Ana Sayfa Blog Sayfa 1349

İklim krizi döngüsü: Yanan bölgeler daha fazla ısınacak

Türkiye’nin başta gözde tatil bölgeleri olmak üzere, 35 ilinde çıkan orman yangınları, birçok ormanlık alanı küle çevirdi. Yeşilden siyaha dönen bölgelerin yanı sıra, birçok vatandaş ve hayvan da çıkan yangınlar dolayısıyla zarar gördü.

Bilim insanlarının tahminlerine göre ise, orman yangınları son 20 yılda atmosfere yaklaşık 8 milyar ton karbondioksit saldı.

‘Bölgedeki ısı miktarı artıyor’

Yangınlar nedeniyle ormanlık bölgelerin renginin yeşilden daha koyu renklere dönmesinin, o bölgelerdeki ısı miktarını arttırdığını ifade eden Bahçeşehir Üniversitesi Enerji Sistemleri Mühendisliği Bölümü’nden Doç. Dr. Öğretim Üyesi Canan Acar, yanan ağaçlardan geride kalan bölgelerin daha fazla ısınacağı konusunda uyardı:

“Yangınlar nedeniyle ormanlık bölgelerin renginin yeşilden daha koyu renklere dönmesi de yangından sonra geride kalan bölgede tutulan ısı miktarını artırır. Albedo etkisi denen bu faktör açık renkli bölgelerin koyu renkli bölgelere nazaran güneşten gelen enerjiyi daha fazla yansıtması, yani daha serin olmasının nedenidir. Ağaçlar aynı zamanda serinletici olduklarından yanmaları geride kalan bölgelerin daha fazla ısınması anlamına gelir. Ortalama küresel sıcaklıkların artmasının önde gelen nedeni fosil yakıtların yakılması. Bu ısınma, yangın mevsimini uzatıyor, ormanları kurutuyor. Bu nedenle orman yangınları daha geniş alanlara daha hızlı yayılıyor ve bu yangınlar da ısınmayı hızlandırıyor. Yani ısınmanın sonuçlarının daha fazla ısınmaya yol açtığı bir kısır döngü görüyoruz.”

‘Yangın mevsimleri uzuyor’

Özellikle son zamanlarda çıkan yangınların sadece Türkiye değil tüm dünyada ekosisteme zarar verdiğini belirten Doç. Dr. Canan Acar, yangınların etkisini biyoçeşitlilik kaybı, sağlığa zararları, sera gazı emisyonlarında artış gibi birçok ciddi sonuçları olduğunu söyledi. Acar şunları söyledi:

“İklim krizi orman yangınlarının riskini ve kapsamını artırmada önemli bir faktör olmuştur. Orman yangını riski, sıcaklık, toprak nemi ve ağaçların, çalıların ve diğer potansiyel yakıtların varlığı gibi bir dizi faktöre bağlıdır. Tüm bu faktörlerin iklim krizi ile doğrudan ve dolaylı güçlü bağları vardır. İklim değişikliği, ormanlardaki organik maddenin (yangınlarda tutuşan ve alevi yayan malzemeler) kurumasını hızlandırıyor. Araştırmalar, iklimdeki krizinin daha sıcak ve kurak koşullar oluşturduğunu gösteriyor. Artan kuraklık ve daha uzun yazlar daha uzun yangın mevsimi demek ki bu da orman yangını riskini artırıyor.”

‘Atmosferdeki sera gazını artırıyor’

Orman yangınlarının sadece atmosfere karbondioksit gibi sera gazlarını salmakla kalmadığının altını çizen Doç. Dr. Canan Acar, yeşil bitki örtülerinin fotosentez ile atmosferdeki karbondioksiti emdiğini yani sera gazı miktarını düşürdüğünü söyledi.

Yangınların yok ettiği ağaçlar ve bitki örtülerinin yanması sonrasında açığa çıkan sera gazlarına ek olarak birer karbon yutağı olmamaları da ileride daha hızlı ısınma riskini tetiklediğini belirtti. Acar şöyle devam etti, “Tabi artan sera gazlarıyla birlikte ısınan gezegenimizde daha kurak ve sıcak havalar yaşanırken bu durum orman yangınlarını da tetikleyebilmektedir. Yani, orman yangınları iklim krizini etkilerken aynı anda bu krizden de etkilemektedir” dedi.

‘Harekete geçmek gerek’

“Harekete geçmeye duyulan acil ihtiyaç tarih boyunca hiç bu kadar net olmamıştı” diyen Acar, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:

“Daha büyük ve daha yoğun orman yangınları, daha fazla duman ve kirleticiye maruz kalmak demek. Orman yangınları çevrelerindeki alanlarda hava kirliliğini artırıyor ve bölgesel olarak hava kalitesine zarar veriyor. Orman yangınlarından çıkan dumanın etkileri, göz ve solunum yolu tahrişinden akciğer fonksiyonlarında azalma, bronşit, astım ve kalp yetmezliği, erken ölüm gibi çok ciddi sonuçlara kadar değişebilir. Orman yangınlarının sağlık üzerinde etkileri dumana kısa ve uzun süreli maruz kalmanın yanı sıra, pek çok farklı etmene bağlıdır. Ama bilinen şudur ki dumana maruz kalmak insanlarda sağlık sorunlarına yol açmakta, bu da doğrudan ve dolaylı olarak sağlık harcamalarını artırarak ekonomiye de zarar vermektedir. Tabi sağlık dediğimizde sadece insan sağlığını değil, aynı zamanda o ormanda yaşayan tüm canlılar açısından durumu değerlendirmeliyiz. Ormanlar birer ekosistemdir, yangınlar sadece ağaçları yakmaz böcekler, arılar, solucanlar, kuşlar ve diğer büyük küçük hayvanları da öldürür, zarar verir. Bu kayıpların bir kısmı ne yazık ki geri dönülemez. Bu nedenle insan sağlığı kadar orman içinde yaşamını sürdüren tüm canlıların yaşama hakkını düşünmeliyiz.”

‘Ormanlık alanlar kullanıma açılmamalı’

Doç. Dr. Öğr. Üyesi Canan Acar, son olarak şunları söyledi: “Unutmamak gereken bir nokta var o da küresel olarak orman yangınlarının yüzde 80’inden fazlasının nedeninin insan kastı, hatası, ihmali kaynaklı olduğu. Tabi ki daha sıcak ve kurak havalar bu yangınların hızlanması ve etkilediği alanların büyümesini tetikliyor. İklim krizi elbette mücadele etmemiz ve acilen önlemler almamız gereken bir sorun. Ama bunun yanında hepimiz doğaya bıraktığımız izden de sorumluyuz. En basitinden çöplerimizi geride bırakmamak, kibrit ve sigara izmaritlerini gelişigüzel atmamak, ormanlarımızda ateş ya da mangal yakmamak, özellikle gözetimsiz ateş yakmaktan kaçınmak, havai fişek kullanmamak yapabileceklerimizden birkaçı. Arazi kullanımı ve orman yönetimi de orman yangını riskini etkiler. Bu konuda belediyeler gibi yerel yönetimler ve hükümetlerin mera, otlak veya tarım alanı açmak için ormanlık alanların dönüştürülmesine izin vermemesi gerekir. Yanan orman alanlarının imara değil, usulüne uygun bir şekilde tekrar hayata kazandırılması da etkili bir adım olur”

Muratpaşa Belediyesi kiralanan yangın söndürme helikopteri için Bakanlık’tan onay bekliyor

Antalya‘ya bağlı Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, orman yangınlarıyla mücadelede kullanılmak üzere bir yangın söndürme helikopteri kiralamak için gerekli görüşmeleri tamamladıklarını söyledi.

Helikopterin kullanımı için Bakanlık’tan onay bekledikleri bilgisini paylaşan Uysal, “İlgili mevzuat çerçevesinde Tarım ve Orman Bakanlığının konuyla ilgili izni gerekiyor. Dün, gerekli izin ve onaylar için Bakanlığa başvurduk” ifadelerini kullandı.

Rusya merkezli firma ile görüşüldü

Belediye Başkanı Uysal, Muratpaşa Belediyesi Adalya Vakfı olarak yapılacak kiralama için bir Rus firmasıyla görüşmeleri tamamladıklarını ve 3,5 ton su kapasiteli helikopterin kiralanması için anlaştıklarını söyledi.

Ancak mevzuat gereği Tarım ve Orman Bakanlığı’nın izninin gerektiğine dikkat çeken Uysal, dün saat 18.49 itibariyle Muratpaşa Belediyesi Adalya Vakfı olarak izin ve onaylar için gerekli yazışmayı yaptıklarını açıkladı.

‘Cevap bekliyoruz’

ANKA Haber Ajansı’na konuşan Başkan Uysal, şunları söyledi: “Bütün sahalarda iş makinalarıyla, arazözlerle yangınla mücadele devam ediyor. Bu yangın hiç istenmeyecek boyutlarda genişledi ve büyüdü. Havadan mücadele gerekiyor. ‘Havadan mücadeleye nasıl katkıda bulunabiliriz’ diye iki gündür bir Rus firması ile görüşüyoruz. Havadan yangına müdahale edebilecek bir helikopter kiralanması ile ilgili mutabık kaldık. Yasal zorunluluk nedeni ile Tarım ve Orman Bakanlığımıza müracaat ettik. Dün saat 18.49 itibari ile dilekçemizi sunduk. Cevap bekliyoruz. Muratpaşa Belediyesi Adalya Vakfı aracılığıyla bu helikopteri yangınla mücadelede kullanmak istiyoruz.”

Haberin Bedeli: Temmuz ayında 49 gazeteci yargılandı, 16 gazeteci saldırıya uğradı

Gazeteciler Cemiyeti’nin Demokrasi için Medya/Medya için Demokrasi desteğiyle her ay görülen gazeteci davalarıyla ilgili hazırladığı Haberin Bedeli isimli raporun temmuz sayısı yayımlandı.

Rapora göre 49 gazeteci yargılandı, 16 gazeteci saldırıya uğradı.

Gazeteciler, haber takibinde polis saldırılarına maruz kaldı

Haberin Bedeli raporuna göre, temmuz ayında da gazetecilere dönük baskılar giderek arttı. Geçtiğimiz ay 49 gazeteci 440 yıla kadar hapis istemiyle yargılandı.

Raporda, sahadaki gazetecilere dönük fiziki saldırıların da yoğun bir şekilde arttığı vurgulandı. Raporda, konuyla ilgili şu ifadeler yer aldı:

Türkiye’de gazetecilerin karşı karşıya kaldığı baskılar her geçen gün artarak devam ediyor. Bir yandan haklarında açılan soruşturma ve davalar nedeniyle mesleğini yapamaz hale getirilmek istenen gazeteciler, diğer yandan sahada da giderek artan bir saldırı dalgasıyla karşı karşıya.

Gazetecilere dönük baskılar açısında değişen bir şeyin olmadığı Temmuz ayında da onlarca gazeteci sırf yaptığı haberler nedeniyle yargılanırken, haber takibinde de polis saldırısına maruz kaldı.”

Gazetecilere yeni davalar

Haberin Bedeli raporundaki verilere göre, temmuz ayında 17 ayrı duruşmada 49 gazeteci yargılandı. Gazetecilerin, 146 yıldan 440 yıla kadar hapis ve 200 bin TL ile 30 bin güne kadar adli para cezası istemiyle yargılandığı kaydedildi.

Yargılanan gazetecilerden birine “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasından 11 ay 20 gün hapis cezası verildi.

Raporda, aynı dönemde yeni davaların da açıldığına dikkat çekilirken, bir gazete hakkında yayımlanan haber ve yazılar gerekçe gösterilerek şikayet üzerine 1 milyon TL tazminat talebiyle dava açıldığı belirtildi.

Temmuz ayında iki gazeteci gözaltına alındı, bir gazeteci de hakkında açılan soruşturma kapsamında ifadeye çağrıldı.

‘Saldırılar Türkiye sınırlarını da aştı’

Gazetecilere dönük artan fiziki saldırılara da dikkat çekilen raporda, şu ifadelere yer verildi:

Gazetecilere dönük baskılar sadece davalar ve göz altılarla sınırlı kalmadı. Baskının bir başka boyutu olan saldırılar Türkiye sınırlarını da aştı. Hakkındaki davalar nedeniyle uzun süredir yurtdışında yaşayan bir gazeteci evinde saldırıya uğradı. Türkiye kentlerinde ise 15 gazeteci haber takibi sırasında fiziki saldırıya uğradı.”

Rapora göre, temmuz ayında gazeteciler açısından sevindirici tek gelişme haklarında verilen hapis cezalarının infazını tamamlayan iki gazetecinin tahliye edilmesi oldu.

Muğla’da son durum: Yangın kritik eşiği aştı

Muğla’da yangınları kontrol altına alma çalışmaları devam ederken, Milas Belediye Başkanı Av. Muhammet Tokat, sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşımda yangının kritik eşiği aştığını ifade etti.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ise Muğla’yla ilgili yaptığı açıklamada, 271 hastanın tedavilerinin tamamlandığını ve taburcu edildiğini kaydetti.

36 hastanın tedavisi devam ediyor

Fahrettin Koca Muğla’daki yangınla ilgili, “Tedavisi devam eden 36 hastamız var. Bölgedeki felakette bir can kaybımız oldu. 44 Ambulans, 16 UMKE ekibi, 1 mobil komuta aracı, toplam 228 sağlık profesyoneli ile sahadayız” ifadelerini kullandı.

Bakan, yangın sebebiyle toplam can kaybının dokuza yükseldiğini kaydetti.

‘Yangının bambaşka bir boyuta ulaşması olacak’

Milas Belediye Başkanı Av. Muhammet Tokat, Twitter hesabından yaptığı son paylaşımlarında yangının kritik eşiği aştığı ve siteler tarafına geçtiğini kaydetti:

Eyvah…
Yangın kritik eşiği aştı ve siteler tarafına geçti.
Böyle olacağı belliydi…
Sinirimden ağlayacağım…”

Yangın sitelere kadar ulaştı. Bu tepenin ardını aşması yangının bambaşka bir boyuta ulaşması olacak. #milasyangin”

Muğla’da son durum

Muğla’nın Milas, Bodrum ve Kavaklıdere ilçelerindeki orman yangınlarına havadan ve karadan müdahale devam ediyor.

Milas’ın Beyciler Mahallesi’nde üç gün önce başlayan orman yangını Ören Türkevleri, Çökertme, Bozolan, Fesleğen, Gökbel ve Türkevleri ile Bodrum’un Aşağı Mazı, Yukarı Mazı mahallelerindeki etkisini sürdürüyor.

Tahliye edilen ve kontrol altına alınan alanlarda soğutma çalışmaları devam ediyor.

Kavaklıdere ilçesindeki orman yangınına ise havadan ve karadan müdahale sürüyor.

Fotoğraf: AA

Kissebükü Koyu’na kadar ilerleyen alevler havadan ve karadan söndürme çalışmalarıyla kontrol altına alınmaya çalışılırken, arazözlerin yanan alanlara ulaşabilmesi için iş makineleri tarafından orman yolu açılıyor. Gönüllüler ve bölge halkı da ekiplerin çalışmalarına destek veriyor.

Muğla’nın Marmaris ile Köyceğiz ilçelerindeki orman yangınlarına havadan ve karadan müdahale sürüyor.
Armutalan Mahallesi Şirinyer mevkisindeki ormanlık alanda altı gün önce çıkan yangın, rüzgarın da etkisiyle yayılarak İçmeler, Turunç, Osmaniye, Bayır, Çiftlik, Turgut, Hisarönü ve Orhaniye mahallelerinde de etkili olmuştu.


Bodrum Yeniköy’de ise yangın yerleşim yerlerine yaklaştığı için evleri tahliye çağrısı yapıldı. Ancak, rüzgarın sebebiyle yangına müdahale güçleşiyor.

Yüksekova’daki selde dere taştı, balıklar su yüzüne çıktı

Hakkari‘nin Yüksekova ilçesinde öğle saatlerinde etkili olan sağanak, sel felaketine neden oldu.

İlçeye bağlı Akalın ve İnanlı mahallelerindeki birçok ev sel suları altında kalırken, Van- Hakkari karayoluna inen heyelan ve sel Zap Suyu‘nun taşmasına neden oldu.

Halk, balıkları topladı

Taşan Zap Suyu’nda binlerce balık ölüsü su yüzüne çıktı. Heyelanın meydana geldiği bölgede bekletilen düğün konvoyundaki vatandaşlar ise su yüzüne çıkan sağ balıkları yakalamak için birbirleriyle yarıştı. Vatandaşlar tuttukları balıkları kasa ve poşetlere doldurarak araçlarına bıraktı.

Düğüne giden İlhami Kozay, DHA’ya yaptığı açıklamada “Hakkari’ye düğüne gidiyorduk. Ancak heyelan nedeniyle karayolu kapandı. Biz yolda beklerken Zap suyuna binlerce balık su yüzüne çıktı. Araçlarda olan poşet ve sebze kasalarıyla balık tutmaya çalışıyoruz. Şu an balık tutma yarışı var. Şimdiye kadar 40 kilo balık tuttum” dedi.

Fotoğraf: Yaşar Kaplan/DHA

Art arda sel felaketleri

Yüksekova’nın Duraklı köyünde dün de sel felaketi yaşanmıştı. Sel, ekili tarım arazileri ve bahçelere zarar vermiş, ağaçları devirmiş ve köy yolunun çökmesine neden olmuştu.

Selin ardından bölgeye sevk edilen iş makineleri yoğun çalışma yürütürken, köyde hasar tespit çalışmalarına başlandı.

Dersim’de ormanlık alanlara giriş çıkışlar yasaklandı

Dersim’de başlatılan askeri operasyonda Dereköy ve Gedikler (Geşnek) köylerinde açılan ateş sonucunda başlayan ve dört gündür aralıksız devam eden yangınların ardından Valilik ormanlara giriş çıkışların yasaklandığını duyurdu.

Dersim merkezden yangını söndürmeye giden belediye ekipleri ve yurttaşlar, Hozat girişinde askerler tarafından engellenmişti. Askerler, yangının çıktığı alanın “özel güvenlik alanı” olmasını gerekçe göstererek yolu trafiğe kapatmıştı.

Kent merkezi ve beş ilçede yasak

Tunceli Valiliği tarafından yapılan açıklamada kent merkezinde Çalkıran, Pınar Köyü, Çiçekli, Dalören, Vezgür, Aktuluk, Munzur Vadisi; Hozat ilçesinde Aliboğazı, Semuşağı, Karaçavuş, Yenibaş, Boydaş, Çakmaklı; Ovacık ilçesinde Karataş, Buzlutepe, Karaoğlan; Pülümür ilçesinde Kabayel, Mezra, Kızılmescit, Salördek, Pülümür Vadisi; Nazımiye ilçesinde Büyükyurt, Alacık, Çıralı, Bezik Ormanları, Doğantaş, Dereova, Yiğitler; Mazgirt ilçesinde ise Dallıbel ormanlık alanlarına giriş ve çıkışın yasaklandığı ifade edildi.

‘Ateş yakılması yasak’

Yetkili kurumlarca belirlenmiş piknik ve mesire yerleri ile tabiat parkları dahil ormanlık alanlarda mangal, semaver ve ateş yakılmasına müsaade edilmeyeceği vurgulanan açıklamada, şu ifadeler yer aldı:

“Avcı ve çobanların ateş yakmasının önlenmesi için Tunceli Orman İşletme Müdürlüğü, Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü, Jandarma Komutanlığı, Emniyet Müdürlüğü personeli ve mahalle muhtarlıklarınca koordinasyon ve kontrol sağlanacaktır. Ormanlık alanlar ile civarında izin verilen yerler haricinde 01.09.2021 tarihine kadar kamp yapılmasına ve saat 20.00’den sonra piknik ve benzeri faaliyetlere müsaade edilmeyecektir.

“Orman ve ormanlık alanların civarındaki yerlerde anız veya bitki örtüsü (bağ ve bahçe artığı, ot, dal ve benzeri şeyler yakılmasına müsaade edilmeyecektir. Ormanlık alanlara yakın yerlerdeki düğün ve benzeri organizasyonlarda orman yangınlarına neden olabilecek havai fişek ve dilek balonu gibi yanıcı madde kullanmasına müsaade edilmeyecektir.”

Açıklamada son olarak yasak kararlarını çiğneyen kişiler hakkında adli ve idari işlem yapılacağı belirtildi.

 

Kayseri’deki Yay Gölü kurudu

Kayseri’nin Yeşilhisar ilçesinde bulunan ve 20 kilometre alana sahip Yay Gölü, insan kaynaklı iklim krizi nedeniyle yağışların azalması ve sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi sonucunda kurudu.

Barındırdığı 301 kuş türüyle Manyas Gölü‘nden sonra Türkiye’nin ikinci önemli kuş cenneti olan Sultan Sazlığı‘nın yakınındaki Yay Gölü, susuz kaldı.

‘Flamingoların yüzde 70’i göç etti’

Yeşilhisar Sultan Sazlığı Koruma ve Yaşatma Derneği Başkanı Atasoy, DHA’ya yaptığı açıklamada “Şu an geçen yıllara oranla küresel ısınma ve yağmurların olmaması nedeniyle doğal bir kuraklık var. Bundan dolayı da Yay Gölü, yüzde 100 etkilendi ve kurudu. Yay Gölü çevresinde su olmaması nedeniyle flamingoların yüzde 70’i suların olduğu bölgeye göç etti. Geçen yıllara oranla su noksanlığı var. Son 5 yıl içinde göl ilk kez kurudu. Kurumasının temel nedeni de yağışların bölgede olmaması” dedi.

Yaşanan kuraklığı yetkililere bildirdiklerini söyleyen Atasoy, “İstişarelerimiz oldu. Yetkililer bölgede yağışın olmaması, tarım alanının çok fazla olması nedeniyle bölgeyi etkilediğini söylediler. Son 5 yıldır bölgemizde istenilen düzeyde yağış olmadı. Bu da beraberinde kuraklığı ve göllerde kurumayı getirdi. Yay Gölü yakınındaki Sultan Sazlığı, risk altında değil ancak su seviyesi geçen yıllara oranla daha az” dedi.

Yangından dolaylı etkilenen çocuklar için neler yapılabilir?

Çocuk hakları alanında çalışmalar yürüten Nirengi Derneği, yangından dolaylı olarak etkilenen çocuklar için neler yapılabileceğine dair bir bilgi notu hazırladı.

“Türkiye’de ve dünyada meydana gelen yangınlar tıpkı diğer doğal afetler gibi çocuklar için de yetişkinler gibi tanık olunması zor deneyimler” ifadeleri kullanılan bilgi notunda ebeveynler ve bakım verenler için şu önerilere yer veriliyor:

  • Bu tür travmatik olaylar sonrasında çocuk ve ergenler üzüntü, kaygı, korku gibi duygular yaşayabilir; yetişkinlerin onları sakinleştirmesine ihtiyaç duyabilirler.
  • Sosyal medya ve iletişim kanallarından maruz kalınan görüntüler ve bilgiler çocuklar için oldukça travmatize ögeler olabilmektedir. Çocukların bu içeriklere maruz kalması olabildiğince önlenmelidir.
  • Çocuklar bu süreç hakkında sık sık sorular sorulabilir, aynı açıklamaları tekrarlayan şekilde duymak isteyebilirler. Bu soruları tutarlı ve şefkatli şekilde, kafa karıştırmadan yanıtlamaya çalışmak gerekmektedir, bilinmeyen bir konuda birlikte araştırma önerilmelidir.

‘Konuşma isteği bastırılmamalı’

  • Konuşmayı isteyen çocuğun bu isteği bastırılmadan desteklenmeli, paylaşımları cesaretlendirilmelidir.
  • Çocuğun daha önce zor zamanlar yaşadığında onlarla nasıl başa çıktığı konusunda sohbet etmek, başa çıkma yöntemlerini vurgulamak psikolojik dayanıklılığını geliştirmek konusunda destek olacaktır.
  • Dokumak, göz teması kurmak, sarılmak, kısa yürüyüşlere çıkmak, birlikte nefes egzersizleri yapmak, sakin bir ses tonuyla konuşmanın iyileştirici etkisini kullanmak destekleyici olabilir.

‘Yaşam rutinlerini devam ettirin’

  • Güvende hissetmesini desteklemek için eğer mümkünse çocuğun normal yaşam rutinlerinin çok bozulmadan devam etmesini sağlamak da faydalı olacaktır.
  • Doğanın daha çok korunması için aile olarak neler yapabileceğinizi birlikte konuşabilir, beraber uygulamaya başlayabilirsiniz. Bu yolla bir şeylerin yoluna gireceği inancı da pekişecektir.
  • Çocuklar travmatik deneyimler sonrasında oyunlarında sık sık olayları canlandırabilirler. Bu aileleri bazen korkutsa da sanılanın aksine çocukların sakinleşmek için kullandıkları iyi bir yoldur. Oyunun iyileştirici gücüne izin verilmeli bu oyunlar durdurulmamalıdır.
  • Uzun süreli uyku ve iştah durumunda değişimler, günlük rutininde bozulmalar, kaygıyla ilişkili olarak gece kabusların eşlik etmesi ve çocuklar için tek uyumada güçlük, alt ıslatma, huy değişimleri gözlemlendiği takdirde bir uzmandan destek almak faydalı olacaktır.

Yıllık enflasyon 26 ayın zirvesine çıktı

Türkiye İstatistik Kurumu, (TÜİK) temmuz ayı enflasyon rakamlarını açıkladı. Açıklanan rakamlara göre, yıllık enflasyon yüzde 18,95 oldu ve 26 ayın zirvesine çıktı.

Bununla birlikte, 2003 yılında kaydedilen yüzde 23,59’luk enflasyonun ardından en yüksek temmuz enflasyonu da gerçekleşmiş oldu. Üretici fiyat endeksi de temmuzda bir önceki aya göre yüzde 2,46 arttı.

En düşük artış alkollü içecek ve tütünde

Yıllık en düşük artış yüzde 1,80 ile alkollü içecekler ve tütün grubunda yaşanırken, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın düşük olduğu diğer ana gruplar sırasıyla, yüzde 4,41 ile haberleşme, yüzde 8,54 ile giyim ve ayakkabı ve yüzde 10,61 ile eğitim oldu.

Bir önceki yılın aynı ayına göre artışın yüksek olduğu ana gruplar sırasıyla, yüzde 24,92 ile gıda ve alkolsüz içecekler, yüzde 24,62 ile ulaştırma ve yüzde 22,70 ile ev eşyası oldu.

Sanayinin dört sektörünün yıllık değişimleri

Sanayinin dört sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 34,35, imalatta yüzde 47,86, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 15,10, su temininde yüzde 28,34 oldu.

Ana sanayi gruplarında ise yıllık değişimlerde ara malında yüzde 57,23, dayanıklı tüketim malında yüzde 31,58, dayanıksız tüketim malında yüzde 31,44, enerjide yüzde 42,42, sermaye malında yüzde 31,38 artış meydana geldi.

Yıllık en düşük artış; yüzde 11,51 ile giyim eşyası, yüzde 13,86 ile deri ve ilgili ürünler, yüzde 15,10 ile elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımında yaşandı.

Ham petrol ve doğal gaz yüzde 120,24, kok ve rafine petrol ürünleri yüzde 110,98, ana metaller yüzde 108,50 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler oldu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Şahap Kavcıoğlu, geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada, enflasyonda yükselişin geçici olduğunu, yıl sonunda yavaşlama beklendiğini ve politika duruşunun enflasyon üzerinde belirlenmeye devam edeceğini söylemişti.

Orman yangını ile karşılaşırsak ne yapmamız gerekir?

İklim krizinin yol açtığı sıcak dalgaları ve kuraklık ile mücadele eden Türkiye’nin özellikle güney kesimlerinde başlayan ve bir haftadır kontrol altına alınamayan yangınların sıcak dalgasının etkisini artırmasıyla birlikte daha fazla yayılması bekleniyor.

Arama Kurtarma Derneği (AKUT) Eğitim Birimi ise yangın ile karşılaşma anında neler yapılması gerektiğine dair yazılı bir açıklama yayınladı. Açıklamada yangınla karşılaşan vatandaşların hangi durumda ne yapması gerektiği şu şekilde açıklandı:

İhbar et

Orman yangını gördüğümüz an derhâl 112’yi aramalıyız. Yangının meydana geldiği mevkiyi olabildiğince açık ve anlaşılır bir tarifle yetkililere bildirmeliyiz.

Telefonumuzla konum gönderme şansımız varsa yetkililere bölgenin konumunu iletmeliyiz. Görüşmemiz bittikten sonra telefonumuzun bataryasını idareli kullanmalıyız.

Söndürebileceksen müdahale et

Alevlenme henüz tek başımıza müdahale edebileceğimiz aşamada ise yeşili bol dal parçası ile ateşi söndürmeliyiz.

Zemin uygunsa ateşe toprak serpmek de alevleri söndürmemize yardım edecektir. Alevler kesilmiş olsa bile ateşin tamamen söndüğüne emin olmalıyız.

Söndüremeyeceksen derhal uzaklaş

Bizim müdahalemizin yetersiz kalacağına emin olduğumuz durumlarda, yetkililere ihbarda bulunduktan ve bölgenin dijital konumunu paylaştıktan hemen sonra sakin olmaya çalışarak oradan hızla uzaklaşmalıyız.

Kaçış için kullanacağımız rotayı belirlerken yangının meydana geldiği arazinin tipine göre karar vermeliyiz. Kaçarken yoğun dumana maruz kalıyorsak ağzımızı ve burnumuzu mümkünse ıslak, değilse kuru bir bez ile kapamalıyız.

Düz alanda yakalandıysak

Derhâl rüzgârın yönünü tespit etmeliyiz. Rüzgâr bizim olduğumuz yöne doğru esiyorsa rüzgârı arkamıza alarak hızla en yakın açık alana koşmalıyız.

Yangının yakınından geçmeye mecbursak ve yanan alanının yüzeyi çok büyük değilse yangının sağ ve sol kollarını kontrol ederek alevlerin daha az olduğu koldan bölgeyi terk etmeliyiz. Kesinlikle yangının merkezine doğru hareket etmemeliyiz.

Vadide yakalandıysak

Vadilerde rüzgârla birlikte hava akımı oluştuğundan yangın rüzgârın etkisiyle vadi tabanından yukarıya doğru bir rota çizecektir. Bu tür bir durumda rüzgârın ters istikâmetine doğru koşarak vadinin alt kısımlarına inmeli ve hızla en yakın açık alana ulaşmalıyız.

Yangının devam ettiği vadi yamaçlarını kaçış rotası olarak kullanmaktan kesinlikle kaçınmalıyız.

Engebeli arazide yakalandıysak

Sırtlar ve sırt arkaları, rüzgârın etkisini yitirdiği veya aksi yönde esen rüzgârların kendini gösterdiği bölgeler olduğundan, kısa vadede en uygun korunma alanlarıdır.

Bu nedenle engebeli arazide karşılaştığımız yangınlarda öncelikle derhâl en yakın sırtın arka tarafına geçmeli, ardından yangının aksi yönündeki en yakın açık alana doğru hızla koşmalıyız.

Dere kenarında yakalandıysak

Alevler dar dere yataklarında ve kutu dere yataklarında bakıyla paralel daha hızlı ilerleme eğiliminde olduğundan dere yataklarına paralel kaçış rotası oluşturmaktan kaçınmalıyız.

Kanyonda yakalandıysak

Rüzgâr arkamızdan geliyorsa ve yangın önümüzdeyse kanyon baca görevi göreceğinden alevler kanyonun dar yönüne doğru hareket edecektir. Bu nedenle hızla alevlerin tersi yönüne kaçmalı ve mümkün olduğunca kanyonun en geniş bölgesine inmeliyiz.

Kaçarken aşırı ısınmadan dolayı oluşabilecek kaya parçalanmalarına ve ağaç devrilmelerine dikkat etmeli, özellikle başımızı koruyarak yürümeliyiz. Kanyonda ilerlememiz mümkün değilse ve civarda mevcutsa kapalı ya da kısmen kapalı mağara odacıklarına sığınmalıyız. Mağara odalarına sığınırken bilmediğimiz rotada ilerlemekten kaçınmalıyız.

Tatil beldesinde yakalandıysak

Yetkililerin uyarılarına birebir uyarak bölgeyi en yakın ve en güvenli yoldan terk etmeliyiz. Yangına yakalandığımız bölge deniz kenarındaysa ve yollar kapanmışsa rotamızı rüzgâra göre oluşturmalıyız. Rüzgâr denizden karaya doğru esiyorsa deniz kenarında kalıp kurtarılmayı beklemeliyiz.

Rüzgâr karadan denize doğru esiyorsa, yollar kapanmışsa ve kaçacak başka bir güzergâh yoksa belli bir seviyeye kadar denize girebiliriz. Su yüzeyinde alev dilleri oluşursa tüm bedenimizle suyun altına girip nefesimizi tutabildiğimiz oranda beklememiz hayatta kalma şansımızı artıracaktır.

Yangın ortasında kaldıysak

Kaçma imkânını tümüyle kaybettiğimiz durumlarda etrafta bir çukur varsa içine girmeli; çukur yoksa en geniş alevsiz alana geçerek kendimiz mümkün olduğunca derin bir çukur kazıp içine girmeliyiz.

Bu esnada çıkan nemli toprağı koruyucu işlevinden dolayı üzerimize serpmemiz, hayatta kalma şansımızı artıracaktır. Yüzümüzü nemli bir bezle kapamamız mümkünse tüm yüzümüzü örtmeli, böylelikle yayılan gazdan olabildiğince korunmalıyız.

Spor ve doğa aktiviteleri sırasında

Doğa sporları ve sair doğa aktiviteleri ile ilgileniyorsak bu tür aktivitelerde yanımızda bulunması için ısıya dayanıklı yangın battaniyeleri, ısıya dayanıklı 1-2 m²’lik brandalar ve maske temin etmemiz büyük önem arz etmektedir.

Yangına bu gibi bir aktivite esnasında maruz kaldıysak ve kaçabileceğimiz alan yoksa kazacağımız çukurun içine girip üzerini ısıya dayanıklı bu materyallerle kapatarak ve maskemizi takarak kendimize nispeten güvenli bir bölge oluşturabiliriz.