Ana Sayfa Blog Sayfa 1104

Suları çekilen Beyşehir Gölü’ne kamyonlarla kar dökülüyor

İnsan kaynaklı iklim krizi sebebiyle suları çekilen Türkiye‘nin en büyük tatlı su gölü Beyşehir Gölü‘ne, Konya‘nın Beyşehir Belediyesi, ilçe merkezinden toplanan karları kamyonlarla döküyor.

Beyşehir Belediye Başkanı Adil Bayındır, göl suyunun seviyesini yükseltebilmek için böyle bir çalışma yaptıklarını ifade etti.

Belediye Başkanından açıklama

AA‘da yer alan habere göre, Beyşehir Belediye Başkanı Adil Bayındır, Toroslar‘da kar kalınlığının bir metreyi geçmediği zaman gölün su seviyesinin düşeceğini bildiklerini kaydederek şu açıklamalarda bulundu:

Toroslar’da kar kalınlığı bir metreyi geçmediği zaman Beyşehir Gölü’nün su seviyesinin düşeceğini iyi biliyoruz. Şu an Beyşehir merkezde 40-50 santimetre, dağlarda ise 3-4 metreleri bulan kar örtümüz var. Ümit ediyoruz ki; bu sürekli olacak. Beyşehir Belediyesi olarak, kar yağışının ardından sorumluluk alanı olan 67 merkez ve dış mahallede kar mücadelesi yürütüyoruz. Kar yağışının başladığı günden bu güne kadar ana arterler, meydanlar ve ara sokaklar da dahil olmak üzere iyi bir çalışma sergiledik.”

‘Bir manada göle jest yapıyoruz’

Belediye olarak topladıkları karları, kamyonlarla Beyşehir Gölü’nün kıyısına bıraktıklarını kaydeden Bayındır, karların göle doping olacağını ifade etti:

Bölge olarak yağışlı bir devreye giriyoruz, önümüzdeki hafta da hatta bu gece yağış ihtimali var. Takip ediyoruz, çok mutluyuz. İnşallah bu karlar göle doping olacak, yani bir manada göle jest yapıyoruz. Beyşehir Gölü kıyıdan 300 metre çekilmişti. Şu an 50 metreye kadar düştü kıyıdaki çekilme. İnşallah devam eden kar yağışlarının ardından gölümüz eski seviyesine gelir ümit ediyoruz.”

‘Gölün tamamı eksi 12 veya 13 derecelerde donabilir’

Öte yandan, Beyşehir Gölü’nün kıyısı, sıcaklığın eksi 10 dereceye düşmesiyle birlikte dondu.

Konuyla ilgili açıklama yapan Beyşehir Kültür ve Turizm Dernek Başkanı Mustafa Büyükkafalı, “21 Aralık zemherinin girişiyle birlikte Beyşehir Gölü’nün, ilk defa eksi 11 derecede donduğunu görüyoruz. Normalde gölde su seviyesinin yüksek olduğu dönemlerde eksi 20 dereceden aşağı buz tutmazdı. Soğuk ve zemheri böyle devam edecek olursa sadece kıyı değil gölün tamamı eksi 12 veya 13 derecelerde donabilir. Neredeyse geçen senelere göre 6- 7 metre su seviyesi düştü” dedi.

TBMM’de kabul edildi: Asgari ücret tutarından Gelir ve Damga Vergisi alınmayacak

Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu‘nda, “Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” görüşülerek kabul edildi.

Böylece asgari ücretten Gelir Vergisi kaldırılacakken, çalışanlara ödenen ücretlerin aylık brüt asgari ücrete isabet eden kısmı üzerinden Damga Vergisi alınmaması yönünde de düzenleme yapılacak.

AGİ kalkıyor

Yeni düzenlemeyle birlikte, kamu çalışanları dahil tüm çalışanların ödeyeceği Gelir Vergisi’nden asgari ücrete isabet eden Gelir Vergisi kısmı kadar indirim yapılacak. Ayrıca, çalışanlara ödenen ücretlerin aylık brüt asgari ücrete isabet eden kısmı üzerinden Damga Vergisi alınmaması yönünde de düzenleme hayata geçirilecek. Asgari Geçim İndirimi (AGİ) uygulaması da kaldırılacak.

Kabul edilen yasa teklifi ile, genel bütçeli idare bütçelerine ödenek eklenebilecek. Bu çerçevede bütçe dengesi bozulmadan, gerçekleşen gelir kadar kamu hizmetlerinin ihtiyaç duyacağı ödeneklerin idare bütçelerine eklenebilmesi sağlanacak. Yıl içerisinde eklenebilecek ödenek tutarı, Bütçe Kanunu‘nda yer alan gelir tahmini üzerinde gerçekleşen gelir fazlası ile sınırlandırılıyor. Bu kapsamda, fazla bütçeyi kullanma yetkisi Cumhurbaşkanı‘na veriliyor.

Diğer düzenlemeler

Yeni düzenlemeyle, Savunma Sanayii Başkanlığı veya Milli Savunma Bakanlığı‘nca yürütülen savunma sanayii projeleri KDV istisnası kapsamına alınacak.

Elektronik sözleşmelerde mevcut olan uygulamanın elektronik imzalı senetlere de uygulanması sağlanarak kağıt israfının önüne geçilmesi planlanıyor.

Yenilenebilir enerjinin teşvik edilmesi hususunda bir başka teşvik adımı atılarak Gelir Vergisi muafiyet sınırı yeniden düzenleniyor. Bu çerçevede; meskenlerin çatı ve cephesine kurulan güneş enerjisi üretim tesislerinin kurulu gücünün 10 kW olması şartı, 25 kW’a çıkarılıyor.

Büyükşehir belediyeleri ve belediyelerce, kendisinden izin veya ruhsat almak ya da hat kiralamak suretiyle çalışan ve toplu taşıma hizmeti yürüten gerçek ve tüzel kişilere toplu taşıma hizmetlerinden ücretsiz veya indirimli olarak yararlananlara ilişkin gelir desteği ödemesi yapabilecek.

Kamu üniversite hastanelerinin sağlık hizmetlerini aksaksız bir biçimde sunabilmesi amacıyla, bu hastanelerin 2021 yılında verdikleri sağlık hizmet bedelinin SGK ile yaptıkları götürü bedel sözleşme tutarından düşük olması durumunda aradaki fark terk edilecek.

Ocak ayında Meclis’te kademeli doğal gaz tarifesi görüşülecek

AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, kademeli doğal gaz tarifesinin ocak ayında Meclis’e getirileceğini açıkladı.

Elitaş, ‘4 Ocak tarihinden itibaren, TBMM çalışmalarına başladığı anda, kademeli doğal gaz tarifesini de getireceğiz’ dedi.

‘Gerekçeler haklı, biz de bunu biliyoruz’

Ücret ve maaşların asgari ücret tutarından gelir ve damga vergisi alınmamasını da içeren Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi‘nin görüşüldüğü Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu‘nda, doğal gaz faturaları da gündeme alındı.

İYİ Parti Samsun Milletvekili Bedri Yaşar, doğal gaz faturalarıyla ilgili BOTAŞ‘ın kademeli tarifeye geçmesini önererek, il veya bölgelerdeki tüketime göre doğal gazın faturalanmasını talep etti.

Yaşar’dan sonra söz alan Mustafa Elitaş da, “Arkadaşlarımızla istişare ettik. Bugün kanun teklifini hazırlıyorlar. 4 Ocak tarihinden itibaren, Meclis çalışmalarına başladığı anda kademeli doğal gaz tarifesini getireceğiz. Gerekçeler haklı, biz de bunu biliyoruz. Çünkü bir villada oturanla gecekonduda oturanın aynı fiyatla doğal gaz tüketimini uygun bulmuyoruz” ifadelerini kullandı.

Elitaş, BOTAŞ’ın özelleştirilmesinin de kesinlikle gündemlerinde olmadığını ileri sürdü.

TTB’de Sağlık Bakanlığı’na Turkovac çağrısı: Aşıyla ilgili bilimsel verileri paylaşın

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca‘nın yerli inaktif koronavirüs aşısı Turkovac’ın acil kullanım onayı aldığını duyurması üzerine Türk Tabipleri Birliği (TTB), Sağlık Bakanlığı‘na bir çağrıda bulundu.

TTB, “Sağlık Bakanlığı’ndan Turkovac ile İlgili Tüm Bilimsel Verileri İvedilikle Paylaşmasını Bekliyoruz” başlığıyla yazılı bir basın açıklaması yayımladı.

‘Salgının kontrol altına alınmasının en önemli aracı aşı’

Aşının önemine dikkat çekilen açıklamada, Türkiye’nin kendi aşısını üretmesinin hem koronavirüsü kontrol altına alabilmek hem de gelecekteki salgınlara karşı önlem alınabilmesi adına yaşamsal önemde olduğuna vurgu yapıldı:

Sağlık Bakanlığı verilerine göre; COVID-19, Türkiye’de her gün iki yüze yakın yurttaşımızın hayatını kaybetmesine, yirmi bine yakın yurttaşın ise hastalanmasına neden olmaktadır. Salgın tüm şiddeti ile sürerken Omicron varyantı önümüzde büyük bir tehlikedir. Bu salgının kontrol altına alınması ve bitirilmesinin en önemli aracı aşıdır. Bilimsel yayınlar, aşılama oranlarındaki yükselişin hastalanma ve ölüm oranını azalttığını göstermektedir.

Türkiye’nin kendi aşısını üretmesi hem COVID-19’u kontrol altına alabilmek hem de gelecekteki pandemi ve biyolojik tehditlere karşı önlem almak için yaşamsal önemdedir. Bu nedenle, Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü’nün modernize edilerek tekrar açılması, aşı ve diğer tıbbi üretim çalışmalarına başlaması bir zorunluluktur.

Ülkemizde yürütülen aşılama çalışmalarının algıya dayalı niteliği, mRNA aşılarına karşı geliştirilen olumsuz söylemler, aşıların ülkemize hızla getirilememesi, tek aşıya bağımlı bırakılmamız, aşı ile ilgili herhangi bir ciddi kampanya yapılmaması nedeniyle oluşan tereddütler ve aşı karşıtlığı henüz aşılamamıştır. Tüm bu nedenlerle Türkiye’de aşılama hızı ve oranı düşüktür.”

‘Bilimsel çekincelere yol açacak nitelikte’

Açıklamada, Turkovac için devam eden ya da tamamlanan aşamaları hakkında yeterli bilimsel verinin paylaşılmadığı, aşı için Acil Kullanım Onayı’nın verilmesinin bilimsel çekincelere yol açacak nitelikte olduğuna dikkat çekildi:

Sağlık Bakanlığı’nın ülkemizde yapılan aşı çalışmalarına dair verdiği bilgiler başlangıçta umut verici olsa da söz verilen tarihlerde beklenen gelişmelerin olmaması, birçok insanın aşıyı beklerken hastalanıp ölmesine neden olmuştur. Aşı çalışmalarının yoğun emek gerektiren bir süreç olduğunu biliyor ve sağlık çalışanları başta olmak üzere tüm emek verenlere çok teşekkür ediyoruz. Başta inaktive virüs aşısı (Turkovac) olmak üzere halen ülkemizde sürdürülen aşı araştırmalarının devam eden ya da tamamlanan aşamaları hakkında yeterli bilimsel bilgi ve veri Sağlık Bakanlığı tarafından paylaşılmamıştır. Ayrıca faz 3 aşaması başlayan Turkovac aşısının hatırlatma dozu olarak uygulanacağı bir başka çalışmanın daha yürütüldüğü de bildirilmiş ancak bugüne kadar yapılan çalışmaların somut verileri bilimsel olarak açıklanmamıştır. Sağlık Bakanlığı’nın Turkovac için Acil Kullanım Onayı verildiğinin açıklaması, bilimsel çekincelere yol açacak niteliktedir.

Türk Toraks Derneği, Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği ile Halk Sağlığı Uzmanları Derneği’nin ‘Henüz faz 3 aşaması sürmekte olan bir aşının hatırlatma dozu çalışması verilerine veya faz 3 çalışmasının küçük ölçekli bir erken aşama verisine dayalı olarak Acil Kullanım Onayı alması durumunda bu ‘onay’ bilimsel olarak tartışmalı olacaktır’ görüşü dikkate alınmalı; araştırma sonuçları bilimsel ortamlarda, ilgili uzmanlık dernekleri ve meslek örgütümüzle zaman geçmeden paylaşılmalıdır.”

‘Zaman yitirmeden çalışma sonuçlarını paylaşılmalı’

“Bilimsel çalışma sonuçları yayımlanmayan ve bilimsel ortamlarda tartışılmamış bir aşının güvenli ve etkili sayıldığına dair bakanlık açıklamaları, maalesef var olan aşı tereddüdünü daha da artıracaktır” denilen açıklamada, son olarak şu ifadelere yer verildi:

Türkiye’de üretilen bir aşının sadece ülkemizde değil dünyada da pandemiyi kontrol altına alma ihtimali, sevinçle karşılayacağımız bir durumdur. Ancak bunu yapmak için henüz uluslararası bilimsel hakemli bir dergide yer almayan faz 3 çalışmalarının bilimsel ortamlarda değerlendirilmesi, ardından fazların sonuçları ve bilimsel verilerinin paylaşılması gerekmektedir. Tüm bu sürecin ardından Acil Kullanım Onayı alınmalıdır.

Sağlık Bakanlığı’nı kamuoyunu aydınlatma sorumluluğunu yerine getirmeye, aşı kararsızlığına ve aşı karşıtlarının yanıltıcı söylemlerine yol açabilecek olumsuz durumlardan kaçınmaya, zaman yitirmeden çalışma sonuçlarını tüm ülke ile paylaşmaya çağırıyoruz.”

24 Aralık’ta kış festivali ‘Buzzfest’ Kadıköy’de başlıyor

Kadıköy Belediyesi, bu yıl ikincisi düzenlenecek Buzzfest için hazırlıklara başladı. Festival, 24 Aralık 2021-28 Şubat 2022 tarihlerinde gerçekleşecek.

Buzzfest pisti her gün 10:00-22:00 saatlerinde açık olacak.

Festivalde mini konserler de olacak

Kalamış Atatürk Parkı içindeki Kadıköy Belediyesi Gençlik ve Spor Merkezi’nde bulunan iki saha Buzzfest için hazırlanırken, pistler dört yaş üstü tüm katılımcılara açık olacak.

Katılımcılar 30 dakika süre ile buz pateni yapabilecek ya da şişme botlarla kaydıraktan kayabilecek. Daha önce buz pateni yapmamış kişiler de alanda bulunan eğitmenler tarafından verilecek kısa bir eğitimin ardından pisti kullanabilecek.

Festivalde mini konserler, yılbaşı ve sevgililer gününe özel etkinlikler de olacak. Yoğun talebi dengelemek amacıyla sembolik bir ücretin alınacağının belirtildiği festivalde, ücretsiz olarak kask ve paten temin edilecek.

Festival alanında Potlaç Kadın Kooperatifi üyesi kadınların el emeği ürünlerini sergilediği yılbaşı stantları da yer alacak.

Borsa İstanbul’da dördüncü kez ‘devre kesildi’

Borsa İstanbul, Endekse Bağlı Devre Kesici Sistemi‘nin devreye girmesiyle, tüm sıralarda işlemlerin geçici olarak durdurulduğunu duyurdu. Saat 14.39 durdurulan işlemlere 15.09’dan sonra devam edildi.

Borsa İstanbul’dan yapılan açıklama, Kamuyu Aydınlatma Platformu‘nda (KAP) yayımlandı. Açıklamada, endekse bağlı devre kesicinin tetiklendiği, pay piyasasındaki tüm işlem sıralarında, Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası’ndaki (VİOP) pay ve pay endekslerine dayalı sözleşmelerde ve Borçlanma Araçları Piyasası (BAP) pay senedi repo pazarında işlemlerin geçici olarak durdurulduğu aktarılarak şöyle denildi:

“Pay Piyasasında sürekli işlem yöntemi uygulanan paylar, gayrimenkul yatırım fonları, girişim sermayesi yatırım fonları ve gayrimenkul sertifikalarında saat 14.59.26’da tek fiyat emir toplama, 15.04.26’da eşleştirme yapılacak ve 15.09.26’dan itibaren işlemlere kaldığı yerden sürekli işlem ile devam edilecektir. Pay Piyasasında tek fiyat işlem yöntemi uygulanan paylarda saat 14.59.26’da tek fiyat emir toplama yapılacak ve 15.09.26’dan itibaren seans kaldığı yerden devam edecektir. Varant, sertifika, BYF ve yeni pay alma hakkı kuponu sıralarında işlemler 15.09.26’dan itibaren kaldığı yerden sürekli işlem ile devam edecektir.

VİOP’taki Pay ve Pay Endekslerine dayalı sözleşmeler ile BAP Pay Senedi Repo Pazarı’nda işlemler saat 15.09.26’da yeniden başlayacaktır.”

Dördüncü kez uygulandı

BIST100 endeksi güne yüzde 3,14 düşüşle 1.832 puandan başlamıştı. Gün içinde dalgalanan endekste günlük kaybın yüzde 5’e ulaşmasıyla 14:39 itibariyle endeks bazlı devre kesici uygulandı.

Endekse Bağlı Devre Kesici Sistemi geçen hafta cuma ve bu haftanın ilk iki işlem gününde de ikişer kez tetiklenerek sürekli işlemlerin geçici olarak durdurulmasına neden olmuştu.

Sistem anlık olarak endekste yüzde 5 ve yüzde 7’lik değer kayıplarının oluşması ile tetiklenerek yatırımcıların panik işlemleriyle zarar görmesini en aza indirmek için kullanılıyor.

Met Office: 2022 dünyanın en sıcak yıllarından biri olacak

Birleşik Krallık ulusal hava durumu servisi MetOffice tarafından yapılan araştırmanın sonuçlarına göre, gelecek yıl sıcaklıklar endüstri öncesi ortalamalarının 1,09 santigrat derece üzerinde gerçekleşecek. 

Çine’de maden ocağı istenmiyor: Yaşamı ve emeği savunmaya devam edeceğiz

Aydın‘ın Çine ilçesi Topçam Köyü‘nde Eysim Madencilik‘in maden çalışmaları hala devam ediyor.

Pazar günü Çine Yaşam Platformu ile Aydın Ekoloji ve Yaşam Platformu, köydeki maden çalışmalarını protesto etmek ve madene karşı mücadele verdikleri için saldırıya uğrayan Ali ve Cennet Coşkun‘un yalnız olmadıklarını belirtmek için bir basın açıklaması yaptı.

Yaşanan süreç hakkında Yeşil Gazete‘ye açıklamalarda bulunan Çine yaşam Platformu Sözcüsü Ahmet Uslu, basın açıklaması için çok sayıda jandarmanın görevlendirildiğine dikkat çekerken, açıklama öncesi halkın korkutulduğunu ancak buna rağmen açıklamayı yaptıklarını ifade etti.

Basın açıklaması öncesi köylüye gözdağı verdiler

Uslu, Eysim Maden Şirketi’nin MHP, CHP ve AKP‘den desteğini gördüğünü ve hepsinin birlikte köylüye cephe aldığını, köylünün korkutulduğunu şöyle anlattı:

Köylüyü korkutmuşlar, sindirmişler. Zaten biz basın açıklaması yapmak için oraya gittiğimizde bizi ağlayarak karşıladılar. O kadar kötü bir duruma düşmüşler.

Basın açıklamasına jandarma yığmışlar. Muhtar da madenciden yana. Köylü projeye karşı. Hatta muhtara destek veren kişiler madene karşı bizimle birlikte hareket ediyor. Ama muhtar hala madencinin yanında tavır alıyor.

Bizim basın açıklamamızda halkı korkuttular. ‘Bugün 15 kişi tutuklanacak buradan gelmeyin’ diye köylüye göz dağı verdiler. Ona rağmen toplandık.”

Topçam’a giderken basın açıklaması için belediyeden araç istediklerini anlatan Ahmet Uslu, belediyenin önce izin verdiğini ancak basın açıklamasına bir gün kala araç vermekten vazgeçtiğini aktardı ve “Niye vermedi? Madencinin baskısı yüzünden. Böyle durumlarla karşı karşıyayız” dedi.

‘Teşvik edilen ağaçlar maden uğruna yok ediliyor’

Maden çalışması nedeniyle su kaynaklarının yok edildiğini kaydeden Çine Yaşam Platformu Sözcüsü, bölgede köylülerin organik gelir desteği aldığı fıstık çamlarının da yok edildiğini anlattı:

Burada çok ilkel bir madencilik yapılıyor. Yapılan madencilik su kaynaklarını üzerinden. Burada Türkiye’nin 11’nci temiz ve kaliteli su kaynağı olan Çine Topçam menbaa suyu var.

Dolayısıyla su kaynakları da gidiyor. Zeytinlikler gidiyor. bir de fıstık çamları var. Stratejik bir üründür. Koruma altında olması gerekir. Ama o ağaçlar da yok oluyor. O ağaçları madenciler hatta kepçeyle kırıyorlar.

Köylüler bu çamlardan organik gelir desteği de alıyor. Bu ağaçlar teşvik edilmiş ama teşvik edilen ağaçlar maden uğruna yok ediliyor.

Muğla Orman İl Müdürlüğü‘yle de görüşmek yaptıklarını ifade eden Ahmet Uslu, “Köylüler kendileri çam ağaçları dikmişler burada. Nasıl verdiniz? diyoruz. Burası ormanın veririz biz diyor” ifadelerini de kullandı.

Eysim Madencilik’in sahibinin Muhammet Demir olduğunu kaydeden Uslu, Demir’in Çine Belediyesi’nde AKP’den Meclis üyesi olduğunu da ekledi.

‘Köyün üzerine taş yağıyor’

Maden ocağının evlere çok yakın bir mesafede olduğunu hatırlatan Ahmet Uslu, maden çalışmaları sırasındaki patlamalar sebebiyle köyün üstüne taş yağdığını anlattı:

Köyde evlerin arasında ocak var dinamit patlatılıyor. Ali Coşkun’un evi var. Evin üstüne taşlar yağmış. Evin üstü hala delik. Meskun mahal içinde patlatmalı madencilik yapılıyor. Dinamit patlatılıyor ve köyün, hayvanların üzerine taş yağıyor. Maden, evlerin 50 metre dibinde.”

‘Madenciler suları ele geçirmiş durumda’

Köylülerin şu anda maden ocağını istemediklerinin altını çizen Ahmet Uslu, köyün su sıkıntısı çektiğinden de şöyle bahsetti:

Köy, bu yazı susuz geçirdi. Köyün aslında suyu Çine’nin ve bölgenin en canlı suyu. Su kaynaklarının üzerine madencilik yapıldığı için madenciler suları ele geçirmiş durumda.

10 yıl önce köye gelen madenci için köylü ‘Madenci, elini yıkayacağı, içeceği suyunu bizden istiyordu. Şimdi biz madenciye yalvarıyoruz, yalvardığımız halde parayla veriyor bir de herkese vermiyor’ diyor.”

‘Yaşamı ve emeği savunmaya devam edeceğiz’

Basın açıklamasında, Coşkun ailesinin yanında olunduğu belirtilirken, yaşamın ve emeğin savunulmaya devam edileceğinin de altı çizildi:

Topçam’da, Coşkun ailesinin evinin dibinde maden çıkarma yapılıyor. Ailenin tüm ürünleri toz altında kalıyor. Fıstıklarının verimi düşmüş durumda. Dağlarında artık ne cintar bitiyor ne keçi otluyor. Ne kendilerinin ne de hayvanlarının can güvenliği var.

Dinamitler evlerinin dibinde patlatılıyor. Bu patlatmalar nedeniyle Coşkun ailesinin suyunun çıktığı yer dahi yer değiştirmiş, maden sahasından çıkmaya başlamıştır. Madenciler ise Coşkun ailesine su vermek istememektedir. Ya da sanki lütufta bulunurcasına vermektedir.

Tüm değerleri paraya çeviren, emeği değersizleştiren bir zümre, yaşam alanlarımızı tehdit ederken yaşam savunucularına saldırmayı, onları tehdit etmeyi de ihmal etmiyor.

Gelinen noktada Topçam’da bir hafta evvel Coşkun çifti silahlı saldırıya uğradı. Bu saldırının tek nedeni, EYSIM Madenciliğin vahşi maden patlatmalarına karşı; evini, ailesini, fıstık çamlarını, hayvanlarını, yaşama alanını savunan Coşkun ailesini bu mücadeleden vazgeçirmek, yıldırmak, korkutmaktır. Onlardın nezdinde köylüyü, bu talana razı etmektir.

Bizler gerçekleri biliyor, Coşkun ailesine yapılan saldırıyı ve basındaki çarpıtmaları şiddetle kınıyor, delillerin karartılmasına izin verilmeden olayın tüm gerçekleriyle aydınlatılmasını için olayın takipçisi olacağız.

Yaşamı savunan onurlu insanların yanında olmaya ve en az onlar kadar yaşamı ve emeği savunmaya devam edeceğimizi önemle belirtiyoruz.”

Bursa Su Kolektifi’nden Çevre Bakanlığı’na dilekçe: Nilüfer zehir akıyor, izleyecek misiniz?

Bursa Su Platformu üyeleri, kentteki sanayi tesislerinin atık sularını Nilüfer Çayı ve kollarına boşaltmaya devam ettiğini belirterek, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan müdahale etmesini istedi.

Çevre İl Müdürlüğü’ne verilen dilekçede, söz konusu tesislerin ÇED belgelerinin de bulunduğu kaydedildi; “Arıtma ve filtreleme uygun biçimde yapılıyorsa neden Nilüfer Çayı hiçbir amaçla kullanılmayacak düzeyde kirletilmiş olarak akıyor?” niye soruldu.

Dilekçede kanunlara göre, kurulu tesislerin, üretim çıktılarını yönetmeliklerde belirlenen sınır değerlere indirdikten sonra alıcı ortama deşarj etmek zorunda olduğunu ve ÇED Olumlu raporlarının da mutlaka olması gerektiğine dikkat çekildi. Buna karşın arıtıldığı belirtilen atık sular yüzünden Nilüfer Çayı’nın aşırı kirli seviyeye ulaştığı kaydedilen dilekçede; birçok resmi kayıtta, çaydan  akan suyun 4. kalite kirletilmiş su olduğu, içindeki sucul canlıların yaşamlarını yitirdiği, makro ve mikro biyoalanların oluştuğu, tarımsal sulamada kullanılamadığı, buradan su içen hayvanların yaşamını yitirdiğinin belgelendiğine vurgu yapıldı.

Dilekçede yanıtlanması istemiyle sıralanan sorular şöyle:

  • Bursa’daki tesis ve fabrikalar ile OSB ve belediyelerin atık su arıtma tesisleri ve maden işletmeleri uymakla yükümlü oldukları Kanunlara ve ÇED Raporlarına göre çalıştırılıyor, filtrasyon ona uygun biçimde yapılıyorsa Nilüfer Çayı neden hiçbir amaçla kullanılamayacak düzeyde kirletilmiş olarak akmaktadır?
  • Bursa’da tüm tesisler atık suların arıtılmasını gerektiği gibi yapıyorsa, Müdürlüğünüz bundan eminse, kanun ve yönetmeliklerdeki sınır değerlerin çok yüksek olduğu ortaya çıkmaktadır. O halde Müdürlüğünüz bağlı bulunduğunuz Bakanlığa geri bildirimde bulunarak atık sulardaki kirletici sınır değerlerin düşürülmesini talep etti mi?
  • Sürekli izleme ve analiz yaparak, denetim ve ceza mekanizmalarını çalıştırarak, devletin ilgili kurumlarını göreve davet ederek, Nilüfer Çayını yakın geçmişte olduğu gibi temiz, kokusuz, içinde balık ve sucul canlılarının yaşadığı, tarım için kullanılabilen, kirlilik taşımayan, akarsu haline getirmek için Müdürlüğünüz tarafından bir çalışma yürütülmekte midir? Böyle bir çalışma varsa içeriği ve ne zaman hedefe ulaşmayı planlandığı konusunda bilgi veriniz.
  • Nilüfer Çayının temiz akması için bir çalışma yoksa bu dilekçeyi ihbar sayıp Nilüfer Çayını temiz akmasını sağlayacak bir çalışma yapmayı Müdürlük olarak planlayacak mısınız?
  • Verilen parasal ceza tutarı düşük olduğu için yüksek maliyetli SAİS kabinlerini kurmak yerine ceza ödemeyi kârlı bulan firmaların sayısı ve isimlerini bildiriniz.
Silahlı saldırıya uğrayan Ali ve Cennet Coşkun.

‘Atık deposu çökmeleri felakete yol açıyor’

Kolektif, dilekçeyi teslim etmeden önce bir de basın açıklaması yaptı. Burada, özellikle son günlerde meydana gelen maden atık depolarının yarattığı facialarına dikkat çeken Bursa Su Kolektifi,  Aydın‘a bağlı Çine’nin Topçam Köyü‘nü talan eden Eysim Madencilik’in fıstık çamları ile dolu bir ormanı ve Türkiye’nin içme suyu kalitesi açısından 11’inci sırada yeralan madran suyunu bitirdiğine, endemik bitkiler ve ağaçların kuruduğuna vurgu yaptı. Maden ocağına karşı çıkan Coşkun ailesine yapılan silahlı saldırı da hatırlatılan açıklamada, madende çalışan köylülerin, maden atıklarını solumaktan kaynaklı silikozis hastalığına yakalandığı kaydedildi.

Anadolu’nun dağlarında, ovalarında çok sayıda atık havuzu bulunduğu ve her geçen gün yenilerinin inşa edildiği  ifade edilen açıklamada, çoğunun uluslararası standartlara uymadığı da belirtildi. Kolektifin açıklamasında Giresun-Şebinkarahisar ve Ayvalık Karaayıt’ta geçen haftalarda meydana gelen atık havuzu çökmelerine referans verildi ve Bursa Yenişehir’in Kirazlıyayla Köyü’nde inşaatı devam eden Meyra Madencilik‘in projesinde 3,8 milyon m3 lük atık barajının heyelan bölgesine, dere yatağına, Yenişehir Ovası’na, 1. derece deprem bölgesine ve köyün yerleşim alanına 100 metre mesafede inşa edildiği hatırlatıldı.

Meyra Madencilik projesine derhal son verilmesini talep eden aktivistler; “Madenlerin aranması, çıkarılması ve taşınması önündeki tüm engeller neoliberal politikalar gereği kaldırılıp doğanın talanı ve yağmalanması bütün hızıyla devam ederken denetimden uzak maden atık havuzları ve atık depolama alanları toprağımızı, suyumuzu yaşamımızı en üst boyutta tehdit ediyor. Üst üste ülkenin değişik bölgelerinden gelen çevre felaketi haberleri vahşi madenciliğin ve buna paralel yetkililerin sorumsuzluklarının doğayı kaçınılmaz olarak daha birçok çevre felaketine sürükleyeceklerinin işaretlerini vermektedir” dedi.

Tek bölgede onlarca tesis

Açıklamada, Kütahya’nın Simav ve Tavşanlı ilçelerinde Zenit Madencilik A.Ş. tarafından yapılmak istenen altın-gümüş madeni projesinin ÇED dosyasına İnceleme Değerlendirme Komisyonu (İDK) geçtiğimiz aylarda onay verdiği de kaydedildi. 10’dan fazla köyü kapsayan maden projesi için şu ifadeler kullanıldı:

“Gediz, Simav ve Tavşanlı ilçelerinde onlarca maden tesisi yer almakta ve çoğu orman alanıyla sulak alanların yakınında bulunmaktadır. Kurulmak istenen altın-gümüş madeni Kütahya sınırlarını aşarak, Bursa ve ilçeleriyle birlikte Manyas Kuş Gölü, hatta Susurluk Su Havzası’nı besleyen su varlıkları için de risk teşkil etmektedir. Maden sahası yoğun bir akarsu drenaj ağı içerisinde ve Emet Çayı drenaj alanında bulunmaktadır. Akarsu drenajları, birleştikleri dere ve çaylarla, Emet Çayı aracılığıyla Ulubat Gölü’ne kadar sularını taşıyacaktır.

Ormancılık, hayvancılık ve çiftçilik ile geçimini sağlayan köylüler, maden projesinin hayata geçmesiyle yaşam alanlarını kaybederek göçe zorlanacaklardır . Orman yangınlarının yarattığı tahribat ortadayken, geniş orman sahalarına sahip bir yer hakkında yapılan değerlendirmede daha hassas olunmalı; Bursa ve Balıkesir illerimizin halk sağlığını yakından ilgilendiren projenin, yerleşim alanlarına mesafesi, mera/orman-tarım alanlarını işgal etmesi, su varlıklarını tehdit etmesi, biyoçeşitliliğin kaybedilmesi, sağlıklı gıdaya erişimin engellenmesi, hava-toprak kirliliği göz önüne alındığında faaliyete geçmeden iptal edilmesi gerekmektedir.”

Kolektif üyeleri, denizleri, akarsuları, gölleri, özgür suları yağmalayanlara, kirletenlere, meta gibi alıp satanlara hesap sormaya, suyun sesi olmaya devam edeceklerini söyledi.

 

Turkovac’a TİTCK’ den acil kullanım onayı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, yerli inaktif koronavirüs aşısı Turkovac‘ın acil kullanım onayı aldığını duyurdu.

Koca, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın da online bağlantı ile katıldığı basın açıklamasında “Bugün itibarıyla Covid-19 aşısı üreten 9 ülkeden biri olduk” dedi. Bakan, aşının 10 gün içinde başta şehir hastaneleri olmak üzere kullanımına başlanacağını söyledi.

Bakan Koca, Şanlıurfa Organize Sanayi Bölgesi’nde yaptığı açıklamada  şunları söyledi:

“50 yıl sonra Türkiye hücreden başlayarak Türk bilim insanlarımız tarafından yüzde 100 yerli olarak geliştirilen bir aşıyı geliştirmiş olduk. Aynı zamanda 24 yıl aradan sonra, yerli aşımız üretilmiş oluyor. Böylece Covid-19 aşısı üreten  dokuz ülkeden biri olduk. Şu an dolum, etiketlenme ve ambalajlanma olan noktadayız, üretim başladı.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan da, “Gereken onayları alarak üretim ve kullanma aşamasına gelen Turkovac aşımız, milletimizi salgına karşı en etkili şekilde koruma gayretlerimizin sembolüdür. Turkovac’ın üretimiyle birlikte bu aşımızı tüm insanlıkla paylaşmaktan memnuniyet duyacağız” diye konuştu.

Acil kullanım onayı, Dünya Sağlık Örgütü veya Sağlık Bakanlığı tarafından bulaşıcı hastalıklar kapsamında kabul edilen, halk sağlığını ciddi olarak tehdit eden istisnai durumlarda sorumlu kurum tarafından verilen kullanım izni anlamına geliyor.

Türkiye’de aşılar için bu süreç, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) tarafından yürütülen incelemeler sonucunda tamamlanıyor.

Klinik çalışmalar kapsamında en son geçen ekim ayında Turkovac’ın hatırlatma dozu olarak uygulandığı çalışmaya 28 ildeki 41 hastanede başlanmış; kasım ayında ise acil kullanım onayı için başvurulmuştu.