Ana Sayfa Blog Sayfa 1520

Mekke’de sel felaketi: Sokaklar sular altında kaldı

Suudi Arabistan’ın Mekke kentinde dün başlayan sağanak yağışların neden olduğu sel felaketinde, sokaklar sular altında kaldı. Birçok araç ve vatandaş sel sularına kapıldı.

Mekke’de yer alan Al-Otaibi, Al-Zahir ve Al-Nazha mahallelerinde kanalizasyon ve yağmur şebekelerinin yetersiz kalması sonucu trafik durma noktasına geldi. Yaşanan sel felaketinde can kaybı olmazken, kent genelinde büyük maddi hasar meydana geldi.

Mekke’den paylaşılan videolar, sel suları caddeden aşağı akarken arabaların suya battığını ve insanların akıntıya kapılmama çabalarını gösteriyor.

Hafta sonuna kadar devam edebilir

Suudi Arabistan Ulusal Meteoroloji Merkezi tarafından yapılan açıklamada, Suudi Arabistan’ın güneyindeki çeşitli bölgelerde yağışların 2 Mayıs’a kadar devam edebileceği konusunda uyarı yapıldı.

Ayrıca Mekke Belediye Meclisi 67’nci toplantısında ise, yağmur sularının ve sağanak yağışların Mekke düzeyindeki etkileri ve gündemde yer alan konuları tartışıldı. Saudi Arabia National News önceki gün Kabe’de sağanak yağışa rağmen umrecilerin tavaflarına devam etttiğini yazdı.

Araştırma: Kar ve buz erimesi 15 yılda 31 kat arttı

Uydu verileri, buzulların daha hızlı eridiğini, 15 yıl öncesine göre yılda yüzde 31 daha fazla kar ve buz kaybettiğini ortaya koydu.

Nature dergisinde yayımlanan bir çalışmada, araştırmacılar NASA‘nın Terra isimli uydusundan alınan 20 yıllık verileri kullanarak dünyadaki 220 bin buzulun 2015’ten beri yılda 328 milyar tondan fazla buz ve kar kaybettiğini ortaya koydu.

Yapılan araştırmada, 2015-2019 dönemlerindeki yıllık erime oranının, 2000-2004 yıllarındaki döneme göre yılda 78 milyar ton daha fazla olduğu kaydedildi.

‘Küresel incelme oranları iki katına çıktı’

AA‘da yer alan habere göre, Zürih Federal Teknoloji Enstitüsü ve Fransa‘daki Toulouse Üniversitesi‘nde buzul bilimci Romain Hugonnet, kaybedilen su hacminin yanında küresel incelme oranlarının da son 20 yılda iki katına çıktığını açıkladı.

Hugonnet, dünyadaki buzul kaybının yarısının Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Kanada‘da yaşandığına dikkat çekti. Buzul bilimci, Alaska‘daki erime oranının dünyadaki en yüksek oranlar arasında olduğunu da kaydetti.

Romain Hugonnet, bunların yanında buzullardaki erimelerin küresel sıcaklık artışını yansıttığını da dile getirdi.

1 Mayıs öncesi Taksim abluka altına alındı

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü öncesi, İstanbul‘da Taksim Meydanı, Gezi Parkı ve Taksim Cumhuriyet Anıtı’nın etrafı bariyerlerle kapatıldı. Anıt çevresine ise çevik kuvvet ekipleri yerleştirildi.

Koronavirüs gerekçe gösterilerek 1 Mayıs günü her türlü toplu etkinliğin yasaklandığı duyurulmuş sendikalar ise bu duruma tepki göstererek “Lebalep kongrelerde halk sağlığı sorunu yaratanlar, 1 Mayıs yasaklarına pandemiyi gerekçe gösteriyor” ifadelerini kullanmışlardı.

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB, geçmişteki 1 Mayıs eylemlerinde yaşamını yitirenleri anmak için saat 11.00’de Kazancı Yokuşu’nda bir buluşma düzenleyecek.

Süleyman Soylu açıkladı: Tam kapanmada çalışma izin belgeleri e-devletten alınabilecek

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, bugün saat 19.00 itibariyle başlayacak 17 günlük tam kapanma için açıklamalarda bulundu.

Soylu, kısıtlamalardan muaf sektörlerde çalışan kişilerin izin belgelerini e-devlet üzerinden de alabileceklerini duyurdu.

Seyahat izin belgeleri nasıl alınacak?

Soylu, bu dönemde alınacak seyahat izin belgeleriyle ilgili şu açıklamalarda bulundu:

Dünyanın da hayran olduğu bir e-Devlet sistemimiz var. Bakanlığımız e-Devlet sisteminde en iyi noktalardan birisindedir. Burada e-başvuru sistemimizde ‘seyahat izin belgesi’ bölümü bulunuyordu. Bugün vatandaşlarımıza kolaylık olsun diye İçişleri Bakanlığında e-başvuru bölümüne girmeden, seyahat izin belgesine direkt girebilecekleri bir alan açtık.

Seyahat izin belgesine girecekler, kimlerin bundan istifade edebileceği orada butonlarda belli zaten. Buna yönelik olarak da seyahat izin belgesi alınabilecek. Kim bu şehirlerarası seyahat muafiyetinden faydalanabiliyorsa orada yazıyor zaten.”

Cenazelerle ilgili yeni uygulama

Soylu, bununla birlikte cenazeyle ilgili de yeni bir buton açıldığını duyurdu:

Aynı zamanda cenazeyle ilgili de yeni bir buton açtık. Eskiden seyahat izin belgesi içerisine defin belgesi koyularak yapılıyordu. Şimdi ona da gerek yok. Kendi adınızı, cenazenizin ismini, T.C. kimlik numarasını yazıyorsunuz, bizim sistemimiz direkt Sağlık Bakanlığı sisteminden alarak hemen 10 kişiye kadar otomatik olarak izin veriyor. 10 kişiden sonrası seyahat izin kurullarından alınabilir.”

İzin belgeleri e-devlet üzerinden alınabilecek

Bakan Soylu, kısıtlamalardan muaf sektörler çalışanlarının işe gidip gelmeleri için gereken izin belgelerini nasıl alacaklarını da şöyle açıkladı:

Çalışma izin belgesiyle ilgili arkadaşlarımız yarın (bugün) akşam devreye koyacaklar. e-Devlet üzerinden SGK tuşuna basıp T.C. kimlik numaraları girilerek, çıktı alınacak. Bu kadar. Kurumların ayrıca bir yazı vermesine gerek kalmayacak.

Diyelim ki alınamadı, onu da yarın tekrar yayınlıyoruz, bu sefer çalışılan kurumlar size bir görevli kağıdı verecek. Bu görevli kağıdında ad, soyad ve kurumun ‘Bu benim şu SGK kaydıyla çalışanımdır. Bunun suistimalinden ben de sorumluyum’ diye bir kağıt imzalayacak.

Yani hem e-Devlet üzerinden bunu çok rahat bir şekilde vereceğiz, kimseden yazı alınmasına gerek kalmayacak. Eğer alınamıyorsa da iş yerinden bir belge alınabilecek. Hem klasik hem modern metodumuz var.”

Süleyman Soylu, muafiyet kapsamındaki kişilerin sadece çalıştığı yere gidebileceği, farklı bir ilçede bulunmaları durumunda kolluk kuvvetlerinin bunu soracağını hatırlattı.

Otel rezervasyonlarıyla ilgili durumlar

Otel rezervasyonlarıyla ilgili de açıklamalarda bulunun İçişleri Bakanı, perşembe akşamından sonrası için yapılan rezervasyonlara gidilemeyeceğini söyledi:

Otel rezervasyonlarını kapanma kararından önce yaptırmış olanlar perşembe akşamına kadar giderler. Diyelim ki perşembe akşamından sonra gitmeleri gerekiyorsa gidemezler. Seyahat izin belgeleri almaları lazım. Bu da seyahat izin belgesinin içerisinde yok.

Ancak şöyle bir şey var; oteldelerdir ve çıkışları pazartesi-salı günüdür. Elbette dönüşlerinde seyahat izin belgesi alırlar ve o otel rezervasyonundan dönebilme imkanına sahip olurlar.”

Esnafa destek ödemesi önergesi AKP ve MHP oylarıyla reddedildi

İyi Parti‘nin kısıtlamalar nedeniyle ekonomik anlamda zorlanan esnafa destek ödemesi verilmesi ve sabit ödemelerin yeniden düzenlenmesi amacıyla TBMM Başkanlığı’na sunulan önerge, AKP ve MHP‘nin oylarıyla reddedildi.

İyi Partili milletvekillerinin imzasıyla verilen önergede, kısa, orta ve uzun vadede esnaflara sunulacak desteklerin belirlenmesi, vergilerin ve sabit giderlerin yeniden düzenlenmesi, işletmelerin canlandırılması için çözümler geliştirilmesi amacıyla meclis araştırması açılması istendi.

‘Gittikçe daha umutsuz ve çaresiz hale geliyor’

Sözcü’den İsmail Akın’ın haberine göre önergede, “Ülkemizin her bir köşesinde esnaflarımızın sorunlara aydan aya büyümektedir. Üstelik esnaflara, soruna çözüm olabilecek herhangi bir hükümet politikası sunulmadığı için gittikçe daha umutsuz ve çaresiz hale gelmektedir” denildi.

Esnaf için kaynak ayrılmaması durumunun, salgınla mücadelede tam kapanma gibi stratejilerin benimsenmesini olanaksız kıldığı belirtilen önergede “Esnaflarımızın çektiği ekonomik sıkıntıları daha uzun bir zamana yaymaktadır” ifadelerine yer verildi.

Ekonomik zorluk çeken esnafa destek ödemesi verilmesi ve sabit ödemelerin yeniden düzenlenmesi amacıyla Meclis Başkanlığına sunulan önerge, AKP ve MHP’nin oyları ile reddedildi.

Bakan Koca: BioNTech aşılarının ikinci dozu ertelendi

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, önümüzdeki iki ay boyunca koronavirüs aşı tedarikinde sıkıntı yaşanacağını bu sebeple BioNTech aşılarının iki dozu arasındaki süreyi artıracaklarını duyurdu. Bakan Koca “Ancak sonrasında aşı bolluğu bekleniyor” dedi.

BioNTech aşısında iki doz arasında bırakılacak sürenin 6-8 haftaya çıkarılacağını duyuran Koca, şu açıklamayı yaptı: “Bugün yaptığımız Bilim Kurulu toplantısında aşıyı geliştiren Prof. Dr. Uğur Şahin hocamızın da görüşünü alarak BioNTech aşısının iki dozunun uygulanması arasındaki sürenin 6-8 hafta olarak uygulanmasına karar verilmiştir.”

Randevular erteleniyor

AA’da yer alan habere göre, BioNTech aşısının iki dozunun 6-8 hafta arayla uygulanması kararı nedeniyle ikinci doz için randevu oluşturanların işlemleri ertelenecek.

Bu kapsamda, BioNTech aşısının ilk dozunu olanların ikinci dozları 28 gün sonra yapılmayacak.

Bu aşının birinci dozunu olup 28 gün sonrası için ikinci doz randevusu alanların işlemleri ertelenecek. Bu kişilere SMS ile bilgilendirme yapılacak. Bu kişiler, ikinci doz randevularını, birinci dozdan 6-8 hafta sonrasına alabilecek.

Fotoğraf: Shutterstock

‘Haziranda 30 milyon dozu geçecek’

Bilim Kurulu toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında konuşan Koca, haziranda teslim edilen BioNTech aşısı miktarının 30 milyon dozu geçeceğini aktardı.

Sağlık Bakanı daha önce 100 milyon doz Sinovac aşısının beklendiğini söylemiş, sonra da Sinovac’ın Nisan sonuna kadar verdiği 100 milyon doz aşı sözünü tutamadığını açıklamıştı.

‘Altı ayda 50 milyon Sputnik V alınacak’

Önümüzdeki altı ayda 50 milyon doz Sputnik V aşısı almak için sözleşme imzalandığını da belirten Koca, mayıs ayında başlayacak sevkiyatın ardından teknoloji transferi ve Türkiye’de üretim konusunda da anlaşmaya varıldığını söyledi.

Ömer Faruk Gergerlioğlu hakkında yeni bir iddianame daha hazırlandı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, milletvekilliği düşürülen ve tutuklanan HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisi‘ndeki (TBMM) eylemi nedeniyle kamu görevini usulsüz üstlenme ve iş yeri dokunulmazlığını ihlal suçlarından bir iddianame hazırladı.

Ömer Faruk Gergerlioğlu, 17 Mart günü milletvekilliğinin düşürülmesinden sonra TBMM’yi terk etmemiş ve Adalet Nöbeti’ni başlatmıştı. 

Gergerlioğlu, nöbetinin beşinci gününde sabahın erken saatlerinde Mecliste gözaltına alınmıştı. 

İddianamedeki ifadeler

İddianamede, Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun kesin hüküm giydiği, bunun üzerine Anayasa’nın 84. maddesi gereği TBMM Genel Kurulu’nun 17 Mart 2021 tarihli 60. birleşiminde söz konusu durumun bilgiye sunulduğu ve milletvekilliğinin düşürüldüğü belirtildi.

Aynı iddianamede, Gergerlioğlu’nun ‘Kamu görevinin sona ermesine rağmen, usulsüz olarak üstlendiği milletvekilliği göreviyle 18-19 ve 20 Mart’ta milletvekili olarak hareket etmeye devam ettiği’ kaydedildi.

‘Şüphelinin resmi görevi kalmamasına rağmen belirtilen süre zarfında gece ve gündüz kesintisiz bir şekilde TBMM’de bulunmaya devam ederek, nitelikli olarak iş yeri dokunulmazlığını ihlal ettiği, TBMM tutanaklarının da bu durumu doğruladığı’ ifadeleri de iddianamede yer aldı.

Gergerlioğlu’nun beş yıla kadar hapis cezası alması talep edildi.

Ne olmuştu?

Yargıtay 16. Ceza Dairesi, Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun sosyal medyadan yaptığı bir haber paylaşımı nedeniyle “terör örgütü propagandası” suçlamasıyla 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmasını öngören yerel mahkeme kararını 19 Şubat’ta onayladı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda Gergerlioğlu hakkında kesinleşen yargı kararının okunmasıyla birlikte HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun milletvekilliği düştü. Ardından, Gergerlioğlu’nun milletvekilliğinin düşürülmesinin iptali istemiyle AYM’ye başvuru yapıldı. Fakat, AYM bu talebi reddetti.

Ömer Faruk Gergerlioğlu 2 Nisan’da tutuklandı.

Sadece denizler değil göller de istilacı tür tehdidi altında

Türkiye‘de Akdeniz başta olmak üzere, son yıllarda Süveyş Kanalı ve gemilerin balast sularıyla taşınmış birçok istilacı deniz canlısı bulunuyor.

Tarım ve Orman Bakanlığı‘na bağlı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü Kaynak Yönetimi ve Balıkçılık Daire Başkanı Doç. Dr. Mahir Kanyılmaz, denizlerde yaşayanların yanı sıra, göller başta olmak üzere iç su varlıklarına çeşitli şekillerde taşınarak getirilmiş ve ekolojik dengeye zarar veren istilacı türlere de dikkat çekti.

‘Dışarıdan canlı bırakmak yasak’

DHA’ya konuşan Doç. Dr. Kanyılmaz, 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu’nda yapılan güncellemeyle ülkemize canlı su ürünü getirilmesi ve su ürünlerinin dışarıya çıkarılmasının bakanlık iznine tabi olduğunu vurguladı.

Su varlıklarına sucul canlıların izinsiz bırakılmasının yasaklandığına dikkat çeken Doç. Dr. Mahir Kanyılmaz, “İzinsiz sucul canlıları kaynağa bırakanlara 10 bin TL, kurumlara 20 bin TL cezai yaptırım getirildi” ifadelerini kullandı.

Ayrıca STK’lar ve bilimsel kuruluşlarla işbirliği içinde farkındalık ve mücadele çalışmaları yürütüldüğünü de anlatan Doç. Dr. Kanyılmaz, “Vatandaşlarımızın da bu çabalara destek vermesi ve bir yerden bir yere sucul canlı taşıyıp bırakmamaları, özellikle akvaryum hobiciliği yapanların sıkıldıklarında balıkları doğaya bırakmamaları, aldıkları yere götürmeleri önemle rica olunur” çağrısında bulundu. İç su varlıklarında ekosisteme en çok zarar veren sucul türler ve bunların özellikleri ise şöyle:

Gümüşi havuz balığı (Carassius gibelio)

Halk arasında İsrail sazanı, Çin sazanı olarak da adlandırılıyor. Yüksek üreme kabiliyetine sahip. Hızla çoğalarak ortama hakim olur. Sazan ve sazangil türleri üzerinde olumsuz etkileri bulunuyor. Normal dağılımı Kuzey Avrupa, Çin ve Rusya gibi Asya ülkeleri olmasına rağmen bu türe Meriç nehrinin taşması sonucu Bulgaristan’dan iç sularımıza taşındı.

Türkiye’de ilk 1988’de Gala Gölü‘nde rastlandı. Kısa sürede hızlı yayılma göstererek, önce bütün Trakya bölgesini istila etti, daha sonra Türkiye’nin en doğudaki yerlerini de içine alacak şekilde, birçok bölgesinde görüldü.

Gümüşi Havuz Balığı

Güneş levreği (Lepomis gibbosus)

İstilacılığı yüksek bir tür. Geniş besin tercihi, farklı habitat ve koşullara uyum yeteneğinin yüksek olması bu türün istilacı olmasında etkili. Güneş levreği ya da güneş balığı olarak bilinir.

Akvaryum hobicileri ve olta balıkçıları tarafından taşındığı düşünülüyor. Ülkemiz iç sularında dağılımı giderek artıyor. Yerli tür değil. Ekonomik değeri yok. Yerli türlere ve ekonomik balık türlerine zarar verme potansiyeli bulunuyor.

Güneş Levreği

Sivrisinek balığı (Ghambussia sp.)

Küçük yapısıyla zararsız olduğu düşünülen tür, bırakıldığı sularda bazı balık ve iki yaşamlıların yumurtalarını yiyerek, plankton komüniteleri üzerinden yoğun şekilde beslenerek, diğer türlerle besin ve alan rekabetine girerek ekosistemlerin bozulmasına neden oluyor. Bütün istilacılar gibi yerleştiği ortamlardan çıkarılması oldukça zor.

Tüm dünyada en tehlikeli 100 istilacı tür arasında kabul ediliyor. 1920-30 arasında sıtmayla mücadele için getirilmiş fakat sivrisineklerin azaltılmasına önemli katkı sunmuyor. Tam tersine sivrisinekleri tüketen omurgalı ve omurgasız canlılarla yoğun besleniyor. Türün üreme ve hayatta kalma kabiliyeti yüksek, düşmanı yok denecek kadar az. Bu nedenle ülkemizde birçok su varlığında yayılım gösteren bu türün taşınması ve su varlıklarına aşılanması bakanlık tarafından yasaklandı.

Sivrisinek Balığı

Çakıl balığı (Pseudorasbora parva)

Bu istilacı balık türünün doğal yayılış alanı Uzak Doğu Asya. Olumsuz çevresel koşullara karşı son derece dayanıklı. Bulunduğu bölgeye kısa sürede uyum sağlayan, yayılmacı ve istilacı bir tutum sergiliyor.

Bu balık hızlı bir şekilde Türkiye’nin pek çok tatlısu havzasına yayıldı. Rekabet, predasyon ve hastalık bulaştırma potansiyeli bakımından doğal balık popülasyonlarının çökmesine yol açabiliyor.

Zebra midye (Dreissena polymorpha)

Tatlısu ekosistemlerinde yaşayan en önemli tutunucu-kirletici canlılardan biri. Tutundukları yüzeylerde çoğalarak ekosisteme hakim oluyor. Özellikle su pompalama sistemlerinde su akışını aksatma ya da tamamen engelleme, korozyona yol açma, su filtre, elekleri ve kapalı sulama sistemlerini tıkıyor.

Sucul ekosistemde doğal olarak bulunan diğer canlıların yaşamını kısıtlama gibi birçok önemli soruna neden olarak hem teknik ve ekonomik hem de ekolojik anlamda zararlı. Ülkemizde ilk kayıtları 1897 yılında ve birçok sistemde yayılım gösteriyor. İnsan tüketimi için uygun değil, hayat döngüsü boyunca 1 milyon adet yumurta verme kabiliyetine sahip.

Zebra Midye

 

Gümüş balığı (Atherina boyeri)

Denizlerimizde yaygın olarak bulunan bu tür Köyceğiz, Sapanca, İznik, Küçükçekmece ve Büyükçekmece, Eğirdir gibi birçok göle girerek adapte olarak yoğun popülasyonlar oluşturdu. Yerel balıkçılar tarafından son 10 yılda pek çok baraj gölüne de taşındılar.

Kısa yaşam süresi, erken eşeysel olgunluğa erişme, uzun üreme periyodu, tatlı ve tuzlu su koşullarına yüksek adaptasyonu gibi özelliklerine bağlı olarak, Türkiye iç suları için ciddi bir istilacılık potansiyeline sahip. Ortamda yaşayan endemik ve ekonomik balık türleriyle rekabeti halinde de biyolojik çeşitlilik ve ekosistem üzerinde olumsuz etkilere yol açıyor.

Gümüş balığı

Yargıtay, Çarşı Davası’nda verilen beraat kararlarını bozdu

Yargıtay 16’ncı Ceza Dairesi, Gezi Parkı eylemleri sırasında “hükümeti yıkmaya teşebbüs ettikleri” iddiasıyla Beşiktaş Çarşı Grubu’na üye 35 kişi hakkında açılan ve beraatle sonuçlanan davada verilen kararı altı yıl sonra bozdu.

16’ncı Daire, Çarşı Grubu dosyası ile Gezi davası arasında “hukuki ve fiile irtibat” bulunduğunu belirterek dosyaların birleştirilip birleştirilmeyeceğine bakılmadan karar verilmesini de hukuka aykırı buldu.

Davalar birleşebilir

Dosya, İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne yeniden gönderilecek. Mahkeme, Gezi ana davasıyla Çarşı Grubu davasının birleştirilip birleştirilmeyeceğini İstanbul 30’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’ne soracak. Uygun görülmesi halinde davalar birleşecek.

Gezi Parkı‘nda yurt dışında bulunan yedi  sanığın yargılandığı davanın da tutuklu tek sanık olan Osman Kavala’nın da içinde bulunduğu ana dava dosyasıyla birleştirilmesine karar verilmişti. İlk duruşma 21 Mayıs’ta yapılacak.

Çarşı Davası hakkında da birleştirme kararı verilirse Gezi davası, 52 sanıklı torba davaya dönüşebilir.

‘Cumhurbaşkanlığına haber verilmeden yargılama yapıldı’

Yargıtay’ın Çarşı davasındaki bozma gerekçeleri özetle şöyle:

  • Cumhurbaşkanlığı’nın (Başbakanlık) davaya katılma hakkı bulunduğu halde dava ve duruşmalardan haberdar edilmeksizin yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması.
  • Taksim Gezi olaylarına ilişkin İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde kapsamlı bir dosyanın bulunması, adı geçen dosya ile bu dosya arasındaki hukuki ve fiili irtibat bulunması, her iki dosyanın birleştirilmesi gerekirken eksik araştırma neticesinde sanıkların beraatlarına karar verilmesi.
  • Bazı sanıklarla ilgili olarak MOBESE, kamera kayıtları, TV’lerden elde edilecek görüntü ve kayıtların temin edilmemesi, adli tıp, TRT TÜBİTAK gibi kurumlardan rapor alınmaması.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 29 Aralık 2015’te tüm sanıklar hakkında beraat kararı vermiş; kararın gerekçesinde sanıkların illegal faaliyet içinde bulunmadığı belirtilmişti. Kararda, sanıkların ne şekilde silahlı terör örgütü kurduğu, hangilerinin yönetici, hangilerinin üye olduğu, ne tür yönetsel faaliyetlerde bulunduğunun tespit edilemediği ifade edilmişti.

 

Salgın döneminde ülkelerin ekonomik destek paketleri: Halkını destekleyen de var kaderine terk eden de

Dünyanın koronavirüsle imtihanı hala devam ederken, devletler de bu dönemde halka ekonomik destek konusunda önemli bir sınav veriyor.

Bazı ülkeler salgından dolayı yaşanan mağduriyetlerden halkını korumaya uğraşırken, bazı ülkelerin halkını kaderine terk ettiği görülüyor.

ABD’de durum

Amerika Birleşik Devletleri koronavirüs salgınından en çok etkilenen ülkelerin arasında yer alıyor.

Salgın sebebiyle yaklaşık yarım milyon insanın hayatını kaybettiği ABD’de, 7 Nisan itibariyle koronavirüs yardım planının bir parçası olarak 156 milyondan fazla vatandaşa kişi başına 1400 dolarlık doğrudan ödeme yapıldığı açıklandı.

Ödeme yapılanların başında da 2019 ve 2020 yıllarında vergi beyannamesi vermemiş, Sosyal Güvenlik yardımlarıyla yaşamını sürdüren 25 milyon kişi yer aldı.

1,9 trilyonluk Covid-19 yardım paketi kapsamında halka aylık 300 dolar federal işsizlik yardımı yaz sonuna kadar devam edecek. Paket, koronavirüs aşılarının dağıtımı, eğitim, salgından etkilenen tüm kurumlara yardımı da içeriyor.

Bunların yanında, düşük gelirli ailelere vergi indirimi, kira ve gıda yardımında artışları da içeriyor. Bu paket, salgının başladığı zamandan beri Kongre’de kabul edilen altıncı paket oldu.

Öte yandan, 27 Mart 2020 tarihinde de Koronavirüs Yardım, Destek ve Ekonomik Güvenlik Sözleşmesi‘yle (CARES ACT)  2,3 trilyon dolarlık bir ilk paket imzalanmıştı.

Almanya

Almanya’da şubat ayı itibariyle 7,5 milyar Euroluk destek paketi onaylanmıştı. Ailelere de bir defaya mahsus olmak üzere çocuk başına ve sosyal yardım alanlara kişi başına 150 Euro hibe desteği sağlanacağı duyurulmuştu.

Hükümet; restoran, kafe ve lokantalara Katma Değer Vergisi’ni (KDV) bir yıl süreyle yüzde 19’dan yüzde 7’ye düşürme kararını da 2022 yılının sonuna kadar uzattı.

Kültür ve sanat sektörü çalışanlarına da 1 milyar Euroluk ek bütçe ayrıldı.

Almanya, ilk başta salgınla ekonomik olarak mücadele için iki ek bütçe açıklamıştı. İlki, 156 milyar Euroluk bütçe, ikincisi de 130 milyar Euroluk bütçe olmuştu. Paketler, sağlık ekipmanları, hastane kapasiteleri, araştırma ve geliştirmenin yanı sıra kısa çalışma ödeneği, düşük gelirli aileler için çocuk bakımı ve kendi adına çalışanlar için temel gelir desteğini kapsamıştı.

Start-up’lara da 2 milyar euro ayrılırken, farklı ölçekteki firmalara ve kar amacı gütmeyen kuruluşlara devlet garantisi sağlandı. Bu desteklere ek olarak, yerel yönetimler de 141 milyar euroluk doğrudan destek açıkladı.

Birleşik Krallık

Birleşik Krallık’ta mart ayı itibariyle serbest meslek sahiplerine yönelik üç aylık dönemler halinde hazırlanmış gelir desteğinin dördüncü ve beşinci diliminin de olacağı açıklanmıştı.

Böylece, serbest meslek sahipleri her dilimde bir kerede 7 bin 500 Sterlin’e kadar geri ödemesiz gelir desteği alacak.

Süpermarket, mağazalar gibi iş yerlerinden alınan KDV yüzde 20’den yüzde beşe düşürülmüştü. Bu durumun eylül ayına kadar uzatılacağı bilgisi de paylaşıldı. 21 Haziran’a kadar kademeli olarak açılması planlanan restoran, mağaza, kuaför gibi işletmelerin açılışı için esnafa 18 bin sterline kadar açılış masrafları hibesi verileceği kaydedildi.

Bunlarla birlikte, işletmelerin stopaj vergileri üç ay daha kesilmeyecek.

Salgın sebebiyle ülkede kapanması istenen işletmelerin çalışanlarının maaşlarını yüzde 80 oranında devlet karışılıyordu. Bu uygulama da eylül ayına kadar devam edecek. Kısıtlamalar sebebiyle çalışamayanlar da, eylül sonuna kadar ücretsiz izinde sayılacak, maaşlarını devlet ödemeye devam edecek.

2020-2021 mali yılında koronavirüs önlemleri kapsamında Birleşik Krallık’ta yapılan harcamalar 280 milyar Sterlin. 2021-2022 için ise 55 milyar Sterlin ayrıldı.

İran’daki durum

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, 2020 mart ayı sonundaki bir açıklamasında salgınla mücadele için hükümetin 2020 yılı bütçesinin ilk etapta yüzde 20’sinin (237,5 milyon dolar) kullanılacağını açıklamıştı.

Ayrıca, salgına yakalanan vatandaşların sağlık harcamalarının da yüzde 90’ının hükümet tarafından karşılanacağı açıklanmıştı.

Ruhani, koronavirüs destek ve ekonomik toparlanma paketinin ülkenin gayrisafi yurtiçi hasılasının yüzde 10’una denk geleceğini de söylemişti. Bu rakamda, yaklaşık olarak 45 milyara karşılık geliyor. İran Cumhurbaşkanı,  kasım sonunda yaptığı açıklamada da yaklaşık 30 milyon kişiye aylık 3,9 dolarlık yardım yapılacağını söyledi.

Dört ay boyunca devam edecek yardımların toplam 460 milyon dolara ulaşması bekleniyor.

Bunların yanında, geçtiğimiz yılın nisan ayında İran hükümeti 18 şirketteki hisselerini sattı. bu şirketler arasında yüzde 12 devlet hissesine sahip en büyük kamu kuruluşu Sosyal Refah Fonu (SHASTA) da var. IMF, (Uluslararası Para Fonu) İran’ın bu hamlesiyle banka ve sigorta şirketlerinden 3,9 milyar dolar, SHASTA’dan da 1,6 milyar dolar elde edeceğini tahmin ediyor.

Türkiye

Türkiye, koronavirüs salgını döneminde dünya genelinde halkına en az nakdi destek veren ülkelerden biri oldu.

Türkiye bu dönemde milli gelirin sadece yüzde 1,1’i kadar nakti destekte bulundu ve bu rakamla yoksul ülkelerin bile gerisinde kaldı.

Salgın döneminde zarar gören yiyecek-içecek hizmeti veren işletmelere ciro kaybı desteği verilmesine karar verildi. Kısa çalışma ödeneği ve işten çıkarma yasağı gibi uygulamalar da yapıldı.

Hükümet, geçtiğimiz senenin mart ayında 100 milyar TL’lik bir ekonomi paketi açıklamıştı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da sokağa çıkma kısıtlamalarından etkilenen toplam 1 milyon 239 bin 438 kişiye 3 ay süreyle ayda bin lira destek ödemesi yapılacağını duyurmuş;  geçen ay ise yüzde 50 kapasite ile çalışan esnafa 1500 TL nakit destek yapılacağı açıklanmıştı.  Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ise, “Sosyal Koruma Kalkanı” programı kapsamında vatandaşlara aktarılan desteğin “60 milyar lirayı aştığını” açıklamıştı.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), tahvil alımlarını genişleterek daha bol ve ucuz likidite sağlamaya yönelik adımlar atmıştı.

İçişleri Bakanlığı‘nın Pazartesi açıkladığı son ‘tam kapanma’ genelgesinde ise, 29 Nisan akşamından 17 Mayıs’a kadar sürecek kesintisiz sokağa çıkma kısıtlamasından etkileneceklere yönelik bir mali destek planı yer almıyor.