Ana Sayfa Blog Sayfa 1507

Yeni İnsan’dan Hıdırellez kutlaması

Anadolu’nun yüzyıllardır kesintisiz süren en eğlenceli bayramlarından biri olan ve sıcak havaların gelişini müjdeleyen Hıdırellez Bayramı bu akşam başlıyor.

5- ve 6 Mayıs tarihlerinde kutlanan Hıdırellez öncesi Yeni İnsan Yayınevi bir açıklama yayınladı.

Açıklamada “Zaman durmuyor. Doğa; insanın yol açtığı bütün felaketlere rağmen kök salmaya, tomurcuklanmaya devam ediyor. Bize düşense umut etmek ve bu umudu besleyecek hayallerle doldurmak günlerimizi” ifadeleri kullanıldı.

‘Kaldırımdaki çınar dile gelir bu bayramda’

Hıdırellez Bayramı’na özel yüzde 50’ye varan indirimli kitap satışı gibi kampanyaların da tanıtıldığı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

Bu bayramda, bu topraklarda yaşamış ve hüküm sürmüş, nefes almış ve tadını çıkarmış, bütün o geçmiş uygarlıkların ve gelip geçmiş sayısız can’ın nefesini duyabilir insan; biraz toprağın sesine kulak verirse. Kaldırımdaki bir çınar, köşedeki bir saat kulesi ya da meydandaki bir çeşme dile gelir bu bayramda. Koca koca beton binalara rağmen kenti terk etmeyen kuşu, karıncası, balığı ve köpeği ve hele hele kedisi, bu bayramda geçmişi hatırlar ve şenliğe katılır sessizce ve kalbi küt küt atarak.

Hıdırellez Bayramı, çizgisel zamana inat, döngüsel zamanın ve dolayısıyla hayatın kilit taşı gibidir. Kaldırıp alamazsın oradan yoksa bütün yapı üstüne yıkılır. Kimler çekip almaya çalışmadı ki onu. Nafile, hepsi altında kaldı, yitip gitti tozlu sayfalarda.

Hayat’a saygı duymak, onun soluğunu hissetmek ve ona kardeş olmak bu bayramın hakkını vermektir. Hali hazırda iktidar sahipleri, topyekün doğaya savaş açmışken, ancak ve ancak gündelik çıkarlarının peşine düşmüş ve kendilerini hakikat sanıyorken, Hayat büyük harflerle kendini bu bayramlarda, umut ve aşkla bakanlara kendini hatırlatıyor. Keyfini çıkarmamız ve ona güvenmemiz için.

Zaman durmuyor. Doğa; insanın yol açtığı bütün felaketlere rağmen kök salmaya, tomurcuklanmaya devam ediyor. Bize düşense umut etmek ve bu umudu besleyecek hayallerle doldurmak günlerimizi. Hayallerin kurucusu ise kitaplardır. Umudu yeşertecek kitaplar için dün olduğu gibi bugün de Yeni İnsan Yayınevi olarak sizinle yan yanayız.

Hıdırellez’iniz kutlu olsun.

Silivri’de kuşları öldüren çelik ağlar kesiliyor

Silivri‘de falezlere heyelan ihtimaline karşı gerilen ancak başta kerkenez olmak üzere pek çok kuş türünün ölümüne neden olan çelik ağın kuş yuvalarının üzerine denk gelen bölümleri sökülmeye başlandı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) görevlileri, çelik ağın kuş yuvalarının üzerine denk gelen bölümlerini keserek kaldırdı.

‘Kuş yuvalarının önündeki teller kaldırıldı’

İBB Mimar Kontrol Mühendisi Filiz Ülker, DHA’ya yaptığı açıklamada “Bu falezlerde insan sağlığını korumak amacıyla ağlarla ilgili bir çalışma başlattık. Sonrasında Çevre Derneği ve Ali Korsan ile toplandık, onlar bize burada kerkenez kuşlarına yuvalarının bulunduğunu söyledi. Oralara delikler açmamızı istediler. Yaklaşık 30 – 35 santimetre genişliklerinde delikler açtık, onların rahatça gelip çıkmaları için” ifadelerini kullandı.

Ancak bu adımların da yeterli gelmediğini belirten Ülker, “Şu anda da biz gördüğünüz üzere bütün kerkenez kuşlarının, yuvaların olduğu yerleri baştan başlayarak alta kadar söküyoruz. Rahatlıkla girip, çıkabilecekler. Sonrasında tekrar kuş bilimcileriyle burası için nasıl bir çözüm yolu bulacağımızı tekrar oturup, konuşacağız ama şu anda ilk başta tabii acil olarak burası çünkü onların üreme yerleriymiş. Acil olarak söküme başladık” dedi.

‘Yeniden değerlendireceğiz’

Silivri Çevre Derneği Başkanı Ali Korsan da “Kuş gözlemcileriyle beraber kuş yuvalarının olduğu yerleri beş metreye bir buçuk metre civarında tellerin komple sökülmesini kararlaştırdık ve kesildi. Ve bütün kuş yuvalarının önündeki teller kaldırılacak” dedi.

İleri tarihte ne yapılacağının yeninden değerlendirileceğini dile getiren Korsan,  “Şu anda en azından kerkenezler yavrulama mevsimi olduğundan dolayı rahatlıkla yuvalarına girebilecekler” açıklamasını yaptı.

Adana’daki balık ölümlerinin nedeni HES çıktı

Adana’nın Feke ilçesindeki Salam Deresi‘nde yaşanan balık ölümlerine özel bir firmaya ait inşası devam eden hidroelektrik santralinin sebep olduğu ortaya çıktı.

İlçeye bağlı Ortaköy Mahallesi’ndeki derede çok sayıda balık kıyıya vurmuş, yapılan ihbar üzerine bölgeye ekipler sevk edilmişti. Sudan ve ölü balıklardan alınan numuneler, incelenmek üzere İl Tarım ve Orman Müdürlüğü‘ne gönderildi.

Sızan beton sebep oldu

DHA’nın aktardığına göre İl Jandarma Komutanlığına bağlı Çevre, Doğa ve Hayvanları Koruma timinin yaptığı çalışmayla balık ölümlerinin sebebi anlaşıldı.

İnceleme sonucunda balık ölümlerine, özel bir firmaya ait inşası devam eden hidroelektrik santralinin çatlayan pompasından sızan betonun neden olduğu saptandı. Firma hakkında adli ve idari işlem başlatıldı.

Savcı pes etmiyor: Bülent Şık’ın beraat kararına itiraz

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığı, Gıda Mühendisi Yrd. Doç. Dr. Bülent Şık’a Sağlık Bakanlığı’nın kanser verilerini kamuoyuyla paylaştığı gerekçesiyle verilen hapis cezasının bozulmasına itiraz etti.

Sağlık Bakanlığı ile Akdeniz Üniversitesi arasında yapılan protokolle  gerçekleştirilen çalışma bittikten sonra bakanlığın kamuoyundan gizlediği sonuçları, Kanser eden ürünleri biz açıklıyoruz” başlıklı yazı dizisinde açıklayan Bülent Şık, 15 ay hapse mahkum edilmişti. Üniversiteden de ihraç edilen Şık’la ilgili karar, istinaf mahkemesine taşındı.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13’üncü Ceza Dairesi, 6 Nisan’da Şık’a verilen hapis cezasının bozulmasına; “bilgilerin sır ve gizli bilgi niteliğini bulunmadığı, Şık’ın, özü itibariyle bilimsel çalışma olan projede görev aldığını ve bununla ilgili bilgileri paylaştığı” gerekçesiyle beraatine karar verdi.

Beraat kanuna aykırıymış

Bölge Adliye Mahkemesi Savcısı bunun üzerine Şık’ın beraat kararının “kanuna aykırı” olduğunu iddia ederek, beraat kararından kısa süre sonra itiraz etti. Savcı Ersel Yıldız, Yargıtay’a taşıdığı davanın temyiz başvurusunda TCK’nın 258/1-4 maddesinde düzenlenen görevi ilişkin sırrın açıklanması suçunun, TCK’nın 257. maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunun nitelikli hali olduğunu belirtti; suçun kamu idaresinin güvenirliği ve işleyişine karşı suçlar kapsamında olduğunu öne sürdü.

Savcılığın itiraz talebinde şu ifadelere yer verildi:

“”… sanığın müsnet suçtan beraatine karar verildiği anlaşılmış ise de; TCK’nın 258/1-4 maddesinde düzenlenen görevi ilişkin sırrın açıklanması suçunun TCK’nın 257. maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunun nitelikli hali olup kamu idaresinin güvenilirliğine ve işleyişine karşı suçlar bölümünde düzenlendiği, dosya kapsamından ve Sağlık Bakanlığının cevabi yazısından anlaşılacağı üzere Bakanlık ile Akdeniz Üniversitesi arasında yapılan protokollerin 14.3 maddesinde araştırma sonuçlarının idarenin izni olmadan yayınlanamayacağının belirlendiği, bu durumda bakanlık izni olmadıkça araştırma sonuçlarının hukuki yollara başvurulmak suretiyle açıklanmasının sağlanmasının gerektiği, sanığın bu yollara başvurmaksızın sadece bilgilerin bakanlıkça yayınlanmamasını gerekçe göstererek açıklamayı kendisinin yapması halinde müsnet suçun unsurları itibariyle oluşacağı düşünülmekle Sanık hakkında kanuna aykırı olduğu düşünülen beraat hükmünün bozulmasına karar verilmesi kamu adına temyizen talep ve arz olunur.”

62 baro başkanından İkizdere açıklaması: Yaşadığınız yeri savunmak Anayasal hakkınız

62 ilin baro başkanından Rize‘nin İkizdere ilçesinde Cengiz İnşaat tarafından açılmak istenen taş ocağına karşı direnen İkizderelilere destek açıklaması geldi.

“Rize İkizdere Vadisi Cevizlik Köyü’ndeki insanlarımız, sesinizi duyuyoruz” başlığıyla yayınlanan açıklamada, “Yaşam alanlarını korumak için nöbet tutan insanlarımızla dayanışma içinde olacağımızı, hukukun işletilmesi çabalarını güçlendirmek konusunda sorumluluk duyduğumuzu paylaşıyoruz” denildi.

‘Sizlere müteşekkiriz’

Açıklamada “Biliyoruz ki sizler; yaşam alanlarınızı, canlıları, ortak yurdumuz olan yeryüzünü korumak için dört taş ocağı projesine karşı günlerdir ayaktasınız. Doğamızı, nefesimizi ve geleceğimizi korumakta gösterdiğiniz kararlılık için sizlere müteşekkiriz” ifadeleri kullanıldı. Devamı ise şu şekilde:

Ağacıyla, kuşuyla, yabanıyla, suyuyla size ait olan yaşam alanlarınızdan 16 milyon tona yakın taş almak istiyorlar. Bunun yaratacağı heyelan tehlikesine, mera ve tarım , balık stok ve arıların beslenme alanlarının tahrip edilmesine, içme suyunuzun kirletilmesine katlanmanızı, susmanızı istiyorlar sizden de. Bilmelisiniz ki, hiçbir şirketin, hiçbir yöneticinin size rağmen buna karar verme yetkisi yok.

‘Anayasal hakkınız’

Yaşadığınız yerin havasına, suyuna, toprağına etki edecek her bir faaliyet hakkında bilgilenmek; bunlara, olumsuz etkileri nedeniyle karşı çıkmak en temel Anayasal haklarınızdan.

Bizler biliyoruz ki; bütünsel ve gerçekçi bir çevresel etki değerlendirme sürecini tam anlamıyla yürütmeden taş ocaklarının açılmasına karar verilmesi, bütünüyle hukuk dışıdır ve hiçbir biçimde meşru değildir.

‘Müdahale hukuk dışı’

Biliyoruz ki; bu hukuksuzluğa dair bilgi sahibi olmak, buna karşı çıkmak, bağımsız yargıya erişmek ve etkili bir biçimde kullanabileceğiniz idari mekanizmalara sahip olmak da hakkınız. Ve devlet, bu haklarınızı kullanmanızı güvence altına almakla yükümlüdür.

İdari organların İkizdereliler’in bilgilenme, karşı çıkma, adalete erişme haklarını çiğnemesi; Devletin kolluk kuvvetlerinin, maddi ve manevi varlıklarınızı koruma çabanızı biber gazı ve zor kullanıp sizleri özgürlüğünüzden yoksun bırakarak engellemesi, hukuk dışıdır ve asla kabul edilemez. Biz bunu görüyoruz.

‘Dayanışma içinde olacağız’

Bu süreçte karar alan, kolluk kuvvetlerine emir veren bütün idari organ ve görevlilere, İkizdereliler’in insan olmaktan kaynaklanan haklarını ihlal eden her bir davranışın hukuki sorumluluk doğuracağını dikkate almaları, ivedilikle hukuk alanına çekilmeleri çağrısında bulunuyoruz.

Yaşam alanlarını korumak için nöbet tutan insanlarımızla dayanışma içinde olacağımızı, hukukun işletilmesi çabalarını güçlendirmek konusunda sorumluluk duyduğumuzu paylaşıyoruz”

İmzacı baro başkanları

  • Adana Barosu Başkanı Av. Veli Küçük
  • Adıyaman Barosu Başkanı Mustafa Köroğlu
  • Ağrı Barosu Başkanı Av. Mehmet Salih Aydın
  • Aksaray Barosu Başkanı Av. Ramazan Erhan Toprak
  • Amasya Barosu Başkanı Av. Ahmet Melik Derindere
  • Ankara Barosu Başkanı Av. Ramiz Erinç Sağkan
  • Antalya Barosu Başkanı Av. Polat Balkan
  • Ardahan Barosu Başkanı Av. Osman Nuri Yıldız
  • Artvin Barosu Başkanı Av. Ayla Varan
  • Aydın Barosu Başkanı Av. Gökhan Bozkurt
  • Balıkesir Barosu Başkanı Av. Erol Kayabay
  • Bartın Barosu Başkanı Av. Ferhat Parlatır
  • Batman Barosu Başkanı Av. Erkan Şenses
  • Bilecik Barosu Başkanı Av. Halime Aynur
  • Bingöl Barosu Başkanı Av. Ömer Faruk Hülakü
  • Bitlis Barosu Başkanı Av. Fuat Özgül
  • Bolu Barosu Başkanı Av. Sabri Erhendekçi
  • Burdur Barosu Başkanı Av. Ramazan Gedik
  • Bursa Barosu Başkanı Av. Gürkan Altun
  • Çanakkale Barosu Başkanı Av. Bülent Şarlan
  • Denizli Barosu Başkanı Av. Müjdat İlhan
  • Diyarbakır Barosu Başkanı Av. Nahit Eren
  • Düzce Barosu Başkanı Av. Azade Ay
  • Edirne Barosu Başkanı Av. Alper Pınar
  • Eskişehir Barosu Başkanı Av. Mustafa Elagöz
  • Gaziantep Barosu Başkanı Av. Bektaş Şarklı
  • Giresun Barosu Başkanı Av. Soner Karademir
  • Hakkari Barosu Başkanı Av. Ergün Canan
  • Hatay Barosu Başkanı Av. Hüseyin Cahit Açıkalın
  • Iğdır Barosu Başkanı Av. Serkan Alakan
  • Isparta Barosu Başkanı Av. Ünsal Çankaya
  • İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu
  • İzmir Barosu Başkanı Av. Özkan Yücel
  • Kahramanmaraş Barosu Bşk. Av. Muhammed Burak Gül
  • Kars Barosu Başkanı Av. Fettah Çapkurt
  • Kastamonu Barosu Başkanı Av. Özgür Demir
  • Kayseri Barosu Başkanı Av. Cavit Dursun
  • Kırıkkale Barosu Başkanı Av. Talat Apaydın
  • Kırşehir Barosu Başkanı Av. Mehtap Karaburçak Tuzcu
  • Kocaeli Barosu Başkanı Av. Bahar Gültekin Candemir
  • Konya Barosu Başkanı Av. Mustafa Aladağ
  • Malatya Barosu Başkanı Av. Enver Han
  • Manisa Barosu Başkanı Av. Ali Arslan
  • Mardin Barosu Başkanı Av. İsmail Elik
  • Mersin Barosu Başkanı Av. Bilgin Yeşilboğaz
  • Muğla Barosu Başkanı Av. Cumhur Uzun
  • Muş Barosu Başkanı Av. Kadir Karaçelik
  • Nevşehir Barosu Başkanı Av. Mustafa Necmi Öncül
  • Ordu Barosu Başkanı Av. Haluk Murat Poyraz
  • Sakarya Barosu Başkanı Av. Abdurrahim Burak
  • Samsun Barosu Başkanı Av. Pınar Gürsel Yıldıran
  • Sinop Barosu Başkanı Av. Hicran Kandemir
  • Şanlıurfa Barosu Başkanı Av. Abdullah Öncel
  • Şırnak Barosu Başkanı Av. Rojhat Dilsiz
  • Tekirdağ Barosu Başkanı Av. Sedat Tekneci
  • Trabzon Barosu Başkanı Av. Sibel Suiçmez
  • Tunceli Barosu Başkanı Av. Kenan Çetin
  • Uşak Barosu Başkanı Av. Emin Coşkun
  • Van Barosu Başkanı Av. Zülküf Uçar
  • Yalova Barosu Başkanı Av. Fedayi Doğruyol
  • Yozgat Barosu Başkanı Av. Muhsin Ayanoğlu
  • Zonguldak Barosu Başkanı Av. Özel Eroğlu

Ulaştırma Bakanlığı’na göre İkizdere’de halkın endişe edeceği bir şey yokmuş

Rize‘nin İkizdere ilçesinde taş ocağı projesine karşı yöre halkının direnişi sürerken, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı bürokratı Yalçın Eyigün, “Bölge halkının endişe etmesini gerektirecek bir durum yok” dedi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürü Eyigün, İkizdere’de gerçekleştirilen toplantıda ‘Rize İyidere Lojistik Limanı’ ile ilgili açıklamalarda bulundu.

Projenin hem bölgedeki illerin ekonomisine hem de ülkedeki ticaret hacmine önemli katkılar sağlayacağını belirten Eyigün, “Projenin işletmeye açılması ile Rize’de liman faaliyetlerinde hizmet veren işletmelerde ilk etapta 1000 kişi doğrudan, 8 bin kişi de dolaylı istihdam edilecek” ifadesini kullandı.

Eyigün şunları söyledi:

“Bölge halkının endişe etmesini gerektirecek bir durum yok. Liman, çevresel açıdan en doğru yaklaşımlarla ve çevreye karşı etkileri azami şekilde kontrol altına alınarak inşa ediliyor.Rehabilitasyon çalışmalarında işletme yapılan alanda oluşturulan basamaklarda bitkisel toprak tabakası oluşturulacaktır. Bitkisel toprak tabakası üzerinde bitkilendirme ve ağaçlandırma çalışması yapılacak ve mevcut doğal yaşamın geri kazanılması sağlanacaktır. Etkilenen her 10 ağaç için 100 ağaç dikilecektir” dedi.

İkizdere Vadisi’ndeki İşkencedere şimdiden sökülen ağaçlar ve taşlarla doldu.

Vadide yılın 312 günü dinamit patlatılacak

Cengiz İnşaat’ın bakanlığa sunduğu proje dosyasına göre taş ocağının yapımı için İşkencedere Vadisi, yılın 312 günü patlatılacak. 2.3 milyon kilogram amonyum nitrat, 72 bin 72 kilogram dinamit ve 144 bin 144 adet patlayıcı kapsülle vadide 231 delik açılacak. Dosyada çalışma süresi ayın 26 günü 24 saat olarak belirtilirken, ÇED alanı içinde kalan tarım arazilerinin kamulaştırma işlemlerinin de başlatıldığı bilgisi yer alıyor.

Çilingirlere muafiyet yok: Kapıda kalmamaya özen gösterin

17 Mayıs’a kadar devam edecek olan tam kapanma sürecinde İçişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan genelgede, çilingirlere sokağa çıkma yasağından muafiyet verilmedi.

Çilingirler, kapıda kalan kişilerin taleplerine geçici olarak aldıkları belgeler sayesinde yanıt verebiliyor.

Genelgeye göre, 95.29.04 sayılı NACE kodları eklenmezse de 7 Mayıs’tan sonra sokağa çıkamayacaklar.

‘Anahtarcı bulmakta güçlük çekildi’

ANKA‘da yer alan habere göre, Ankara Anahtarcılar Kilitçiler ve Çilingirciler Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkan Yardımcısı Ahmet Hazinedar, kapanma sürecinde insanların anahtarcı bulmakta güçlük çektiklerini ifade etti:

Anahtarını evde unutan ya da kilidi arızalanan kişiler bu süreçte anahtarcı bulmakta güçlük çekti. Polisinden askerine birçok kişi tam kapanma döneminde kapıda kalabilir. Kamuda çalışan personel evinden çıkarken anahtarını içeride unutabiliyor, kilidi arızalanabiliyor.”

‘Kapıda kalmamaya özen gösterilsin’

Ahmet Hazinedar, NACE kodları olmadığı için e-Devlet’ten muafiyet belgesi alamadıklarını ifade etti. Hazinedar, “Vatandaşın mağduriyetine cevap veremiyoruz. Ya arka sokaklardan vatandaşa ulaşacağız ya da vatandaş 155’i arayıp yardım isteyecek” dedi.

Hazinedar, 7 Mayıs’tan sonra hizmet veremeyebileceklerini hatırlatarak, “7 Mayıs en son gün. 7 Mayıs’tan sonra vatandaşımız kapıda kalmamaya özen göstersin, anahtarcı bulamayabilir” dedi.

İkizdere’deki doğa katliamına karşı CİMER’e başvuru çağrısı

Rize‘de yer alan İşkencedere Vadisi‘nde taş ocağı açmak isteyen Cengiz İnşaat‘a karşı toprağını ve suyunu savunan yurttaşlar kendilerine yönelik hak ihlallerini ve şirketin taş ocağı çalışmalarının durdurulması için Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi‘ne (CİMER) başvurma kararı aldı.

Gençağa Karafazlı‘nın Rize’nin Nabzı haber sitesinde yer alan haberine göre hazırlanan örnek dilekçede taş ocağı projelerinin durdurulması ve hak ve özgürlüklerin kullanımını engelleyen kolluk güçleri hakkında soruşturma başlatılması talep edildi.

“İkizdere Eskincidere Gürdere insanları, bugün hem doğanın haklarını hem de kendi yaşamlarını korumaya çalışıyor” denilen açıklamada şu ifadeler kullanıldı:  .

Zira; evlerine 250 metre uzaklıkta, ormanlık alanda taş ocağı açılıyor. Ağaçlar köklerinden kepçeyle hunharca kopartılıp, taşla toprakla dereye atılıyor. Neden? İyidere’de planlanan lojistik liman için taş ocağına ihtiyaç var! Bakanlık, limanı ‘stratejik yatırım’ olarak nitelendirmiş… Oysa, bir ülkenin ‘stratejik’ olabilecek yegane amacı; suyunun, ormanının, dağının ezcümle doğasının korunması, yarınlara kalmasıdır.

Çevreyi korumak Anayasal bir sorumluluk

Anayasa’nın devlete ve vatandaşlara verdiği “çevreyi koruma” sorumluluğunun hatırlatıldığı açıklamada “Gözümüzün önünde doğaya ve Eskincidere insanlarına zulmediliyor; anayasal hak ve özgürlükler alenen çiğneniyor, hiçe sayılıyor” denildi.

Dilekçede son olarak “Bu durumun sonlandırılması amacıyla: İkizdere’deki ER:3396069 NUMARALI CEVİZLİK BAZALT OCAĞI ve ER:3404341 NUMARALI GÜRDERE BAZALT OCAĞI projelerinin derhal durdurulmasını; hak ve özgürlüklerin kullanımını engelleyen kolluk güçleri hakkında soruşturma başlatılmasını talep ederiz” ifadeleri yer alıyor. 

CİMER’e başvuru yapmak isteyen kişilerin bu adres üzerinden örnek başvuru dilekçesine ve başvuru sürecine dair bilgilere ulaşması mümkün.

CHP’li Aykut Erdoğdu’ya ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ten soruşturma

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı CHP milletvekili Aykut Erdoğdu hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret”ten soruşturma başlattı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sabah saatlerinde Aydoğan hakkında suç duyurusunda bulunmuş ve ayrıca 250 bin TL’lik tazminat davası açmıştı.

Başsavcılığın açıklamasında şunlar kaydedildi:

“Aykut Erdoğdu’nun 04/05/2021 tarihinde twitterden yaptığı açıklamada Cumhurbaşkanına hakaret teşkil eden sözler sarf ettiği iddiasıyla, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan vekili tarafından verilen şikayet dilekçesi üzerine, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatılmıştır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

Ne olmuştu?

CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, sosyal medya hesabından dün ATV ve Sabah grubundan muhabirlerin arkadaşlarını arayarak kendisine şantaj yaptıklarını iddia etti. Telefonlarının dinlendiğini, takip ve tehdit edildiğini belirten Aydoğdu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik  mesajında “ayın Erdoğan, kurduğunuz suç örgütünün aparatlarıyla uğraşmanın faydası yok; siz bir numarasısınız. Benim tek muradım birgün sizin yargılanabileceğiniz tek suç olan vatana ihanet suçuyla yargılanmanız; yargılanmaya başladığınız günde savunma hakkınız engellenmesin ve hukuk içinde yargılanın diye mahkeme salonunda olacağım” dedi.

Seri mesajında kendisine yönelik şantaj ve tehdit girişiminin doğrudan ilk muhatabının Erdoğan olduğunu belirten Erdoğdu; Diğer siyasi yöneticiler cürümleri kadar üzerlerine alınsınlar. Siz milyonlarca insanı mağdur eden ve vicdanın kırıntısı bile olmayan bu canavar düzenin kurucusunuz… Siz bu suç örgütünün bir numarasısınız…” ifadelerini kullandı.

 

İklim krizi göl ekosistemlerini geri dönüşü olmayan bir şekilde değiştirebilir

Yeşil Gazete için çeviren: Esin İleri

*

Yeni bir araştırmaya göre, daha sıcak bir iklimde, göllerin “tabakalaşma dönemleri” -yani, suyun mevsimsel olarak katmanlara ayrılması- daha uzun sürecek.

Makalede, bu durumun göl ekosistemleri üzerinde “geniş kapsamlı etkileri” olabileceğini ve toksik alg (yosun) patlamalarına, kitlesel balık ölümlerine ve metan emisyonunun artmasına yol açabileceği ifade ediliyor.

Nature Communications’da yayımlanan araştırma, kuzey yarımküredeki ortalama mevsimsel göl tabakalaşma döneminin en düşük emisyon senaryosunda bile, yüzyıl sonuna gelindiğinde neredeyse iki hafta daha uzun sürebileceğini ortaya koydu. Çalışma, salımların yüksek olması durumunda tabakalaşmanın süresinin bir aydan fazla artabileceğini gösterdi.

Araştırmanın baş yazarı, Carbon Brief’e yaptığı açıklamada, tabakalaşma döneminin daha da uzaması halinde “bazı göl ekosistemlerinde yıkıcı değişiklikler ortaya çıkacağını, bunun da ekolojik topluluklar üzerinde geri dönüşü olmayan etkileri olabileceğini” ifade etti.

Araştırma, daha büyük göllerde çok daha büyük değişiklikler yaşanacağını da ortaya çıkardı. Örneğin, “yeri doldurulamaz bir biyoçeşitliliğe” ev sahipliği yapan ve aynı zamanda dünyanın en büyük tatlı su kaynaklarından biri olan Kuzey Amerika’daki Büyük Göller’in tabakalaşma dönemlerinde şimdiden “hızlı bir değişim” yaşandığı belgelendi.

‘Ağır sonuçlar’

İlkbaharda sıcaklığın yükselmesiyle birlikte birçok gölde “tabakalaşma” dönemi başlar. Sıcak hava gölün yüzeyini ısıtır: Suyun üst tabakası ısındığında alttaki daha soğuk su tabakaları ile ayrışır.

Birbirinden ayrışan tabakalar kolayca birbirine karışmaz ve bu katmanlar arasındaki ısı farkı ne kadar büyükse, birbirine karışma da o ölçüde az olur. Sıcak hava, ilkbahar ve sonbahar arasındaki dönemde, daha sıcak olan su yüzeyiyle alttaki daha soğuk su arasındaki ısı farkınının korunmasına yol açar: Göllerdeki tabakalaşma işte bu dönemde yaşanır.

İklim değişikliğinin, tabakalaşmanın daha erken başlayıp daha geç bitmesine sebep olacağını ortaya koyan makalenin baş yazarı, Avrupa Uzay Ajansı’ndan Dr. Richard Woolway, tabakalaşmanın etkilerinin “yaygın ve kapsamlı” olduğunu, ayrıca daha uzun tabakalaşma dönemlerinin ekosistemler üzerinde “geri dönüşü olmayan etkileri” olacağını söyledi.

Bir örnek vermek gerekirse, çalışma ekibinden olmayan ve Umea Üniversitesi İklim Etkileri Araştırma Merkezi‘nde doktora sonrası araştırmacı olarak görev yapan Dr. Dominic Vachon, tabakalaşmanın ayrışmış gaz ve parçacıkların su katmanları arasında hareket etmesini zorlaştıran bir “fiziksel bariyer” oluşturabileceğini belirtiyor.

Bu durum, su yüzeyindeki oksijenin gölün derinlerine ulaşmasını önleyebilir ve böylece, oksijen seviyelerinin daha düşük, solunumun ise daha zor olduğu derinliklerde “oksijensizleşmeye” yol açabilir.

Çalışmanın araştırmacıları arasında yer almayan ve Helmholtz Çevresel Araştırma Merkezi’nde çalışan Dr. Bertram Boehrer’e göre de oksijen tükenmesi “canlı organizmalar için ölümcül sonuçlar doğurabilir.”

Araştırma ekibinin başındaki Woolway, Carbon Brief’e yaptığı açıklamada, göllerin en derin yerlerindeki oksijen seviyesinin düşmesi ile birlikte balıkları sıcak yüzey sularında kapana kısılacağını ifade etti:

Balıklar, yaz aylarında yüzeydeki daha sıcak koşullardan -örneğin göldeki sıcak hava dalgasından- kaçmak için genellikle daha derin sulara göç ederler. Oksijen konsantrasyonu düşük olduğunda hayatta kalamazlar. Gölün derinlerinde oksijenin azalması, balıkların termal sığınağını ortadan kaldırır.”

Söz konusu çalışma, bu durumun göldeki yaşam için çok zararlı olabileceğini ve hatta “kitlesel balık ölümlerinde” bir artışa yol açabileceğini ortaya koyuyor.

Bununla birlikte, tabakalaşmanın etkileri balıklarla sınırlı değil. Çalışma, ilkbahardaki tabakalaşmanın daha erken gerçekleşmesinin, fitoplankton -bir tür yosun- topluluklarını daha erken büyümeye teşvik edebileceğini ve onları yiyecek için onlara bağlı olan türlerle uyumsuz hale getirebileceğini belirtiyor. Bu duruma “trofik uyumsuzluk” adı veriliyor.

Illinois Eyalet Üniversitesi‘nde coğrafya, jeoloji ve çevre alanlarında ders veren ve araştırma ekibine dahil olmayan Prof. Catherine O’Reilly, tabakalaşma döneminin uzamasının “zararlı alg çiçeklenmesi olasılığını da artırabileceğini” ekliyor.

İklim değişikliğinin göller üzerindeki etkisi ekosistemlerin ötesine uzanıyor. Araştırmaya göre, göllerdeki düşük oksijen seviyeleri, “küresel olarak önemli oranda göllerde ortaya çıkan ve oradan yayılan metan” üretimini artırabilir.

Woolway, ısı artışının daha büyük gezegen ısınma emisyonları anlamına geldiği göllerde, bu artışın pozitif bir iklim değişikliği geri bildirimi anlamına gelebileceğini ifade ediyor:

Suyun derinliklerindeki düşük oksijen seviyeleri, göl çökeltilerinde metan üretiminin artmasına sebep oluyor. Kabarcıklar ya da difüzyon yoluyla metanın gölün yüzeyine çıkmasıyla birlikte, pozitif bir iklim değişikliği geri bildirimi ortaya çıkıyor.”

 Tabakalaşma başlangıcı ve sonu

Araştırmayı yapanlar, göl tabakalaşma dönemlerindeki tarihsel değişimleri, “dünyanın en çok gözlem yapılan göllerinin” bazılarından edindikleri uzun vadeli gözlemsel verileri kullanarak ve bir dizi göl modellemesinde günlük simülasyonlar yaparak belirlediler.

Bunun dışında, göl tabakalaşma dönemlerinin gelecekte nasıl dönüşümler geçirebileceğini tespit etmek için üç farklı emisyon senaryosu oluşturdular. Bu araştırmada kuzey yarımküredeki göllere odaklanıldı.

Aşağıdaki grafik, 1970-1999 arasında göl tabakalaşmasında gözlemlenen ortalama değişime kıyasla 1900 ile 2099 yılları arasında ortaya çıkabilecek değişimi gösteriyor. Çizimde, geçmişte kaydedilmiş ölçümler siyah, düşük emisyonlu RCP2.6 senaryosu mavi, orta emisyonlu RCP6.0 senaryosu sarı ve yüksek emisyonlu RCP8.0 senaryosu kırmızı olarak gösteriliyor.

1970-1999 ortalamasına kıyasla tabakalaşma sürecindeki değişim. Geçmiş ölçümler siyah, düşük emisyonlu RCP2.6 mavi, orta emisyonlu RCP6.0 sarı ve yüksek emisyonlu RCP8.0 kırmızı renklerle gösterilmektedir. Kaynak: Woolway et al (2021)

Bu senaryo, göllerdeki ortalama tabakalaşma döneminin şimdiden uzadığını ortaya koyuyor. Buna karşın, bazı göllerde diğerlerinde nazaran daha büyük değişimler yaşandığını belirtiyor. Tabakalaşmanın faktörlerine daha yakından bakınca bu farkın nedenleri de ortaya çıkıyor.

Örneğin, İngiltere’deki Göller Bölgesi’nde bulunan ve çok yakından izlenen Blelham Tarn Gölü, 1963-1972 ortalamasına kıyasla, bugün 24 gün daha erken tabakalaşıyor ve tabakalaşma eskiye nazaran 18 gün daha uzun sürüyor. Woolway, Carbon Brief’e yaptığı açıklamada, gölün oksijen tükenmesi belirtileri gösterdiğini ifade ediyor.

Bulgular, iklim değişikliğinin tabakalaşmanın başlangıcını öne çekip sonunu erteleyerek, tabakalaşma döneminin ortalama süresini artırdığını ortaya koyuyor. Alttaki tablo, 1970-1999 yıllarını temel alarak, farklı emisyon senaryoları altında, göl tabakalaşmasının başlangıç, son bulma ve toplam uzunluk değerlerinde ortaya çıkabilecek değişimleri gösteriyor.

Farklı emisyon senaryoları altında, göl tabakalaşmasının başlangıç, dağılma ve toplam uzunluğundaki değişimin 1970-1999 referans aralığına kıyaslaması.

Bu tablo en düşük emisyon senaryosunda bile, göl tabakalaşma süresinin yüzyıl sonunda 13 gün daha uzun olmasının beklendiğini gösteriyor. Bununla birlikte yüksek emisyon senaryosuna göre bu süreç 33 gün daha uzun sürebilir.

Tablo ayrıca, tabakalaşmanın başlangıcına dair değişimlerin tabakalaşma sonuna oranla daha büyük olacağını gösteriyor. Tabakalaşmanın faktörlerine daha yakından bakıldığında bunun nedenleri de ortaya çıkıyor.

Daha sıcak hava ve daha zayıf rüzgarlar

Göllerdeki tabakalaşmanın başlangıç ve bitiş zamanlaması iki ana faktöre bağlı olarak gerçekleşiyor: Sıcaklık ve rüzgâr hızı.

Woolway’in açıklamasına göre, sıcaklığın göl tabakalaşmasına etkisinin altında yatan neden, sıcak suyun soğuk sudan daha az yoğunluğa sahip olması:

Artan hava sıcaklığı nedeniyle su yüzeyinin ısınması, su yoğunluğunun da azalmasına ve göl içinde farklı ısı katmanları oluşmasına yol açar: Daha soğuk ve yoğun su gölün dibine çökerken daha sıcak ve hafif su gölün üstüne çıkarak bir katman oluşturur.”

Yani, iklim değişikliği sıcaklığın atmasına neden olduğu için, göller daha erken tabakalaşmaya başlayacak ve tabakalaşma dönemi daha uzun sürecek. Woolway, “yaz mevsiminin uzaması kuzey yarımkürede çok belirgin olduğu için” yüksek rakımlı göllerde de büyük değişimler yaşanacağını ifade ediyor.

Alttaki grafik, düşük (sol), orta (orta) ve yüksek (sağ) emisyon senaryolarına göre, kuzey yarımkürede bulunan göllerin tabakalaşmalarına dair beklenen süre artışını göstermektedir. Daha koyu renkler tabakalaşma döneminde daha büyük değişimleri ifade ediyor.

Düşük (sol), orta (orta) ve yüksek (sağ) emisyon senaryolarına göre, kuzey yarımküredeki göllerdeki tabakalaşma süresinde beklenen artış. Kaynak: Woolway et al (2001)

Bu grafik, tabakalaşma süresi üzerinde iklim değişikliğinin beklenen etkisinin kuzeydeki yüksek enlemlerde daha yüksek olacağını gösteriyor.

Woolway, ikinci faktörün rüzgâr hızı olduğunu söylüyor:

Rüzgâr hızı tabakalaşmanın başlangıç ve bitiş zamanlamasını da etkiliyor: Rüzgâr ne kadar güçlüyse, su sütununu karıştırarak yükselen sıcaklığın tabakalaşma üzerindeki etkisine karşı o ölçüde hareket eder.”

Araştırmaya göre, gezegen ısındıkça, rüzgâr hızının hafiften azalması bekleniyor.  Araştırmacılar, yüzeye yakın yerlerde ölçülen rüzgâr hızında “nispeten daha az” değişiklik beklendiğini ama bunun yine de tabakalaşma üzerinde “azımsanamayacak” etkileri olacağını belirtiyorlar.

Bu araştırma, göllerdeki tabakalaşmanın başlanmasında en önemli etkenin hava sıcaklığı olduğunu ortaya çıkardı. Araştırmacılar, tabakalaşmanın bitişinde ise rüzgârın daha önemli bir faktör olduğunu tespit etti.

Bununla birlikte, Vachon, rüzgâr hızının göllerdeki metan emisyonu üzerinde de etkisi olduğunu ifade ediyor. Tabakalaşma, gölün dibinde ortaya çıkan metanın yükselmesini engelliyor ve böylece, tabakalaşma dönemi sona erdiğinde serbest kalan metan gölün yüzeyine çıkıyor. Vachon’a göre, atmosfere ne kadar metan salınacağı da tabakalaşmanın dağılma süresine bağlı olarak değişiyor.

Yaptığım araştırma, derinlerdeki dip sularında biriken ve tabakalaşma sonunda salınacak olan metan miktarının, tabakalaşmanın ne kadar hızlı gerçekleşeceği ile bağlantılı olduğunu ortaya çıkardı. Örneğin, tabakalaşmanın bitişinin yavaş ve kademeli bir şekilde gerçekleşmesi büyük olasılıkla suyun oksijenlenmesine izin vererek bakterilerin metanı oksitlemesine ve böylece karbondioksite dönüştürmesine olanak sağlayacaktır. Ne var ki, tabakalaşmanın hızlı bir şekilde sona ermesi -örneğin yüksek rüzgâr hızına sahip bir fırtınanın ardından- biriken metanın atmosfere daha verimli bir şekilde salınmasını sağlayacaktır.”

Son olarak, bu çalışma, daha büyük göllerin ilkbahar mevsimindeki tabakalaşmasının daha uzun sürdüğünü ve -daha yüksek su hacmi sebebiyle- sonbaharda daha uzun süre tabakalaşmış şekilde kaldıklarını ortaya çıkardı. Araştırmacılar, “yeri doldurulamaz bir biyoçeşitlilik” barındıran” ve dünyanın en büyük tatlı su ekosistemlerinden bazılarına ev sahipliği yapan Kuzey Amerika’daki Büyük Göller’i örnek gösteriyor.

Araştırmacılar, bu göllerin tabakalaşma başlangıçlarının 1980’den bu yana her on yılda 3.5 gün öne çekildiğini ve bazı yıllar arasında 48 güne kadar farklılık ortaya çıktığını tespit ettiler.

O’Reilly, “bu değişimlerin gölleri bir bilinmeze sürükleyeceğini” ve söz konusu makalenin de “iklim konusundaki gelecek senaryolarında göllerin ne kadar değişime uğrayacağını düşünmek için bize bir çerçeve sağladığını” ifade etti.

Woolway et al. (2021) Phenological shifts in lake stratification under climate change, Nature Communications, doi.org/10.1038/s41467-021-22657-4

*

Makalenin orijinali için tıklayın