Ana Sayfa Blog Sayfa 1387

Avrupa İklim Eylem Ağı, Adil Dönüşüm Vizyon Belgesi’nin Türkçesini yayımladı

Avrupa İklim Eylem Ağı (CAN Europe) tarafından “Adil Dönüşüm: Kapsayıcı, sürdürülebilir ve dirençli bir toplum için adil geçiş süreçlerine yol göstermek” isimli çalışmanın Türkçesi yayımlandı.

Çalışma ve ortaya koyduğu ilkelerin, gezegenin sınırlarına saygı duyulan sürdürülebilir, adil, esnek, eşitlikçi bir toplum için bütünsel bir yaklaşım önermeyi hedeflediği vurgulandı.

Adil dönüşüm için gerekli 10 temel ilke

CAN Europe tarafından hazırlanan adil dönüşüm vizyon belgesinde, adil dönüşümün “Herkes için adil olmasının ancak ülkeler, ırklar, cinsiyetler ve sosyoekonomik gruplar arasında ve içindeki derin eşitsizliklerin de giderilmesi ve sürdürülebilir bir toplum temelinin inşa edilmesi ile mümkün olabileceği” kaydedildi.

Toplumsal bir adil dönüşüm için gerekli 10 temel madde de şöyle sıralandı:

  • Sosyoekonomik ve çevresel açıdan direnç geliştirmek için, bağlayıcı dönüm noktaları ve hedefleri olan uzun vadeli bir vizyon belirlemek,
  • Tüm paydaşlar için, kendileri ile birlikte geliştirilmiş kapsayıcı, kapsamlı ve ayrıntılı yol haritalarıyla dönüştürücü eylemler hayata geçirmek.
  • Sosyal ortakları, endüstri ve işletmelerdeki sosyal diyalog ve toplu sözleşmelerin kilit aktörü olarak görmek,
  • Toplumsal hedefleri, iklime yönelik hedefler ve çevreyi koruma hedefi ile uyumlu hale getirerek sürdürülebilir ekonomik çeşitlendirme yoluyla dirençli bir ortam yaratmak,
  • Toplumsal cinsiyet perspektifini tüm adil geçiş politika, plan ve projelerine entegre etmek,
  • Yaşam kalitesi, çevre ve fırsatlara erişimdeki eşitsizliklerle ve iklim değişikliğinin sebep olduğu haksızlıklarla mücadele etmek.,
  • Toplumsal ve çevresel dayanıklılığı geliştirmek için kamu ve özel sektörün mali kaynaklarını adil bir biçimde kullanmak ve yeniden tahsis etmek,
  • Toplumu yeniden inşa ederken küresel dönüşüm adına bölgesel planlar yapmak,
  • Sürdürülebilir kalkınma hedeflerini ve döngüsellik kavramını üretim ve tüketime dahil etmek,
  • Gelişmekte olan ülkelerin adil geçişleri için onlara özel oluşturulmuş doğrudan destek sağlamak.

Çalışmanın tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Hayvanları Koruma Kanunu TBMM’de kabul edildi: Kanundaki bazı ifadeler değiştirildi

Hayvanları Koruma Kanunu ile Türk Ceza Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda kabul edildi.

Kanunda geçen ve oldukça tepki çeken hayvanla cinsel ilişki ifadesi yerine hayvana tecavüz ya da hayvana cinsel taciz ifadesi kullanılacak.

Ancak, hayvan hakları aktivistleri kabul edilen bu yasanın da hayvanları koruyamacağını söylemişti.

Önergedeki değişiklikler

Kanun teklifinde daha önce açıklanan bazı maddelerde değişiklik yapıldı. Yapılan değişiklikler şöyle:

  • Kanun teklifindeki 14’üncü maddede yer alan, “Tehlike arz eden hayvanların belirlenmesine ilişkin ise bakanlıkça yapılacak düzenleme yürürlüğe konuluncaya kadar, Pitbull Terrier, Japanese Tosa, Dogo Argentino, Fila Brasilerio türlerini veya bunların melezlerini üreten, sahiplenen, sahiplendiren, barındıran, besleyen, takas eden, sergileyen, hediye eden ve bunların ülkemize girişini, satışını ve reklamını yapana hayvan başına 10 bin TL idari para cezası verilir. Bu hayvanlara el konulur ve bu hayvanlar belediyeler tarafından hayvan bakımevine götürülür” ifadesinde yer alan köpek ırkları kanun maddesinden çıkarılacak.
  • Tarım ve Orman Bakanlığı uzmanları tarafından tehlike arz eden hayvanlar tek tek belirlenecek, bir ırk tamamıyla tehlikeli olarak sayılmayacak.
  • Kanunun 11’inci maddesinde yer alan “Hayvanlarla cinsel ilişkide bulunan kişi 6 aydan 3 yıla kadar hapis ve 100 günden az olmamak üzere adli para cezası ile cezalandırılır” ifadesinde de değişikliğe gidildi.

Kanunda neler var?

Kabul edilen kanunda yer alan maddeler şöyle:

  • Kedi ve köpek sahipleri, hayvanlarını en geç 31 Aralık 2022’ye kadar dijital kimliklendirme yöntemleriyle kayıt altına aldıracak. Bu şekilde hayvanlarını kayıt altına almayanlara, hayvan başına 1200 TL ceza kesilecek.
  • Petshop’larda kedi ve köpek bulundurulamayacak; görsellerden seçilen kedi ve köpekler, Tarım ve Orman Bakanlığınca izin verilen üretim yerlerinden teslim alınabilecek.
  • Yerel yönetimler, gönüllü kuruluşlarla iş birliği içinde, sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların korunması için hayvan bakımevleri kurarak onların bakımlarını, tedavilerini sağlayacak ve hayvan hastanesi kurabilecek.
  • Mevcut halde kabahat niteliğinde olan hayvanlara işkence yapmak, acımasız ve zalimce muamelede bulunmak, hayvanlara cinsel saldırıda bulunmak ve tecavüz etmek fiilleri, suç kapsamına alınacak.
  • Hayvan sahiplerinin sorumlulukları genişletilerek her türlü terk fiili yasak kapsamına alınacak.

  • Hayvanlara karşı yapılan ihlallere yönelik idari para cezaları artırılacak.
  • Ev hayvanını terk edenlere hayvan başına 2 bin TL idari para cezası kesilecek.
  • Bir hayvan neslini yok edecek müdahalede bulunanlara 35 bin TL, yetkisi olmadığı halde hayvan deneyi yapanlara hayvan başına 4 bin 500 TL idari para cezası uygulanacak.
  • Hayvanların ticari amaçla film çekimi ve reklam için kullanılmasıyla ilgili hususları ihlal edenlere 5 bin TL para cezası verilecek.
  • Kurban kesimi sırasında uyulması gereken hususlara aykırı davrananlara hayvan başına 5 bin 250 TL idari para cezası uygulanacak.
  • Bir ev hayvanını veya evcil hayvanı kasten öldüren kişi, 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezası alacak.
  • Nesli yok olma tehlikesi altında olan bir hayvanı öldüren kişi 1 yıldan 5 yıla kadar hapis, bir hayvan neslini yok eden kişi ise 5 yıldan 10 yıla kadar hapisle cezalandırılacak.
  • Hayvanları dövüştüren kişi 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası alacak; bu suç birden fazla hayvana karşı aynı anda işlenirse ceza yarı oranında artırılacak.
  • Hayvanlara cinsel saldırıda bulunan ve tecavüz eden kişi, 6 aydan 3 yıla kadar hapis ve 100 günden az olmamak üzere adli para cezasına çarptırılacak.

  • Hayvanların kullanıldığı kara ve su sirkleri ile yunus parkları yasaklanacak, mevcut işletmelere tasfiye için 10 yıl süre tanınacak.
  • Pitbull Terrier, Japanese Tosa, Dogo Argentino, Fila Brasilerio türlerini veya bunların melezlerini üreten, sahiplenen, sahiplendiren, barındıran, besleyen, takas eden, sergileyen, hediye eden ve bunların Türkiye’ye girişini, satışını ve reklamını yapana hayvan başına 11 bin TL idari para cezası verilecek.
  • Büyükşehir belediyeleri, il belediyeleri ve nüfusu 75 bini aşan belediyeler 31 Aralık 2022, diğer belediyeler ise 31 Aralık 2024’e kadar hayvan bakımevlerini kuracak.​​​​​​​

‘Dipsiz Göl’ün eski haline dönmesi mümkün değil’

Gümüşhane’nin Taşköprü Yaylası‘nda define kazısı sonucu yok olan ve eylem planı kapsamında eski haline döndürülmeye çalışılan, Buzul Çağı’ndan kalma 12 bin yıllık Dipsiz Göl, berraklığına kavuşamadı ve çamura döndü.

Jeoloji mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, “Kazı yapıldığı için gölü besleyen drenaj ve taban bozuldu. Her yağmurda göldeki hareketlilikte su bulanıp çamurlu görünecek. Doğallığı ile fauna ve florasını kaybeden gölün eski haline dönmesi çok zor” dedi.

Bu aşamaya nasıl geldi?

Kent merkezine 50 kilometre uzaklıkta, deniz seviyesinden 2 bin 140 metre yükseklikte olan ve manzarasıyla ilgi çeken Taşköprü Yaylası’ndaki Dipsiz Göl’de, ‘define’ söylentisi üzerine iki kişi, kazı için başvuruda bulunmuştu.

Trabzon Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu ve Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü‘nün olumlu görüşleri üzerine Gümüşhane Müze Müdürlüğü‘nce ilgili kişilere define arama ruhsatı verildi.

Fotoğraf: DHA /Arşiv

Bölgede, 6 Kasım 2019’da, jandarma yetkililerinin eşlik ettiği kazıda suyu tahliye edilen göl alanı, iş makineleri ile kazıldı. Jandarma ekipleri, kazı alanına kimsenin yaklaşmasına izin vermedi. Kaynağı ve akarı olmayan Dipsiz Göl’de, dört gün sürdürülen kazı çalışmaları, define bulunamayınca sonlandırıldı.

Nafile kurtarma çabaları

Buzul Çağı’ndan kalma, 12 bin yıllık Dipsiz Göl’de tamamlanan kazı çalışmalarının ardından ekipler, alandan ayrıldı. Yol seviyesi ile birleştirilen göl alanı, taş ve toprak yığını haline döndü. Kazı sonrası toprak doldurularak kapatılan Dipsiz Göl’ün eski haline döndürülmesi için çalışma başlatıldı.

Dört maddelik eylem planı kapsamında göl için alana dökülen, dayanıksız toprak çıkarıldı. Yerine ise suya dayanıklı kireçli ve killi toprak döküldü.

Silindirle tabanı hazırlanan göl alanına, yandaki dereden boru hatlarıyla doğal kaynak suyu verildi. Göl çevresinin flora ve endemik türlerinin korunmasına yönelik de çalışma gerçekleştirildi. Göle yakındaki doğal kaynaktan su verildi. 1 ay boyunca su verilen göl doldu, su tutmaya başladı ancak berraklığına kavuşamadı. Çamurlu haliyle göl, eski dokusundan uzak görünüme büründü.

‘Eskine dönmesi mümkün değil’

Gölün eski haline dönmesinin mümkün olmadığını söyleyen jeoloji mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, DHA’ya verdiği açıklamada “Doğal ekolojik yapıyı yapay olarak yapmak mümkün değil çünkü göldeki koşullar kısa zaman içinde değil uzun jeolojik dönemde gelişmiş yapılardı. Göl suyunun bulanık olduğunu, eski özellikte olmadığını görüyoruz. Gölü besleyen sular yer altı ve yer üstü drenajı kazı nedeni ile tahrip edildi. Kazıda gölü besleyen drenaj sistemi yok edildi, doğal ekolojik yapı bozuldu. Dipsiz Göl artık ölmüştür” dedi.

Yapılanın hata olduğunu kaydeden Prof. Dr. Bektaş, “Bu hatadan ders çıkarılmalı. Bölgemizde bu göl gibi çok daha güzel ve büyük göllerimiz var. Bu gölleri korumamız lazım. Özellikle küresel iklim nedeni ile Doğu Karadeniz, Türkiye’nin en güzel yaşanabilir yerleri. Biz bu doğal güzellikleri turizme katabilirsek bu bölgenin yaşam kalitesi daha da çok artar” diye konuştu.

Yazlık Saray için 29 bin ton kum ve çakıl taşınmış

Muğla Marmaris ilçesinde yer alan Okluk Koyu‘na inşa edilen yazlık sarayın kumsalı ve iskelesi için 29 bin ton kum ve çakıl taşındığı ortaya çıktı.

Yapımı 2019 yılında tamamlanan ve daha önce paylaşılmayan sarayın fotoğrafları mimar Şefik Birkiye‘nin kendi internet sitesinde yayınlamasıyla gün yüzüne çıkmıştı.

Proje öncesinin ve sonrasının fotoğraflarında kıyının sonradan hilal şeklinde bir sahile dönmüş olması büyük merak uyandırmıştı.

Plaj ve dolgu alanları

Birgün’den Nurcan Gökdemir’in haberine göre yazlık sarayın inşaatı 2017 yılında başladı ve maliyeti 30 milyon TL olarak hesaplandı. Proje dosyasında yer alan bilgilere göre, iki yat yanaşma yeri, iki iskele, plaj ve dolgu alanları kapsayan projenin büyüklüğü ‘genişleme olasılığı’ da dikkate alınarak hesaplandı.

15 bin 295 metrekaresi yat yanaşma yeri, iskele, plaj ve dolgu alanları olarak ayrıldı. Bunun dışında yaklaşık 10 bin 966 metrekarelik alanda daha dolgu yapılması planlandı. Bu alanın yaklaşık 3 bin 667 metrekarelik bölümü kumlardan oluşan plaja ayrılırken 7 bin 298 metrekaresi de kum ve çakıl dolgu ile yapıldı.

Lüks yatlar yanaşabilecek

‘Marmaris Cumhurbaşkanlığı Devlet Konukevi Dolgu ve İskele Projesi’ kapsamındaki iki ayrı iskeleden biri 36 metreden büyük süper yat boyutundaki yatların yanaşmasına olanak verecek şekilde yapıldı. Bu iskele 170 metre uzunluğunda ve 18,3 metre eninde inşa edildi.

24-36 metre boyutundaki mega yatların yanaşabileceği ikinci iskele ise 50 metre uzunluğunda 10.5 metre eninde planlandı. Plaj ve iskele alanında üç vardiya şeklinde 40 kişi görev yapacak. Personel ihtiyaçları Cumhurbaşkanlığı Devlet Konukevi’nden karşılanacak.

‘Yakıt sızıntıları önlenecek’

Proje dosyasında, dolgu faaliyetleri sırasında sucul flora ve fauna türleri açısından bir miktar yaşam alanı kaybı olmasının beklendiği bildirildi.

Deniz canlılarının inşaat sırasında yaşam alanlarının terk edeceğinin bilindiği ifade edilerek, zararı en aza indirmek için yakıt sızıntılarının önleneceği vadedildi.  Ayrıca dolgu da kullanılan malzemenin denizi kirletecek maddeleri içermediği de belirtildi.

Benzer plajlardan kum

Plaja ve deniz kıyısına getirilecek bin 833 metreküp kumun ‘benzer plajlardan’ taşınacağı bilgisi verildi.

Plaj gerisindeki alan için taşınacak 14 bin 597 metreküplük kum veya çakıl dolgu için de Marmaris çevresindeki ocaklar adres gösterildi. Plajlar, karadan kepçe, denizden de gemiden püskürtme yöntemi ile dolduruldu.

Buna göre, kıyı için 2 bin 933 ton kum, sahil gerisindeki dolgu alan için ise 26 bin 276 ton kum ve çakıl taşındı. Tüm alan için kullanılan ve dışardan taşınan malzeme 29 bin 210 ton oldu.

Avrupa Parlamentosu: Türkiye’de muhalefet partilerine yönelik artan baskı kaygı verici

Avrupa Parlamentosu‘nun (AP) Strasbourg’ta devam eden genel kurul toplantılarında dün “Türkiye’de, Başta HDP Olmak Üzere, Muhalefete Yönelik Baskı” başlıklı karar tasarısı kabul edildi.

Karar, ikiye karşı 603 oyla kabul edilirken, oylamada 67 parlamenter de çekimser kaldı.

‘Muhalif partilere artan baskı kaygı verici’

DW Türkçe‘de yer alan habere göre, karar Hristiyan Demokrat, Sosyal Demokrat, Liberal, Yeşiller ve Sol gruplar tarafından ortaklaşa yazıldı ve muhalefet partilerine yönelik giderek artan baskının kaygı verici olduğu belirtilip, kınandı.

Muhalefet partilerine yönelik baskının “siyasi partilerin haklarını kullanma ve demokratik rollerini gerçekleştirme kapasitelerini kısıtladığına” vurgu yapıldı.

Siyasi muhalefetin işleyiş özgürlüğündeki bu durumların “insan haklarının Türkiye’deki dramatik durumunu ve demokrasi ve hukuk devletinin devam eden çöküşünü açığa vurduğu” kaydedildi.

‘Demirtaş, derhal serbest bırakılmalı’

Kararda, HDP’nin yaklaşık 4 bin üyesinin hapiste olduğu vurgulandı ve partinin kapatılması için yapılan girişim kınandı.

HDP’nin olası kapatılmasının, “orta vadede ciddi bir siyasi hata olacağı, çoğulculuğa ve demokratik ilkelere tersinmez darbe indireceği ve Türkiye’de milyonlarca seçmenin temsil edilememesi sonucu yaratacağı” vurgulandı.

Kabul edilen kararda, HDP’nin tutuklu eski eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ‘ın tutukluluklarına da değinildi.

Demirtaş’ın AİHM’nin 20 Aralık 2020 tarihli kararı gereği “derhal serbest bırakılması” gerektiği belirtildi.

Muhalif milletvekillerine yönelik tutumlar

Muhalefet partilerinden bazı milletvekillerinin durumlarına da değinildi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun dokunulmazlığının kaldırılması talebi kınandı.

Kılıçdaroğlu’na yönelik giderek artan baskının AP açısından kaygı unsuru olduğu vurgulandı.

Bu tutumlardan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener gibi liderlerin de olumsuz etkilendiği kaydedildi.

Milletvekilliği düşürülen HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu‘nun milletvekilliğinin derhal iade edilmesi istenirken, Gergerlioğlu için AYM tarafından açıklanan hak ihlali hükmünün de memnuniyet verici olduğu belirtildi.

Öte yandan, tutuklu bulunan diğer HDP milletvekillerinin serbest bırakılması talep edildi.

Belediyelere kayyum atamaları

Türkiye’de çok sayıda belediye başkanının görevden alınması ve yerlerine vali veya kayyum atanması kınanırken, İstanbul, Ankara ve İzmir’de muhalefet tarafından yönetilen belediyelerin çalışmalarının engellenmesi için siyasi, yasal ve idari önlemlere başvurulduğunun gözlemlendiği kaydedildi.

Bunun yanında, hükümetin devletin mali kaynakları ve idari otoritesini muhalefeti susturmak veya zayıflatmak amacıyla keyfi biçimde kullanmasının üzücü olduğunun da altı çizildi.

Türkiye’ye ‘dört dörtlük işbirliği’ çağrısı

Kararda, AB tarafından Türkiye’ye sunulacak her türlü pozitif programın insan hakları, yurttaşlık hakları ve hukuk devleti alanlarında iyileşme şartına bağlanması talep edildi. Bu alanlara Türkiye’nin 1 Temmuz’dan itibaren çekildiği İstanbul Sözleşmesi tarafından güvence altına alınmış kadın hakları, dini özgürlükler, azınlık hakları ve LGBTİ+ haklarının da dahil olduğu belirtildi.

Avrupa Parlamentosu, hukuk devleti, azınlık hakları ve temel haklar konusunda iyileşme için Türkiye’ye, üyesi olduğu Avrupa Konseyi ile dört dörtlük işbirliği çağrısı yaptı.

Sedat Peker Soylu’yu sivillere silah dağıtmakla suçladı: İç savaş çıkarmak istiyorsun

Organize suç örgütü lideri olma suçuyla aranan Sedat Peker, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hakkında yeni iddialarda bulundu.

Soylu’nun hem ‘darbe’ girişiminin olduğu 15 Temmuz gecesi hem de sonraki sürede sivillere silah dağıttığını belirten Peker, “İnsanların milli ve dini duygularını tahrik edip iç savaş çıkarma amacının en büyük parçası 15 Temmuz sonrasında da el altından bir çok yapıya dağıttırdığın bu silahlardır” dedi.

AKP Gençlik Kolları başkanına teslim edildi

Peker, 15 Temmuz sonraki süreçte demokrasi nöbetlerinin tutulduğu ağustos ayının ilk haftasında AKP Gençlik Kolları‘na ait bir araçla bir kasa kalaşnikof silahın İstanbul Esenyurt’tan Balat’a taşındığını söyledi.

Silahları getiren araçta Esenyurt AKP gençlik kolları başkanı Abdülsebur Soğanlı ve 15 Temmuz gazisi İçişleri Bakanlığı personeli Ahmet Onay‘ın da olduğunu aktardı.

Osman Tomakin’e teslim edildi

Silahların o dönemki AKP İstanbul Gençlik Kolları başkanı Taha Ayhan‘ın yardımcısı olan, şu anki başkanı Osman Tomakin‘e teslim edildiğini belirten Peker, silahların özel harp envanterine kayıtlı olmadığını belirtti.

Peker ek olarak, darbe girişimi sırasında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olan Soylu’nun, TRT binasına gittiğinde yanında elinde kalaşnikof marka silahlar olan birçok sivil şahıs bulunduğunu ve bunların da devlet envanterine kayıtlı olmadığı söylendi.

Neden dağıtmaya devam ettiniz?

Peker, “Senin Cumhurbaşkanı olmanı planlayan arkandaki şaibeli organizasyonla 15 Temmuz sonrasında da bu silahları dağıtmaya neden devam ettiniz? Öyle ya, bu silahları gerektiğinde dağıtma görevi Özel Harp Dairesi’ne ait” sorusunu yöneltti. 

Soylu’nun iç savaş çıkarma niyeti olduğunu iddia eden Peker, “Süslü Süleyman, ‘FETÖ’cüler bu ülkenin en büyük düşmanı. Fakat senin de onlardan aşağıya kalır bir yanın yok.İnsanların milli ve dini duygularını tahrik edip iç savaş çıkarma amacının en büyük parçası 15 Temmuz sonrasında da el altından bir çok yapıya dağıttırdığın bu silahlardır” ifadelerini kullandı.

Ahmet Onay araçta olduğunu doğruladı

Sedat Peker’in iddialarının ardından olayda ismi geçen Ahmet Onay‘dan yanıt geldi. 15 Temmuz sonrasında Balat’a silah taşıdığı iddia edilen araçta olduğunu itiraf eden Onay, “Adı geçen kişilerle kilise yakınlarına gittim. Ne alıp verdiklerini görmedim” ifadelerini kullandı.

Onay, “Yanımızda da adını bilmediğim bir kişi daha vardı, (arabayı kullanan, beyaz Fluence) ancak o süreçte yaralarımın tam iyileşmemesinden dolayı araçtan inmedim. Birbirlerine ne alıp verdiklerini de görmedim. Kalaşnikof marka silahların, bahse konu kişiler arasında başka bir yere transfer ya da alışveriş yapıldığını görmedim” dedi.

Tazminatlarını alamadıkları için Ankara’ya gitmişlerdi: Dönüş yolunda iki madenci hayatını kaybetti

Manisa’nın Soma ilçesinde Uyar Madencilik’ten kıdem, ihbar tazminatları ve ücret alamadıkları için Ankara’ya giden ve ile girişleri engellenen maden işçilerinden ikisi dönüş yolunda geçirdikleri kaza nedeniyle hayatını kaybetti.

Manisa’nın Kırkağaç ilçesine bağlı Bakır Mahallesi civarında bulundukları aracın takla atması sonucu Bağımsız Maden İşçileri Sendikası Genel Başkanı Tahir Çetin ile Ali Faik İlter yaşamını yitirdi.

‘Acımız çok büyük’

15 yıldır Uyar Madencilik’ten tazminatlarını alamayan Somalı maden işçileri, sorunlarının çözümü için 4 Temmuz’da aileleriyle birlikte Ankara’ya gitmişti. İşçiler, burada yaptıkları görüşmelerden olumlu sonuç alamamış ve Soma’ya geri dönme kararı almıştı.

Bağımsız Maden İş Sendikası, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, işçilerin hayatlarını kaybetmeleriyle ilgili şu açıklamayı yaptı:

ACIMIZ ÇOK BÜYÜK!
ÖFKEMİZ ÇOK BÜYÜK!
Maden işçilerinin yiğit önderi, genel başkanımız, herşeyimiz
Tahir Çetin’i ve önderimiz, haysiyet abidemiz, canımız Ali Faik’imizi kaybettik.”

Amasra’da bir plan değişikliği daha iptal edildi: Hattat Holding’in gitme zamanı geldi

Bartın’ın Amasra ilçesinde Hattat Holding tarafından yapılmak istenen termik santralin önünü açan 1/25 bin ölçekli Çevre Düzeni Planı’ndaki değişiklikler Ankara 5’inci İdare Dairesi tarafından iptal edildi.

15 yıldır termik santrale karşı mücadele yürüten Bartınlılar bugüne kadar 13’e yakın dava açmış, şirket ise beş kez farklı isimler ve lokasyonlar göstererek yeniden Çevresel Etki Değerlendirme başvurusu yapmıştı.

Başarılı mücadele sonucunda  daha önce termik santralin önünü açan  1/5000 ve 1/1000 ölçekli plan değişiklikleri de mahkeme tarafından iptal edilmişti. 1/100 bin ölçekli plan değişikliğinin yürütmesi ise Danıştay 6’ncı Dairesi tarafından durdurulmuş, şirketin bu kararı temyiz etme isteği kabul edilmemişti. Şu anda ise yürütmesi durdurulan bu plan değişikliğinin tamamen iptal edilmesi bekleniyor.

‘Termik santral yapacak yer kalmadı’

1/25 bin ölçekli plan değişikliğinin de iptal edildiğini duyuran Bartın Platformu, Hattat Holding’e “Amasra’da termik santral yapacak yer kalmadığına göre, artık tasını tarağını toplayıp gitmelisin” çağrısında bulundu.

Gözler Danıştay kararında

Mahkeme kararını oldukça olumlu karşıladıklarını belirten Bartın Platformu Yürütme Kurulu Üyesi Erdoğan Atmış, Yeşil Gazete’ye yaptığı açıklamada “Şu anda Danıştay’daki 1/100 binlik plan değişikliğinin de iptalini bekliyoruz” dedi.

Bu davada da savcının Bartınlılar lehine görüş bildirdiği bilgisini paylaşan Atmış, “Biz de artık buradaki kararın da bir an önce açıklanmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Mahkemelerin termik santral aleyhine verdiği birçok kararı olduğunu belirten Atmış, “Bütün idari kararlar ve mahkeme kararları Amasra ilçesinde, Bartın ilinde termik santralin olmayacağını söylüyor. Artık şirketin bu işten vazgeçmesi lazım” dedi.

‘Tasını tarağını toplayıp gitmeli’

Son olarak başlatılan Çevresel Etki Değerlendirme sürecinin de mahkeme kararları sayesinde durmuş vaziyette olduğunu aktaran Atmış, “Bakanlık tarafından da bu kararlara sahip çıkılmalı ve süreç tamamen sonlandırılmalı. Biz de resmi yazıyı bekliyoruz” ifadelerine yer verdi.

15 yıldır bölge halkının Hattat Holding’e karşı mücadele verdiğini hatırlatan Atmış, “Neden bu kadar sürdü? Halk istemiyor. Mahkemeler istemiyor. Bartın Platformu’nun da dediği gibi Hattat Holding’in tasını tarağını toplayıp Bartın’ı terk etme zamanı çoktan geldi” yorumunu yaptı.

 

Akçay Sulak Alanı’nın bir bölümünün villa amaçlı satışa çıkarıldığı açıklandı

Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, Balıkesir’in Edremit ilçesinde yer alan Akçay Sulak Alanı’nın bir bölümünün bir yılı aşkın süredir Balıkesir Büyükşehir Belediyesi (BBB) tarafından moloz ve atık dere dip çamurları ile doldurulurken, şimdi de alanın diğer bir bölümünün Engin Gayrimenkul tarafından villa amaçlı pazarlandığını açıkladı.

Dernek, “Akçay Enginkent” olarak pazarlanan proje kapsamında 200 adet 300 metrekarelik villa arazisinin yer aldığını ve arazilerin en az 300 bin TL’ye satıldığını ifade etti.

‘Sulak alan özelliklerini taşıyor’

Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, projenin bulunduğu alanın Çevre Kanunu, Kara Avcılığı Kanunu ve Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği’ne göre sulak alan özelliklerini taşımakta olduğu bilgisini de paylaştı:

Söz konusu proje ile ilgili parsellerin bulunduğu alan Türkiye’nin taraf olduğu RAMSAR Sözleşmesi, Çevre Kanunu, Kara Avcılığı Kanunu ve Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği’ne göre sulak alan özelliklerini taşımakta ve Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü Sulak Alan Sulak Alan Envanter Sistemi SAYBİS’te de kayıtlı olan 148 hektar büyüklüğündeki Akçay Sazlığı ve Sulak Alanı sınırları içerisinde yer almaktadır.

Akçay Sazlığı ve Sulak Alanı’nın önemli bir kısmı Sulak Alan Yönetmeliğine ve Ramsar Sözleşmesine aykırı bir şekilde 2017 yılında yapılan çevre düzeni plan değişikliği ile Edremit Tarıma Dayalı İhtisas Sera (Süs Bitkileri ve Çiçekçilik) Organize Sanayi Bölgesine tahsis edilmiş ve bir kısmı Balıkesir Büyükşehir Belediyesi tarafından Rezerv Konut Alanı amacıyla Hazineden alınmışken şimdi de miktarı tam olarak bilinmemekle birlikte en az 60 bin metrekarelik bir kısmı daha imara açılmaktadır.”

Ayrıca, dernek proje satış ve tanıtım videolarında CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin’in yer aldığını dile getirdi.

Edremit Belediye Başkanlığı’na sorular

Dernek, Edremit Belediye Başkanlığı’na seslenerek, şu sorularına yanıt vermelerini istedi:

  • Parsel No’larını tam olarak bilemediğimiz Akçay Enginkent Projesi 1/100.000’lik Balıkesir-Çanakkale Çevre Düzeni Planı’na uygun mudur?
  • Bu parseller Çevre Düzeni Planında “Doğal Karakteri Korunacak Alan” olarak gösterilen alanda yer almakta mıdır?
  • Proje, bölgenin 1/1.000’lik, 1/5.000’lik imar planlarına uygun mudur?
  • Temeli atılacağı söylenilen söz konusu projenin onaylı projeleri ve inşaat ruhsatı var mıdır? Belediyeniz tarafından herhangi bir izne konu olmuş mudur?

Engin Gayrimenkul’e de çağrıda bulunan dernek, sulak alanda inşaat yapmaktan ve insanların yaşamını riske atmaktan acilen vazgeçmesini, temel atma töreninin de acilen iptal edilmesini talep etti.

Avrupa Komisyonu’ndan, Volkswagen ve BMW’ye emisyon cezası

Avrupa Komisyonu, Almanya merkezli otomobil üreticileri Volkswagen ve BMW‘ye, geliştirdikleri emisyon temizleme teknolojisinin kullanımını engellemek için kendi aralarında gizli anlaşma yaptıkları için toplamda 875 milyon euro para cezası verdi.

Bu dava, Avrupa Rekabet Yasası’nın uygulanmasını şirketler arasındaki teknik güzeydeki görüşmelere kadar genişlettiği için emsal teşkil ediyor.

Daha fazla kısıtlayacak teknolojileri vardı

Dava konusu dizel motorlu araçların ürettiği egzoz gazlarından nitrojen dioksiti temizlemek için kullanılan bir katkı maddesi AdBlue’nun tasarım standartlarına odaklandı.

Komisyon verdiği kararda Almanya’daki otomobil üreticilerinin 2006 ve 2014 yılları arasına AdBlue tanklarının boyutunu kısıtlamak için ve dolayısıyla da nitrojen dioksit emisyonunundaki kesintiyi azaltmak için anlaştıklarını belirtti.

Fotoğraf: Shutterstock

‘Bu bir ilk’

Avrupa Komisyonu’nun rekabetten sorumlu üyesi Margrethe Vestager Brüksel’deki bir basın toplantısında “Bu bir ilk. Daha önce amacı yeni teknolojilerin kullanımını kısıtlamak olan bir kartelimiz hiç olmamıştı” ifadelerini kullandı.

Karar gereğince Volkswagen 502 milyon Euro, BMW ise 373 milyon Euro ödeyecek. Bu grubun içerisinde yer alan Daimler’e ise anlaşmayı açığa çıkardığı için bir ceza verilmedi.

Vesteger açıklamasında Almanya merkezli otomobil üreticilerinin zararlı emisyonlar AB yasalarının gereğinden daha fazla azaltacak teknolojiye sahip olduklarını ancak bunu yapmak için rekabetten kaçındıklarını söyledi.

‘Buna müsamaha gösteremeyiz’

Vestager, “Dolayısıyla bugünün kararı, meşru teknik işbirliğinin ne kadar yanlış gittiğiyle ilgili. Ve şirketlerin bu şekilde bir araya gelmesine müsamaha göstermeyiz” ifadelerini kullandı.

Basın açıklamasında tüm tarafların bu davadaki rollerini kabul ettikleri belirtildi. Ancak Volkswagen, emisyon teknolojisiyle ilgili teknik görüşmelere yönelik cezanın şüpheli bir emsal oluşturduğunu söyleyerek yasal işlem başlatmayı düşündüklerini aktardı. 

Volkswagen açıklamasında “Komisyon yeni bir yargı alanına giriyor. Çünkü teknik işbirliği ilk kez rekabet ihlali olarak değerlendiriliyor” ifadelerini kullandı.