Ana Sayfa Blog Sayfa 1178

Foça’daki arkeolojik alanda yapılan plan değişikliği iptal edildi

İzmir‘in Foça ilçesinde yer alan İsmetpaşa Mahallesi‘ndeki alan için yapılan Foça I. Etap Koruma Amaçlı Nazım ve Uygulama İmar Planı iptal edildi.

Söz konusu değişiklik 1 Nolu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 109’uncu maddesi uyarınca Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Bakanlığı’nın 10 Mart 2020 tarih ve 63561 sayılı “olur”u ile onaylanmıştı.

TMMOB Şehir Plancıları Odası ise plan değişikliğinin yürütmesinin durdurulması ve iptali talibeyle İzmir 5’inci İdare Mahkemesi‘ne dava açmıştı.

Arkeolojik öğelere sahip

Bilirkişi raporunda yer alan hususları dikkate alan mahkeme alanın 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na göre kamu yararı adına bilimsel açıdan korunması gereken, çok nadir rastlanan türden arkeolojik öğelere sahip olduğunu söyledi.

Mahkeme, arkeolojik verilerle ilgili olarak herhangi bir arkeolojik yüzey araştırması, kazı ya da bilimsel yayın yapılmamış olması dolayısıyla alanın bilim dünyası tarafından yeterince tanınmadığını belirtti.

‘Kültür varlıklarını tahrip edecek’

Kararda dava konusu taşınmazın farklı bir amaç doğrultusunda kullanılmasının alanda yer alan kültür varlıklarının tahribatına neden olacağı öne sürüldü.

Bu sebeple şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, koruma mevzuatına ve kamu yararına aykırı olduğu sonuç ve kanaatine varılan dava konusu plan notu değişikliğinin 22 Eylül 2021 tarihli karar ile iptal edildiği bildirildi.

Şiddet gördüğü kocasını öldüren Çilem Doğan’ın 15 yıl hapis cezası onandı

Adana‘da, kendisine şiddet uygulayıp fuhuşa sürüklediği iddiasıyla eşi Hasan Karabulut‘u tabancayla vurarak öldüren Çilem Doğan’a yerel mahkemenin verdiği 15 yıl hapis cezası Yargıtay tarafından onandı. Yargılama sırasında kefaletle serbest bırakılan ancak onama kararıyla yeniden cezaevine girecek olan Doğan, “Aslında beni değil 8 yaşındaki bir kız çocuğunu mahkûm ettiler” dedi.

‘Sekiz  yaşındaki kız çocuğunu mahkûm ettiler’

Hapis cezasının onanmasının ardından DHA’ya konuşan Çilem Doğan, böyle bir karar beklemediğini ve büyük üzüntü duyduğunu söyledi. Yıllarca şiddet gördüğünü ve kızıyla hayatta kalma mücadelesi verdiğini dile getiren Doğan, Bu kararla aslında beni değil, sekiz yaşındaki kız çocuğunu hapsettiler. Sekiz yaşındaki kız çocuğu hem annesiz hem babasız büyüyecek. Beni aslında mahkum etmediler. Sekiz yaşındaki bir kız çocuğunu sahipsiz bıraktılar. Çok üzgünüm. Adalete olan inancımı kaybettim. Mücadelemiz devam edeceğiz. Bir şekilde kazanacağız” dedi.

Doğan’ın avukatı İsa Ayanoğlu, kararı Ceza Genel Kurulu’na taşıyıp karar düzeltme talep edeceklerini ve bu durumun adil olmadığını belirterek, kararın erkek şiddetini cesaretlendireceğini ifade etti.

 

TMMOB: COP26’da atılan imzanın kağıt üzerinde kalmaması için gereklerini yerine getirin

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Şehir Plancıları Odası, Türkiye’nin BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 26’ncı Taraflar Konferansı (COP26) kapsamında 2 Kasım tarihinde “Ormanlar ve Arazi Kullanımına İlişkin Liderler Bildirgesi“ne attığı imzanın olumlu bir gelişme olduğunu, ancak bildirgenin ortaya koyduğu ilke ve hedefleri hiçe sayan birçok hukuki düzenlemenin yakın zaman önce uygulamaya konulduğunu hatırlattı.

TMMOB Şehir Plancıları Odası, bildiriyle çelişen düzenlemelerden vazgeçilmesi yönünde çağrı yaptı.

‘Bildirideki ilkeleri hiçe sayar nitelikte’

Yapılan açıklamada, iç hukukta yapılan düzenlemelerden bazılarının Türkiye’nin imzaladığı bildirgede ortaya konan ilkeleri hiç sayar nitelikte olduğu kaydedildi:

Kamuoyuyla daha önce paylaştığımız üzere; 07.01.2021 tarih ve 31357 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve Cumhurbaşkanlığı’nın 06.01.2021 tarih ve 3413 nolu kararı ile kabul edilen ‘6831 sayılı Orman Kanunun Ek 16. maddesi kapsamında Orman Sınırları Dışına Çıkarma İşlemlerine İlişkin Yönetmelik’ ile orman alanlarında yapılan düzenlemeye ve 30.01.2021 tarihli ve 31380 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve ‘Bazı Alanların Yayla Alanı Olarak İlan Edilmelerine İlişkin Ekli Listede Tarih ve Sayıları Yazılı Bakanlar Kurulu Kararlarında Yer Alan Hükümlerin Yürürlükten Kaldırılmasına’ ilişkin 3461 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı’yla yayla alanlarına ilişkin yapılan düzenlemeye Odamızın da içerisinde bulunduğu TMMOB’ye bağlı birçok oda tarafından dava açılmıştır. Bu davalarımızdaki temel dayanağımız ve iddiamız, her iki düzenlemenin de geri dönülmez biçimde orman varlığımızı azaltacağı, biyoçeşitliliğimize zarar verip birçok flora ve faunanın yaşam alanlarını yok edeceği gerçekliği üzerine kurgulanmıştır. İlgili yargı mercilerinde her iki konuya ilişkin dava süreçlerimiz devam etmektedir.

Tekrardan açık şekilde ifade ediyoruz ki ülkemizin Ormanlar ve Arazi Kullanımına İlişkin Liderler Bildirgesi adlı deklerasyonda imzasının bulunmasını olumluyor ve bunu hem ülkemiz hem de dünyamız adına atılmış yerinde bir adım olduğunu düşünüyoruz. Ancak Ormanlar ve Arazi Kullanımına İlişkin Liderler Bildirgesi adlı deklerasyonda imza koyduğumuz ilkeler ortada iken iç hukukta yapılan düzenlemelerden bazıları belirttiğimiz üzere bu deklerasyondaki ilkeleri hiçe sayar niteliktedir.”

Kağıt üzerindeki bir imzadan ibaret kalmasın

TMMOB Şehir Plancıları Odası, Türkiye’nin bildirideki ilkelerle çelişen düzenlemelerinden vazgeçmesi için de çağrı yaptı:

Bu vesileyle ülkemiz adına atılan imzanın gereklerini yerine getirmek üzere iktidarı hem EK-16 maddesinin uygulanmasına dair yönetmelik, hem de yayla alanlarının orman dışına çıkarılmasına ilişkin düzenlemeleri geri çekmeye çağırıyoruz. Ancak bu şekilde bildirgenin imzalanması ile atılan olumlu adım gerçekten somut bir kazanıma dönüşür ve gerekleri yerine getirilmiş olur. Aksi takdirde kağıt üzerindeki bir imzadan ibaret kalacağı da açıktır.

Bu vesileyle ‘Ormanlar ve Arazi Kullanımına İlişkin Liderler Bildirgesi’nin imzalanması ile kabul ettiğimiz ilkeleri, uyulması gereken politikalar olarak görüp; daha önce söz konusu yasal düzenlemelere ilişkin açtığımız davalara ek beyan oluşturup ilgili mahkemelere sunacağımızı, ormanlarımızla beraber tüm canlı ve cansız varlıklarımızı kararlılıkla savunmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.”

Yeşil Gazete gönüllü çevirmenlerini arıyor

Merhaba Yeşil Gazete okuyucuları,

Şimdiye kadar hep siz bizden haber aldınız ancak siz de Yeşil Gazete’nin bir parçası haline gelebilirsiniz.

Kısıtlı bir ekibin yoğun çabaları ve Yeşil Gazete’ye güvenen okuyucuları sayesinde, Türkiye’de ekoloji ve hak haberciliği için önemli mecralardan birisi haline geldik. Ancak, Türkiye’nin yoğun gündemi içerisinde dünyanın ekoloji gündemini de layığıyla izleyebilmek daha geniş bir grubun emeğine gerek duyuyoruz.

Bu iş, uzun yıllardır Yeşil Gazete’nin özverili gönüllü çevirmenleri tarafından yapılmakta. Şimdiye dek çok sayıda önemli yazardan çarpıcı araştırma verilerine, dosya konularından güncel tartışmalara, ekoloji gündeminden insan hakları ve demokrasi haberlerine kadar bir çok yazıyı gönüllü çevirmenlerimizin kıymetli desteğiyle yayınladık.

Şimdi ‘nöbet değişimi’ zamanı, “gönüllü havuzumuzun” yenilenmeye ihtiyacı var. “Katılımcılık” ve “her okur bir muhabir” düsturlarımızın da ışığında, desteğinize talibiz.

Siz de “Yeşil Gazete’ye gönüllü çeviri desteği veririm, imzalı çevirilerimi Yeşil Gazete’de görmek isterim” diyorsanız [email protected] adresine

  • Ad soyad ve sosyal medya adresleriniz/rumuzlarınız
  • Hangi dillerde çeviri yapabileceğiniz ve çeviri deneyiminiz,
  • Özel ilgi alanınıza giren, güncel tartışmalarını takip ettiğiniz, jargonuna hakim olduğunuz (veya olmaya çabaladığınız/niyetli olduğunuz) alanlar,
  • Yeşil Gazete çevirilerine haftada ortalama kaç saat ayırabileceğiniz

bilgilerini gönderin, sizinle iletişime geçelim.

Bir gönüllü çevirmenden beklentimiz, teslim aldığı işi özverili bir şekilde, yazım kuralları ve makalenin üzerine yazıldığı alanın terminolojisine uygun olarak söz verdiği zamanda teslim etmesi.

Bizimle ilişkiye geçtikten sonra, Yeşil Gazete çeviri editörü en kısa zamanda size geri dönüş yaparak çalışma için diğer detayları iletecek.

“Yeşil Gazete Gönüllü Çevirmen Havuzu”na katılmak için yukarıdaki bilgilerle donanmış bir e-postayı göndereceğiniz adres, bir kez daha: [email protected]

Sevgiler,

Yeşil Gazete ekibi

Dışişleri Bakanlığı, dokuz ülkenin Türkiye’deki fahri konsolosluklarının görevine son verdi

Dışişleri Bakanlığı, dokuz ülkenin Türkiye’deki fahri konsolosunun görevlerine hiçbir gerekçe göstermeden son verdi.

Fahri konsolosların 2025 yılına kadar görev süresi bulunuyordu.

Görevine son verilen isimler

DW Türkçe‘de yer alan habere göre, fahri konsolosların görevine son verilmesi Dışişleri Bakanlığı Protokol Genel Müdürlüğü’nün 12 Ekim 2021 tarihli kararıyla gerçekleşti. Görevine son verilen isimler ise şöyle:

İsveç‘in Antalya Fahri Konsolosu Nil Sağır, Birleşik Krallık‘ın Bodrum Fahri Konsolosu Neşe Çoşkunsu, Belçika‘nın İzmir Fahri Konsolosu Nezih Öztüre, Avusturya‘nın İzmir Fahri Konsolosu Mustafa Ülkü Caner, Romanya‘nın İskenderun Fahri Konsolosu Faruk Rende, Etiyopya’nın Konya Fahri Konsolosu Servet Mehmet Hekimoğlu, Dominika Milletler Topluluğu‘nun İstanbul Fahri Konsolosu Emir Uyar, Belize‘nin İstanbul Fahri Konsolosu Mustafa Çıkrıkçıoğlu, Litvanya‘nın Nevşehir Fahri Konsolosu Yakup Dinler.

Bakanlık, konsolosların kimlik kartlarını da geçersiz kıldı.

İsveç İstanbul Başkonsolosluğu’ndan açıklama

İsveç’in İstanbul Başkonsolosluğu, Antalya’daki İsveç Fahri Konsolosu Nil Sağır’ın görevinden alınması üzerine vatandaşlarına yönelik bir açıklama yaptı. Açıklamada, şunları kaydetti:

Antalya’daki İsveç Fahri Konsolosluğu’nun şu an için konsolosluk hizmeti veremeyeceğini bildirmek zorunda kaldığımız için üzgünüz. Antalya’daki konsolosluk faaliyetlerimize geçici olarak devam edemememiz, İsveç’i uzun yıllar temsil eden ve görev süresini 2025’e uzattığımız mevcut fahri konsolos Nil Sağır’ın görev süresinin sona ermesini Türk makamlarının talep etmesinden kaynaklanmaktadır.”

Nil Sağır’dan veda mektubu

Görevinin sona erdirilmesi üzerine bir veda mektubu yayımlayan Nil Sağır, İsveç Dışişleri’nin bu kararın geri alınması için çaba gösterdiğini ifade ederken,  “Ancak her birinizin de bildiği gibi siyasi ve politik bu ortamda ne yazık ki olumlu bir sonuç çıkmamıştır” dedi.

Sağır, “Bu onurlu görevden ayrılırken elbette şimdiye kadar savunduğum adalet, insan hakları, adil paylaşım ve pek çok konuda çalışmalarıma bir avukat olarak devam edeceğim. Adaletli ve insan haklarının korunduğu bir Türkiye ideali için hiçbir zaman susmadım bundan sonra da susmayacağım” ifadelerini de kullandı.

Fahri konsolos, bir ülkenin resmi temsilciliğinin bulunmadığı bir şehirde o ülkeye ilişkin konsolosluk işlemlerinin yerine getirilmesi ve ticari ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla atanabiliyor.

Türkiye’de büyükelçiliği bulunmayan bazı ülkeler sadece fahri konsolosluklar aracılığıyla temsil edilirken, Türkiye’de büyükelçiliği bulunan bazı ülkeler ise resmi konsolosluklarının olmadığı ve ihtiyaç duyduğu illerde fahri konsoloslar atayabiliyor.

Temsil edecekleri ülkenin hükümeti tarafından atanan fahri konsoloslar, atandıkları ülkenin hükümetinin de bu atamayı onaylamasının ardından resmen göreve başlayabiliyor. Konsoloslar gönüllülük esasına göre atandıkları için çoğunlukla bu görevlerinden dolayı bir ücret almıyor.

Başak Demirtaş’tan eşinin tutukluluk yıl dönümünde mesaj: Umudumuzu hiç yitirmedik

Eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş‘ın tutukluluğunun beşinci yıldönümünde eşi Başak Demirtaş bir video mesaj yayımladı.

Eşinin 5 yıldır tutuklu bulunduğunu hatırlatan Başak Demirtaş, “Her şeye rağmen, geçtiğimiz beş yıl boyunca umudumuzu hiç yitirmedik. Adaletin, özgürlüğün ve eşitliğin çok uzak olmadığını biliyoruz” ifadelerini kullandı.

‘İki yıldır açık görüş yapamıyoruz’

Başak Demirtaş, konuşmasına “Merhabalar. Bugün 4 Kasım 2021. Selahattin ve arkadaşlarının hukuk dışı bir şekilde, evlerinden kaçırılırcasına götürülmelerinin üzerinden tam beş yıl geçti. Yarın altıncı yıla giriyoruz” diyerek başladı. Konuşmasının devamında ise şunları söyledi:

Bu beş yılın 20 ayında yani yaklaşık iki yıldır Selahattin ile açık görüş yapamadık. Aylarca kapalı görüş yapamadığımız oldu. Dışarıda pandemi tedbiri namına hiçbir şey kalmadı ama ben, Selahattin ve kızlarımız iki doz aşılı olduğumuz halde, maskeli olarak bile açık görüş yapamıyoruz.

‘Umudumuzu hiç yitirmedik’

Her şeye rağmen, geçtiğimiz beş yıl boyunca umudumuzu hiç yitirmedik. Ne irademiz kırıldı ne inancımız. Adaletin, özgürlüğün ve eşitliğin çok uzak olmadığını biliyoruz. Bütün bu yıllar boyunca haksız yere bedel ödeyen sadece biz olmadık. Hukukun ayaklar altına alınması nedeniyle bu bedeli 85 milyon olarak hepimiz ödüyoruz. Demokrasi ve hukuk yoksa barış yoksa ekmek de olmuyor. Düşünün ki, Selahattin ve arkadaşları haksız yere hapse konuldukları gece dolar 3 lira civarındaydı. Bugün, ülkedeki bütün hukuksuzlukların yol açtığı ekonomik çöküş nedeniyle dolar şu anda 9 buçuk lira civarında. Yani sırf muhalefeti susturmak amacıyla, paramızın değeri yaklaşık yüzde 300 azaldı. Sadece bu kadar da değil. Kutuplaşmayı derinleştirdiler. Komşuyu komşuya kötü gözle bakar hale getirdiler. Ülkenin zaten tam olmayan huzurunu ve neşesini tümden ortadan kaldırıp insanları hayatlarından bezdirdiler. Öyle ki, her dört gençten üçü, başka bir ülkede yaşamak için Türkiye’yi terk etmeyi düşünür hale geldi.

Evet, belki bu beş yıl boyunca Selahattin ve arkadaşlarını içeride, bir hücrede tutmayı başarabildiler ama onların ne seslerini ne de güçlerini bastırabildiler. Dönüp de yangın yerine dönmüş şu güzelim memlekete baktığımızda acaba yaptıklarına değdiğini düşünüyorlar mı, doğrusu çok merak ediyorum. Bizler her şeye rağmen umutluyuz, dirençliyiz ve biliyoruz ki demokrasi kazanacak, mutlaka kazanacak. Aslında söylenecek çok şey var daha ama Selahattin’in Efsun’da dediği gibi, gerek yok. Herkese selamlar, sevgiler, saygılar.

Araştırma: HPV aşısı rahim ağzı kanserini yüzde 90’a yakın bir oranda önlüyor

Birleşik Krallık‘ta Lancet isimli tıp dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre, HPV (human papillomavirus) aşısı, rahim ağzı kanserini yüzde 90’a yakın bir oranda önlüyor.

Rahim ağzı kanseri vakalarının yüzde 99’unda HPV bulunuyor.

‘Aşı hayat kurtarıyor’

BBC Türkçe‘de yer alan habere göre araştırmada, aşının 2008’de Birleşik Krallık’ta genç kadınlara uygulanmaya başlamasının ardından meydana gelen gelişmeler izlendi. Aşının kanserden önceki gelişimleri ve rahim ağzı kanserini yüzde 87 oranında engellediği ortaya koyulurken, Kings College London‘dan araştırmaya katılan Prof. Peter Sasieni, aşının etkisinin çok büyük olduğunu ifade etti.

Birleşik Krallık Kanser Araştırma Kurumu (Cancer Research UK) da sonuçları tarihi olarak nitelendirdi ve aşının hayatları kurtardığının ispatlandığını belirtti.

Araştırmacılara göre, aşılanan kişilerin daha az sıklıkta simir testi yaptırması olasılığı da arttı.

Birleşik Krallık’ta 11-13 yaşlarındaki kız çocuklarına aşı ücretsiz uygulanıyor. 2019 yılından beri de aşı oğlan çocuklarına da uygulanıyor.

Aşının ne kadar koruyuculuk sağladığı ya da bir noktada tekrar bir doz uygulanıp uygulanmaması gerektiğine dair tartışmalar ise hala devam ediyor.

Türkiye’de tek doz 700 TL civarı

Dünya Sağlık Örgütü‘nün (DSÖ) rahim ağzı kanserini ortadan kaldırma çabaları kapsamında 100 ülkede aşılama programı uygulanırken, Türkiye’de de HPV aşısının ücretsiz uygulanması için kampanyalar yürütülüyor.

HPV aşısının Türkiye’de ulusal aşı programına dahil edilmesi TBMM’nin de gündemine taşınmıştı. Üç doz yapılması gereken aşının bir dozu Türkiye’de 700 TL civarında.

[COP26] 40’tan fazla ülke kömürden aşamalı olarak çıkmayı kabul etti

BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 26’ncı Taraflar Konferansı’nın (COP26) gerçekleştiği Glasgow’da 40’tan fazla ülke enerji kaynağı olarak en kirli fosil yakıtlardan biri olan kömürü kullanmayı aşamalı olarak durdurmayı kabul etti.

Anlaşmayı yapan ülkeler arasında kömür kullanımının yaygın olduğu Kanada, Polonya, Ukrayna ve Vietnam gibi ülkeler de bulunuyor. Ekonomisi gelişmiş ülkeler 2030, daha küçük ekonomiler ise 2040 yılına kadar kömürden aşamalı olarak çıkacak.

Öte yandan Avustralya, Çin, Hindistan ve ABD gibi hem kömüre bağımlı hem de gelişmiş ekonomileri olan ülkeler anlaşmanın dışında kaldı. Türkiye de anlaşmaya katılmadı.

‘Kömürün sonu yakın’

“Kömürü tarihe gömme” hedefi, dünyayı küresel ısınmayı sanayi öncesi seviyelerin 1,5C üzerinde sınırlamayı hedefleyen COP26 zirvesine ev sahipliği yapan Birleşik Krallık için kilit bir odak noktasıydı.

Birleşik Krallık iş sekreteri Kwasi Kwarteng “Bugün, iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik küresel çabalarımızda bir dönüm noktasıdır. Çünkü dünyanın her köşesinden ülkeler Glasgow’da bir araya gelerek kömürün gelecekteki enerji üretimimizde hiçbir rolü olmadığını ilan etti. Bugün uluslararası ortaklarımız tarafından verilen iddialı taahhütler, kömürün sonunun yakın olduğunu gösteriyor” dedi.

Anlaşmada neler var?

Birleşik Krallık hükümetinin internet sitesinden yapılan açıklamaya göre bugün açıklanan anlaşma şu maddeleri içeriyor:

  • Yurtiçinde ve yurtdışında yeni kömürlü elektrik üretimine yönelik tüm yatırımları sonlandırmak
  • Temiz enerji üretiminin dağıtımını hızla büyütmek
  • 2030’larda büyük ekonomiler için ve 2040’larda dünyanın geri kalan ekonomileri için kömür enerjisini aşamalı olarak kaldırmak
  • İşçilere ve topluluklara fayda sağlayacak şekilde kömür enerjisinden adil bir geçiş yapmak

COP26 için önemli bir gelişme

Uluslararası Enerji Ajansı‘na göre, kömür kullanımı sera gazı emisyonlarının en büyük nedenlerinden biri. Her ne kadar pandemi nedeniyle kömür kullanımında düşüş yaşansa da karantinaların hafifletilmesiyle birlikte kısa sürede tüketim yeniden arttı.

Anlaşma, Cop26 zirvesinin enerji konusuna odaklanan beşinci gününde geldi.  Birleşik Krallık’ın Glasgow’da aracılık ettiği anlaşma, düzinelerce gelişmekte olan ve gelişmiş ülkenin kömür kullanımını durdurma taahhütlerini içeriyor.

Kömürle ilgili duyurular paketi, Birleşik Krallık’ın COP26 stratejisinin önemli bir ayağını oluşturuyor.

‘Gerçek bir gelişme işareti’

The Guardian’ın aktardığına göre birçok kampanyacı, 20’den fazla ülkenin -ABD’nin yanı sıra Birleşik Krallık ve Danimarka’yı da kapsadığı anlaşılan- 2022’nin sonuna kadar denizaşırı herhangi bir fosil yakıt geliştirmesine fon sağlamayı durdurma taahhüdünü de içeren kömürle ilgili duyuru paketini memnuniyetle karşıladı.

Düşünce kuruluşu E3G’nin sosyal direktörü Chris Littlecott “Kömür konusundaki bu taahhüt kesinlikle ileriye doğru büyük bir adım ve bir veya iki yıl önce düşünülemezdi. Bu gerçek bir gelişme işareti” diyerek anlaşmayı kutladı.

‘Daha erken çıkılmalıydı’

Ancak Friends of the Earth’ün kampanya direktörü Jamie Peters “Bu ezici duyurudaki kilit nokta, kömürün temelde yıllarca normal olarak devam etmesine izin verilmesidir. Bazıları, COP’un açılışında başbakanın ne dediğini duyabilir, bununla karşılaştırabilir ve söz ile eylem arasında neden bu kadar fark olduğunu merak edebilir” dedi.

İklim Eylem Ağı Avrupa kampanya grubunun kıdemli kömür politikası koordinatörü Elif Gündüzyeli ise “Bu, oyunun kurallarını değiştirecek bir şey değil. 2030’a kadar bir son teslim tarihi minimum olmalıdır ve bu anlaşmada bu yok. Kömür yenilenebilir enerjiye kıyasla zaten pahalı ve artık kimse kömüre para yatırmak istemiyor” dedi.

Uluslararası Enerji Ajansı, dünya 1.5C sınırında kalacaksa, tüm yeni fosil yakıt geliştirmelerinin bu yıldan itibaren durdurulması gerektiğini söylemişti.

Artvin’de kafes balıkçılığı projesi için yapılan ÇED toplantısı itirazlar sonrası iptal edildi

Su Ürünleri ve Turizm Ticaret Sanayi Ltd. Şti tarafından Artvin’in Hopa ve Arhavi sınırları arasında kalan Çamlıköy‘de kıyıdan 3 kilometre açıkta kurulması planlanan 40 adet kafes balıkçılığı projesinin çevresel etki değerlendirme (ÇED) bilgilendirme toplantısına bölge halkı itiraz etti ve toplantı iptal edildi.

Proje için Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan ön izin de alınmıştı.

Projenin maliyeti 9 milyon 550 bin TL

BirGün‘de yer alan habere göre, bölge halkı projeyi hayata geçirmek isteyen şirket yetkililerinin açıklamalarına tepki gösterdi. Tepkilerin ardından ise toplantının yapılamadığına dair tutanak tutuldu.

Projenin maliyeti 9 milyon 550 bin TL. 40 adet besi kafesinde yıllık 4 bin somon balığı yetiştirilmesi planlanıyor.

Projeye itiraz edenler, söz konusu projenin bölgedeki balıkçılığa zarar vereceğini ve denizi kirleteceğini söylüyor.

Kültür balıkçılığına karşı çıkan ressamın evi yanmıştı

Geçtiğimiz günlerde de Trabzon‘da deniz ekosistemine zarar verdiği için kültür balıkçılığı tesislerine karşı basın açıklaması yapılmak istenmiş, basın açıklamasına saatler kala ressam ve ekoloji aktivisti Gökçe Erhan’ın iki katlı ve yöresel mimarili evi kundaklama şüphesi taşıyan yangında kül olmuştu.

Evi yanmasına rağmen kültür balıkçılığı tesislerinin kurulmasına karşı düzenlenen basın açıklamasına katılan Gökçe Erhan, bu projelerin geçimini balıkçılıkla sağlayan aileleri olumsuz etkileyeceğini söyleyip, şu açıklamalarda bulunmuştu:

Kültür balığı tesisi için düşünülen bölge, görüntü kirliği yaratacak ve genel estetiği bozarak yerel turizmi etkileyecektir. Kafeslerde kullanılacak yemler, doğal ortamdaki deniz balıklarının besin zincirinin bozulmasına neden olacaktır. Denizlerde yakalanan küçük balıklar, çiftliklerde yem olarak kullanılacağı için küçük deniz balıkları soyları tükenmekte olacak ve hamsi kültürü tehdit altına girecek. Bu projeye kesinlikle karşıyız. Çamburnu’na kimse kafes saplayamaz.”

[COP26] Yeşil Gazete Glasgow’da: Zirvenin başarılı olup olmadığı 2030’da görülecek

2021 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nın dördüncü gününde İstanbul Politikalar Merkezi iklim değişikliği kıdemli uzmanı ve Yeşil Gazete yazarı Ümit Şahin, Glasgow‘da yaşanan son gelişmeleri aktardı.

İklim hareketinin ev sahipliği yapan Birleşik Krallık‘ı yerden yere vurduğunu söyleyen Ümit Şahin, bu zirvenin başarılı olup olmadığının 2030’da görüleceğini de ekledi.

‘Dünyayı kurtarmak için bu finansmanı vermiyorlar’

Dün gerçekleşen zirvenin “Finans Günü“nde banka ve yatırım fonlarının emisyonları azaltacak yatırımlara 100 trilyon dolar finansman vereceğinin açıklandığını kaydeden Şahin, bu finansmanın yardım için değil, asıl para kazandıracak kredi sisteminin burada görüldüğü için verildiğini ifade etti:

İklim finansmanı ya da eşitlik, hakkaniyet bağlamında konuştuğumuz finansman değil. Finans kuruluşlarının bu işten para kazanacaklarına karar verdiklerini gösteren bir finansman. Bunu yardım olsun ya da dünyayı kurtarmak için vermiyorlar. ‘100 trilyon dolar asıl yatırım burada, asıl para kazandıracak kredi sistemi burada biz parayı buraya vereceğiz’ demiş oldular.”

Zirvede ‘Atılım Gündemi’

Şahin, zirvede “Atılım Gündemi” isimli yenilenebilir kaynakların ağırlıklı olarak kullanılması, elektrikli araçların yeni normal hale gelmesi gibi konuların konuşulduğu bir oturumun yapıldığını kaydetti. Bu oturuma 41 ülkenin katıldığını söyleyen Şahin, Türkiye’nin de bu oturumda yer aldığını bildirdi.