Ana Sayfa Blog Sayfa 1102

MÜSİAD’dan 10 maddelik iklim manifestosu

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD), Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlediği Vizyoner’21 Zirvesi‘nde  10 maddelik “İklim “Manifestosu”nu açıkladı.

“İklimi Fark Et” başlığıyla gerçekleştirilen zirvede, iş dünyası iklim kriziyle topyekun  mücadeleye davet edildi; daha güçlü ve sürdürülebilir bir ekonomi için sürdürülebilir ve yenilenebilir enerji dönüşümü gerektiği kaydedildi.

Zirvede konuşan MÜSİAD Visyoner’21 İcra Kurulu Başkanı Erkan Gül, “MÜSİAD olarak sorumluluklarımızın farkındayız.  Sürdürülebilir ve yenilenebilir enerji dönüşümlerini hedefimize alarak manifestomuzun altına imzamızı attık. Teşkilatımız bünyesinde bulunan Enerji ve Çevre Sektörü Kurulumuz ve saygın akademisyenlerimizden oluşan Danışma Kurulumuz çalışmalarını tamamladı” diye konuştu.

’11 binin üzerinde üye firma sürece hazırlanacak’

Küresel iklim krizine dikkat çeken MÜSİAD Genel Başkanı Mahmut Asmalı ise kurumun küresel ortalama yüzey sıcaklığının 1,5 derecede sınırlanmasını planlayan küresel iklim değişikliği politikasına, tüm dünya ülkelerine adaletli ve eşit uygulanarak sürdürülebilir bir geleceğe geçiş sağlaması şartıyla destek verdiğini söyledi. 11 binin üzerindeki üyesini bu sürece hazırlamak ve Türkiye’nin iklim politikasında rol üstlenmek için dönüşüme öncü olacağını beyan ettiklerini belirten Asmalı, işbirliği çağrısı yaptı.

MÜSİAD Başkanı Mahmut Asmalı.

MÜSİAD’ın yayınladığı 10 maddelik İklim Manifestosu şöyle:

  1. Yenilenebilir enerjinin sürdürülebilir bir şekilde artarak kullanımını destekliyor, genel merkezimizde yeşil enerjiden üretim sağlayarak net sıfır emisyon yolunda ilerleyeceğimizi açıklıyoruz.
  2. Yeşil hidrojen, yeni nesil batarya, karbon yakalama ve yenilenebilir gaz teknolojilerinin geliştirilmesi için MÜSİAD ekosisteminde çalışmalar yapacağız.
  3. Döngüsel ekonomi ile bir endüstriyel atığın diğeri için ham madde veya enerji olacak şekilde endüstriyel simbiyozun artırılmasını ve organize sanayi bölgelerinde yeşil üretime geçişte üyelerimiz ile birlikte destek vereceğimizi açıklıyoruz.
  4. Enerji verimliliği ve enerji tasarrufu için sanayicilerimize yönelik farkındalık çalışmaları yapacağımızı bildiriyor, enerji verimliliği veri tabanı oluşturulmasını desteklediğimizi beyan ediyoruz.
  5. Türkiye’nin gittikçe azalan su kaynaklarının verimli kullanılması için tarımda salma sulamaya alternatifleri ve sanayide döngüsel su kullanımına yönelik her türlü çalışmanın destekçisi olacağımızı bildiriyoruz.
  6. Sıfır atık politikasını destekliyor, MÜSİAD’ın üyelerini iklim değişikliğinin etkilerine karşı sürekli bilgilendirileceğini, gerçekleştireceği her organizasyonu ve sivil toplum çalışmalarını karbon salımı açısından değerlendirerek aksiyon alacağını açıklıyoruz.
  7. İklim değişikliği süreci ile ülkemiz için iklim diplomasisinin öneminin arttığının farkında olarak, MÜSİAD‘ın yurt dışı ve yurt içi tüm platformların iklim diplomasimizin geliştirilmesi için devletimiz tarafından yapılacak her çalışmaya destek sağlayacağımızı beyan ediyoruz.
  8. Türkiye’de Emisyon Ticaret Sistemi’nin şartlara uygun altyapı ile oluşturulmasını talep ediyoruz.
  9. Milyonlarca insanın yaşadığı yerleri terk etmek zorunda kalabileceğini ve iklim mültecisi olabileceğini görüyor, MÜSİAD‘ın uluslararası misyonu ile iklim mülteciliği çalışmaları yürüteceğimizi beyan ediyoruz.
  10. Dünyada %30’a varan küresel gıda israfının azaltılması için MÜSİAD değerlerinden hareketle devlet politikası oluşturulmasını talep ediyor ve politikaya koşulsuz destek sağlayacağımızı açıklıyoruz.

 

17 Mayıs Derneği, İklim 101 – Tavsiyeler Kılavuzu’nu yayımladı

17 Mayıs Derneği, “LGBTİ+’lar ve İklim Krizine Giriş-Dönüşüme Kendimizden Başlamak: İklim101-Tavsiyeler Kılavuzu”nu yayınladı.

17 Mayıs Derneği, iklim kriziyle mücadele ve sürdürülebilir bir dünya için LGBTİ+’lar olarak katkı sunmanın; iklim meselesini hem iklim adaleti ekseninde hem de kuir ekoloji ile sömürüsüz bir dünya tahayyülü bağlamında ele almanın, LGBTİ+ hareketini ve aktivizmini de güçlendireceğine inandığını da kaydetti.

Derneğin iklim çalışmaları

17 Mayıs Derneği, yeni bir çalışma alanı olarak iklim krizi ve iklim adaleti üzerine fikir üretmek üzere eylül sonunda çalışmaya başladı.

İklim değişikliği ve iklim adaleti hareketi, herkesin güvenle yaşayabileceği bir gezegeni hak ettiği ilkesi üzerine kurulduğundan, 17 Mayıs Derneği, değişimi kendinden başlatmak için Kaos GL Derneği ile birlikte çalışmaya başladı ve iklim çalışmaları doğdu.

17 Mayıs Derneği’nin ve Kaos GL Derneği’nin karbondioksit emisyonunu azaltmak ve ofisinde iklim dostu bir atmosfer yaratmak için sıfır atık, çevre politikası, vegan/vejetaryen tedarik politikası mevcut. Bu çalışma kapsamında ise, 17 Mayıs Derneği ve Kaos GL Derneği, daha temiz ve sürdürülebilir bir çevreye katkıda bulunmak için politika belgelerini gözden geçirirken, aynı zamanda Türkiye’deki diğer LGBTİ+ örgütlerini de, kendi edindiği ve derlediği bilgiler üzerinden harekete geçirmeyi ve deneyim paylaşımı ile, iklim değişikliği hareketini LGBTİ+ hareketinin değişmez bir unsuru haline getirmeyi amaçlıyor.

Bu nedenle 17 Mayıs Derneği, Paris İklim Anlaşması tartışmalarının izlendiği bugünlerde; iklim krizinin nedenlerini ve izlediği seyri gözler önüne sermek, iklim krizi ekseninde kuir ekoloji tartışmalarına göz atmak, toplumsal cinsiyet, LGBTİ+’lar ve iklim krizi arasındaki ilişkiyi ve iklim adaletine neden ihtiyaç duyulduğunu ve daha iyi bir çevre inşası ve iklim adaleti aktivizmi için aktivizmin nasıl dönüştürebileceğini vurgulamak ve dönüşüme kendilerinden nasıl başlanabileceğine dair tavsiyeler sunmak için LGBTİ+’lar ve İklim Krizine Giriş-Dönüşüme Kendimizden Başlamak: İklim101-Tavsiyeler Kılavuzu’nu hazırladı.

Kılavuza buradan ulaşabilirsiniz.

TÜİK, 2020 yılına ait İş Gücü Maliyeti İstatistikleri rakamlarını açıkladı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2020 yılına ait İş Gücü Maliyeti İstatistikleri‘ni açıkladı.

Açıklanan verilere göre, Türkiye‘de geçen yıl aylık ortalama iş gücü maliyeti 5 bin 194 TL oldu. Konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetleri sektörü 2 bin 703 TL aylık ortalama ile iş gücü maliyetinin en düşük olduğu sektör oldu. İş gücü maliyetinin en yüksek olduğu sektör ise finans ve sigorta faaliyetleri olarak belirlendi.

İşgücü Maliyeti İstatistikleri, dört yıllık periyotlarla istihdam edilenlerin işverene toplam maliyetini ve bu maliyet unsurlarının toplam içindeki dağılımını ortaya koymak amacıyla hazırlanıyor.

Sektörlerin iş gücü maliyetleri

Finans ve sigorta faaliyetleri, 13 bin 587 TL aylık ortalama iş gücü maliyetinin en yüksek olduğu sektör olarak belirlenirken, bu sektörü 9 bin 732 TL ile bilgi ve iletişim, 8 bin 628 TL ile kültür, sanat, eğlence, dinlence ve spor sektörleri izledi.

Konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetleri ise 2 bin 703 TL’yle aylık ortalama iş gücü maliyetinin en düşük olduğu sektör olarak kayıtlara geçti. Bu sektörü 3 bin 129 TL’yle inşaat, 3 bin 751 TL ile de diğer hizmet faaliyetleri sektörleri izledi.

Brüt kazancın payı

Brüt kazancın iş gücü maliyeti içindeki payı yüzde 86,9 oldu. Brüt kazancı, yüzde 13 ile sosyal güvenlik ödemeleri takip ederken, diğer iş gücü maliyetlerinin payı yüzde 0,1 olarak gerçekleşti.

Çalışılan süreler için yapılan ödemeler, yüzde 80,6’lık oranla kazanç bileşenleri içinde en büyük paya sahip olurken, çalışılmayan süreler için yapılan ödemelerin payı yüzde 9,3 oldu. Düzensiz ödemeler ise kazançtan yüzde 9,1 pay aldı. Ayni ödemelerin kazanç içindeki payı yüzde 0,5, tasarruf sandıklarına yapılan ödemelerin payı yüzde 0,5 oldu.

Sosyal güvenlik ödemeleri içinde en büyük payı yüzde 88,6 ile zorunlu sosyal güvenlik ödemeleri alırken, gönüllü sosyal güvenlik ödemelerinin oranı yüzde 0,7 oldu. Kıdem ve ihbar tazminatı ödemelerinin oranı ise yüzde 10,7.

Süresiz nafakada ‘devlet ödesin’ formülü tartışılıyor

4 Ocak 2022’ye kadar tatile giren TBMM‘nin yeni yılda gündeme alması beklenen konulardan biri, belli kesimlerin geçen yıl sık sık gündeme getirdiği  nafaka olacak.

Adalet Bakanlığı‘nın üzerinde çalıştığı ve “kadını mağdur etmeyen” yeni formüle göre ihtiyaç sahibi boşanmış bir eş nafakasız bırakılmayacak. Nafaka ödemeye hükmedilen taraf bu nafakayı evli kalınan süre 10 yılsa 10 yıl ya da bunun yarısı gibi sınırlı bir süre ödeyecek. Bu süre bitiminde eş çalışmıyor, halen nafakaya ihtiyaç duyuyorsa bu durumda devlet kurumları devreye girecek. İlgili sosyal yardım mekanizmaları devreye alınarak nafakayı devlet üstlenecek.

Şiddet olaylarını da azaltacağı düşünülüyor

Duvar’dan Nergis Demirkaya‘nın aktardığına göre, Bakanlık ihtiyaç sahibi (kadının) nafakasız bırakılmayacağı, kadının hiçbir şekilde mağdur olmayacağı bir sistem için çalıştıklarını belirtirken, devletin bütçe olanakları yaratarak bu sorumluluğu belli süreler ve kriterler çerçevesinde üstlenmesi durumunda bunun şiddet olaylarının azalmasına katkı yapacağı görüşünü ileri sürülüyor.

Mevcut sistemde boşanan çiftlerden yoksulluğa düşecek tarafa diğer tarafın mali gücü oranında nafaka ödenmesine karar verilebiliyor. Ancak bazı kesimler “süresiz” olduğu gerekçesiyle bu nafaka kararlarına karşı çıkıyor.

Adalet Bakanlığı yetkilileri kadın örgütleri ve parti yetkilileri de “olur” verirse bu konuda adım atmayı düşündüklerini ifade ediyor.

AK Parti kaynaklarından edinilen bilgiye göre Meclis’in 4 Ocak’ta başlayacak yeni çalışma takvimi kapsamında İstanbul Finans Merkezi‘nin kuruluşu, Antalya Diplomasi Forumu Vakfı, Diyanet Akademisi konularında çalışılan teklifler hazır hale getirildi.

 

TYAB Başkanı: Ekmeğe yeni zam yolda, buğday fiyatı seneye 5 liraya çıkacak

Tohum Yetiştiricileri Alt Birliği (TYAB) Başkanı Hacı Ömer Güler, bu yıl 1.75 liraya üretilen bir kilo buğdayın maliyetinin yüzde 100’den fazla artarak 3.5 liranın üzerine çıktığını söyledi. Türkiye’de kurun da etkisiyle maliyet artışının dünya fiyatlarının çok üzerine çıktığını söyleyen Güler, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) bu yıl 2.25 lira açıkladığı buğday taban alım fiyatının gelecek yıl 5 liranın üzerine çıkmasının kaçınılmaz olduğuna işaret etti.

Gübre kullanımı azaldı, düşük verimli tohum kullanılıyor

Sözcü’den Erdoğan Süzer’in aktardığına göre, TYAB Başkanı, yüksek zamlar nedeniyle çiftçilerin gübre kullanımını azalttığına veya hiç kullanmadığına, verimi yüzde 25 artıran sertifikalı tohum yerine düşük verimli tohum kullanıldığına işaret etti. Güler, bu nedenle buğday üretiminde yüzde 10, yani 1.7 milyon tonun üzerinde rekolte düşüşü beklendiğini bildirdi. “Herkes mısır ekiyor. Mısır hayvanı doyurur ama insanı doyurmaz” uyarısı yapan Güler, nakit sıkıntısı yaşayan çiftçinin bu yıl 2.25- 2.50 liradan sattığı buğdayı aracıların depoda bekletip 5 liradan piyasaya sürdüğünü belirtti.

Güler, buğdaya dünya fiyatlarından alım fiyatı açıklanıp ilave maliyetlerin destekler yoluyla çiftçiye ödenmesi halinde ekmek üzerine gelecek yeni zam baskılarının hafifleyebileceğini söyledi.

Belçika, 2025 yılında ülkedeki yedi nükleer reaktörü kapatmayı planlıyor

Belçika, 2025 yılında ülkede faaliyet gösteren yedi nükleer reaktörü kapatmakla birlikte aynı zamanda yeni nükleer teknolojilere yatırım yapmayı planlıyor.

Nükleer santrallerin kapatılması sonucunda ortaya çıkan elektrik üretim açığının ise doğal gaz santralleriyle sağlanması planlanıyor.

Yenilenebilir enerji yatırımlarına hız verilecek

AA’nın Belçika basınına dayandırdığı haberinde, hükümet ortağı siyasi partilerin temsilcileri, ülkenin enerji stratejisini ve nükleer santrallerin durumunu görüştü.

Müzakerelerde, Belçika’daki nükleer güç santrallerinin 2025 yılında faaliyetine son verilmesi planında anlaşıldı.

Ayrıca, ülkede yenilenebilir enerji yatırımlarına hız verileceği de ifade edilirken, yeni nesil küçük modüler nükleer reaktörlere de yatırım yapılacak.

Belçika Parlamentosu, 2003 yılında nükleer enerji kullanımına son vermeye ve faaliyet sürelerini dolduran reaktörleri devre dışı bırakmaya karar vermişti.

Ancak 2015 yılında ülkede elektrik kesintilerini önlemek için reaktörün faaliyet sürelerinin 10 yıl uzatılması planlandı. Bu doğrultuda reaktörlerin yenilenmesi için ilave mali kaynak aktarıldı.

Belçika’nın Hollanda sınırına yakın Doel Nükleer Santrali’nde dört adet, Almanya ve Lüksemburg sınırına yakın Tihange Nükleer Santrali‘nde de üç adet olmak üzere toplam yedi reaktör faaliyet gösteriyor.

Bu reaktörlerden üretilen elektrik, ülkenin elektrik ihtiyacının yaklaşık yarısını karşılıyor.

770 kişinin mal varlıkları donduruldu

Resmi Gazete’de yayımlanan ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati‘nin imzalarını taşıyan kararla toplam 770 kişinin mal varlıkları donduruldu.

Kararda, Eski HDP EŞ Başkanı Selahattin Demirtaş’ın kardeşi Nurettin Demirtaş‘ın ismi de yer alıyor.

Listede eski savcının ismi de var

Kararda yer alan isimler arasında eski savcı Adil Öksüz, Adem Yavuz Arslan, Atalay Candelen, Cevheri Güven, Fikret Seçen, Osman Şimşek, Said Sefa, Sevgi Akarçeşme, Tarık Toros, Tuncay Opçin, Zekeriya Öz de bulunuyor.

454 kişinin FETÖ/PDY, 108 kişinin PKK/KCK, 119 kişinin DEAŞ, Hizbullah, El Kaide, Tevhid Selam Kudüs Ordusu, 89 kişinin ise DHKPC, MLKP, MKP, TKP-ML gibi örgütlere üye oldukları iddiasıyla mal varlıkları donduruldu.

Listede Niagara isimli bir vakıf da FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğu gerekçesiyle yer aldı.

Listede IŞİD yöneticisi de var

Kararda, gazeteci yazar Uğur Mumcu’nun 1993 yılında bombalı suikast ile katledilmesi davasında araca bombayı yerleştirdiği gerekçesiyle yargılanan Tevhid Selam Kudüs Ordusu yöneticisi Oğuz Demir de yer alıyor. Oğuz Demir, 28 yıldır yakalanamadı.

Ayrıca, yine aynı listede IŞİD yöneticisi olduğu gerekçesiyle 22,5 yıla kadar hapis cezası istemiyle İlhami Balı ile birlikte yargılanan Mustafa Demir de bulunuyor. Ebu Ali kod adını kullanan Mustafa Demir çok sayıda olayla bağlantılı olarak aranıyor.

TMO’nun özkaynakları hızla azalıyor

Toprak Mahsulleri Ofisi‘nin (TMO) özkaynaklarının 2020 yılında buğday ve arpa alım gücü bazında 2015 yılına göre yüzde 54 oranında azaldığı tespit edildi.

Satış fiyatlarını maliyetlerin altında belirlemek zorunda kalan TMO’nun özkaynakları hızla eriyor.

‘Piyasaya müdahale gücünü zayıflatıyor’

BirGün‘de yer alan habere göre, TMO’nun özkaynaklarında 2020 yılında, 2015 yılına göre mısır alım gücü bazında yaşanan gerileme yüzde 53.

2015 yılında özkaynakları ile 100 birim buğday alabilen TMO’nun, 2020 yılında özkaynakları ile yalnızca 46 birim buğday alabildiği belirlendi.

Sayıştay, TMO’nun özkaynaklarındaki gerilemenin, “Piyasaya müdahale gücünü” zayıflattığını vurguladı ve “Kurumun kendisine yüklenen misyonların yerine getirilmesi noktasında ilave kaynak ihtiyacı doğmuştur” ifadesi kullanıldı.

Lisanslı depolardan teslim alınan ürünlerin kalitesi düşük

TMO’nun, lisanslı depolardan ürün tesliminde sorun yaşadığı da öğrenilirken, lisanslı depolardan teslim alınan ürünlerin kalitesinin belirlenenden daha düşük olduğu saptandı.

Sayıştay denetçileri, “TMO’ya haşereli ürün teslim edildiği” yönünde şikayetlerin olduğunu fark ederken, lisanslı depolardan ürün tesliminde yaşanan sorunların çözüme kavuşturulması ve denetimlerin artırılması amacıyla Ticaret Bakanlığı nezdinde girişimlerde bulunulması konusunda idare uyarıldı.

ORÇEV, bisiklet yolu projesi için deniz dolgusu yapılmasına karşı bir kez daha dava açtı

Ordu Çevre Derneği (ORÇEV), Ordu Büyükşehir Belediyesi’nin Melet Irmağı ve Turnasuyu Irmağı arasında deniz dolgusu yaparak bisiklet yolu yapmak istemesine karşı bir kez daha dava açtı.

Davayla, projeye verilen ÇED’in iptali isteniyor.

‘Sözde bisiklet yolu yapılmak isteniyor’

ORÇEV, konuyla ilgili yaptığı açıklamasında Ordu Büyükşehir Belediyesi’nin deniz dolgularıyla ilin kumsallarını yok ettiğini belirtti ve şu ifadelere yer verdi:

Ordu Büyükşehir Belediyesi Altınordu ilçesinde kıyıda düzenlemesi adıyla deniz dolgusu yapmıştı. Açtığımız dava sonunda kazandık. Devam eden davalarımız var. Bunlarda da Bilirkişi Heyeti lehimize rapor hazırladı. Mahkeme bu raporlara bakarak karar verecek. Kararın lehimize çıkacağını umuyoruz. Ordu Büyükşehir Belediyesi bunlar bilindiği halde kıyı düzenleme adı altında deniz dolgularını ısrarla sürdürüyor. Kumsalı olmayan bir şehir haline geleceğiz. Fatsa ilçesinde kıyı düzenlemesiyle deniz dolgusu yapıyor. Altınordu’da da Melet Irmağı ile Turnasuyu Irmağı arasında kıyıda kumsallar yok edilerek deniz dolgusu yapılarak sözde bisiklet yolu yapılmak isteniyor.”

Ordu Çevre Derneği açıklamasında bisiklet ve yürüyüş yollarının yaşanabilir bir şehir için gerekli olduğunu belirtti ve “Trafik yoğunluğu azaltmak, gürültü kirliliğini önlemek için bisiklet ve yürüyüş yolları yaşanabilir şehir için gerekli ancak bunu yaparken doğal yaşam alanlarını ve kıyılar bozulmamalıdır. Kumsalı yok ederek, denizi doldurup ekosistemi yok ederek yapılan bisiklet ve yürüyüş yolunun anlamı yok. Bisiklet yolu, şehir içinde de olursa anlamlı olur. Bisiklet yolu, yalnızca gezi anlamında değil, ulaşım olarak da değerlendirilmeli. Kulağa hoş gelecek adlarla yapılmak istenen projelerle kıyılar yok ediliyor” dedi.

‘Davalar kazanılmış gibi projelere devam ediliyor’

Açıklamada, Ordu Büyükşehir Belediyesi’nin kıyı dolguları proje davalarını kaybettikleri halde davaları kazanmış gibi projelere devam ettiğini de kaydetti:

Ordu Büyükşehir Belediyesi Melet Irmağı ile Turnasuyu Irmağı arasındaki bisiklet ve yürüyüş yolunun davayı kaybettiği deniz dolgusu alanlarıyla devam eden davanın ilgili alanlarıyla bütünsellik oluşturduğunu belirtmekte. Hatta mavi bayrak olan kumsal da bundan olumsuz etkilenecek. Kıyı betonlaşacak. Dolguda inşaat molozları kullanılacak. Bu da deniz kirliliğine neden olacak, sucul sistemdeki canlıların ölümüne neden olacak.”

Davanın gerekçeleri hakkında da şu maddeler sıralandı:

  • Yapılmak istenen proje, daha önce yapılması uygun görülmeyen yerlerle ve davası devam eden projeyle bütünsellik oluşturulması uygun değildir.
  • Kumsallar doldurulacak. Mavi bayraklı plaj da bu durumdan etkilenecek.
  • ÇED alınması gereken alanlarda da ÇED Gerekli Değildir kararının olması usulsüzdür.
  • Dolgu havuz biçiminde yapılmak isteniyor. Havuz için molozlarla doldurulacak. Bu da ölü elementlerin suda çözülerek (canlanarak) deniz kirliliğine neden olacak ve sağlığı tehdit edecek.
  • Dolgu malzemelerinin taşınması sırasında trafik tıkanıklığı, tehlikesi artacak ve taşıma sırasındaki tozlanma nedeniyle sağlığı tehdit edecek.
  • Proje alanında 231 parsel özel mülke ait olup mağdur edilecekler.

Erdoğan’dan belediye başkanlarına: Sokakta yaşayan hayvanları barınaklara alın

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kızılcahamam‘da “Belediye Başkanları İstişare ve Değerlendirme Toplantısı“nda açıklamalarda bulundu.

Sokakta yaşayan hayvanlar için “sahipsiz hayvanlar” diyen Erdoğan bu hayvanların yerinin barınaklar olduğunu söyledi; sokakta yaşayanlar hayvanları hedef gösterdi. Erdoğan, belediyelerden barınaklar kurarak hayvanları burada toplamaları için “ön almalarını istedi : 

Sokak hayvanları meselesi… Maalesef medyada çocuklara saldıran başıboş köpeklerle ilgili üzüntü verici hadiselere rastlıyoruz. Sahipsiz hayvanlarının yerinin sokaklar değil barınaklar olduğunu unutmamalıyız. Sahipsiz hayvanlar için lütfen ön alın, sıcak barınaklar kurarak pek çok gönül kazanabiliriz, kazanabilirsiniz.

Barınaklar sorununu hep birlikte aşmamız gerek. 2019 seçimlerinde yayınladığımız manifestoyu asla akıldan çıkarmamamız gerekiyor. Şehir planları uzun vadeli hazırlanacak. Alt yapı ve ulaşım sorunları tamamen çözülecek. Kentsel dönüşüm çalışmaları bölgelerin özelliklerine göre yönetilecek.”

Konuşmasında iklim krizinin etkilerini göz önünde bulundurarak vizyonlarının temeline yeşil kalkınma devrimini oturttuklarını ileri sürerek, AKP’li belediye başkanlarına ithafen, “Sizleri gereken hazırlıkları yapmaya davet ediyorum. Geçtiğimiz 19 yılda şehirlerimizi çok büyük yatırımlarla dönüştürdük. Yeni yönetim sistemine geçtiğimiz 2018’den bu yana sadece çevre ve şehircilik alanında yatırım bedeli 300 milyarı aşan 12 projeyi hayata geçirdik” dedi.

Vizyonlarının temeline yeşil kalkınma devrimini koyduklarını kaydeden Recep Tayyip Erdoğan, AKP’li belediye başkanlarını gereken hazırlıkları yapmaya davet etti: Bir süre önce küresel iklim değişikliğinin insanlığı giderek daha çok tehdit ettiğini göz önünde bulundurarak vizyonumuzun temeline yeşil kalkınma devrimini oturttuğumuzu ilan ettik. Sizleri gereken hazırlıkları yapmaya davet ediyorum.

410 Millet Bahçesi

Konuşmasında sıfır atık projesine de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, millet bahçelerinin sayısını da 410’a çıkarmayı hedeflediklerini kaydetti: “Sıfır atık projesi ile dünyaya örnek olacak katı atık projesini hayata geçirdik. Millet bahçelerimiz 2018 ve 2019 seçimlerindeki en önemli projelerimizdi. 67 milyon metrekare büyüklüğe sahip 113 millet bahçesini açtık. Hedefimiz sayısını 410’a çıkarmaktır.”

Erdoğan konuşmasında CHP’li belediyeleri de hedef aldı