Yazarlar

Güzel nasıl yaratılır, bu katliamlar içinde? – Büşra Akman

0

Ermeniler, Yahudiler, Süryaniler; döner mi? Döndürülebilir mi? Kürtlerin kendi kimliklerini yaşamadıklarını tartışırken, düşünelim Gavur Mahallesi diye bir yer vardı, onlar yaşıyordu hep birlikte orada. Artık yoklar. Barışa onlar da dahil mi? Geri dönmeyi isterler mi? Kalanlar ne yaşadı, ne istiyor? Kadim yerleri bekleyenlerden cevaplar, ardından en sade şekliyle fikirlerin birlikteliğiyle güzel nasıl yaratılır, mutluluk topluluğundan bir görüş.

Mar PetyunKeldani Kilisesi’nin bekçisi Kemal

Gavur Mahallesi şu an bilinen adı Xançepek(Hançepek); yolda sorarsanız gavur mahallesi diye bir yer yok diyorlar, sonra anlatınca tarife göre ilerliyorum. 4 ayaklı minareyi geçip sola sapıyorum; Mar PetyunKeldani Kilisesi’nde duruyorum; kapıyı Kemal açıyor. Bakım ve bekleme hizmetlerini üstlenen Kemal, Meryem Ana Kilisesi’nden gelen papazın burada da ayin yaptırdığını, oraya iki haftada bir geldiğini söylüyor.

Gavur Mahallesi diyorum, burada önceden yaşayan o insanlar neredeler? Gittiler, diyor, burası onların eviydi. Dönerler mi diyorum, dönmek isterler tabi, herkesin kendi evi diyor. Orada bulunmaktan dolayı da hassas biraz, onlar burada olsaydı ifadesi var, sanki farklı yansıtılıyor diyor kiliseyi Müslüman bekliyor söylemi için; incinmiş. Bu duyarlılığın görüngüsünde düşününce, ne kadar ince düşünüyor, orada olmayanların yerine duygulanıyor.

Surp Giragos Ermeni Kilisesi

Surp Giragos Ermeni Kilisesi’ne geçiyorum. Ermenilerin çoğunlukla orada yaşadığı zamanı anlatıyor bekçilik yapan görevliler, kendilerinin Kürt Müslüman bir kimliklerini ve Ermeni olduklarını; 1915’te soydaşlarının öldürüldüğünü, Kürtlerin kalanları koruduğunu, hayatta kalan son insanların bu şekilde yaşamlarına devam ettiğini ifade ediyor. Zaman içinde Kürtleştiklerini ve Müslüman olduklarını, ermeni kimliklerini yaşamadıklarını söylüyorlar. 1967’de göçün başladığını, 1987’de 29 ailenin bir gecede göç ettiğini aktarıyorlar. Bir kurstan bahsediliyor, Ermenice kursu; “Atalarımın konuştuğu dili öğreniyorum” diyor, “Bunca yıldan sonra öğrenmek çok güzel, devam edeceğim.” Ötekinin berikinin ötekisi şeklinde mi anlatılır bu durum, nasıl anlatılır? Ermeni, katledilmiş aileleri; sonra Kürt-Müslüman olmuşlar, şimdi barıştan söz edilirken onlar dillerini öğrenme yolundalar, ifadelerini.

Meryem Ana Süryani Kadim Kilisesi’nde Sıdık ve Bayzo

Meryem Ana Süryani Kadim Kilisesi’nin sakinleriyle konuşmaya gidiyorum. Kiliseyi bulabilmen zor diyorlar, hakikaten sur içinde sokakların herhangi bir yerinden nereye çıkılacağı belli değil. Yol sorduğum bir yerde, ben size oraya kadar eşlik edeyim, diyor; konuşuyoruz yolda. Newroz’a geliyor konu, kendi çıkarları için kullanıyorlar, ben inanmıyorum buna, diyor. Kiliseye vardığımda kapıyı okul çağında bir kız çocuğu açıyor, beni buyur ediyor. Ermeni çift Sıdık ve Bayzo’ya götürüyor beni, kalan son Ermenilerden, sohbet etmeye başlıyoruz.

“Kimse kalmadı, gittiler. Önceden sokakların ismi Ermenice’ydi, çoğunluk Hıristiyandı. Onlar baskıdan göç ettiler. Yahudiler vardı, İsrail kurulduğunda gitti. Ermeniler, baskıdan gitti. Çoğu dışarıda, biz varız burada kalıyoruz.” Nene soruyor, nereden geldiğimi, nereye gittiğimi, kiliseyi nasıl bulduğumu; tek başına gelmeseydin diyor, korkmadın mı diyor, çevre kötü. Her yardım eden de aynısını söylüyor esasında. Nene, bana kahve pişiriyor, eşi kiliseye duaya gidiyor, oruçlular bir şey yemiyorlar bana ikram ediyorlar. “Kilise çoktu, seslerini duyardınız, şehir o kadar değişti ki, etrafa bakın, bütün güzelliği gitti. Buraları da yıkacaklar” diyor Sıdık. Çan sesini duyuyoruz, ibadet vakti.

Sülüklü Han ve Mutlu Topluluk

Oradan ayrıldıktan sonra yolum, Sülüklü Han’a uzanıyor. Sülüklü Han, bir buluşma mekanı, kolektif çalışılan bir ağ herkesin buluştuğu; tatmadıklarını ikram etmedikleri, özgül lezzetleri olan bir yer.  Güzeli yapan herkese kapıları açık.

Mutlu topluluk şeklinde ifade ettiğim bir yapıları var, Sülüklü Han’ın: hiyerarşileri yok, bahşişleri yok mesela. Kültür evi fikrini türeten arkadaş grubunun çalışması, şimdilerde bir müzik evi için uğraşıyorlar. İnsanların açığının her türlü insanı bir araya getirmek olduğu düşünülmüş, çıkış olarak. Hayatı eşitleyecek insanlara ihtiyaç var diyor çemberden Emin Yardım. Kuvayi Milliye ruhuyla Kürtlerin, Ermenilere saldırışından söz ediyor.  “En iyi perspektifi genişletmek, sosyal yapıyı düzeltmeden önce bunları düzeltelim. Hayatı güzel kılan olguları ve imgeleri barındıran, hayattan güzel imgeler toplayarak güzel olunur.” diyor. Emin Yardım, insanların elinde çakı olsa, silah yerine gitar olsa ne düşüneceğini, nasıl hissedeceğini bir düşünün, neler değişir diye ekliyor.

 

 

Büşra Akman

twitter.com/br_akman

 

Kategori: Yazarlar

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.