Ana Sayfa Blog Sayfa 1560

Carrie Visintainer’ın kaleme aldığı ‘Yabanıl Anne’ artık Türkçe

Yeni İnsan Yayınevi, Edebiyat Serisi’ne Carrie Visintainer’in kaleme aldığı, Seçil Karagülle’nin Türkçeye kazandırdığı “Yabanıl Anne” başlıklı kitabı ekledi.

Yabanıl insan doğasının bir kutlaması olan ve otobiyografik özellikler taşıyan roman, özgür bir ruh olan Carrie’nin anne olduktan sonra toplumun “annelik öğretileri” ile yaşadığı çatışmayı ve bu çatışmadan benliğini kaybetmeden çıkışını anlatıyor.

Doğanın çağrısına kulak veriş

Romanın başkarakteri olan Carrie, doğaya sonsuz bir sadakatle bağlı. Ağaçların serinliğini, denizin hırçınlığını; dağların başı yüksek duruşunu seviyor. Yeni maceralara atılmak, bedeninin ve kalbinin ritmini dinlemek onu doğanın amansız çağrısına kulak vermekten alıkoyamıyor. Bu sebeple kimi zaman motoruna atlıyor ve dağlara yolculuk ediyor kimi zaman tepelere koşarak tırmanıp bir ağaca yaslanarak doğayı dinliyor.

Tüm bunları yaparken yalnız olmak gibi bir kaygısı yok çünkü onu çok seven yol arkadaşı her zaman yanı başında oluyor. Yalnız başına yaptığı seyahatlerde ise onu anlayışla karşılayarak özel yaşamına yer açıyor. Bir çocukları olacağını öğrendiklerinde ise içlerinde barındırdıkları sevgi büyüyor, bir kişiye daha yer açılıyor: Jake için…

Carrie Visintainer

Yeni bir macera olarak annelik

Tüm bu huzurun ortasında Carrie’yi yeni bir macera bekliyor: Anne olmak! Aslında onun zorlandığı şey karnında taşıdığı cana vereceği sevgi ya da onu yetiştirmek değil. Toplumun dayattığı annelik klişeleri. Bir anne tek başına seyahat edebilir mi? Hem de çocuğunu babasına emanet ederek… Bir anne sırt çantasını alıp dağlara tırmanabilir mi? Ya İtalya gezisi?

Bu kitap bizlere yabanıl bir annenin bu sorular ekseninde nasıl savrulduğunun öyküsünü sunuyor. Annelik klişelerine boyun eğmeyen, ezber bozan; özgür ruhlu bir anne çıkarıyor karşımıza. Hem özgür bir birey hem iyi bir ebeveyn olmanın mümkün olduğunu gösteriyor.  Kimi zaman güldüren, kimi zaman duygulandıran Yabanıl Anne, “ben” olmaya çalışan herkesi önüne yeni rotalar çizerek özgürleştirecek güce sahip.

Carrie Visintainer

Carrie Visintainer bağımsız bir yazar. Aynı zamanda, insanlara “vahşi” benliklerini özgür bırakmaları ve kucaklamaları konusunda güç veren Free Your Wild’ın kurucusu. Visintainer’in moleküler biyoloji ve genetik alanında Minnesota Üniversitesi’nden Master derecesi var. Bu kitap, yazarın ilk kitabı.

Seçil Karagülle

Seçil Karagülle, lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği’nde tamamladıktan sonra bilişim sektöründe farklı görevler üstlendi. Kariyerine bilişim ve dijital tasarım alanlarında proje yöneticisi olarak devam ediyor.

Profesyonel hayatının yanı sıra, kısa filmler için alt yazı hazırlayarak başladığı çeviri hayatını, İngilizceden makale ve kitap çevirileri yaparak sürdürüyor.

Hatay’da Olivin ocağına direnen köylülere gözaltı

Video haber: Burcu Özkaya

*

Hatay‘ın İskenderun ilçesi Kösür Tepeleri mevkiinde Olivin Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi yapılmak isteniyor. Bu sabah şirketin Akçay Mahalle Muhtarlığı‘nda yapmak istediği halkı bilgilendirme toplantısı, yöre halkının tepkisiyle başladı.

İskenderun Kaymakamlığı‘nın ‘koronavirüs tedbirleri’ gerekçesiyle yedi günlük sokağa çıkma yasağına rağmen halk ve çevre dernekleri Akçay mahallesinde toplandı. Köy kahvesine giden yola giriş-çıkış yasaklandığı için mahallelinin bir kısmı toplantı yapılan yere gidemedi.  Mahallelilerin şirket yetkililerine “Toplantı yapmadan gidin” çağrısına rağmen şirket yetkilileri köyü terk etmedi. Polisin ablukaya aldığı mahallede, madene karşı çıkanlara müdahale edildi, beş kişi gözaltına alındı. 

Gözaltına alınanlar akşam saatlerine doğru serbest bırakılmış olsa da mahallede gerginlik gün boyu sürdü. Mahalle halkı toplantı yapılmasını istemediği için tutanak tutularak toplantının sonlandırılmasına karar verildi. 

Asırlık zeytin ağaçları turizm tesisi için feda edilecek

Balıkesir‘in Burhaniye ilçesine bağlı Pelitköy Mahallesi‘nin sahilinde bulunan Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne ait alandaki zeytin ağaçların kesilerek turizm tesisi yapılması planlanıyor.

Müdürlük tarafından Ilıca Mevkiinde bulunan arazi için, 6 Nisan tarihinde gerçekleştirilen ihaleye katılım olmadı ancak yüzyıllık zeytin ağaçlarını bekleyen tehlike henüz bitmiş değil. Yeni ihale tarihi 21 Nisan olarak duyuruldu.

‘400 yaşında ağaçlar var’

Bölgede yaklaşık 250 zeytin ağacı bulunduğunu belirten Burhaniye Çevre Platformu’ndan (BURÇEP) Avukat Filiz Sonsuz, “İhaleye açılmak istenen bölgede 200, 400 yaşındaki ağaçlar var. Hala mahsul veren oldukça değerli ağaçlar” ifadelerini kullandı.

Buradaki arazinin turizm amaçlı tesisler kurulması amacıyla yap-işlet-devret usulüyle 30 yıllığına kiraya verildiğini aktaran Sonsuz, “Burası turizm tesisi yapmaya uygun bir yer değil. İhalenin iptal edilmesi gerekiyor” dedi.

‘Zeytini dışarıdan satın almak zorunda kalacağız’

Ülke genelinde yapılaşma baskısının hızlanarak devam ettiğini belirten Sonsuz, “Bu hızda giderse biz zeytini ve zeytin yağını artık başka Akdeniz ülkelerinden satın almak zorunda kalacağız” yorumunu yaptı.

İklim krizinin neden olduğu kuraklığın gelecekte bizi bekleye bir risk olmadığını ve etkilerini şu anda hissettiklerini belirten Sonsuz, “Her ağacın küçük bir sarnıç olduğu düşünülürse bu projenin ne kadar anlamsız olduğu da ortaya çıkar” ifadelerine yer verdi.

Zeytinlik vasfından çıkarılmış

Avukat Sonsuz, Taşınmaz Büyük Şehir Yasası çıkmadan önce, yani Pelitköy bir belde iken zeytinlik vasfından çıkarıldığını ve arsa olarak tescil edildiğini söyledi.

Bu da doğaseverlerin ihaleye çıkarılacak arazi için 3575 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerin Aşılattırılması Hakkındaki Kanun’dan yararlanamadığı anlamına geliyor.

Sen hiç zeytin ağacı diktin mi?

Gene de hem bölge halkı hem de çevre ilçelerde yaşayanlar bu arazinin yok edilmesine karşı. İlk ihale tarihinden önce pek çok kişi de #SenHiçZeytinAğacıDiktinMietiketi üzerinden projeye tepkilerini dile getirdi.

Yağmura rağmen eylem

Filiz Sonsuz buna ek olarak birçok kişinin ihaleye karşı itiraz dilekçesini Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne e-posta ile ilettiklerini söyledi. Ayrıca 6 Nisan Salı günü doğaseverler yağışlı havaya rağmen bölgede eylem düzenledi.

Kesilmek istenen zeytin ağaçlarının olduğu bölgede bir araya gelen yurttaşlar “Otel yapacak başka yer mi yok?” sorusunu yöneltti.

İkinci ihale 21 Nisan’da

İlk ihaleye katılım olmadığı bilgisini paylaşan Sonsuz, “21 Nisan’da ikinci bir ihale var. Duyduğumuza göre pazarlık usulü yapılacak. Biz bu ihaleye de gene eylemlerimizle karşı çıkacağız” dedi.

İhale ilanında ağaçların bir kısmının taşınacağının bir kısmının ise kesileceğinin yazdığını belirten Sonsuz, “Büyük ihtimalle 3-4 tanesini taşıyıp gerisini odun elde etmek için kesecekler. Zeytin ağacı dediğimiz ağaç 4 bin yıla kadar yaşıyor. Odun elde etmek bu ağaçlardan e kadar mantıklı?” diye sordu.

‘Turizm mantığı deniz-kum-güneş’

Avukat Sonsuz, “Türkiye’de turizme bakış açısı deniz-kum-güneş üçlüsüne sağlanmış durumda. Halbuki başka turizm şekilleri de var. Örneğin Mandara dağları enfes bir güzellikte. Burada dağ turizmi yapılabilir. Ayrıca köylüyü kalkındıracak pansiyonculuk gibi yönlendirmelerle eko-turizm yapılması da mümkün” ifadelerini kullandı.

Söz konusu ihalelerin bir an önce iptal edilmesini talep ettiklerini belirten Sonsuz, ihaleler gerçekleştirildiği taktirde konuyu yargıya taşıyacakları bilgisini paylaştı.

 

SGK’den Kod29 düzenlemesi

İşverenlerin pandemi döneminde işten çıkarma yasağını delmek için başvurduğu İş Kanunu’ndaki Kod-29 uygulamasına yönelik eleştiriler üzerine SGK yazılı açıklama yaptı. Aylık ortalama 15 bin işçinin bu gerekçeyle işten çıkartıldığı belirtilerek, ‘fesih kısıtı’ndan önceki dönemde ise bu sayısının aylık ortalama 17 bin olduğu ifade edildi. 

‘Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan halleri’ düzenleyen Kod-29 ile sendikaya üye oldukları için çok sayıda işçinin işten çıkartılması eleştirilerin merkezini oluştururken, SGK açıklamasında bu konuya “16 Nisan 2020 tarihinden itibaren uygulanan fesih kısıtını delmek amacıyla, işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan davranışı olmaksızın ‘Kod-29’ kullanılarak çok sayıda çalışanın işten çıkarıldığı yönünde iddialar bulunmaktadır” şeklinde değinildi.

SGK, Kod-29 ile son üç yıldaki işten çıkarmalara ilişkin şu rakamları verdi: 2018: 233.430, 2019: 194.524, 2020: 176.662.

Kod-29 ile işten çıkarılan işçiler kıdem tazminatı ve ihbar öneli/tazminatı alamıyorlar. Ayrıca İşsizlik Sigortası Fonu’ndan verilen işsizlik ödeneğinden de yararlanamıyorlar. 

‘Belirsizlik var’

SGK, Kod-29 uygulaması ve yeni getirilen düzenlemeye ilişkin şu açıklamayı yaptı:

“SGK, Koronavirüs salgınının istihdam üzerindeki olumsuz etkilerinden çalışanlarımızı korumak için 16.04.2020 tarihinden itibaren fesih kısıtı uygulaması getirilmiştir. Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller görevin kasten ve sürekli ihmali, mazeretsiz işe gelmemek gibi maddelerin yanı sıra cinsel taciz, küfür, hırsızlık, uyuşturucu madde kullanmak gibi halleri de içermektedir. Bu hallerin tamamında iş akdinin feshi durumunda işten ayrılış işlemlerinin Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirimleri ‘29 nolu kod ‘ üzerinden yapılmaktadır.

Birbirinden farklı fesih nedenlerinin tamamının aynı kod (Kod-29) ile bildiriminin çalışma hayatında belirsizliklere yol açtığının görülmesi üzerine SGK genelgesinde yapılan değişiklik ile ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hallerin tamamı için ayrı ayrı kodlar belirlenmiştir. Böylelikle mazeretsiz devamsızlık hali ile hırsızlık gibi birbirinden farklı fesih sebeplerinin farklı bildirim kodları ile yapılması sağlanarak, olası sorunların önüne geçilecektir.” 

Facebook’tan sonra LinkedIn: 500 milyon kişinin verileri çalındı

Son dönemlerde sık sık platformların veri güvenliği tartışılırken, bir başka yerden daha veri hırsızlığı haberi geldi. Bu kez saldırının adresi profesyonellere yönelik tasarlanmış olan LinkedIn. 

Forumlarda paylaşım yapan hackerlar 500 milyon kullanıcının bilgilerine sahip olduklarını söyledi; verilere kanıt olması için 2 milyon kullanıcının bilgilerinden oluşan bir örneği paylaşıma açtı. 

Dört ayrı dosyadan oluşan 2 milyon kişilik listede kullanıcıların adları, e-posta adresi, telefon numaraları, çalışma bilgileri ve çok daha fazlası bulunuyor.  Örneği görüntülemek için 2 dolar ücret talep ediliyor. 500 milyonluk listenin tamamını satın almak için ise dört haneli bir ücret teklifi beklendiği ifade edildi. 

Cybernews‘te yer alan bilgilere LinkedIn tarafı sızıntı iddialarına yönelik açıklamada bulunmadı. LinkedIN, platformda 750 bin kullanıcı olduğunu belirtiyor.  

Sızan bilgiler neler? 

Veri hırsızlığı sonucunda, hackerlerin elde ettiği kişisel bilgiler şöyle:

  • LinkedIn profil isimleri
  • Gerçek isimler
  • E-posta adresleri
  • Telefon numaraları
  • Cinsiyet
  • LinkedIn’e bağlı linkler
  • LinkedIn’e bağlı diğer sosyal medya hesapları
  • Profesyonel ünvanlar ve diğer çalışma bilgileri

Sosyal medya şirketlerinin topladığı kişisel veriler, kullanıcılarını tanımlama amacıyla kullanıyor. Bu bilgiler dışarıya sızdığı zaman ise kötü niyetli kişiler  e-posta adreslerinize dolandırıcılık mailleri atabilir, telefon dolandırıcılığı ve manipülasyon benzeri eylemlere maruz kalabilirsiniz. Bilgileriniz ne kadar farklı platformdan sızarsa, dolandırıcılar kişiye ait daha fazla bilgiye ulaşabilir. 

Bilgilerinizi nasıl koruyabilirsiniz? 

  • Hemen hesabınıza giriş yapın ve önce parola ve e-posta parolanızı değiştirin.
  • Güçlü olması için harf, rakam ve sembolden oluşan bir parola oluşturun.
  • Linkedin hesabınızı iki faktörlü kimlik doğrulamaya çevirin. Bunu direkt Linkedin üzerinden etkinleştirebilirsiniz.
 

‘Haklarını ödeyemeyiz’ dedikleri sağlık emekçilerinin ekmek ve suyunu kestiler

Haber: Gençağa Karafazlı

Koronavirüs pandemisi sırasında gösterdikleri özveri ve üstlendikleri hayati rol nedeniyle büyük övgüler alan Ordu‘daki sağlık emekçilerine hastane tarafından verilen ekmek ve suda kesintiye gidildi.

Övgülere rağmen sağlık emekçisilerinin maddi zorluklarının bu dönemde artış gösterdiğine değinen Sağlık Emekçileri Sendikası (SES) Ordu Şubesi Eş Başkanı Ferit Ceylan yaptığı açıklamada “Yemeklerde verilen 50 gramlık ekmek 1’e düşürüldüğü gibi, 200 ml su dahi yemeklerde sadece 1 tane verilmeye başlandı” dedi.

‘Ek ödemeleri alamıyorlar’

Ceylan yaptığı açıklamada “Sağlık emekçileri yıllardır çok büyük bir özveri ile çalışmaya devam etmektedir. Bugün de kardan kapanan köylere kilometrelerce yürüyerek giden, patika yollardan yaralı taşıyan birçok meslektaşımızın görüntüsünü hep birlikte izledik. Bu fedakârca yerine getirilen çalışmalar çoğu zaman hem sağlık hizmetini alanlar tarafından hem de sağlık hizmetlerinin yürütücüsü olan bürokratlar tarafından görmezden gelinmiştir” dedi.

Sağlık çalışanlarının pandemi döneminde çalışma şartlarının daha da zorlaştığını dile getiren Ceylan, “Bir taraftan alkışlanan sağlık emekçisinin maddi zorlukları bu dönemde kat be kat artmıştır. Bir önceki yıl aldığı ek ödemeyi alamaz hale gelmiştir. Yapılan şey göz boyamadır ve biz sağlık emekçileri bunu hak etmediğimizi bir kez daha tekrarlıyoruz” dedi.

‘Ekmek ve suyumuzu kısıtlamaya başladılar’

Ordu’da sağlık emekçilerine verilen ekmek ve suda da kısıtlamaların başlandığını dile getiren Ceylan, “Yemeklerde verilen 50 gramlık ekmek 1’e düşürüldüğü gibi, 200 ml su dahi yemeklerde sadece 1 tane verilmeye başlandı. Oysaki Yataklı Tedavi Kurumlar Yönetmeliği’nde ekmek için 100 gram, su için ise hiçbir ibare olmazken, idarenin yapmış olduğu ihale şartnameleri yönetmeliğe uygun değildir” dedi.

Sağlık çalışanına dağıtılan yemeklerde gerekli gramajlara uyulmamasının ve yemeklerdeki kalite düşüklüğünün bütün sağlık emekçilerinin şikâyetçi olduğu bir konu olduğunu aktaran Ceylan, “Birçok meslektaşımız artık ‘yemek’ gibi en insani ihtiyacını, çalıştığı kurumdan değil, kendi imkânları ile gidermeye çalışmaktadır. 24 saat boyunca büyük bir özveri ile çalışmaya devam eden meslektaşlarımız tam anlamıyla aç kalmaktadırlar. Dağıtılan kahvaltıların gramajlarının teknik şartnameye uymadığı ile ilgili birçok şikâyet olmasına rağmen bugüne kadar hiçbir denetim yapılmamıştır. Dağıtılan kahvaltının gramajlarına uyulmaması ihaleyi alan firmanın haksız kazanç elde ettiğinin bir göstergesidir” ifadelerini kullandı.

‘Haklarımız gasp edilemez’

Sağlık kurumlarının idarecilerine seslenen Ceylan, şu açıklamalarda bulundu:

Buradan tüm sağlık kurumlarının idarecilerine sesleniyorum; hastanelerde çalışanlara bir danışsınlar, hastane yemekleri ile ilgili bir anket yapsınlar. Tüm çalışanların bu memnuniyetsizliği kamuoyu tarafından görülmüş olsun. Bir kez daha sesleniyoruz, haklarımızın gasp edilmesine göz yummayacağız, ekmeğimize suyumuza el uzattırmayacağız. Sağlık çalışanının sağlıklı beslenmesi bir haktır ve hakkımızı alacağız.”

 

AİHM: Aşı zorunluluğu demokratik bir toplumda gerekli

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi, aşı zorunluluğunun, demokratik bir toplumda gerekli olduğu gerekçesiyle Çek Cumhuriyeti‘nden yapılan başvuruları reddetti. Dava dini, ideolojik ve etik nedenlerden ötürü çocuklarının aşılanmasına izin vermeyen bir grup Çek ailenin şikayeti üzerine Çekya‘ya karşı açılmıştı.

Yüksek Mahkeme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) aile ve özel yaşama saygı ilkesiyle ilgili 8’inci maddesinin ihlal edildiği şikayetiyle aynı ülkeden yapılan altı başvuruyu kabul etmedi.

Çek Cumhuriyeti’nde çocuklarına hastalıklardan korunmak için aşı vurulmasına karşı çıkan aileler, yerel mahkemelerde bir sonuç alamayınca şikayetlerini AİHM’e taşımıştı. Büyük Daire’de 16 yargıç, başvuruların reddedilmesi yolunda oy kullanırken, bir yargıç ihlal olduğu yolunda görüş belirtti.

Gerekçeli kararda, “Çek Cumhuriyeti’nde, belirlenen dokuz hastalığa karşı çocukları aşılamanın yasal bir zorunluluk olduğu” belirtildi. Başvurucu aileler aşı şartını kabul etmedikleri için çocuklarının ana okuluna kabul edilmemelerinin insan hakları ihlali olduğu suçlamasında bulunmuştu.

Karar temyiz niteliği taşıyan Büyük Daire tarafından alındığı için bu hükme itiraz hakkı bulunmuyor.

Koronavirüs aşısı için emsal olabilir

Böylece AİHM ilk kez çocuk hastalıklarına karşı zorunlu aşılama ile ilgili bir karar vermiş oldu. Bazı hukukçular, bu kararın Covid-19 aşısı için de içtihat oluşturabileceği görüşünü taşıyor.

AİHM davalarında uzman Fransız avukat Nicolas Hervieu, Fransız Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, bu kararın Covid-19 aşıları için de emsal teşkil edebileceğini kaydetti. 

Endonezya ve Doğu Timur’u vuran tropikal siklon en az 150 can aldı

Endonezya‘nın güney doğusunda ve Doğu Timor‘da 3 Nisan tarihinden bu yana etkili olan yoğun yağışların beraberinde getirdiği sel felaketi ve toprak kaymaları 150’den fazla kişinin yaşamını yitirmesine neden oldu.

Floodlist’in aktardığına göre Tropik Seroja Siklonu‘nun getirdiği şiddetli yağmur nedeniyle Doğu Nusa Tenggara Eyaleti‘nin bazı bölgeleri iki günde 500 mm’den fazla yağış aldı.

2 bin ev hasar aldı

Yetkililer tarafından yürütülen hasar değerlendirme ve arama operasyonları devam ediyor. Endonezya’nın afet ajansı BNPB Doğu Nusa Tenggara’da 128 kişinin öldüğünü ve 72 kişinin hala kayıp olduğunu belirtti. Komşu ülke Doğu Timur’da ise 34 kişinin öldüğü bildirildi.

Fotoğraf:AA

119’u ağır olmak üzere yaklaşık 2 bin ev hasar gördü. Yetkililer en az 8 bin 424 kişinin yerinden olduğunu duyurdu.

Endonezya’daki Meteoroloji, Klimatoloji ve Jeofizik Ajansı (BMKG) 7 Nisan tarihinde yaptığı açıklamada Perşembe gününden itibaren Tropikal Seroja Siklonu’nun Endonezya’dan uzaklaşacağını belirtti.

Yayın organlarının kapatılmasına gerekçe olan KHK maddesine AYM’den iptal

15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen Olağanüstü Hal döneminde yayımlanan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile çok sayıda haber ajansı, televizyon kanalı, radyo, gazete, dergi ve yayınevi kapatılarak mallarına el konuldu.

Cumhuriyet Halk Partisi, yayın organlarına yaptırımın önünü açan KHK’nin ilgili maddesinin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvurdu. CHP’nin başvurusunu karara bağlayan AYM, 6755 sayılı KHK ile yürürlüğe giren, ‘Millî güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen oluşumlarla ilişkili medya kuruluşlarının ilgili bakanın onayıyla kapatılması ve mallarına el konulması’nı öngören kanun maddesini iptal etti.

CHP’nin başvurusunda KHK’yle yürürlüğe giren 6755 sayılı kanunun 2’nci maddesinin dördüncü fıkrasının iptal edilmesi talep edilmiş;  kapatılması öngörülen yayın organlarının taşınır ve taşınmazlarına el konulmasının genel müsadere cezası anlamına geldiği, kuralın mülkiyet hakkına aykırı bir düzenleme olduğu belirtilmişti.

Söz konusu kuralın ifade, basın ve haber alma ile süreli ve süresiz yayın hakkının demokratik bir toplumda zorunlu olmayan ölçüde sınırlandığı ve bu durumun hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı belirtilerek anayasaya aykırı olduğu da belirtilmişti. 

‘Doğrudan kapatma temel hak ve özgürlüklere müdahale’

Anayasa Mahkemesi kararında, Anayasa’nın süreli yayınların ancak mahkeme kararıyla kapatılmasını öngören 28’nci maddesinin kapatmayı ağır bir yaptırım olarak gördüğünü ve geçici kapatma için dahi mahkeme kararının gerekliliğini ifade ettiğini hatırlattı. Kararda  doğrudan kapatmanın temel hak ve özgürlüklere en ağır müdahaleyi oluşturduğunun tartışmasız olduğu ve basın özgürlüğü güvencesi vurgulandı. 

İstanbul’da koronavirüs vakalarının en çok arttığı ilçeler açıklandı

İstanbul Aile Hekimleri Derneği Bilim Komisyonu üyeleri, “Hayat Eve Sığar (HES)” uygulamasındaki renk skalasını, piksel bazlı olarak özel bir algoritma ile sayısal veriye dökerek, kent genelindeki 4700 aile hekimindeki verilerle bir araya getirdi. Doğruluk payının yüzde 99 olarak saptandığı verilere göre İstanbul’daki kırmızı ve sarı alan yoğunluğu son bir haftada yüzde 25.7 arttı.

Vaka artış ortalaması en yüksek yedi ilçe şöyle:

  • Adalar: yüzde 211.5
  • Silivri: yüzde 115.4
  • Arnavutköy: yüzde 77.5
  • Beykoz: yüzde 68.2
  • Sultanbeyli: yüzde 59.3
  • Tuzla: yüzde 51.3
  • Beşiktaş: yüzde 50

Vaka artış oranının en çok görüldüğü bazı mahalleler de şu şekilde: 

  • Bakırköy: Kartaltepe
  • Bağcılar: İnönü ve Kemalpaşa
  • Bahçelievler: Yenibosna, Soğanlı, Çobançeşme, Şirinevler
  • Gaziosmanpaşa: Barbaros ve Sarıgöl
  • Şişli: Halide Edip Adıvar, Eskişehir, Ayazağa, Maslak
  • Beşiktaş: Gayrettepe, Akatlar, Ulus, Türkali, Bebek
  • Esenler: Kazım Karabekir, Oruçreis, Namık Kemal
  • Esenyurt: Örnek, Selahaddin Eyyubi, Mevlana
  • Kadıköy: Göztepe, Hasanpaşa, Kozyatağı, 19 Mayıs
  • Sultanbeyli: Mehmet Akif, Yavuz Selim, Turgut Reis
  • Ümraniye: Ihlamurkuyu, Atatürk, Dumlupınar

Milliyet‘ten Mert İnan‘ın haberinde görüşlerine yer verilen İstanbul Aile Hekimleri Derneği Başkan Yardımcısı Dr. Mustafa Tamur, şunları söyledi:

“Örneğin vaka artışı olan bir ilçenin, vaka artışı olmayan bir ilçeye yarattığı risk de yüzde 7.5 oranında artmış durumda. Biz buna kombine artış riski diyoruz. Söz gelimi Pendik’te vakalar ciddi oranda artıyorsa, Kartal ilçesinde hiç vaka artışı olmasa da kombine risk dolayısıyla yüzde 7.5’lik etkileşim olması kaçınılmaz. 

‘Bulaşmayan kalmayacak’

PCR testi negatif olup akciğer tomografisi ve tetkiklerde Covid-19 teşhisi konulan bazı hastalar kayıt sisteminde yaşanan bir takım sorunlardan ötürü karantina listesine düşmemiş olabiliyor. Alt gelir grubu sürekli işe gidip geldiğinden hareket halindeler. Bu şekilde devam edilmesi durumunda virüsün bulaşmadığı kimse kalmayacak. Hiç olmadığı kadar yüksek vaka artış oranları söz konusu.”

100 bine yakın aktif vaka 

Tamur, İstanbul’da 4000 aile hekimi bulunduğunu, bir aile hekimine ortalama 3600 hasta düştüğünü belirterek, son verilere göre test pozitif oranı yüzde 20’yi bulduğunu söyledi: 

“Bir aile hekimine 20 pozitif vaka oranı söz konusu. Bu rakama hastanede yatan vakalar dahil değil. İstanbul genelinde tespit edilebilen vaka oranı 10 bin civarında. Ancak salgınlarda bir vakaya, 8 kayıp vaka hesaplaması baz alınır. En düşük hızla seyreden salgında bile 1 hastaya karşın 5 tespit edilemeyen enfekte hasta vardır. İngiltere, Brezilya ve Afrika varyantını yayılım hızını göz önüne aldığımızda İstanbul’da şu an için 100 bine yakın aktif vaka olduğunu söyleyebiliriz.” 

Sağlık Bakanlığı’nın son açıklamasında göre, son 24 saatte 302 bin 108 test yapıldı, 54 bin 740 kişiye COVID-19 tanısı kondu, 276 kişi hayatını kaybetti.

Koronavirüs Bilim Kurulu ise, bugün Ramazan ayındaki önlemler gündemiyle toplanıyor. Kafeler ile restoranların Ramazan başlangıcında (13 Nisan) tamamen kapanmasına karar verilmişti.

Bilim insanları da vaka artışı nedeniyle tam kapanma çağrısı yapıyor.