Ana Sayfa Blog Sayfa 1381

Orhanlı’da asırlık zeytin ağaçları yaşam mücadelesi veriyor

İzmir Seferihisar’ın Orhanlı köyünde yapılması planlanan jeotermal enerji santrali (JES) projesi için bölgedeki asırlık zeytin ağaçları kesiliyor.

JES projesine karşı davacı olan köy halkı, mahkeme tarafından verilen yürütmeyi durdurma kararına rağmen usulsüzce çalışmalarına devam eden şirkete karşı tepkili.

13 Temmuz Salı günü zeytin ağaçlarına sahip çıkmak için bir araya gelen Orhanlı köylüleri, “zeytinimi katletme” diyerek yaşam mücadelelerini sonuna kadar sürdüreceğini vurguladı.

Suç duyurusunda bulunuldu

Yapılan açıklamada “Bölgedeki JES çalışmalarına usulsüz olarak devam eden Karen Kahramanmaraş Elektrik Üretim A.Ş. bölgedeki yirminin üzerinde asırlık zeytin ağacını keserek ‘Zeytinciliğin Islahı Yabanilerinin Aşılattırılmasına Dair Yönetmelik’i de ihlal etmiş durumda” denildi.

Kesilen zeytin ağaçları için suç duyurusunda bulunarak, yönetmeliğe göre tek bir zeytin ağacının bile kesilmesinin yasak olduğunu belirten Orhanlı köylüleri, yaşam alanlarını ve zeytin ağaçlarını korumak için haklarını aramaktan vazgeçmeyeceklerinin altını çizdi.

Mahkeme kararına rağmen devam ediyor

Orhanlı köyünün neredeyse tamamına JES projeleri için dört farklı ruhsat izni verilmiş durumda. Bölgede sondaj çalışmaları başlamış olan JES projesine doksan dokuz köy sakini dava açmış ve bu proje hakkında İzmir 3’üncü İdare Mahkemesi yürütmeyi durdurma kararı vermişti.

Bu karara rağmen çalışmalarına devam ederek, bölgedeki en az iki yüz yıllık zeytin ağaçlarını kanuna aykırı olarak kesen jeotermal şirketi, Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporu da olmadan JES faaliyetlerini sürdürüyor.

Kadim Üretim Havzası

İzmir Yarımadası’na özgü erkence türü zeytin ağaçlarından oluşan zeytin ormanlarının yer aldığı Orhanlı köyünün temel geçim kaynağı zeytin ve zeytinyağı.

Köyde özellikle zeytinyağı üretimi başta olmak üzere, organik tarım ve hayvancılık gibi pek çok farklı üretim, doğa dostu yöntemlerle sürdürülüyor. Binlerce yıllık kadim üretim yöntemlerinin uygulandığı Orhanlı, bu yönüyle keklikten sincaba, oklu kirpiden su samuruna milyonlarca nadir canlının yaşam alanı olan bir Kadim Üretim Havzası olma özelliği taşıyor.

‘Ağaçlar bizden önce de buradaydı’

Asırlık zeytin ağaçlarının kesilmesinin hiçbir şekilde kabul edilemez olduğunun altını çizen Orhanlı Köyü Kültür, Gençlik ve Spor Kulübü Derneği Başkanı Hasan Tahsin Akçil “Köyümüz binlerce yıldır zeytincilikle geçinen, zeytinyağı üreterek yaşayan bir köy. Bu topraklarda sayısız insan yaşam sürmüş, medeniyetler geçmiş. Zeytin ağaçları hepsinin yaşamına tanıklık etmiş. Çünkü onlar biz burada var olmadan önce de bu topraklarda yaşamlarını sürdürüyorlardı. Bizden sonra da burda yaşamaya devam edecekler” dedi.

Akçil konuşmasında “Atalarımızdan, ninelerimizden emanet aldığımız zeytin ağaçlarımızı koruyarak çocuklarımıza emanet etmek için mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz. Zeytin ağaçlarımızın, yaşam alanımızın jeotermal santral tarafından yok edilmesine asla izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

 

Taliban,Türkiye’yi tehdit etti: Cihat politikası uygularız

Afganistan’da güç kazanan Sünni İslamcı grup Taliban, Türkiye’yi tehdit etti.

Taliban, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Afganistan’dan çekildikten sonra Türkiye’nin bölgede kalması durumunda işgalci olarak nitelendirileceğini kaydetti.

Ankara-Washington hattında ise Türkiye’nin Afganistan’ın başkenti Kabil’deki Hamid Karzai Havalimanı‘nın güvenliğini sağlaması yönündeki görüşmeler devam ediyor.

‘İkili ilişkilere zarar verecek’

Taliban tarafından yapılan açıklamada, Türkiye’nin Afganistan’da kalması durumunda ikili ilişkilerin zarar göreceğine vurgu yapıldı:

Afganistan İslam Emirliği ve Afgan halkının Müslüman Türkiye halkı ile tarihi, kültürel ve dini bağları vardır. İşgalin uzatılması ülkemizde Türk yetkililere karşı düşmanlık ve kızgınlık yaratacak, ikili ilişkilere zarar verecektir.”

Cihat tehdidi

Türkiye’ye Afganistan’da bulunmama çağrısı yapan Taliban, Türkiye’nin kalması durumunda cihat politikasının uygulanacağını kaydetti:

Ülkemizde kalan herhangi bir işgalci güç ile 2001’de 15 önemli alim tarafından hazırlanan fetva kapsamında ilgilenilecektir. 20 yıldır yürütülen cihat bu fetvaya dayanmaktadır.”

‘Bir duruş sergilenecek’

Taliban, Türkiye’nin kararı üzerine tekrar düşünmemesi durumunda Türkiye’ye karşı “bir duruş sergileyeceklerini” belirtti.

Ayrıca, Twitter üzerinden bir açıklama yayımlayan Taliban, Türkiyeli yetkililerle temas halinde olduklarını, kendilerine onayları olmadan tek taraflı bir hamle yapılmayacağının söylendiğini belirtti.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca: Delta varyantı sayıları giderek artıyor

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, dün gerçekleşen kabine toplantısının ardından basının sorularını yanıtladı.

Delta ve Delta Plus ile ilgili de konuşan Bakan Koca, delta varyantının 750 kişide görüldüğünü söyledi. Koca, “İl sayısı da 36’ya çıktı. Delta Plus varyantı 3 tane olarak devam ediyor, 3 ilde” diyerek açıklamasını sürdürdü.

‘Yeni bir kapatma ve kısıtlamayı önermiyoruz’

Sağlık Bakanı, bayramda virüse karşı herhangi bir tedbir alınıp alınmayacağı sorusuna şöyle yanıt verdi:

Son dönemde özellikle son bir haftaya baktığımızda çarşambadan itibaren düşmesi gereken vakanın düşmediğini, hafta sonu bir önceki hafta sonuna göre yüzde 20’lere yakın bir artış olduğunu görüyoruz. Beklediğimiz düşüşün olmadığını, bir çıkış olma ihtimalini görüyoruz ve özellikle bu artışların da daha çok aşılama oranının düşük olduğu yerlerde kendisini gösterdiğini görüyoruz. Diyarbakır gibi, Şırnak gibi, Adıyaman gibi bazı illerimizde giderek artış içinde olduğunu, doğu ve güneydoğuda, daha doğrusu genel olarak aşılamanın düşük olduğu yerlerde bir artışın olduğunu görmüş oluyoruz. O nedenle de o bölgelerde bayrama kadar daha yoğun aşılama.”

Koca, kısıtlamayı önermediklerini belirtip, “Herhangi yeni bir kapatma ve kısıtlama doğrusu önermiyoruz ama toplumsal bağışıklık oluşana kadar herkesin tedbirler noktasında hassasiyet göstermesini, yani maske, mesafe, kişisel tedbirlere, kişisel güvenlik çemberinin korumasına önem göstermesini, kapalı, havalandırılmamış ortamlarda bulunmamasını, kapalı ortamlarda da maskeye devam edilmesini öneriyoruz” ifadelerini kullandı.

‘Aşılamayla ilgili zorunluluk olmayacak’

Aşılamayla ilgili bir zorunluluk olmayacağını ifade eden Sağlık Bakanı, vatandaşı ikna etme dışında bir yaptırım uygulamak istemediklerini kaydetti:

Şu an gündemimizde zorunlu olarak kamu olarak bir zorunluluğu gündemimize almak istemiyoruz. Daha çok vatandaşımızı ikna etme yöntemini kullanmak istiyoruz. Gerektiğinde ayağına gitme dahil olmak üzere her yöntemi denemek istiyoruz. Bunu da sahada yaygın bir şekilde zaten yapıyoruz. Her geçen gün artıyor. Doğu ve güneydoğuda oranların düşük olduğunu görüyorsunuz ama giderek oralarda da bir artışın olduğunu görüyoruz.

Hakkari’de mesela şu an yüzde 50’lilere gelmiş oldu. Şırnak’ta yüzde 40’a gelmiş oldu. Ardahan’da yüzde 50’lerde olduğunu görüyoruz. Kars’ta benzer şekilde. Adıyaman’da yüzde 50’ye yakın. Giderek o bölgelerde bir artışın olduğunu. Ama bizim vatandaşın ayağına gidip daha mobil yoğun ekipler ile devrede olmamız gerekiyor. Vatandaşı ikna etme dışında bir yaptırımla yapmak istemiyoruz. Özel sektör yapabilir mi, o bizim dışımızda. İkna dışında bir yöntemle yapılmasının doğru olmadığı kanaatindeyiz.”

Konya Havzası’nda kuraklık sıkıntısı: Ülke çapında buğday krizi yaşanabilir

Kuraklık, Türkiye’nin tahıl ambarı olarak bilinen Konya Havzası‘ndaki hububat ürünleri ve çiftçileri olumsuz etkiledi.

Son 10 yılın en kurak döneminin yaşandığını ifade eden uzmanlar, ülke çapında buğday krizi yaşanabileceğini kaydetti.

Yüzde 30’dan fazla kayıp yaşandı

Hürriyet‘te yer alan habere göre, Karapınar’da Temmuz’da başlayan buğday hasadında yüzde 30’dan fazla kayıp yaşandı. Bu kaybın, önümüzdeki günlerde un, buğday ve hayvan yemi fiyatlarına yansıyacağı kaydedildi.

Uzmanlar, beş yıl öncesine kadar 50 metre derinden yeraltı suyu çıkartıldığı, bu mesafenin kuraklık ve aşırı tüketim nedeniyle 150 metrenin üzerine çıktığını kaydetti. Kaynakların tükenmesi durumunda da ülke çapında buğday krizi yaşanabileceğinin altı çizildi.

‘Son 10 yılın en kurak dönemini yaşıyoruz’

Karapınar Ziraat Odası Genel Sekreteri Nadi Özdil, 100 bin dekarlık arazide hububat hasadı yapılamadığını ifade etti ve son 10 yılın en kurak döneminin yaşandığını söyledi:

Yıllık 20 milyon ton buğday üretim kapasitemiz varken, kuraklık ve iklim değişikliğine bağlı nedenlerden kapasite 15 milyon ton seviyesine gerileyecek gözüküyor. Konya ve Karapınar’da obrukların sayısı artıyor. Son 10 yılın en kurak dönemini yaşıyoruz. Buğdayda ülke olarak ciddi kaybımız olacak.”

‘Mavi Tünel Projesi hayata geçmeli’

Karapınar Merkez Sulama Kooperatifi Müdürü Necmettin Ocakçı da ekinlerin yeterince büyüyemediğini kaydederek, “Kıraç dediğimiz arazilerde neredeyse yüzde 80 verim kaybı yaşanıyor. Türkiye’nin tahıl ambarları boş kalacak” açıklamasında bulundu.

Ocakçı, Mavi Tünel Projesi’nin hayata geçmesi gerektiğinin altını çizdi:

Konya’nın içme suyu ve yeraltı suyunu desteklemek amacıyla Göksu’dan Konya ovası Hotamış Havzası’na depolanan projede 2015’te ilk su bırakıldı ama deponun suyu taşıyamaması nedeni ile su tekrar verilmedi. Bu proje faaliyete geçerse su seviyemiz yükselecektir. Dış havzalardan ve göletlerden de bir an önce kapalı borularla suyun Konya havzasına getirilmesi şart.”

‘Ürünler büyümüyor’

Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mithat Direk, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, asıl sorunun kayıplarla birlikte ürünlerin büyümüyor olmasından kaynaklı olduğunu ifade etti:

Buğday hasadında yüzde 30’a yakın kayıp olmakla birlikte asıl sıkıntı ürünlerin büyümüyor olması. Karapınar’da yaşanan sıkıntı un, ekmek ve et fiyatlarına da yansıyacaktır.”

Greenpeace: Zonguldak için başka bir hayat mümkün

Greenpeace Akdeniz, Zonguldak’ta bir adil dönüşüm kampanyası başlattı. Kömürlü termik santraller kaynaklı hava kirliliği nedeniyle çok ciddi sağlık sorunları yaşanan Zonguldak, Covid-19’un Türkiye’yi de tehdit etmeye başladığı ilk günlerde, 30 büyükşehirle birlikte karantinaya alınmıştı.

Ciddi akciğer ve solunum yolu hastalıklarıyla mücadele eden şehirlerin başında gelen Zonguldak’ta kömüre bağlı ekonomi hem halk sağlığı hem de çevre, toplumsal refah ve iktisadi istikrar açısından alarm veriyor.

Kömür madenciliğinin olumsuz etkiledi

Zonguldak’ta yaklaşık 200 yıldır süren kömür madenciliği, başta demir-çelik sanayii olmak üzere, çeşitli sektörleri destekledi. Bir ekonomik sektör olarak, şehrin ekonomisine ve sosyal yaşamına önemli katkılarda bulundu.

Ülkeyi tenisle tanıştıran illerin başında gelen Zonguldak, özellikle 1950ler ve 1980ler arasında sosyo-ekonomik ve kültürel olarak en parlak dönemini yaşadı. Ancak kömür madenciliği bir süre sonra şehirde halk sağlığı, çevre, ekonomi ve toplumsal yapı üzerinde olumsuz etkiler bırakmaya başladı.

Kronik soruna dönüştü

Madenlerde çalışan işçiler arasında kömür tozuna bağlı akciğer hastalıkları ve kas iskelet sistemi sorunları arttı, faciayla sonuçlanan maden kazaları yaşandı.

Özellikle kömürlü termik santrallerin kömür yakarak yarattığı hava kirliliği kronik bir soruna dönüştü, Zonguldak halkı arasında çocukları bile etkileyen akciğer hastalıkları ve kanser vakaları artış gösterdi.

Adil dönüşüm kampanyası başlatıldı

Bu tablodan yola çıkarak Zonguldak için başka bir hayatı mümkün kılmayı amaçlayan Greenpeace, şehri tekrar canlandırmak için Adil Dönüşüm kampanyası başlattı.

Bu projeyle Zonguldak’ın iklim ve çevre dostu ekonomik potansiyelinin ve istihdamının geliştirilmesi, doğal ve tarihi güzelliklerinin tekrar ortaya çıkarılması, bölge turizminin canlandırılması, şehrin doğa, kültür ve sanatseverler için buluşma noktası haline getirilmesi hedefleniyor.

‘Yaşamı zorlaştırıyor’

Greenpeace Akdeniz İklim ve Enerji Proje Sorumlusu Onur Akgül, “Zonguldak için bir zamanlar gelişim anlamına gelen kömür, artık şehir halkı için maddi ve manevi anlamda bir yıpranma sebebi, yaşamı zorlaştıran bir faktör haline geldi. Zonguldak, adil bir dönüşümü, doğal güzellikleri ve kültürel yönüyle ön plana çıkmayı hak ediyor” ifadelerini kullandı.

Zonguldak halkı, kömürlü termik santrallerden kurtulduğu, çevre dostu bir ekonomi planlamasıyla yüzünü aydınlık yarınlara dönmek istediğini belirten Akgül, “Bu dönüşüm için belediyeler harekete geçmeli ve Zonguldak’ta iklim dostu bir ekonomi ve kentsel tasarım stratejisini planlarına dahil etmeli. Biz de Zonguldak’ta adil dönüşüm sürecini desteklemek için bir kampanya başlattık. Bu alanda hazırladığımız geniş kapsamlı bir çevre ve halk sağlığı raporunu kamuoyuyla paylaştık. Ayrıca Zonguldak halkının ve kaçak madende çalışmak zorunda kalan insanların değişim taleplerini konu alan videolarımızla sosyal medyada kampanyamızı destekliyoruz” dedi.

Yapılması gerekenler

Akgül, belediye planında yer alması gereken aksiyonları şu şekilde sıraladı:

  • Zonguldak’ın alternatif ekonomileri geliştirecek şekilde yeniden tasarlanması,
  • İşçiler için adil geçiş fonu oluşturulması,
  • İklim dostu girişimcilere ve üreticilere hibe, kredi, vergi indirimi, işletme bilgisi & kapasite artırımı vb. teşvikler verilmesi,
  • Enerji dönüşümünün önceliklendirilmesi; yenilenebilir enerji alanında istihdam olanaklarının yaratılması ve mesleki eğitimlerin verilmesi,
  • Özellikle kömürle bağlantılı sektörlerde çalışanlar için bu eğitimlerin önceliklendirilmesi ve ücretsiz gerçekleştirilmesi,
  • Kömür nedeniyle atıl ve kirli duruma gelen arazilerin rehabilitasyonu, şehre yeniden kazandırılması.

Ölümler hava kirliliği ve iş kazaları kaynaklı

Greenpeace’in Zonguldak için hazırladığı çevre ve halk sağlığı raporundaki çarpıcı veriler ise şu şekilde:

  • Biri Türkiye’deki en büyük kurulu güce sahip, 4 kömürlü termik santralin bulunduğu Zonguldak’ta santraller, yılın çok büyük bir kısmında limit değerleri aşan partikül madde kirliliği yaratıyor.
  • 2019 ve 2020 yılı PM10 verileriyle yapılan analizlerde, özellikle termik santrale yakın konumlanmış Cumayanı ve Kuzyaka ölçüm istasyonu sonuçları Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), AB ve Türkiye mevzuatına göre belirlenmiş günlük ortalama maksimum 50 µg/m3 limitini fazlasıyla aşıyor.
  • PM2.5 verileriyle yapılan analizlerde DSÖ’nün belirlediği yıllık ortalama maksimum 10 µg/m3 limitinin aşılarak 2019 ve 2020’de neredeyse üç katına ulaştığı görülüyor. PM2.5, saç telinden çok daha ince bir madde olduğu için solunumla akciğerlere giderek doğrudan kana karışabiliyor.

1230 erken ölüm önlenebilirdi

  • Zonguldak’ta 2017, 2018 ve 2019’da gerçekleşen tüm ölümlerin ortalama yüzde 10’u hava kirliliğine bağlı. Söz konusu üç yılda, Zonguldak’ta, hava kirliliği DSÖ’nün önerdiği standartlarda tutulabilseydi hava kirliliğine bağlı 1230 erken ölüm önlenebilirdi.
  • TÜİK verilerine göre Zonguldak’ta Türkiye ortalamasının üzerinde seyreden kaba ölüm hızı son 10 yılda yükseldi. Şehirdeki intihar hızı da Türkiye ortalamasının üzerinde.

Genç işsizlik artıyor

  • Genç nüfus işsizlik ve hava kirliliği gibi nedenlerden ötürü şehri terk ediyor. Zonguldak’tan göç eden kesim içinde üniversite ve üzeri eğitime sahip nüfusun payı 2009’da yüzde 17 iken 2019’da bu oran yüzde 32’ye yükseldi. Yani her üç üniversiteliden biri şehri terk etti.
  • Nitelikli insan kaynağını hızla kaybeden Zonguldak’ta 2010’da yüzde 13 olan 60 yaş üstü kişi oranı, 2020’de yüzde 20’ye yükseldi.
  • Zonguldak’ta son 10 yılda meydana gelen iş kazaları, Türkiye geneli ile karşılaştırıldığında madencilik ve ilgili faaliyetlerde hem iş kazası sıklığı hem de iş kazası sonucu ölümler yüksek. Zonguldak’ta yılda ortalama 4453 iş kazası oluyor, bu kazalar sonucu yılda 70 kişi iş göremez oluyor ve 21 ölüm meydana geliyor. Bu sayılar çalışan nüfusla orantılandığında Türkiye geneline göre iş kazalarının 2,9 kat, iş göremezliğin 3,8 kat ve ölümlerin 2,4 kat daha fazla olduğu görülüyor.

Kömürden çıkış

Özetle kömür, halk ve çevre sağlığı, ekonomik ve toplumsal yaşam açılarından sürdürülebilir değil. Paris İklim Anlaşması (2015) bu gerçeği görünür kılmanın ötesinde, dünyanın geleceği için ülkelere ödev ve sorumluluklarını tanımlamış durumda.

Küresel iklim krizi, dünya üzerinde fosil yakıtların artık kullanılmaması ve tarihteki yerini alması gerektiğini, yaşanan her felaketle insanlığa hatırlatıyor. Paris İklim Anlaşması sonrası özellikle Avrupa’da pek çok gelişmiş ülke “kömürden çıkış” programlarını uygulamaya yıllar önce devreye soktu. 14 AB ülkesi, en geç 2030 itibariyle kömürden çıkışı taahhüt etti. Almanya ise 2035 opsiyonlu olmak üzere, 2038’i kömürden çıkış tarihi olarak duyurdu.

‘Başka bir hayat mümkün’

Zonguldak ilini bugünlere getiren, fakat artık ekonomik veya sosyal ihtiyaçlarını karşılamadığı gibi şehir sağlığını da bozan kömür endüstrisinin belirli bir plan dahilinde ömrünü tamamlaması gerektiğini vurgulayan  Onur Akgül, sözlerine şöyle devam etti:

“Sadece Zonguldak değil Türkiye’nin geneli için kömürlü termik santrallerin kapatılmasını merkeze alan “kömürden çıkış” programlarının en kısa sürede hayata geçirilmesi gerek. Kömür artık Zonguldak’ın ihtiyacı olan ekonomik yeterliliği sağlayamıyor. Zonguldaklılar uzun süredir bunun farkında ancak şehirdeki alternatif potansiyeller geliştirilmiş değil. Halk şehrin eskisi gibi mutlu, geleceğe güvenle bakan, sosyal halini yeniden kazanmasını istiyor ve bunun da kömürle olmayacağının bilincindeler. Kömüre alternatif doğa ve iklim dostu enerji kaynaklarının ve iş alanlarının yaratılması kritik önem taşıyor. Zonguldak’ta seracılık, çiftçilik, arıcılık, doğa sporları, balıkçılık gibi alanlar desteklenerek alternatif istihdam alanları geliştirilebilir. Doğal güzelliklere sahip Zonguldak’taki potansiyel ekoturizm fırsatları, bölgede alternatif iş olanakları yaratmak için önemli bir seçenek olabilir. Unutmayalım, Zonguldak için başka hayat mümkün!”

Kampanyaya dahil olmak isteyenler bu adres üzerinden imza kullanabilir.

ABD’de halka uyarı: Japon balıklarınızı göle bırakmayın, çok fazla büyüyorlar

ABD’nin Minnesota eyaletinde yer alan Burnsville şehrinde göle bırakılan Japon balıklarının aşırı büyümesi üzerine yetkililer uyarıda bulunmak durumunda kaldı.

Burnsville şehrinin sosyal medya hesabından, yakın zamanda şehirdeki Keller Gölü’nde bulunan aşırı büyümüş Japon balıklarının fotoğrafları paylaşıldı.

‘Düşündüğünüzden daha fazla büyüyorlar’

Halka balıkları göllere bırakmama çağrısı yapılan açıklamada, “Lütfen evcil Japon balığınızı göletlere ve göllere bırakmayın! Düşündüğünüzden daha fazla büyüyorlar” denildi.

Açıklamada fazla büyüyen Japon balıklarının dip sedimentlerini bozarak ve bitkileri sökerek düşük su kalitesine neden oldukları belirtildi ve “Bu büyük Japon balıkları grubu yakın zamanda Keller Gölü’nde bulundu” ifadelerine yer verildi.

Okyanusta nadir rastlanan ‘Cam Ahtapot’ görüntülendi

Okyanuslarda bilimsel araştırma ve keşif yapan ABD Kaliforniya merkezli Schmidt Okyanus Enstitüsü, Pasifik Okyanusu‘nun (Büyük Okyanus) derin sularında gerçekleştirdiği araştırma seferinde nadir rastlanan Cam Ahtapotu görüntüledi.

Keşif, Kiribati‘ye ait mercan adaları ve koral resifi zinciri Phoenix Adaları çevresinde yapılan 34 günlük araştırma seferi sonucunda yapıldı.

DHA’nın haberine göre Falkor araştırma gemisiyle yapılan seferde 30 bin kilometre karelik okyanus tabanını haritalayan bilim insanları, tek görünür özellikleri optik siniri, göz küreleri ve sindirim sistemi olan neredeyse şeffaf cam ahtapotun iki nadir görüntüsünü yakaladı.

Okyanus bilimciler daha önce cam ahtapotun sınırlı canlı görüntüsünü yakalamış ancak okyanustaki yırtıcı hayvanların bağırsaklarında bulunan örnekleri inceleyerek cam ahtapot hakkında bilgi edinebilmişti.

Enstitüye ait sualtı robotu SuBastian ile 21 dalış ve 182 saat deniz tabanı keşfi yapan bilim insanları, milyonlarca yıl öncesine dayanan 12 metrelik yine nadir rastlanan derin su türü balina köpekbalığının görüntülerini ilk kez yakaladı.

Resmi Gazete’de yayımlandı: Yedi ildeki taşınmazlara özelleştirme kararı

Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, (ÖİB) Ankara, İzmir, Tokat, Yozgat, Diyarbakır, İstanbul ve Nevşehir’de bulunan 13 taşınmazın satış yöntemiyle özelleştirilmesine karar verdi.

Söz konusu karar, Resmi Gazete‘de de yayımlandı.

İhaleye katılma şartları

İhalelere katılacak teklif sahiplerinin her bir taşınmaz için ayrı ihale şartnamesi alması, teklif sunması ve teklifle şartnamede istenilen belgeleri ÖİB’ye elden teslim etmesi gerekiyor.

Taşınmazlar için geçici teminat bedelleri 20 bin TL ve 4 milyon 500 bin TL arasında olduğu belirtildi.

Ankara, Diyarbakır, İstanbul ve Nevşehir’deki sekiz taşınmaz için 1 Eylül’e kadar teklif verilebiliyorken; Ankara, İzmir Tokat ve Yozgat’taki beş taşınmaz için 25 Ağustos’a kadar teklif verilebilecek.

Doğu Ekspresi seferleri yeniden başladı

Koronavirüs önlemleri kapsamında seferleri durdurulan Doğu Ekspresi treni Kars‘tan ilk seferine çıktı.

Seyahat ve gezi tutkunlarının yanı sıra yabancı turistler ile üniversite öğrencilerinin de ilgi odağı olan, Doğu Ekspresi, ilk seferine Kars Garı‘nda düzenlenen törenle başladı.

‘Herkes dört gözle bu treni bekliyor’

Kars Vali Vekili Mehmet Zahid Doğu ile İl Kültür ve Turizm Müdürü Hayrettin Çetin, treni ziyaretlerinde yolcularla sohbet etti. AA’nın haberine göre Doğu, trende yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Herkes dört gözle bu treni bekliyor. Her ne kadar normalleşsek de kurallara uymanızı rica ediyoruz. Maske, mesafe, hijyen kurallarını yerine getirmeliyiz. Aşının gücüyle gelinen süreçte uzun bir zamandır normalleşmemize rağmen vaka sayılarındaki düşüşleri görüyoruz. Uzun zamandır trenimiz bekleniyordu. Sağ salim gidiniz, sevdiklerinize ulaşınız.”

Hareket memuru şapkasını takan Doğu, hareket diskiyle ilk treni el sallayarak uğurladı. Kars’tan hareket edip Erzurum, Erzincan, Sivas ve Kayseri güzergahını izleyecek tren, 1.310 kilometre yol kat ettikten sonra son durağı Ankara‘ya ulaşacak.

Irak’ta Covid-19 hastanesinde yangın: Ölenlerin sayısı 64’e yükseldi

Irak’ın güneyindeki Nasıriye vilayetinde koronavirüs hastalarının tedavi gördüğü İmam Hüseyni Hastanesi‘nde yangın çıktı.

Hastanenin Covid-19 bölümünde oksijen tüpünün patlamasından kaynaklandığı düşünülen yangında en az 64 kişinin hayatını kaybettiği açıklandı.

Pazartesi gecesi geç saatlerde kontrol altına alınabilen yangında 50 kişinin ise yaralandığı belirtildi.

Hastane müdürü görevden alındı

Yangının ardından Irak Başbakanı Mustafa Kazımi bakanlarıyla acil toplantı yaptı ve Nasıriye’de görev yapan sağlık ve sivil savunma müdürlerinin görevden alınması emrini verdi.

BBC’nin haberine göre Başbakanlıktan yapılan açıklamada yangın çıkan hastanenin müdürünün görevden alınacağı ve hakkında gözaltı kararı çıkarıldığı da belirtildi.

Irak'taki Kovid-19 hastanesinde çıkan yangında ölü sayısı 41'e yükseldi
Fotoğraf: AA

Polis araçları ateşe verildi

Yangının ardından hasta yakınları hastane önünde toplanmaya başladı. Reuters’ın aktardığına göre öfkeli hasta yakınları polisle çatıştı ve iki polis aracı ateşe verildi.

Nisan ayında da başkent Bağdat’da Covid-19 hastalarının tedavi edildiği bir hastanede yangın çıkmış, en az 82 kişi hayatını kaybetmiş, 100’den fazla kişi de yaralanmıştı.

Yangın nedeniyle ülkede 3 gün ulusal yas ilan edilmiş, Sağlık Bakanı Hasan el-Tamimi de istifa etmişti.