaki rakamları da aktaran Biltekin, 2020 yılında en az 1 milyar 211 milyon 375 bin 950 hayvanın yaşam hakkı gaspına, en az 22 milyon 735 bin 267 hayvanın işkenceye, en az 3 milyon 36 bin 175 hayvanın cinsel şiddete ve en az 1 milyar 280 milyon 153 bin 923 hayvanın da özgürlüğünün kısıtlanmasına maruz bırakıldığının raporlandığını dile getirdi.

Biltekin, bu verilerin tablonun küçük bir kısmı olduğunun altını çizerken, bu haliyle de raporun insanın hayvanlar üzerinde kurduğu tahakkümü ve soykırımı net bir şekilde gösterdiğini söyledi.

Sorular cevapsız kaldı

Hayvan Hakları ve Etiği Derneği’nden Avukat Zeynep Betül Koçaklı, hayvanlar için CHP’nin altı, HDP’nin bir, MHP’nin iki olmak üzere toplam dokuz kanun teklifinin verildiğini ifade etti.

Ayrıca, Koçaklı CHP’nin 18, HDP’nin 10, İYİ PARTİ’nin altı, MHP’nin dört, Saadet Partisi’nin de bir adet olmak üzere toplam 39 soru önergesi verdiğini de kaydetti.

Koçaklı, verilen soru önergelerinden sadece 12’sinin yasal süre içinde cevaplandığını, 17’sinin süresi geçtikten sonra cevaplandığı, 10’una cevap verilmediğini ve verilen yanıtların da çoğunlukla milletvekillerin sorularını cevaplamadığını dile getirdi.

Zeynep Betül Koçaklı, “Belki de bizim asla hayal edemeyeceğimiz hissetme yetilerine sahip olan hayvanları kanunlarla korunan tesislerde hapsetmek, katletmek, türdeşlerinin ölümünü izletmek yasal olsa da asla meşru olamaz” ifadelerini kullandı.

Yasa yine gündemde değil

Hayvan haklarının yasamadaki sürecini anlatan CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, tavsiye niteliğindeki Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu Raporu’nun önemli maddelerine değindi. Yavuzyılmaz, beş partinin de onayladığı bu raporun direkt yasalaşabileceğini, ancak bu doğrultuda bir adım atılmadığını söyledi.

Yavuzyılmaz; yunus parkları, petshoplar, avcılık, yaban hayatının korunması, fayton, hayvan deneyleri, hayvan kolluğu, belediye bakımevleri, belediyelere bütçe ayrılması, mobil kısırlaştırma, il hayvan koruma kurulları, sokakta yaşayan hayvan sayısının bilinmemesi konularını da gündeme getirdi.

Yasa sürecinde Burak Özgüner’in katkılarına da değinen Yavuzyılmaz, “Çıkacak hayvan hakları yasasını da ona atfediyoruz, onun yasası olacak. Hayatını kurtarabildiğimiz her canlıda Burak yaşayacak” dedi.

‘Eğitim sisteminin bir parçası haline gelmeli’

Dr. Öğr. Üyesi Barika Göncü, yedi yıldır Bilgi Üniversitesi‘nde İnsan-Hayvan Etkileşimi dersi verdiğini hatırlatarak, hayvan haklarının eğitim sisteminin bir parçası haline gelmesi gerektiğini ifade etti:

Bu derste öğrencilerle hayvan hakları ile ilgili görmezden gelinen, görünmez olan noktaları paylaşmaya çalışıyorum. Çocuklar kadar elbette ailelerin de bir eğitim sürecinden geçmeleri gerektiğini düşünüyorum. Bireyler düzeyinde değiştirmek zor ama eğitim sisteminin bir parçası haline gelse değişimler yaşanacağına inanıyorum.”

Pandemi döneminde şehirler, insanlar ve doğa [3]: Sualtı nasıl etkilendi?

Podcast: Murat Utku

“Pandemi döneminde şehirler, insanlar ve doğa” serimizin üçüncü konuğu PADI dalış eğitmeni ve gazeteci Tamer Durak oldu.

Koronavirüs salgınının dalış sektörünü nasıl etkilediği sorusuna yanıtlar veren Durak, “Su altı canlandı” diyor. Bunun ilk sebebi koronavirüs dolayısıyla balıkçılık faaliyetlerinin kısıtlanması.

Amerikan Akustik Derneği tarafından yapılan bir araştırmaya değinen Durak, ikinci sebebin ise denizaltında insan kaynaklı gürültü kirliliğinin yarıya inmesi olduğunu belirtti.

‘Plastik ve atık sorunu büyüdü’

Öte yandan Türkiye’nin başka ülkelerden gelen dalgıçlar sayesinde para kazanan bir sektöre sahip olması nedeniyle sektöre pandemi döneminde büyük bir durgunluk var.

Plastik ve atık sorununun pandemide iyice büyüdüğüne dikkat çeken Durak, ‘Kaş’ta yaptığım dalışlarda 25 metre derinlikten maske çıkardım’ ifadelerini kullandı.

 

Yozgat’ta nesli tükenmekte olan toy kuşu görüntülendi

Yozgat‘ta nesli tükenmekte olan toy kuşu sürüsü görüntülendi. Kuşlar, Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKPM) Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından yapılan arazi denetimi sırasında fark edildi.

Ekipler, nesli tükenmekte olan yedi toy kuşunu kamera ile kaydetti. Görüntüler, Yozgat DKMP’nin sosyal medya hesaplarından paylaşıldı.

Yasadışı avcılık nedeniyle tehdit altında

Toy kuşu toygiller (Otididae) familyasından çok ürkek bir kuş türü. Türkiye’nin en büyük kuş türü olan toy, aynı zamanda dünyada en büyük uçabilen kuşlardan biri.

Erkek toyların kanat açıklığı 260 cm uzunluğa, ağırlıkları ise 18 kg’a ulaşabilir. Dişi toylar bu ölçülerin ancak yarısına varırlar ve en fazla 8 kg ağırlığına ulaşırlar.

Özellikle yasadışı avcılık nedeniyle nesli tehdit altında. Ülkemizde yaşadığı düşünülen 500 toy kuşunun 295 bireyinin Muş Ovası’nda olduğu belirtiliyor.

8 Nisan Dünya Romanlar Günü: Romanlar evsizlik riskiyle karşı karşıya, binlerce çocuk eğitim alamıyor

Roman kültürünü tanıtmak ve Roman halkının karşılaştığı sorunlara dikkat çekmek için 8 Nisan’da kutlanan Dünya Romanlar Günü dolayısıyla Romanların yaşadıkları bir kez daha gündeme geldi.

Koronavirüs salgınıyla birlikte yaşanan sokağa çıkma kısıtlamaları sebebiyle Romanların durumunun iyice kötüleştiğini dile getiren Derin Yoksulluk Ağı‘ndan Hacer Foggo, Romanların hem Türkiye’de hem de Avrupa’da en kırılgan gruplardan biri olduğunu ifade etti.

‘En kırılgan gruplardan biri’

Romanların günlük güvencesiz işlerde çalıştığını ifade eden Hacer Foggo, bu sebepten dolayı da salgın zamanında zorluk yaşadıklarını söyledi:

Çünkü, Romanlar günlük güvencesiz çalışan, kağıt toplayıcılığı, çiçekçilik, seyyar satıcılık gibi sokaktaki işlerde çalışan ve geçimlerini de oradan sağlayan insanlar.

Bu dönemde de günlük çalıştıkları için, kapanma zamanlarında maalesef gıda, bebek maması temel ihtiyaçlara erişimde inanılmaz zorluk çektiler.

Bir kağıt toplayıcı eskiden 50 TL kazanıyorsa bugün dışarı çıktığında 20-30 TL’yle eve dönüyor. Bir taraftan faturalarını ödeyemiyorlar, kiralarını ödeyemiyorlar. Evsizlik riskiyle karşı karşıyalar. Ev sahibi kira için sürekli kapılarında. Böyle bir dönem yaşıyorlar şu anda.”

‘Gizli bir evsizlik riskiyle karşı karşıyalar’

Romanların devlet tarafından aldığı bazı sosyal yardım desteklerinin hala devam ettiğini, ancak bunların yeterli olmadığını dile getiren Foggo, Romanların gizli bir evsizlik riskiyle de karşı karşıya olduklarını kaydetti:

Temel ve sabit bir gelirleri olmadığı için, eskisi gibi düzenli de çalışamadıkları için kapanma dönemlerinde ya da kısıtlamalarda hiçbir şey yapamıyorlar.

Gıda alıyorlarsa, kiralarını ödeyemiyorlar. Kiralarını ödüyorlarsa, faturalarını ödeyemiyorlar. Sosyal yardımlar da maalesef yeterli değil.

O yüzden güvencesiz insanlara yönelik sabit bir gelirin olması gerektiğini söylüyoruz. Ancak o zaman en azından evsiz kalmayacaklar. Ama şu anda gizli bir evsizlik riskiyle karşı karşıyalar.”

Foggo, Romanların dayanışma grupları ve komşuların desteğiyle idare etmeye çalıştıklarını belirterek, “Çok zor geçiniyorlar ki geçinemiyorlar” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin Romanlar Günü’yle ilgili yeni adımı

Bugünkü Resmi Gazete‘de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın imzasıyla yayımlanan genelgeye göre, 8 Nisan’ın Türkiye’de de Romanlar Günü olarak kutlanacağı açıklandı.

Dünya Romanlar Günü kapsamında yapılacak etkinliklerin de Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından yürütüleceği belirtilirken, Cumhurbaşkanlığı tarafından belirlenen etkinliklerin de Cumhurbaşkanlığı himayesinde yapılacağı ifade edildi.

Daha önce de kanun teklifi verilmişti

Foggo, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Milletvekili Özcan Purcu‘nun 8 Nisan’ın Türkiye’de de Romanlar Günü olarak kutlanması için defalarca kanun teklifi vermesine rağmen kabul edilmediğini, ancak bugün Resmi Gazete’de kabul edildiğinin ilan edildiğini hatırlattı ve şu açıklamalarda bulundu:

Bu, Romanlar açısından önemli bir şey. Çünkü bütün dünyada zaten bugün resmi şekilde Dünya Romanlar Günü olarak kutlanıyor. Roman farkındalığını, görünürlüğünü artırma açısından Türkiye’de de kabul edilmesi çok iyi bir şey. Ama tabii ki yeterli değil.

Sağlık alanında, istihdamda, eğitim alanında sürdürülebilir politikaların yapılması gerekiyor.”

Resmi Gazete’de yayımlanan genelgede, Türkiye’deki Roman vatandaşların sorunlarının ve bunlara çözüm önerilerinin en üst düzeyde ele alındığı söylenirken, Yüksek Planlama Kurulu tarafından kabul edilen Roman Vatandaşlara yönelik Strateji Belgesi ile I. Aşama Eylem Planı ve 2019/28 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi uyarınca II. Aşama Eylem Planı’nın yayımlandığı hatırlatıldı.

Hacer Foggo ise bu söylemlerin sözde kalmaması ve bu planların günlük hayatta da uygulanması gerektiğine vurgu yaptı.

Roman gençlerin talepleri

Üniversiteli Roman gençlerin 2019 yılında kurduğu bir platform olan Neve Terne Roma Platformu da bugün kapsamında bir bildiri yayımladı. Bildiriyi 100 genç imzalarken, talepler şöyle ifade edildi:

  • Özellikle kentin merkezinde çok zor koşullarda yaşayan Romanlara “yerinde iyileştirme” modelleri denilerek mahallelerin rant alanı haline getirilmemesini, sağlıklı yaşanabilir konutlar yapılmasını,
  • Sağlık konusunda, günlük, güvencesiz ve kayıt dışı işlerde çalışmak zorunda kalan ve sosyal sigorta sisteminden yararlanamayanlara yönelik özel çalışma yapılmasını,
  • İstihdam kapsamında günlük işler dışında sürdürülebilir istihdam politikalarına bir önce başlanmasını,
  • Romanların yoğun olarak yaşadığı her mahallelere hemen kreş yapılmasını,
  • Uzaktan eğitime erişemeyen çocuklarımıza ücretsiz internet erişimi sağlanmasını,
  • Pandemide iyice derinleşen yoksulluğa karşı ailelere düzenli gıdaya erişim,
  • Ekonomik nedenlerle elektrik, su vb faturaları ödeyemeyen ailelerin elektriğinin suyunun kesilmemesini,
  • Yerel yönetimlere, kamu kurumlarına ulaşmaya çalışan Romanlara yönelik ayrımcı bir dil kullanılmamasını,
  • Roman Strateji Eylem Planı’nın sadece yazılı bir bildiri olarak değil pratik olarak da bir an önce uygulanmasını talep ediyoruz.

Pandemi dönemin Roman çocukların eğitimi

Hacer Foggo, Romanların karşılaştıkları en önemli sorunlardan birinin de eğitim alanında yaşandığı söyledi. Foggo, bu dönemde birçok Roman çocuğun internete erişimi olmadığı için okula devam edemediğini ifade etti:

Tablet yok, internet yok, bazı evlerde akıllı telefon yok. Bu zorluklar hala devam ediyor.

Bu dönemde çalışmaya başlayan çocuklar oldu. Tamamen bir yıl boyunca eğitime erişemeyen yüzlerce çocuğun olduğunu biliyorum. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından bununla ilgili özel bir çalışma başlatılması gerekiyor.

Binlerce çocuk önümüzdeki öğretim yılında okula gitmeme riskiyle karşı karşıya.”

Yerlerinden edilen Romanlar

Birçok Roman, kentsel dönüşüm adı altında yaşadıkları yerlerden uzaklaştırıldı. Bunun en büyük örneğini de İstanbul Sulukule oluşturuyor. Sulukule’de 2006 yılında alınan kentsel dönüşüm kararıyla birlikte mahallede yıkımlar başladı. TOKİ tarafından kendilerine kiralanan bazı evlerin kiralarını ödeyemeyen Romanlar, Sulukule’nin yakınındaki yerlere geri taşındı. Romanların sahip olduğu bazı evler de yok pahasına satın alındı.

Romanların yerlerinden edilmesi konusuna da değinen Foggo, şunları dile getirdi:

Yerinden edildiği için Karagümrük’e, Sulukule’nin etrafına taşınan Romanlar en dipte yoksulluk yaşıyorlar şu anda. Hem mahallelerinden oldular hem de şu anda kiralarını bile ödeyemeyecek durumdalar.”

Migros işçilerine patron evinin önünde üçüncü gözaltı

İşverenlerin pandemi döneminde işten çıkarma yasağını delmek için başvurduğu İş Kanunu‘ndaki Kod-29 (Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller) düzenlemesiyle işinden edilen Migros depo işçileri patron Tuncay Özilhan’ın evinin önündeki eylemlerinde üçüncü kez darp edilerek gözaltına alındı.

Kocaeli Çayırova’da Migros deposunda çalışırken DGD-Sen’de örgütlendikten sonra Kod-29 ile işten atılan Migros depo işçileri patron Tuncay Özilhan’ın İstanbul Beykoz ilçesindeki villasının önünde yine basın açıklaması yapmak istedi. Polis ablukasıyla karşılaşan işçiler darp edilerek gözaltına alındı.

Montrö bildirisi yayımlayan 10 emekli amiralin gözaltı süresi uzatıldı

TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un Montrö’yle ilgili sözlerinin ardından 103 emekli amiralin imzasıyla yayımlanan ve iktidarın “darbe çağrısı” olarak nitelendirdiği bildiriyle ilgili olarak başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan 10 emekli amiralin gözaltı süreleri uzatıldı.

Avukat Celal Ülgen, gözaltı süresinin 4+4+4 şeklinde ilerlediği belirterek,  “Üçüncü dört günlük dilimi de kullanabilirler. Çünkü yaşları nedeniyle gözaltına alınmayan ifade vermeleri için çağırılan 4 emekli amiralin de ifadesi pazartesi günü alınacak. Bir günde hepsinin ifadelerini almak mümkün değil”dedi.

Birgün Gazetesi‘nden Gökay Başcan‘a konuşan Ülgen, emekli amirallerin gözaltına alındığı 4 Nisan tarihinden itibaren delillerin toplanması ve işlemlerin başlanması gerektiğine dikkat çekerek, “Geçtiğimiz bu dört günde hiçbir ifade alma girişime olmamıştır. Bu şöyle bir çelişki yaratmaktadır. Elinizde yeterli delil bulunmuyorsa kuvvetli şüphe de bulunmamaktadır. O zaman neden gözaltı yapıldı? Elinizde delil var ise neden ifade alma işlemleri başlatılmadı?” diye sordu.

‘Zikir çeken albay yerine amirallere işlem yapılması absürtlük’

Ülgen, amirallerin imzaladığı bildiriye ilişkin ise şu ifadeleri kullandı:

“Bu duyuru tamamen yurtseverlik duygusu ile kaleme alınmış ve iki konuda ülkemizin yaşayacağı olası risklere işaret edilmiştir. ‘Aksi takdirde’ diye başlayan cümle bir tehdit ya da muhtıra değil tam tersine ulusça yaşayacağımız risk uyarısıdır. Bundan bir darbe çağrısı çıkarmak en azından Türkçe bilmemektir. Tarikatların TSK içinde zikir yapması idari soruşturmayı gerektirir, ancak emekli amirallerin fikir beyan etmesi ise gözaltı gerektirir gibi bir absürtlüğü yaşıyoruz.”

Gözaltına alınanlar

Öte yandan soruşturma kapsamında gözaltına alınan emekli amirallerin isimleri de öğrenildi. Buna göre, Ergun Mengi, Atilla Kezek, Alaettin Sevim, Ramazan Cem Gürdeniz, Nadir Hakan Eraydın, Bülent Olcay, Kadir Sağdıç, Türker Ertürk, Turgay Erdağ ve Ali Sadi Ünsal‘ın gözaltına alındı, üç gün içerisinde Emniyet’e gelmeleri için Engin Baykal, Cemil Şükrü Bozoğlu, Mustafa Özbey ve Atilla Kıyat‘a ise tebligat yapıldı.

Ne olmuştu?

TBMM Başkanı Mustafa Şentop‘un “Bir Cumhurbaşkanı Montrö’yü de feshedebilir mi?” sorusuna “Teknik olarak evet” yanıtını vermesi kamuoyunda tartışma başlatmış; 103 emekli amiral de bu tartışmalara ve Deniz İkmal Komutanı Tuğamiral Mehmet Sarı’nın “sarık ve cübbe” giydiği bir fotoğrafının basına yansımasına ilişkin ortak bir bildiri yayımlamıştı.

Bildirinin yayımlanmasının hemen ardından 5 Nisan’da, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı ve 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 316/1 maddesinde yazılı “Devletin Güvenliğine ve Anayasal Düzene Karşı Suç İşlemek için Anlaşma” suçundan açılan soruşturma kapsamında 10 kişi sabah saatlerinde gözaltına alındı.