Ana Sayfa Blog Sayfa 1105

İskoçya’da 300 yıl sonra ‘cadı avı’ kurbanlarına af ve resmi özür hazırlığı

İskoçya Parlamentosu, “cadı” oldukları iddiasıyla idam edilen, çoğu kadın binlerce kişiyi yüzyıllar sonra affetmeye ve ailelerinden özür dilemeye hazırlanıyor.

Af talebi, “İskoçya’nın Cadıları” adlı bir grup tarafından yürütülen iki yıllık bir kampanyanın sonucu olarak parlamentoya geldi.

The Times‘ın aktardığına göre, hükümet, şimdi 1563-1736 yıllarında “Cadılık Yasası” uyarınca idam edilen çoğunluğu kadın binlerce kişinin affedilmesini değerlendiriyor. İlgili tasarının bu yaz kabul edilerek yasalaşması bekleniyor.

‘Cinsiyetçi klişeleri güçlendiriyordu’

Tasarının kabulüyle, içki sersemliğine neden olmak, baykuşa dönüşmek, şeytanla buluşmak veya Kral 6. James‘in gemilerini batırmak için fırtına çıkarmaktan suçlu bulunan bu kişiler, ölümlerinden yüzyıllar sonra affedilmiş olacaklar.

İskoç parlamento üyesi Natalie Don, sosyal medya hesabından, “mahkum edilen ve idam edilenlere af talep etmek için” mecliste yasa tasarısı sürecini başlatacağını yazdı.

Mecliste çoğunluktaki İskoç Ulusal Partisi’nin üyesi olan Don, “Bu kadınların yanlış kriminalize edilmesi, yalnızca günümüzün cinsiyetçi klişelerini güçlendiriyor ve bu yanlışı düzeltmenin toplumda hâlâ var olan cinsiyetçi ve ataerkil tutumlara meydan okumada gerçek bir etki yaratacağına inanıyorum.” dedi.

İskoçya’nın yanı sıra Almanya, Fransa, İtalya, İsviçre ve ABD‘de görülen cadı avları, 18. yüzyılın sonlarına kadar devam etmişti. İskoçya’da yaklaşık 200 yıldır yürürlükte kalan Cadılık Yasası gereği yaklaşık 3 bin 837 kişinin büyücülükle suçlandığını belirtiliyor. 

Tasarının önümüzdeki aylarda kabul edilerek yasalaşması beklenirken, “İskoçya’nın Cadıları” grubu 8 Mart 2022 Dünya Kadınlar Günü‘nde İskoç hükümetinin kurbanlardan resmi özür dilemesini bekliyor.

 

Omicron varyantı durdurulamıyor, AB’de üçüncü dozu olmayanlar aşısız sayılacak

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Omicron varyantının Delta’dan daha hızlı yayıldığını, aşılı ya da Covid-19’u daha önce geçirmiş kişileri hasta edebildiğini belirterek uyardı.

İlk kez 24 Kasım’da Güney Afrika’da tespit edilen Omicron varyantının 50’den fazla mutasyona sahip olması ve bunlardan 32’sinin virüsün spike proteininde (virüsün hücrelere tutunmasını sağlayan yapı) meydana gelmesi, daha hızlı bulaşma ve aşının etkisini azaltma potansiyeline sahip olabileceği endişelerini yaratmıştı.

DSÖ baş uzmanı Soumya Swaminathan erken bulgulara bakarak daha hafif hastalığa neden olduğunu sonucunu çıkarmanın akıllıca olmayacağını vurguladı. Baş uzman artan vaka sayılarına işaret ederek, sağlık sistemlerinin zorlanacağını belirtti.

Varyantın bazı bağışıklık tepkilerinden başarılı bir şekilde kaçabildiğine dikkat çeken DSÖ yetkilisi üçüncü doz aşılamaların zayıf bağışıklık sistemi olan kişilere yönelik uygulanması gerektiğini ifade etti.

DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus da Omicron’un Delta varyantından çok daha hızlı yayıldığına dair tutarlı kanıtların olduğunu belirterek “Aşılı ve hastalığı geçirmiş kişileri hasta etme olasılığı da daha fazla” dedi.

Yılbaşı ve Noel kutlanmaları için toplanmalara da değinen direktör ‘daha fazla vaka, sağlık sitemine yük bindirmesi ve daha fazla ölüm’ anlamına gelebileceğinden insanlara etkinlik planlarını iptal etme çağrısı yaptı: “İptal edilmiş etkinlik iptal edilmiş hayattan iyidir.”

Bilim Kurulu üyesi Şimşek Yavuz: Dalga değil, tsunamiye yol açacak

KLİMİK Başkanı ve Bilim kurulu üyesi Prof. Dr. Serap Şimşek Yavuz da tüm dünyada panik yaratan ve kapanmaları yeniden gündeme getiren Omicron varyantının bu kez yeni bir dalga değil, tsunamiye yol açacağı uyarısını yaptı.

Varyantı ABD’de yalnızca bir ay içerisinde baskın hale geldiğine dikkat çeken Şimşek Yavuz,  Omicron’un hafif hastalığa neden olduğuna dair kesin bir kanıya ulaşmak için henüz çok erken olduğunu vurguladı:

“Daha çok Delta gibi ilerliyor hastalığın seyri. Bu hızla çoğalan bir virüsün o kadar çok fazla sayıda insanı hastalandırabilir ki hem hastane kapasitelerini aşma, hem de ölümleri artırma riski çok yüksek. Bu nedenle öncekileri hep dalga olarak görüyorduk ama şu andaki gerçekten tsunami gidiyor. Çok hızlı yayılıyor ve çok sayıda insanı çok kolay bir şekilde enfekte edebiliyor. Hem vaka sayısını hem de ölüm sayılarının artırabileceğine yönelik veriler var. Bu çok kaygı yaratıyor bizde gerçekten.”

Bakan Koca: Avrupa’daki artış Türkiye’ye gelebilir

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ise salgında ‘kontrollü seyir’in devam ettiğini belirtti. Ancak Avrupa’nın salgının yeniden merkezi olduğuna dikkat çeken Bakan, “Avrupa’da artış olduğunda bu durum yaklaşık 3-4 hafta sonra ülkemizde de görülebiliyor” dedi.

Sağlık Bakanlığı dün Türkiye’de son 24 saatte 19 bin 859 vaka, 187 can kaybı kaydedildiğini bildirmişti.

AB üçüncü dozu yaptırmayanların sertifikasını geçerli saymayacak

Avrupa Birliği’nde ise iki doz aşısını olduktan dokuz ay sonra hatırlatma dozunu  yaptırmamış olanların dijital aşı sertifikalarının geçersiz sayılmasına ilişkin düzenleme yapıldı.

AB Komisyonu‘ndan yapılan açıklamada yeni düzenlemenin üye ülkelerle istişare edildiği ve 1 Şubat’tan itibaren yürürlüğe gireceği bildirildi. AB Komisyonu sözcüsü, yeni düzenlemeyle AB içinde seyahatlerde ortak kurallar uygulanmasının güvenceye alınmasını hedeflediklerini kaydetti.

Komisyon sözcüsü, iki doz aşıdan en geç altı ay sonra üçüncü doz aşının tavsiye edildiğini, ancak üçüncü dozu yaptırmak için yeterli zaman kalması amacıyla geçerlilik süresini dokuz ay olarak belirlediklerini kaydetti.

AB Komisyonu verilerine göre AB dijital aşı sertifikaları AB içi ve dışında 60 ülke ve bölgede tanınıyor ve kullanılıyor. Şimdiye kadar toplam 800 milyonun üzerinde aşı sertifikası verildiği belirtiliyor.

Avrupa’da Noel tatili yaklaşırken Omicron varyantının hızla yayılması nedeniyle birçok ülke yeniden kısıtlamalara dönüyor. Hollanda, yeniden tam kapanmaya geçti, Birleşik Krallık ve Almanya kapanma seçeneklerini görüşüyor. İrlanda kısmi kapanma uygulamalarına başladı.

Yeni Zelanda, Omicron varyantına bağlı olarak uluslararası sınırını yeniden açma planını Şubat sonuna kadar erteledi. Güney Kore‘de de kısmi kapanma uygulamalarına geçildi.

İtalya kürk çiftliklerini yasaklıyor

İtalya, ülkede kalan tüm kürk çiftliklerinin önümüzdeki altı ay içinde kapatılmasını öngören tasarıyı bütçe toplantısında oylayarak kürk üretimini ve çiftliklerini yasaklama kararı aldı.

Böylece hayvan hakları örgütlerinin uzun süreli mücadelesi sonucu hayvanlar için önemli bir kazanım elde edilmiş oldu.

İtalyan Senatosu Bütçe Komitesi‘nde dün onaylanan karara göre, ülkedeki 10 kürk çiftliği  altı ay içinde kapatacak ve ülke kürk üretimine kalıcı bir yasak getirilecek. Kararın son aşamada Parlamento tarafından onaylanacağına ve yasağın en kısa sürede yürürlüğe gireceğine kesin gözüyle bakılıyor.

Kararda, ülkedeki üm aktif kürk çiftliklerinin kapatılması için son tarih olarak 30 Haziran 2022 verildi. İtalya Tarım Bakanlığı ise üreticilere toplam 3 milyon Euro’luk bir tazminat ödeyecek.

İtalya’da her yıl, aralarında vizon, tilki, rakun köpekleri ve çinçilla’nın da (chinchilla) bulunduğu da çok sayıda hayvan, kürk üretimi için yetiştiriliyordu. Her yıl kürkleri için öldürülen mink sayısı ise 60 binin üzerinde. Hayvan hakları örgütlerinin çabaları ve kürk karşıtı toplumsal tepki sayesinde, 1 Ocak 2022’den itibaren bu zulüm bir daha bu ülkede tekrarlanmayacak. Mevcut tesislerdeki hayvanlara ne olacağı ise henüz bilinmiyor.

Dönüşüm kamu fonlarıyla yapılacak

Karar, yakın zamanda hükümete ayrıntılı bir rapor sunan hayvan koruma kuruluşu Humane Society International’ın (HSI) ve İtalya merkezli LAV adlı hayvan hakları örgütünün kapsamlı ve uzun vadeli mücadelesi sonucu alındı.

Gucci, Valentino, Armani, Prada ve Versace gibi ülkenin moda devlerinin birçoğunun koleksiyonlarında gerçek kürk kullanımını bırakmasının da yasa değişikliğinde ve bu dönüşümde etkili olduğu belirtiliyor.

Hayvan zulmü ve zoonotik hastalıklardan kaynaklanan halk sağlığı riskleri nedeniyle kürk çiftliklerine son vermeyi amaçlayan HSI/Avrupa’nın “kürk çiftliği dönüştürme önerisi”, İtalya Parlamento Üyesi ve Hayvan Hakları Komisyonu Üyesi Michela Vittoria Brambilla tarafından gündeme getirilmiş; ardından dönüşüm stratejisini mevcut kamu fonlarıyla uygulamak için siyasi eylemi başlatılmıştı. Değişiklik, resmi olarak Senatör Loredana De Petris tarafından sunuldu.

‘Tarihi bir zafer’

HSI İtalya Direktörü Martina Pluda, yasak kararıyla ilgili şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bu karar, İtalya’da hayvanların korunması için tarihi bir zafer. Ülkemizde kürk çiftliklerini kapatmak ve yasaklamak için ekonomi, çevre, hayvan hakları ve halk sağlığına ilişkin pek çok sebebimiz var.

Yabani hayvanların moda için anlamsızca toplu olarak üretilip yetiştirilmesine izin vermek, hem hayvanlar hem de insanlar için risk oluşturuyor. Bu risk, zulüm içeren kürk endüstrisinde faaliyet gösteren küçük bir azınlığa sunulan sınırlı ekonomik faydalarla haklı çıkarılamaz. İtalya’da alınan bu kritik karar işte bu gerçeği kabul ediyor.

Pek çok tasarımcı, perakendeci ve tüketicinin kürkten vazgeçmesi ve kürk çiftliklerinin dönüştürülmesi, insanlara kürk ticaretinin sağlayamayacağı sürdürülebilir bir gelecek sunuyor.”

Pandemisi hak temelli baskıyı artırdı

Hayvan sömürüsünün ötesinde Covid-19 pandemisi de kürk çiftliklerinin hem insanlara hem de hayvanlara ne denli zarar verebileceğini, salgın hastalıkların insandan hayvana ve hayvandan insana kolaylıkla geçebileceğini ortaya koyması açısından kürk yasaklarında ve kürk çiftliklerinin yasaklanmasına yönelik baskının artmasında önemli bir rol oynadı.

Aralık 2021 itibarıyla, İtalya dahil 12 ülkedeki (10 Avrupa ülkesi ile ABD ve Kanada) 465 vizon çiftliğinde Covid-19 salgınları doğrulandı. Şubat 2021’de Avrupa Gıda Standartları Ajansı, tüm vizon çiftliklerinin salgın bakımından risk altında sayılması gerektiğini bildirmişti.

Dönüm noktası 2021 yılı

2021, dünya genelinde kürk karşıtı kampanyalar için önemli bir milat oldu. Sadece moda dünyasının ünlü isimleri kürk kullanımına karşı mesajlar vermekle kalmadı, dünyanın dört bir yanındaki şehirler ve ülkeler de kürk üretimini veya satışını yasaklayan düzenlemeleri uygulamaya koydu.

  • Aralık ayı içinde, moda sektörüne örnek olabilecek bir adımla ELLE dergisi ve dünya çapındaki 45 baskısının tamamı, çevrimiçi versiyonları da dahil olmak üzere, kürk reklamlarına ve tanıtımlarına son verdiğini duyurdu.
  • Eylül ayında Yves Saint Laurent, Gucci, Balenciaga ve Alexander McQueen gibi lüks moda markalarının bağlı olduğu Fransız moda endüstrisinin en büyüklerinden biri olan Kering şirketler grubu, Canada Goose, Valentino, Oscar de la Renta, Tory Burch, Moose Knuckles, Mackage ve Rudsak’ın da yaptığı gibi, hayvan kürkü kullanımına son verdiğini açıkladı.
  • Ekimde İrlanda hükümeti, uzun süredir hayvan hakları aktivistlerinin mücadele ettiği kürk çiftliklerine karşı harekete geçerek kürk üretimine yasak getirildiğini, 2022’de uygulamaya konacak yeni yasayla kedi, çinçilla, köpek, tilki, vizon ve gelincik gibi pek çok hayvanın kürk çiftliklerinde derileri ve kürkleri için hapsedilmesinin ve yeni kürk çiftliklerinin kurulmasının yasadışı hale geleceğini açıkladı.
  • Bu yılın başlarında ise İsrail kürk satışını yasaklayan ilk ülke olmuştu.  Birleşik Krallık da hayvan kürkü ithalatını ve satışını yasaklamayı gündeme almak için resmi bir çağrı yaparak bilgi ve veri toplama sürecine girdi. 2022’de ülke çapında #FurFreeBritain kampanyası, en önemli başlıklardan biri olacak.
  • ABD’nin çeşitli eyaletlerinde Ann Arbor, Brookline, Weston, Hallandale Beach ve Boulder gibi şehirlerde kürk satışı yasaklandı. Daha önce Los Angeles, West Hollywood, Berkeley ve San Francisco da kürk satışını yasaklayan şehirler arasında yer almıştı.
  • Ünlü modacı Stella McCartney, HSI ile birlikte çalışarak kürk üretiminin dünya çapında sona ermesine yardımcı olmak için ülke liderlerine seslenen bir kampanya başlattı. Toplanan yaklaşık 900 bin imza, HSI ve Fur Free Alliance (Kürk Karşıtı İttifak) tarafından Roma’daki G20 toplantısı öncesinde heyete teslim edildi.

Türkiye’de yasa da yok yasak da… 

Türkiye’de ise ulusal mevzuatta kürk hayvanı yetiştiriciliğine ilişkin açık bir hüküm bulunmasa da kürkü için çinçilla yetiştiriciliği yapıldığı ve bu işletmeleri denetleyen bir sistemin bulunmadığı biliniyor. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın web sitesinde, kürkü için yetiştirilen çinçillaların 10-14 aylık olduklarında çeşitli yöntemlerle öldürülebilecekleri, ancak tercihen bayıltma veya boynunu kırarak öldürmenin en yaygın yöntemler olduğu belirtiliyor.

2019’un Ekim ayında hayvan hakları savunucularının uzun süreli çağrıları sonucu beş partinin uzlaşısıyla ortaya çıkan TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu raporu, hayvanlardan kürk elde etmenin, yurtdışından ülkeye işlenmiş ya da işlenmemiş halde kürklerin girişini sağlamanın ve kürk elde etmek için hayvan yetiştirmenin/üretmenin yasaklanmasını tavsiye ediyordu.

Bu madde, kürk ve deri çiftliklerinin kapatılması, kürk ithalatının yasaklanması ve veteriner fakültelerinde kürke dair müfredatın kaldırılmasına yönelik taleplerin gerçekleşmesi için önemli bir dönüm noktası olacaktı. Ancak bu yıl TBMM’den geçen güncellenmiş 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nda kürk çiftliklerinin yasaklanıp kapatılması ve hayvanların korumaya alınması gündeme bile gelmedi.

Dünyada her yıl 100 milyondan fazla hayvan, kürkü için öldürülüyor. Sadece Çin’de bir  yılda 20,6 milyon mink, 14,1 milyon tilki ve 4 milyon rakun köpeğinin kürkü için katledildi, 2018 yılında 2 milyonun üzerinde yaban hayvanının kürkü satıldı.

Bakanlık, Çeşme ve Urla’daki sit alanlarında yapılaşmaya yol açacak değişikliği onayladı

Tabiat Varlıklarının Koruma Genel Müdürlüğü, Çeşme ve Urla ilçelerinde bulunan Karaköy ve Zeytinli bölgesindeki doğal sit alanlarına ilişkin alınan SİT değişikliği kararlarını onayladı.

Geçen ay askıya alınan kararla birlikte doğal sit alanı olan bölge, “Doğal Sit-Nitelikli Doğal Koruma Alanı” ve ‘‘Doğal Sit Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı’’ olarak tescil edildi.  Karar, Çevre  Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından onaylandı.

Söz konusu alanların “Doğal Sit-Kesin Korunacak Hassas Alan” olarak tescil edilmesine ilişkin idari süreç ise devam ediyor.

Yapılaşma yapılabilecek

Sit alanı değişikliğini kapsayan bölgede Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Yatırım ve İşletmeler Genel Müdürlüğü‘nün Çeşme Projesi kapsamında kongre, fuar, etkinlik merkezi, kültür ve sanat merkezleri, turizm teknik meslek liseleri, sağlık merkezi ve termal turizm tesisleri yapılabilecek. 

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), İzmir Tabip Odası, İzmir Barosu ve Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP) ise onaylanan sit alanı değişikliğinin iptali için dava açacaklarını belirtti.

 

 

İstanbul’da barajlardaki doluluk oranı yüzde 50’ye yaklaştı

İstanbul’da son günlerde etkili olan yağışların ardından barajlardaki doluluk seviyesi artmaya devam ediyor.

İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) verilerine göre, son günlerdeki yağışlarla beraber kente su sağlayan barajlardaki doluluk oranı yüzde 50’ye yaklaştı.

Aralık ayının başında yüzde 40’lara gelen su seviyesi yaklaşık yüzde 8 oranında artı ve 48,06 seviyesine ulaştı.

Barajlardaki doluluk oranı yağışların ardından yüzde 48,06 olarak ölçüldü.

AB, yeşil projelere kamu desteğini artıracak

Avrupa Birliği (AB), birlik üyesi ülkelerin iklim dostu, çevre ve enerji projelerine daha fazla kamu kaynağı aktarmalarına imkan sağlayacak.

AB Komisyonu Kıdemli Başkan Yardımcısı Margrethe Vestager, Brüksel’de düzenlediği basın toplantısında Avrupa Yeşil Mutabakatı hedeflerini yakalamaya katkı sağlamak için AB rekabet ve kamu desteği kurallarının güncellenmesinin Komisyon tarafından onaylandığını açıkladı.

Avrupa’nın yeşil dönüşümü desteklemek için önemli miktarda sürdürülebilir yatırıma ihtiyaç duyduğuna işaret eden Vestager, “Yeşil dönüşümün hızlı biçimde gerçekleşmesinde kamu desteği önemli rol oynayacak” dedi. Vestager, onaylanan kuralların toplumu karbondan arındırmaya katkı sağlayacağını belirterek, “Yeni kurallar, Yeşil Mutabakat’ın uygun maliyetli bir şekilde gerçekleştirilmesini hızlandırmak için üye ülkelerin yenilenebilir kaynaklar da dahil olmak üzere yatırımlarını kolaylaştıracak” şeklinde konuştu.

Ek maliyetler karşılanacak

Üye ülkelerin fark sözleşmeleri gibi esnek araçlar kullanarak karbon salımını düşürecek herhangi bir projeye destek verebileceğini anlatan Vestager, “Kamu destekleri, yeşil bir yatırımın tüm ek maliyetini karşılayabilir” diye konuştu.

AB üyesi ülkelerin kamu desteklemelerini ne şekilde sağlayacaklarını belirleme yetkisi AB Komisyonu’nun görev alanına giriyor. Üye ülkeler, kamu desteklemelerini sadece rekabete zarar vermeyecek şekilde ve kamu yararına uygun durumlarda kullanabiliyor.

Nallıhan Kuş Cenneti’nin önemli su kaynağı termik santral nedeniyle kirleniyor

Ankara‘da bulunan Nallıhan Kuş Cenneti‘nin önemli su kaynaklarından biri olan Sarıyar Barajı‘nın suyu organik kirlilik tehdidiyle karşı karşıya.

Kirliliğin nedeni ise Çayırhan Termik Santrali.

Analiz sonuçları yayımlandı

Sözcü‘de yer alan habere göre, Sarıyar Barajı’nda yapılan su analizi kirliliğin boyutlarını ortaya koydu.

İklim Değişikliği Politika ve Araştırma Derneği tarafından yapılan analiz sonuçlarına göre, sudaki kimyasal oksijen ihtiyacı normal değerden yaklaşık iki kat, biyolojik oksijen ihtiyacı da yaklaşık üç kat daha fazla çıktı.

Çayırhan Termik Santrali, Nallıhan Kuş Cenneti’ni besleyen Sarıyar Barajı’nın kuzeydoğusunda bulunuyor. Santral yeri, kömür kaynağına yakınlığı yanında soğutma suyunun sağlanacağı Sarıyar baraj gölüne de yakın seçilerek kuruldu.

Tesisin beş kilometrelik etki sahası içerisinde kalan tesis ile Sarıyar Barajı arasındaki kuş uçumu en yakın mesafe üç kilometre.

‘Asıl kirlilik unsuru organik kirlilik’

Analiz sonuçları hakkında değerlendirmelerde bulunan Proje Koordinatörü Tekin Altuğ, “Çayırhan Termik Santrali, modern işletim sistemine sahip olmadığı için çevresine zarar veriyor. Analiz sonuçlarımız göstermiştir ki, Sarıyar Barajı için asıl kirlilik unsuru organik kirliliktir” dedi.

Altuğ, sözlerine şöyle devam etti:

Yapılan test sonucu, Sarıyar Baraj gölünde kimyasal oksijen ihtiyacı, en fazla 25 mg/L olması gerekirken, 37 mg/L olarak tespit edildi. Bu da organik kirliliği göstermektedir. Nallıhan Kuş Cenneti sahasına yaklaşık 20 kilometre mesafedeki Beypazarı’nda ülkenin en önemli linyit rezervlerinden birinin bulunması termik santraller için iştah kabartıcı.”

DSÖ aralarında Türkiye’nin de bulunduğu ülkeleri uyardı: Omicron baskın varyanta dönüşebilir

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) koronavirüsün mutantı Omicron varyantının Avrupa‘da hızla yayıldığına dikkat çekerek, Türkiye, Rusya ve Ukrayna‘yı da varyanta karşı hazırlıklı olması yönünde uyardı.

DSÖ Avrupa bölge sorumlusu Dr. Hans Kluge, Omicron varyantı ile ilgili pek çok sorunun yanıtının henüz verilemediğini ifade etti.

‘Üzerimize başka bir fırtınanın geldiğini görebiliriz’

Dr. Hans Kluge, Omicron varyantının şimdiye dek DSÖ üyesi 53 Avrupa ülkesinin 38’inde görüldüğünü söylerken; Türkiye, Rusya ve Ukrayna’da da Omicron’un baskın varyanta dönüşmesine karşı hazırlıklı olunması gerektiğine vurgu yaptı.

DSÖ Avrupa bölge sorumlusu, Omicron varyantının Danimarka, Portekiz ve Birleşik Krallık gibi ülkelerde hızla yayıldığını, hatta bu ülkelerde şimdiden baskın hale geldiğinin de söylenebileceğinin altını çizdi ve “Üzerimize başka bir fırtınanın geldiğini görebiliriz” ifadelerini kullandı.

Kluge, insanların aşı olması gerektiğini ve özellikle üçüncü doz aşı olmaları gerektiğini dile getirirken, “Üçüncü doz aşı, Omicron varyantına karşı en önemli savunma mekanizması” ifadesini kullandı.

Dr. Hans Kluge, Omicron vakalarının yüzde 89’unun koronavirüs semptomları gibi öksürük, boğaz ağrısı ve yüksek ateş şikayetleri yaşadıklarını dile getirdi ve “Vakalar genelde işte ya da özel hayatlarında kalabalık ortamlara giren 20’li ve 30’lu yaşlarındaki insanları da kapsıyor. Hükümetler ve yetkililer bu büyük artışa karşı hazırlıklı olmalı” dedi.

TCMB, döviz hesabını TL’ye çevirenlere destek vereceklerini duyurdu

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), döviz tevdiat hesaplarının ve döviz cinsinden katılım fonlarının hesap sahibinin talebi üzerine Türk lirası (TL) vadeli hesaplara dönüşmesi halinde mevduat ve katılım fonu sahiplerine destek sağlanacağını açıkladı.

Vadeden önce hesaptan para çekilmesi durumunda destekten faydalanılamayacağının altı çizilirken, vade sonu kuru üzerinden hesaplanacak tutarın anapara ve faiz/kar payı tutarından büyükse; aradaki farkın TCMB tarafından karşılanacağı kaydedildi.

TCMB’nin açıklaması

TCMB tarafından yapılan açıklamada, bankacılık sistemindeki toplam mevduat/katılım fonu içinde TL’nin payının artırılarak finansal istikrarın desteklenmesi amacıyla 20 Aralık 2021 tarihinde Dolar, Euro ve Sterlini döviz tevdiat hesabı veya döviz cinsinden katılım fonu bulunan yurt içinde yerleşik gerçek kişilerin, söz konusu hesaplarını vadeli Türk lirası mevduat/katılma hesabına dönüştürmeleri halinde destekten yararlanabileceğini kaydederek, şu ifadeleri kullandı:

Hesaplar 3, 6 ve 12 ay vadeli olarak açılabilecektir. Açılacak Türk lirası vadeli hesaplara işleyecek faiz/kar payı ile hesap açılışı ve vade sonundaki kur değişim oranı kıyaslanarak yüksek olan oran üzerinden mevduat ve katılım fonu sahibine ödeme yapılacaktır.

Hesap açılışındaki kur ile vade sonu kurunun ne olduğuna bakılmaksızın anapara ve faiz/kar payı tutarı müşteriye banka tarafından ödenecektir. Vade sonu kuru üzerinden hesaplanacak tutar, anapara ve faiz/kar payı tutarından büyükse; aradaki fark TCMB tarafından karşılanacaktır. Vadeden önce hesaptan para çekilmesi durumunda destekten faydalanılamayacaktır.”

Birleşik Krallık’ta dünyanın en büyük kırkayak fosili bulundu

Birleşik Krallık‘ın kuzeydoğusundaki Northumberand bölgesinde dünyanın en büyük kırkayak fosili bulundu.

Fosil önümüzdeki yıldan itibaren Cambridge‘deki Sedgwick Müzesi‘nde sergilenecek.

‘Keşif şans eseri oldu’

BBC Türkçe‘de yer alan habere göre, Arthropleura adıyla bilinen dev kırkayak türünün yaklaşık 2,5 metre uzunluğunda ve 50 kilo ağırlığında olduğu düşünülüyor.

“Bu fosilin keşfedilmesi tamamen şans eseri oldu” diyen Cambridge Üniversitesi Yer Bilimleri Bölümü‘nden Dr. Neil Davies, “Kaya parçası düştüğünde ortadan yarıya ayrılmıştı ve böylece fosil ortaya çıkmıştı. Doktora öğrencilerimizden bir tanesi yürüyüş yaparken gördü” diye de ekledi.

Bilim insanları, 75 santimetre uzunluğundaki parçanın ölmüş bir dev kırkayak fosilinden ziyade hayvanın henüz büyürken attığı dış iskeleti olabileceği tahmininde bulundu.

Davies, “Kırkayaklar ölünce vücutları parçalanmaya başlıyor o yüzden bu tür kırkayak fosillerine çok nadir rastlıyoruz. Daha fosilleşmiş bir kafa tası bulamadık, o yüzden bu tür kırkayaklar konusunda henüz bilmediklerimiz var. Bulduğumuz fosil büyük ihtimalle hayvanın büyürken attığı dış iskeleti” ifadelerini kullandı.

Fotoğraf: Neil Davies

Dünyada gerçekleşen üçüncü Arthropleura fosil keşfi

Bu kırkayak türünün en az 32 ayaklı olduğu ya da 64 ayaklı olabileceği düşünülüyor.

Araştırmacılar, Birleşik Krallık’taki bu keşfin dünyada gerçekleşen üçüncü Arthropleura fosil keşfi olduğunu ve Almanya‘da bulunan diğer iki fosilden çok daha büyük ve eski olduğunu söylüyor.

Ayrıca, Arthropleura’nın bu kadar büyük olmasından dolayı ufak hayvanlarla beraber tohum, fındık ve fıstıktan beslendiği tahmin ediliyor.