Ana Sayfa Blog Sayfa 1558

İskeleler için yeni karar: Denize girilebilen kumluk ve çakıllık alanda iskele yapılamayacak

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı ortak bir çalışma yaparak güneşlenme iskelelerinin yer seçimi kurallarını belirledi.

Buna göre rekreatif amaçlı iskeleler denize girilmesinin mümkün olduğu kumluk, çakıllık kıyı alanlarında yapılamayacak, sadece denize girme ve kıyıda güneşlenme imkânının bulunmadığı, kıyının kayalık karakter gösterdiği alanlarda yapılabilecek.

Deniz taşıtları bağlanamayacak

Hürriyet’ten Gülistan Alagöz’ün haberine göre rekreatif amaçlı iskeleler çevreye duyarlı, sökülüp takılabilir ahşap ve benzeri malzemeden yapılacak.

Buna ek olarak yalnızca denize girme, güneşlenme ve amatör su sporları gerçekleştirmek amacıyla kullanılacak iskelelere deniz taşıtı yanaştırılamayacak, bağlanmayacak.

Ticari faaliyette izin yok

Ayrıca rekreatif amaçlı iskele üzerinde kapalı alan oluşturulamayacak, kıyının kamuya açık kullanımı engellenmeyecek ve ticari faaliyet amacıyla kullanılmayacak.

Genişliği üç metreyi, kıyı çizgisinden itibaren toplam alanı 100 metrekareyi aşmayacak. Aralarında kuş uçuşu en az 150 metre mesafe bulunacak.

Kaçaklar yıkılacak

Rekreatif amaçlı iskele teklif başvurusu genelgede belirtilen bilgi ve belgelerle Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne yapılacak. Yer seçimi ve diğer hususlar Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri başkanlığında oluşan bir komisyonca belirlenecek.

Komisyonda Ulaştırma Bölge Müdürlüğü, Liman Başkanlığı, İl/İlçe Milli Emlak Müdürlüğü, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, İlgili Büyükşehir Belediyesi/İlçe Belediyesi temsilcileri yer alacak.

Ruhsatsız, ruhsat ve eklerine aykırı yapılmış, yapım amacına aykırı kullanılan iskeleler de Kıyı Kanunu gereğince yıkılacak.

İzin süreleri 2030’a kadar

Genelge ile mevcut ve kullanım izinli olanlar da dahil tüm rekreatif amaçlı iskeleler için izin süresi en çok 31 Aralık 2030 olarak belirlendi. İzin süresi bu tarihten önce dolanlar da dahil bütün mevcut iskeleler ve yeni rekreatif iskele talepleri genelgede belirtilen kurallara göre yeniden incelenecek.

Buna göre kiralaması yapılmış iskelelerden, kalan izin süresi; 31 Aralık 2030 tarihinden önce sona erenler izin süresi sonuna kadar, 31 Aralık 2030 tarihinden sonra olanlar ise en çok 31 Aralık 2030 tarihine kadar kullanılabilecek. Yapı kayıt belgesi bulunan iskelelerden, genelgede belirtilen kurallara uygun olduğu komisyonca tespit edilenler; 3 ay içinde gerekli izinleri tamamlar ise en çok 31 Aralık 2030’a kadar izinlendirilebilecek.

İmar planı onaylanmış, ön izinden kullanım iznine geçiş aşamasında olan iskelelerden genelgede belirtilen kurallara uygun olanlar en çok 31 Aralık 2030’a kadar izinlendirilebilecek.

Onaylı imar planı bulunmamakla birlikte ön izin sözleşmesi devam eden veya imar planı bulunsa bile ön izin/kullanım izni/irtifak hakkı sözleşmesi veya kira sözleşmesi bulunmayan iskeleler genelgede belirtilen kurallar kapsamında değerlendirilecek.

Pinterest de Türkiye’ye temsilci atıyor

 

Cumhurbaşkanı’na teşekkür

Sayan Twitter’dan şu açıklamaları yaptı:

“Ülkemiz için büyük bir kazanım olan bu yolda, milletimizin dijital dünyadaki hakları artık daha etkin korunacak. Vatandaşlarımız karşılarında muhatap bulabilecek, sosyal ağlardaki mağduriyetleri daha hızlı giderilecek. 1 Ekim 2020 itibariyle başlayan süreci hatırlayacak olursak, kanunda kademeli olarak; idari para cezası, reklam yasağı ve bant daraltma yaptırımları getirilmişti.

Bant daraltma yaptırımı uygulanmadan sosyal ağların ülkemize gelmesini sevindirici buluyoruz. Vatandaşlarımızın haklarını korumak için yaptığımız düzenlemenin getireceği faydaları, ilerleyen dönemlerde çok daha net göreceğiz. Bu düzenlemeye öncülük eden başta Cumhurbaşkanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan‘a ve süreci yöneten Bakanımız Sn. Adil Karaismailoğlu‘na şükranlarımı sunuyorum.

Sosyal ağlara ilişkin düzenlemeyi, dünyanın birçok ülkesine örnek olacak şekilde 7253 sayılı kanunu hayata geçiren TBMM ve milletvekillerimize teşekkür ediyorum. Emeği geçen çalışma arkadaşlarımızı, destek veren STK ve basın kuruluşlarımızı tebrik ediyorum. Hayırlı olsun.”

Bakan Koca: Aşı konusunda sözleşmelere uyulmuyor, hedef haziran sonu 40 yaş üzeri aşılamanın tamamlanması

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, her gün yeni bir rekor kıran koronavirüs vaka sayılarına ilişkin olarak, Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan‘a konuştu. Vaka sayılarındaki ciddi artışta mutasyonun etkili olduğunu belirten Koca, asıl olarak önlemlerin gevşetilmesine dikkat çekti: 

‘Ramazan’ı fırsata çevirmeliyiz’

Koca, şunları söyledi:  

“Ramazanı fırsata çevirmemiz gerekiyor. Ramazanda hareketliliği azaltmamız lazım. Bugüne kadar yaşadığımız piklerde bir noktadan sonra durduğunu biliyoruz. Bu da aynı şekilde olacak. Ama bu nereye kadar çıkabilir? Onun için bir şey demem zor. Fakat önümüzdeki Ramazan ayıyla birlikte hareketlilik azalırsa pik noktasından aşağı doğru inişi bekliyoruz.

Artan vaka sayısına göre hastanede entübe olan, yoğun bakıma alınan, hastanede yatan hasta sayısının aynı oranda olmadığını görüyoruz.

’20-65 yaşlarında ölüm oranı yüzde 50’nin üzerinde arttı’

65 yaş üzeri kişilerin vefat oranı, yüzde 20’ye yakın düştü. Başka bir parametre söyleyeyim: 20 yaşla 64 yaş arası ölüm oranı yüzde 20’den yüzde 32’ye çıkarak yüzde 50’nin üzerinde arttı. Bu oranlar, aşının etkisini ortaya koyuyor.

Ocak ayında vaka sayısı 5-6 bin iken bizim günde ortalama 100’e yakın yoğun bakıma giren hastamız olurdu. Şimdi vaka sayısı 54-55 binlerde… Yoğun bakıma giren hasta sayımız 300… Entübe olanlar da 100’den 300’e çıktı. Vaka sayısı dokuz kat artarken, yoğun bakım ve entübe olan hasta sayısı üçte bir artıyor.”

Sağlık Bakanı, sağlık sisteminde bir tıkanma olup olmadığı yönündeki soruyu, “Şu anda bir sorun yok. Ama üç dört hafta daha böyle giderse, sorun olmaya başlar. Şu andaki yük, bizim özellikle kasım aralık döneminde yaşadığımız sağlık yükünün oldukça altında” diye 

Tunca Nehri debisi bir haftada dört kat arttı: Sarı alarm verildi

Edirne ve Bulgaristan‘da son günlerde etkili olan sağanak yağış, Tunca Nehri‘nin debisinin son bir haftada dört kat artmasına neden oldu.

2 Nisan günü Suakacağı İstasyonu‘nda 20/metreküp saniye olarak ölçülen debi bugün 78/metreküp saniyeye yükseldi. Bunun üzerine Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından ‘sarı alarm’ verildi.

DHA’nın haberine göre nehir, Tunca Köprü‘nün bulunduğu bölge ve Sarayiçi kesiminde yer yatağından taşma noktasına geldiği görüldü.

Meriç Nehri‘nin debisi ise 411 metreküp/saniyeye yükselirken, taşkın riski bulunmadığı belirtildi.

Mısır’da Aten adıyla bilinen kayıp altın kent bulundu

Mısır‘da kum altındaki 3 bin yıllık bir kent keşfedildi. Kayıp altın kentin bulunduğunu ünlü antik Mısır Uzmanı Dr. Zahi Hawass duyurdu.

Hawass, Aten adıyla bilinen kentin şimdiye dek ülkede bulunan en büyük antik şehir olduğunu kaydetti.

Kent, M.Ö 1391’den 1353’e kadar tahtta kalan, Mısır’ın en güçlü firavunlarından biri olan 3. Amenhotep dönemine kadar uzanıyor.

Kentin Firavun Ay ve Tutankamon dönemlerinde de kullanıldığı tahmin ediliyor.

‘En büyük arkeolojik keşiflerden biri’

Amerika Birleşik Devletleri‘nde (ABD) bulunan John Hopkins Üniversitesi‘nde görevli Mısırbilim Profesörü Betsy Brian antik kentle ilgili, “Bu kayıp kentin bulunması Tutankamon’un mezarından bu yana yapılmış en büyük arkeolojik keşif” ifadelerini kullandı.

Brian, kentin imparatorluğun en varlıklı olduğu dönemde Antik Mısırlılar‘ın yaşamına dair nadir ipuçları sunacağını dile getirdi.

Kazıda neler bulundu?

Yapılan kazıda, mücevherler, renkli çömlekler, kutsal kabul edilen bir böcekten yapılmış muskalar ve 3. Amenhotep’in mührünü taşıyan kerpiç tuğlalar bulundu.

Aten için kazı çalışmaları, 2020 yılının eylül ayında başkent Kahire’nin 500 kilometre güneyindeki Luksor’un batı yakasında başlamıştı.

Kazıların başlamasından yedi ay sonra, bir fırın, bir yönetim bölgesi ve bir yerleşim bölgesi de dahil olmak üzere bazı mahalleler ortaya çıkarılmıştı.

Kazı çalışmaları devam ediyor

Dr. Hawass kazı çalışmaları ve ekibiyle ilgili, “Haftalar içinde, her yönde ekibi de şaşırtan kerpiç formasyonlar görülmeye başlandı. Duvarları neredeyse tam, odaları günlük yaşam araçlarıyla dolu, iyi korunmuş büyük bir şehir ortaya çıkarttılar” ifadelerini kullandı.

Dr. Hawaas, birçok yabancı ekibin bu şehri aradığını, ancak hiçbirinin bulamadığını da dile getirirdi.

Arkeolojik çalışmaların devam ettiğini kaydeden Zahi Hawass, ekibinin hazinelerle dolu, dokunulmamış mezarlar bulmayı beklediğini söyledi.

Tayvanlı bir kişi göle düşürdüğü telefonunu bir yıl sonra göl kuruyunca buldu

İnsan kaynaklı küresel iklim krizi nedeniyle son 56 yılın en büyük kuraklığını yaşayan Tayvan’da yaşayan bir kişi geçtiğimiz yıl Sun Moon Gölü’nde düşürdüğü telefonunu kuruyan göl yüzeyinde buldu.

BBC’nin aktardığı habere göre soyadı Chen olan kişi, geçtiğimiz yıl gölde kürek sörfü yaparken telefonunu düşürmüştü. Geçtiğimiz hafta bir işçi telefonunu bulduğunu söylemek için onunla temasa geçti.

Nadir görülen olumlu bir hikaye

Haberi aldıktan sonra heyecandan uyuyamadığını söyleyen Chen, telefonuna kavuştuğunda su geçirmez kaplaması sayesinde telefonunun hala çalıştığını öğrendi.

Ne yazık ki Chen’in hikayesi kuraklık nedeniyle zor günler yaşayan Tayvan için nadir görülen olumlu hikayelerden. Chen görevlinin kendisine gölün son 50 ile 60 yıl içerisindeki en düşük seviyede olduğunu söylediğini aktardı.

Kuraklık nedeniyle zor günler yaşıyor

Tayfunların bölgeye yoğun yağışlar getirdiği Tayvan uzun zamandır ilk kez bu kadar kuru. Bu yüzden yetkililer kuaförlerde şampuan içermeyen uygulamalar ve benzin istasyonlarında araba yıkamanın olmaması gibi çeşitli kısıtlama kararları aldı.

Tayvan’daki su kıtlığının, su yoğun mikroçip üretim sektörünü etkilemesi ve bilgisayarlardan akıllı telefonlara kadar her şeye güç sağlayan küresel yarı iletken kıtlığını daha da kötüleştirmesi bekleniyor.

 

Japonya 2030 emisyon azaltım hedefini yüzde 40’a yükseltmeyi planlıyor

Japonya’nın 2030 yılı için belirlediği sera gazı emisyon azaltım hedefini yüzde 40 seviyesinde yükseltmeyi planladığı açıklandı.

Kyodo haber ajansının ismi açıklanmayan yetkililere dayandırdığı haberine göre hedef, hali hazırda 2013 mali yılına göre yüzde 26 olarak belirlenmişti.

Haberde söz konusu kararın Başbakan Yoshihide Suga ile ABD Başkanı Joe Biden arasında 16 Nisan’da yapılacak bir toplantı ve ABD ev sahipliğinde 22-23 Nisan tarihlerinde gerçekleşecek sanal iklim zirvesi öncesinde alındığı belirtildi.

2050 hedefinin temel taşı

Hükümetin 2030 yılı için koyduğu hedef, Japonya’yı 2050 yılına kadar net sıfır emisyonlu bir ekonomi yapma taahhüdünün temel taşını oluşturuyor.

Japonya Çevre Bakanı Shinjiro Koizumi, geçtiğimiz ay hükümetin karbon nötrlüğü için “2050 hedefi doğrultusunda bir 2030 azaltma hedefi” sunmayı planladığını söylemişti.

Çevre Bakanlığı emisyonları yüzde 45 azaltmaya yönelik iddialı bir hedef önerirken, Sanayi Bakanlığı ise yüzde 35 gibi daha muhafazakar bir hedef belirlemeye çalışıyor.

Oy kullanmak için ikamet edilen yerde en az üç ay oturma şartı getiriliyor

Hükümetin yerel yönetimler ve seçimlerle ilgili yasa değişikliğine hazırlandığı öğrenilirken, hazırlanan yeni yasa değişikliğine göre, seçmen kütüğü, muhtar seçimleri ve muhtarların sorumluluklarında eklemeler ve değişiklikler yapılacak.

Edinilen bilgilere göre, yasa değişikliği taslağında oy kullanmak için de ikamet edilen yerde en az üç ay oturulma, muhtar ve heyetler için “önceden adaylık” şartı getirilecek.

Taslakta neler var?

Hürriyet‘ten Nurcan Babacan‘ın haberine göre, İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan ve tartışmaya açılan taslak, daha çok muhtarlıklarla ilgili kriterlerin değiştirilmesine yönelik hükümler içeriyor. Taslakta, seçmen kütükleri ve büyükşehir belediyelerinin çalışma esaslarına ilişkin de düzenlemeler var.

Taslağa göre, “Köy ve mahalledeki seçmenlerin oy kullanabilmesi için seçim başlangıç tarihi itibariyle en az üç aydan beri o köy veya mahallede oturma şartı” aranacak.

‘Önceden adaylık başvurusu’ getirilecek

Muhtar ve köy ihtiyar meclis üyelikleri için getirilecek olan “önceden adaylık başvurusu”na göre, kişiler il seçim kurullarına başvuracak ve kanunlarda aranan şartlara uyup uymadığına bakılacak.

Söz konusu inceleme önceden yapılmadığı için, daha sonra yapılan itirazlarda muhtarlıkların düşürülme konusu Yüksek Seçim Kurulu‘nun (YSK) önüne geliyordu.

Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nda da değişiklik

Yasa değişikliği taslağında, Büyükşehir Belediyesi Kanunu‘nda da değişikliğe gidilmesi planlanıyor.

“Büyükşehir belediyeleri, altyapı ve ulaşım hizmetleri, tarım ve hayvancılığın desteklenmesi, ekonomi ve ticaretin geliştirilmesi, sosyal hizmet ve yardım, gençlik ve spor, mesleki eğitim ve beceri kursları ile yaşlılar, engelliler, kadınlar, gençler ve çocuklara yönelik sosyal ve kültürel hizmetler” konularında kırsal mahalle veya kırsal yerleşik alanlarda bulunan yerlere öncelik verilecek.

Yaşam alanları daralan kutup ayıları, deniz kuşu yumurtaları yemeye başladı

Yeni yapılan bir araştırmaya göre iklim değişikliği kutup ayılarını beslenme şekillerini adapte etmeye zorluyor ve kutup ayıları giderek daha fazla deniz kuşu yumurtası arayışına çıkıyor.

Kutup ayıları normalde halkalı ve sakallı fokların yanı sıra beyaz balinalarla, morslarla, deniz gergedanlarıyla ve kutup balinalarıyla beslense bile bölgedeki erime nedeniyle normal besinlerini daha az avlayabiliyorlar.

Bunun sonucunda kutup ayıları, insanların yaşadığı bölgelerdeki çöplerde yiyecek aramakla birlikte deniz kuşları yuva yaparken de deniz kenarına gelmeye ve onların yumurtalarını atıştırmalık olarak yemeye başladı.

11 gün boyunca takip edildi

Society Open Science dergisinde yeni yayımlanan yazı, yumurta sayısının azalmasıyla, 11 gün boyunca kutup ayılarının yuvalama alanına nasıl yaklaştığını takip etti. Söz konusu araştırmayı Independent’tan Bethany Dawson haberleştirdi ve Ata Türkoğlu Türkçeleştirdi.

Kanada’daki araştırmacılar, dronelar kullanarak yeni ve daha sıcak bu çağda yemek arayışına çıkan büyük yırtıcıların becerikliliğini ölçmek için kutup ayılarının Nunavut‘taki Mitivik Adası‘nda yaygın bulunan pufla kazlarının yuvalarında beslenişlerini izledi.

‘Daha az seçici hale geldiler’

Windsor Üniversitesi’ndeki Great Lakes Çevre Araştırmaları Enstitüsü’nden makalenin baş yazarı Patrick Jagielski, “Daha geç gelen ayıların giderek daha fazla boş yuvayı ziyaret ettiğini ve enerjiyi en aza indirecek şekilde hareket etmediklerini ama yedikleri yumurta kümelerinde giderek daha az seçici hale geldiklerini gördük” dedi.

Bununla birlikte ayılar, bir pufla kazının aniden kaçmasının yakınlarda terk edilmiş yumurtaların olduğu anlamına geldiğini her seferinde fark edemedi.

İklim krizi etkisi

Yazarlar, “Bu çalışma, başlıca avlarını elde etmek daha zor hale gelince türlerin diyetlerine ‘daha az tercih edilen’ kaynakları dahil edebilecek olsa da bunu verimli bir şekilde yapamayabileceğini gösteriyor” ifadelerini kullandı.

Uzmanlar, bunun kutup ayılarının avlanmasına ilişkin genelleştirilebilecek bir gösterge olmadığını söylese bile bu, küresel ısınma sonucunda hayvanların beslenme tarzına verilen zararı gösteriyor.

Hayatta kalmakta zorluk çekiyorlar

Bu türün yaşam süresine dair endişelerin yanı sıra Temmuz 2020’de Nature Climate Change’de yayımlanan bir çalışmada, kutup ayılarının 2100’e kadar açlık yüzünden soyunun tükenebileceğini öngörülmüştü.

Araştırmacılar hem iklim ısınması tahminlerine hem de ayıların yağ rezervleriyle hayatta kalmak zorunda olduğu yılın giderek artan süresine dair verileri inceledi.

Bu ayın başlarında Global Change Biology dergisinde yayımlanan bir makalede, yüzlerce yıl boyunca, hatta önceki Arktik ısınma dönemlerinde bile yumuşak hayvan yağı ve et içeren özel beslenme tarzlarını sürdürdüğü belirtilmişti.

 

Akkuyu NGS inşaatında bir felaket daha: Akıma kapılan operatör yaşamını yitirdi

Mersin‘in Gülnar ilçesinde yapımına devam edilen Akkuyu Nükleer Güç Santrali inşaatında sondaj makinesi operatörü, elektrik akımına kapılarak yaşamını yitirdi.

Akkuyu NGS tarafından yapılan açıklamada iş cinayetinin 6 Nisan 2021 tarihinde, saat 15.00 civarında meydana geldiği belirtildi. Yapılan açıklamada “Taşeron şirkette görevli sondaj makinesi operatörü, Akkuyu NGS inşaat sahasından çıktıktan sonra elektrik çarpması sonucunda hayatını kaybetti” ifadeleri kullanıldı.

‘Soruşturma başlatıldı’

Operatörün ağır yaralandığı ve hastaneye kaldırıldığı belirtilen açıklamada “Operatör, tüm müdahalelere karşın kurtarılamamıştır. Olay yerinde jandarma ekipleri, olayın aydınlatılması için araştırma ve soruşturma yürütmektedir” denildi.

Açıklamada “Yürütülecek soruşturmada güvenlik kuvvetlerine gereken desteğin sağlanması için komisyon da oluşturulmuştur. Akkuyu Nükleer A.Ş. olarak bu üzücü olayda hayatını kaybeden operatörün ailesine, yakınlarına başsağlığı ve sabır dileriz” ifadelerine yer verildi.

CHP’li Antmen gündeme getirmişti

Söz konusu iş cinayetini CHP Mersin Milletvekili Avukat Alpay Antmen gündeme getirmişti. Antmen yaptığı açıklamada “Mersin Akkuyu Nükleer Santrali inşaatında yüksek gerilime kapılan bir işçinin hayatını kaybettiği, bir işçinin de yaralandığı söyleniyor. Doğru ise hep ihmal, hep ihmal…” ifadelerini kullanmıştı.

Ancak şirket tarafından yapılan açıklamada yarlanmaya ilişkin bir açıklama yapılmadı.

İlk vukuatı değil

Akkuyu NGS inşaatı başladığından beri felaketler ile birlikte anılıyor. 2019 yılının yaz aylarında inşaat temelinde çatlaklar oluşmuştu. Zeminin inşaat için uygun olmadığını gösteren bu olaydan bir yıl sonra da inşaat alanında su sızıntısı tespit edilmişti.

19 Ocak 2021 tarihinde ise bir patlama yaşanmış çevredeki evlerin, arabaların camlarının kırılmasına, insanların yaralanmasına neden olmuştu. Akkuyu NGS, planlı olduğunu iddia ettiği patlama hakkında gene taşeron şirketi sorumlu tutmuş ancak patlamanın santral inşaatına veya çalışanlarına zarar verip vermediğine dair bilgileri paylaşmamıştı.

‘Çalışanlarına karşı da özensizler’

Projede yaşanan sıkıntıların inşaat çalışmalarına mahsus olmadığını belirten nukleersiz.org Koordinatörü Pınar Demircan Yeşil Gazete’ye yaptığı açıklamada “Akkuyu NGS’nin pandemi döneminde de çalışanlarına karşı özensiz uygulamalarına hep birlikte tanık olduk, hala da oluyoruz” demişti.

Her gün yeni bir skandalın yaşandığını belirten Demircan, pandemi döneminde çalışanların kalabalık servislere binmeye, yemekhanelerde üst üste yemek yemeye mecbur bırakıldığını hatırlatmıştı.

Akkuyu NGS’de çalışma ortamının “çalışma kampı” görüntüleri verdiğini belirten Demircan çalışanların pandemi yokmuşçasına önceden planlandığı gibi çalışmaya devam ettirildiklerini söylemiş ve işçilerin sahada prefabrik barakalarda hijyen olmayan koşullarda  yaşamak zorunda kaldığını aktarmıştı.