Ana Sayfa Blog Sayfa 1382

Ankara’da simit fiyatlarına zam: Böyle giderse simit 3 TL olacak

Ankara Pideciler Simitçiler ve Çörekçiler Esnaf ve Sanatkarlar Odası, Ankara’da 2 TL’ye satılan simide yüzde 25 zam yaptı.

Yapılan bu zamla birlikte, bugünden itibaren Ankara’da simit 2,5 TL’den satılıyor.

Oda Başkanından açıklama

ANKA‘da yer alan habere göre, simide yapılan zamla ilgili açıklamalarda bulunan Ankara Pideciler Simitçiler ve Çörekçiler Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Savaş Delibaş, zammın hammadde, kira ve vergi maliyetlerinin artmasından kaynaklı olduğunu kaydetti:

2020 yılında 110 liraya aldığımız unlar şu an 230 liraya kadar değişkenlik gösterebiliyor. Susamlar da 12 liradan 20 liraya kadar çıkmakta. Pandemiden önce açık hesap denilen bir hesabımız da vardı. Şimdi toptancı esnafından parayı basmadan kesinlikle ürünü alamıyoruz. Bu da ek bir yük.”

‘Böyle giderse 3 TL kapıda’

Savaş Delibaş, simidin bir yıldan fazla zamandır zam almadığını belirtti ve hammadde fiyatların bu şekilde gitmesi durumunda simidin fiyatının 3 TL olacağını kaydetti:

Pandemide iş veremediğimiz, sahip çıkamadığımız ustalarımız şu an başka mesleklere yönlendiler. İnşaatlarda ustalaştılar. O yüzden usta da bulamıyoruz. Devlet bize sahip çıkamadı, biz de ustalarımıza sahip çıkamadığımız için ustalarımızı kaybettik. Simit bir yıldan fazladır zam almamış. Hatta müşteri bize ‘Ne zaman 3 lira olacak?’ diye soruyor. Ham madde böyle giderse 3 lira kapıda.”

PCR testleri kabul edilmeyen Galatasaray, Yunanistan’dan geri döndü

Yunanistan takımı Olympiakos‘la oynanacak hazırlık maçı için dün Yunanistan’a giden Galatasaray futbol takımının PCR testlerine havalimanında itiraz edildi.

PCR testleri geçerli sayılmayan futbol ekibinin havalimanında bir süre bekletildiği, sorunun çözülmemesi üzerine de İstanbul’a geri döndüğü açıklandı.

‘Ülkemiz adına özür bekliyoruz’

Galatasaray Spor Kulübü tarafından konuyla ilgili yazılı bir açıklama yapıldı. Açıklamada, takımın insan haklarına aykırı muameleye maruz kaldığı belirtildi:

Dostluk havasında bir hazırlık maçı oynamak için gittiğimiz Atina’da, bugün yaşanan olayla birlikte bir Türk takımına karşı net bir ayrımcılık yapılmıştır. Türkiye ve Yunanistan arasındaki mutat diplomatik uygulama dışına çıkılarak zaten uluslararası alanda 72 saat geçerli PCR testleri kabul edilmemiş, yeni test istenmiş, teknik direktörümüz Sayın Fatih Terim ve bazı oyuncularımızın test için yapıcı davranmaları ve ilgili işlemleri yapmalarına rağmen son derece yakışıksız, hatta küstahça bir üslupla davranılmış, çıkarılan zorluklar artarak devam etmiştir. Yunan gümrük personeli ve emniyet güçlerinin bu tavır, uygulama ve davranışını asla kabul etmiyoruz.

Türk bayrağını büyük gururla formasında taşıyan, Avrupa’da Türkiye’yi defalarca temsil eden Galatasaray, ilk kez böyle bir saygısızlığa maruz kalmıştır.

Yönetim Kurulu olarak, hocamızla yaptığımız değerlendirmeler sonucunda takımımızın derhal geri dönmesi kararını almış bulunuyoruz. Yapılan bu insan haklarına aykırı muamele için Yunan makam ve yetkililerinden ülkemiz adına özür bekliyoruz.

Bu süre zarfında olayın ilk anından itibaren bizleri yalnız bırakmayan, kafilemizle irtibatta olan, sorunu dostane ve diplomatik yollarla çözmeye çalışan, başta Dışişleri Bakanlığımız olmak üzere, tüm Türkiye Cumhuriyeti Devlet Kurum ve yetkililerine teşekkür ediyoruz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

Bakan Çavuşoğlu’ndan açıklama

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, Yunanistan’ın tavrını kınadı ve şu açıklamaları yaptı:

Bugün @GalatasaraySK Futbol Takımımızın Yunanistan’da karşılaşmış olduğu iyi niyetten ve centilmenlikten uzak muamele kabul edilemez.
Tüm takımlarımızın her zaman yanındayız!”

Ermeni Kilisesi’nin duvarına çıkıp dans ettikleri için gözaltına alınan üç kişi serbest

İstanbul Kadıköy’deki Surp Takavor Kilisesi‘nin giriş kapısının üzerindeki duvara çıkıp dans eden üç kişi hakkında ev hapsi istendi.

Mahkemeye çıkarılan iki kişi adli kontrol şartıyla olmak üzere, üç kişi de serbest bırakıldı.

Hakim karşısına çıkarıldılar

Olayla ilgili video görüntülerinin sosyal medyada da tepki çekmesinin ardından gözaltına alınan üç kişi, dün emniyetteki işlemlerinin ardından Kartal ilçesindeki Anadolu Adliyesi‘ne sevk edildi. Üç kişi daha sonra ev hapsi istemiyle hakimliğe çıkarıldı.

Anadolu 5. Sulh Ceza Hakimliği, serbest bırakılan üç kişiden ikisi hakkında, “konutunu terk etmeme” şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verdi.

Anket sonuçlarına göre en çok oy kaybeden parti MHP

MetroPOLL Araştırma’nın her ay düzenli olarak yaptığı Türkiye’nin Nabzı anketine göre bir önceki seçime kıyasla en çok seçmen kaybeden parti MHP oldu.

Ankette halka “Bu pazar seçim olsa önceki seçimde oy verdiğiniz partiye tekrar oy verir misiniz?” sorusu yöneltildi. Cevaplar doğrultusunda pazar milletvekili seçimi olsa 24 Haziran 2018 seçimlerinde oy verdiği partiye oy vereceklerin dağılımı şöyle oldu:

  • 24 Haziran’da oy verdiğim partiye oy veririm yüzde 61
  • Başka bir partiye oy veririm yüzde 15.8
  • Kararsızım yüzde 8,3
  • Fikrim yok yüzde 7,0

AKP oy kaybı yüzde 11

Seçmenin ‘aynı partiye oy verme’ eğilimine bakıldığında ise ankete göre muhalefet kanadında en çok seçmen kaybeden parti, yüzde 20 ile Saadet Partisi. İkinci sırada yüzde 15,7 ile CHP var.

İktidar kanadında en çok seçmen kaybeden parti MHP. Daha önce MHP’ye oy veren yüzde 51,6 “Başka bir partiye oy veririm” dedi. Kararsız ve fikri olmayanlarla beraber MHP’nin seçmen kaybı yüzde 55,3.

AKP seçmeninin yüzde 11’i başka bir partiye oy vereceğini söyledi. Kararsız ve fikri olmayanlarla beraber AKP’nin toplamda seçmen kaybı yüzde 25,1 oldu.

Erdoğan: Bayram tatili dokuz gün olacak

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, pazartesi günü toplanan Cumhurbaşkanlığı Kabinesi sonrasında açıklama gerçekleştirdi.

Bayram tatillinin dokuz gün olacağını duyuran Erdoğan, ”Arefe günü yarım gün salıdan cumaya kadar tam gün tatil. Pazartesi günkü yarım günü idari tatil olarak belirleme kararı aldık” ifadelerini kullandı.

Yani bayram tatili 16 Temmuz Cuma akşamından 26 Temmuz Pazartesi gününe kadar devam edecek.

‘Bayramda otoyol ve köprüler ücretsiz’

Erdoğan, “Karayolları Genel Müdürlüğümüzün işletmesindeki otoyollar ve köprülerde bayram vesilesiyle uygulanacak ücretsiz geçişler cuma gece yarısı başlayacaktır” dedi.

Ayrıca bundan sonrası için “Ankara-Niğde Otoyolu‘nda sürücülerimiz artık otomobilleri ile yüzde 20, minibüs, yolcu otobüsü, kamyon ve tırlarıyla yüzde 40 indirimli seyahat edebilecek” duyurusunu yaptı.

‘Bayram öncesinde aşı olun’

Aşılama çalışmalarının da hızla devam ettiğini belirten Erdoğan, “Toplam aşı sayısı 59 milyona yaklaştı. Salgına karşı en etkili koruma yöntemi aşılamadır. Virüsün yeni varyantları dünyayı tehdit ediyor. Gücümüzü korumak için elimizdeki imkanları çok daha etkin kullanmalıyız” dedi.

Herkesi bayram öncesinde aşılanmaya davet eden Cumhurbaşkanı,  “Ciddi gayretler ve fedakarlıklar neticesinde elde ettiğimiz bu avantaja sahip çıkmaz zorundayız. Kamu kurumlarımız başta olmak üzere insanların kalabalık olarak bulundukları yerlerde bu kurallara riayet etmek çok önemlidir” ifadelerini kullandı.

‘Kilise duvarındaki dans provakasyon’

Gündeme dair de açıklamalarda bulunan Erdoğan İstanbul Kadıköy’de yer alan Surp Takavor Ermeni Kilisesi’nin üstüne çıkıp dans edilmesi olayına ilişkin konuştu.

Erdoğan “Kilise duvarına çıkılarak yapılan saldırıyı, birliğimize yönelik bir provakasyon olarak görüyorum. Benzer hadiseler gibi bu konununda sonuna kadar takipçisi olacağız. Böyle bir edepsizliği kabullenmemiz mümkün değildir” ifadelerini kullandı.

 

Çarşı davası yeniden başladı: Mahkeme beraat kararını bozdu

Beşiktaş‘ın taraftar grubu Çarşı üyelerinin de aralarında bulunduğu 35 kişinin Gezi Parkı eylemlerine katıldıkları gerekçesiyle yargılandığı ve 2015 yılında beraat ettiği Çarşı Davası, Yargıtay’ın bozma kararından sonra bugün yeniden başladı.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi‘nde görülen ilk duruşmada mahkeme, Yargıtay’ın bozma kararına uymaya karar verdi. Gezi Parkı davasıyla birleştirilmesi yönündeki husus henüz karara bağlanmadı. Bir sonraki duruşma 8 Ekim’de gerçekleşecek.

Diken’den Canan Coşkun’un haberine göre duruşmaya tutuksuz yargılanan 26 sanık ve avukatları katıldı. Duruşmayı CHP milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Ali Şeker, Gökan Zeybek, Mahmut Tanal ve Turan Aydoğan da izledi.

‘Mahkeme kararının arkasında dursun’

Duruşmada sanıklardan ve avukatlardan Yargıtay kararına ilişkin görüşleri soruldu. Sanık Cem Yakışkan, “Mahkemenin daha önce verdiği beraat kararının arkasında durmasını istiyorum. Bozma kararını reddediyorum. çArşı grubu bir taraftar grubudur. Bize bu suçlamayı yönelten polis ve savcılar nerede? Biz buradayız, biz bu ülkenin evlatlarıyız. Haksızlığın her zaman karşısında olduk ve olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Çarşı davasında mahkeme kararını verdi

Sanık Numan Bülent Ergenç ise “Hiçbir örgütün üyesi değilim. Beni yöneticilikle, kitleleri harekete geçirmekle suçluyorlar. O dönemde hiçbir sosyal medya hesabım yoktu. Yasal olmayan dinlemelerde de hiç kimseye “Gezi’ye gelin, katılın” demediğim ortada. Ama ben Gezi’yi destekliğimi için yürüyüşlere katıldım. Yargıtay’a itiraz ediyorum” dedi.

‘Çarşı yasa dışı bir örgüt değil’

Sanıkların ardından avukatlar da söz aldı. Avukat Devrim Alparslan “Yargıtay’ın kararı ‘İlk yargılamada çArşı’ya bir örgüt bulunamadı, siz bir örgüt bulun’ anlamına geliyor. çArşı yasa dışı bir örgüt değildir, vicdani bir topluluktur. çArşı bu ülkenin yüz akıdır. Ülkede bir damla su gibi adalete ihtiyaç vardır. Sizden çölde bir damla su olmanızı istiyoruz” dedi.

Avukat Derviş Yıldız ise “Bu dosya organize şubeden geldi. Neler soruldu bize orada! ‘Emniyetin TOMA’sını kim çaldı’ diye sordular. O TOMA çalınmamıştı, şaka olsun diye internete satılık diye konulmuştu. Bizim Osman Kavala’yla, Mimarlar Odası’yla Gezi’den önce de sonra da ahbaplığımız veya arkadaşlığımız olmadı. Bunu organize şube de tespit etti” ifadelerini kullandı.

6

Zorla getirme kararı

Sanık ve avukatların beyanlarının tamamlanmasından sonra görüşünü bildiren savcı, Yargıtay’ın bozma ilamına uyulmasını ve İstanbul 30’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Gezi Parkı davasının bu dosyayla birleştirilmesini talep etti.

Mahkeme, bozma ilamına uydu ama davanın Gezi Parkı dosyasıyla birleştirilmesi yönündeki hususla ilgili bir karar vermedi. Sanıklara ve avukatlarına bununla ilgili yazılı beyanlarını sunması için süre verildi.

Duruşmaya gelmeyen sanıklar için zorla getirme kararı çıkaran heyet, Cumhurbaşkanlığı’nın katılma talebinin kabulüne hükmetti. Ancak katılma talebine yönelik dilekçe duruşmada okunmamıştı. Avukatlar bu karara tepki gösterdi. Bir sonraki duruşma 8 Ekim Cuma günü saat 09:45’te yapılacak.

Bakanın ‘Marmara temiz’ açıklamasına uzmanından yanıt: Ne oldu da temizlendi?

Marmara Denizi, bir süredir müsilajla mücadele ederken; Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum‘dan konuyla ilgili bir açıklama geldi.

Son zamanlarda Twitter hesabından yaptığı paylaşımlarda Marmara Denizi’nde müsilajın azaldığına vurgu yapan Bakan Kurum, bugün de o açıklamalarına bir yenisini ekleyerek Marmara Denizi’nin temiz olduğunu ileri sürdü.

Bakanın açıklamalarını Yeşil Gazete’ye değerlendiren Deniz Biyoloğu ve yazar Dr. Mert Gökalp, “25 milyonun atığını geri mi çektik? Bir anda atık sistemlerimizi mi düzelttik? Sanayi kaçak, yasak, uygunsuz bir şekilde devam etmiyor mu? Nehirlerden zirai atıklar gelmiyor mu? Ciddi bir organik madde ve atık girişi yok mu? Nasıl bekliyoruz müsilajın temizlenmiş olmasını?” diye sordu.

‘Müsilajın gitmesi gibi bir durum söz konusu değil’

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, bugün Twitter hesabından “Marmara Denizi’miz temiz ve mavi…” notuyla Marmara Denizi’nin görüldüğü 44 saniyelik bir video paylaştı.

Deniz Biyoloğu ve yazar Dr. Mer Gökalp ise öncelikle Marmara Denizi’nin mavi değil yeşil bir deniz olduğunu vurguladı ve müsilajın bu kadar erken bitmesi gibi bir durumun söz konusu olamayacağını ifade etti:

Müsilajın bu kadar erken gitmesi gibi bir durum söz konusu değil. Üstten yok oluyor olması, altta tabakaların devam etmediğine veya yoğun yoğun, kütle kütle zeminde olmadığı, orta suda olmadığı anlamına gelmiyor. Neye göre, kime göre deniliyor? Müsilaj nasıl gitmiş noktasını bilmiyoruz.”

‘Müsilaj devam ediyor’

Söz konusu açıklamaların yanlış açıklamalar olduğunu kaydeden Dr. Gökalp, evsel, sanayi, zirai atıkların önünün kesilmeden müsilajın bitmeyeceğini söyledi:

Atık sistemleri boşalmadan, sıfır atık noktasına girmeden; evsel, sanayi, zirai atıklarının önü kesilmeden müsilajı yaratan ortam da, koşullar da ortadan kalkmaz.

Çünkü 2007 senesinden beri, hatta daha öncesinden beri müsilajın denizde olduğunu biliyoruz. Biz bunu görüyoruz. Çeşitli araştırmalarda bunların yayınları var. Müsilaj hep orada zaten. Şu anda çok fazla artmış, astronomik boyutlara gelmiş vaziyette.

Müsilaj ortamdan çekilmiş vaziyette değil. Biz bu hatalarımızı devam ettirdiğimiz sürece de dönem dönem, boyut boyut gelecektir ve halen devam ediyor.”

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, daha önce yaptığı paylaşımlarda da Marmara Denizi’nin eşsiz güzelliğine kavuşturulduğunu belirtmişti.

‘Geçmiş gibi yansıtılması doğru değil’

Mert Gökalp, müsilajın geçmiş gibi yansıtılmasının doğru olmadığının altını çizdi ve açıklamalarına şöyle devam etti:

Çeşitli noktalara yayıldı. Bir taraflardan çıkıyor. Belki rüzgarlar olmuştur, belki Karadeniz’den giriş olmuştur. Onu yaratan şartlar ortamdan çekilmiştir. Bir miktar yüzeyde görülmemeye başlamıştır. Ama ortamda var. Sanki bir anda geçmiş gibi yansıtmak doğru bir şey değil.”

Pınar Gültekin’in katil zanlısı: İstanbul Sözleşmesi’nin iptali iyi oldu

Muğla‘nın Ula ilçesinde cesedi ormanlık alanda bulunan üniversite öğrencisi Pınar Gültekin cinayeti ile ilgili beşinci duruşma bugün görüldü.

Muğla 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde 13:30’da başlayan duruşmaya sanık  Cemal Metin A. tutuklu bulunduğu cezaevinden, tutuksuz yargılanan kardeşi Mertcan A. ise can güvenliği sebebiyle İzmir’den SEGBİS aracılığıyla katıldı.

Sanık: ‘Sizce ben katil miyim?’

Cemal Metin A. duruşmada “Ben cani biri veya kadın düşmanı değilim. Beni kitlesel linçle değil adaletle yargılayın. Bana sosyal medyada katil diyorlar. Soruyorum. Sizce ben katil miyim? Pınar sosyal medyada sürekli sevgilim olarak geçiyor. O benim sevgilim değil. Benimle zorla birlikte olan bir eskorttu. Bunun düzeltilmesini istiyorum” diye konuştu.

Cinayet sanığı, ifadesinde İstanbul Sözleşmesi’nin iptal edilmesinin iyi olduğunu da söyledi. 

Duruşmada Gültekin’in ölmeden yakıldığına yönelik iddialara da cevap veren sanık Cemal Metin A. İlk yardım belgem var. Pınar’ın öldüğünü kontrol etmiştim. 15 dakika sonra yok etmek amacıyla bunu yaptım. Çok pişmanım” diye konuştu.

Aile avukatı Epözdemir’in ‘reddi hakim’ talebinin reddine karar verilen duruşma, 27 Eylül tarihine ertelendi.

Davada, önceki gün Pınar Gültekin’in ailesinin avukatı Rezan Epözdemir, suç delillerini yok etme iddiası ile tutuklu sanık Cemal Metin A.’nın babası, annesi ve iş ortağı hakkında Yargıtay‘a yaptığı ‘Kanun yararına bozma’ başvurusunun kabul edildiğini açıklamıştı. “Sanık Avcı’nın anne, baba ve ortağı hakkında iddianame hazırlanacak” dedi. Bu kişiler,  cinayete yardım, delilleri yok etmek, gizlemek ve değiştirmek suçlarından hakim karşısına çıkacak.

Ne olmuştu?

Muğla‘nın Ula ilçesinde geçen yıl temmuz ayında kaybolan üniversite öğrencisi Pınar Gültekin‘in cesedi ormanlık alanda bulunmuştu. Bir varilin içerisinde yarı yakılmış cesedi, toprağa gömülü halde bulunan Gültekin’in öldürülmesiyle ilgili Cemal Metin A. gözaltına alındı. Zanlı, Gültekin’i öldürdüğünü ve daha sonra da varilin içerisinde gömdüğünü itiraf etti. Cemal Metin A. “canavarca hisle insan öldürmek” suçundan yargılanıyor.

 

‘Samanlı Dağları’nda RES olmaz’

Kocaeli‘de yer alan Samanlı Dağları‘nda buluşan halk, bölgedeki rüzgar enerjisi santrali (RES) faaliyetleri için mahkemeden yürütmeyi durdurma kararı çıkmasına karşın bölgenin “RES yapılabilir” statüsüne geçirilmesine tepki gösterdi.

Projenin bölgede telafisi mümkün olmayan zararlara neden olacağını belirten eylemciler “Dayanışmamız ile bu yanlıştan bir an önce dönüleceğine ve yaratılan tahribatın ıslah edilerek bölgenin eski hâline kavuşacağına inanıyoruz” dedi.

Geçtiğimiz yıl Samanlı Dağları bölgesinde yapılmak istenen 12 türbinlik Rüzgar Enerjisi Santrali Projesi’ne karşı Kocaeli Ekolojik Yaşam Derneği ve beş yurttaş tarafından dava açılmıştı.

Fotoğraf: Kocaeli Ekolojik Yaşam Derneği

‘Ekosistem ve sağlıkta ciddi tahribat yaratacak’

Köylüler olarak RES’e karşı olmadıkları belirtilen açıklamada bu bölgede yapılacak bir projeye neden karşı çıktıkları şu gerekçelerle açıklandı:

  • Projenin yüzde altmışı tamamen ormanlık alanda, geri kalan yüzde kırklık kısmı ise tarım ve hayvancılık alanları üzerinde olup bu bölgedeki doğal yaşam üzerinde ciddi bir tahribat yaratacaktır. Ağaç kesimleri, arazi betonlaşması, ekosistem tahribatı gibi birçok çevresel sorunlar oluşacaktır.
  • İSU verilerine göre; bu RES projesi Avcıdere ve İhsaniye baraj havzalarının Uzun Mesafe Koruma Alanı içerisinde yer alıp; yapılmak istenen Kınalı, İznik ve Karadere barajlarının da içinde olduğu beş barajın su kaynaklarını olumsuz yönde etkileyecektir. Başta yöre halkı olmak üzere Kocaeli’nin su kaynakları ilerleyen yıllarda tehlike altına girecektir.
  • Bölgeyi kullanan göçmen kuşların suya erişimi türbinler yüzünden tamamen imkansız hâle gelecektir. Göçmen kuşların, özellikle de süzülerek göç edenlerin pervanelere çarparak ölmesine, yüksekten uçan türlerin ise göç yollarını değiştirmek zorunda kalarak kısıtlı enerjilerini tüketmesine neden olacaktır.

185 bin ton hafriyat çıkacak

  • Projenin inşaatı ve bu inşaat için açılacak olan yollar dahil toplam proje alanı 1027 hektar alanı kapsayacaktır. İnşaat sırasında ve bitiminde ortaya çıkacak olan 185 bin ton hafriyat, katı atık, atık yağ, gürültü kirliliği, türbinlerin yaratacağı elektromanyetik alan ile hem doğal alan hem de insan sağlığı olumsuz yönde etkilenecektir.
  •  Yapılan son araştırmalarda, yeni nesil türbinlerin yaşam alanlarından, ova gibi düz alanlarda en az 2 km, tepelik alanlarda ise en az 3.2 km mesafelerde yapılması gerekirken buradaki mesafe 1 km’dir. Yerleşim alanlarına bu kadar yakın olan RES’lerin gürültü, düşük frekanslı ses ve gölge etkileri nedeniyle meydana gelen ve “Rüzgar Türbini Sendromu” olarak adlandırılan sağlık sorunlarından bazıları şunlardır: Kulak çınlaması, baş dönmesi atakları, dengesizlik, çarpıntı, bulantı, asabiyet.
Fotoğraf: MMO Kocaeli Şube

‘Ormanda RES olmaz’

Yapılan açıklamada “Başta 12 olan türbin sayısı her ne kadar 9’a düşürülse de ortada saklanan bir gerçek vardır: Projenin tahribat alanı değişmemiş olup rüzgar kanatları ve kapasitesi artırılarak yeniden ‘ÇED gerekli değildir’ kararı ile aslında hiçbir şey değişmemiştir” ifadeleri kullanıldı.

Açıklama devamında “Ormanlarımıza bugün sahip çıkmazsak, geleceğe nefes alabileceğimiz bir dünya bırakamayacağız. Ormanda RES olmaz! diyoruz ve bir an önce bu yanlış çalışmadan dönülüp bu alana verilen tahribatın onarılması gerekmektedir” denildi.

Açıklamayı yapan kuruluşlar

  • Kocaeli Ekolojik Yaşam Derneği,
  • Kızderbent Savunması,
  • Tütünçiftlik Sahili Koruma ve Güzelleştirme Derneği,
  • İznik Çevre ve Yaşam Platformu,
  • Kızderbentliler Dayanışma ve Kalkındırma Derneği,
  • Senaiye ve Çevre Köyleri Halkı
  • TMMOB Kocaeli İKK,
  • Karamürsel Çevre Kültür Derneği

Cumartesi anneleri ikinci kez hakim karşısında: Reddi hakim talebi reddedildi

Kayıp yakınlarını  ve faili meçhul cinayetlerin faillerini arayan Cumartesi Anneleri’nin 2018 yılında, Galatasaray Lisesi önündeki  700. hafta eyleminde, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu‘na muhalefet ettikleri gerekçesiyle 46 kişi hakkında açılan davanın ikinci duruşması görüldü.

Duruşmayı takip edenler arasında bulunan CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal‘ın “Hukuka aykırı şekilde yargılama yapamazsınız, kanuna uygun hareket etmek zorundasınız” sözleri nedeniyle hakimin isteği üzerine polis tarafından dışarı çıkarılmak istendiği, ancak Tanal’ın salondan çıkmadığı belirtildi.

Tanal, mahkeme başkanı tutanağını basına göstermeye çalışırken bir görevli, Tanal’ın elinden tutanağı almaya çalıştı. Tutanak yırtıldı. Tanal’ın salona alınmamasına avukatlar tepki gösterdi.

Verilen aranın ardından CHP’li Tanal duruşma salonuna alınmadı, avukatların reddi hakim talebi reddedildi. Mahkeme başkanı salonu terk etti, bir sonraki duruşma 24 Kasım’a ertelendi.

‘Kayıp çocuklarının akıbetini sormak, annelerin en doğal hakkı’

Çağlayan Adliyesi’nde görülen duruşma saat 10.00’da başlaması gerekirken 12.45’te başladı. Davayı İstanbul, Diyarbakır, Van ve Ankara baroları ile  CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi takip etti.

Davada beraat kararı verilmesi gerektiğini belirten Cumartesi Anneleri’nin avukatı Öztürk Türkdoğan, “700 hafta devam eden oturma eyleminde, bu haftaya gelindiğinde İçişleri Bakanı ‘Açıklama yapamazsınız’ dedi. İki yıl süren OHAL boyunca da annelerimiz eylemlerine devam etti. Ne değişti 700’ncü haftada? Cumartesi Anneleri’nin çocuklarının akıbetini sorması en doğal haklarıdır. Derhal beraat kararı verilmesi gerektiğini talep ediyoruz” diye konuştu.

Besna Tosun: Saldırıya uğrayan da yargılanan da biziz

19 Ekim 1995 tarihinde evinin önünden gözaltına alınarak kaybedilen Fehmi Tosun’un kızı Besna Tosun da 700. haftada yapılması planlanan ancak polis saldırısıyla karşılaştıkları basın açıklaması için şunları söyledi: “Bugün burada hakları ihlal edilen ve polis şiddetine maruz kalan bizler yargılanıyoruz. Önce sevdiklerimizi aldılar, yaşamdan tüm izlerini sildiler. Bize en ufak bir umut kırıntısı dahi bırakmamak için bizi zamansız ve mekansız bıraktılar. Galatasaray Meydanı’ndan vazgeçin demek, sevdiklerinizden vazgeçin demek. Ben vazgeçmiyorum. Bizler bir daha aynı acıların yaşanmaması için adil bir yargı önünde hesap sormayı seçtik. Babamı aramaktan vazgeçmedim, vazgeçmeyeceğim.”

Mahkeme başkanı ise Tosun’a kolluk kuvvetinin darp edildiğini bu yönde raporların olduğunu söyledi.

Diyarbakır Barosu: Utanç davası

Cumartesi Anneleri’nin avukatlarından Diyarbakır Baro Başkanı Avukat Nahit Eren ise “Dünyanın en barışçıl eylemlerinden biri. Türk yargısı için bu dava, bir utanç davası. Bu iddianameyi hukuk düzeni içerisinde kabul etmek mümkün değil” dedi.

Bir sonraki duruşma 24 Kasım’da

Davasında avukatların hakimin dosyadan çekilmesini talebi reddedilirken, bir sonraki duruşma 24 Kasım’a ertelendi.

CHP’li Tanal duruşmaya ilişkin sosyal medya hesabından, “Cumartesi Anneleri davasında yargıç, savunma yapan sanıkları adeta savunma dışına çıkmayın diyerek duruşmadan çıkarılacağı tehdit ederek savunma kısıtlanıyor. Polisiye tedbirler ile hakim yargılama yapamaz” ifadelerini kullandı.

Cumartesi anneleri davasında toplam 46 kişiye “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” suçlamasıyla 6 aydan 3 yıla kadar hapis istemiyle dava açılmış, o gün eyleme katılan milletvekillerinin dosyaları ise dokunulmazlıkları olduğu için ayrılmıştı. İlk duruşma mart ayında görülmüştü.