YazarlarYeşeriyorum

Köprü bahane; imar, rant şahane – İkbal Polat

0
İkbal Polat

Karayolları Genel Müdürü Mehmet Cahit Turhan’ın, 3. Köprü projesi ile ilgili Bakanlığa gönderdiği ve Bakan Binali Yıldırım’ın 11 Haziran tarihinde imzaladığı yazıda köprünün yanlış güzergahta yapıldığını anlatan yazı sosyal medyada dolanıyor.

“Genel Müdürlüğümüzce ihale edilen Kuzey Marmara Otoyolu güzergahının imarlı kesimlerine ait 1/5000 ölçekli Nazım ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı Değişiklikleri Bakanlık Makamınızın ilgide kayıtlı olur’u ile 6001 sayılı kanunun 19. maddesi uyarınca onaylanmıştır.

Ancak, söz konusu imar planlarına esas onaylı güzergah projesinde yapılan değişiklikler neticesinde revizyon yapılması gerektiğinden mevcut imar planlarının iptal edilmesi uygun görülmektedir.

Makamlarınca da uygun görülmesi halinde Bakanlık Makamınızın 04.06.2012 tarih ve 1007 sayılı oluruna istinaden onanan imar planlarının iptalini olurlarına arz ederim.”

Bakanlık 15 ilçeye göndererek 3. Köprü için yapılan plan tadilatlarının iptal edilerek eski planlara dönüşmesini istemiş. Binlerce ağaç kesildikten hafriyatlar yapıldıktan sonra…

Yanlışlıkla 250 bin ağaç kesilmiş…

Şaka gibi…

Rezalet…

Skandal…

Daha ne diyelim bilemedim.

Hatırlatalım.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, 1/100.000 ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planını hazırladı. Planın yapılması için İstanbul Metropolitan Planlamayı kurdu. Başına da Prof. Dr. Hüseyin Kaptan’ı getirdi. Beğenelim beğenmeyelim, eksik bulalım bulmayalım, demokratik ve katılımcı süreçlerin işletilmediğini ve planda yanlış kararlar bulunduğunu söyleyelim, öyle ya da böyle kamu kaynakları kullanılarak bu plan yapıldı. Ve bu planda 3. Köprü yoktu. 3. Köprü yeni bir olay değil, İstanbul’un uzun süredir tartıştığı bir konu. Ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin kamu kaynaklarını kullanarak kurduğu, akademisyenlerin ve uzmanların çalıştığı bu planlama ofisi 3. Köprünün planda yer almasını istemediler.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi de planı yapanlar da 3. Köprünün, 1/100.000 ölçekli planda yer almasını istemediler. Ve bu plan 2009 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nde onaylandı.

Sonra Başbakan Tayyip Erdoğan ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, bir helikoptere binerek İstanbul üzerinde turladılar. Ve 3. Köprünün yerinin Garipçe-Beykoz hattında olacağını söylediler.

Ardından hemen Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, bir gecede yapılan kanunlarla verilen yetkilerle, 1/100.000 ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planını tadil etti. Plan notuna 3. Köprü ile ilgili karar eklendi. Ve tabii arkasından alt ölçekte 15 ilçenin planlarında tadilatlar yapıldı. 3. Köprünün bağlantı ve yan yolları için.

15 ilçeyi 1 büyükşehiri ilgilendiren bir karar merkezden oldu bittiyle alındı.

Hep söylediğimiz gibi merkezin yerel üzerindeki vesayet rejiminden kaynaklı oluyor bunlar. Malum Anayasa’nın 127. Maddesi, İmar Kanunun 9. Maddesi var.

Dönelim plana. Bir plan yapılırken dikkat edilmesi gereken birçok şey var. Önce analizlerinizi yaparsınız, sonra sentezinizi geliştirirsiniz, daha sonra bir planlama yaklaşımınız olur ve plan yaparsınız. Ve tabii burada olmazsa olmazsanız nüfus projeksiyonudur. Siz planınızı nüfus öngörünüze göre yaparsınız. Ve de planlama yaklaşımınızda bir vizyon öneriniz olur. Kentin gelişimini nasıl yönlendireceğinize dair. Dolayısıyla 3. Köprü tüm bu nüfus öngörüsünü, kentsel gelişme vizyonunu değiştirecek bir karardır. Basit bir plan tadilatı olarak ele alınamaz.

Köprü ile ilgili yapılan tartışmalar meselenin sadece bir karayolu, otomobil ve ağaç kesimi ile ilgili olarak ele alınıyor. Halbuki sorun daha derindir.

3. Köprü sadece bir köprü meselesi değildir.

İstanbul kentinin kuzey ormanlarına büyüyüp büyümemesi sorunudur.

Vakti zamanında 1. Köprüye karşı çıkış sebeplerinden biri de buydu. Eğer İstanbul’a köprü yaparsanız, kent tek merkezli büyür ve bu doğru bir kentsel gelişim değildir. Çok merkezli bir gelişim daha doğrudur denmiştir. Ve haklıda çıkmışlardır. 1. Köprüden sonra kent tek merkezli büyümüş, Maslak tarafı MİA olmuş, Anadolu yakası konut alanı, Avrupa yakası çalışma alanı olarak kent bölünmüş ve bunun faturasını da yıllardır İstanbullular ve doğa ödemektedir.

Şimdi de aynı hata yapılmaktadır. Üstelik bu sefer daha da felaket sonuçları olacaktır. İklim değişikliğini düşündüğünüzde Marmara’nın en önemli yağmur ormanlarını yapılaşmaya açarak büyük felaketlere neden olunacaktır.

3. Köprü, İstanbul kentinin nasıl gelişeceği ve nasıl yönetileceği üzerine bir sorundur. Ve hükümet bu gelişim sürecini planlı yapmak istemiyor. İşine gelmiyor. Çünkü sermaye birikim süreçleri kendini yeniden üretmenin aracı olarak kentsel mekanı seçti ve bu durum AKP’nin işine geliyor. Bunun için rant projeleri yapması gerekiyor, sermayenin ilgisini çekecek yeni mekanlar üretmesi gerekiyor ve bunların sorunsuz, elverişli bölgelerde olması gerekiyor. AKP bu ranttan besleniyor. Çünkü iktidarını konsolide ediyor. Bu başıbozuk düzen onların çıkarına. Ne yönetimin demokratikleşmesini ne de kentlerin planlanması derdi değil. Bugün ortaya çıkan rezaleti de umursamayacak, ne de olsa yanlış kesilen ağaçların olduğu yerleri imara açmak değil mi ana amaç. Dolayısıyla işine gelen bir skandaldır bu.

Ne diyelim, geriye işine gelmeyenlerin birliğini kurmaktan başka bir yol kalmıyor….

İkbal P

İkbal Polat

olat

Kategori: Yazarlar

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.