Ana Sayfa Blog Sayfa 1548

Bakanlık ‘kısmi kapanmaya’ dair soruları yanıtladı: Seyahatler, toplu etkinlikler…

İçişleri Bakanlığı, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kabine toplantısı ardından açıklanan yeni koronavirüs tedbirleri hakkında sıkça sorulan dokuz soruyu yanıtladı.

Açıklamada ilan edilen  iki haftalık ‘kısmi kapanma’ süresi boyunca sendikaların ve sivil toplum kuruluşlarının geniş katılımlı etkinliklerine izin verilmeyeceği belirtildi. Ayrıca şehirlerarası seyahate ilişkin sorular da yanıtlandı.

Soru 1- Sendikalar tarafından genel kurul vb. geniş katılımlı aktiviteler yapabilir mi?

Sivil toplum kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları ile birlikler ve kooperatifler gibi sendikaların da genel kurul dahil yapacakları geniş katılımlı her türlü etkinliklerine 17 Mayıs 2021 tarihine kadar izin verilmeyecektir.

Soru 2- Hafta içi günlerde de sokağa çıkmalarına kısıtlama getirilen 65 yaş ve üzeri vatandaşlarımız ile 18 yaş altı gençler ve çocukların şehirlerarası seyahatleri nasıl olacaktır?

Genelge ile 65 yaş ve üzeri vatandaşlarımız ile 18 yaş altı gençler ve çocuklara hafta sonlarının tamamında, hafta içi günlerde ise belirli saatler haricinde (65 yaş ve üzeri için 10.00-14.00; 18 yaş altı için 14.00-18.00) sokağa çıkma kısıtlaması getirildiğinden;

  • 65 yaş ve üzeri vatandaşlarımızın hafta içi veya hafta sonu ayrımı olmaksızın sokağa çıkma kısıtlaması uygulanan süre ve günlerdeki özel araç veya toplu ulaşım araçlarıyla yapacakları şehirlerarası toplu ulaşım faaliyeti izne tabi olup seyahat izin kurullarından izin alınması gerekmektedir.
  •  18 yaş altı gençler ve çocuklarımızın ise yanlarında veli veya vasileri bulunmak kaydıyla sınırlama getirilmeyen yaş gruplarının tabi olduğu kurallar çerçevesine şehirlerarası seyahatlerini gerçekleştirebilirler.

Soru 3- Sokağa çıkma kısıtlaması uygulanan süre ve günlerde zorunlu hali bulunmayan vatandaşlarımızın (65 yaş ve üzeri ile 18 yaş altında kalanlar hariç) şehirlerarası seyahatleri nasıl olacaktır?

Herhangi bir zorunlu hali (taburcu olma veya doktor randevusu bulunma, yakınının vefatı, bulunduğu şehirde kalacak yerinin olmaması, merkezi sınavlara katılım, askerlik hizmetini tamamlama, sözleşmeye davet yazısı alma ve cezaevinden salıverilme) bulunmayan vatandaşlarımızın sokağa çıkma kısıtlaması uygulanan süre ve günlerdeki şehirlerarası seyahatleri ancak toplu ulaşım araçlarını (uçak, otobüs, tren, gemi vb.) kullanmak suretiyle mümkün olabilecektir.

Şehirlerarası seyahat edeceğini bilet, rezervasyon kodu vb. ile ibraz eden kişiler seyahat güzergahı ve zamanı ile sınırlı olacak şekilde sokağa çıkma kısıtlamasından muaf olacaktır.

Soru 4- Sokağa çıkma kısıtlaması uygulanmayan zaman dilimi içerisinde özel araçla seyahat edilebilecek mi?

Sokağa çıkma kısıtlaması uygulanan süre ve günlerin dışında kalan (sokağa çıkma ile ilgili herhangi bir kısıtlama bulunmayan) zaman aralıkları içerisinde kalmak kaydıyla özel araçlarla şehirlerarası seyahat yapılabilecektir. Ancak bu tür özel araçlarla şehirlerarası seyahatlerin sokağa çıkma kısıtlamasının başlama saatlerine göre planlanması gerekmekte olup varış şehrine ulaşılamamış olsa bile sokağa çıkma kısıtlamaları sırasında seyahat izin belgesi olmaksızın şehirlerarası seyahatin sürdürülmesine müsaade edilmeyecektir.

Soru 5- Mali müşavirler sokağa çıkma kısıtlamasından muaf mıdır?

Serbest mali müşavirleri genel olarak sokağa çıkma kısıtlamalarına tabidirler. Ancak kurumlar vergisi beyannamesinin 30 Nisan 2021 tarihine kadar verilmesi gerekliliği nedeniyle mali müşavirler ile çalışanları, 17-18 Nisan ile 24-25 Nisan 2021 Cumartesi ve Pazar günlerine mahsus olmak üzere sokağa çıkma kısıtlamalarından muaf tutulacaklardır.

Öte yandan bu muafiyet genel bir muafiyet olmayıp sadece muafiyet nedenine bağlı olarak mali müşavirler ile çalışanlarının ikametlerinden iş yerlerine gidiş ve gelişleri ile sınırlıdır. Aksi durumlar muafiyetin kötüye kullanımı olarak değerlendirilerek idari/adli yaptırımlara konu edilecektir.

Soru 6- Herhangi bir tören, nikah merasimi ya da düğün yapılmaksızın evlenme işlemleri yapılabilir mi?

Tören, nikah merasimi ya da düğün yapmaksızın resmi evlenme işlemlerinin gerçekleştirilmesinde herhangi sakınca bulunmamaktadır. Ancak ilgili Genelgemizde açıkça belirtildiği şekilde 17 Mayıs 2021 tarihine kadar nişan, kına, tören, nikah merasimi ya da düğün yapılmasına kesinlikle müsaade edilmeyecektir.

Soru 7- Dinleme tesislerinde yer alan yeme-içme yerlerinde masada servis şeklinde hizmet verilebilir mi?

İl/İlçe Umumi Hıfzıssıhha Kurullarınca izin verilen, yerleşim birimleri sınırları dışındaki karayolları kenarlarında bulunan ve şehirlerarası seyahat edenlerin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik dinlenme tesislerinde bulunan yeme-içme yerleri sadece şehirlerarası seyahat edenlere hizmet sunulması ve aynı masada ikiden fazla kişiye servis açılmaması kaydıyla masada servis şeklinde hizmet verilebilecektir.

Fotoğraf: AA

Soru 8- Seyahat acentaları, profesyonel turist taşıma araçları ile profesyonel turist rehberleri Genelge ile hafta sonları belirli saatler için getirilen kısıtlamalardan muaf mıdır?

Turistik faaliyetler kapsamında geçici/kısa bir süreyle Ülkemizde bulunan yabancı turistler hafta sonları uygulanacak olan sokağa çıkma kısıtlamasından muaf tutulduklarından ülkemize gelen yabancı turistlere yönelik tur ve transfer hizmetlerini sağlayacak seyahat acentaları, profesyonel turist taşıma araçları (turist taşıma aracı belgesi olanlar) sürücüleri ile turistlere yönelik rehberlik faaliyetlerini yürütecek profesyonel turist rehberleri (turist rehberi kokartı ve kimlik kartı sahibi olanlar) sadece yabancı turistlere hizmet sunmak ve yetkili seyahat acentasından görev bölgesi, görevin amacı ve yolculuk güzergâhını veya tur programını içerecek şekilde bir belge almak kaydıyla belirli süre ve günlerde uygulanan sokağa çıkma kısıtlamalarından muaftır.

Soru 9- Aynı zamanda kuaför ve güzellik merkezi/salonu hizmeti sunan iş yerleri ne şekilde çalışacaktır?

Genelge ile güzellik merkezlerinin/salonlarının faaliyetlerine 17 Mayıs 2021 tarihine kadar geçici olarak ara verildiğinden hem kuaför hem de güzellik merkezi/salonu niteliğinde olan iş yerleri Ramazan ayı boyunca sadece kuaförlük hizmeti sunabilecekler, güzellik merkezi/salonu hizmetlerini ise sunamayacaklardır.

Bir fezleke de bağımsız milletvekili Ahmet Şık için

Bağımsız Milletvekili Ahmet Şık hakkında, Boğaziçi Üniversitesi protestoları sırasında ‘Bu hükümet seçimle gitmeyecek, sokağa çıkın’ açıklaması yaptığı iddiasıyla açtığı soruşturmayı tamamlayan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Şık’ın milletvekilliğinin düşürülmesi için fezleke düzenledi.

Fezleke, Türkiye Büyük Millet Meclisi‘ne (TBMM) sunulmak üzere Adalet Bakanlığı‘na gönderildi.

Başsavcılık, soruşturma başlatıldığını duyurmuştu

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Milletvekili Ahmet Şık hakkında Boğaziçi Üniversitesi açıklamalarını gerekçe göstererek “Suç işlemek için alenen tahrik” suçlamasıyla şubat ayında bir soruşturma başlatmıştı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 5 Şubat 2021’de Ahmet Şık hakkında başlatılan soruşturma şöyle duyurulmuştu:

Bazı internet siteleri ve sosyal medya mecralarında; Bağımsız milletvekili Ahmet Şık’ın Boğaziçi protestolarını bahane ederek, ‘bu hükümet seçimle gitmeyecek, sokağa çıkın’ çağrısında bulunduğuna dair haberler yer alması üzerine, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Parlamenterler Bürosu tarafından, 27. Dönem bağımsız milletvekili Ahmet ŞIK hakkında TCK 214. Maddesi kapsamında ‘Suç işlemek için alenen tahrik’ suçundan soruşturma başlatıldığı, kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

Ahmet Şık’ın sözleri

Şık’ın soruşturmaya konu olan sözleri ise şöyle:

Kimse seçimle gidiyorlar sayıklamasının peşinden gitmesin artık. Çünkü mafyayla; hukukla mücadele edilmez. Bunların hukuku ile mücadele edilmez.

Evrensel hukuk normlarının olduğu bir hukukla mücadele etmek için herkes yurttaşlık görevini yerine getirmeli, bu mücadeleye omuz verilmeli. İsim vererek de söyleyeceğim Kemal Kılıçdaroğlu’nun yaptığı veli toplantısında anne babalara yaptığı çağrıyı kimse ciddiye almasın.

Burada çok ağır bir yük var ve bu yükü kaldırmak sadece bu genç arkadaşların tek başına yüklenebileceği bir ağırlık değil bu. Hep birlikte ona el atmamız gerekiyor ve hep birlikte o taşı kaldırıp atacağız. O taşın adı saray rejimi.”

Dün de aralarında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu‘nun da olduğu 10 milletvekili hakkında hazırlanan fezleke karma komisyona gönderilmişti.

Plastiksiz Doğu Akdeniz Platformu: Akdeniz kıyılarının plastik çöplerden kurtarılması elzem

Plastiksiz Doğu Akdeniz Platformu adıyla bir araya gelen 15 kurum ve kuruluş, Doğu Akdeniz bölgesindeki plastik kirliliğine dikkat çekmek için bir bildiri yayımladı.

Platform, ilgili tüm kurum ve kuruluşları, vatandaşları ve sivil toplum örgütlerini plastik üretim ve tüketimini azaltmak, bununla birlikte atık yönetim alt yapısını geliştirmek için sorumluluk almaya davet etti.

‘Sahil, biyoçeşitlilik merkezi’

Platform tarafından yayımlanan bildiride, Samandağ’dan Anamur’a uzanan ve ekolojik açıdan oldukça önemli olan sahil şeridinin Akdeniz’in plastikle en fazla kirletilmiş bölgelerinden biri olduğuna dikkat çekildi:

Doğu Akdeniz kıyılarında Samandağ’dan Anamur’a kadar uzanan sahil şeridi, eşsiz güzellikleri barındıran önemli bir biyoçeşitlilik merkezidir. Türkiye’nin 14 Ramsar sulak alanından üçü Göksu Deltası, Yumurtalık Lagünü Milli Parkı ve Akyatan Lagünü Doğu Akdeniz’de bulunmaktadır. Dünyanın başka hiçbir yerinde olmayan bitki türlerini barındıran sahiller, aynı zamanda deniz kaplumbağalarının da çok önemli yuvalama alanlarıdır. Bölgenin deniz ile bağlantılı sulak alanlarında, ülkemizde kışlayan kuşların en yoğun nüfusları sayılmakta, göç eden ve kuluçkaya yatan önemli sayıda kuş türü de yine bu lagünleri kullanmaktadır.

Ekolojik açıdan oldukça önemli ve eşsiz olan bu kıyılar maalesef Akdeniz’in plastikle en fazla kirletilmiş bölgelerinden biridir. Bölgedeki yoğun tarımsal faaliyetler, sahillere vatandaşların bıraktığı atıklar, özellikle geri dönüşüm tesislerinden ve diğer endüstriyel faaliyetlerden kaynaklanan mikroplastikler ve atık yönetim alt yapısındaki eksiklikler bu kirliliklerin ana kaynaklarındandır. Bunun yanında özellikle Adana’da çoğunlukla nehir ve kanal kenarlarına yasadışı bir şekilde boşaltılan plastik çöpler (ithal/yerli) de Akdeniz’e kadar ulaşmaktadır.”

‘İki balıktan birinin midesinde mikroplastik var’

Doğu Akdeniz kıyılarındaki kirliliğin sadece Türkiye’nin kendi çöpünden kaynaklanmadığı vurgulanan açıklamada, akıntı yoluyla diğer ülkelerin denize boşalttıkları plastik çöplerin de bu soruna neden olduğu belirtildi:

Doğu Akdeniz kıyılarımızdaki kirlilik sadece kendi çöplerimizle de sınırlı değildir. Akıntılar yoluyla diğer ülkelerin (Tunus, Mısır, Lübnan, Suriye vb.) denize boşalttıkları plastikler ve balıkçılık dahil gemicilik faaliyetleri nedeniyle de önemli miktarda plastik çöp ciddi bir kirliliğe neden olmaktadır.

Yapılan çalışmalar, Samandağ’dan Anamur’a kadar olan kumul sahillerin, metrekarede 1000-1200 adet mikroplastik miktarı ile Akdeniz’deki en yüksek kirliliğe maruz kalan bölgeler olduğunu göstermektedir.

Bunun yanında Dünya Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) tarafından yapılan tahminlerde de günlük olarak 31 kg’a yakın plastiğin bir kilometrelik sahil çizgisine vurduğunu ortaya koymaktadır. Greenpeace Akdeniz’in raporuna göre Akdeniz’in de yer aldığı bölgelerde incelenen iki balıktan birisinin midesinde de mikroplastik var!

Akdeniz’in eşsiz kıyılarının plastik çöplerden kurtarılması elzemdir. Bu bağlamda biz aşağıda isimleri bulunan kurumlar, ilgili tüm kurum ve kuruluşları, vatandaşları ve sivil toplum örgütlerini plastik üretim ve tüketimini azaltmak, ayrıca atık yönetim alt yapısını geliştirmek için sorumluluk almaya çağırıyoruz.”

Plastiksiz Doğu Akdeniz Platformu’nu oluşturan kurum ve kuruluşlar ise şöyle:

  • Karataş Belediyesi
  • Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi
  • Adana Karataş ve Yumurtalık İlçeleri Turizmi Geliştirme Altyapı ve Hizmet Birliği
  • Seyhan Belediyesi
  • Arsuz Belediyesi
  • Samandağ Belediyesi
  • Mersin Büyükşehir Belediyesi
  • Doğu Akdeniz Belediyeler Birliği
  • TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Mersin Şubesi
  • Çukurova Belediyeler Birliği
  • WWF-Türkiye ( Doğal Hayatı Koruma Vakfı )
  • Doğa Araştırmaları Derneği
  • Türkiye Çevre Eğitim Vakfı (TÜRÇEV)
  • Mikroplastik Araştırma Grubu
  • Greenpeace Akdeniz

Erdoğan’ın kongrede ‘maşallah lebaleb’ dediği Rize’de hastaneler doldu

Haber: Gençağa Karafazlı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın AKP İl Kongreleri yapıldığı sırada “Maşallah kongrelerimiz lebaleb dolu” diyerek övdüğü memleketi Rize’de koronavirüs vakalarındaki artış nedeniyle hastaneler doldu.

İl genelindeki hastanelerdeki servis ve yoğun bakım ünitelerinin dolduğunu belirten sağlık yetkilileri, sağlık hizmeti sunumunda sıkıntıların yaşandığını söyledi.

‘Zorunlu olmadıkça gelmeyin’

Rize İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, hastanelerdeki normal servis yatakları ve yoğun bakım alanlarının kapasitelerinin zorlandığı ve hastanelerde ciddi kalabalık oluştuğu ifade edildi. Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

Hem sağlık hizmetine bizden çok daha fazla ihtiyacı olan ağır, zor durumdaki hastalarımıza yer açabilmek, daha iyi hizmet sunabilmek için hem de hastane ortamlarını son günlerde artan vaka sayılarının akabinde yüksek riskli bulaşıcı ortamlara dönüştürmemek için zorda kalınmadıkça hastanelerimize başvurulmamasını talep ediyor, bu süreçte kıymetli vatandaşlarımızdan anlayış ve hoş görü bekliyoruz.

Her tür acil durumlarda, kanser tedavisi ve gebe takibi gibi durumlarda sunulan hizmette herhangi bir kesintinin söz konusu olmayacak. , Aile hekimlerimiz vatandaşlarımıza kesintisiz hizmet vermeye devam edecek.

Her gün bir yeni Ermenice kelime öğrenmek ister misiniz?

Türkçe ve Ermenice kitaplarıyla, Türkiye’de iki dilde yayın yapan ender yayınevlerinden biri olan Aras Yayıncılık merak edenleri Ermenice diliyle yakınlaştırmak için yeni bir uygulamaya geçti.

Sosyal medya hesaplarından günün Ermenice kelimesini paylaşan Aras Yayıncılık, aynı zamanda kelimelerin kökeni ve fonetiği hakkında da bilgiler sağlıyor.

Örneğin bugün 15 Nisan Dünya Sanat Günü vesilesiyle paylaşılan kelime ‘sanat’ oldu.  Kelimenin Ermenice karşılığı “արուեստ” ve “arvesd” olarak telaffuz ediliyor.

Aras Yayıncılık hakkında

Ermeni yazarlardan çeviri kitaplar veya çağdaş Ermeni yazarların kaleminden Türkçe eserler basan yayınevi, bu yolla, aynı coğrafi bölgede doğup büyümüş, yan yana yaşayan farklı kültürlerden insanların birbirlerini edebiyat yoluyla daha iyi tanıyıp, anlamalarına yardımcı olmayı, insanlığın ortak değerlerine birlikte katkıda bulunmayı amaçlıyor.

Anadolu’nun kültürel öğelerini gelecek kuşaklara da taşımaya aracılık eden Aras Yayıncılık, Türkiye’de köklü bir geçmişi olan Ermeni yayıncılık geleneğinin temsilcisi ve sürdürücüsü olmayı hedefliyor.

 

Yeni araştırma: Dünya’daki ekosistemlerin yalnızca yüzde 3’ü bozulmadan kaldı

Yapılan yeni bir araştırma yeryüzündeki toprakların yalnızca yüzde 3’ünün ekolojik olarak bozulmadan kaldığını ortaya koydu.

İnsan faaliyetlerinden zarar görmeyen bu vahşi doğa parçaları çoğunlukla Amazon ve Kongo tropikal ormanları, doğu Sibirya ve kuzey Kanada orman ve tundraları ile Sahra’nın bazı bölümlerinde yer alıyor.

Araştırmacılar az sayıda kalmış fil ve kurt gibi türlerin hasar görmüş bölgelere yeniden kazandırılmasının bir çözüm olabileceği görüşünde. Makalede bu sayede ekolojik olarak bozulmamış toprak oranının yüzde 20’ye çıkarılabileceği belirtiliyor.

Önceki tahminlerden daha vahim

The Guardian’ın manşetine taşıdığı Damian Carrington imzalı habere göre daha önce yapılan araştırmalar büyük ölçüde uydu görüntülerine dayanarak vahşi yaşam alanlarını tanımlamıştı. Bu sebeple de Dünya yüzeyinin yüzde 20 ile 40’ının insanlardan çok az etkilendiğini tahmin ediyorlardı.

Yeni araştırmada ise ormanların, savanların ve tundranın uydu görüntülerinde iyi gözükebileceği ancak zeminde bir ekosistemi sürdürmek için gerekli olan türlerin sayısının çok az olduğu iddia ediliyor. Örnek olarak da fillerin ormanlarda tohumun dağıtılmasında kurtların ise geyik popülasyonlarının kontrol edilmesinde etkili olması veriliyor.

Fotoğraf: Shutterstock

Bu sebeple araştırmada uydu görüntüleri ile hayvanların orijinal aralıklardan kaybolduğu haritaları birleştiriyor. Daha önceki analizlerdeki eksikliğin ise hayvanların dağılımına ilişin haritaların yeterince gelişmemiş olması gösteriliyor.

‘Bu oranı artırmak mümkün’

Frontiers in Forests and Global Change dergisinde yayınlanan araştırmada, Uluslararası Doğayı Koruma Birliği Kırmızı Listesi’ndeki hayvan aralıkları haritaları kullanıldı.

Verilerin çoğu memeliler içindi, ancak bazı kuşları, balıkları, bitkileri, sürüngenleri ve amfibileri de içeriyordu. Tespit edilen bozulmamış alanların çoğu, yerli topluluklar tarafından yönetilen bölgelerdeydi. Antarktika ise kapsam dışında bırakıldı.

Çalışmanın baş yazarı Dr. Andrew Plumptre, “İnsan etkisinin hala düşük olduğu bölgelerde kaybedilen türlerin hayatta kalmalarına yönelik tehditlerin ele alınmasıyla bölgeye yeniden kazandırılması yoluyla ekolojik bozulmamış alanı yüzde 20’ye kadar artırmak, hayatta kalmalarına yönelik tehditlerin ele alınması şartıyla mümkün olabilir” dedi.

Plumptre örnek olarak ise ekosistemi dönüştüren kurtların ABD’deki Yellowstone Ulusal Parkı’na başarılı bir şekilde yeniden sokulmasından bahsetti.

İklim krizi hesaba katılmamış

Almanya’daki Eberswalde Sürdürülebilir Kalkınma Üniversitesi’nden Prof. Pierre Ibisch, araştırmanın bir parçası değil ancak arazinin sadece yüzde 3’ünün bozulmamış olduğunu bulmanın “tahmin edilebileceği gibi yıkıcı” olduğunu söyledi.

Ibisch, “Bizi geleceğe taşımak için doğaya çok daha fazla alan vermemiz gerekiyor, ancak korkarım bazı alanlara birkaç türün yeniden girmesi bir oyun değiştirici değil” ifadelerini kullandı.

Bu çekincesinin nedeninin ise analizde iklim krizinin hesaba katılamaması olduğunu belirten Ibisch, “İklim değişikliğinin hızlanması, tüm ekosistemlerin işlevselliği için genel bir tehdit haline geliyor. Dünkü memeli hayvanların durumu, [küresel ısınma] çağında işleyen ekosistemler hakkında bize pek bir şey söylemiyor” dedi.

‘Minimal bir tahmin’

Avustralya’da yer alan Queensland Üniversitesi’nden Prof. James Watson da “Bu çalışma, ekosistem bilimcilerinin gezegendeki ekolojik olarak bozulmamış yerleri haritalama ve koruma çabalarının çoğunu küçümsüyor” ifadelerini kullandı.

Belli başlı türlerin dağılım tahminlerine dayanan haritaların kullanıldığını belirten Watson, “Bu da ekosistemlerin gerçekte ne kadarının hala sağlam olduğu mesajını minimize ediyor” dedi.

Fotoğraf: Shutterstock

‘Daha detaylı çalışma gerek’

Türlerin menzil haritalarının nispeten kaba bir tahmin olduğunu kabul eden ve yüzde 3 rakamının yaklaşık bir tahmine dayalı olduğunu söyleyen Plumptre, “Sorun şu ki başka haritamız yok” ifadelerini kullandı.

Plumptre, bilim insanlarının sonraki çalışmalarda belirli bölgelere odaklanarak ekolojik olarak bozulmamış alanları belirlemek için insan etkilerini ve türlerin verilerini daha ayrıntılı ele alması gerektiğini söyledi.

‘Ne kaybettiğimizi gösteriyor’

Ocak ayında, 50’den fazla ülke 2030’a kadar gezegenin neredeyse üçte birini doğal dünyanın yıkımını durdurmak için korumayı taahhüt etmişti.

Plumptre, “Bu bozulmamış yerleri korumak için çaba sarf etmek çok önemli. Çok nadir ve özeller. Üstelik insanların büyük bir etkisi olmadan önce dünyanın nasıl bir şey olduğunu göstererek ne kaybettiğimizi ölçmemize yardımcı oluyorlar” ifadelerini kullandı.

 

*The Guardian’da yer alan bu makale Yeşil Gazete tarafından çevrilmiştir. 

11 Eylül saldırılarının 20. yıl dönümünde ABD, Afganistan’dan çekiliyor

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, 11 Eylül 2021’e kadar Amerika askeri birliklerinin Afganistan‘dan tamamen geri çekileceğini açıkladı.

Biden, çekilmenin ardında da Afganistan’ı desteklemeyi sürdüreceklerini, ancak bunun askeri güçle olmayacağını kaydetti.

ABD’nin Afganistan’da halen 2 bin 500 askeri bulunuyor.

‘İzah edemem’

Biden, ABD güçlerinin 11 Eylül saldırılardan 20 yıl sonra hala Afganistan’da olmasını “izah edemeyeceğini” kaydetti ve şu açıklamalarda bulundu:

Çekilmek için ideal koşulları yaratmak umuduyla ve farklı bir sonuç beklentisiyle Afganistan’daki askeri varlığımızın süresini uzatma ve kapsamını genişletme döngüsünü sürdüremeyiz.”

ABD Başkanı, kendisininden önceki dört ABD Başkanının da yönetimleri boyunca Afganistan’da askeri varlığı olduğunu hatırlattı ve “Bu sorumluluğu bir beşinci başkana devretmeyeceğim” ifadelerini kullandı.

‘Askerlerin evlerine dönme zamanı geldi’

Biden, Afganistan’dan çekilme kararını, müttefikler, ortaklar, askeri liderler, istihbarat çalışanları, diplomatlar, kalkınma uzmanları, Kongre ve Başkan Yardımcısı ile yakın görüşmeler sonucu aldığını kaydetti:

Şu sonuca vardım: Amerika’nın en uzun süren savaşını sona erdirmenin zamanı geldi. Amerikan askerlerinin evlerine dönmesinin zamanı geldi.”

Afganistan’a diplomatik ve insani yardım çalışmalarını sürdüreceklerinin altını çizen Joe Biden, Afganistan hükümetini desteklemeye, Afganistan Ulusal Savunma ve Güvenlik Güçleri’ne yardım sağlamaya da devam edeceklerini ekledi.

NATO’dan açıklama

NATO, internet sitesi üzerinden konuyla ilgili yaptığı yazılı açıklamada, “Afganistan’a birlikte gittik, beraber çıkma konusunda birlik içindeyiz” dedi.

Ayrıca, ABD’nin geri çekilmesi sırasında olası bir Taliban saldırısına karşı güçlü bir yanıt vereceklerini de vurguladı.

Eşref Gani: Karara saygılıyız

Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani, Twitter hesabından yaptığı bir paylaşımda, Joe Biden ile bir telefon görüşmesi yaptığını ve Afganistan’ın ABD’nin bu kararına saygı duyduğunu ifade etti.

Gani, sorunsuz bir geçişin sağlanması için ABD’li ortaklarıyla birlikte çalışacaklarını kaydetti. Afganistan Cumhurbaşkanı, halkını ve ülkesini tam olarak savunabilecek durumda olduğuna da dikkat çekti.

ABD, tarihinin bu en uzun süreli savaşında 2 bin ABD’li askeri kaybetti. Aynı zamanda, savaş için trilyonlarca dolar harcadı.

Taliban’ın iktidar olmasından korkuluyor

Taliban ve Afgan hükümeti arasında 2020 yılının eylül ayında başlayan yüz yüze görüşmelerde henüz önemli bir gelişme sağlanamadı.

Taliban anlaşmaları gereği uluslararası güçlere saldırmasa da, Afgan hükümetiyle savaşmaya devam etti.

Bir anlaşmaya varılmadan yabancı güçlerin Afganistan’dan çekilmesi halinde Taliban’ın iktidar olmasından korkuluyor.

Van Gölü’ndeki kirlilik Meclis gündeminde

HDP Van Milletvekili Murat Sarısaç, Van Gölü havzasında artan kirliliğin tespit edilerek gerekli koruma tedbirlerinin belirlenmesi için Van Gölü’ndeki kirlilik hakkında Meclis araştırması talep etti.

Van Gölü’nün NASA tarafından düzenlenen fotoğraf yarışmasında birincilik ödülü aldığını hatırlatan Sarısaç, “Bu süreçte Van halkı başta olmak üzere toplumun her kesiminden Van Gölü’ne karşı ortak bir hassasiyet ortaya çıkmasına rağmen Van Gölü’nün korunmasına dair kanun teklifi komisyonlarda bekletilmektedir” tepkisini gösterdi.

Van Gölü’ndeki kirlilik “endişe verici boyutlara ulaştı” denilen açıklamada “Halkımızın ‘Van Denizi’ olarak adlandırdığı Van Gölü, çevresinde Van, Edremit, Erciş, Gevaş, Tatvan, Muradiye, Adilcevaz ve Ahlat gibi nüfusu yoğun yerleşim yerlerine ev sahipliği yapan bir yaşam alanıdır. Buna karşın araştırmalar, bu yaşam alanının günden güne yok olmaya doğru gittiğini göstermektedir” ifadeleri yer aldı.

Tesisler, kum ocakları, molozlar…

Açıklamada kirliliğe mevcut Kıyı Kanunu ve Çevre Kanunu hükümlerine rağmen göl havzasında bulunan kamu kurumlarına ait hizmet binaları ve sosyal tesislerinin yanı sıra Hafriyat Yönetmeliği’ni yok sayan belediyeler tarafından göle dökülen asfalt ve molozların neden olduğu belirtildi.

Ek olarak “Bunun yanında Van Gölü kıyısında bulunan çimento fabrikaları ve kum ocaklarının yasal mevzuatlara itibar etmemesi, kanalizasyon ve evsel atıkların doğrudan göle dökülmesi de gölün kirlenmesinde ciddi bir şekilde rol oynamaktadır” ifadeleri kullanıldı.

‘Telafisi imkansız hale gelecek’

Van Ticaret ve Sanayi Odası tarafından hazırlanan raporda da Van Gölü’nün büyük ölçüde insan kaynaklı nedenlerle kirlendiği tespiti yapıldığını anlatan Sarısaç, “Yaşam kalitesi de bundan olumsuz etkilendiği gibi bugün Van Gölü turkuaz mavisi olan doğal rengini kaybederek yer yer açık kahverengi olmak üzere adeta gri renge dönüşmüştür. Yapılan bilimsel çalışmalar da Van Gölü sularının sodalı ve tuzlu olması nedeniyle besin zincirini çok kısa tuttuğunu ve bunun, sucul ekosistemin hassasiyetini arttırdığını göstermektedir. Dolayısıyla artan kirlilik gölün besin zincirinin herhangi bir düzeyini olumsuz yönde etkilediğinde bu zincirin diğer halkaları bundan çok daha hızlı ve telafisi imkansız bir şekilde etkilenecektir. Bu nedenle Van Gölü’nün biyolojik yapısı tamamen bozulmadan gerekli tedbirlerin derhal alınması gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

Van Gölü'ndeki kirlilik
Van Gölü’ndeki kirlilik

Kuraklığa doğru gidiyor

Van Gölünün; bioçeşitlilik, endemik türler ve insan yaşamı açısından vazgeçilmeyecek kadar değerli olduğuna vurgu yapan Sarısaç, şunları ifade etti:

Dolayısıyla göl havzasında insan, toprak ve su ilişkisinin bozulmasıyla ekolojik dengenin tahrip edilmesi beraberinde çok ciddi sorunları ortaya çıkaracağı apaçıktır. Bugün gerekli tedbirler alınmadığında ortaya çıkabilecek sonucu gösteren birçok örnek bulunmaktadır. Orta Asya’da bir zamanlar dünyanın dördüncü büyük gölü olan Aral Gölü, yanlış politikalar ve kâr hırsı nedeniyle tamamen kuruyan göllerdendir. Bunun sonucunda Aral Gölü havzasında yeşil alanlar kurumuş, tarımsal faaliyetler bitmiş ve balıkçılık tamamen tükenerek milyonlarca insan işsiz kalmıştır. Ortadoğu’nun en büyük gölü olan İran’daki Urmiye Gölü de yapılan barajlar ve yanlış kullanım nedeniyle günden güne kururken ekolojik dengenin sağlanmaması durumunda milyonlarca insanın bundan etkileneceği bilimsel araştırmalarla ortaya konulmaktadır. Bu nedenle iklim değişikliği, su kaynakları üzerinde yarattığı etkiyle Türkiye’yi de olumsuz etkileyerek göl ve derelerde kuraklığa neden olacağı ifade edilmektedir.”

Van Gölü havzasındaki kirlenmenin önüne geçilmesi, gölün doğal dengesinin, kültürel değerlerinin korunması ve iklim değişikliğinin bölgeye etkisinin azaltılmasına yönelik gerekli adımların bir an önce atılması gerektiğine dikkat çeken Sarısaç, “Bu nedenle Van Gölü havzasındaki kirliliğinin sebeplerinin tespit edilerek koruma tedbirlerinin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılması gerekmektedir” dedi.

 

Rusya’nın Türkiye’ye uçuşları askıya alması turist sayısında 500 bine yakın düşüş yaratabilir

Rusya‘nın, koronavirüs vaka sayısında yaşanan artış sebebiyle Türkiye‘ye uçuşlarını sınırlandırması kararının olası ekonomik etkilerine dair tahminler yapılmaya başlandı.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Rusya’nın getirdiği bu sınırlamayla birlikte turist sayısında 500 bine yakın düşüş yaşanabileceğini dile getirdi.

‘Etkilerini bu hafta görmeye başlarız’

Bakan Ersoy, alınan kararın etkilerinin bu hafta itibariyle görülmeye başlanacağını ifade etti ve şu açıklamalarda bulundu:

Rusya’nın aldığı kararın etkilerini bu hafta içerisinde görmeye başlarız.

Vakaların düşüşüne göre uçuş yasağının tarihi erkene çekilebilir. Turist sayısında 500 bine yakın düşüş olabilir. Yaz ayları için yapılan rezervasyonlarda bir sıkıntı yok.”

Bakan, Moskova’ya gidecek

Türkiye, Almanya‘ya tatil bölgelerinde koronavirüsle ilgili verileri günlük olarak açıklama, virüse karşı alınan tedbirleri aktarma ve otellere güvenli turizm sertifikası zorunluluğuna yönelik taahhütlerde bulunmuştu.

Benzer bir uygulamanın Rusya’ya da yapılması için, Bakan Mehmet Nuri Ersoy’un önümüzdeki günlerde Moskova‘ya gitmesi planlanıyor.

Türkiye Cengiz’e güzel: İçişleri Bakanlığı’nı da Cengiz Holding aydınlatacak

Cengiz Holding’e bağlı Cengiz Elektrik Şirketi, Diyanet İşleri Başkanlığı, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın ardından İçişleri Bakanlığı’nın da milyonlarca liralık elektrik enerjisi ihalesini aldı.

Böylece kamu kurumlarından aldığı milyarlarca liralık ihalelere bir yenisini daha eklemiş oldu.

Birgün’den İsmail Arı’nın aktardığı Kamu İhale Bülteni’nde yer alan bilgilere göre, İçişleri Bakanlığı’na bağlı Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı 15 Şubat tarihinde “T.C. İçişleri Bakanlığı Merkez Birimleri, 81 İl Valiliği ve Valiliklere Bağlı Kaymakamlıklara 01 Mart 2021-31 Aralık 2021 tarihleri arası elektrik alımı” adı altında bir ihale düzenledi.

8 milyon 63 bin TL teklif verdi

İhalenin İçişleri Bakanlığı merkez binası için olan kısmını tam 8 milyon 63 bin TL teklif veren Cengiz Elektrik Şirketi’nin kazandığı açıklandı. Mehmet Cengiz’in Yönetim Kurulu Başkanı olduğu Cengiz Holding’e bağlı Cengiz Elektrik Şirketi’nin elektrik enerjisi ihalesini aldığı bazı kamu kurumları ile ihale bedelleri şu şekilde:

  • Hazine ve Maliye Bakanlığı: 9 milyon 889 bin TL
  • Emniyet Genel Müdürlüğü: 45 milyon TL
  • Türkiye Büyük Millet Meclisi: 12 milyon 932 bin TL
  • Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı: 3 milyon 424 bin TL
  • Diyanet İşleri Başkanlığı: 3 milyon 921 bin TL

Mega projeleri

Mehmet Cengiz’in sahip olduğu Cengiz Holding, AKP döneminde kamudan garantili ve yüksek maliyetli projeler aldı. AKP iktidarındaki tüm “mega projeleri” tek başına ya da konsorsiyum içinde yer alarak üstlenen Cengiz’in yaptığı işlerden bazıları şöyle:

  • İstanbul 3’üncü Havalimanı
  • Hasankeyf Ilısu Barajı
  • Kuzey Marmara Otoyolu
  • Yusufeli Barajı ve HES
  • Akkuyu Nükleer Santral Limanı