Ana Sayfa Blog Sayfa 1547

Şirket değil HES’e direnenler yargılandı

Haber: Gençağa Karafazlı

 

Ordu‘nun Korgan ilçesinde yer alan Çiftlik ve Çamlı mahallerinde yapılmak istenen hidroelektrik santral (HES) çalışmalarını durdurmak için mücadele edenlerden altı kişi hakkında açılan davanın duruşması görüldü.

Keş Deresi üzerinde Bayındır HES için imar değişikliği süreci yaşanırken şirketin çalışmaya başlamasının yasadışı olduğunu iddia eden halk şirketi dereden çıkararak çalışma yapmasını engellemişti. İmar değişikliğine itiraz edilmiş, açılan dava sonucu gelen bilirkişi heyeti, halkın haklılığını kanıtlayan rapor tutmuştu.

Ancak buna rağmen hukuksuz şirketi engellemek isteyen altı kişi hakkında dava açılmıştı. Korgan Cumhuriyet Savcılığı’nın hazırladığı iddianameyle Adem Güney, Ali Baymak, Hakan Top, Hamide Salduz, Muhammet Güney, Mustafa Varmış ve Taner Güney hakkında “iş ve çalışma hürriyetini ihlalden” suçlaması yöneltildi.

‘Suçlu olan şirket’

Davanın Avukatı İsmail Topcuoğlu duruşmaya girmeden önce yaptığı açıklamada, “Doğasını, deresini korumak, mücadele etmek suç olamaz. Zaten, yeniden çalışmak için gelen şirketin çalışması halkın tepkileri nedeniyle durdurulmuş, şirket çalışanları dereden uzaklaştırılmıştı. Şirket çalışanları kendilerine saldırıldığını, şiddet uygulandığı iddiasıyla şikayetçi olmuşlardı” dedi.

Şirketin çalışma ruhsat izni olmadığını hatırlatan Topçuoğlu, “Ayrıca hem ÇED hem de zaten hatalı olan imar plan alanlarının dışında bir çalışma girişimi olmuştur. Hukuksuz yapılan çalışmalar hukuken korunamaz. Ortada suç yok. Suçlu HES şirketi ve onun çalışanlarıdır. Ruhsatsız, kaçak çalışma yaparak halkın huzurunu bozmuşlar, dere yatağına zarar vermişlerdir. Önceden bu konuda suç duyurusu yapmıştık. Mahkeme huzurunda şikayetçiler hakkında suç duyurusunda bulunacağım” ifadelerini kullandı.

‘Direnmek meşru hak’

Yargılanmayla ilgili Ordu Çevre Derneği Yönetim Kurulu yaptığı açıklamada, “HES’e karşı hukuksal süreç başlatan halk, şirketin yasadışı çalışmasına engel olarak meşru hakkını kullanmıştır. Meşru direnme hakkı yargılanamaz. Sonuçta, şirket tüm malzemelerini alarak çekildi. Halk kazandı” dedi.

Açıklamada “Ordu Çevre Derneği olarak her koşul altında halkla birlikte hukuksal ve fiili ve meşru mücadelelerinin içinde olduk. Yargılamanın düşmesi gerekir. Suçlu şirkettir. Halk yargılanamaz” denildi.

Davalı ve davacıların eksik katılımı nedeniyle dava 25 Haziran 2021 tarihine ertelendi.

Deneye Hayır Derneği: Hayvan haklarıyla ilgisi olmayan STK temsilcileri hayvanlarla ilgili karar veriyor

Deneye Hayır Derneği, yönetmelik gereği bir üyesinin “kurum veya kuruluş ile çıkar ilişkisi olmayan, sivil toplum kuruluşuna üye bir kişi” bulundurma zorunluluğu olan Hayvan Deneyleri Yerel Etik Kurulları‘na (HADYEK) Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) üzerinden bilgi edinme dilekçesi gönderdi.

Dernek, HADYEK’e sivil toplum kuruluşuna üye olma zorunluluğu olan üyelerinin hangi sivil toplum kuruluşuna üye olduklarını sordu.

101 kurula dilekçe gönderen derneğe, yalnızca 38 kurul bilgi verdi.

Hayvan Deneyleri Etik Kurullarının Çalışma Usul ve Esaslarına Dair Yönetmeliği gereği, bilimsel çalışmalarda hayvan kullanımına ve hayvan kullanımının etik ilkelere uygunluğuna HADYEK karar veriyor.

STK temsilcileri hangi derneklere üye?

Gelen cevapları değerlendiren Deneye Hayır Derneği, yalnızca üç kurulun üyesinin hayvanları koruma amacıyla kurulan derneklere üye olduğunu açıkladı.

Diğer HADYEK’lerdeki sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin üye oldukları kuruluşlar şöyle:

  • Eğirdir Turizm Tanıtma ve Doğa Sporları Derneği
  • Türkiye Muhasebe Uzmanları Derneği
  • Kahramanmaraş Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği
  • Kayseri Kafkas Derneği
  • Hakikat Aşevi
  • Ordu Şairler Yazarlar Sanat Merkezi Derneği
  • Sakarya Müteahhitler Birliği
  • Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği
  • Anadolu Kadınlar Derneği

‘Vicdana aykırı hiçbir atamayı kabul etmiyoruz’

Deneye Hayır Derneği Hukuk Komitesi’nden Avukat Dilruba Uslu, hayvan haklarıyla ilgisi olmayan sivil toplum örgütü temsilcilerinin kurul üyesi olarak seçildiğini belirterek şu açıklamalarda bulundu:

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’muzun 2. Maddesi ‘Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz’ demektedir.

Yine devlet kurumları ya da özel kurumlar mevzuatın onlara tanıdığı hakları kullanırken bu temel kurala uygun hareket etmelidir. Hayvan Deneyleri Yerel Etik Kurulları hayvanlar üzerinde yapılacak deneylerle ilgili karar mercileridir. Bu kurullar oluşturulurken de dürüstlük kuralı ihlal edilmemeli, mevzuat maddeleri yorumlanırken o mevzuatın amacı da göz önünde bulundurularak yalnızca lafzi yorum yapmaktan kaçınılmalıdır.

Ancak bazı kurullarda yönetmelik maddesindeki bir açıktan yararlanılarak hukuka aykırı uygulamalar yürütüldüğünü, hayvan hakları ile ilgisi dahi olmayan Sivil Toplum Örgütü temsilcilerinin kurul üyesi olarak seçildiğini tespit ettik.

Bu hukuka aykırılıkların düzeltilmesi için de derneğimizin hukuk komitesi olarak harekete geçtik. Hukuka ve vicdana aykırı olan hiçbir atamayı kabul etmiyoruz.”

‘Uygulamada, amaç görmezden geliniyor’

Deneye Hayır Derneği Hukuk Komitesi’nden Avukat Ezgi Karakaya ise, sivil toplum örgütü temsilcilerinin HADYEK’lerde hayvanların haklarının korunması amacına hizmet etmek için görevli olduklarını hatırlatarak, şunları söyledi:

Sivil toplum örgütü temsilcilerinin HADYEK’lerde üye olmasını ve deneylerde hayvan kullanımında ve etik kurallara uyulup uyulmadığı konusunda oy hakki sahibi olmasını öngören mevzuat hükmü, deneylerde kullanılan hayvanların haklarının korunması amacına hizmet etmektedir.

Uygulamada ise bu amaç görmezden geliniyor ve hayvan haklarıyla alakası dahi bulunmayan sivil toplum kuruluşu temsilcileri, HADYEK’lere üye olarak hayvanların yaşamı hakkında oy hakkı sahibi oluyor. Bu uygulamayı kabul etmiyoruz.”

Dernek, konuyla ilgili yasal haklarını arayacaklarını kaydetti.

Daha önce de benzer süreç yaşanmıştı

Hayvan Hakları ve Etiği Derneği, 2018 yılında Hayvan Deneyleri Merkezi Etik Kuruluna, yönetmelikte yer alan “Hayvanları korumaya yönelik sivil toplum örgütlerinden bir üye” ibaresiyle seçilen Laboratuvar Hayvanları Bilim Derneği üyesinin hayvanları korumaya yönelik amacı taşımadığını ve bu seçimin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla dava açmıştı.

Uzun süren dava sürecinde İdare Mahkemesi seçimin hukuka aykırı olduğuna karar verse de, Bakanlığın kararı istinaf etmesi üzerine karar üst mahkemeye taşınmıştı. Karar henüz netleşmedi.

ABD 10 Rus diplomatı sınır dışı etti, yeni yaptırımlar yolda

Rusya’ya yönelik yeni yaptırım kararları aldığını duyuran Amerika Birleşik Devletleri (ABD), aralarında bu ülkenin Washington misyonunda görev alan kişilerin de bulunduğu 10 Rus diplomatı sınır dışı etti.

Yaptırım kararının, Rusya’nın 2020 seçimlerine müdahale girişimi ve siber saldırılar nedeniyle alındığı duyuruldu. ABD, seçimlere müdahale ve yanlış bilgi yayma girişimleri nedeniyle 32 kişi ve kuruluşa yaptırım uygulama kararları aldıklarını bildirdi. Ayrıca Kırım’ın ilhakı ile bağlantılı olarak da sekiz kişi ve kuruluş “kara liste”ye alındı.

Joe Biden’ın imzaladığı başkanlık kararnamesine göre, 14 Haziran’dan itibaren ABD’li finansal kuruluşları, Rusya’ya ait hükümet tahvillerini doğrudan Rusya Merkez Bankası, Rusya Varlık Fonu ya da Hazine Bakanlığı’ndan alamayacak; 16 tüzel kişilik ve 16 şahısa da, ‘Rusya hükümetinin seçimleri etkileme girişimlerini hayata geçirmeleri, dezenformasyon ve müdahale eylemlerinde bulunmaları’ gerekçesiyle yaptırım uygulanacak. Kararda, altı  teknoloji şirketine de Rus istihbaratının siber saldırı girişimlerine destek verdiği gerekçesiyle yaptırım uygulanacağı bildirildi.

SolarWinds Corp‘un yazılımının saldırıya uğramasının ardından bilgisayar korsanları binlerce şirket ve devlet dairesine erişim sağlamıştı. ABD, saldırının arkasında Rusya’nın olduğunu savunuyor.

Rusya: Karşılık vereceğiz

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise kararın açıklanmasından kısa süre sonra Moskova’nın yaptırımlara kaçınılmaz olarak karşılık vereceğini söyledi. Açıklamada ABD’nin yaptırım kararının iki ülkenin de çıkarlarına aykırı olduğunu ifade etti.

Açıklamada, Joe Biden’ın önceki gün Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le yaptığı görüşmede ilişkileri normalleştirmek istediğini söylediği ama Washington’ın eylemlerinin ters yönde olduğu belirtildi.

“ABD ikili ilişkilere verdiği hasarın bedelini ödemek zorunda kalacak” denilen açıklamada, “ABD’nin düşmanca adımları Moskova ile Washington arasındaki gerilimi tehlikeli bir biçimde tırmandırıyor” ifadeleri kullanıldı. ABD’nin Moskova Büyükelçisi de bakanlığa çağrıldı.

Kıbrıs’ta tampon bölgede yeşeren vahşi yaşam mercek altında

Kıbrıs‘ın kuzey ve güney bölümünü ayıran tampon bölgede hayat bulan vahşi yaşam, Türk ve Rum bilim insanlarını bir araya getirdi.

1974’ten beri insan elinin değmediği alan, resmi olmayan bir vahşi yaşam parkına dönüşmüştü. 180 kilometre uzunluğunda adayı bir baştan bir başa ayıran ve insanların girişine izin verilmeyen bölgede adaya has çok sayıda nadir bitki ve hayvan türü canlanma ve çoğalma imkanı buldu.

Bunların arasında en dikkat çekicilerinden olan mısır meyve yarasası, endemik arı orkidesi, kocagöz kuşu gibi türlerin sayısı katlandı. Tampon bölge bu özelliğiyle bir Kıbrıslı Rum ve bir Kıbrıs Türkü iki araştırmacı için açık hava laboratuvarı haline geldi. Adanın kırılgan ekosistemini korumak için çalışmaya başlayan biyolog Iris Charalambidou ve Salih Gücel, 2007 yılında yapılan ve tampon bölgede canlanan flora ve faunayı inceleyen bir araştırmaya liderlik etti.

Euronews‘in aktardığına göre, araştırma sırasında insansız bölgede özellikle bazı noktaların göçmen kuşlar için önemli bir dinlenme durağı haline geldiği tespit edildi. İlkbahar ve sonbahar göçlerinde kel akbabalar, balık kartalı, doğan ve Avrupa’da sayıları son yıllarda hızla azalan kızkuşu gibi türlerin tampon bölgeyi dinlenmek için kullandıkları görüldü.

Bir diğer önemli keşif de artık adanın diğer bölgelerinde nadir olarak görülen dikenli fare oldu.

Adanın kuzeydoğu ucunda yer alan ve boşaltılan Varisia köyü bu iki bilim insanının çalışmaları için önemli bir üs haline getirildi. Gücel adanın ekosistemini korumak için ortak bir plan oluşturulmasının gerektiğini tampon bölgenin açık bir şekilde gözler önüne serdiğini vurguladı.

Boşaltılan Varisia Köyü.

Gücel bu yıl başında ada genelindeki çevre konularında işbirliği fikirleri üreten Çevre Komitesi’nin eş başkanı olurken, Charalambidou da adadaki çevre sorunlarını birlik halinde çözmeyi hedefleyen Kıbrıs Çevre Paydaşları Forumu‘nun yönetim kurulunda yer alıyor.

Muhtemel birleşme sonrası için hazırlık

Kuzey ve güneydeki siyasi liderlerin bir şekilde anlaşmaya vararak birleşmenin önünün açılması durumunda adanın yüz ölçümünün yüzde 3’ünü oluşturan tampon bölgeye insanlar dönecek ve arazi sahipleri evlerini tekrar inşa etmek için hak talebinde bulunacak.

Böyle bir senaryoda Gücel ve Charalambidou tampon bölgeyle ilgili alınacak kararlarda çevresel korumanın da dikkatle ele alınması ve yerel halkla tam bir işbirliği içerisinde hareket edilmesi çağrısında bulunuyor. İki bilim insanı, özellikle tampon bölge içerisinde biyolojik olarak hassas noktaların eko-turizm ve agro-turizm gibi alanlarda kullanılmak üzere koruma altında tutulabileceğini belirtiyor.

‘128 milyar dolar nerede’ pankartı Meclis’te

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP)eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak döneminde Merkez Bankası‘nın kasasından harcanan 128 milyar doların akibetini sormak üzere başlattığı kampanya devam ediyor. Bugün de CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, Türkiye Büyük Millet Meclisi‘ndeki (TBMM) odasının penceresine “128 milyar dolar nerede?” pankartı astı.

Eylemi sırasında Halk TV canlı yayınına katılan Tanal, odasının karşısındaki  Hazine ve Maliye Bakanlığı‘nın olduğunu belirterek şunları söyledi:

“‘128 milyar dolar nerede?’ diye sorduk buradan, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın görmesi için. Bu 128 milyar doları öğrencilere eğitim için mi harcadılar? Korona için mi harcadılar? Fabrika mı açtılar? İşsizliği bitirmek için ne yaptılar? Yani ben bir parlamento üyesiyim. Yürütme organına bu paraya ne olduğunu sormaya hakkım var. Yürütme organının bana cevap vermesini istiyorum. Cevap gelinceye kadar bu eylemlere devam edeceğiz.”

Tanal’ın odasına gelen polislerin pankartın kaldırılmasını istemesi ve Meclis önüne itfaiye aracı getirilmesi üzerine müdahaleyi engellemek isteyen Tanal, pankartın iplerini kesti ancak itfaiye aracının uzaklaşmasının ardından yeniden astı.

‘Suç unsuru yok’

Eylemi sırasında Anka Haber Ajansı‘na konuşan Tanal, “Burada suç unsuru yok. Bu bir yasama faaliyetidir. Milletin adına soruyoruz. 128 milyar dolar ne zaman bozuldu, hangi kurdan bozuldu, kimler satın aldı, bu para nerelere harcandı? Bunları Meclis Başkanı açıklama sözü verirse ben bu pankartı bir daha asmam. 128 milyar dolar nerede? Çok masum bir soru” ifadelerini kullandı.

Tanal, pankartı gece odasına alacağını ve bu soruyu sormaya devam edeceğini söyledi.

CHP’li Kasap da sordu

CHP Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasap da bugün TBMM’de düzenlediği 50 saniyelik basın toplantısında  “128 milyar dolar nerede? Yerli ve mili paramızla, bugünkü kur hesabıyla 1 katrilyon 36 milyar 800 milyon TL nerede?” diye sordu:

“Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın haksız yere dağıttığı 7 milyar TL nerede? 2020 yılında yapılan garanti ödemelerinden yersiz ödeme, 18 milyar TL nerede? 18 yılda özelleştirmeden gelen 65 milyar TL nerede? Biz tüyü bitmemiş yetimin hakkını korumaya devam edeceğiz. Milletin hakkını, hukukunu sonuna kadar savunacağız. Unutmayacağız, unutturmayacağız.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AKP ileri gelenlerinin ardından, AKP Grup Başkanvekili Muhammet Emin de bugün yaptığı basın toplantısıyla “128 milyar dolar nerede?” sorusuna, “Piyasaya sürülen döviz, TL ve altın gibi karşılığı olan materyallere dönüşmüştür. Muhalefet, Merkez Bankası’nın varlıklarına ve ekonomik verilere baktığında bunu zaten görüyor lakin yalan ve algı siyaseti ile siyasi sonuçlar devşirmeye çalışıyor” diye tepki gösterdi.

Merkez Bankası politika faizini açıkladı

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası politika faizi kararını Para Politikası Kurulu toplantısı sonrasında açıkladı. Politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 19 düzeyinde sabit tutulmasına karar verdi.

Kurul, yeni Başkan Şahap Kavcıoğlu başkanlığında ilk kez toplanmış oldu. Karar sonrasında dolar 8.10 lira seviyesine yükseldi.

‘Enflasyon üzerinde risk devam ediyor’

“Talep ve maliyet unsurları, bazı sektörlerdeki arz kısıtları ve enflasyon beklentilerindeki yüksek seviyeler, fiyatlama davranışları ve enflasyon görünümü üzerinde risk oluşturmaya devam etmektedir” ifadelerine yer verilen karar metninde, şu görüş aktarıldı:

Mevcut parasal duruşun krediler ve iç talep yavaşlatıcı etkilerinin önümüzdeki dönemde belirginleşeceği öngörüsü aktarıldı. Bu doğrultuda Kurul, politika faizini sabit tutarak sıkı parasal duruşun korunmasına karar vermiştir.”

Merkez Bankası politika faizi kararı
Merkez Bankası politika faizi kararı

‘Tüm araçlar kararlılıkla kullanılacak’

PPK açıklamasında ayrıca Merkez Bankası’nın, “fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki tüm araçları kararlılıkla kullanmaya devam edeceği” vurgulandı.

Açıklamada “enflasyonda kalıcı düşüşe işaret eden güçlü göstergeler oluşana ve orta vadeli yüzde 5 hedefine ulaşıncaya kadar politika faizi, güçlü dezenflasyonist etkiyi muhafaza edecek şekilde, enflasyonun üzerinde bir düzeyde oluşturulmaya devam edilecektir” denildi.

Pandemide İstanbul’daki hava kirliliği yüzde 10 azaldı

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) bünyesinde yapılan araştırmaya göre, yeni tip koronavirüs salgınının birinci yılında İstanbul’daki hava kirliliği önceki yıla oranla yüzde 10 azaldı.

Bir yıl boyunca hava kirliliği artan tek ilçe ise Esenler oldu.

Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Toros koordinatörlüğünde yürütülen çalışmada İstanbul Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ile belediyelerin hava kalitesi ölçüm istasyonlarındaki azotdioksit (NO2) hava kirliliği oranı incelendi.

Kentte bir yıl öncesine göre hava kirliliğinin en fazla azaldığı ilçelerin başında yüzde 24 ile Esenyurt yer alırken, bunu yüzde 21 ile Başakşehir, yüzde 18 ile Ümraniye ve yüzde 15 ile Fatih izledi.

 İstanbul'daki hava kirliliği
İstanbul’daki hava kirliliği

‘Karbon emisyonları da azaldı’

Prof. Dr. Hüseyin Toros, AA’ya yaptığı değerlendirmede, hava kirliliğinin sanayileşmeye birlikte insanlığın önündeki en büyük tehlikelerden biri olduğunu söyledi.

Dünyada her yıl 7 milyon insanın hava kirliliğinden dolayı hayatını kaybettiğini belirten Toros, “Hava kirliliği birçok hastalığı da olumsuz yönde etkiliyor” dedi. Toros, koronavirüs salgınının yayılmasının engellenmesi için alınan tedbirleri hatırlatarak, şunları kaydetti:

Hava kirliliğinin azalması atmosfere karbon salımının azaldığı anlamına da geliyor. Bu, küresel iklim değişikliğinin azalması yönünde önemli bir katkı sağlamış oldu. Hava kirliliğinin azaltılması için kaynakların verimli kullanılması ve israfa son verilmesi son derece önemlidir.”

Avrupalı altı ülke ve Birleşik Krallık fosil yakıt ihracatına kamu desteğini sonlandırıyor

Avrupa’nın en büyük ekonomilerinin de aralarında olduğu yedi ülke, fosil yakıt sektöründeki ihracat kredileri için sağlanan devlet desteğini sonlandırma kararı aldı.

Konuya ilişkin açıklama yapan Fransa Maliye Bakanı Bruno Le Maire‘den “Her bir ülkenin sanayi gereksinimlerini ve istihdama olan etkilerini de göz önünde bulundurarak fosil yakıtlar için tüm ihracat kredisi garantilerini durdurmaya kararlıyız” dedi.

Karar doğrultusunda Almanya, Birleşik Krallık, Fransa, İspanya, Hollanda, Danimarka ve İsveç bundan sonra çevre dostu projelere ağırlık verip ihracat politikalarında daha şeffaf olmayı vadediyor.

Kredi garantisi ve sigorta hizmeti

Kömür ve akaryakıtlar kamuya bağlı ihracat kredi kuruluşlarının portföyünün büyük bir kısmı oluşturuyor. Devlet destekli bu kurumlar şirketlere kredi garantisi ile yurt dışındaki kayıplarına karşı sigorta hizmeti sağlıyor.

Euronews’in Reuters’tan aktardığına göre yedi ülke arasından Birleşik Krallık, Fransa ve İsveç fosil yakıtlarla ilgili yol haritasını çoktan belirlerken, diğer dört ülke henüz bir planlama yapmış değil.

Fransa Maliye Bakanı Le Maire, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Joe Biden‘ın da söz konusu gruba katılmasını umduğunu aktardı. ABD, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) ülkelerinin ihracat finansmanının yüzde 40’ını oluşturuyor.

Vakalar arttı, sağlık çalışanlarının izin, istifa, emeklilik başvuruları durduruldu

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca‘nın imzasıyla 81 ilin valiliğine gönderilen esnek “mesai ve idari izin” başlıklı genelgede sağlık çalışanlarının idari izinlerinden çağrılabileceğini belirtilirken, istifalarının kabul edilmeyeceği belirtildi.

Salgının en yoğun yaşandığı 2020 yılının ekim ayında da sağlık personelinin istifalarının kabul edilmeyeceği açıklanmıştı. 

Genelgede yer alan ifadeler

Sağlık Bakanlığı tarafından illerin valiliklerine gönderilen genelgede, şu ifadelere yer verildi:

Cumhurbaşkanlığımızca, 14/04/2021 tarihli ve 31454 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan; Covid-19 Kapsamda Kamu Çalışanlarına Yönelik Tedbirler konulu 2021/8 sayılı Genelge ile Covid-19 salgının ülkemizde yayılımının en aza indirilmesi amacıyla, bu salgınla mücadeleyi ve salgının etkilerinin azaltılmasına yönelik faaliyetleri zafiyete uğratmama ve kamu hizmetlerini aksatmama şartıyla düzenlemeler yapılarak uygulamaya konulmuştur.

Bilahare Bakanlığımızın başvurusu üzerine, Bakanlığımıza Cumhurbaşkanlığı idari işler Başkanlığının 14.04.2021 tarih ve 16135 sayılı yazıları ile bahse konu Genelgede yer alan hususlardan farklı olarak Bakanlığımız çalışanları hakkında düzenleme yapılmasına müsaade edilmiştir.

Gelinen süreçte; kamu sağlık hizmetinin kesintisiz, etkin, salgının yayılımının önlenmesi ve salgınla mücadelede her alanda yeterli sayıda ve mücadelede tecrübe kazanmış personel eliyle yürütülebilmesi teminen Bakanlığımız merkez ve taşra teşkilatında görevli bütün personele yönelik olarak Cumhurbaşkanlığımızın 2021/8 sayılı Genelgelerine ve Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığının mezkur yazıları çerçevesinde aşağıdaki dizinlemelerin yapılması ihtiyacı hasıl olmuştur.”

Hamile personele 24. haftada izin verilecek

Genelgede, bakanlığın merkez ve taşra teşkilatında görev yapan hamile personele hamileliğinin 24. haftasından 32. haftasına kadar olan süreç için idari izin verileceği kaydedildi:

1- Çalıştırılma biçimine bakılmaksızın, Bakanlığımız merkez ve taşra teşkilatında çalışan personele yönelik olarak uygulanacak esnek çalışma yöntemi ile ilgili usul ve esaslar;

Bakanlık Merkez Teşkilatınca birim amirlerince,

Bakanlığımızla ilgili ve bağlı kuruluşlarda, kuruluşun en üst amirince,

İllerde il Sağlık Müdürü, İlçelerde, il Sağlık Müdürleri ile istişare etmek suretiyle İlçe Sağlık Müdürü/Toplum Sağlık Merkezi Başkanı ve sağlık tesislerinde ise Başhekimliklerce belirlenebilecektir.

2- Covıd-19 hastalığı için sadece risk grubunda olan kanser hastalan ve organ nakli olanların durumları; Bakanlık Merkez Teşkilatında birim amirlerince, Bakanlığın ilgili ve bağlı kuruluşlarında, kuruluşun en üst amirince, illerde il sağlık müdürü, ilçelerde il sağlık müdürleri ile istişare etmek suretiyle ilçe sağlık müdürü/toplum sağlık merkezi başkanı ve sağlık tesislerinde ise başhekimliklerce değerlendirilerek idari izinli sayılıp sayılmayacaklarına karar verilecektir.

3- Bakanlığımız merkez ve taşra teşkilatımda görev yapan hamile personele, hamileliğinin 24 üncü haftasından 32. haftasına kadar olan süre içerisinde idari izin verilecektir.

Engelli personele izin

Genelgede, engelli olduğunu belgeleyen personele idari izin verileceği belirtilirken, 10 yaş ve altı çocuğu olan kadın çalışanlara idari izin verilmeyeceği ifade edildi:

4- Bakanlığımız merkez ve taşra teşkilatlarında çalışıp da engelli olduğunu belgeleyen personele statülerine bakılmaksızın idari izin verilmesi cihetine gidilecektir.

5- Bakanlığımız merkez ve taşra teşkilatlarında çalışıp süt izni kullanmakta olan personel idari izinli kapsamında değerlendirilmeyecek olup ilgili mevzuatında belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde süt izni hakkını kullanmaya devam edeceklerdir.

6- Bakanlığımız merkez ve taşra teşkilatında ve 10 yaş ve altı çocuğu olan kadın çalışanlar idari izinli kapsamda değerlendirilmeyecektir.

İstifalar kabul edilmeyecek

Personelin her ne sebeple olursa olsun görevlerinden istifa taleplerinin de kabul edilmeyeceğinin altı çizildi:

7- Personelin her ne sebeple olursa olsun görevinden çekilme (istifa) talepleri kabul edilmeyecektir.

8- Kamu sağlık hizmetinde ihtiyaç duyulan durumlarda Bakanlığımızca zorunlu olarak iller arası geçici görevlendirilen (re’ sen) personelin derhal ayrılışının yapılarak görevlendirildiği yere gitmesi sağlanacaktır.

9- Çalışma saatlerine ilişkin olarak mevcut uygulamalara devam edilecek olup, merkez ve taşra teşkilatlarımızda sağlık hizmetinin sunulduğu yerlerde çalışma saatleri hususunda mevcut uygulamanın dışında herhangi bir değişiklik yapılmayacaktır.

Personeller idari izinlerinden çağrılabilir

Öte yandan, idari izinli sayılan personelin hizmetlerine ihtiyaç duyulduğu halde görevlerine çağrılabilecekleri de vurgulandı:

10- Sağlık Hizmetinin sunumunda artan acil bir ihtiyaç olması halinde, idari izinli sayılan personelin mezkur izinlerinin sonlandırılıp görevlerine dönmelerinin sağlanmasına ilişkin olarak kurum amirlerine yetki verilmiştir. Bu kapsamdaki çalışanlar, amirlerinin izni dışında görev mahallinden ayrılmayacak ve hizmetine ihtiyaç duyulanlar görevlerine döneceklerdir.

11- Bakanlığımız merkez ve taşra teşkilatımda çalışan bütün personelin bu süreçte maske kullanması, çalışma mekanları, yemekhane, servisler ve sosyal alanlarda gerekli mesafenin ayarlanması, bu mahaller ile kamuda kullanılan araçlarda dezenfekte işleminin yapılması hususunda kurum amirlerince gerekli tedbirler anacaktır.

12- İdari izinli sayılanlar fiilen göreve gelmedikleri sure zarfında idari izinli ve istihdamlarına esas görevlerini fiilen yerine getirmiş sayılacaklardır. Söz konusu çalışanların mali ve sosyal hak ve yardımları ile diğer özlük haklan saklı olup hizmetin yürütülmesi açısından sorumlulukları görev yerinde çalışanlar ile eşittir.

Çin iklim hedefine ulaşmak için 10 yılda 600 kömürlü termik santralini kapatmalı

Yayınlanan bir rapora göre Çin’in 2060 yılına kadar net sıfır sera gazı emisyonu hedefine ulaşmak için önümüzdeki 10 yıl içinde kömürle çalışan elektrik santrallerinin yaklaşık 600’ünü kapatması ve yenilenebilir enerjiye geçmesi gerekiyor.

Analiz şirketi Transition Zero’ya göre 364 GW’lık kömürü yenilenebilir enerji ile değiştirmek dönem boyunca 1,6 trilyon dolar net tasarruf sağlayacak. Sebebi ise rüzgar ve güneş enerjisinin artık kömürden çok daha ucuz olması.

2060 yılında net sıfır emisyon hedefi

Çin dünyanın en büyük emisyon kaynağı. Geçtiğimiz eylül ayında Cumhurbaşkanı Xi Jinping, Çin’in 2060’a kadar net sıfır emisyon elde edeceğini ve emisyonlarının 2030’dan önce zirve yapacağını vaat ederek dünyayı şaşırttı.

Birçok iklim uzmanı bu uzun vadeli hedefi alkışladı ancak önümüzdeki 10 yıl için emisyonların artmasına izin vermesinin küresel karbon bütçesini bozmasından endişe ediliyor.

The Guardian’dan Fiona Harvey’in aktardığına göre TransitionZero’nun eş başkanı Matthew Gray “Çin kömürde başarısız olursa, dünyanın geri kalanı tehlikeli iklim değişikliğini kontrol altına almakta başarısız olacaktır” yorumunda bulundu.

Al Gore: Süreci hızlandırabilirler

Analize bir ön söz yazan Al Gore, “Bu, yalnızca Çin’in iklim hedeflerine ulaşabileceğini değil, aynı zamanda ülkenin bütün bu süreci hızlandırabileceğini gösteriyor. Kömürden temiz enerjiye geçişin sunduğu ekonomik fırsat da iklim eylemi ile ekonomik büyümenin el ele gittiğini gösteriyor” ifadelerini kullandı.

Çin şu anda 2015 tarihli Paris İklim Anlaşması’nın bütün ülkelerden talep ettiği Ulusal Katkı Beyanı’nı (NDC) hazırlama aşamasında. Güncellenmiş planlar kasım ayında Glasgow’da gerçekleşecek COP26’nın da temelini oluşturacak.

BM genel sekreteri António Guterres, Çin’i kömürden hızla uzaklaşmaya çağırmıştı. Ancak Uluslararası Enerji Ajansı, Çin’in kömür tüketiminin Covid-19 şokundan sonra güçlü bir şekilde toparlandığı konusunda uyarıda bulunuyor.

‘Siyasi olarak zor bir geçiş’

Ülke çapındaki madenler, kömür taşıyan demiryolları, çelik ve çimento fabrikaları gibi birçok altyapı bugün kömüre bağımlı. Çin’in bütün ekonomisi ve toplumuna derinlemesine nüfuz eden kömürden uzaklaşmasının siyasi açıdan zor olacağını belirten Gray, kömürden temiz enerjiye geçişin geleneksel kömür endüstrilerinde kaybedilen kadar çok yeni iş imkanları yaratacağını söyledi.

Buna ek olarak hava kirliliğinin azalarak sağlığa faydası olacağını ve Çin’in bazı bölgelerinde baş gösteren su kıtlığını hafifletmek gibi yan avantajları olacağının altını çizdi.