Ana Sayfa Blog Sayfa 1236

Resmi Gazete’de yayımlandı: Türk lirası mevduatlara stopaj desteği uzatıldı

Resmi Gazete‘de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile, Türk lirası mevduatlara stopaj desteği uygulaması yıl sonuna kadar uzatıldı.

Stopaj indirimi dün itibariyle sona eriyordu. 

Buna göre stopaj oranı, altı aya kadar vadeli hesaplarda yüzde 5, bir yıla kadar vadelide yüzde 3, bir yıldan uzun vadelilerde ise yüzde sıfır olacak.

Söz konusu karar, 1 Ekim 2021 tarihinden itibaren açılan veya vadesi yenilenen hesaplar ile bu tarihte iktisap edilen, bankalar tarafından ihraç edilen tahvil ve bonolardan elde edilen gelir ve kazançlar ile fon kullanıcısının bu bankalar olduğu varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen kira sertifikalarından elde edilen gelir ve kazançlara uygulanacak.

MEB’in ilkokul ders kitabında velilere soru: 15 Temmuz gecesi neredeydiniz?

Millî Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) ilkokul 3’üncü sınıflar için hazırlayıp okullarda ücretsiz olarak dağıttığı ders kitabında öğrenci velilerine “15 Temmuz gecesi neredeydiniz? Bu olay hakkında ne düşünüyorsunuz” sorusu yöneltiliyor.

Ders kitabında öğrencilerden ailelerine bu soruları sormaları ve defterlerine yazmaları isteniyor.

15 Temmuz’a övgüler

Birgün’den Abidin Yağmur’un haberine göre kitabın kapağındaki okulun adı da “15 Temmuz Şehitler İlkokulu”. Kitabın birçok yerinde 15 Temmuz’a atıfta bulunuluyor.

Kitabın 50’nci sayfasında, Derya Öney tarafından yazılan “Bayrağıma Sesleniş” adlı metinde de 15 Temmuz’dan söz ediliyor.

Metinde, “Öyle ya! haklıydı bayrağım. Biz birlikte var olmuşuz şimdiye kadar. Vatan, bayraksız; bayrak, vatansız olamaz asla! Tıpkı 15 Temmuz’daki gibi biz bir bütün olarak var oldukça ve halkımız el ele verip canla başla çalışmaya devam ettikçe daha güzel günler göreceğiz” ifadeleri yer alıyor.

Velilerle 15 Temmuz röportajı

Kitabın bir sonraki sayfasında çocuklardan metinle ilgili bir etkinlik yapmaları isteniyor ve “Türk halkı 15 Temmuz’da ne yapmış?” sorusu yöneltiliyor. Ancak kitaptaki 15 Temmuz etkinliği konusu metinle sınırlı bırakılmıyor ve çocuklardan ailelerinin 15 Temmuz’la ilgili görüşlerini sorması isteniyor.

Kitabın ilgili bölümünde, “Aile büyüklerimizden birini belirleyelim. Ona aşağıdaki soruları sorarak röportaj yapalım. Edindiğimiz bilgileri defterimize yazalım” şeklinde bir yönlendirme yapılıktan sonra çocuklardan şu soruları ailelerine sormaları isteniyor:

“15 Temmuz gecesi neredeydiniz? O gece ülkemize ne yapılmak istendi? Bu olaylardan nasıl haberdar oldunuz? Yaşanan olayı öğrenince ne hissettiniz? Halkımız o gece nasıl bir kahramanlık gösterdi?”

‘Bu yaştaki çocuklar için uygun değil’

Eğitim-İş Mersin Şube Başkanı Nesime Aslan, ilkokul 3’üncü sınıf ders kitabında böyle bir etkinliğin yer almasını doğru bulmadıklarını söyledi:

“Müfredatta çocukların aileleriyle yapacakları etkinlikler vardır. Mesela çevre bilinci oluşturmak için çocuğun ailesiyle çevre temizliği hakkında röportaj yapması istenebilir. Hayvan sevgisi kazandırmak için çocuktan ailesiyle sokak hayvanları için neler yapılabileceğini konuşması istenebilir. Bu tür etkinlikler çocuğun çevreye duyarlılığı açısından yapılır. Bu tür etkinlikler normaldir. Ama bu kitapta çocuklardan istenen etkinlik çok farklı. O yaştaki çocuklardan, yakın dönemde yaşanmış siyasi bir olayla ilgili aile etkinliği yapılmasını istemek, ailenin ne düşündüğünü ne hissettiğini, o gece nerede olduğunu sormasını istemek doğru değil.”

Aslan, iktidarın 15 Temmuz’u önemli gün ve haftalar arasına aldığını, ders müfredatlarında da 15 Temmuz’u daha çok anlatmak istediğini belirterek, “İlkokul 3. Sınıf Türkçe ders kitabına böyle bir etkinliğin ve böyle soruların konulması, çocukların bilinçaltına böyle bir günün olduğunun kazınması amacını taşıdığını düşünüyorum. Yakın tarihte meydana gelmiş, hâlâ siyasetin tartışma konusu olan bu olayın bu seviyedeki bir sınıfın ders kitabında olmasını bir eğitimci olarak doğru bulmuyorum” ifadelerini kullandı.

Milli Güvenlik Kurulu Toplantısı’nda iklim kriziyle ortak mücadele vurgusu

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi‘nde yapılan Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Toplantısı‘nın ardından yayımlanan bildiride iklim krizi vurgusu dikkat çekti.

Bildiride iklim kriziyle küresel düzeyde ortak mücadeleye dikkat çekilirken, Türkiye’nin bu konuda üzerine düşeni yapacağı ifade edildi.

İklim krizi vurgusu

Bildiride iklim kriziyle ilgili şu ifadelere yer verildi:

Yangınlar, seller, kuraklık ve benzeri pek çok emareyle giderek daha çok yaklaştığı görülen iklim değişikliği tehdidine karşı küresel düzeyde ortak mücadele planlarının hayata geçirilmesinin zorunluluğuna işaret edilerek Türkiye’nin, her uluslararası meselede olduğu gibi bu konuda da üzerine düşenleri yapacağı belirtilmiştir.”

‘Afganistan’a destek sürecek’

Afganistan‘da yaşanan son gelişmeler neticesinde ortaya çıkan durumun değerlendirildiği belirtilen bildiride, bir kez daha Kabil Uluslararası Havalimanı‘nın işletilmesi de dahil olmak üzere ülkeye desteğin sürdüreceği kaydedildi:

Türkiye’nin dost ve kardeş Afganistan halkının ülkelerinde müreffeh ve huzurlu bir hayata kavuşmasına yönelik Kabil Uluslararası Havalimanı’nın işletilmesi de dahil olmak üzere desteğini sürdüreceği vurgulanmış, uluslararası topluma insani krizlerin aşılmasında birlikte hareket etme ve samimiyetle sorumluluk üstlenme çağrısında bulunulmuştur.”

Afrika’daki güvenlik meselesi

Türkiye’nin Afrika kıtasında güvenlik için atılan adımlara katkı vermeye devam edeceği de kaydedildi:

Afrika kıtası genelinde artma ve yayılma eğiliminde olduğu müşahede edilen terör, iç çatışmalar ve siyasi istikrarsızlıkların, Kıta’nın mazlum milletlerinin hak ettikleri refaha erişmesinin önündeki başlıca engelleri teşkil ettiğine dikkat çekildi. Türkiye’nin, Afrika’da güvenlik ve istikrarın tesisi ile kalkınmaya yönelik çabalara katkı sunmaya devam edilmiştir.”

Bildiride ayrıca, “Türkiye’nin Ege, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’a ilişkin meseleler ile düzensiz göç konusundaki iyi niyetli, yapıcı çözüm odaklı teklif ve yaklaşımlarının göz ardı edilmesinin, hem uluslararası hukuk ve hakkaniyet hem de Avrupa Birliği’nin uzun vadeli menfaatlerinin hilafına olduğu belirtilmiş, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum yönetiminin tek taraflı eylemlerine ve hasmane tutumlarına destek verilmesinin bölgedeki anlaşmazlıkları daha da derinleştireceğinin altı çizilmiştir” ifadelerini de yer verildi.

Beykoz Çayırı’nın Millet Bahçesi’ne dönüştürülmesine İmamoğlu’ndan veto

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Meclisi’nin AKP ve MHP oylarıyla İstanbul‘da yer alan asırlık Beykoz Çayırı‘nın Millet Bahçesi’ne çevirme kararına İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu‘ndan veto geldi.

Beykoz Belediyesi tarafından hazırlanan plan değişikliği teklifi ile Beykoz Çayırı planlara ‘Millet Bahçesi’ olarak işlenmişti. Çayıra; millet kıraathanesi, sanat atölyeleri, çay bahçesi, okçuluk ve tenis gibi spor alanları, cami, mescit, büfe, idari tesis, otobüs-teleferik hattı istasyonu, emsale dahil olmamak üzere zemin altı otopark yapılmasının önü açıldı.

Yapılarda yükseklik ise 4.50 metreden 6.50 metreye, inşaat hakkı da 0.02’den 0.05’e çıkarılmıştı. Beykoz Çevre Dayanışması kararın ardından Beykoz Çayırı’nda projeye karşı nöbet başlattı.

Veto kararını Sataloğlu duyurdu

Sözcü’den Özlem Güvemli’nin haberine göre; CHP’li İBB ve Beykoz Belediye Meclis Üyesi Cemal Sataloğlu, tepki çeken kararın İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu tarafından veto edildiğini açıkladı.

Sataloğlu sosyal medya hesabından “Beykoz çayırının millet bahçesine dönüştürülmesi hakkında AKP ve MHP oylarıyla oy çokluğu ile alınan İBB Meclis kararı İBB Başkanımız sayın Ekrem İmamoğlu tarafından yeniden görüşülmek üzere veto edilmiştir. İBB Başkanımız Ekrem İmamoğlu’na teşekkür ediyorum” açıklamasını yaptı.

Fotoğraf: Beykoz Çevre Dayanışması

Ne olacak?

İmamoğlu’nun veto ettiği kararın ekim ayı meclis oturumları sırasında gündeme alınarak tekrar oya sunulması bekleniyor. Çoğunluktaki AKP-MHP grubu kararda ısrar eder oyunu değiştirmezse karar kesinleşecek.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun kararın kesinleşmesinin ardından iptali için yargıya başvurma hakkı bulunuyor.

 

İklim krizi, küresel kahve fiyatlarında rekora neden oluyor

Bilim insanları uzun süredir iklim değişikliğinin içtiğimiz kahveyi dahi etkileyeceğine dair uyarılarda bulunuyordu. Küresel kahve çekirdeği fiyatlarındaki ani artış bu yola çoktan girdiğimizi gösteriyor.

Kuraklık ve pandemi sırasındaki tedarik zinciri sorunlarının ardından önemli bir kahve üreticisi olan Brezilya’yı bu kez de temmuz ayında yaşanan beklenmedik aşırı soğuklar vurdu ve mahsulün üçte birini yok etti.

IBISWorld’e göre, küresel kahve fiyatlarının bu yıl kilogram başına 4,44 dolara sıçrayacağı tahmin ediliyor.

‘Bu artışı bekliyorduk’

Sidney merkezli Bay Black Roasters and Distillers‘ın kurucusu Tom Baker, bu yılki ilk sevkiyatın ağır bir fiyat etiketi ile gelmesiyle ani yükselişi fark etti.

The Guardian’a konuşan Baker, “Bu duygu neredeyse umutsuzluktu. Bunu bekliyorduk çünkü her şey arttı. Her satır öğesindeki tüm maliyetlerimiz. Cam, kahve, kağıt maliyetleri, etiket maliyetleri” ifadelerini kullandı.

Fotoğraf: Shutterstock

Brezilya’da aşırı hava koşulları

IBISWorld’de kıdemli bir endüstri analisti olan Suzy Oo, navlun maliyetinin son zamanlarda kahve çekirdeği fiyatlarının 2014’ten bu yana en büyük artışına katkıda bulunduğunu söyledi.

Ancak en büyük etkinin iklim değişikliğinden kaynaklanacağını belirten Suzy Oo, dünyanın en büyük kahve çekirdeği tedarikçisi olan Brezilya’daki aşırı hava koşullarına işaret etti.

Brezilya’nın kahve üreten bölgelerindeki çiftçiler son yıllarda kuraklık ile boğuşuyordu. Temmuz ayında yaşanan aşırı soğuklar üreticileri daha da zor durumda bıraktı.

Soğuk havaya dayanıklı değil

İklim değişikliği sadece kahveyi değil, onun gibi gelişmek için spesifik koşullara ihtiyaç duyan çikolata ve şaraplık üzüm gibi birçok tarım ürünü için tehdit oluşturuyor.

Tropikal bir bitki olan kahve ağaçları, düşük sıcaklıklara karşı dayanıklı değil. Buz parçacıkları yapraklarını yakıyor ve sıfırın altındaki sıcaklıklarda ölmeye başlıyor. Tesislerin kurulması birkaç yıl sürdüğü için herhangi önemli bir kayıp üreticilerin batması için yeterli oluyor.

BOTAŞ açıkladı: Sanayi ve elektrik üretim santralleri için doğal gaza yüzde 15’lik zam

Boru Hatları ile Petrol Taşıma A.Ş‘nin (BOTAŞ) internet sitesinde ekim ayına ait tarife tablosu yayımlandı. Tabloya göre, sanayi ve elektrik üretim santralleri için doğal gaza yüzde 15’lik zam geldi.

Konut aboneleri için ise zam yapılmadı.

Yeni tarifeye göre fiyatlar

Ekim ayında sanayi aboneleri için geçerli olacak tarife önceki tarifeye göre, bin metreküp doğalgaz için yüzde 15 artışla 2 bin 358 TL, elektrik üretim santrallerinin kullandığı bin metreküp doğalgaz için ise yüzde 15 artışla 2 bin 724 TL oldu.

Konut tüketicileri için ise gaz dağıtım şirketlerine uygulanan satış fiyatı bir önceki ayın tarifesine göre değişmedi ve bin metreküp doğalgaz için bin 488 TL olarak kaldı.

Konut doğalgaz tarifesine, 1 Ocak 2021’den itibaren 2021 yılı haziran ayına kadar her ay yüzde 1 oranında zam yapılmıştı. 1 Temmuz 2021 tarihinde ise yüzde 12 oranında zamlanmıştı.

Assos’taki kaya ıslahı raporu ortaya çıktı: Patlayıcı kullanılabilir

Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinde bulunan Assos Antik Limanı’nda “Assos Kaya Islahı İnşaatı” adı altında yapılan doğa ve tarih tahribatının teknik raporu ortaya çıktı.

Raporda, birinci derece doğal sit alanı olan bölgede yapılan ıslah çalışması sırasında bazı patlayıcıların kullanılabileceği belirtiliyor.

İhale öncesinde hazırlanmış

Cumhuriyet’ten Hazal Ocak’ın haberine göre Çanakkale Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü tarafından ihale süreci öncesinde hazırlatılan Behramkale Köyü Teknik Raporu’nda liman üzerinde devasa yedi bölgenin belirlendiği görülüyor.

Çalışma kapsamında kaya düşme riskinin incelenmesi ve ıslahı için önlem yapılarılarının belirlenmesinin amaçlandığı belirtilen raporda çalışmalar sırasında kayaların kırımına ilişkin “CE belgeli piroteknik patlayıcı” kullanılabileceğine ilişkin ifadeler de yer alıyor.

‘Kılıfını hazırlamışlar’

Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Doğan Perinçek, Türkiye’de benzer bir kaya ıslahı projesinin bulunmadığını belirtti.

Perinçek, “Proje hazırlanırken minareye kılıfı hazırlamışlar. Türkiye’de farklı kaya ıslahı projeleri var. Buralarda kesinlikle bir hafriyat söz konusu değil. Sadece düşme ihtimali olan kayalar, ufaklar yerlerinden alınıyor. Büyükleri de çelik ağ içine alınarak yerinde sabitleniyor. Burada yapılan hafriyat bir taş ocağı açma işi gibi. Proje yapılırken buranın idam kararı verilmiş zaten” dedi.

Bölgeye ilişkin endişelerini dile getiren Perinçek, “Ben buraya ileride otel yapılacağını düşünüyorum. Çalışmalar durdurulsun ve bölge rehabilite edilsin. Açılan sekilere halka açık park yapılabilir” ifadelerine yer verdi.

Neler yaşandı?

AFAD tarafından hazırlanan bir rapor doğrultusunda Ayvacık Kaymakamlığı Köylere Hizmet Götürme Birliği tarafından 26 Mart 2021’de “Ayvacık İlçesi Assos Kaya Islahı Yapım İşi” ihale edilmişti.

Söz konusu ihale doğrultusunda inşaat başlamış ve alan turizm faaliyetine ve girişlere 500 gün süre kapatılmıştı. Ancak yapılan çalışmaları görüntüleyen Kazdağı Koruma ve Assos Dostları, çalışmaların çok ciddi tahribat ve yıkıma neden olduğuna dikkat çekerek Ayvacık Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunmuştu.

HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu ise konuyla ilgili bir soru önergesi hazırlamış ve konuyu meclis gündemine taşımıştı.

 

Nesli tehlike altındaki karakulaklar ailecek kameralarda

Türkiye‘de yaşayan, nesli tehlike altındaki yabani kedi türlerinden karakulaklar; Antalya, Isparta ve Burdur illerini kapsayan Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) 6’ncı Bölge Müdürlüğü‘nün arazi ve fotokapan yoluyla yapılan çalışmaları kapsamında görüntülendi.

İki  yavru ve anne olmak üzere üç bireyden oluşan karakulak ailesinin su kanalından su içerken kaydedilen görüntüler, Antalya sınırlarında çekildi.  .  ‘Ormanın hayalet kedisi’ olarak da bilinen karakulaklar, ürkek haliyle dikkat çekti.

'Ormanın hayalet kedisi' ailecek görüntülendi - Sayfa 2

 

DKMP 6’ncı Bölge Müdürlüğü’nün verdiği bilgiye göre, ülkede yaşayan yabani kedi türlerinden biri olan, ince yapılı ve çevik karakulaklar, çok çeşitli habitatlarda yaşayabiliyor. Açıklıklı ağaçlıklar, fundalıklar, çalılıklar, maki gibi bodur bitkilerle kaplı alanlar, düzlük, tepelik ve kayalıklı bölgeler, türün yaşayabileceği alanlar.

DHA‘nın haberinde, karakulakların tavşan, küçük kemirgenler ve çeşitli kuş türlerini kapsayan geniş beslenme alışkanlığı olduğu da belirtilerek, şu bilgiler verildi:

'Ormanın hayalet kedisi' ailecek görüntülendi - Sayfa 3

 

“Çoğunlukla kuşları avlamak için yüksek ve atletik sıçrayışlarıyla bilinmelerine rağmen tüm bölgelerde memeliler besin diyetinin yarısını oluşturur. Bu büyüklükteki tüm kedi türleri düşünüldüğünde, kendi ağırlığının 2 ya da 3 katı ağırlığında avları avlayabilmesi bu kedi türünü eşsiz kılar. Arada evcil hayvanları da avlar. Ön bacaklara göre oldukça gelişmiş ve uzun arka bacaklarıyla mükemmel sıçrayışlar yapabilir.”

'Ormanın hayalet kedisi' ailecek görüntülendi - Sayfa 4

 

Karakulakların yılda bir defa yavru sahibi olabildikleri belirtilerek, göç etmedikleri, yerel ve alan korumacı oldukları kaydedildi.

Karakulakların Türkiye popülasyonu hakkında yeterince bilgi bulunmuyor. Hayvanlar,  ülkenin güney ve batı bölgelerinde yaşıyor.

'Ormanın hayalet kedisi' ailecek görüntülendi - Sayfa 5

 

DKMP, TRT ile imzalanan iş birliği protokolü kapsamında, TRT tarafından 2 yıl sürecek olan karakulak belgeseli çekimlerinin Burdur‘da başladığı bilgisini de verdi.

 

Akit hedef gösterdi, Bursa’daki Azis konseri iptal edildi

Balkan Insight’tan Hamdi Fırat Büyük, Yeni Akit gazetesinin hedef göstermesi nedeniyle Bulgaristanlı pop yıldızı Azis‘in Bursa’da düzenlenen Balkan Festivali’nde sahneye çıkmasının engellendiğini duyurdu.

Daha önce de LGBTİ+’lara yönelik nefret söylemleri ve hedef göstermeleriyle bilinen Akit Gazetesi’nin şarkıcıyı hedef gösterdiği haberde şu ifadeler kullanılıyordu: “AK Partili Kestel Belediyesi ne yapmaya çalışıyor? İlçe halkına düzenleyecekleri festivalde eşcinsel sapkın Azis sahne alacak.”

Kestel Belediyesi nefrete ortak oldu

Büyük haberinde, “Yeni Akit’in, AKP yönetimindeki belediyenin Azis’e yönelik tepkiler nedeniyle ‘yanlış kararını’ düzelttiğini bildirdiği” ifadeleri de yer aldı.

Kaosl GL’nin haberine göre Yeni Akit’e konuşan Kestel Belediye Başkanı Önder Tanır da nefrete ortak olarak “Biz söz konusu sanatçının ilgili fotoğraf ve videolarını görmeden ilana çıkmıştık. Yanlışlığı fark edince sahnesini iptal ettik” dedi.

Azis hakkında

Bulgaristan doğumlu sunucu, siyasetçi, yazar ve şarkıcı. 2006 yılında Eurovision’da Bulgaristan’ı temsil eden Azis, Balkan ülkelerinde büyük bir hayran kitlesine sahip.  Yaklaşık 10 tane müzik albümü çıkardı.

Azis, 2005’te Euroroma partisine üye olarak politikaya atıldı. Partisi Bulgaristan Çingenelerinin haklarını savunuyordu. 2005 yazında seçimlere katılsa da yeterli oy alamayıp Bulgar parlamentosuna giremedi.

Azis, 2006’da Niki Kitaetsa ile evlendi. Ancak evlilikleri Bulgar yasalarına göre yasal sayılmadı. 2007’de Sofya’nın o zamanki belediye başkanı Boyko Borisov, Azis ve kocasının üstsüz öpüşürken yer aldığı bir reklamı billboard’lardan kaldırdı. Borisov, reklamı çıplaklık yüzünden kaldırdığını açıklasa da Bulgaristan’daki gey ve lezbiyen dernekleri asıl nedenin eşcinsellik olduğunu söyleyerek protesto ettiler.

 

 

Temiz Hava Hakkı Platformu: Türkiye’de 45 şehirde hava kirliliği ulusal sınır değerlerini aştı

Temiz Hava Hakkı Platformu (THHP) tarafından hazırlanan Kara Rapor 2021: Hava Kirliliği ve Sağlık Etkileri isimli rapor yayımlandı.

Raporda, son beş yılın hava kalitesi incelenirken, 2020 yılında ölçüm yapılan istasyon sayısının arttığına da dikkat çekildi.  Ancak, TÜİK tarafından 2020 yılına ait ölüm verileri açıklanmadığı için; 2017 yılından beri her sene hesaplanan hava kirliliği kaynaklı ölüm sayısının bu yıl belirlenemediği vurgulandı.

’45 şehirde hava kirliliği ulusal sınır değerlerini aştı’

Raporda Türkiye’de sadece iki şehrin havası temiz olduğu da kaydedildi.

THHP Koordinatörü Buket Atlı, geçen yıl yeterli derecede ölçüm yapılabilen 175 istasyonun yüzde 97,7’sinde yıllık PM 10 ortalamasının Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)’nün kılavuz sınır değerlerinin üzerinde olduğunu açıkladı ve sözlerini şöyle sürdürdü:

Ayrıca, 9 ilde hava kirliliği ile ilgili yeterli partikül madde (PM 10) verisi yok ve 45 şehirde hava kirliliği ulusal sınır değerlerini bile aştı. 2020 yılında Türkiye’deki 42 şehirde kanserojen olan ince partikül (PM 2.5) seviyesi yeterli düzeyde ölçülmedi. PM 2.5 hava kirliliği kaynaklı hastalık yükü ve ölümleri anlayabilmemiz için en temel gösterge, ancak ülke genelinde ölçümü yapılmıyor ve hala mevzuatta PM 2.5 için limit değer bulunmuyor.

Diğer yandan  2020 yılında ölüm verileri açıklanmadığı için hava kirliliğinden kaynaklı ölüm sayısını hesaplayamadık. Türkiye, 2030 yılına kadar hava kirliliği kaynaklı erken ölümleri yüzde 55 azaltacağını taahhüt etti. Artık büyük bir halk sağlık sorunu olan hava kirliliği ile mücadele için ulusal düzeyde bir hava kirliliği ile mücadele stratejisinin açıklanması gerekiyor.”

Hava kirliliğinin en yüksek oranda olduğu şehir Muş

DSÖ geçtiğimiz hafta, hava kirliliğinin sağlık etkilerini azaltmak için önerdiği kılavuz sınır değerleri PM 2.5 için yıllık 5 μg/m3 ve PM 10 15 μg/m3’e düşürdüğünü açıklamıştı. Dünya genelinde sınır değerlerin düşürülmesi konuşulmasına rağmen raporda, Türkiye’nin hava kalitesi mevzuatında hala kanserojen olan PM 2,5 için yıllık ve günlük sınır değerleri belirlemediği vurgulandı.

Aynı raporda, hava kirliliğinin Türkiye’nin 12 şehrinde artık tüm yıla yayılan bir sorun olduğu kaydedildi. Muş, Iğdır, İstanbul, Sinop, Malatya, Edirne, Tokat, Kayseri, Denizli, Düzce, Karabük, Ağrı ve Ankara’daki 15 istasyonda  2020 yılı boyunca yapılan ölçümlerde yüksek hava kirliliği gözlemlendi. Türkiye’de sadece Bitlis ve Hakkari’de hava kirliliği (PM 10 ) DSÖ kılavuz değerlerinin altında ölçüldü.

Hava kirliliğinin en yüksek oranda olduğu şehrin ise Muş olduğu açıklandı. Muşlular yılın 306 günü kirli hava soludu. 2020 yılında hava kalitesi en düşük çıkan iller ise Iğdır, Ağrı ve Muş oldu. Türkiye’nin hava kalitesi açısından en kirli illeri listesinde son 4 yıldır ilk sırada yer alan Iğdır, 2020 yılında yerini Muş’a bıraktı.

Beş yıldır Iğdır, Maraş, Manisa, Ağrı ve Düzce’de hava kirliliği sorununun kronikleştiği ifade edilirken, bu şehirlerde Acil Temiz Hava Eylem Planları açıklanması gerektiği vurgulandı.

‘Hava kirliliği, Covid-19 hastalığının etkilerini artırıyor’

Temiz Hava Hakkı Platformu bileşenlerinden Halk Sağlığı Uzmanları Derneği temsilcisi Dr. Öğretim Üyesi Melike Yavuz, araştırmacıların hava kirliliğinin yüksek olduğu bölgelerde koronavirüs vaka ve ölüm sayısının daha yüksek olduğunu gözlediklerini hatırlatarak şu açıklamalarda bulundu:

Bu gözlemlerin daha ileri araştırmalarla desteklenmesine ihtiyaç var. Kirli havanın COVID-19 virüsünün vücuda girişini kolaylaştırdığını mekanizmaları ile gösteren bilimsel kanıtlar mevcuttur. Ayrıca hava kirliliği sebep olduğu kronik hastalıklar nedeniyle COVID-19 hastalığının şiddetini arttırıyor. Araştırmalar özellikle ince partikül (PM 2.5 ) ve daha çok trafikten kaynaklanan azot dioksite (NO 2 ) kısa veya uzun süreli maruz kalmanın, yüksek COVID-19 enfeksiyon ve ölüm oranlarına önemli ölçüde katkıda bulunduğunu gösteriyor.

Hem iklim krizi hem de COVID-19 salgını ile mücadele için özellikle ulaşım, enerji ve ısınmada kullanılan taş kömürü, linyit, fuel-oil gibi kirleticilerin azaltılarak, hava kirliliğini azaltacak önlemlerin acilen alınması şart.”

Ankara, İzmir ve İstanbul’da hava kirliliği

Raporda, 2020 yılında İstanbul’da PM 10 ortalamasının önceki yıllara göre daha düşük seviyelerde olduğu ortaya kondu. Ancak, uzmanlar bu seviyenin dahi DSÖ’nün önerdiği kılavuz değerlerin iki katı olduğuna dikkat çekiyor.

İstanbul’un ilçeleri Mecidiyeköy, Sultangazi, Esenyurt ve Alibeyköy’de PM 10 ortalamasının DSÖ yıllık kılavuz değerlerinin 3 katından fazla seviyede olduğu ortaya konuldu. Ankara Siteler istasyonunun yakınında ise yıllık PM 10 ortalaması DSÖ kılavuz değerlerinin dört katını aştı.

İzmir’deki en kötü hava kalitesi, 2016 yılından beri ölçüm verileri kamuoyu ile paylaşılmayan Aliağa’da ölçüldü.  İlçede, DSÖ yıllık kılavuz değerlerinin 2 katından fazla bir kirlilik yaşandığı ortaya konuldu. Aliağa’da bulunan en önemli kirletici kaynaklar; kömürlü termik santral, hurda metal işleyen demir-çelik fabrikaları ve haddehaneler, yapımı bittiği için yakında üretime geçecek olan yeni rafineri de kirletici kaynaklara eklenecek olan petrokimya tesisleri.

Türkiye’de son 10 yılda sıcak dalgalarının artması ve beraberinde yaşanan orman yangınları hava kirliliğinin önemli sebepleri arasında gösteriliyor.

‘Hava kirliliği majör depresyonu tetikliyor’

Ayrıca, raporda hava kirliliğinin genler üzerindeki etkisi de ele alındı ve kirliliğin etkisinin yaşamın tüm dönemlerinde farklı olduğu belirtildi. Gebelik öncesi, anne karnında, erken çocukluk ve yaşlılık dönemlerinde partikül maddenin etkilerine yatkınlık arttığı ifade ediliyor. Çalışmada, “Son yıllarda PM’ye maruz kalma ile mental sağlık arasındaki ilişkiye dair bulgular daha netleşmeye başladı. Hava kirliliğinin mental bozuklukların, özellikle majör depresyonun tetiklenmesindeki olası rolüne dair kanıtlar bulunuyor” ifadelerine yer verildi.

Temiz Hava Hakkı Platformu bileşenlerinden Türk Nöroloji Derneği temsilcisi Doç. Dr. Semih Ayta konuyla ilgili şunları söyledi:

Saç telinin 1/30’u kadar küçük olan ince partikül maddelerin genlerimizi etkileyerek düşük doğum ağırlığı, erken doğum, kalp-damar ve solunum sistemi hastalıkları, depresyon ve kansere sebep olduğunu biliyoruz. Dünya artık PM 2.5 ’ten de daha küçük olan ve hücrelerimizin enerji bankası olan mitokondrileri etkileyen çok ince partikül maddelerin sağlık etkilerini konuşuyor.”

THHP tarafından yapılan öneriler

Temiz Hava Hakkı Platformu, önerilerini ise şöyle sıraladı:

  • Hava Kirliliği ile Mücadele Stratejisi geliştirilmeli
  • İller bazında Temiz Hava Eylem Planları oluşturulmalı
  • PM 2.5  ve   PM 10  değerleri başta olmak üzere tüm kirleticiler ülke genelinde düzenli olarak izlenmeli ve açıklanmalı
  • Hava kirliliğinin sağlık etkilerini hesaplamayı sağlayacak ölüm sayısı gibi veriler açıklanmalı
  • Çevre mevzuatına uyması için gerekli yatırımlarını tamamlamayan kömürlü termik santrallerin çalışmasına izin verilmemeli
  • Endüstriyel yatırımlardan Sağlık Etki Değerlendirmesi Raporu istenmeli
  • Hava Kirliliği Mevzuatı DSÖ kılavuz değerleriyle uyumlu hale getirilmeli
  • Fosil yakıt desteklerine son verilmeli ve adil geçiş planları yapılmalı
  • Alternatif  enerji kaynakları, ulaşım araçları desteklenmeli
  • Sağlık Bakanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı STK’lar, meslek örgütleri işbirliğine gitmeli,
  • Korona sonrası dönemde hava kirliliğini azaltmak için planlar yapılmalı.

Hava kirliliğine ait veriler

Raporda hava kirliliğine ait veriler de şöyle sıralandı:

  • Küresel ölçekte, alt solunum yolu enfeksiyonu kaynaklı her 6 ölümden 1’i PM 2,5 maruziyetine bağlı olarak ortaya çıkıyor.
  • Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, dünyada yaklaşık yılda 7 milyonun üzerinde kişi iç ve dış ortam hava kirliliğinden dolayı hayatını kaybediyor.
  • Havadaki PM 2,5 partikül maddeler akciğerlere ulaşarak iltihaplanmaya ya da kalp ve akciğer hastalıklarına neden olabiliyor. Dolayısıyla bu partiküllerin havadaki oranı kirliliğin en önemli göstergelerinden biri.
  • Dış ortam hava kirliliğinin küresel ölçekte her yıl 4,2 milyon erken ölüme neden oluyor. Bu rakam Ebola, HIV/AIDS, tüberküloz ve sıtma sebebiyle gerçekleşen ölümlerin toplamından 2,7 milyon daha fazla. İnce partikül madde (PM 2.5 ) yalnızca Avrupa’da her yıl yaklaşık 400 bin ve dünya çapında 4 milyonun üzerinde erken ölüme neden oluyor.
  • Dünyada hava kalitesine bağlı ölümler son 30 yılda yüzde 153 arttı.
  • 2020 yılında dünyada ilk defa hava kirliliği Birleşik Krallık’ta “resmi ölüm sebebi” kabul edildi.
  • Türkiye, henüz taslak halinde olan bir yönetmelik ile AB’nin 2015’te kabul ettiği ve DSÖ’nün yeni açıklanan kılavuz değerlerinin 5 katı olan kanserojen PM 2,5 yıllık limitine 2029’da ulaşmayı hedefliyor.
  • Endonezya, Fransa, Polonya ve Birleşik Krallık gibi pek çok ülkede hava kirliliğinin olumsuz sağlık etkileri nedeniyle bireyler tarafından hükümetlere davalar açılıyor.
  • Fransız Mahkemesi, sınır dışı edilmek istenen astım hastasının Bangladeş’teki hava kirliliği nedeniyle hayati tehlike oluşacağını kabul edip ülkesine geri göndermeme kararı verdi.