Ana Sayfa Blog Sayfa 1124

Şili Parlamentosu’nda eşcinsel evliliği onaylayan yasa tasarısı kabul edildi

Şili Parlamentosu‘nda milletvekillerin büyük çoğunluğunun oyuyla eşcinsel evliliği onaylayan yasa tasarısı kabul edildi.

Şili Devlet Başkanı Sebastián Piñera‘nın da tasarıyı mart ayında görevi bırakmadan önce onaması bekleniyor. Yıllar önce yasaya karşı çıkan Devlet Başkanı Piñera, altı ay önce konuya dair yaklaşımını değiştirebileceği sinyalini vermişti.

Eşcinsel çiftlere, Medeni Kanun’da eşit haklar tanınacak

Şili Kongresi’nin her iki kademesinden de Latin Amerika ülkesinde yaşayan eşcinsellerin evlenmesini sağlayan yasa tasarısının kabul edilmesiyle birlikte Şili, eşcinsel evliliği yasallaştıran sekizinci Latin Amerika ülkesi oldu. Dünyada ise Şili, eşcinsel evliliği yasallaştıran 31’nci ülke olacak.

Oylamanın ardından bir açıklama yapan Şili Sosyal Kalkınma Bakanı Karla Rubilar, aşkın aşk olduğunu kabul ederek; adalet ve eşitlik açısından bir adım daha attıklarını dile getirdi.

Yasaya göre evlenmek isteyen eşcinsel çiftlere, Medeni Kanun’da eşit haklar tanınacak. Tasarı, başkan tarafından onaylanarak Resmi Gazete’de yayınlanmasından 90 gün sonra yürürlüğe girebilecek.

Eşcinsel evliliği onaylayan yasanın temelleri ilk olarak 2017’de dönemin Devlet Başkanı Michelle Bachelet tarafından atılmıştı.

‘Denize 65 metre mesafede hiçbir yapılaşmaya izin verilmemeli’

Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Deniz Bilimleri Enstitüsü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Erkan Kıdeyş, Türkiye’nin ev sahipliğinde Antalya’da düzenlenen ve Barcelona Sözleşmesi olarak bilinen Akdeniz Eylem Planı 22. Taraflar Konferansı‘nda (COP22), konferansta Akdeniz’e kıyısı bulunan bütün ülkelerin ortak çözüm arama çabasının önemini vurguladı.

Akdeniz Eylem Planı kapsamında, Akdeniz’de farklı kirlilik sorunlarının çözümü ve uygulanmasına yönelik ilerleme kaydedildiğini, bazı sorunlar çözülürken, yeni ortaya çıkan problemlerle karşı karşıya kalındığını dile getiren Kıdeyş, dünyanın en büyük problemi olan iklim değişikliğinin, denizdeki biyoçeşitliliği örneği görülmemiş şekilde azaltabileceğini ifade etti.

 ‘Küresel ısınma en büyük tehdit’

AA’ya konuşan Kıdeyş, dünyanın yüzde 70’inin deniz olduğunu belirterek, kıtalar gibi deniz suyu sıcaklığının da arttığını ve sulardaki asitleşmeyi hatırlattı:

“Denizde fitoplankton denilen yüzlerce çeşit tek hücreli bitkiler var. Aldığımız her iki nefesten bir tanesini denizlerdeki bu canlılara borçluyuz. Tek hücreli, gözle görmediğimiz bu canlılar, karadaki ağaçlar ve otlar, yani tüm bitkiler kadar oksijen üretimi yapıyorlar. Bu nedenle bu canlılar çok önemli. Bu canlıların bir kısmının kabuğu yani hücre duvarı, kalsiyum karbonattan oluşuyor. Denizler, asitleştikçe bu canlıların kabukları inceliyor. Ayrıca, mercanlar, deniz kestaneleri, salyangozlar gibi başka deniz canlılarının da kabuğu kalsiyum karbonattan oluşuyor. Dolayısıyla bu canlılar da asitleşmeden olumsuz etkileniyor. İklim değişikliği ve küresel ısınma, özellikle hem gelişmiş ülkelerin ve hem de Türkiye’nin radikal tedbirler almasını gerektiren bir problem.”

‘Yerli türler yok olursa ekosistem bozulur’

İstilacı türlerin sayısının artmasının da Akdeniz için önemli problemlerin başında geldiğini, istilacı deniz canlılarının gerek gemilerin altına yapışarak ve gerekse Süveyş Kanalı yoluyla Akdeniz’e ulaştığını belirten Kıdeyş, “Bunu engellemenin yolu çok zor. Ama yeni türlerin taşınmasının bir şekilde durdurulması gerekiyor. Ayrıca mevcut istilacı türlerin de sayısının azaltılması için bilimsel araştırmaya dayalı tedbirlerin geliştirilmesi önemli. Yerli türler yok olursa ekosistem bozulur.” dedi.

‘Kıyıdan 65-100 metrelik bir mesafede  yapılaşmaya izin verilmemeli’

Denizlerdeki mikroplastik kirliliğine de dikkat çeken Kıdeyş şunları söyledi: “Denizlere giden çöpler, büyük ölçüde nehirlerden taşınıyor. Akdeniz’de mikroplastik kirliliği her geçen gün artıyor. Bir adet büyük çöp, bir hayvanın ölümüne neden olabilirken, bir büyük çöpün parçalanması sonrası ortaya çıkan yüzlerce, binlerce mikroplastikleri ise planktondan balinaya pek çok deniz canlısı tüketebiliyor. Mikroplastikler, ayrıca besin zinciri yoluyla da birçok deniz canlısında birikebiliyor. Mikroplastiklerin balık ya da midye tüketen insanlara da geçme olasılığı söz konusu. Mikroplastik sorunun çözümünde, sadece devlet kurumlarına değil, her bir bireye de önemli görevler düşüyor.”

Kıdeyş, Akdeniz’i korumak için deniz koruma alanlarının da artırılması gerektiğine işaret ederek, Türkiye’nin sahillerinin çok değerli olduğunu, kıyıdan 65-100 metrelik bir mesafede hiçbir yapılaşmaya izin verilmemesi gerektiğini savundu.

‘İklim krizi müfredata girmeli’

“Zaten BM Akdeniz Eylem Planı’nın koyduğu kural, kıyıya 100 metre mesafeye kadar yapılaşmaya müsaade edilmemesi yönünde” bilgisini veren Kıdeyş, şöyle konuştu:

“Burası kaya, ne işe yarar, diye düşünmemek lazım. Bazılarının altında mağaralar var ve oralar, Akdeniz fokunun üreme ve yaşam alanı. Kum zambakları da Akdeniz’in önemli endemik bitkilerinden. Ancak sahilde ot temizliği, taş temizliği, kumsal düzeltme gibi faaliyetler dolayısıyla bu zambaklar da çok azaldı.”

Kıdeyş, iklim değişikliği ve deniz çöplerinin etkilerinin çocuk yaşta öğrenilmesi için ilkokul müfredatına girmesi gerektiğinin altını çizdi.

 

Sigaraya 2 TL, tuvalet kağıdına yüzde 40 zam

Türkiye Tekel Bayiler Platformu Başkanı Özgür Aybaş, sigaraya beklenen zammın geldiğini duyurdu.

Philip Morris Grubu‘ndaki sigara markalarına 2 TL’lik zam geldi. Böylece söz konusu gruptaki en ucuz sigara 17,50 TL, en pahalı sigara da 25 TL oldu.

Öte yandan, tuvalet kağıdı ve kağıt havlu ürünlerine de zam geldiği açıklandı.

ÖTV zammı da gelecek

Sigaraya gelen zamları Twitter hesabı üzerinden duyuran Özgür Aybaş, ilerleyen günler de ÖTV zammının da geleceğini kaydetti:

Bu gelen 2 TL ‘lik zam maliyet ve kur zammı ilerleyen günlerde ÖTV zammıda yapılacaktır.”

Tuvalet kağıdı ve kağıt havluya da zam geldi

Öte yandan, tuvalet kağıdı ve kağıt havlu ürünlerine de yüzde 40’a varan oranlarda zam geldi.

Böylece altılı kağıt havlunun fiyatı 25.75 TL’den 53.90 TL’ye, 24’lü tuvalet kağıdının fiyatı 66.90 TL’den 90.25 TL’ye, 32’li tuvalet kağıdının fiyatı da 97.50 TL’den 131.50 TL’ye çıktı.

Berat Albayrak yazışmalarını haberleştiren altı gazeteciye hapis cezası istemi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın damadı ve Eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak‘ın e-maillerini haberleştiren gazetecilerin yargılandığı davada  savcı mütalaa verdi.

Mütalaada, BirGün çalışanı Mahir Kanaat, Diken eski editörü Tunca Öğreten, kapatılan DİHA’nın Haber Müdürü Ömer Çelik, muhabir Metin Yoksu, Yolculuk Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Eray Sargın ve ETHA Sorumlu Müdürü Derya Okatan’ın ‘verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme’ suçundan cezalandırılması istendi.

Savcı, Tunca Öğreten ve Mahir Kanaat hakkında ‘örgüt üyeliğinden’ beraat isterken, Derya Okatan, Eray Sargın, Metin Yoksu ve Ömer Çelik’in sosyal medya paylaşımlarını gerekçe göstererek ‘zincirleme örgüt propagandasından’ cezalandırılmalarını talep etti.

AİHM, ceza istenen iki gazeteci için ‘hak ihlali’ kararı vermişti

E-mailleri RedHack sızdırmış; Wikileaks üzerinden de yayımlanmıştı. Kanaat ve Öğreten’in başvuruları üzerine verilen AİHM Kararında Yüksek Mahkeme 18 Mayıs 2021’de tutuklanan her iki gazeteci için; haberlerin “basın özgürlüğü” kapsamına girdiği gerekçesiyle “hak ihlali” kararı vermiş; Türkiye tazminata mahkum edilmişti.

Aynı soruşturmada tutuklanan Die Welt gazetesi muhabiri Deniz Yücel, gazeteci Fatih Yağmur’un dosyaları ise ayrılmıştı.

Gazeteciler ‘örgüt üyeliği’, ‘örgüt propagandası’, ‘bilişim sistemini engelleme’ ve ‘verileri yok etme’den yargılanıyordu. Davanın 13. duruşması 9 Aralık’ta İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

İklim kriziyle ilgili atılacak her adımı kaydedecek ‘karakutu’ inşa ediliyor

Avustralya‘nın Tazmanya eyaletinde iklime ve iklim kriziyle mücadeleye dair her gelişmeyi kaydedecek bir yapı inşa edilecek. Yapı, “Dünyanın karakutusu” olarak anılıyor.

Karakutu etkinleştirildiğinde, bünyesindeki iklim verileri kütüphanesine çevrimiçi bir platform üzerinden erişilebilecek.

COP26’daki konuşmalar da yer alacak

CNN‘de yer alan habere göre, “Dünyanın karakutusu” kalın çelik duvarları, pil deposu ve güneş panellerine sahip olacak. Yapı ayrıca, otobüs büyüklüğünde ve kolaylıkla zarar verilemez özellikte olacak.

Karakutu, iklime dair yapılan yeni araştırmalar, haberler ve sosyal medya paylaşımlarını da arşivleyeceği gibi kara ve deniz sıcaklığının değişimleri, okyanus asitlenmesi, atmosferdeki sera gazı miktarı, insan nüfusu, enerji tüketimi, askeri harcamalar ve siyasi değişimler gibi pek çok gelişme dahil olmak üzere geçmişten, bugünden ve gelecekten iklimle ilgili tüm konuşmaları ve eserleri de belgeleyecek.

Yapının inşası gelecek yıl tamamlanacak. Ancak, hard disklerin kasımda İskoçya‘nın Glasgow kentindeki COP26 İklim Zirvesi‘nden beri algoritma tabanlı bulguları ve konuşmaları kaydetmeye başladığı kaydedildi.

‘Her adım kaydedilecek’

Tazmanya Üniversitesi ve iletişim şirketi Clemenger BBDO‘nun da aralarında yer aldığı projenin geliştiricileri tarafından yapılan açıklamada, karakutunun iklim felaketine dair her adımı kaydedeceği belirtildi ve “Gezegenimizin sağlığına ilişkin yüzlerce veri seti, ölçüm ve etkileşim sürekli toplanacak ve gelecek nesiller için güvenli bir şekilde saklanacaktır” denildi.

Karakutunun gelecek 30-50 yıl için yeterli veri depolama kapasitesine sahip olduğu tahmin ediliyor. Kutunun depolama kapasitesinin daha da artırılması için çalışmalar devam ediyor.

CHP TÜİK hakkında suç duyurusunda bulundu: Resmi belgede sahtecilik suçu işliyorlar

CHP Milletvekili ve Hukukçu Ali Haydar Hakverdi, enflasyon verileri tartışma yaratan Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Başkanı Sait Erdal ve diğer yetkililer hakkında CHP olarak suç duyurusunda bulunduklarını açıkladı.

‘Gerçek rakamlar için uzman bilirkişi raporu alınmalıdır’

Yine 2021 yılının Ekim ayı verilerine göre, yıllık enflasyon oranı TÜİK tarafından yüzde 19,89 olarak açıklanırken; Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), ekim ayı verileri ışığında yıllık enflasyon oranını yüzde 49,87 olarak açıklamıştır. TÜİK kamu gücü ve kamu kaynaklarını kullanarak elde ettiği verileri, gerçeğe aykırı olarak işlemektedir. Bağımsız ve tarafsız, alanında uzman ekonomist bilirkişilerce hesaplanacak olan gerçek enflasyon oranları, TÜİK yetkilileri tarafından resmi belgede sahtecilik suçunun işlendiğini şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koyacaktır. Savcılığınız tarafından bahsi geçen suç şüphesi üzerine soruşturma başlatılması ve gerçek enflasyon oranlarının, alanında uzman bilirkişilerce hesaplatılması talebimizdir. Türkiye İstatistik Kurumunun verileri, sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğindedir. Bu yönüyle işlenen suç TCK 204/3 gereğince cezalandırılmalıdır.”

Hakverdi, bağımsız ve tarafsız, alanında uzman bilirkişilerden gerçek enflasyon oranlarına ilişkin bir bilirkişi raporu aldırılmasını talep etti.

AB, iklim kriziyle mücadeleye katkı sağlayacak ürünlerde düşük KDV uygulayacak

Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkeler, iklim değişikliğiyle mücadele, halk sağlığı ve dijital dönüşümle ilgili mal ve hizmetlerdeki Katma Değer Vergisi (KDV) oranlarının azaltılması yönünde anlaştı.

Güncellenen KDV kuralları istişare için Avrupa Parlamentosu’na (AP) gönderilecek.

‘Mevcut mal ve hizmet listesi genişletilecek’

AA‘da yer alan habere göre, üye ülkeler standart olarak yüzde 15’in üzerinde KDV oranı uygulamaya devam edecek.

KDV yönetmeliğinin güncellenmiş ekinde yer alan 24 farklı kategorideki mal ve hizmetlerin iki tanesine de indirimli oran olan yüzde 5’lik KDV uygulayabilecek.

Ayrıca, gıda, tıp ve ilaç gibi temel ihtiyaçların yer aldığı yedi kategoriden birinde yüzde 5’ten düşük ve birinde de tam KDV istisnası sağlanabilecek.

İndirimli KDV oranlarından yararlanabilecek mevcut mal ve hizmet listesi genişletilecek.

İklim dostu ürünlere düşük KDV

Güncellenen birlik kurallarına göre internet erişimi, kültürel ve spor etkinliklerinin canlı yayınlanması gibi dijital hizmetlere indirimli KDV hakkı tanınacak.

Kişisel koruyucu ekipman, maske gibi halk sağlığını koruyan ve koronavirüsle (Covid-19) mücadelede kullanılan ürünler, gelecekteki krizlerde faydalı olabileceği öngörülen mallar ve engellilere yardımcı olacak cihazlar KDV indirimi alabilecek.

AB’nin iklim değişikliği konusundaki önceliklerine olumlu katkı sağlayabilecek güneş panelleri, çevre dostu ısıtma sistemleri ve bisiklet gibi ürünlere düşük KDV uygulanabilecek.

AB’nin iklim değişikliği hedeflerine zararlı olduğu düşünülen mal ve hizmetlere sağlanan indirimli oranlar ve muafiyetler ise kademeli biçimde kaldırılacak.

Fosil yakıtlar ile benzer sera gazı emisyonlarına sahip diğer mallara uygulanan indirimli KDV oranları veya muafiyetler 2030’a kadar bitecek.

Kimyasal gübreler ve böcek ilaçları için indirimli oranlar ve muafiyetler 2032’ye kadar sona erecek.

Türkiye’de en zengin yüzde 10’luk kesim en yoksul yüzde 50’ye göre yüzde yedi daha fazla karbon salıyor

Paris merkezli Inequality Lab tarafından paylaşılan Dünya Eşitsizlik Raporu‘na göre, küresel milyarder sayısı 2021 yılında rekor kırdı. Milyarderlerin toplam servetinin bir yıl öncesine göre yüzde 75 arttığı kaydedildi.

Raporda ayrıca, eşitsizliğin en derin olduğu bölgelerin Orta Doğu ve Kuzey Afrika, Avrupa‘nın ise en eşit bölge olduğu açıklandı.

Türkiye’de gelir eşitsizliği son 15 yılda arttı

Rapor, en tepedeki yüzde 1’lik kesimin, 1990’ların ortasından beri biriken tüm ek servetin yüzde 38’ini, en alttaki yüzde 50’lik kesimin ise bu birikimin sadece yüzde 2’sini aldığını duyurdu. Bugün küresel eşitsizlik, batı emperyalizminin zirvede olduğu dönemle aynı seviyede bulunuyor.

Söz konusu raporda Türkiye’yle ilgili veriler de yer aldı. Buna göre, Türkiye’de gelir eşitsizliği son 15 yılda artmaya devam etti ve son üç yıldaki ekonomik yavaşlama tüm nüfus gruplarının gelirlerini azalttı.

Türkiye’de bir yetişkinin yıllık ortalama kazancı 85 bin TL olarak açıklandı.

Ancak, en yoksul yüzde 50’nin ortalama geliri yıllık 20.260 TL iken, en zengin yüzde 10’luk kesimin ortalama yıllık geliri 463.020 TL. En zengin yüzde 10, tüm gelirin yüzde 54,5’ini alırken, en yoksul yüzde 50’nin payı sadece yüzde 12.

Aynı rapor, son 25 yılda ulusal serveti iki katına çıkan Türkiye’de servetin dağılımdaki eşitsizliğin derinleştiğini söylüyor.

Ekonomistler, eşitsizliği gidermeye yardımcı olmak için servetin yeniden dağıtılması gerektiğini belirtiyor.

 Türkiye’de kadınlar milli gelirin yüzde 23,3’ünü kazanıyor

En yoksul yüzde 50 toplam milli servetin yüzde 4’ünü, ortadaki yüzde 40’lık kesim milli servetin yüzde 29’unu ve en üstteki yüzde 10 ise yüzde 67’sini elinde tutuyor.

En yoksul yüzde 50’nin ortalama olarak elinde bulundurduğu servet 8.910 TL’den az.

Cinsiyetler arası eşitsizlikte ise iyileşme görülse de bu rakamlar eşitlikten hayli uzak. Türkiye’de kadınlar milli gelirin yüzde 23,3’ünü, Orta Doğu ve Afrika’da ise kadınlar milli gelirin ortalama yüzde 15’ini kazanıyor.

Raporda, küresel gelir ve servet eşitsizliklerinin ekolojik eşitsizliklerle ve ülkelerin iklim değişikliğine yaptıkları katkıyla yakın bağına dikkat çekiliyor. Ülkeler arasında ve ülkelerin içinde en tepedeki yüzde 10 en fazla salımı yapmaya devam ediyor.

En zenginler en fazla karbon salımı yapıyor

Rapor, Türkiye’de kişi başı karbon salımının ortalama 6 ton karbondioksit eşdeğeri (CO2e/kişi) olduğunu da kaydederken, en alttaki yüzde 50’nin salımı 3,1 tondan daha az.

Ancak, buna karşı en üstteki yüzde 10’un salım miktarı 22.6 CO2e ile bunun yedi katından daha fazla.

Hükümetlerin net serveti ile özel ve kamu sektörünün net serveti arasındaki boşluğa da dikkat çeken rapor, ulusların zenginleşirken hükümetlerin fakirleştiğini de belirtiyor.

Metin Lokumcu’nun öldürüldüğü güne dair yeni görüntülere ulaşıldı

Artvin Hopa‘da dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın mitingi öncesinde düzenlenen eylemde polisin sıktığı biber gazı sonucu hayatını kaybeden emekli öğretmen Metin Lokumcu‘nun öldürüldüğü güne ait yeni görüntülere ulaşıldı.

Videoda sivil giyimli bir kişinin talimatıyla gaz fişeğinin atıldığı görülüyor.

‘Gücümüzü gösterecek şekilde durun’

Metin Lokumcu Davası” isimli Twitter hesabı tarafından görüntüler şu not ile birlikte paylaşıldı:

Metin Lokumcu’nun kimyasal gaz sonucu hayatını kaybettiği 31 Mayıs 2011’den önemli görüntüler:

Sivil giyimli kişi: Sakin olun, birlik düzeninizi alın, gücümüzü gösterecek şekilde durun.

Aynı kişi, gaz fişeğinin nasıl atılacağını göstererek: Hedef al

#MetinLokumcuAdaletBekliyor”

Emniyet Genel Müdürlüğü Güvenlik Dairesi Başkanlığı‘nın “OC Gaz Spreyi Kullanım Esasları” genelgesinde “Göz yaşartıcı OC gaz spreyi, yalnızca ‘Göz Yaşartıcı Gazlar ile Gaz Maskelerinin Kullanımı Kursu’ ve ‘Göz Yaşartıcı Gaz Spreyi Kullanım Eğitimi’ alan yetkili personel tarafından kullanılacaktır” ifadeleri yer alıyor.

Dava süreci

Metin Lokumcu’nun ölümüyle ilgili davanın ilk duruşması 21 Nisan tarihinde görülmüştü.

“Taksirle ölüme neden olma” suçlamasıyla 13 polisin yargılandığı davanın ikinci duruşması da 28 Haziran’da görülmüş, reddi hakim talebi reddedilmişti.

Yapılan itirazlar sonucunda da davanın Asliye Ceza Mahkemesi yerine Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmesine karar verilmişti.

Dava 20-21 Aralık’ta Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesi‘nde görülecek.

Ne olmuştu?

Artvin’in Hopa ilçesinde 31 Mayıs 2011’de, dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim kampanyası mitingi için geldiği sırada düzenlenen protestolara ilişkin polisin sıktığı biber gazından ve aldığı darbelerden etkilenen emekli öğretmen Metin Lokumcu hayatını kaybetmişti.

Protestolarla ilgili başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan 70 kişiden 16’sı tutuklanmış, daha sonra ise serbest bırakılmışlardı.

Lokumcu’nun ölümüne ilişkin soruşturma dokuz yıl sonra tamamlanmıştı. 13 kişinin yargılandığı dosyada sanıklar “taksirle ölüme neden olmak” ile suçlanarak haklarında altı yıla kadar hapisleri istendi.

Metin Lokumcu‘nun ölümüyle ilgili hazırlanan Adli Tıp raporunda biber gazına maruz kalmanın ölümde etkisi olduğu ifade ediliyor.

‘Yerli ve milli’ biyokütle-biyogaz yatırımcılarından Erdoğan’a açık mektup

Bir grup Biyokütle ve Biyogaz Elektrik Santrali (BES) yatırımcıları, Sabah Gazetesi‘ne verdikleri ilanla Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan‘a seslendi.

İlanı veren yatırımcılar kendilerini “pandemiye rağmen yatırım yapmaya çalışan yerli ve milli yatırımcı” olarak tanımlıyor.

‘Aksi takdirde yatırımların yarıda kalması gündeme gelecek’

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ithafen yazılan mektupta BES’ler için ek süre istenerek şu ifadelere yer verildi:

Pandemiye, tam kapanmaya, emtia ve navlun fiyatların yükselmesine rağmen yatırımlarına ara vermeden mücadele ederek yatırım yapan Biyokütle ve Biyogaz Elektrik Santrali (BES) yatırımcıları, Cumhurbaşkanı’ndan bugünden itibaren ek süre talep etmektedirler. Çoğu sıkıntının baş gösterdiği pandemi sürecinde yenilenebilir enerji teşviklerinin kaçırılmaması adına eski YEKDEM başvuru sürelerinin uzatılması ülke ekonomisi için stratejik öneme sahiptir.

Yenilenebilir enerji kaynakları sektörü, Covid-19 pandemisi nedeniyle tedarik zincirinde meydana gelen gecikmelerin ve kamu kurum/kuruluşlardaki izin süreçlerinin uzaması projelere olumsuz etkileri nedeniyle durumun mücbir sebep sayılmasını ve eski YEKDEM mekanizmasının bugünden itibaren uzatılmasını talep etmektedir.

Aksi takdirde yatırımların yarıda kalması ve elektrik santrallerinin iflas etmeleri gündeme gelecektir. BES’ler doğası gereği yeşil çevre dostu olup diğer kömür Ve nükleer gibi baz yük santrallerdir. BES’ler butik olarak tüketimin yoğun yerlerde enerji üreterek dağıtım kayıplarının azaltılmasını ve dağıtım bedellerinin düşmesini sağlayan çevre dostu tesislerdir. BES’ler üç vardiya olarak çalışan ve her BES’de ortalama 40 kişi istihdam edilmekte olup; Bu yönü ile işsizlik sorununun çözülmesine katkı sağlamaktadır. Bu verilecek ek süre zaten kendilerinin yasal olarak 1 Ocak 2021 de başlayan sürelerinden gidecektir. Dolayısıyla ek mali yük getirmeyecek ve toplam teşvik süresi uzatmayacaktır. Yeni YEKDEM fiyatı ile girdi maliyetinin yüksek olması sebebiyle bir BES kendini 13 yılda amorte etmektedir.”

‘Yerli ve milli yatırımcılar yalnız bırakılmamalı’

Mektupta, BES’lere verilecek ek sürenin hazineye ilave yeni bir yük getirmeyeceğinin altı çizilirken, pandemiye rağmen yatırım yapmaya çalışan yerli ve milli yatırımcıların yalnız bırakılmaması gerektiği de kaydedildi:

Bu kadar uzun süreli döviz bazlı finansman bulmak imkansızdır. Şöyle ki;” 2020 yılı ve öncesinde lisans alan BES’ler en geç 30.06.2021 tarihine girmeyi hedef olarak tüm gücüyle çalışmış ancak elde olmayan, öngörülmeyen, önlenemeyen Covid-19 pandemi ortaya çıkmış, çalışmalar, sokağa çıkma yasağı, seyahat vb. kısıtlamalar getirilmiş, emtia ve navlun fiyatları yukarıya fırlamıştır. Buna rağmen inşaatını % 70 ve üzeri ilerletmiş olan onlarca BES yatırımları mevcuttur. Bu yatırımcılar eski YEKDEM’e tabi olarak bugünden itibaren ilave süre taleplerini Cumhurbaşkanına duyurmak istemektedirler. BES’lere verilecek ilave süre kendilerinin 10 yıllık teşvikli satış süresinden gidecektir. Hazineye ilave yeni bir yük getirmeyecektir. Dolayısıyla seslerini ve feryatlarını yazılı medya üzerinden Cumhurbaşkanı*na duyurmaya çalışmaktadırlar.

Aksi takdirde, milyon dolarlık yatırımlar duracak ve kısmi bitirenler ayrıca 30.06.2021 sonrası devreye girenler ise iflas edecektir.”