Ana Sayfa Blog Sayfa 1304

Resmi Gazete’de yayımlandı: Vergi borçlarıyla ilgili süre uzatıldı

Resmi Gazete‘de Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın imzasıyla yayımlanan karara göre, 7326 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması‘na ilişkin kanununda yer alan başvuru tarihi ve ilk ödeme tarihi bir ay uzatıldı.

Alınan bu karar doğrultusunda, 30 Nisan 2021 ve öncesinde bulunan vergi, SGK prim borcu, matrah artırımı, GSS, işsizlik sigortası primleri, idari para cezaları yeniden yapılandırma süresi uzadı. Borçların yapılandırılması sonrasında ilk taksit ödeme süresi de 1 Kasım 2021’den 1 Aralık 2021’e ertelendi.

Kazakistan’da iklim krizi: 178 bin hektar tahıl alanı kurudu, 2 bin hayvan yaşamını yitirdi

​​​​​​​​​​​​​​Uçsuz bucaksız topraklarıyla Orta Asya‘nın geniş ülkesi Kazakistan, küresel ısınmanın olumsuz sonuçlarıyla mücadele ediyor. Ülkenin güney ve batı bölgeleri, daha önce hiç görülmemiş kuraklık yaşıyor.

Kazakistan’ın iklimi ortalama her 10 yılda 0,3 derece ısınıyor. Bu yıl ortalamaların üzerindeki sıcak hava özellikle tarım ve hayvancılığı etkiledi.

İki bin hayvan yaşamını yitirdi

Ülkenin güney ve batı kesimlerinde 178 bin hektar tahıl alanı kurudu, 2 bin civarında hayvan yaşamını yitirdi. Mangıstau eyaletinde, hayvanların otlatıldığı meralar açlıktan ve susuzluktan ölen hayvanlarla dolu.

Bu yıl hiç yağış olmaması ve aşırı sıcak hava, hayvanların besin kaynaklarını kuruttu, kuraklığı artırdı. Bölgedeki yüzlerce çiftçi atlarını, ineklerini, koyunlarını kaybetti.

Hayvanları besleyecek otlak kalmadı

AA’dan Nur Sultan’ın haberine göre Mangıstau‘da çiftçilik yapan Anar Dosayeva, bu yazı büyük zararla geçirdiklerini ve hayvanlarını besleyecek otlak kalmadığını söyledi.

Besin yetersizliğinden hayvanlarının çok zayıf olduğunu anlatan Dosayeva, çiftçilerin su kaynağı bulabilmek için sürekli yer değiştirdiklerini ifade etti.

Yıllardır büyükbaş hayvancılıkla uğraşan Sergey Kruşenskyi de bu yaz bölgede yaşanan kuraklığın mağdur ettiği çiftçilerden birisi.

Kuraklık nedeniyle çok sayıda hayvanının hastalandığını aktaran Kruşenskyi, daha önce böyle bir kuraklık yaşamadıklarını söyledi.

Kuraklık eşi görülmemiş seviyede

Bölgedeki iklim değişikliğine yönelik çalışmalar yürüten Çevre Bilimci Orınbasar Togcanov, Mangıstau’da yağışların her yıl azalan bir grafiği olduğuna işaret etti.

Mangıstau’da 1986 ve 2014 yıllarında da kuraklıklar yaşandığını hatırlatan Togcanov, “Ancak bu yılki kuraklık onlardan daha büyük ve daha etkili çünkü bölgede bu yıl hiç yağış olmadı. Bu küresel iklimin insan eliyle ısıtılmasının büyük bir örneği” dedi.

‘Tek çare yapay yağmur’

Bir koyunun günde en az 7 kilogram ot tükettiğini belirten Togcanov “Yüzlerce koyun sürüsü bulunduran çiftçilerimiz var. Bunun için bölgede kuraklığın önüne geçecek tek çare yapay yağmur yağdırma yöntemini uygulamak olacak. Bunun yanı sıra bol bol ağaç dikmemiz şart” ifadelerini kullandı.

Küresel ısınmanın Hazar Denizi içinde tehlike oluşturduğuna işaret eden Togcanov, “Hazar’a 130’a yakın ufak ve büyük çaplı nehir akıyor. Bu nehirlerin olduğu yerlerde de yağış azalması söz konusu. Bu Hazar’a akacak su miktarının da azalması demek. Şu an bulunduğum alanda 1976’da su yüksekliği insan boyunu aşıyordu ancak şu anda suyun çekildiğini görüyoruz” dedi.

Zor günler bekliyor

Kazakistan’daki yağışların yüzde 90’ının Atlas Okyanusu’ndan geldiğini anlatan Togcanov, “Son yıllarda küresel ısınma nedeniyle Kuzey Buz Denizi ile Grönland’ın buzları hızlı bir şekilde eriyor. Bu durum Atlas Okyanusu’ndaki buharlaşmanın azalmasına neden oluyor. Böylece bize gelecek yağışlar da azalıyor. Eğer insanoğlu hidrokarbon kullanmayı durdurmazsa ve orman alanlarını hızla çoğaltmazsa onlarca yılda yeryüzünde yaşam zorlaşacak.” yorumunu yaptı.

Birleşmiş Milletlerin “Kuraklıkla Mücadelede Bölgesel Yaklaşım” projesi uzmanları, Orta Asya topraklarının büyük bir kısmının kuraklık riski taşıdığına dikkati çekiyor.

Mücadele şart

Genel nüfusun son 60 yılda neredeyse üç katına çıktığı ve kentleşmenin hızla arttığı Orta Asya’da aynı zamanda tarımsal faaliyetlerin yoğunluğu da tüm bölgede su varlıkları dahil doğal ekosistemi tehdit ediyor.

Uzmanlar, Orta Asya devletleri arasında kuraklık yönetimine ilişkin ortak bölgesel strateji belirlenmesi ve kuraklıkla birlikte mücadele edilmesi gerektiğinin altını çiziyor.

Erdoğan: Taliban’ın Kabil Havalimanı’nın işletilmesi için bize teklifleri var, gerekirse görüşürüz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Afganistan’da yönetimi ele geçiren Taliban‘ın, Kabil Havalimanı‘nın işletilmesi yönünde Türkiye‘ye teklifte bulunduğunu açıkladı. Bosna-Hersek ve Karadağ ziyaretleri öncesi basın toplantısında konuşan Erdoğan şunları söyledi:

“Afganistan’da görev yapan TSK personelinin tahliyesi devam ediyor, tahliyeleri en kısa zamanda tamamlayacağız. Kimlerin nasıl, ne tür eleştiriler yaptığını bilemem. Bizim de kiminle nerede, ne zaman, ne gibi görüşmeler yapacağımız için kimseden izin almak gibi bir lüksümüz de yoktur.

Büyükelçilik havalimanında faaliyetlerini sürdürüyor

“Biliyorsunuz büyükelçiliğimizi Kabil Havalimanı’nın içindeki askeri bölüme taşıdık. Bizim büyükelçiliğimiz bu tür faaliyetlerini sürdürüyor. Taliban’la ilgili olarak 3,5 saat süren görüşmeyi büyükelçiliğimiz nezaretinde orada arkadaşlarımız sürdürdü. Ondan sonraki süreçte de gerekirse burada yine bu tür görüşmeleri yapma fırsatımız olacak. ”

Taliban’ın ve kendilerinin beklentilerini görüşmeye devam edeceklerini söyleyen Erdoğan “İşte diplomasi budur” dedi.

‘Herkes terk ederken, biz etmedik’

Bütün ülkelerin Afganistan’ı terk ederken, Türkiye’nin terk etmediğini kaydeden Erdoğan, şu anda göç baskısını en ağır yaşayanın Türkiye olduğuna dikkat çekti:

“Nedir söyledikleri, şu anda 1,5 milyon Afgan göçü söz konusu. Ben size resmi rakam söylüyorum, İçişleri Bakanlığımızın kayıtlarında kayıtlı- kayıtsız mevcut göçmen sayısı Afganistan’dan 300 bin.

Bay Kemal, onun izinde gidenler bunu 1,5 milyon gibi açıklıyorlar. Bunların hepsi yalan.  Bizler göç konusunda hassasız. Sınırlarımızı bu tür duvarlarla örmüş olacağız.”

Taliban’la gerekirse görüşürüz

Erdoğan Afganistan’daki tabloyu ve  yönetimin belirgin hale gelmesini beklediklerini belirtti; kurumların o zaman kararlarını vereceğini söyledi:

“Örneğin şu anda THY, asker, sivil neyse İslamaabad’dan alıyor. Oraya askeri uçaklarımız taşıyor. Biz devletiz, devlet olarak olması gereken neyse onu yapıyoruz. Taliban’la gerektiğinde görüşme yaparız. Taliban’ın Kabil Havalimanı’nın işletilmesi noktasında teklifleri var, bize. Bu konuda şu anda henüz verilmiş bir kararımız yok. Dünkü olayda 72 kişinin ölmesi… Orada eğer bizim adımız geçerse, kalkıp da Türkiye Cumhuriyeti işletiyor, buna rağmen 72 kişi öldü, buna biz bulaşırsak bunu izah edemeyiz. Onun için bizim şu anda kararımız söz konusu değil. Biz şu anda askerimizi sivil vatandaşımızı önce İslamabad’a, oradan da ülkemize getiriyoruz.

Şu anda uçak seferlerinin başlaması vs. bunlarla ilgili acelemiz yok. Afgan halkı bizim asırlarca kardeşimiz olmuş ve onların din, dil vs..  bizimle aynı dünyayı paylaşmış olan insanlardır. Biz onlarla zaten ayrı düşünemeyiz. İnşallah orası da selamete çıksın. Biz de adamlarımızı atalım.”

‘Bulmuşlar bir kadın, bol bol yalan söyletiyorlar’

Muhafeletin Merkez Bankası’nın döviz rezerviyle ilgili soruları ve 128 milyar nerede kampanyasına da gönderme yapan Erdoğan, adını vermeden İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener‘i de ayrımcı ifadelerle andı:

“Her şey ortada, peki bunların bir özür dilemesi söz konusu mu? Bu yıl sonu itibariyle Merkez Bankası’nın da döviz rezervi inşallah 115 milyar dolarları bulacak. Ama bunlarda böyle bir şey yok, hayatları yalan, hele bir de bulmuşlar bir kadın. Yalan makinesi, çıkartıyorlar sürekli ona bol bol yalan söylettiriyorlar. Onunla adeta sanki güç buluyorlar. BBC’nin yalan söylemesini normal karşılarım da bunları öyle görmek istemezdik. Çünkü bu ülkenin ana muhalefetisin, muhalefetisin, bu kadar yangın, sel felaketleri oldu. Bu iktidar sel ve yangın felaketlerinde dünyanın hiçbir yerinde icra edilmemiş, operasyonlar icra etti. Arkadaşlar bir lehte açıklamalarını duydunuz mu? Tam aksine AFAD’ın yardım toplamasına bile karşı çıktılar. Bunlar böyle kepaze bir takım. AFAD topladığı yardımlarla her türlü afet mücadelesini yürütüyor. Devletimizin AFAD’a verdiği destek var.”

MNG Kargo siber saldırıya uğradı: Bazı kurumsal müşterilerine ait kişisel veriler ele geçirildi

MNG Kargo, Kişisel Verileri Koruma Kurumu‘na (KVKK) yaptığı bildirimde, kurumsal müşterilerine ait kişisel verilerin ele geçirildiği ve kişilerin ad, soyad, adres, telefon numarası bilgilerinin sızdırıldığını açıkladı.

Verilerin sızdırılmasının 15 Ağustos tarihi itibariyle başladığı ve durumun ancak 23 Ağustos’ta tespit edildiği bildirildi.

Konuyla ilgili inceleme sürüyor

Kargo şirketi tarafından KVKK’ya yapılan bildirimde, sistemden kaynaklı bir açık olmadığının düşünüldüğü belirtilirken, “ihlalin, veri sorumlusunun kurumsal müşterilere sunduğu web servis üzerinden, kurumsal müşteriye/müşterilere ait kullanıcı adı ve şifrenin elde edilmesinden kaynaklı olarak, kurumsal müşterinin/müşterilerin hesaplarına yetkisiz erişim gerçekleştiren kişi/kişiler üzerinden sızma şeklinde olduğu” yönünde bir tespit yapıldı.

Konuyla ilgili incelemenin sürdüğünün kaydedildiği bildirimde, ilgili kişilerin veri ihlali ile ilgili https://www.mngkargo.com.tr/iletisim internet sayfası, 0(850) 222 06 06 numaralı çağrı merkezi ve [email protected] e-posta adresinden bilgi alabileceği belirtildi.

Otelin kumsala koyduğu yürüme bandına sıkışan 60 Caretta caretta yavrusu öldü

Nesli tehlike altındaki caretta carettaların Akdeniz‘deki en büyük yaşam alanlarından Antalya Belek‘te, yumurtadan çıkan 60 yavru deniz kaplumbağası, bir otelin kumsala koyduğu ahşap yürüme bandının altında sıkışarak can verdi.

60 yavru yaşamını yitirdi

Ekolojik Araştırmalar Derneği (EKAD), Belek sahil bandında 23 yıldır deniz kaplumbağalarının mayıs-ekim ayları arasındaki yuvalama, yavruların yuvadan çıkışı, bunların kayıt altına alınması ve korunması gibi faaliyetleri yürütüyor.

Belek sahilinde dün sabah yine caretta yuvalarıyla ilgili çalışma yapan EKAD üyeleri, turistik bir tesisin yuvalama alanlarının üzerine ahşap yürüme bandı koyduğunu fark etti.  Bandı kaldıran görevliler, yuvadan çıkan fakat yürüme bandı altında sıkışıp ölen yavru kaplumbağalarla karşılaştı. Yuva üzerine konulan yürüme bandının 60 yavru kaplumbağanın ölümüne neden olduğu tespit edildi.

‘İnsan faaliyeti yine zarar verdi’

EKAD Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Ali Fuat Canbolat, rutin arazi çalışmalarını yapan ekibin, bu sorunla birkaç hafta içinde iki kez karşılaştığını söyledi.

Şu an sezon itibarıyla ‘kontrol açışı’ adı verilen dönemde olduklarını kaydeden Dr. Canbolat şunları söyledi:

“Kuluçka süresi sona eren yuvaları açarak sayım yapıyoruz ve yuva içerisinde sıkışıp çıkamayan yavru kaplumbağaların denize ulaşmasına destek oluyoruz. Tam da bu işlem için çalışma yapan ekibimiz, yuva üzerine konulan yürüme bandını ilk tespit ettiğinde yavrular yuvadan yeni çıkıyordu ve canlıydı. Onları kurtardık.

Lakin başka bir tesisin kumsalında dün tespit edilen yavrular, ilkindeki kadar şanslı değildi. Yuvalama alanının üzerinde bir tesis ahşap yürüme bandı koymuş. Kumsaldaki yuvada yumurtadan çıkan yavru carettalar, ahşap ve ağır yürüme bandını kaldıramadığı için oracıkta sıkışarak ölmüş. İnsan faaliyeti nesli tehlike altındaki bu canlılara bir kez daha zarar vermiş ve doğanın düzenine bir kez daha müdahale etmiştir.”

Soruşturma başlatıldı

EKAD’dan yapılan açıklamada da yuvalama kumsallarında karşılaşılan kronik sorunların başında tesislerin yuvalama sezonu olan mayıs- ekim içerisinde yaptıkları kumsal düzenleme faaliyetlerinin geldiği belirtildi.  Açıklamada, Covid-19 pandemisi nedeniyle geç açılan turizm sezonunda, işletmelerin kumsal düzenleme, şemsiye ve şezlong yerleşimi gibi çalışmalarını yuvalama sezonu içerisinde yaptığı ve bu çalışmaların kaplumbağa yuvalarına zarar verdiği vurgulandı.

Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Türkiye, seyahat kısıtlamalarında Fransa’nın yeniden kırmızı listesine geçti

Fransa, koronavirüs salgınını önlemek amacıyla seyahat kısıtlaması listesinde güncelleme yaptı ve Türkiye‘yi kırmızı listeye ekledi.

Türkiye, 28 Ağustos itibariyle yeniden kırmızı listeye dahil olacak.

‘Turuncu bölgeden kırmızı bölgeye’

Konuya ilişkin Fransa’nın Türkiye Büyükelçiliği‘nden bir açıklama yapıldı. Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

SARS-CoV-2 virüs enfeksiyonunun dolaşım alanlarını belirleyen 26 Ağustos 2021 tarihli kararname ile; Fransa ve Türkiye arasındaki seyahatlerde, Türkiye 28 Ağustos saat 23:59’dan itibaren turuncu bölgeden yeniden kırmızı bölgeye geçiyor.”

Ülkeler üç listede değerlendiriliyor

Fransa, salgının durumu açısından ülkeleri yeşil, turuncu ve kırmızı olmak üzere üç listede değerlendiriyor.

Yeşil listedeki ülkelerde virüsün aktif olarak yayılmadığı ve salgının endişe yaratmadığı kabul ediliyor. Bu listede bulunan ülkelerden gelen kişilere seyahat kısıtlaması uygulanmazken, bu ülkelerden Fransa’ya giriş yapmak isteyen kişilerin koronavirüs aşısı olmaması halinde de sadece koronavirüs testi yaptırması isteniyor.

Turuncu listede bulunan ülkelerde de koronavirüs salgınının aktif şekilde yayıldığı ancak kontrol altında tutulduğuna dair bir ön kabul var.

Bu ülkelerden Fransa’ya gelmek isteyen ve aşı olan kişilerin ülkeye girişlerinde zorunlu sebep belirtmesine gerek yok. Ancak, negatif test sonucunu ibraz etmesi gerekiyor.

Aşı olmayan kişilerin de ülkeye girişte zorunlu seyahat sebeplerinden birisinin belirtilmesi, negatif test sonucunu ibraz etmesi ve kendini yedi gün izole etmesi gerekiyor.

Kırmızı listedeki ülkelerde ise virüsün aktif şekilde yayılmakla beraber salgının endişe verici olduğu kabul ediliyor.

Bu listedeki ülkeler Fransa’ya ancak zorunlu haller dahilinde giriş yapabiliyor. Kişilerin ülkeye girişlerinde negatif koronavirüs testini ibraz etmesi ve aşı olmadıysa zorunlu olarak 10 gün karantinada kalması gerekiyor.

Fransa’da toplam vaka sayısı 6 milyon 693 bin 19, koronavirüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı ise 113 bin 775.

İstanbul’da taksi krizi büyüyor: Halkın üçte ikisi yoğun trafikte taksi bulamıyor, kadınların çoğu gece güvensiz buluyor

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve iktidar bloğu arasında süren taksi krizinin faturasını İstanbullular çekiyor. 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) yeni taksi plakaları için defalarca girişimde bulunsa da UKOME’de bu teklif AKP ve MHP oylarıyla reddedildi. Geçen yıl şubat ayında İBB’nin yönettiği UKOME (Ulaşım Koordinasyon Merkezi)’nin yapısı Resmi Gazete‘de yayınlanan yönetmelikle değiştirilmiş; yeni yönetmelikte, Milli Eğitim, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da UKOME üyesi yapılmıştı. Bu değişiklikle üye sayısının hükümet lehine değişmiş; başta İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu olmak üzere, İBB yönetimi İstanbul’un ulaşım ile ilgili alınması gereken kararlarda sürekli engellendiklerini sık sık duyurmuştu. 

Dün Ulaştırma Bakanlığı‘ndan yapılan açıklamada ise taksilerin her türlü ruhsatlandırma işlemleri ile alım-satım izinlerinin İBB tarafından gerçekleştirildiği, şoförler için gerekli olan Toplu Ulaşım Şoför Kartı’nın da yine İBB tarafından verildiği ifade edildi.

Bakanlık, sorunun çözümü için topu İBB’ye atarak, şikâyetleri ortadan kaldırmak ve müşteri memnuniyetini gözetmek görevinin İBB’de olduğunu söyledi: “Konu taksilerin sayısı değil öncelikle hizmetin kalitesidir. Taksilerin; eğitim, kontrol, denetim, yönetimde yetki ve sorumluluk İBB’dedir. Öncelikle İBB’nin görevini yerine getirmesi gerekmektedir.”

İBB yönetimiyse şikayetlere çözüm olabilmek için İstanbul’da beş bin taksiye ihtiyaç duyulduğunu belirterek hazırladığı teklifi yedi kez UKOME’de gündemine getirdiklerini ancak bunların her seferinde reddedildiğine dikkat çekti. İBB’nin özel taksi şoförlerine cezai yaptırım getirme yetkisi de bulunmuyor.

İstanbullu canından bezdi                                          

Kriz giderek büyürken,  (İBB) bünyesinde kurulan İstanbul Planlama Ajansı, “Taksi Kullanım Alışkanlıkları, İhtiyaçlar ve Beklentiler” başlıklı raporunu yayımladı.

Raporun dayandırıldığı “Taksi Kullanım Alışkanlıkları, İhtiyaç ve Beklentileri Anketi”nde 2-20 Ağustos 2021 tarihleri arasında 555 İstanbullu ile telefon üzerinden görüşüldü. Ankete katılanların yüzde 51,1’ini kadınlar, yüzde 48,9’unu erkekler oluşturdu.

Araştırma kapsamında görüşülen katılımcılardan yüzde 51,2’si taksi kullandığını belirtirken, taksi kullananların yüzde 50,9’u kısa mesafe yolculukları, yüzde 34,3’ü orta mesafe yolculukları ve yüzde 14,8’i ise uzun mesafe yolculukları tercih ettiğini ifade etti. Taksi kullanmayan katılımcıların ise yüzde 42,3’ü şahsi aracı olması nedeni ile taksi kullanmayı tercih etmediğini belirtirken bu veriyi yüzde 30,9’u ile taksi ücretlerinin pahalı bulunması takip etti.

Taksi kullandığını belirten katılımcıların yüzde 58,4’ü İstanbul’daki mevcut taksicilik hizmetinden memnun olmadığını, yüzde 29’u memnun olduğunu, yüzde 12,6’sı ise kararsız olduğunu ifade etti.

Araştırmanın sonuçları şöyle:

Taksiler en çok acil ihtiyaçlar için kullanılıyor:  Katılımcıların yüzde 38,2’si hastaneye gitmek gibi acil ihtiyaç olan durumlarda taksi kullanıyor. Bunu “zamandan tasarruf etme” ve “aile ile yapılan yolculuklar” izliyor.

Taksi sayısı çoğunluğa göre yetersiz: Katılımcıların yüzde 47,9’u İstanbul’daki toplam taksi sayısının yetersiz olduğunu belirtti. Yüzde 37,4’ü yeterli olduğunu, yüzde 14,7’si ise kararsız olduğunu söyledi.

İstanbullu, yoğun trafikte taksi bulmakta zorlanıyor: Ankete katılanların yüzde 73,4’ü trafiğin yoğun olduğu saatlerde veya yağmurlu günlerde taksi bulmakta zorlandığını, yüzde 56,5’i ise kısa mesafe yolculuklarda sorun yaşadığını belirtti.

Kadınlar gece yolculuğunu güvenli bulmuyor: Gece saatlerindeki taksi yolculuğu yüzde 40,3 oranında güvenli, yüzde 39,9 oranında güvensiz bulunuyor. Yüzde 19,8 oranında katılımcının konuyla ilgili fikri yok.

Ancak kadınların yüzde 51,9’u gece saatlerinde taksi yolculuğunu güvenli bulmuyor, erkeklerde ise bu oran yüzde 27,3.  Gece saatlerinde taksi yolculuğu yapmayı güvenli bulmayan katılımcıların yüzde 70,9’u taciz veya saldırıya uğrayabileceği korkusu duyuyor, yüzde 10,7’si gece saatlerinde trafik güvenliğini riskli bulduğunu ifade ediyor. Taciz veya saldırıya uğrayabileceği korkusu duyduğunu ifade eden katılımcıların yüzde 63,2’si kadın.

Çoğunluk, takside kamera olmasını istiyor: Taksi kullanım sıklığını arttırmak için İstanbulluların talepleri yüzde 42,7 oranında taksi ücretleri daha uygun olması, yüzde 14,7 oranında şoförlerin tavrında iyileşme olması, yüzde 12,9 oranında taksi kullanımının daha güvenli olması ve yüzde 9 oranında ise kadın taksi şoförlerin artması.

Taksi ücretlerinin yüksek olması daha sık taksi kullanmanın önündeki en büyük engel olarak belirtiliyor, diğer sebepler ise taksi şoförlerinin olumsuz davranışları ve güvenlik.

Katılımcıların yüzde 92’si taksi yolculuklarının resmi olarak kamera ile kayıt altına alınmasının yolculuk deneyimini daha iyi hale getireceğini belirtirken, katılımcıların yüzde 3,3’ü bunu onaylamadığı, yüzde 4,7’si ise bu konuda kararsız olduğunu belirtti.

‘Taksi sayısının artırılması elzem’

Rapordan elde edilen bilgiler doğrultusunda, şu önerilerde bulunuldu:

  • Araştırma sonucunda İstanbulluların taksiye en ihtiyaç duydukları saatlerde ve en çok tercih ettikleri taksi kullanım tercihi olan kısa mesafe yolculuklarda taksiye erişiminin çok kısıtlı olduğu gözlemlenmiştir.
  • Dünya metropolleri ile karşılaştırıldığında taksi kullanıcılarının ihtiyaç duyduklarında taksiye ulaşamıyor olması, kişi başına düşen taksi sayısının oldukça yetersiz olduğunu da ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda İstanbul’daki taksilerin sayısının artırılması elzemdir.
  • Taksi ulaşılabilirliliği ve yolculuk güvenliği konularında çözüm sağlayan çevrimiçi uygulamaları ve dijitalleşme olanaklarına yatırım yapılmalıdır.
  • Taksi ücretlendirmelerinde kısa, orta ve uzun mesafe yolculuk ve kademelendirilmiş ücretlendirme seçenekleri değerlendirilmelidir.

‘Ek güvenlik önlemleri geliştirilmeli’

  • Kadınların taksi yolculukları sırasında kendilerini güvende hissetmeleri için dijital uygulamalardan da yardım alarak ek güvenlik önlemleri geliştirilmelidir.
  • Taksi şoförleri her yıl yenilenen trafik güvenliği, ilkyardım, şiddetsiz iletişim, toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimleri alarak sınava tabi tutulmalı, sınavlardan geçemeyen şoförlere yaptırım uygulanmalıdır.
  • Dijital ödeme yöntemlerine ek olarak İstanbulkart ödeme sistemi taksi kullanımında yaygınlaştırılmalıdır.”

 

Bozcaada’da Genco Erkal ve Şevket Çoruh’un sahne alacağı tiyatro oyunlarına engel

Bozcaada‘da sahneye çıkacak usta oyuncu Genco Erkal ve Şevket Çoruh‘un tiyatro oyunları, festivale iki gün kala engellendi.

Usta oyuncular, 27-29 Ağustos tarihlerinde Bozcaada Kalesi’nde düzenlenecek NOTFEST Tiyatro Festivali’nde sahne alacaklardı.

‘Fiziki şartları müsait değil’

Ancak oyunları “Bozcaada Kalesi’nin yoğun katılımlı etkinliklere kalenin fiziki şartları müsait değil” gerekçesi sunularak engellendi.

Alınan karar sonrasında festival ekibi Bozcaada’nın farklı yerlerinde sahnelemek için Bozcaada Kaymakamlığı ile görüşmeler yaptı. Oyunların sahneleneceği yer bulmakta zorlanan festival ekibi, en son oyunu fiziki olarak şartları çok daha zor olan Cumhuriyet Meydanı’na taşımaya karar verdi.

‘Her yerde karşımıza çıkıyorlar’

Usta oyuncu Twitter’da konu ile ilgili haberi alıntılayarak “Her yerde her fırsatta karşımıza çıkıyorlar” dedi.

Geçtiğimiz günlerde Erkal hakkında yıllar önce attığı bir tweet nedeniyle “Cumhurbaşkanına hakaret” suçundan 4 yıl 8 aya kadar hapis cezası istemiyle iddianame hazırlanmıştı. Karar büyük bir tepki toplamıştı

Erdoğan döneminde 38 bin 581 kişiye Cumhurbaşkanı’na hakaret davası açıldı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Gülizar Biçer Karaca, Kenan Evren’den Recep Tayyip Erdoğan‘a kadar olan dönemlerdeki “Cumhurbaşkanına hakaret” davalarını incelediği raporu yayınladı.

Rapora göre, Kenan Evren‘den başlayarak, Abdullah Gül‘e kadarki beş cumhurbaşkanı döneminde toplam 1816 cumhurbaşkanına hakaret davası açıldı. Yalnızca AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan döneminde ise bu sayı 38 bin 581’e yükseldi.

Sanık sayısında artış

Sözcü’den Başak Kaya’nın haberine göre Abdullah Gül döneminde açılan davalardaki sanık sayısı, bir önceki döneme göre yüzde 420 artarak 848’e çıktı.

Erdoğan’ın ilk dört yıllık görev süresinde toplam sanık sayısının, bir önceki döneme göre 19,5 kat ve yüzde 2 bin 52 artış gösterdiği belirtildi. Karaca’nın raporunda şu tespitlerde bulunuluyor:

Süleyman Demirel en az dava açılan kişi oldu

Rapordaki tespitler

  • 1994- 2014 arasında “Cumhur­başkanına hakaret” suç­laması ile hakkında dava açılan kişi sayısı 1138 oldu.
  • 2014–2020 yılları arasında Erdoğan döneminde ise bu sayı adeta zirve yaparak 38 bin 581’e ulaştı.
  • 2018’de ise 6 bin 270 kişiden 2 bin 775’i, 2019’da 13 bin 990 kişiden 4 bin 291’i, 2020’de ise 9 bin 773 kişiden 3 bin 655’i hakkında mahkumiyet kararı verildi.
  • Kenan Evren döneminde 340, Turgut Özal döneminde 207, Süleyman Demirel dönemin­de 158, Ahmet Necdet Sezer döneminde 163, Abdullah Gül döneminde 848 kişi hakkında Cumhurbaşkanına hakaret davası açıldı.

Fahrettin Koca: Türkiye’de koronavirüs risk haritasında kırmızı kategoride il kalmadı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye’de koronavirüs risk haritasında kırmızı kategoride il kalmadığını açıkladı.

Koca, risk haritasında kırmızı kategoride kalan tek şehir olan Urfa‘nın da ilk doz aşılamada yüzde 55’i aşarak turuncu kategoriye geçtiğini duyurdu.

Kayseri artık mavi kategoride

Ayrıca, Koca yaptığı paylaşımlarda Kayseri‘de ilk doz aşı oranının yüzde 75 olduğunu ve ilin risk haritasında renginin artık mavi olduğunu kaydetti.

Koca, Ağrı‘nın risk rengini sarıya çevirdiğini de ekledi:

Dün koronavirüs vaka sayısı 19 bin 616 olarak açıklanırken, ölüm sayısı da 257 oldu.

Birinci doz aşı olanların sayısı 47 milyon 247 bin, ikinci doz aşı olanların sayısı 36 milyon 145 bin 891 ve üçüncü doz aşı olanların sayısı da 8 milyon 167 bin 707 olarak açıklandı.