Ana Sayfa Blog Sayfa 1303

Kum zambaklarına zarar veren belediye, halkı zambaklara zarar vermemesi için uyardı

Samsun‘da Alaçam ilçesi Geyikkoşan sahilinde iki ay önce kum temizleme aracıyla kum zambaklarını kopardığı iddia edilen Samsun Büyükşehir Belediyesi, dün sahil girişine “Kum zambağı doğal yetişme alanındasınız” ibaresi yazılı tabelalar astı.

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Samsun Milletvekili Erhan Usta ve Bedri Yaşar, belediyeye yönelik iddialar üzerine konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisi‘ne (TBMM) taşımıştı.

Belediye Başkanı uyarmıştı

Koruma altındaki kum zambaklarının Samsun Büyükşehir Belediyesi ekipleri tarafından kum temizleme aracıyla yok edildiğine dair tepkiler üzerine, belediye ekipleri olaydan 20 gün kadar sonra bölgeye giderek kum zambaklarına bakım yapmıştı.

Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir de sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşımda, kum zambaklarının koparılmasının yasak olduğunu belirtmiş ve zambakların korunması gerektiği konusunda vatandaşları uyarmıştı.

Kum zambaklarının korunmasına yönelik açıklama

Belediye tarafından konuyla ilgili yapılan basın açıklamasında, Büyükşehir Belediyesinin kum zambaklarına zarar verilmemesi için denetimlerine devam ettiği kaydedildi ve şu ifadeler kullanıldı:

Büyükşehir Belediyesi koruma altında olan kum zambaklarına zarar verilmemesi için denetimlerine devam ediyor. Nesli tükenme tehdidi altındaki kum zambaklarının ülke dışına çıkarılması suç. Ticari kazanç için sökenlere de Çevre Kanunu kapsamında 77 bin TL para cezası kesiliyor. Kum zambaklarının doğal yaşam alanı olan kıyı sahillerinde, bitkinin korunması amacıyla vatandaşları bilgilendirici ve uyarıcı tabelalar asıldı. Zambakların bulunduğu kumsallarda ateş yakılmamasını, araçla ve evcil hayvanlarla girilmemesi gerektiğine dikkat çeken yetkililer, dünya mirası bitkinin korunması için vatandaşlardan ilgi ve destek bekliyor.”

Yeşil Gazete -Açık Radyo işbirliği: Yeşil Havadis yarın yayında

Yeşil Gazete ve Açık Radyo‘nun işbirliği, yeni bir aşamaya geçiyor. Yeşil Gazete gönüllüleri Selin Uğurtaş ve Arca Yılmaz‘ın hazırladığı “Yeşil Havadis” yarın, (28 Ağustos Cumartesi) Açık Radyo dinleyicilerine ilk kez merhaba diyecek.

Her hafta 95.0 frekansından, aynı saatte yayınlanacak programda; Yeşil Gazete’nin bir hafta boyunca ele aldığı, odaklandığı ve özel haberleriyle gündeme getirdiği “Yeşil Gündem”in yanı sıra, haftaya damgasını vuran olay veya olaylarla ilgili konunun uzmanlarıyla, aktivistlerle ve bilim insanlarıyla röportajlar, geçen haftanın bizi “en sevindiren”, “en çok üzen”, “en şaşırtıcı” haberleri, su, enerji, gıda, hava gibi gündelik yaşamımızın temelleriyle ilgili pek bilinmeyen enteresan bilgiler yer alacak.

Yeşil Havadis’te, ele aldığımız konularla ilgili müzik eserlerini de dinleme fırsatı bulabileceksiniz.

Açık Radyo ve Yeşil Gazete işbirliğinin bu son adımının, dinleyicilerimiz tarafından da beğenileceğini umuyoruz.

 

Viki Yeryüzünü Seviyor yarışmasının Türkiye kazananları belli oldu [Foto Galeri]

Doğal miras alanlarının fotoğraflarının yarıştığı Viki Yeryüzünü Seviyor bu sene Türkiye’de ikinci kez düzenlendi.

Engin Tavlı’nın, Rize‘nin Çamlıhemşin ilçesindeki görkemli Zilkale fotoğrafı manzara kategorisinde, Mehmet Karaca’nın gelinböceği fotoğrafı yakın çekim kategorisinde birinciliğe değer görüldü.

Arif Miletli‘nin Meke Gölü fotoğrafı ikinci, Gürhan Şahin‘in Kapadokya fotoğrafı ise üçüncü oldu.

Fotoğraf: Mehmet Karaca/Wikimedia Commons

2440 fotoğraf yarıştı

Her ülkede yerel Vikipedi toplulukları tarafından düzenlenen Viki Yeryüzünü Seviyor fotoğraf yarışmasında, o ülkenin doğal miras alanlarında çekilmiş ve Vikipedi’nin kardeş projesi Wikimedia Commons sitesine açık lisansla yüklenmiş fotoğraflar yarışıyor.

Vikipedi maddelerini görsel açıdan zenginleştirmeyi sağlayan yarışma bu sene 35 ülkede düzenlendi. Türkiye’de 2440 fotoğraf yarıştı.

Arif Miletli- Meke Gölü/Wikimedia Commons

Viki Yeryüzü Seviyor –Türkiye yarışmasını düzenleyen Vikipedi topluluğu üyeleri, katılımcıların yükledikleri Türkiye’deki millî park, tabiatı koruma alanı, tabiat anıtı, tabiat parkı fotoğraflarının Vikipedi’nin 300’den fazla dil sürümünde serbestçe kullanılabileceğini söylediler.

Organizasyon komitesi, yarışmaya katılan her fotoğrafın ülkemizin doğal güzelliklerini dünyada tanıtmaya katkısı olduğunu vurgulayarak tüm katılımcıları birbirinden güzel fotoğrafları ile sağladıkları destekten ötürü tebrik etti.

 

Gürhan Şahin- Kapadokya/ Wikimedia Commons

İlk üçe giren fotoğraflarla birlikte jürinin belirlediği toplam 15 fotoğraf Uluslararası Viki Yeryüzünü Seviyor Yarışması’na katılacak.

Jürinin belirlediği, uluslararası yarışmaya gönderilecek on beş fotoğraf arasında Ağrı Dağı, Kaçkarlar, Aldağlar, Beyşehir Gölü’nde çekilmiş fotoğraflar yer alıyor.

Fotoğrafların tamamına bu adres üzerinden ulaşabilirsiniz.

Seraponcebe- Renkler/ Wikimedia Commons

 

Engin Tavlı-Kemerli Kaçkar /Wikimedia Commons
Engin Tavlı- Ağrı Dağı/Wikimedia Commons
Engin Tavlı- Gelin Mantarı /Wikimedia Commons
Murat Özçelik/ Wikimedia Commons
Ender Gürel-Büyükgöl/Wikimedia Commons
Ekrem07- Beyşehir Gölü /Wikimedia Commons
Mustafa Orhon- Deniz Gölü /Wikimedia Commons
Engin Tavlı- Çamlıhemşin/Wikimedia Commons
Prodronemovie/ Wikimedia Commons
Murat İlhan- Işıklı Göl/Wikimedia Commons

TBB’den iklim kriziyle mücadeleye ilişkin açıklama: Bir politika belgesi oluşturulmalı

Türkiye Barolar Birliği‘nin (TBB) internet sitesinde Türkiye Barolar Birliği Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu adına Avukat Gökhan Candoğan imzasıyla “İklim Değişikliği ile Mücadelenin Hukuki Alt Yapısına İlişkin Açıklama” başlıklı bir yazı yayımlandı.

Açıklamada, iklim krizi konusunda alınacak yönetimsel karar ve süreçleri oluşturmak ve takip etmek için yeni bir kurumsal yapının zorunluluk olduğu kaydedildi.

‘Bir politika belgesi oluşturulmalı’

İklim kriziyle ilgili dünyada yapılan çalışmalara değinilen açıklamada, Türkiye’nin de bir eylem planı belirlemesi gerektiğine işaret edildi:

Bugün Türkiye’nin karşılaştığı sorunun mevcut, bilinen çözümleri, kurum ve ilkeleri geçersiz kıldığını düşündüğümüzde; ulusal bir katılım ve mümkün olan en büyük oydaşlıkla bir büyük buluşma gerçekleştirilerek bir politika belgesi oluşturulması, bir eylem planı belirlenmesi ve iklim değişikliği olgusu temelinde alınacak bütün
yönetimsel karar ve süreçleri oluşturmak ve takip etmek üzere yeni bir kurumsal yapı tesisi kaçınılması mümkün olmayan bir zorunluluk olarak görülmektedir.”

‘Katkı vermek için istekli ve gönüllüyüz’

Açıklamada, uzmanların bilgi ve görüşleri doğrultusunda atılması gereken adımları hızlı, doğru ve hukuk devletine uygun bir şekilde atmak için istekli olunduğunun da altı çizildi:

İklim değişikliğini hiç gündeme getirmeden, hatta yok sayarak, yönetimi suçlamak da, kendi sorumluluk/yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğini sorgulamaksızın bütün suçu iklim değişikliğine atmak da yersiz, karşı karşıya kaldığımız sorunun büyüklüğü karşısında manasız tepkilerdir. Türkiye ve Dünya için büyük resme odaklanmamız gerekmektedir.

Türkiye Barolar Birliği olarak, işin esasına dair değerlendirme ve tartışmaları uzmanlarına bırakmak, uzmanların bilgi, deneyim ve görüşleri doğrultusunda atılması gereken adımları hızlı, doğru ve hukuk devletine uygun bir şekilde atmak adına gerekli tüm düzenlemelerin oluşturulmasına katkı vermek için istekli ve gönüllü olduğumuzu, bir kez daha buradan tüm Türkiye’ye ifade etmek isteriz.”

Karbon salımını azaltmak için çalışmalar

TBB, karbon salımını en aza indirmek için neler yapabileceklerine dair bir arayış içinde olduklarını da belirtti:

Bu işin hepimize bir sorumluluk verdiğinin kabulü ile TBB tarafından gerçekleştirilen faaliyetlerden kaynaklı karbon salınımlarını en aza indirmek için neler yapabileceğimize dair bir arayış sürecinde olduğumuzu, hem karbon salınımlarını azaltmak hem de mevcut salınımların güvenli bir şekilde depolanabilmesi için ağaç dikme etkinliklerini sürekli hale getirmek için Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu’muzun çalışma yapmakta olduğunu bildiririz.

Açıklamanın tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Zorava Çayı’nda planlanan HES’e karşı yapılacak eyleme polis engeli

Haber: Metin YOKSU

*

Siirt‘tin Eruh ilçesine bağlı Kuşdalı ile Bilgili Köyü mevkiinde yer alan Zorava Çayı üzerinde yapılmak istenilen hidroelektrik santrale (HES) karşı düzenlenmek istenen basın açıklaması Siirt Valiliği‘nin engeline takıldı.

Siirt Merkezdeki Sakarya Mahallesi‘nde Gap Taksi durağında yapılmak istenilen basın açıklamasına emniyet görevlileri “valiliğin izni yok” gerekçesini göstererek izin vermedi.

‘Bari siz sesimizi duyurun’

Açıklamın yapılacağı bölgede kolluk kuvvetlerinin ablukası dikkat çekerken köylüler yapamadıkları basın metnini basın mensupları ile paylaşarak “sesimizi duyuramadık bari siz sesimizi duyurun” dedi.

Zorava’ya Dokunma Platformu‘nun imzasıyla yayınlanan açıklamada “Bizler çocuklarımıza bir yudum gelecek sunmak için gecesini gündüzüne katarak Zorava Çayı’nda damlayan dalgaları aşa dönüştüren emektarlarız” ifadeleri yer aldı.

‘Çağ dışı kalmış bir yöntem’

Açıklamanın devamında ise şu ifadeler kullanıldı: ” Gözleri para hırsı bürümüş para baronlarına yönelerek HES gibi artık çağ dışı kalmış enerji üretme yöntemlerini bıraktığını bilincindeyiz. Bu bilinçle haykırıyoruz ki bizler bu yöntemin son kurbanları olmayacağız.

Bizler topraklarımıza HES’leri inşaa etmedikleri taktirde enerjisiz kalmayacaklarını ancak sularımıza HES’leri kurarak bizim yaşam enerjimizi tüketeceklerini biliyoruz. Yaşam enerjimizi korumaya dönük her türlü hukuki yollara başvuracağımızı, onların başvuracağı hangi ayak oyunu olursa olsun onlarla baş edeceğimizi bilmelerini isteriz.”

Enerji üretmenin alternatifi olduğu ancak Zorava’nın alternatifi olmadığı belirtilen açıklamada “Bir Zorava’yı öldürüp başka Zorava’ları yeşertemezsiniz. Onun için diyoruz ki vazgeçin bu inattan başka kapılara diyoruz. Biz bu topraklarımızı satılacak mal değil Sevda bekledik. Bu topraklara aşkla tutunduk. Canımız gibi baktık. Candan öteye geçtik. Bu topraklar hatıralarımız ile dolu, tarihsel bir mirastır. Size kuru bir toprak yaşlı bir kütük küçük bir su akıntısı gibi görünen bize koca bir tarihtir. Bize yaradanın bahşettiği bir sanattır. Sizin için harcanacak bozuk paradır. Bize çocuklarımızın geleceğidir” denildi.

‘Zorava nefesimizdir, dokunmayın’

Mahkeme tarafından red edilmesine rağmen türlü oyunlar ile İl Özel İdare Meclisi tarafından tekrar hayata geçirilmek istenen HES’e karşı tüm demokratik haklarını kullanacaklarını belirten Platform açıklamasına şu ifadelerle devam etti:

Bililiyoruz ki bizler yalnız değiliz. Vicdan sahibi olan doğaya azıcık saygı olan ve ben insanım diyen herkes bu doğa katliamına karşıdır. Bu konuda da bizlerledir. Bu nedenle meclisin aşmış olduğu bu kararından vazgeçmesini istiyoruz.

Biliyoruz ki bizlerle olmayıp doğayı katledenlerin dostu olanlar ve hatta bu duruma sessiz kalanların da gelecekteki yarınlarımız tarafından affedilmeyecektir. Biliyoruz ki Zorava nefesimizdir. Dokunmayın.

Yeşiller Partisi’nin kuruluşunun engellenmesi Meclis gündeminde

DEVA Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, kuruluşları İçişleri Bakanlığı gerekli evrakları teslim etmediği için bir yıla yakın süredir hukuksuz bir şekilde engellenen Yeşiller Partisi‘ni Meclis gündemine taşıdı.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu‘nun yanıtlaması istemiyle verilen soru önergesinde “Siyasi Partiler Kanunu’nun 8’inci maddesinin 3 ve 5’inci fıkralarındaki hükümlere rağmen kuruluş belgelerini 21 Eylül 2020 tarihinde sunan Yeşiller Partisi’ne aradan geçen 11 ayda ‘alındı belgesi’ verilmediği ve böylece partinin tüzel kişilik kazanmasının engellendiği iddia edilmektedir” ifadeleri kullanıldı.

Söz konusu maddenin fıkralarında “Siyasi partiler, aşağıda belirtilen bilgi ve belgelerin İşçileri Bakanlığı’na verilmesiyle tüzel kişilik kazanırlar” ve “Bilgi ve belgelerin alındığı anda, İçişleri Bakanlığınca bir alındı belgesi verilir” hükümleri yer alıyor.

‘Gerekçesi nedir?’

Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, bu bilgi ışığında aşağıdaki soruların cevaplanmasını talep etti:

  1. Yeşiller Partisi 21 EEylül 2020 tarihinde gerekli belgeleri ile İçişleri Bakanlığı’na bildirimde bulunmuş mudur?
  2. Parti kuruluş bildirisinin alındığı anda verilmesi gereken ‘alındı belgesi’nin Yeşiller Partisi’ne verilmediği iddiası doğru mudur?
  3. Bildirim anında verilmesi gereken ‘alındı belgesi’ Yeşiller Partisi’nin kuruluş bildirimini yaptığı tarih üzerinden 11 ay geçmiş olmasına rağmen kendilerine verilmemişse neden verilmemiştir ve partinin tüzel kişilik kazanması hangi gerekçelerle engellenmektedir?

Neler yaşandı?

Yeşiller Partisi kuruluşlarını bildirmek amacıyla 21 Eylül’de Siyasi Partiler Kanunu’nun 8’inci Maddesi’nde talep edilen belgeleri İçişleri Bakanlığı’na teslim etti.

Ancak İçişleri Bakanlığı “alındı belgesi” vermeyerek partinin tüzel kişilik kazanmasını sekteye uğrattı.  Partinin kurucu üyeleri ve avukatlarının defalarca telefonla ve bakanlık binasına giderek yetkililerle görüşme talebi, CİMER üzerinden yaptığı başvuru ve resmi yazışmalar yanıtsız kaldı.

Yargıya taşındı

Bu gelişmelerin ardından Yeşiller Partisi durumu yargıya taşıdı. İdari Mahkeme’de açılan davanın reddedilmesi sonrası parti Asliye Mahkemesi’ne yönlendirildi. Ayrıca, İçişleri Bakanlığı’nda görevli iki bürokrat hakkında da “görevi ihmal” suçlamasıyla suç duyurusunda bulunuldu. Parti, buna karşı verilen takipsizlik kararına da yine itiraz etti.

Ankara’daki İçişleri Bakanlığı’nı ziyaret eden Yeşiller Partisi, yapılan görüşmede İçişleri Bakanlığı yetkilileri, Yeşiller Partisi’nin hem Bakanlığı hem de Bakanlık görevlilerini dava etmiş olmasını gerekçe göstererek kuruluşunu beklettiklerini söyledi.

Çifte standart

Öte yandan İYİ Parti İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ’ın partisinden istifa ederek kurduğu Zafer Partisi, başvuru belgelerinin verildiği aynı gün içerisinde ‘alındı belgesi’ni teslim alabildi.

Yeşiller Partisi Eş Sözcüsü Koray Doğan Urbarlı “Ümit Özdağ belgelerini teslim ediyor. Bir memur da değil, doğrudan genel sekreter o bizden aylardır sakladıkları alındı belgesini veri veriyor. Bu çifte standarta diyecek şeyiniz var mı Sayın Süleyman Soylu?” tepkisini gösterdi.

Çin verdiği iklim taahhüdüne rağmen altı ayda 24 kömürlü santral projesine onay verdi

Çevre örgütü Greenpeace, Çin‘in yerel yönetimlerinin 2021 yılının ilk yarısında verdiği kömür santrali onaylarının yüzde 80 azaldığını açıkladı.

Ancak bu iyimser tabloya rağmen yerel yönetimler yılın ilk yarısında 5,2 GW kapasitesinde 24 yeni kömür yakıtlı elektrik santraline onay verdi.

‘Kömür konusunda karışık sinyaller’

Greenpeace Doğu Asya’nın Pekin merkezli proje lideri Li Danqing, “Kömür konusunda hala karışık sinyaller var. Bu da finansal ve çevresel risklere yol açar” ifadelerini kullandı.

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, BM Genel Kurulu 75’inci oturumunda yaptığı konuşmada, ülkenin 2030 yılına kadar karbon emisyonlarını zirveye çıkaracağını 2060 yılına kadar da karbon nötrlüğüne ulaşacağını duyurmuştu.

Elektrik arzını gerekçe gösteriyorlar

Devlet Başkanının açıklamalarından bu yana yerel yönetimlerin yeni kömür projelerinin onaylarını yavaşlattığını belirten Danqing “Ancak eyaletler açıkça kömüre mali destek bekliyorlar” ifadelerini kullandı.

Eyaletlerin yeni projeleri onaylarken temel argümanları ise “uzun vadeli elektrik arzının güvence altına alınması”. İklim krizinin neden olduğu sıcak dalgaları Guangzhou ve Xi‘an şehirlerinde elektrik arz krizlerine neden oldu. En çok kömür projesini öne süren iller de Shaanxi, Guangdong, Gansu ve Guizhou oldu.

‘Yeni enerji sistemleri incelenmeli’

Danqing “Kömür kapasitesi, enerji arzını güvence altına almak için bir numaralı seçenek olarak görülmesi  ve eyaletler, enerjiyi güvence altına almanın ulusal bir çıkar olduğunu düşünmesi kömür projeleri inşa etmeye davetiye çıkarır” dedi.

Greenpeace tarafından yapılan açıklamada “Eyalet hükümetleri yeni enerji sistemleri geliştirmek için yeşil üretim kapasitesi yatırım seçeneklerini incelemeli” tavsiyesinde bulundu.

İzmir’de Hukuk ve Doğa Okulu eğitimi: Doğayı savunacak hukukçulara ihtiyacımız var

23-25 Ağustos 2021 tarihlerinde İzmir Seferihisar Doğa Okulu’nda Hukuk ve Doğa Okulu eğitimi düzenlendi.

Doğa Derneği’nin hukuk danışmanları ve uzmanları koordinasyonunda yapılan eğitimde, çeşitli illerden 25 avukat, akademisyen ve hukuk öğrencisi katıldı.

Eğitim üç gün sürdü

Üç günlük yoğun eğitim programının ilk gününde, Türkiye ve dünyadaki doğa hukukuna dair gelişmeler, “Doğa Hakkı” kavramı, Türkiye’deki doğa mücadelesinin tarihsel gelişimi, uluslararası çevre hukuku pratikleri gibi konular ele alındı.

Programın ikinci günü saha gezisiyle devam ederken, UNESCO Dünya Doğa Mirası Adayı Gediz Deltası’nda hem kuş gözlemi yapıldı hem de deltanın hukuki mücadelesi anlatıldı.

Son gün de Seferihisar Orhanlı Köyü’nde yapılmak istenen jeotermal enerji santrali alanı ziyaret edildi ve bölgedeki zeytin kültürü konuşuldu. Doğayı yok eden projelerin dosyalarının nasıl inceleneceği oturumun ardından, birlikte neler yapılabileceği değerlendirildi.

Programda uzmanlar, Türkiye biyo-coğrafyasından Orhanlı’daki jeotermal projesinde kazanılan deneyime kadar farklı konularda sunumlar da gerçekleştirdi.

‘Doğayı savunacak hukukçulara çok ihtiyacımız var’

Programın koordinatörlerinden Avukat Özlem Altıparmak, doğanın hakkını savunacak hukukçulara çok ihtiyaç olduğunu kaydetti ve şunları söyledi

Hukuk ve Doğa Okulu’nu düzenlerken amacımız bu alanda çalışmak isteyen hukukçulara bilgi ve deneyim aktarımı gerçekleştirmek ve doğayı savunmanın sadece bilgisayar başında bir dilekçe yazmakla sınırlı olmadığını göstermekti. Çünkü doğa ile doğrudan bağ kurmuş, doğanın hakkını savunacak hukukçulara çok ihtiyacımız var. Umuyoruz hukukçulara yönelik düzenlediğimiz bu pilot çalışmamızın devamı da gelecek ve hep birlikte doğanın sesi, sözü olmaya devam edeceğiz.”

‘Bu çalışmayı farklı açılımlarla sürdürmeyi hedefliyoruz’

Doğa Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dicle Tuba Kılıç ise doğanın yaşam hakkı için Türkiye’de ve dünyada bir hukuk sisteminin olmadığına dikkat çekti ve bu eğitimleri sürdürmeyi hedeflediklerini kaydetti:

Var olan ulusal ve uluslararası yasal mevzuatlar yoluyla yapılan savunuculuk da, doğayı savunan uzman avukatların sayısı ve kapasitesi de sınırlı. Bu ihtiyacı bir nebze olsun kapamak için Doğa Derneği’nin hukuk danışmanları koordinasyonunda ‘Hukuk ve Doğa Okulu’ programımıza başladık. Doğayı savunmak isteyen çok sayıda avukat olduğunu başvuru sürecinde gözlemledik. Bu nedenle, bu çalışmayı farklı açılımlarla sürdürmeyi hedefliyoruz.”

Termik santrali iptal ettiren Avdanlılar bu kez kömür ocağı tehdidi ile karşı karşıya

Denizli‘de geçtiğimiz yıl termik santral projesi halkın mücadelesi sonucu iptal edilen Avdan Madencilik Enerji San. ve Tic. A.Ş. bu kez de kömür ocağı açmak için süreç başlattı.

Yaşam alanlarını savunmakta kararlı olan yöre halkı ise yeni projenin Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) süreci kapsamında yapılan Halkın Katılımı Toplantısı’nı yaptırmadı.

567 hektarlık arazide kurulacak

Evrensel’in haberine göre Avdan Madencilik’in gündeme getirdiği “Açık Ocak Kömür İşletmeciliği Kapasite Artışı Projesi” Tavas ve Kale sınırları içerisindeki Avdan Mahallesi mevkiinde 567 hektarlık alanı kapsıyor.

Termik santrale karşı yürütülen mücadele sırasında kurulan Avdan Platformu, Denizli Gazeteciler Cemiyeti’nde projeye dair basın açıklaması düzenleyip Avdan’daki bilgilendirme toplantısına katılım çağrısı yaptı.

‘Bu toprağın sahipleri biziz’

Bilgilendirme toplantısında konuşan Avukat Hasan Ozan Orpak, “ÇED raporunun değişmemesi, hâlâ 1956 verilerinin kullanılmasına itirazımız. Raporda sanki burası başka bir memleketin toprağıymış gibi peşkeş çekilmeye çalışılıyor. Bu toprağın sahipleri biziz, bu topraklardan doyuyoruz. Beni babam bu topraklarda okuttu, büyüttü. Termik santral, kömür ocağı hepsine karşıyız” dedi.

Toplantıya katılan yurttaşlar da Avukat Orpak’ın sözlerine alkışlarla destek verdi. Tepkiler sonrası toplantının yapılamadığı tutanak altına alındı.

Fotoğraf: Avdan Platformu

‘Önemli bir tarım alanı’

Avdan Platformu Sözcüsü Cüneyt Zeytinci, Denizli Gazeteciler Cemiyetindeki açıklamasında “Proje alanına yaklaşık 7,2 km mesafede sulama amaçlı Yenidere Barajı, yaklaşık 6,3 km mesafede ise Gökçeburun Göleti yer almaktadır” bilgilerini paylaştı.

Zeytinci açıklamasında “Kömür üretim faaliyetlerinin gerçekleştirileceği saha sınırları içerisinde DSİ Bölge Müdürlüğü tarafından işletmeye açılan sulama sistemi mevcuttur. Söz konusu havzalar verimli tarımın yapıldığı önemli havzalardır” dedi.

’50 bin zeytin ağacı var’

Kömür ocağı projesinin yer aldığı Tavas ilçesinin ana gelir kaynağının tarım olduğunu hatırlatan Zeytinci, “Bölgede hububat üretimi başta olmak üzere, tütün, üzüm, mercimek, şekerpancarı, elma, kavun ve karpuz üretilmektedir. Bölgede son yıllarda giderek artan miktarlarda zeytin üreticiliğine yöneliş var. Halen yaklaşık 50 bin adet zeytin ağacı mevcuttur” dedi.

Zeytinci açıklamasında “Zeytinciliğin Islahı Hakkında Kanun gereğince; zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 km mesafede zeytinyağı fabrikası hariç, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez. Proje alanı sınırının bölgedeki en yakın zeytinlik alanlara mesafesi yaklaşık 1800 metredir” bilgilerini verdi. Avukat Zeytinci projenin iptalini istediklerini vurguladı.

Erzincan Kemaliye’de HES’in kuruttuğu dereye iki HES daha yapılmak isteniyor

Erzincan‘ın Kemaliye ilçesine bağlı Barasor Vadisi’nde bulunan köylerdeki yurttaşlar, bölgedeki hidroelektrik santral (HES) ve yapımı devam eden tünel nedeniyle doğanın katledildiğini söyledi.

Suyun çok azaldığı derede balıkların yaşayabilmesi için bırakılan suyun önüne setler ördüklerini ifade eden köylüler “Bu şekilde ölümlerin önüne ne kadar geçebiliriz?” diye soruyor.

Cumhuriyet’ten Mehmet Kızmaz’ın haberine göre, köy sakinleri dereden koruma altında olması gereken çok fazla sayıda ölü kırmızı benekli alabalık topladıklarını, çevrenin katledildiğini, içme suyu kaynaklarının kuruduğunu belirtti. Ancak bütün bunlara rağmen bölgede iki HES daha yapılmak isteniyor.

‘Bırakması gereken suyu bırakmıyor’

Barasor Vadisi’ndeki Aşağıumutlu köylüleri, daha önce de köylerine Devlet Su İşleri (DSİ) eski bölge müdür yardımcısı tarafından bir HES’in yapıldığını, HES’in de dereye suyun dörtte birini bırakması gerekirken bunun yapılmadığını kaydetti. Bu durumu DSİ’ye şikayet ettiklerinde ise suyun bir anda arttığını söyleyen köy sakinleri, şunları söyledi:

“Dereye bırakılan suyun uygun seviyede olduğu görülmesi için konulan ölçüm cihazının önü nedense set ile örülü. Dünyada endemik bulunan, koruma altında ve avlanması yasak olan kırmızı benekli alabalık çeşidi bu ve buraya bağlanan çevre birkaç derede bulunuyor. Yeterli derecede su bırakılmadığı için suyun oksijen yetersizliğinden ve balıkların sırtlarının suyun üzerinde kalmasından dolayı balık ölümleri yaşanıyor. Sadece biz yüzlerce ölü balık bulmuştuk. Yavru balıkları dahi saymıyoruz. Ayrıyeten dünyada eşi benzeri çok nadir bulunan kırmızı su keneleri de mevcut. Ama bunlar kimin umurunda ki?”

‘HES’teki ısrar neden?’

İki HES’in daha yapılacağını belirten yöre halkı, “Şu an faaliyette olan HES için dere boyu boru döşenmesi için söküp, kırıp katledilen ağaçların yerine yapılması gereken çimlenme ve ağaçlandırma çalışması tam anlamı ile yapılmadı. Dikilen az sayıdaki ağacın bir kısmı da kurumuş vaziyette” dedi.

Faaliyet gösteren HES santralinden tahliye olan suyun çıktığı yerin, yüz metre aşağısında bir tünel yapıldığını aktaran köylüler, “Su oradan alınıp tünelin öbür tarafından çıkarıldığı noktada da HES santrali kurulacak. Oradan da tekrar boruya alınıp başka bir santrale aktarılıyor. Civar köylerden gelip deremizde buluşan iki dereye de iki HES daha yapılma durumu ile karşı karşıyayız. Çevreye daha az zararı olan RES ve GES yapmak dururken; su döngüsüne büyük bir ölçüde engel olan, kuraklığa sebebiyet veren ve tamamen çevre aleyhine olan HES’ler niye böylesine yaygınlaştırılıyor ve yapılıyor?” diye sordu.