Ana Sayfa Blog Sayfa 1179

Küresel Karbon Projesi: Emisyonlar pandemi öncesi seviyesine yükseldi

Küresel Karbon Projesi, 2021 yılı sonunda, küresel ölçekte karbon emisyonlarının pandemi öncesindeki seviyesine yakın seviyeye ulaşacağını tahmin ediyor.

Fosil yakıt kaynaklı karbon emisyonları, 2020 yılında Covid-19 salgını nedeniyle uygulanan kısıtlamalar nedeniyle yüzde 5,4 geriledi. Ancak Küresel Karbon Projesi tarafından yayınlanan yeni rapor, emisyonların bu yıl sonuna kadar yüzde 4,9 artış göstererek (yüzde 4,1 ilâ yüzde 5,7) 36,4 milyar tona ulaşacağını öngörüyor.

2021 yılında kömür ve doğal gaz tüketiminin, 2020’de gerçekleşen düşüş miktarından daha fazla artış göstermesi, petrol tüketiminin ise 2019 seviyesinin altında kalması bekleniyor.

Hindistan’da artış

Dünyanın en yüksek emisyonlarına sahip ülkelerinden Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği’nin 2021 yılında atmosfere saldığı emisyonların, küresel salgın öncesindeki düşüş eğilimine dönerken, Hindistan’ın CO2 emisyonlarında artış görülüyor.

Çin’in Covid-19 salgını sürecinde enerji ve sanayi sektörlerinde uyguladığı politikalar, CO2 emisyonlarında artış yaşanmasıyla sonuçlanıyor.

Exeter Üniversitesi, Doğu Anglia Üniversitesi (University of East Anglia, UEA), CICERO Enstitüsü ve Stanford Üniversitesi’ndeki araştırmacıları bir araya getiren ekip, karayolu taşımacılığı ve havacılığın pandemi öncesi seviyelerine ulaşması ve kömür kullanımının sabit kalması durumunda, 2022 yılında emisyon artışının daha fazla olması ihtimalinin göz ardı edilemeyeceğini ortaya koyuyor.

Bulgular, dünya liderlerinin iklim krizini ele almak ve geleceğe dönük eylem planları üzerinde uzlaşıya varmak üzere Glasgow‘da bir araya geldikleri 26’ncı Taraflar Toplantısı’nında (COP26) kamuoyuyla paylaşıldı.

‘Acil hareket ihtiyacını gösteriyor’

Araştırmaya liderlik eden Exeter Üniversitesi Küresel Sistemler Enstitüsü’nden, Prof. Pierre Friedlingstein, “Ekonomilerinin salgının etkilerinden toparlandığı süreçte emisyonların hızla artması, küresel ölçekte iklim değişikliğiyle acilen harekete geçmemize yönelik ihtiyacın önemini bir kez daha gösteriyor” yorumunu yaptı.

Prof. Pierre Friedlingstein, “2021’de küresel ölçekte fosil yakıt kaynaklı CO2 emisyonlarındaki toparlanma, pandemi öncesindeki fosil yakıtlara dayalı ekonomiye döndüğümüze işaret ediyor. Bazı ülkelerin salgın sonrasındaki ekonomik toparlanma planlarında yeşil ekonomiye yönelik gerçekleştirdikleri yatırımların, salgın öncesi emisyon seviyesine ulaşmayı engellemek açısından kendi başlarına yetersiz kaldığı görülüyor” dedi.

Analize katkı sunan UEA Çevre Bilimleri Fakültesi’nden Prof. Corinne Le Quéré, “Covid-19’un yarattığı olumsuz etkinin küresel CO2 emisyonları üzerindeki yansımasını anlamamız biraz zaman alacak. 2015 yılında Paris Anlaşması’nın kabul edilmesinden bu yana, küresel ölçekte enerjinin karbondan arındırılmasında oldukça fazla ilerleme kaydedildi. Aynı zamanda salgın esnasında büyümeye devam eden yegâne enerji kaynağı yenilenebilir enerji oldu. Artık, yeni yatırımların ve güçlü iklim politikalarının yeşil ekonomiyi daha sistematik şekilde desteklemesi ve fosil yakıtları denklemin dışında bırakması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Ülkeler ne durumda?

Bu yıl 16.’sı yayınlanan Küresel Karbon Bütçesi Yıllık Raporu, emisyon üretiminden sorumlu başlıca ülkeler için aşağıdaki analizleri sunuyor (aşağıda sunulan değerler uluslararası taşımacılık, özellikle havacılık sektörünün emisyonlarını kapsamıyor):

  • Çin: Emisyonların 2020’ye kıyasla yüzde 4 artarak, 2019 yılı emisyonlarından yüzde 5,5 daha fazla gerçekleşmesi bekleniyor – toplam 11,1 milyar ton CO2, küresel emisyonların yüzde 31’i.
  • ABD: Emisyonların 2020’ye kıyasla yüzde 7,6 artarak, 2019 yılı emisyonlarından yüzde 3,7 daha az gerçekleşmesi bekleniyor – toplam 5,1 milyar ton CO2, küresel emisyonların yüzde 14’ü.
  • AB27: Emisyonların 2020’ye kıyasla yüzde 7,6 artarak 2019 yılı emisyonlarından yüzde 4,2 daha az gerçekleşmesi bekleniyor – toplam 2,8 milyar ton CO2, küresel emisyonların yüzde 7’si.
  • Hindistan: Emisyonların 2020’ye kıyasla yüzde 12,6 artarak, 2019 yılı emisyonlarından yüzde 4,4 daha fazla gerçekleşmesi bekleniyor – toplam 2,7 milyar ton CO2, küresel emisyonların yüzde 7’si.
  • Dünyanın geri kalan ülkeleri bir arada ele alındığında, fosil yakıt kaynaklı CO2 emisyonları, 2019 seviyelerinin altında gerçekleşiyor.

Arazi kullanımı kaynaklı emisyonlar

Geçtiğimiz on yılda, küresel ölçekte arazi kullanımı değişikliğinden kaynaklanan net CO2 emisyonu 4,1 milyar ton olarak gerçekleşti.

Ormansızlaşma ve diğer arazi kullanımı değişiklikleri sonucunda 14,1 milyar ton CO2 atmosfere salındı. Ormanların ve toprağın geri kazanımı sonucunda 9,9 milyar ton CO2 tutularak, bu emisyonların atmosfere yayılması engellenmiş oldu.

Son yirmi yılda ormansızlaşma ve diğer arazi kullanımı değişikliklerinden kaynaklı emisyonlar nispeten sabit kaldı. Ormanların ve toprağın tuttuğu emisyonlar son yirmi yılda artış gösterdi. Bu durum, birçok belirsizlikle birlikte, arazi kullanımındaki değişimden kaynaklı net emisyonların yakın zamanda azaldığına işaret ediyor.

Fosil yakıt kaynaklı CO2 emisyonlarının ve arazi kullanım değişikliğinden kaynaklanan net emisyonların toplanmasıyla elde edilen toplam emisyon miktarı, son on yılda ortalama 39,7 milyar ton CO2 olarak gerçekleşerek nispeten sabit kaldı.

Kalan karbon bütçesi

Elde edilen bulgular, atmosferdeki CO2 konsantrasyonunun 2021 yılında 2,0 ppm artacağını ve ortalama 415 ppm olarak gerçekleşeceğini gösteriyor. Bu artışın, 2021 yılında oluşan La Niña’nın etkileri nedeniyle, son yıllara kıyasla daha sınırlı gerçekleşeceği öngörülüyor.

Küresel ısınmayı 1,5°C, 1,7°C ve 2°C ile sınırlandırılması olasılığının yüzde 50 olarak gerçekleşebilmesi için araştırmacılar, kalan “karbon bütçesinin” sırasıyla 420 milyar ton, 770 milyar ton ve 1270 milyar ton olduğunu tahmin ediyor. Belirtilen karbon bütçelerinin 2022’nin başından itibaren 11, 20 ve 32 yıl içerisinde tükenmesi bekleniyor.

Her yıl ortalama 1,4 milyar ton azaltım

Friedlingstein, “2050 yılına kadar net sıfır CO2 emisyon seviyesine ulaşmak için, küresel ölçekte CO2 emisyonlarını her yıl ortalama 1,4 milyar ton azaltmak gerekiyor” diyor.

“Emisyonlar 2020 yılında 1,9 milyar ton azaldı. Bu nedenle, 2050 yılına kadar net sıfır seviyesine ulaşmak için, emisyonların her yıl pandemi esnasında gerçekleşen düşüş seviyesinde azaltmamız gerekiyor. Bu gereklilik, günümüzde atılması gereken adımların büyüklüğünü, dolayısıyla COP26 tartışmalarının önemini vurguluyor” diyor.

Küresel Karbon Bütçesi Raporu’nun yıllık güncellemesi, tamamen şeffaf şekilde, bilimsel metodolojiler kullanılarak gerçekleştirildi. Ön baskı olarak kamuoyuyla paylaşılan 2021 yılı güncellemesi, Earth System Science Data isimli bilimsel dergide inceleme sürecinde bulunuyor.

 

[COP26] Alok Sharma: İklim finansmanı 2025’e kadar 500 milyar doları aşacak

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) 26’ncı Taraflar Konferansı (COP26) Başkanı Alok Sharma, gelişmiş ülkelerin kırılgan ülkelere sağlayacağı finansmanın 2021-2025 döneminde 500 milyar doları aşacağını belirtti.

Sharma ve UNFCCC Sekretaryası İcra Direktörü Patricia Espinosa, COP26’nın finans konusuna ayrılan dördüncü gününün sonunda bi basın toplantısı düzenledi.

İkili toplantıda iklim finansmanına yönelik alınan kararlar ve gelişmeler hakkında soruları yanıtladı.

‘Gelişmiş ülkelerin katılımı önemli’

Gelişmiş ülkelerin az gelişmiş ülkelere sağlamayı taahhüt ettiği yıllık 100 milyar dolarlık finansman desteği hedefine ulaşılamadığını dile getiren Sharma, “Maalesef, bu hedef karşılanamadı fakat 2022’de bu hedefe yönelik ilerleme olacak” dedi.

Sharma, söz konusu finansman hedefinin 2023’te yakalanacağını öngördüklerini ifade ederek, “2021-2025 döneminde gelişmiş ülkelerin az gelişmiş ülkelere sağlayacağı finansmanın 500 milyar doları aşmasını bekliyoruz. Bugün, iklim eylemi için her zamankinden daha fazla kamu ve özel sektör finansmanı var ama Paris Anlaşması kapsamında küresel sıcaklık artışını 1,5 dereceyle sınırlandırmamız için gelişmiş ülkelerin kamu finansmanını harekete geçirmesi çok önemli.” diye konuştu.

‘İhtiyatlı şekilde iyimserim’

Gelişmiş ülkelerin iklim finansmanı taahhütlerini artırdığını kaydeden Sharma, COP26’ta müzakerelerinin giderek daha fazla iklim adaptasyonu ve finansmana erişim konularına odaklandığını söyledi.

AA’nın aktardığına göre Sharma, COP26 kapsamında devam eden müzakerelerde geniş bir yelpazede ilerleme kaydedildiği konusunda “ihtiyatlı” bir şekilde iyimser olduğunu belirtti.

[COP26] İklim aktivistleri ve ‘iklim kırılgan’ ülkeler zirveyi zorluyor

31 Ekim’de İskoçya’nın Glasgow kentinde başlayan BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 26’ncı Taraflar Konferansı’nın (COP26) dördüncü gününde azalan emisyonlar ve artan finansman konuları gündemdeydi.

1 Kasım-2 Kasım tarihlerinde 120’den fazla dünya liderinin konuşmasının ardından, iki tema öne çıktı: 1.5°C ile uyumlu radikal emisyon kesintileri ve adil bir finansal anlaşma ile daha yoksul ulusların yeşil yatırımlarına destek verilmesi.

1.5°C’ ile ilgili, ülkelerin daha güçlü bir azaltıma gitmek isteyip istemediklerine karar vermek için sekiz günleri var. Finans konusunda ise büyük bankaların ve finans sektörünün verdiği sözlerin tutulup tutulmayacağı önemli bir kırılma noktası olacak.

Finans kuruluşlarından önemli adım

Bugün, dünyanın önde gelen finans şirketleri, zirve devam ederken sera gazı emisyonlarını sınırlamak amacıyla bir taahhütte bulundu. Taahhütte bulunan 45 ülkedeki 450’den fazla banka ve emeklilik fonunun toplam varlığı yaklaşık 130 trilyon dolar.

Mark Carney liderliğindeki Glasgow Net Sıfır Mali İttifakı (Gfanz), 2050 yılına kadar net sıfır emisyon hedefine ulaşmayı amaçlıyor. Koalisyon, önümüzdeki otuz yıl içerisinde ekonomilerin net sıfıra geçişine yardımcı olmak için 100 trilyon dolara kadar finansman sağlanabileceğini söyledi.

Ancak iklim aktivistleri şüpheci. Zira Gfanz’a kaydolan varlık yöneticilerinin toplam varlıklarının şimdiye kadar sadece yüzde 35’inin net sıfır hedefine ayarlandığı kaydediliyor.

Yeni açıklamada “fosil” kelimesi ise hiç geçmiyor. JP Morgan gibi bankacılık ittifakının üyelerinin en zayıf hedeflere sahip olduğunu kaydeden iklim eylemcileri, yeni raporun açık ve net değil olmadığını, güvenirlik açısından ise büyük boşluklar olduğu kanısında, “Gfanz, finans kurumlarının fosil yakıtları finanse etmeyi durdurmasını gerektirmiyor ve bu da bankalar için iklim girişimlerinin güvenilirliğini baltalar” deniyor.

Marc Carney.

Carney’in vurguladığı diğer önemli nokta ise Gönüllü Karbon Piyasaları… Bankalar ve emtia tacirlerinin yaratmak istediği düzensiz bir dengeye dayalı piyasalar, dev karbon kaçışları için kullanılamayacaksa sağlam temellere dayalı olması gerektiği kaydediliyor. Gözlemciler, bu piyasaların yüksek faizli ipoteklerin iklim versiyonu olabileceğinden endişe ediyor.

Glasgow’da büyük protestoların planlandığı, Kuzey Kutbu‘ndan Brezilya‘ya kadar yaşayan  yerli halkların denkleştirme kullanımına son verilmesini talep etmek için toplanacakları konuşuluyor.

1.5°C’ye doğru 

Salı günü geç saatlerde iki önemli açıklama yapılmıştı. 27 ülkeden oluşan Yüksek Hırs Koalisyonu,  1.5°C hedefi olmayan ülkeleri, bir sonraki yıl yapılacak “COP27’nin çok ilerisinde” bir geliştirmeye, çift adaptasyon finansmanına ve 1.5°C’ye uygun olarak kömür santrallerine son yatırım tarihlerini açıklamaya çağırmıştı.

Joe Biden, Emanuel Macron ve Angela Merkel de imzalayanlar arasında. Bu, küçük bir gruptan olsa da, nihai COP26 anlaşmasının ne söylemesi gerektiğine dair bir niyet beyanı olarak düşünülebilir.

İklim Kırılganlığı Forumu

Ayrıca şu anda 55 ülkeyi kapsayan “İklim Kırılganlığı Forumu”, özellikle de kirlilik yayan başlıca uluslardan, bunun azaltılması için azimli olmalarını talep eden ve yeni seviyeler açıklamalarını taahhüt ettikleri bir “Glasgow Acil Durum Paktı”nın parçası olmasını isteyen manifesto yayınladı.

Bu çağrı, G77 ülkelerinden gelen ve açıkça yeni bir dizi iklim planı çağrısı yapan Çin, Hindistan ve diğerlerinin üstesinden gelmesi gereken ilgi çekici bir meydan okuma olarak değerlendirildi.

Kritik karbon piyasası görüşmeleri ise devam ediyor. Ülkeler, Madde 6.2 , 6.4 ve 6.8 hakkındaki metinleri tartışma temeli olarak kabul etti .

Brezilya, eski denkleştirmeleri sürdürme konusunda kırmızı çizgilerinden vaz geçmiş görünüyor, ancak diğer yükselen ekonomiler buna sıkı sıkıya bağlı. Uzun vadeli finans konusundaki görüşmeler (şimdilik) teknik konularda tıkanmış gibi ancak kritik şeffaflık müzakereleri sürüyor.

Glasgow Atılım Gündemi ve Yeşil Şebekeler Girişimi

Zirvenin dördüncü gününde, Türkiye, ABD, İngiltere, Hindistan, Kanada, Çin, Mısır, Avrupa Birliği, Japonya, Birleşik Arap Emirlikleri ve Nijerya‘nın aralarında bulunduğu 40’ın üzerinde ülke, uluslararası bir plan olarak tasarlanan Glasgow Atılım Gündemi’ni (Glasgow Breakthrough Agenda) imzaladı.

Gündem, temiz enerji teknolojilerinin 2030’a kadar tüm dünyada herkes için erişilebilir ve düşük maliyetli olmasını sağlamak amacıyla hayata geçirilmişti ve küresel emisyonların yüzde 50’sinden sorumlu olan beş sektörde dönüşüm ana hedef olarak belirlenmiş durumda.

Öte yandan İngiltere ve Hindistan‘ın önderliğiyle oluşturulan Yeşil Şebekeler Girişimi‘ne 80’den fazla ülke destek verdi.  Girişim, kıtaların ve ülkelerin enterkonekte şekilde temiz enerji kaynaklarından üretilen elektriğe erişimini sağlamayı amaçlıyor.

Güney Afrika’ya destek

ABD, AB, İngiltere, Fransa ve Almanya, Güney Afrika için kömürden uzaklaşmayı hızlandırmak, yenilenebilir kaynaklara yatırım yapmak ve fosil yakıta bağımlı toplulukları korumak için 8,5 milyar ABD doları (yaklaşık 130 milyar R) ayırmayı kabul etti.

Yerel iklim ve çevre adaleti grupları anlaşmayı ihtiyatlı bir şekilde memnuniyetle karşıladı, ancak kapsam ve koşullar ile borç verenler, yararlanıcılar ve Güney Afrika hükümetinin hesap verebilirliği hakkındaki soruların devam ettiğini söyledi.

Güney Afrika Cumhuriyeti, Afrika kıtasında sera gazı emisyonu en yüksek ülke. Dünyada da en fazla sera gazı emisyonu gerçekleştiren ülkeler listesinde 12’nci sırada yer alıyor.

Enerji Geçiş Mekanizması

Asya Kalkınma Bankası , çokça rapor edilen “enerji geçiş mekanizmasını” bu sabah başlattı. Plan, Güneydoğu Asya‘daki kömürle çalışan elektrik santrallerini kapatırken aynı zamanda sorumlu emeklilik fonları ve benzerleri için bir yatırım ürünü yaratmayı hedefliyor.

Bununla birlikte, Asya’nın dört bir yanından birkaç düzine STK, ABD’den emisyonları gerçekte nasıl azaltacağı da dahil olmak üzere kritik sorular yanıtlanana kadar teklifin duyurulması ve destek aramasının ertelenmesini istedi.

[COP26] Yokoluş İsyancıları’ndan Glasgow sokaklarında ‘yeşil yıkama’ yürüyüşü

Birleşik Krallık’taki Yokoluş İsyanı (Extinction Rebellion) aktivistleri, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 26’ncı Taraflar Konferansı’nın (COP26) gerçekleştiği İskoçya‘nın Glasgow kentine eylem düzenledi.

Öğle saatlerinde Buchanan Sokağı‘nda bir araya gelen binlerce aktivist COP26’ya sponsorluk yapan şirketlerin yaptığı yeşil yıkamaya dikkat çekmek için “Yeşil Yıkama Yürüyüşü” gerçekleştirdi.

Polisle kedi-fare oyunu

Protestocular Sauchiehall caddesine doğru ilerlerken, yolları İngiliz Ulaştırma Polisi tarafından kesildi. Polis ve protestocular, Yokoluş İsyancıları farklı yönlere gitmeye başlayana kadar yarım saat boyunca durdu.

Bölünerek birden fazla sokakta aynı anda yürümeye başlamaları üzerine polis de kafa karışıklığı yaşadı ve eylemcileri engelleyemedi.

‘Birleşik Krallık yeşil yıkamayı tercih ediyor’

Yokoluş İsyanı tarafından yapılan açıklamada “COP26 sponsorluğu, Birleşik Krallık Hükümeti’nin iklim eylemi için bu kritik on yılda iklim çöküşünün üstesinden gelmek için gereken gerçek liderliği göstermek yerine yeşili yıkama yolunda ilerlediğini gösteriyor” ifadelerini kullandı.

Bu yıl düzenlenen COP’un sponsorları şu şekilde: Microsoft, Unilever, Sky, SSE, Scottish Power, Sainsbury’s, Reckitt, National Grid, Hitachi, GSK ve NatWest Group.

[COP26] Çin İklim Özel Temsilcisi: Emisyonları azaltmada gelişmiş ülkeler daha hızlı hareket etmeli

Çin’in iklim özel temsilcisi Şie Cınhua, İskoçya’nın Glasgow şehrindeki Birleşmiş Milletler (BM) İklim Zirvesi‘nde (COP26) basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Çin’in  dünyanın en büyük karbon salımında bulunan ülke konumunu “özel bir gelişme aşamasında” olmasına bağlayan Şie, ilerleyen süreçte karbon emisyonunun azaltılabileceğini belirtti.

Çin’in iklim değişikliğiyle mücadele konusunda mümkün olan en büyük çabayı gösterdiğini ifade eden Şie, ülkesinin kömürle çalışan termik santrallere olan bağımlılığını mevcut durumdan daha hızlı dizginleyemeyeceğini aktardı. Şie, “Sadece söz vermiyoruz, verdiğimiz sözleri gerçek eylemlerle yerine getiriyoruz” dedi.

Asıl sorumluluk ABD ve AB’de

2015’te Paris İklim Anlaşması müzakere sürecinde önemli rol oynayan özel temsilci Şie, doğaya zarar veren karbon emisyonlarını azaltma konusunda Çin’in değil ABD ve diğer gelişmiş ülkelerin daha hızlı hareket etmesi gerektiğini ileri sürdü.

Geçen yıl güncellenen Ulusal Katkı Beyanı‘nda karbon emisyonunun 10 yıl içerisinde azaltmaya başlama ve 2060 yılına kadar net sıfır karbon seviyesine ulaşma sözü veren Çin 2030 itibariyle güneş enerjisi kapasitesini 1,200 gigavata çıkaracağını belirtmişti.

Çin Glasgow’da düzenlenen İklim Zirvesi’ne lider düzeyinde katılmıyor. Devlet Başkanı Xi Jinping, dün COP26 iklim konferansına yaptığı yazılı açıklamada, gelişmiş ülkeleri iklim kriziyle mücadelede “gelişmekte olan ülkelerin daha iyisini yapmalarına yardımcı olmak için destek sağlamaya” çağırdı ve herhangi bir yeni önemli taahhütte bulunmadı.

NASA: İklim krizi, mısır verimini 2030’a kadar yüzde 25 azaltacak

İklim değişikliğinin geleneksel hava modellerine zarar vermesi nedeniyle küresel mısır verimi 2030 yılına kadar yaklaşık dörtte bir oranında düşebilir.

Bu öngörü, Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) ve Uluslararası Uygulamalı Sistemler Analizi Enstitüsü‘nün yaptığı yeni bir uluslararası araştırmaya dayanıyor.

Araştırma sonucuna göre, artan sıcaklıklar ve yağışlardaki değişimler, Amerika, Batı Afrika ve Çin gibi bölgelerde küresel hayvancılık rasyonlarında temel bir unsur olan mısırın yetiştirilmesini zorlaştıracak.

‘Mısırın yetiştirilmesi zorlaşacak’

Bloomberg’in haberine göre üretimdeki azalmaların geçmiş çalışmalara kıyasla beklenenden daha erken gerçekleştiğine vurgu yapılan çalışmada, “Toplumların küresel sıcaklık artışını sınırlamak için iddialı çabalar gösterdiği iyimser iklim değişikliği senaryolarında bile, küresel tarım yeni bir iklim gerçeğiyle karşı karşıya. Küresel gıda sisteminin birbirine bağlı olmasıyla, bir bölgenin ekmek sepetindeki etkiler bile dünya çapında hissedilecek” ifadelerine yer verildi.

Çalışmada buğday verimine yönelik de öngörüler yer alıyor. Araştırmalara göre, ısınan hava uygun yetiştirme alanlarını genişlettiğinden, buğday verimi aynı dönemde yüzde 17 artabilir ve bu kazanımların yüzyılın ortalarında dengelenmesi muhtemel.

 

Kasım ayında hangi sebze ve meyveler tüketilmeli?

Hormon takviyesi, pestisitler ve doğal olmayan üretim teknikleri ile sebze ve meyvelere neredeyse istediğimiz her zaman market raflarından ulaşabiliyoruz. Ancak besinleri mevsiminde tüketmek hem doğa hem de sağlığımız için oldukça önemli.

Peki Kasım ayında hangi sebze ve meyveler tüketilmeli?

Yeşil Düşünce Derneği tarafından hazırlanan takvim hangi mevsimde neleri yememiz gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor.

Dernek tarafından yapılan paylaşımda “Kasım’ın ilk günleri ile soğukları iyice hissetmeye başladık! Şimdi turunçlar ve kök sebzeler ile Covid-19‘a karşı direncimizi arttırma, türlüler ve çorbalarla içimizi ısıtma zamanı” deniliyor.

Doğayı ve doğal olanı korumak için

Doğayı ve doğal olanı korumak, zehirsiz gıdaya ulaşmak, sağlıklı olmak, yerel küçük üreticileri desteklemek, evinizin ekonomisini korumak ve karbon ayak izini düşürmek için mevsiminde beslenmek en basit çözüm.

Ayrıca, mevsiminde yetişmemiş meyve-sebze, doğa şartlarıyla işbirliği yapılarak değil, doğayla mücadele ederek üretildiğinden, üretiminde hibrid tohum, böcek ilacı ve kimyasal gübre kullanım oranı yükseliyor.

Kasım ayı sebze ve meyveleri

  • Pancar
  • Kereviz
  • Patates
  • Lahana
  • Pazı
  • Ispanak
  • Karnabahar
  • Turp
  • Pırasa
  • Havuç
  • Yer elması
  • Ceviz
  • Üzüm
  • Elma
  • Nar
  • Muz
  • Armut
  • Kivi
  • Greyfurt
  • Mandalina

[COP26] Jeff Bezos’tan iklim krizini önlemek için iki milyar dolar bağış

Daha önce de gezegen için en büyük tehdidin iklim değişikliği olduğunu söyleyen Bezos, konferans sırasında yaptığı açıklamada, “Bugün, doğrudan doğayı restore etmeye ve gıda sistemlerini dönüştürmeye tahsis edilen iki milyar dolarlık bir taahhüdü duyurmaktan memnuniyet duyuyorum” dedi.

Toplam 10 milyar dolarlık hibenin ilk parçası 

İki milyar dolarlık taahhüt, Amazon kurucusunun iklim değişikliğiyle mücadele için Bezos Earth Fund adlı hibe programından 10 milyar dolarlık daha büyük bir taahhüdün parçası olarak verilecek.

Jeff Bezos konuyla ilgili konuşmasında şunları söyledi:

“2030 yılına kadar doğayı geliştirmeliyiz, çevresel adaleti ve ekonomik fırsatları ilerletmeliyiz. Bugünkü taahhüdümüz üç zorunluluğu destekliyor: Sahip olduklarımızı korumalıyız, kaybettiklerimizi geri kazanmalıyız ve ihtiyacımız olanı doğayla uyum içinde büyütmeliyiz. İklim değişikliğiyle mücadele etmek, biyolojik çeşitliliği artırmak, doğal dünyanın güzelliğini korumak ve müreffeh bir gelecek yaratmak için hem geleneksel hem de yenilikçi yaklaşımlarla doğaya yatırım yapmak esastır.”

Bir milyar doları Afrika’ya

Bezos’un konuşmasının ardından yayımlanan basın açıklamasında, iki milyar dolarlık taahhüdün yarısının Afrika’da başlayan ve “bozuk arazilere ağaç dikmeyi, otlakları canlandırmayı ve ağaçları tarım arazilerine entegre etmeyi içerecek” peyzaj restorasyon çabalarına ayrılacağı belirtildi.

Açıklamada, kalan bir milyar doların da ‘gıda ve tarım sistemlerinin gezegeni bozmadan yaşamı destekleyecek şekilde dönüştürülmesine yardımcı olacağı’ vurgulandı.

Bakandan zamlara karşı tavsiye: Evin bir derece daha düşük ısıtılması faturaya yansır

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, son dönemde üst üste gelen doğal gaz zamlarının ardından halka faturaları düşürmek için tavsiye verdi.

Bakan Dönmez, evin bir derece daha düşük ısıtılmasının faturaya yüzde 7 oranında etki edeceğini kaydetti.

‘Adeta bir vatandaşlık görevi’

Bakan Fatih Dönmez, yazın da klima 18 derece değil de 19 dereceye ayarlanırsa bu farkın faturaya yüzde 7 oranında yansıyacağını söyledi:

Daha çok kullananların biraz daha tasarrufa riayet etmesini istiyoruz. Evlerimizde özellikle 1 derecelik sıcaklık değişikliği, yani 23 yerine 22 derecede evinizi ısıtmanın aylık faturanıza etkisi yüzde 7 olur. Yazın da eğer klimayla soğutuyorsanız, 18 derecede soğutacağınıza 19 derecede soğutmuş olsanız yüzde 7 faturanıza katkı var. Bunu 7’den 70’e herkesin yapması gereken, adeta bir vatandaşlık görevi olduğunu düşünüyoruz. Hem bu kaynaklarda dışa bağımlıyız hem de gereksiz yere bu enerjiyi üretebilmek için kaynak tüketiyoruz.”

Hollanda’da bir deniz aygırı denizaltının üzerinde uyurken görüntülendi

Dünya liderleri İskoçya’nın Glasgow kentinde COP26 kapsamındaki iklim müzakerelerini sürdürürken Hollanda iklim krizinin yaban hayatı üzerindeki etkisini gösteren bir olaya şahit oldu.

Deniz aygırları normalde Kutup bölgelerinde yaşıyor. Ancak ülkenin kuzeyinde bir dişi deniz aygırı donanma üssünde, denizaltının üzerinde yatarken bulundu.

Sağlık durumu iyi

Freya ismi verilen deniz aygırı, son zamanlarda kutuplardan uzakta görülen ikinci deniz aygırı oldu. Bir başka deniz aygırı Fransa ve İspanya açıklarında görüldükten sonra İzlanda sularına dönmüştü.

Fotoğraf: Jeroen Hoekendijk

Deniz aygırı, deniz memelileri konusunda uzmanlaşmış Hollandalı bilim insanı Jeroen Hoekendijk tarafından Den Helder deniz limanında görüldü.

The Guardian’n haberine göre Hoekendijk, deniz aygırının yüzgeçlerinde bir çift yara olduğunu ancak genel olarak sağlığının iyi durumda olduğunu söyledi. Freya’nın Danimarka ve Almanya kıyılarını takip ederek güneye yüzdüğü düşünülüyor.