Mersin‘in Mut ilçesinde erik üreticileri, tüccarların alım fiyatını neredeyse yarı yarıya düşürmesi üzerine mahsüllerini toplamama kararı aldı. Yaptıkları açıklamada “Verilen fiyata razı değiliz” ifadeleri kullanıldı.
Karar, ilçede en fazla erik üretiminin geçekleştiği Göksu mahallesinde, Göksu Kravga Tarımsal Kalkınma Kooperatifi‘nin öncülüğünde, Sulama Kooperatifi ve muhtarlık desteğiyle alındı.
Yapılan açıklamada, “Arz talep olgusunun dengelenmesi, fiyat istikrarının korunması ve eriğimizin tane iriliğinin sağlanması amacıyla, bölgemizde erik toplama işine birkaç gün ara verilmiştir” denildi.
Fotoğraf: DHA
Destek çağrısı
DHA’nın aktardığına göre tüccarlar tarafından 5 numara olarak adlandırılan 25 gramlık eriğin kilosu 22 liradan alınırken, 12 liraya düşürüldü. İlçe genelindeki 15 bin dönüm araziden bu yıl 40 bin ton erik rekoltesi bekleniyor. Kooperatifin aldığı karara herkesin uyması ve desteklemesi istenilen açıklamada, şu ifadeler yer aldı:
Bazı müstahsil arkadaşlar, fiyat yüksek diye küçük boy eriklerini toplamaktadır. Oysa fiyat düşse bile, sonra toplansa boy farkından dolayı kazançlı olacaklardır. Önce topladığımızda 1,2,3 numaraya düşerken, sonra topladığımızda nadiren 3, genelde 4 ve 5 numaraya düşmektedir. Görüldüğü üzere, fiyatlar bu şekilde bile sonra erik boy aldığında topladığımızda kazançlı oluruz. Esasen verilen fiyata razı değiliz. Birlikten her zaman kuvvet doğar. Erik müstahsilleri olarak, kooperatifimize ortak olmalıyız ve desteklemeliyiz”
İstanbul‘da bir süredir görülen deniz salyası Küçükçekmece‘de de etkisini gösterdi. Küçükçekmece Gölü‘nü Marmara Denizi‘ne bağlayan Menekşe Deresi deniz salyası ile doldu.
Müsilaj olarak da adlandırılan tabaka bir süredir İstanbul’un farklı bölgelerindeki kıyı şeridini kaplamıştı.
‘İlk kez böyle bir manzarayla karşılaşıyorum’
Sabah saatlerinde denizden Menekşe Deresi’ne doğru giren salya tabakası iki saat içinde derenin büyük bir bölümünü kapladı. Bölgede yaşayanlar yıllardır böyle bir manzara ile karşılaşmadıklarını belirtti.
Küçükçekmece’de yaşayan ve salya tabakasının dereyi kapladığı anlara şahit olan Metin Aydın DHA’ya yaptığı açıklamada “25 senedir buradayım ilk defa böyle bir manzara ile karşı karşıyayım. Burası Küçükçekmece Gölü’ne bağlı, iki saat içinde bu kadar doldu. Eskiden bazen yeşil su gelir giderdi ama bu sefer farklı. Ne olduğunu bilmiyorum, yakında bütün balıklar ölecek” dedi.
Fotoğraf: DHA
Caddebostan Sahili’ni kapladı
Deniz salyası Kadıköy Caddebostan Sahili’ni de kaplamış durumda. Denizin üzerini saran sarı tabaka sahilde bugün arttı.
Deniz canlıları için tehlike oluşturarak etrafa kötü kokular yayan deniz salyalarının oluşturduğu kirlilik havadan da görüntülendi.
Fotoğraf: DHA
Avşa Adası’nda da etkili
Marmara Denizi’nde Balıkesir sınırlarında yer alan Avşa Adası da deniz salyası ile kaplandı. Konu ile ilgili konuşan Gemli Kaptanı Olgu Tuğrul, “Marmara Denizi’nin bu seneki en büyük sıkıntısı salya. Denize çok büyük bir zararı var. Özellikle balıkçılara, gemilere, yaşayan canlıların ölümüne neden oluyor” dedi.
Ekim ayından beri fazlalaştığını belirten Tuğrul, “Nedenini bilemiyoruz, daha önceleri çok az oluyordu fakat bu sene değişik bir hal aldı” ifadelerini kullandı.
Fotoğraf: DHA
Deniz salyası (müsilaj) nedir?
Müsilaj, hemen hemen tüm bitkiler ve bazı mikroorganizmalar tarafından üretilen kalın, yapışkan bir madde.
Yapışkan, sümüksü yapıya sahip olan müsilaj, deniz sıcaklığının yükselmesi ve sıcaklığın yükselmesiyle artan bakteriler sonucunda oluşuyor.
Furkan Vakfı üyelerine cami içerisinde yapılan biber gazlı müdahalenin ardından Vakfın kurucu başkanı Alparslan Kuytul da gece saatlerinde evinin önünden gözaltına alındı.
Yapılan açıklamalarda Kuytul’un yanında cemaatten birçok kişinin daha gözaltına alındığı ve sorgulanmak için Emniyet’e götürüldüğü belirtildi.
Alparslan Kuytul’un sosyal medya hesabından yapılan açıklamada “An itibari ile Alparslan Kuytul Hocaefendi, 14 yaşındaki oğlu ve birçok ildeki Furkan Gönüllüsü, itikaf ibadeti için bulundukları camilerde eş zamanlı operasyon ile gözaltına alındılar!” ifadeleri kullanıldı.
Kuytul’un eşi Semra Kuytul da Twitter’dan “Camilere yapılan baskının akabinde evimin önüne gelen arkadaşlara polis resmen işkence yaparak gözaltı yaptı.. Hepsini gördük, kaydettik.. Paylaşacağız” mesajını paylaştı.
Furkan Vakfı kurucusu Alparslan Kuytul‘un Ramazan ayında “kendini ibadet etmeye adama ve dünya işlerinden uzak durma” anlamına gelen “itikaf” yapacaklarını duyurmasının ardından cemaati Gaziantep‘te bir camide bir araya gelmişti.
Ancak grubun bu isteği, cami içerisinde polis ve bekçi tarafından engellenmiş, grubun camiden çıkarıldığı müdahale sırasında biber gazı kullanılmış ve yaralananlar olmuştu.
Camideki müdahaleye ilişkin görüntülerin yayılması ve buna yönelik tepkilerin artmasından sonra Gaziantep Valiliği açıklama yaparak ‘Zor kullanma şartları oluşmasına rağmen bir emniyet mensubunun cami içerisinde biber gazı kullanması herkes gibi bizleri de üzmüş olup, ilgili personel açığa alınmıştır’ demişti.
Almanya‘da eylül ve ekim aylarında gerçekleştirilen Oktoberfest‘in bu yıl da koronavirüs salgını nedeniyle iptal edilmesine karar verildi. Festival geçtiğimiz sene de iptal edilmişti.
Bavyera Eyalet Başbakanı Markus Söder, salgında durumun “fazla belirsiz” olduğunu söyledi. Münih Belediye Başkanı Dieter Reiter ise iptalle ilgili “Kolay bir karar değildi” yorumunu yaptı.
BBC’de yer alan habere göre Almanya’da her yıl eylül ve ekimde gerçekleşen festivale tahmini 6 milyon insan katılıyor.
‘Markası sonsuza kadar lekelenebilirdi’
Bavyera Eyalet Başbakanı, etkinliği başka bir tarihe ertelemenin ‘ekonomik kayıp’ oluşturacağını söyledi. Söder, “Yeni bir dalga olduğunu ve Oktorberfest’in ‘süper yayıcı’ bir etkinlik hâline geldiğini düşünün. Etkinliğin markası sonsuza kadar zedelenir” ifadelerini kullandı.
Münih’te geçen yıl resmi Oktoberfest etkinlikleri iptal edilse de vatandaşlar şehrin barlarına geleneksel kıyafetlerle gitmişti. 200 yıllık geleneksel festival bu yılla birlikte toplam 26 kere iptal edilmiş oldu.
İçişleri Bakanlığı tarafından 81 il Valiliğine gönderilen “Market Tedbirleri” genelgesine göre, zorunlu temel ihtiyaçlar dışında herhangi bir ürünün satışına izin verilmeyecek.
Karar, 7 Mayıs Cuma gününden itibaren geçerli olacak.
Sigaranın satışının yasaklanıp yasaklanmadığı ise henüz belli değil. Bu konuyla ilgili kararın bugün açıklanması bekleniyor.
Yeni tedbirler
Yayımlanan genelgede, kısıtlama sırasında marketlerde oluşabilecek yoğunluğun önüne geçmek amacıyla Bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşları, meslek odaları ve sektör temsilcileriyle yapılan görüşmeler sonucunda bazı yeni tedbirlerin alındığı ifade edildi.
Tedbirler ise şöyle sıralandı:
Marketlerde (zincir ve süper marketler dahil) vatandaşlarımızın zorunlu temel ihtiyaçları kapsamındaki ürünlerin dışında herhangi bir ürün satışına izin verilmeyecek.
7 Mayıs 2021 Cuma gününden itibaren marketlerde (zincir ve süper marketler dahil) temel gıda ve temizlik ürünlerinin yanı sıra sadece hayvan yemi, mamaları ile kozmetik ürünleri (parfümeri ve makyaj malzemeleri hariç) satılabilecek.
Daha önce getirilen alkollü ürün satışı kısıtlamasının yanı sıra marketlerde (zincir ve süper marketler dahil) elektronik eşya, oyuncak, kırtasiye, giyim ve aksesuar, ev tekstili, oto aksesuar, bahçe malzemeleri, hırdavat, zücaciye vb. ürünlerin satışına izin verilmeyecek.
— T.C. İçişleri Bakanlığı (@TC_icisleri) May 3, 2021
Daha önce yayımlanan genelgede vatandaşların zorunlu temel ihtiyaçlarını karşılamak için bakkal, market, fırın, kasap, manav, kuruyemişçi ve tatlıcıların tam kapanma döneminde 10.00 – 17.00 saatleri arasında faaliyet gösterebileceği, bunun yanında zincir ve süper marketlerin pazar günleri kapalı kalacağı bildirilmişti.
Rize İkizdere’de İşkencedere Vadisi’nde taş ocağının yapılması için doğa katliamı devam ederken, bölge halkı ve yaşam savunucularının da protestoları devam ediyor.
Yeşil Gazete‘ye açıklamalarda bulunan, İkizdere Dernekler Platformu (İDEF) Genel Sekreteri Kadir Tozkoparan, bölge halkının jandarmadan önce alana varmak için sahurdan sonra bölgeye gittiğinin altını çizerken, direnişlerinden asla vazgeçmeyeceklerini de kaydetti.
1 Mayıs günü, bölgede direnen vatandaşlara jandarma müdahale etti ve üçü kadın olmak üzere dört kişiyi gözaltına aldı. Yerlerde sürüklenerek gözaltına alınan kadınlardan ikisi fenalaşarak hastaneye kaldırıldı.
Kadınların direnişe en başından beri desteği sürüyor.
Kadir Tozkoparan, özellikle kadınlara ve bir gün önce bölgeye gelen AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Rize Milletvekili Hayati Yazıcı‘yla konuşanlara yönelik gözaltı işlemi yapıldığını açıkladı.
Hayati Yazıcı ve Rize Valisi, 30 Nisan tarihinde açılacak taş ocağına yönelik bilgilendirme toplantısı düzenlemişti.
Tozkoparan, hafta sonu yaşananları şöyle anlattı:
Yöre halkı çalışma yapılacak alana indiler. Jandarmadan daha önce alanda konumlandılar ve ‘Ağaçların kesilmesini istemiyoruz’ diye hepsi ağaçlara çıktılar. Jandarma önüne çıkan herkesi içeriye aldı.
Ne hikmetse bir gün önce Hayati bey geldiğinde kim kendisiyle konuştuysa jandarma onları gözaltına aldı. Özellikle kadınları ve Hayati beyle konuşanları gözaltına aldı. Gözaltı yapıldığı sırada bir mukavemet, bir direniş yoktu.”
Gözaltına alınan köylüler 3-4 saat sonra, İkizdere İlçe Jandarma Karakolu‘ndaki ifade işlemlerinin ardından serbest bırakıldı.
‘Ormanlarımızı korumak istiyoruz’
Gözaltındaki süre boyunca köylülerin tehdit edildiğini söyleyen Tozkoparan, kendilerinin sadece ormanlarını korumak istediklerini söyledi:
Gözaltına alınanlara, ‘Davacı olmayacaksınız, suç duyurusunda bulunmayacaksınız. Yoksa çocuklarınız devlette işe giremez’ denildi. Bu baskı hak etmediğimiz bir baskı. Biz anayasal hakkımızı kullanıyoruz. Ormanlarımızı korumak istiyoruz.
Haksız bir şekilde, izinsiz çalışma yürütmek isteyen firma elemanlarına destek veren devletimiz, bize baskı kurmaya çalışıyor. Biz bunu kabul etmiyoruz.”
Suç duyurusunda bulunuldu
2 Mayıs tarihinde de CHP İstanbul Milletvekili Avukat Mahmut Tanal ile bazı bölge sakinleri İkizdere’deki çalışmaların acilen durdurulması için suç duyurusunda bulundu.
Suç duyurusu dilekçelerinin hazırlamaya devam ettiğini kaydeden Tozkoparan, suç duyurusunda bulunmaya devam edeceklerini ve tüm hukuki haklarını arayacaklarını vurguladı.
İkinci taş ocağına da izin
Öte yandan tüm bunlar olurken, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı 11. Bölge Müdürlüğü’nün Cengiz İnşaat‘a yeni bir taş ocağı açılması için izin verdiği ortaya çıktı. İkinci ocak izninin Gürdere Köyü mevkiinde olduğu belirtilirken, iki taş ocağının birbirine bağlanacağı kaydedildi.
Çok erken saatlerde direnişe başlanıyor
Dün ve bugün de vadiye girilmek istenirken, bölge halkının yolunun jandarma tarafından kesildiğini aktaran Kadir Tozkoparan, jandarmadan önce alana girebilmek için sabah çok erken saatlerde ağaçların başına geçtiklerini ifade etti:
Dün de bugün de bölge halkı vadiye girdi. Bugün de yine yollar kesildi. Jandarma her yerde kadınlarımızı topluyor. Gözaltına almaya çalışıyorlar ama kadınlarımız her yerden geliyorlar. Öyle yerlerden insanlar geliyor ki yürümeye cesaret edemezsiniz.
Jandarma sabah 05-06.00 gibi geliyor alana girmeyelim diye. Biz de daha erken sahurdan sonra gidiyoruz ağaçların başına. Sahadaki arkadaşlarımız bütün gün akşama kadar oradalar. Ta ki çalışma bitene kadar. Jandarma tabi makineyi beklemeye devam ediyor.”
Kadınların yolları yine kesildi
Bugün, sabahın erken saatlerinde direniş alanına gitmek isteyen kadınların yolu orman içinde askerler tarafından kesildi. Sahurdan sonra direniş alanına gitmek isteyen İkizdereli kadınlara jandarma engel olmaya çalışırken, kadınlar ise ormanda beklemeye devam etti.
Derelerin Kardeşliği hesabından yapılan paylaşımda, bölgede olan Hediye Baş, askerlerin kendilerine geçiş izni vermediklerini, direnişlerinde tüm Türkiye’yi yanlarına davet ettiklerini dile getirdi.
Direnişlerinin siyasal bir eylem olmadığına dikkat çeken Tozkoparan, anayasal haklarını sonuna kadar arayacaklarını ve asla pes etmeyeceklerini ifade etti:
Anayasal hakkımızı sonuna kadar arayacağız, pes etmeyeceğiz. Bizi bir takım terör örgütleriyle aynı potaya koymaya çalışıyorlar. Bizim siyasal amacımız yok. Ne derneğimizin var, ne oradaki köylülerimizin var. Doğanın siyaseti olmaz. Orada her partiden insanımız ve hemşehrimiz var.”
‘Tek bir memleketimiz var’
Öte yandan, İkizdereli Gülizar Gülinay bölgedeki direniş için bir şarkı yaptı.
Şarkısını çektiği bir videoyla paylaşan Gülinay, videonun sonunda şunları söyledi:
Diren İkizdere’m. Malına, ormanına, derene, balına, arına, peteğine sahip çık. Bizim başka ülkemiz yok. Tek bir memleketimiz var o da İkizdere. Yarın geç olabilir, birlik olalım. Zafer direnenindir.”
Gaziantep Valiliği, Furkan Vakfı üyelerine cami içerisinde yapılan biber gazlı müdahaleye ilişkin bir açıklama yaptı.
Açıklamada, “Zor kullanma şartları oluşmasına rağmen bir emniyet mensubunun cami içerisinde biber gazı kullanması herkes gibi bizleri de üzmüş olup, ilgili personel açığa alınmıştır” ifadeleri kullanıldı.
Emniyet personelinin Cami içerisine postal ile girmesine yönelik tepkiler hakkında ise “İddiaları gerçeği yansıtmamakta olup, müdahale cami girişinde yapılmıştır” denildi.
Ne olmuştu?
Furkan Vakfı kurucusu Alparslan Kuytul‘un Ramazan ayında “kendini ibadet etmeye adama ve dünya işlerinden uzak durma” anlamına gelen “itikaf” yapacaklarını duyurmasının ardından cemaati Gaziantep‘te bir camide bir araya gelmişti.
Ancak grubun bu isteği, cami içerisinde polis ve bekçi tarafından engellenmiş, grubun camiden çıkarıldığı müdahale sırasında biber gazı kullanılmış ve yaralananlar olmuştu.
‘Gözaltına alındılar’
Açıklamada “Daha önce haklarında muhtelif tarihlerde terör nedeni ile soruşturma yapılan ve kendilerini ‘Alparslan Kuytul Gönüllüleri’ olarak adlandıran kişiler, 2 Mayıs 2021 günü yatsı namazına müteakip 21:30 sularında üç tane camide 76 şahıs Ramazan ayı süresince itikafta bulunmak üzere toplanmış ve cami imamlarının tüm uyarılarına rağmen ısrarla camiyi terk etmeyeceklerini beyan etmişlerdir” denildi. Devamında ise şunlar söylendi:
Bu şahısların camiden çıkmama konusunda direnmeleri, devlete karşı sivil itaatsizlik başlattıklarını söyleyerek devlete, diyanete ve benzeri kurumlara ağıza alınmayacak galiz küfürler etmeleri neticesinde, şahıslar kademeli güç kullanmak suretiyle gözaltına alınmış, olaya karışarak polise mukavemet gösteren kişiler hakkında tehdit, hakaret, sokağa çıkma yasağı ihlali ve sosyal mesafe kuralına riayet etmemekten adli ve idari işlem başlatılmıştır.
Kendilerini “Alparslan Kuytul Gönüllüleri” olarak adlandıran kişilerce itikaf ibadeti ile ilgili gerçekleştirilen prokovatif eylemlere ilişkin BASIN AÇIKLAMASI ⬇️⬇️⬇️ 🔗https://t.co/NryLODBdnHpic.twitter.com/MgISFLzRbW
— Gaziantep Valiliği (@gantepvaliligi) May 3, 2021
‘Bir kişi açığa alındı’
Açıklamada, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 30 Nisan 2021 tarihli genelgesi kapsamında itikafa girmek isteyenlerin bu ibadetlerini evlerinde yapabileceklerinin tavsiye edildiği hatırlatıldı.
Bu yıl kaymakamlıklara, müftülüğe ya da din görevlilerine itikafa girmek ile ilgili herhangi bir başvuru yapılmadığı vurgulandı.
“Olay ile ilgili bir emniyet personelinin biber gazı ile müdahalede bulunduğu tespit edilmiştir” denilen açıklamada ilgili kişinin açığa alındığı belirtildi.
Lübnanlı maden şirketi Meyra‘nın Bursa Yenişehir‘in Kirazlıyayla Köyü arazisinde yapmakta olduğu Çinko-Kurşun-Bakır Zenginleştirme (Flotasyon) Tesisi ve Atık Barajı Projesi kapsamında yüksek gerilim hattı için de çalışmalara başlanması köylülerin tepkisine yol açtı.
Koronavirüs salgını nedeniyle alınan “tam kapanma” kararını fırsat bilen firmanın, elektrik hattı için kazı çalışmalarına başlamasına karşı yöre halkının yükselen tepkisi üzerine bölgeye jandarma geldi ve çalışmaya bir günlüğüne ara verildi.
‘Köylüye yasak, maden şirketine serbest’
Bursa Hakimiyet Gazetesi‘ne konuşan CHP Bursa İl Başkanı İsmet Karaca, bölgede 2014 yılından buyana faaliyet gösteren Meyra Madencilik şirketinin bakır-kurşun-çinko maden ocağı genişletme çalışmaları kapsamında geçen yıl da, yine sokağa çıkma yasağı uygulandığı sırada ağaç kestiğini hatırlatarak şunları söyledi:
“Sokağa çıkma yasağı, Kirazlıyayla Köyü’nde tüm itirazlara rağmen kurulmak istenen atık barajı projesine yarıyor. Köylülere, Yenişehirlilere sokağa çıkmak yasak, maden şirketine serbest. Yenişehir ilçe örgütümüz konuyla yakından ilgileniyor. Kirazlıyayla’nın su kaynakları, tarım arazileri ve orman sahasının maden ve atık barajı için yok edilmesine izin vermeyeceğiz. Kirazlıyayla köylülerinin haklı mücadelesinin yanındayız”.
Yaşam alanlarını savunan köylülere ise sokağa çıkılması halinde cezai işlem yapılacağı belirtiliyor. Evrensel‘in aktardığına göre, yayımlanan yeni yönetmelik gereği köylülerin yaşananları görüntülemesi de asker tarafından engelleniyor.
Çinko-Kurşun-Bakır Zenginleştirme (Flotasyon) Tesisi ve Atık Barajı Projesi kapsamında 1.000 ton rezervin zenginleştirilmesi ve yılda 30 bin ton, 10 yıllık alınan ÇED izni boyunca ise 300 bin ton posa çıkarılması planlanan alanda, günlük 13 ton kurşun, 42 ton çinko, toplamda 55 ton konsantre alınması hedeflenirken, köylüler bu projeye yaratacağı çevre kirliliğini göz önüne alarak karşı çıkıyor.
Projeyle ilgili geçen yaz bilirkişi raporunda şirketin ÇED raporunun teknik olarak yeterli olmadığı, raporda düzeltmeler yapılsa bile maden zenginleştirme projesinin yol açacağı felaketlerin önlenemeyeceği belirtilmişti; ancak mahkeme kendi atadığı bilirkişi heyetinin raporunu yok saydı ve tesisle ilgili ÇED Olumlu raporuna karşı açılan davayı reddetti.
Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği (HBSD) kırsal kalkınma, yenilenebilir enerji veya enerji verimliliği konularında yüksek lisans tezi yazan öğrenciler için burs duyurusu yaptı.
Mart 2008 tarihinden bu yana yürütülen “Ecolorship” programının 2021-2022 dönemi için başvurular 1 Haziran 2021 tarihinde başlayacak ve 7 Temmuz tarihinekadar devam edecek.
Çevre adaleti ve enerji dönüşümü
Burs programına dahil olacak öğrencilerden beklentiler ise çevre adaleti veye enerji dönüşümü alanlarına yönelik hazırlayacakları tezlerinin HBSD’nin program başlıklarının temel değerlerine uyumlu, sosyo-politik bir angajman ile yüksek derecede bilimsel katkı sunuyor olması.
Dernek bu sayede bu alanlardaki nitelikli bilimsel araştırmaları desteklerken, bir yandan da bu, geleceğin en önemli araştırma alanlarına olan akademik ilgiyi ve lisans sonrası eğitimde enerji dönüşümüne ve çevre adaletine yönelen gençlerin, geleceğin uzman, araştırmacı ve bilim insanlarının sayısını artırmayı hedefliyor.
Başvuru koşulları hakkındaki detaylı bilgiye bu adres üzerinden ulaşabilirsiniz.
İnsanlığın atmosferdeki karbondioksiti emme kapasitesi sebebiyle kurtarıcı bir yutak olarak düşündüğü Brezilya Amazonları artık iklim krizine katkı sağlayan etkenlerden biri haline geldi.
Nature Climate Change dergisinde yayınlanan araştırmaya göre Brezilya’da yer alan Amazon ormanları son 10 yılda atmosfere emdiği karbondioksit miktarının yüzde 20 daha fazlasını saldı.
Makalede 2010 ile 2019 yıllarında Amazon’un 13,9 milyar ton karbondioksit emdiği, 16,6 milyar ton karbondioksiti de saldığı belirtildi.
‘İlk kez bu rakamlara ulaştık’
Fransa Ulusal Agronomik Enstitüsü‘nde (INRA) bilim insanı olan eş yazar Jean-Pierre Wigneron, “Bu sonucu aşağı yukarı tahmin ediyorduk. Ancak Amazonlar’ın etkisinin tam tersine döndüğünü gösteren rakamlara ilk kez ulaştık” dedi.
Bir röportajda AFP’ye konuşan bilim insanı “Hangi noktada bu değişiğim geri döndürülemez bir hale gelecek, onu bilmiyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
Fotoğraf: Shutterstock
2019’da tahribat dört kat arttı
Çalışma ayrıca yangınlar ve kesme yoluyla meydana gelen orman tahribatının önceki iki yıla kıyasla 2019’da yaklaşık dört kat arttığını, yaklaşık 1 milyon hektardan 3,9 milyon hektara çıktığını gösteriyor.
INRA bu durumu “Brezilya, 2019’daki hükümet değişikliğinden sonra çevre koruma politikalarının uygulanmasında keskin bir düşüş gördü” ifadeleriyle açıkladı. Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro, 1 Ocak 2019’da göreve başlamıştı.
Amazon havzası, dünyadaki tropikal yağmur ormanlarının yaklaşık yarısını içeriyor ve karbonu emmek ve depolamak için diğer bitki türlerine göre daha etkili.
Eğer havza bir emisyon yutağından emisyon kaynağına dönerse iklim değişikliğiyle mücadele çok daha zorlaşacak.