Ana Sayfa Blog Sayfa 1254

Küresel ısınmayla mücadele amacıyla dünyanın en beyaz boyası geliştirildi

ABD’nin İndiana eyaletinde yer alan Purdue Üniversitesi‘ndeki bilim insanları dünyanın en beyaz boyasını geliştirdiklerini açıkladı.

CHP’den Paris Anlaşması yorumu: Yeşil mutabakat dalgasından daha fazla kaçamazlardı

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın New York‘ta Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda Paris İklim Anlaşması‘nın önümüzdeki ay Türkiye Büyük Millet Meclisi‘nin (TBMM) onayına sunulacağını açıklamasını, CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Maraş Milletvekili Ali Öztunç değerlendirdi.

CHP’li Öztunç, “Dünyadaki yeşil mutabakat dalgasından daha fazla kaçamazlardı” yorumunda bulundu.

‘2015 yılında imzaya açılmıştı’

2015 yılında imzaya açılan metnin 2021 yılında Meclise getirildiğini hatırlatan Öztunç, şu açıklamaları yaptı:

Küresel hiçbir soruna, krize, çağrıya kayıtsız kalmayan Türkiye’nin iklim değişikliği ve çevrenin korunması hususlarında da üzerine düşenleri yapacaktır demiş.

2015 yılında imzaya açılan metni, 2021 yılında meclise getiriyor. Üzerine vazife olmayanları yaptığından, üzerine düşenleri yapmaya vakti kalmıyor sanırım.”

‘Kıymeti harbiyesi yok’

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’den Paris İklim Anlaşması’nın onaylanmasıyla ilgili çağrılara yanıt vermediğini söyleyen Ali Öztunç, bu konudan BM Genel Kurulu’nda bahsedilmesinin bir kıymeti olmadığını kaydetti:

Türkiye’de muhalefet, sivil toplum yıllardır Paris Anlaşmasının onaylanmasıyla ilgili çağrıda bulunuyor, ancak AKP her şey de olduğu gibi bunda da kendi bildiğini okuyor. Başından beri süreci kendi uhdesinde yürüten AKP’nin, Türkiye’deki çağrılarına bir yanıt vermeyip, Birleşmiş Milletler 76’ncı Genel Kurulunda bir şov gibi bundan bahsetmesinin kıymeti harbiyesi yoktur. İklim kriziyle mücadele, toplumun tüm kesimleriyle görüşerek, şeffaf bir süreçle yürütülebilir.Ancak, Erdoğan, Biden’ı, Putin’i görmeden bir karar alamıyor maalesef.”

‘Anlaşmayı onaylatmak yetmez, uygulatmaya çalışacağız’

Öztunç, AKP’nin yeşil mutabakat dalgasından daha fazla kaçamayacağının altını çizerek, anlaşmanın onaylanmasının yetmeyeceğini, uygulanması için de çalışacaklarını belirtti:

Dünyadaki yeşil mutabakat dalgasından daha fazla kaçamazlardı. AKP’nin süreç boyunca Paris Anlaşmasını onaylamamak için direnmiştir. Yaptığımız açıklamada, Paris Anlaşmasını onaylayın, yoksa COP 26’da söyleyecek sözünüz olmaz, boş boş yüzlerine bakarsınız demiştik. Ancak, AKP sözümüze geldi diyemiyoruz. Çünkü, kendi bildiğini okuyor. Yeşil İklim Fonuna eşdeğer Dünya Bankasından fon sözü almış olabilirler. Umarız bu fonu da hiç etmezler. Mutlak emisyon azaltım hedeflerinde sahici taahhütlerde bulunurlar. Kömür santrallerini kapatma tarihlerini açıklarlar. Adil geçiş sürecini tanımlayabilirler. Muhalefet olarak, takiplerimiz devam edecek. Paris Anlaşmasını onaylatmak yetmez, uygulatmaya çalışacağız.”

Dört soruda Çin’in denizaşırı kömür santrali inşasından vazgeçme sözü

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda konuşan Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, ülkesinin denizaşırı ülkelerde kömür yakan elektrik santralleri inşa etmeyi bırakacağını duyurdu.

Dünyanın sınır ötesi en büyük kömürlü termik santral finansörü olan Çin’in verdiği bu karar, küresel ölçekte bir kömür devrinin kapanışı gibi görünüyor.

Öte yandan Xi Jinping’in açıklamasında eksik bırakılan, ancak dünyanın ulaşması gereken iklim hedefleri için elzem birçok nokta da bulunuyor. 

Finansmanı karşılayacak mı?

350.org Küresel Kampanyalar Müdürü Mahir Ilgaz, Yeşil Gazete’ye yaptığı açıklamada “İnşaatın sonlandırılmasının ne zaman devreye gireceğini ve kapsamını hala bilmiyoruz. İnşaat kelimesi kullanılıyor ancak finansmanı da karşılayacak mı bilmiyoruz” yorumunu yaptı.

“Gördüğümüz işaretler kapsamlı kısıtlama olacağı yönünde” diyen Mahir Ilgaz, Çin’in 2020 yılından bu yana kömürlü projelere finansmanı pratikte durdurmuş olduğuna dikkat çekti.

Türkiye için ne anlama geliyor?

Çin uzun yıllardır Bangladeş, Kenya, Vietnam, Hindistan, Güney Afrika ve Türkiye gibi ülkelerdeki kömürlü projelerin en büyük finansörü ve yapıcısı konumundaydı.

Adana’nın Yumurtalık İlçesi’ne yapılmak istenen Hunutlu kömürlü termik santrali bu durumun en güncel örneklerinden.

Adana’ya Temiz Hava kampanyasını başlatan örgütler Çin’deki üç bankaya (China Development Bank, ICBC ve Bank of China) ve santralin en büyük ortağı Şanghay Elektrik’e mektup göndererek projeden vazgeçmesini talep etmişlerdi.

Hunutlu’nun önümüzdeki mart ayında açılmasının beklendiğini hatırlatan Ilgaz, “Mali kısmı bitmiş durumda, inşaatı da bitmek üzere. O yüzden Çin’in bu kararı bu projenin otomatik olarak iptal edilmesi anlamına gelmiyor” dedi.

Ancak sigortasını kimin üstleneceği ve teminat mektubu gibi konuların hala muğlak olduğunu belirten Ilgaz, Çin kurumlarına “Çin’in açıkladığı taahhüte uyun” şeklinde bir baskı kurulabileceğini söyledi. Ilgaz’a göre tüm projelerden çekilirken giderayak büyük ekolojik yıkıma sebep olacak Hunutlu’nun yapılması kabul edilemez bir durum.

Çin’in ilgilendiği bir başka projenin de Afşin C Kömürlü Termik Santrali olduğunu belirten Ilgaz, “Kesinleşen bir şey yoktu. Çin ilgilenenlerden biriydi ancak şu anda devreden çıkmış olması gerekiyor” ifadelerini kullandı. Ve tabii bundan sonra planlanan diğer projelerin de…

Kendi içindeki kömür ne olacak?

Çin tarafından yapılan açıklamanın akıllarda uyandırdığı bir başka soru ise ülkenin kendi sınırları içerisindeki kömürlü projeler konusunda ne adım atacağı.

Çin, senelik emisyonların yüzde 30’undan sorumlu. Kümülatif emisyonlarda bu oran yüzde 13’e düşüyor. Ayrıca dünyadaki kömür tüketiminin ise yüzde 54’ünden sorumlu.

Fotoğraf: Shutterstock

Xi Jinping, 2060 yılında karbon nötr olma hedefini açıkladığında da kömürden çıkış ile ilgili bir tarih vermemesi eleştirilere sebep olmuştu. Bu başlık, BM Genel Kurulu’ndaki konuşmada da eksik kaldı.

Mahir Ilgaz, “Şunu unutmamak lazım ki Çin’in kendi içindeki kömürden de vazgeçmesi lazım. Çin, kendi hedefini tutturabilmek için en az 600 tanesini devreden çıkarmalı ve yeni santral yapmayı sonlandırmalı” dedi.

Yenilenebilir enerji yatırımları için ne vadediyor?

Başkan Xi Jinping açıklamasında diğer ülkelere yenilenebilir enerji konusunda destek vereceğini de söyledi. Mahir Ilgaz’a göre bu söz, Çin’in şu anki pozisyonuyla da oldukça tutarlı.

Çin, şu anda yenilenebilir enerji marketinin en başında geliyor. Güneş panellerinin ise yaklaşık yüzde 85’i Çin’de üretiliyor.

Mahir Ilgaz, “Fosile bağımlı projeleri inşa eden şirketler devlet iştiraki idi. Yenilenebilir enerjinin çoğu ise özeldi. Devletlerin lobisi daha yüksekti ve Çin bu yatırımları diplomatik bir güç olarak görüyordu. Ancak şu anda hem dünya genelinden hem de yatırım yaptığı ülkelerden büyük tepkiler alıyor. O yüzden siyasi avantajı da kalmadı. Yatırımlarını yenilenebilir enerji üzerinden devam ettirmesi kendisini için de avantajlı gözüküyor” dedi.

Kanun teklifi: Araştırma şirketlerine sıkı denetim geliyor

Kamuoyu araştırması yapan şirketlere TÜİK’in çıkaracağı yönetmelik kapsamında sıkı denetim geliyor. MHP Genel Başkan Yardımcısı Mevlüt Karakaya imzalı “Kamuoyu Araştırmaları ve Sonuçlarının Yayınlanmasına İlişkin Kanun Teklifi’nin kabul edilmesi halinde, araştırma şirketleri yayımlanan bir araştırma için araştırmayı kim için yaptığını, araştırmanın finansmanının kim tarafından karşılandığını ve tutarını belgeleri ile birlikte paylaşacak.

Teklifte belirtilen koşul ve ilkelere uymayan araştırmacı veya kamuoyu araştırma kuruluşuna, ilgili araştırmayı yapmak için fatura karşılığı aldığı ücretin 10 katına kadar idari para cezası kesilebilecek. Ayrıca “Manipülasyon yaptığı” tespit edilen araştırma şirketine 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilecek.

TÜİK denetleyecek

“Güvenilirliği ve geçerliliği konusunda şüphe duyulan ya da bağlamından koparılarak” müşteri tarafından yayınlanan bir araştırma sonucuna, araştırmacının müdahale etmesi zorunlu olacak. Kişisel verilerin arşivlenerek başka çalışmalar ya da başka amaçlar için kullanımının önlemek için ilgili işlemler sonlandığında imha edilecek.

Araştırmacı olmak ve kamuoyu araştırma kuruluşu kurmak için gerekli bilimsel ve teknik yeterliliğe ilişkin nesnel koşullar, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenecek.

TÜİK, bilimsel ve teknik özerklik ilkesi doğrultusunda, kamuoyu araştırmasının bilimsel ve teknik doğruluğu ve verilerin yeterliliği ile sınırlı olarak denetim yapacak.

Tüm varyantlara karşı etkili tek doz aşının insanlı testleri başladı

ABD‘li ilaç firması Gritstone tarafından geliştirilen ve aynı anda birden fazla koronavirüs (Covid-19) varyantına karşı koruma sağlayabileceği düşünülen tek doz aşının insanlı deneylerine başlandı. GRT-R910 adı verilen aşının, kas içine enjekte edildikten sonra kendini çoğaltan ve kopyalayan bir mesajcı ribonükleik asit (mRNA) teknolojisinden elde edildiği belirtiliyor.

Firmadan yapılan açıklamada aşının ‘birinci nesil Covid-19 aşılarının’ oluşturduğu etkiye nazaran birçok farklı koronavirüs varyantına karşı bağışıklık tepkisini artırabileceği belirtildi. Şirket, ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü’nün sponsorluğunda yürütülen denemelerde aşının 60 yaşın üzerinde olan 20 gönüllüye uygulanacağını bildirdi.

‘Yaşlı nüfusun korunmasında etkili olabilir’

Manchester Üniversitesi’nde onursal klinik başkanı Andrew Ustianowski de, “GRT-R910’un bir güçlendirici aşı olarak güçlü, dayanıklı ve geniş bağışıklık tepkileri ortaya çıkaracağını düşünüyoruz. Bunların koruma noktasında kritik olması muhtemel. Özellikle hastaneye yatış ve ölüm riski altında olan savunmasız yaşlı nüfusun korunması konusunda aşının etkili olacağını düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

Gritstone CEO’su Dr. Andrew Allen ise bağışıklık tepkisinin ‘aynı aşının ek bir dozundan daha fazla fayda’ sağlayabileceğini belirtti.

Gritstone firması, deneme sonuçlarının 2022 yılı başlarında alabileceklerini duyurdu

Amik Ovası için tehlike çanları

Geçen yaz Türkiye‘nin birçok kentinde etkisini gösteren kuraklık, Hatay‘daki Yarseli Barajı‘nda da su seviyesinin düşmesine neden oldu. Antakya Ziraat Odası Başkanı Mehmet Muzaffer Okay, çiftçilerin acil şekilde vahşi sulamadan vazgeçip damlama veya yağmurlama sistemlerini kullanması gerektiğini söyledi.

Bereketli toprakların bulunduğu Amik Ovası’nın büyük bir bölümünün su ihtiyacını karşılayan baraj havzasında adacıklar oluştu. Üreticiler, kuraklığın getireceği sonuçlardan dolayı, ürün yelpazesinde değişikliğe gideceklerini söylüyor.

Ziraat Odası Başkanı Okay ise, gelinen son noktanın iç açıcı olmadığını belirtti. Dünyada devam eden kuraklığın etkisini görmeye başladıklarını kaydeden Okay şunları söyledi:

“Çiftçimize bu konuda büyük görev düşüyor. Acil şekilde vahşi sulamadan vazgeçip, damlama veya yağmurlama sistemlerini kullanmaları gerekiyor. Ürün çeşitlerimizin de suyu daha az isteyen çeşitler olması önem arz etmektedir. Önümüzdeki 2022 yılında en büyük korkumuz, barajların yeterli suyu almaması, yeterli yağışların olmamasıdır. Böyle bir durum ile karşı karşıya kalırsak çiftçimiz ve ülkemiz bundan çok mağduriyet görecek. Onun için şu anda Devlet Şu İşleri’nin (DSİ) en büyük önceliği, mevcut bitmiş olan barajların elden geçirilerek eksiklerinin tamamlanması, çiftçinin ve ülkenin hizmetine sunulmasıdır”

Baraj tam kapasite dolu olmalı

Hatay’daki barajların tam anlamıyla randımanlı çalışmaya başlamasıyla, ovada 585 bin dönüm arazinin sulanmasını beklediklerini söyleyen Okay, şu bilgileri verdi. “Buna istinaden daha önceden yapılmış olan mevcut barajlarımız var. Bunlardan biri de Yarseli Sulama Birliği’ne ait olan Yarseli Sulama Barajı. Elektrik enerjisinin çok pahalı olması sebebiyle maalesef baraj, 50 milyon metreküp suyu tamamladıktan sonra üzerindeki kapasitesini tam olarak dolduramıyor. Bundan dolayı çiftçilerimiz zaman zaman sıkıntı yaşıyor. Oysa bu kuraklığın devam edeceğini öngördüğümüz için barajın tam kapasite dolu olması gerek.”

‘Suyu tasarruflu kullanmalıyız’

Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Biyosistem Mühendisliği Ana Bilim Dalı başkanı Prof. Dr. Berkant Ödemiş de küresel anlamda karbon emisyonlarının, dünya atmosferinde hızla yayılmasıyla beraber ortaya çıkan sorunun bir süre sonra özellikle atmosferdeki ısının artmasına, ısının artmasıyla beraber de bölgesel olarak bazı noktalarda yağış miktarlarının hızla azalmasına neden olduğunu söyledi.

Ödemiş, “Dünya genelinde baktığımız zaman kişi başına düşen su tüketimi 800 metreküp civarında ve her yıl nüfusun 80 milyon arttığını düşünecek olursak, her yıl yaklaşık 64 kilometreküplük suya ihtiyaç var. Su ile ilgili planlamalarda, suyu daha az kullanan sulama yöntemlerine, tasarruflu sistemlere her türlü teknolojiye ihtiyaç duymaktayız” diye konuştu.

‘Yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmeli’

Türkiye’de suyun yüzde 75’ini kullanan tarım sektörünün disipline edilmesi gerektiğini dile getiren Ödemiş, şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye yılda 54 milyar metreküp su kullanır. Bunun 40 milyar metreküpünü tarımda, 7 milyar metreküpünü içme ve kullanma suyu olarak evlerimizde kullanırız. 7 metreküp civarındaki suyu da sanayide kullanmaktayız. Dolayısıyla tarım gibi büyük bir sektörü disipline etmediğimiz sürece, daha az su kullanan sulama stratejilerine geçmediğimiz sürece, su kaynakları ile ilgili bir planlama yapmamız şu anda çok mümkün gözükmüyor. Şimdi genel olarak baktığımızda iklim değişikliğinin yarattığı etkilerden en önemlisi su kaynakları ama aynı zamanda bazı bölgelerde de önemli ölçüde sellere neden olmaktadır. Biz bunu gelecek yıllarda çok şiddetli bir şekilde yaşayacağız. Onun için öncelikle bizim küresel anlamda karbon emisyonlarını artıran başta fosil yakıtları olmak üzere, birtakım enerji kaynaklarında yeniden dönüşüme gitmemiz lazım. Özellikle yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmemiz lazım.”

İkizdere direniş alanındaki kullanılmayan fabrika acil kamulaştırma gerekçesiyle yıkılacak

Rize İkizdere‘deki Eskencidere Vadisi‘nde yapımına başlanan taş ocağına karşı direniş devam ederken, köylülerin direniş alanında bulunan ve kullanılmayan fabrikanın acil kamulaştırma gerekçesiyle yıkılacağı öğrenildi.

Yıkımın ise cuma günü yapılması planlanıyor.

‘Alandaki eşyalarınızı alın’

Direnişçiler, jandarma tarafından aranarak yıkım kararının kendilerine bildirildiğini ve alanda bulunan eşyalarını almalarını istediklerini ifade ettiler.

Kendilerine hiçbir tebligat yapılmadığını kaydeden direnişçiler, haksız ve hukuksuz yıkıma dur demek için cuma günü yıkımın yapılacağı alana buluşma çağrısı yaptı.

Ağustos ayında da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkilileri direniş alanına gelerek, nöbet alanı ve alandaki çay fabrikasının bahçesi için keşif ve ölçüm çalışması yapmıştı. İkizdere köylülerinin avukatı Yakup Okumuşoğlu da konuyla ilgili kendilerine bilgi verilmediğini belirterek, acele kamulaştırma ihtimalinin yüksek olduğunu söylemişti.

‘Barınamayanlar’ dün gece de birçok kentte sokakta sabahladı

Fahiş kira ve yurt ücretleri nedeniyle barınma sorunu yaşayan öğrencilerin başlattığı sokakta sabahlama eylemi devam ediyor. Barınma talebi ile parklarda sabahlayan öğrenciler İstanbul, Kocaeli, Ankara ve İzmir başta olmak üzere birçok kentte dün gece de nöbeti sürdürdü.

Öğrenci Sendikası’ndan yapılan “2021 yılında kalacak yer bulamadığımıza inanamıyoruz” başlıklı açıklamada, “KYK ve kira zamlarına sessiz kalmadık kalmıyoruz. Bütün sıra arkadaşlarımızı yüksek kiralara ve zamlara ses çıkartmak üzere nöbetimize davet ediyoruz” denildi.

Atay: Utanç ve şaşkınlık verici bir durum

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Barış Atay da İstanbul’da Yoğurtçu Parkı’nda bir araya gelen öğrencileri ziyaret etti.  “Tüm gençlerin başlattığı bu direnişi selamlamaktan öte buradan bir çağrı yapmamız lazım” diyen Atay şöyle konuştu:

“Bu durum neresinden bakarsak bakalım hem utanç verici, hem şaşkınlık verici. Bu iktidarın hayatımızın nelerine kastedebileceğini gösteren çok çarpıcı bir gerçek. Bir tarafta, 291 milyon dolara ABD’de yapılan binalar, açılışta yapılan şovlar, AKP Genel Başkanının eşinin kullandığı milyonluk saatler, diğer tarafta Türkiye’de on binlerce öğrencinin şu an yaşadığı ve belki de önümüzdeki günlerde daha da yakıcı olarak yaşayacağı bir barınma sorunu var.”

Taliban, BM Genel Kurulu toplantısına katılmayı talep etti

Amerika Birleşik Devletleri‘nin Afganistan‘dan çekilmesi üzerine ülkenin yönetimini ele geçiren Taliban, ülkenin temsilcisi olarak Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu toplantısına katılmak ve hitapta bulunmak için yazılı talepte bulundu.

Taliban tarafından kurulan yeni hükümette Dışişleri Bakanı olan Amir Khan Muttaqi tarafından iletilen talepte, kendilerinden bir temsilcinin de Genel Kurul’a hitap etmesi istendi.

BM’de liderlerin konuşmaları bu hafta başlamıştı.

‘Ghulam Isaczai ülkeyi temsil etmiyor’

Taliban, geçen ay görevden uzaklaştırılan Afganistan hükümetinin temsilcisi Ghulam Isaczai‘nin ülkeyi temsil etmediğini duyurdu ve Doha‘da bulunan sözcüleri Süheyl Şahin‘i de Afganistan’ın Birleşmiş Milletler temsilcisi atamak üzere aday gösterdi.

Bir BM sözcüsü, Taliban’ın talebini değerlendiren dokuz üyeden oluşan komite, Genel Kurul hitaplarının bitişinden sonra, gelecek hafta toplanana kadar Ghulam Isaczai, Afganistan’ın BM’deki resmi temsilcisi olarak görev yapmaya devam edecek.

Isaczai’nin Genel Kurul’un son günü olan 27 Eylül’de dünya liderlerine hitap etmesi planlanıyor.

Isaczai, Cumhurbaşkanı Eşref Gani zamanında göreve getirilmişti. Ancak, bazı ülkeler Taliban’ın Kabil’e girmesiyle ülkeyi terk eden Eşref Gani’yi Cumhurbaşkanı olarak tanımıyor.

Taliban’ın Afganistan’ı yönettiği 1996-2001 yıllarında, Taliban tarafından devrilen eski hükümette görevli olan BM temsilcisi, New York‘taki BM Genel Merkezi’nde görev yapmaya devam etmişti. Taliban, o dönemde de talepte bulunsa da BM komitesi bu talebe olumlu yanıt vermemişti.

1915 Çanakkale Köprüsü’nün geçiş ücreti açıklandı: 15 Euro

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, sona yaklaşılan 1915 Çanakkale Köprüsü’yle ilgili soruları yanıtladı. NTV’de konuk olan Karaismailoğlu, köprünün inşaatını bitirme tarihinin 18 Mart 2022 olarak belirlendiğini söyledi.

Karaismailoğlu, köprünün geçiş ücretine ilişkin ise “Şu an ki mevcut gemi tarifesinde göre otomobillerden 85 lira bir ücret alınıyor. Buna göre köprü açıldığında da geçiş ücreti 15 Euro (bugünkü kurla yaklaşık 150 TL) olacak” dedi.

Metroda harflere takılmayalım

İstanbul’da metronun ‘M’ olan simgesinin ‘U’ olarak değiştirilmesine gelen tepkilere ilişkin de konuşan Karaismailoğlu, “İstanbul’da Tramvay için ‘T’ var, Marmaray’ın simgesi var. Biz Ulaştırma Bakanlığı’nın yaptığı metrolara ‘U’ harfini koyuyoruz. Harflere takılmamak lazım. Biz şu anda İstanbul’da 7 tane, 103 kilometrelik metro yapıyoruz. Biz Belediyenin metrolarına karışmıyoruz” diye konuştu.

‘Kanal İstanbul’ projesi

İktidarın Kanal İstanbul projesiyle ilgili son durumu da aktaran Karaismailoğlu şunları söyledi: “Çalışmalarımız hızlı bir şekilde devam ediyor. İnşallah ihalesini en kısa zamanda yapıp hızla bir şekilde başlayacağız. İstanbul Boğazı‘ndaki gemi trafiğini yönetmek için alternatif bir su yoluna ihtiyaç var. Bunların hepsini düşünmek, incelemek bunlara karşı projeler oluşturmak lazım. Kanal İstanbul bunların sonucudur”

Marmara Denizi‘ndeki müsilaj sorunu için de Kanal İstanbul’un yapılması gerektiğini öne süren Karaismailoğlu, “Müsilaj suyun sıcaklığının artması, suyun hareketsizliği ve çevredeki kirlilik nedeniyle oluşuyor. Kanal İstanbul oradaki hareketin artmasına neden olacak” dedi.

TURKSAT 6A’yı SpaceX fırlatacak

Türkiye’nin ilk yerli uydusu olacak TURKSAT 6A ile ilgili de bilgi veren Karaismailoğlu, “Elon Musk ile işbirliğimiz devam ediyor. 2023’ün ilk aylarında uzaya fırlatacağız” açıklamasında bulundu.